Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Üniversite Rektörlüğünün, Verdiği İlanda Belirttiği Şartları Farklı Yorumlaması Sonucunda Doğan Zarar

Yanıt
Old 28-03-2013, 15:18   #1
AV. İLKER VURAL

 
Varsayılan Üniversite Rektörlüğünün, Verdiği İlanda Belirttiği Şartları Farklı Yorumlaması Sonucunda Doğan Zarar

1 – ) Araştırma görevlisi yetiştirmek amacı ile YÖK tarafından merkezi atama sistemi kapsamında ÖYP (Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı) usulü uygulanmaktadır.
Bu usule göre, Üniversite Rektörlükleri araştırma görevlisi alımına ihtiyaç duyduklarında, istedikleri araştırma görevlisi adaylarının nitelik ve niceliklerini gösteren ilanları YÖK'e bildirmekte, YÖK'te bu ilanları kendi internet sitesinde yayınlamaktadır.

2 – ) Yukarıda belirttiğim usule göre, X Üniversitesi Rektörlüğü'nün araştırma görevlisi alımına dair ilanı YÖK'ün internet sitesinde yayınlanmıştır.
Bu ilanda adaylarda aranacak özellikler belirtilmiştir. Bu özelliklerden biri de KAMU YÖNETİMİ MEZUNU OLUP HUKUK BİLİMLERİNDE YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAKTIR.

3 – ) Kamu yönetimi mezunu olan ve kamu hukuku dalında yüksek lisans yapan müvekkilim ilanda belirtilen şartları taşıdığı düşüncesi ile bu programa başvurmuştur.

4 – ) Müvekkilimin bu başvurusunun sonucu, YÖK'ün internet sitesinde açıklanmıştır. YÖK'ün sonuç açıklaması : KAZANDINIZ. Aşağıda belirtilen belgeleri X Üniversitesi Rektörlüğü'ne teslim ediniz şeklinde olmuştur.

5 – ) Müvekkilim belirtilen belgeleri süresi içerisinde, X Üniversitesi Rektörlüğü'ne eksiksiz olarak teslim etmiştir.
Bu belgeleri değerlendirme yetkisi kendisinde olan X Üniversitesi Rektörlüğü, müvekkilime verdiği cevapta, ÖZEL HUKUK alanında yüksek lisans yapılmadığı gerekçesiyle başvuruyu red ettiğini bildirmiştir.

6 – ) Yukarıda da belirttiğim üzere X Üniversitesi Rektörlüğü'nün ilanında aranan koşul ''HUKUK BİLİMLERİNDE YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK'' şeklindedir. YANİ İLANDA ÖZEL HUKUK VEYA KAMU HUKUKU ALANINDA YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK AYRIMI YAPILMAMIŞTIR.
Buna benzer olarak Y Üniversitesi Rektörlüğü de aynı şekilde Hukuk Bilimlerinde yüksek lisans yapmış olma şartını aramış ve kamu hukuku alanında yüksek lisans yapmış olan adayları kabul etmiştir.

7 – ) X Üniversitesi Rektörlüğü'nün ilanına güvenerek başvurusunu yapan ve bu başvurusu red şeklinde sonuçlandırılan müvekkilim, bir sonraki sınava kadar bekleyecek, bir sonraki sınavda puanı %10 oranında eksik olarak hesaplacak, mevzuatın kendisine tanımış olduğu yabancı dil kursundan mahrum kalacak ve bu sebeplerle zarara uğrayacaktır.

