Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

ceza yargılamasında tanık tek başına yeterli bir delil midir?

Yanıt
Old 02-09-2009, 17:17   #1
limpid

 
İnceleme ceza yargılamasında tanık tek başına yeterli bir delil midir?

herkese merhabalar,

kafama takılan bir hususta değerli fikirlerinizi almak istedim. ceza yargılamasında tanıktan başka bir deliliniz yok. yani size yapılan olayı sadece tanıkla ispatlayabiliyorsunuz. burada şüphelinin ceza alması gibi bir durum olabilir mi? hayatın olğan akışı, mantık kuralları, tanık anlatımlarıyla hakim şüpheliye ceza verebilir mi? verirse ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır kuralı nasıl yorumlanır? bu konu ile ilgili elinde yargıtay kararı olan veya değerli görüşlerini benimle paylaşacak tüm meslektaşlara şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.
Old 02-09-2009, 18:14   #2
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Sayın ruhan;
Ceza yargılamasının amacı,maddi gerçeği araştırıp olayı aydınlatmaktır. Hukuka aykırı olmayan her şeyi delil olarak kullanılır ceza yargılamasında. Yani delil serbestliği ilkesi vardır. Tanık beyanları da maddi gerçeğe ulaşmak için serbest bir şekilde takdir edilen delillerdir. Fakat, tanık beyanı, delil olma açısından esasen zayıftır. Sanığın mahkumiyeti için hakimde tam kanaatin oluşması esas olduğundan tanık beyanları bu kanaati tek başına sağlamaya yetmez. Tanıkların sayısının birden fazla olması, dinlenmeden önce yemin etmeleri tanık beyanının bu niteliğini değiştiren durumlar değildir. Sonuç olarak hakimin takdir yetkisinde rol oynar tanık beyanları ama sadece tanık beyanlarına dayalı olarak cezaya hükmedilmesi mümkün değildir, tamamlayıcı ve mahkmede kanaat uyandırıcı delillerin varlığı gerekir. Saygılarımla..

--------------------------------------------------------------------------
YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 1993/6-79 K. 1993/108 T. 19.4.1993

• HIRSIZLIK ( Şüphe )

• ŞÜPHE ( Hırsızlık )

• DELİL YETERSİZLİĞİ ( Hırsızlık )