8 – ) Rektörlüğün ''HUKUK BİLİMLERİNDE YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK'' ibaresindeki 'HUKUK BİLİMLERİ' ifadesini, özel hukuk veya kamu hukuku alanlarında olarak ayırmamış olması, yüksek lisansın özel/kamu hukuku ayrımı olmaksızın yapılmış olmasının yeterli olacağı şeklinde yorumlanabilir mi?
Rektörlüğün, verdiği bu ilanda HUKUK BİLİMLERİNDE YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK ŞARTINI ARADIKTAN SONRA, kamu hukuku alanında yüksek lisans yapan müvekkilime, 'BİZ ÖZEL HUKUK ALANINDA YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK ŞARTINI ARIYORUZ.' şeklinde cevap vermesi ve bunun sonucunda müvekkilimin zarara uğraması idarenin sorumluluğunu gerektirir mi?
İdarenin sorumluluğu doğar cevabı verilebilirse hangi yasal yollara başvururak hangi sonuçlar elde edilebilir?
Saygılarımla.
Old 28-03-2013, 15:30   #2
Av. Özge Çavuş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan AV. İLKER VURAL
1 – ) Araştırma görevlisi yetiştirmek amacı ile YÖK tarafından merkezi atama sistemi kapsamında ÖYP (Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı) usulü uygulanmaktadır.
Bu usule göre, Üniversite Rektörlükleri araştırma görevlisi alımına ihtiyaç duyduklarında, istedikleri araştırma görevlisi adaylarının nitelik ve niceliklerini gösteren ilanları YÖK'e bildirmekte, YÖK'te bu ilanları kendi internet sitesinde yayınlamaktadır.

2 – ) Yukarıda belirttiğim usule göre, X Üniversitesi Rektörlüğü'nün araştırma görevlisi alımına dair ilanı YÖK'ün internet sitesinde yayınlanmıştır.
Bu ilanda adaylarda aranacak özellikler belirtilmiştir. Bu özelliklerden biri de KAMU YÖNETİMİ MEZUNU OLUP HUKUK BİLİMLERİNDE YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAKTIR.

3 – ) Kamu yönetimi mezunu olan ve kamu hukuku dalında yüksek lisans yapan müvekkilim ilanda belirtilen şartları taşıdığı düşüncesi ile bu programa başvurmuştur.

4 – ) Müvekkilimin bu başvurusunun sonucu, YÖK'ün internet sitesinde açıklanmıştır. YÖK'ün sonuç açıklaması : KAZANDINIZ. Aşağıda belirtilen belgeleri X Üniversitesi Rektörlüğü'ne teslim ediniz şeklinde olmuştur.

5 – ) Müvekkilim belirtilen belgeleri süresi içerisinde, X Üniversitesi Rektörlüğü'ne eksiksiz olarak teslim etmiştir.
Bu belgeleri değerlendirme yetkisi kendisinde olan X Üniversitesi Rektörlüğü, müvekkilime verdiği cevapta, ÖZEL HUKUK alanında yüksek lisans yapılmadığı gerekçesiyle başvuruyu red ettiğini bildirmiştir.

6 – ) Yukarıda da belirttiğim üzere X Üniversitesi Rektörlüğü'nün ilanında aranan koşul ''HUKUK BİLİMLERİNDE YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK'' şeklindedir. YANİ İLANDA ÖZEL HUKUK VEYA KAMU HUKUKU ALANINDA YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK AYRIMI YAPILMAMIŞTIR.
Buna benzer olarak Y Üniversitesi Rektörlüğü de aynı şekilde Hukuk Bilimlerinde yüksek lisans yapmış olma şartını aramış ve kamu hukuku alanında yüksek lisans yapmış olan adayları kabul etmiştir.

7 – ) X Üniversitesi Rektörlüğü'nün ilanına güvenerek başvurusunu yapan ve bu başvurusu red şeklinde sonuçlandırılan müvekkilim, bir sonraki sınava kadar bekleyecek, bir sonraki sınavda puanı %10 oranında eksik olarak hesaplacak, mevzuatın kendisine tanımış olduğu yabancı dil kursundan mahrum kalacak ve bu sebeplerle zarara uğrayacaktır.

8 – ) Rektörlüğün ''HUKUK BİLİMLERİNDE YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK'' ibaresindeki 'HUKUK BİLİMLERİ' ifadesini, özel hukuk veya kamu hukuku alanlarında olarak ayırmamış olması, yüksek lisansın özel/kamu hukuku ayrımı olmaksızın yapılmış olmasının yeterli olacağı şeklinde yorumlanabilir mi?
Rektörlüğün, verdiği bu ilanda HUKUK BİLİMLERİNDE YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK ŞARTINI ARADIKTAN SONRA, kamu hukuku alanında yüksek lisans yapan müvekkilime, 'BİZ ÖZEL HUKUK ALANINDA YÜKSEK LİSANS YAPMIŞ OLMAK ŞARTINI ARIYORUZ.' şeklinde cevap vermesi ve bunun sonucunda müvekkilimin zarara uğraması idarenin sorumluluğunu gerektirir mi?
İdarenin sorumluluğu doğar cevabı verilebilirse hangi yasal yollara başvururak hangi sonuçlar elde edilebilir?
Saygılarımla.

Rektörlük muhtemelen alacağı adayı zaten belirlemiş ancak usulen YÖK sitesinde ilan vermiş gibi görünüyor. Adayların değerlendirme süreci hakkında bilgi sahibi değilim (YÖK mü değerlendirip sonunu Rektörlüğe bildiriyor, yoksa tam tersi mi) ancak bir şekilde durum Rektörlük kontrolünden çıkınca da bu bahaneyi bulmuşlar. Bu da kabul edilmez ise " Biz adının 3. harfi "r" olanları arıyorduk" gibi başka bir bahane de bulabilirler sanıyorum.

Yapacağınız şey Rektörlük aleyhine idari işlemin iptali ve tam yargı davası açmaktır.
Old 28-03-2013, 15:38   #3
Av. Özge Çavuş

 
Varsayılan

Ayrıca eğer ki rektörlük kapsam dahilinde ise "kamu görevlileri etik sözleşmesi"ne aykırı hareketten Kamu Görevlileri Etik Kurulu'na başvuruda bulunabilirsiniz.

http://mevzuat.meb.gov.tr/html/25785_0.html
Old 28-03-2013, 16:46   #4
Lpolat

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım öncelikle başvurunun reddi idari merci tacavüzü şartı açısından yeterlidir. Bu durumda direk idare mahkemesinde alınmama işleminin iptali için dava açabilirsiniz.
Bunun yanında idareye karşı tazminat davası da açabilirsiniz. Aşağıdaki karar umarım size yardımcı olur


T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/1037

K. 2011/12613

T. 29.11.2011

• MANEVİ TAZMİNAT ( Kamu Görevlilerinin İnceleme ve Soruşturma Görevini Özensiz ve Kurallara Uygun Olmayan Biçimde Yaptıkları İddiası – Kamu Görevlisinin Aleyhine Değil Ancak Kamu İdaresi Aleyhine Dava Açılabileceği )

• HİZMET KUSURU ( Kamu Görevlilerinin veya Bunların Kullandıkları Araç ve Gereçlerin Kusur İhmal ve Hatalarından Dolayı Kamu Hizmetinin Yerine Getirildiği Sırada Kişilerin Zarar Görmesi Halinde Meydana Gelen Kusur – Bunlardan Doğan Tazminat Davalarında Kamu İdaresi Aleyhine Dava Açılacağı )

• KAMU GÖREVLİSİNİN İNCELEME VE SORUŞTURMA GÖREVİ ( Özensiz ve Kurallara Uygun Olmayan Biçimde Yaptıkları İddiasıyla Bunlara Karşı Açılan Manevi Tazminat Davası – Hizmet Kusurundan Kaynaklanan Tazminat Davalarında İdare Aleyhine Dava Açılması Gerektiğinden Davanın Reddedileceği )

• HUSUMET ( Kamu Görevlilerinin İnceleme ve Soruşturma Görevini Özensiz ve Kurallara Uygun Olmayan Biçimde Yaptıkları İddiasıyla Kamu Görevlilerine Karşı Manevi Tazminat Davası – Kamu İdaresi Aleyhine Dava Açılması Gerektiğinden Davanın Husumetten Reddi )