• SUÇUN SÜBUTU ŞARTI

765/m. 491/5

1412/m. 260/6

ÖZET : Sanığın çalmadığını beyan ederek, çalınan koçun bedelini ödemek suretiyle şikayetçi ile anlaşmayı kabul etmesi, yüklenilen suçu işlediğini kabule yeterli bir kanıt sayılmaz.
Ceza yargılamasında, şüphenin bulunduğu yerde, mahkumiyet kararından söz edilemez.
DAVA VE KARAR : Hırsızlık suçundan sanık Mehmet Uysal'ın T.C.Y.nın 491/5, 522. maddesı uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesince 14.3.1991 gün ve 217-34 sayı ile verilen hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen;
Yargıtay 6. Ceza Daireslnce 23.1.1992 gün ve 8501-487 sayı ile;
( Sanığın yüklenen suçu işlediğine dair kesin, inandırıcı ve hükümlülüğüne yeterli kamt bulunmadığı gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi ) isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme Ise 14.5.1992 gûn ve 46- 53 sayı ile; Tanık Halil İlbey'in beyanı ve bunu doğrulayan Müşerref İlbey'in anlatımı, sanığın çalınan koç bedelini ödemeyi kabul etmesi, koçun derisinin sanığa ait buğday yığınında elde edilmesı gibi kanıtlarla, sanığın üzerine yüklenen suçun sübuta erdiği, açıklaması ile önceki hükümde direnmıştir.
Bu hükümde, sanık ve Yerel C. SaVcısı tarafından süresinde temyiz edildiğinden dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "Bozma" isteklı 4.3.1993 gün ve 60784 sayılı tebliğnamesiyle, Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI:
İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındakı uyuşmazlık, sanığın üzerine yüklenen suçun sübuta erip ermediği hususundadır.
Dosyada var olan kanıtlara bakıldığında; Şikayetçi Halil Avcı; 16.7.1990 günlü şikayet dilekçesinde; "olayı görmediğini, Halil İlbey'in ağırından iki yaşındaki bir koçunun çalındığını, yaptığı takibe göre koçu sanığın çalarak kestiğini anladığını, koçun iç organlarını köye 150 metre uzaklıkta arpalıklar arasında bulduğunu, derisinin de sanığın ahırından çıktığını" belirtirken, hazırlık soruşturması sırasında jandarmadaki beyanında;"sanığın koçu götürdüğü sırada Halil İlbey tarafından görüldüğünü" duruşmada ise, "sanığın kendisi ile jandarma karakol komutanı ve Ahmet Acar adlı kişinin yanında sulh olmak isteğini" iddia etmiştir.
Sanık, aşamalarda "yüklenen suçu işlemediğini, buğday yığınında elde edilen deriyi harman yerindeki yığına kendisinin saklamadığını" savunmuştur.
Dinlenen tanıkların, sanığın koçu çaldığına ilişkin, kuşkudan uzak, inandırıcı ve yeterli bilgiye sahip olmadıkları anlaşılmıştır.
Sanığın, çalmadığını beyan ederek, koç bedelini ödemek suretıyle şikayetçiyle anlaşmayı kabul etmesi, sanığın yüklenen suçu işlediğini kabule yeterli bir kanıt sayılamaz.
Ceza Yargılamasının amacı hiç bir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada mantık yolunun izlenmesi gerekir. Gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır. Yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması, Ceza Yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır. Ceza Yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde, mahkumiyet kararından söz edilemez. Bu ılke evrenseldir.
0 halde, sanığın üzerine yüklenen suçtan cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandıncı kanıtlar elde edilemediğine göre direnme kararının bozulmasına karar vtirilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, sanık ve Yerel C. savcısının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, direnme kararının istem gibi ( BOZULMASINA ) oybirliğiyle karar verildi.
Old 03-09-2009, 11:03   #3
limpid

 
Varsayılan

sayın Engin,

değerli fikirleriniz için çok teşekkür ederim. esasında benim kafama takılan husus Yargıtay kararında da belirtildiği gibi amaç maddi gerçeğe mantık yoluyla ulaşmak. örneğin fabrikanızdaki bir aletii tamir için daha önce yanına gidip konuşup anlaştığınız tamirciye yolluyorsunuz. fakat sevk irsaliyesini sadece malı taşımakla görevlendirdiğiniz nakliyeci imzalıyor ama tamirci imzalamıyor. tamirci önce tamir ettiğini bir kaç güne malı teslim edeceğini söylüyor daha sonrada bana böyle bir şey teslim etmedinizki ispatlayın diyor. şimdi burda tanıktan başka malın faturası var elinizde belki birde telekomdan istenecek tamircinin defalarca arandığını ispatlayan döküm olacak. peki sizce bu kanıtlarla şüphelinin suçu ispatlanmış olacak mı? yoksa halen kuşkuludur diye şüpheden sanık mı yararlanacak?
bilemiyorum belki de çözümü çok kolay bir soruda takıldım ama cidden kafam karıştı
Old 03-09-2009, 16:29   #4
lawyer_721

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ruhan
sayın Engin,

değerli fikirleriniz için çok teşekkür ederim. esasında benim kafama takılan husus Yargıtay kararında da belirtildiği gibi amaç maddi gerçeğe mantık yoluyla ulaşmak. örneğin fabrikanızdaki bir aletii tamir için daha önce yanına gidip konuşup anlaştığınız tamirciye yolluyorsunuz. fakat sevk irsaliyesini sadece malı taşımakla görevlendirdiğiniz nakliyeci imzalıyor ama tamirci imzalamıyor. tamirci önce tamir ettiğini bir kaç güne malı teslim edeceğini söylüyor daha sonrada bana böyle bir şey teslim etmedinizki ispatlayın diyor. şimdi burda tanıktan başka malın faturası var elinizde belki birde telekomdan istenecek tamircinin defalarca arandığını ispatlayan döküm olacak. peki sizce bu kanıtlarla şüphelinin suçu ispatlanmış olacak mı? yoksa halen kuşkuludur diye şüpheden sanık mı yararlanacak?
bilemiyorum belki de çözümü çok kolay bir soruda takıldım ama cidden kafam karıştı
bence ispatlanmış olmaz. telefon kayıtları sadece "telefonla görüştüğünüze" kanıttır. malı teslim ettiğinize veya tamirciye yöneltilecek başka suçların işlendiğine kanıt değildir.
Old 03-09-2009, 16:47   #5
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Sayın lawyer721'in de belirttiği gibi, telefon görüşmeleri, başlı başına arada ticari bir ilişkinin mevcudiyetini ortaya koymak açısından yeterli değildir. Ayrıca bahsettiğiniz olayda "suç" yok ve dolayısıyla ceza yargılamasını gerektiren bir durum da söz konusu değil. Bu nedenle "şüpheli" ifadesi de kullanılamaz. Saygılarımla..
Old 03-09-2009, 17:56   #6
limpid