2709/m.129/5

657/m.13

818/m.41/1

ÖZET : Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan manevi tazminat davasıdır. Kamu görevlilerinin veya bunların kullandıkları araç ve gereçlerin kusur, ihmal ve hatalarından dolayı kamu hizmetinin yerine getirildiği sırada kişilerin zarar görmesi halinde meydana gelecek kusur kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bunlardan doğan tazminat davalarında kamu görevlileri aleyhine değil ancak kamu idaresi aleyhine dava açılabilir. Davalı kamu görevlilerinin, inceleme ve soruşturma görevini özensiz ve kurallara uygun olmayan biçimde yaptıkları iddiasıyla tazminat istendiğine göre, dava husumetten reddedilmelidir.
DAVA : Dava, kamu görevlisi olan davacı hakkındaki bir şikayeti incelemek üzere görevlendirilen davalıların gizliliğe ve kurallarına uygun olmayan biçimde inceleme ve soruşturma yaparak aleyhine rapor düzenledikleri iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece işin esası incelenerek davanın reddine karar verilip ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir:
KARAR : Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri aleyhine açtıkları tazminat davasıdır.
Sorun, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken, kişilerin zarar görmesi halinde, zarar görenin kamu görevlisinin şahsına karşı açtığı davada, kamu görevlisinin hizmet kusurundan ayrılabilen kişisel kastı ve kusurunun araştırılmasına gerek olup olmadığı ve netice itibariyle davanın esastan mı yoksa husumetten mi reddine veya kabulüne karar verileceği ve bu konuda yorum yolu ile sonuca ulaşmanın ve uygulama yapmanın mümkün olup olmadığına ilişkindir.
Bu durumda, kamu görevlisinin görevini yaparken kusurlu davranışta bulunmasının hizmet kusuru mu yoksa hizmetten ayrılabilen kişisel kusuru mu olacağının tespiti gerekmektedir. Kamu kurumları kamu hizmeti yaparlar. Ancak kamu kurumları tüzel kişilik olduklarından ve bu kişilik maddi değil soyut bir kişilik olduğundan, kamu hizmetini bizzat yerine getiremezler. Kamu hizmeti, gerçek kişi konumunda olan kamu görevlileri ve bunların kullandıkları araç ve gereçlerle yerine getirilir. Bunun sonucu olarak, kamu görevlilerinin veya bunların kullandıkları araç ve gereçlerin kusur, ihmal ve hatalarından dolayı kamu hizmetinin yerine getirildiği sırada kişilerin zarar görmesi halinde meydana gelecek kusur kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Burada, kamu görevlisinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusurundan bahsetmek kesinlikle mümkün değildir. Kamu görevlisinin buradaki kusuru hizmet kusurunu oluşturur.
Hizmetten ayrılabilen kişisel kusur ise kamu hizmeti ile ilgisi olmayan kamu görevlisinin özel hayatı ile tamamen özel tutum ve davranışlarından kaynaklanan bir kusurdur.
Konunun iyi anlaşılabilmesi için örnek vermek gerekirse:
Sabahleyin aracı ile kamu hizmetini yapmak için çalıştığı hastaneye gelen doktorun, aracını park ederken kendisinden önce tedavi olmak için hastaneye gelmiş olan bir hastanın aracına çarpıp zarar vermesi halinde bu, doktorun kamu hizmetiyle alakalı olmayan kişisel kusurudur. Aynı doktorun aracını park ettikten, hastanedeki poliklinik odasına girdikten sonra görevi olan sağlık hizmeti ile ilgili yaptığı ( teşhis, tedavi ve ameliyat gibi ) eylemlerde bir kusur olursa bu kusur hizmet kusurudur.
Yukarıda açıklanan sorun konusunda sağlıklı bir sonuca ulaşmak için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeleri incelememiz gerekir.
Anayasanın 129/5 maddesinde: memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ( görevlerini yaparken ) işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları rücu edilmek kaydıyla kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine dava açılabilir.
657 sayılı Devlet Memurları Yasasının ( kişilerin uğradıkları zararlar başlıklı ) 13. maddesinde: kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil ilgili kurum aleyhine dava açarlar.
Borçlar Yasasının ( Haksız muamelelerden doğan borçlar başlıklı ) 41/1 maddesinde: gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs o zararın tazminine mecburdur.
Anayasanın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesinin Borçlar Yasasının 41/1 maddesi ışığında yorumlayarak kamu görevlileri aleyhine kişisel kast ve kusurlarının varlığı halinde Adli Yargı’da dava açılabileceğinin kabulü mümkün değildir. Zira: Borçlar Yasası’nın 41/1 maddesi genel bir hüküm olup, yine genel olarak ‘‘zarar ika eden şahsı’‘ esas almış olup, kamu görevlisi veya memurdan bahsetmemektedir.
Bir konuda hem genel hüküm hem de özel hüküm varsa, o takdirde özel hükümlere üstünlük verilerek uygulama yapılması hukukun temel prensiplerindendir.
Yakarıda açıklanan Anayasanın 129/5 ile 657 Devlet Memurlara Yasasının 13. maddesi karşısında Borçlar Yasası’nın 41/1 maddesi esas alınarak kamu görevlilerinin kast ve kusurlarından dolayı kamu görevlileri aleyhine dava açılabileceğinin yorum yoluyla kabul edilmesi de mümkün değildir.
Anayasa’nın 129/5 maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi, yorum gerektirmeyecek kadar açık, net ve amirdir. Diğer yandan yasalar iptal edilmekçe veya değiştirilmedikçe yürürlüktedir. Ve mevcut hükümleri ile uygulanmaları gerekir. Yargı, uygulamaları ve bir kısım sosyal ihtiyaçlar nedeni ile yasaların yetersizliği veya değiştirilmesi gerektiği düşünce ve kanaatinde olsa dahi, yorum yolu ile yürürlükteki Anayasa ve yasa maddelerini uygulamayarak atıl bırakamaz. Yorum yolu ile Anayasa ve Yasalara aykırı uygulama yapamaz ve karar veremez. İhtiyaç varsa yeni yasal düzenlemeler yapılabilir. Ve yasal düzenleme yapma yetki ve görevi T.B.M.M.’ne aittir.
Sonuç olarak kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kasıtlarından ve kusurlarından dolayı doğan tazminat davalarında kamu görevlilerinin aleyhine değil ancak kamu idaresi aleyhine dava açılabileceğinin kabulü gerekir.
Nitekim yukarıda söz edilen mevzuat hükümleri doğrultusunda 14/09/1983 tarih 1980/4-1714, 1983/803 Karar sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da bu görüş benimsenmektedir.
Davaya konu edilen olayda davalı kamu görevlilerinin, inceleme ve soruşturma görevini özensiz ve kurallara uygun olmayan biçimde yaptıkları iddiasıyla tazminat istendiğine göre, davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemenin bu yön üzerinde durmayarak işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde karar vermesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 29.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY :
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki hu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamaları ve Hukuk Genel Kurulu’nun 15.11.2000 gün ve E:2001/4-1650; K:2000/1690, 26/09/2001 gün ve E:2001/4-595 K:2001/643, 29.03.2006 gün ve E:2006/4-86 K:2006/111; 17/10/2007 gün ve E:2007/4-640 K:2007/725; 31.10.2007 gün ve E:2007/4-800 K:2007/797; 20/02/2008 gün ve E:2008/4-156 K:2008/140 sayılı ilamlarında aynı ilkenin benimsenmiş olmasına göre davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği şeklinde çoğunluğun bozma nedenine katılmıyoruz.
Old 29-03-2013, 16:37   #5
Av. Kübra İSLAMOĞLU BAYER