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Engin
Sayın lawyer721'in de belirttiği gibi, telefon görüşmeleri, başlı başına arada ticari bir ilişkinin mevcudiyetini ortaya koymak açısından yeterli değildir. Ayrıca bahsettiğiniz olayda "suç" yok ve dolayısıyla ceza yargılamasını gerektiren bir durum da söz konusu değil. Bu nedenle "şüpheli" ifadesi de kullanılamaz. Saygılarımla..

sayın Engin,

cevabınız için teşekkürler. bahsettiğimiz olayda neden suç yok bunu açıklayabilirmisiniz? bence ortada kanıtlanmaya çalışılan bir suç var. TCK madde:155/2.''Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.''
verilen örnek Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanmak suçunu oluşturur. sadece kanıtlanma noktasında ben takıldım daha doğrusu tanıkların beyanlarını destekleyen hangi deliller bana yardımcı olabilir onun kaygısındayım.
Old 03-09-2009, 18:01   #7
limpid

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan lawyer_721
bence ispatlanmış olmaz. telefon kayıtları sadece "telefonla görüştüğünüze" kanıttır. malı teslim ettiğinize veya tamirciye yöneltilecek başka suçların işlendiğine kanıt değildir.

sayın lawyer 721,
cevabınız için teşekkür ederim. haklısınız sadece telefonla görüştüğümüze kanıttır. fakat tanık beyanlarıyla da bu kişinin belli bir süreçte mesela 6 ayda defalarca belki de 50 kere aranması vs. birlikte değerlendirildiğinde bir şey ifade etmez mi?
Old 03-09-2009, 18:52   #8
yeditepelişehir

 
Varsayılan

Bence şüpheli dediğiniz kişinin belki de 50'den de fazla aranması pek birşey ifade etmez.Adam diyebilir ki ' beni defalarca aradı aynı şeyleri anlattı durdu,ilgim yok vs' ya da ' evet aradı ama çoğuna benim çırak baktı,aradı şarkı türkü söyledi vs vs' .Yani fazlaca aranmış olması somut bir fayda getirecek gibi görünmüyor bence.
Old 03-09-2009, 19:40   #9
limpid

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Fatih G
Bence şüpheli dediğiniz kişinin belki de 50'den de fazla aranması pek birşey ifade etmez.Adam diyebilir ki ' beni defalarca aradı aynı şeyleri anlattı durdu,ilgim yok vs' ya da ' evet aradı ama çoğuna benim çırak baktı,aradı şarkı türkü söyledi vs vs' .Yani fazlaca aranmış olması somut bir fayda getirecek gibi görünmüyor bence.

teşekkürler yanıtlarınız için bakalım hakim ne diyecek?
Old 10-01-2012, 17:09   #10
limpid

 
Varsayılan

bu davamda ceza çıktı ancak erteleme verdi hakim
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Telefon dinleme tek başına delil değil Av.Bülent AKÇADAĞ Hukuk Haberleri 9 28-01-2013 16:44
Ceza Yargılamasında Birden Fazla Ceza Artırım Sebebi uygulanabilir mi avmehmetkaramanli Meslektaşların Soruları 3 23-05-2008 10:51
şirketin cari hesabı tek başına alacağı ispatlamaya yeterli mi? avukat erdoğan Meslektaşların Soruları 1 29-02-2008 19:10
Yeterli delil ve İşkence Av.Tevfik TATAR Meslektaşların Soruları 8 07-06-2007 17:15


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05364394 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.