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Özge Çavuş
Rektörlük muhtemelen alacağı adayı zaten belirlemiş ancak usulen YÖK sitesinde ilan vermiş gibi görünüyor. Adayların değerlendirme süreci hakkında bilgi sahibi değilim (YÖK mü değerlendirip sonunu Rektörlüğe bildiriyor, yoksa tam tersi mi) ancak bir şekilde durum Rektörlük kontrolünden çıkınca da bu bahaneyi bulmuşlar. Bu da kabul edilmez ise " Biz adının 3. harfi "r" olanları arıyorduk" gibi başka bir bahane de bulabilirler sanıyorum.

Yapacağınız şey Rektörlük aleyhine idari işlemin iptali ve tam yargı davası açmaktır.

Özge Hanım,

ÖYP'de ALES, diploma ve yabancı dil notunun belli oranlarda ortalaması alınıyor ve merkezi sistemden başvuru yapılıyor. Bu nedenle Rektörlüğün nokta atışı yapma imkanı biraz kısıtlı
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yapılan ihalenin iptali sonucunda doğan zarardan sorumluluk kezzy Meslektaşların Soruları 4 12-07-2011 16:28
komşunun verdiği zarar av.yağmur deniz Meslektaşların Soruları 3 13-01-2011 14:42
karayolları tarafından yapılan yol yükseltilmesi sonucunda zarar tazmin edilebilir mi avukat_selcuk_bey Meslektaşların Soruları 3 21-01-2010 00:20
Devlet Hastanesinde Taşeron Firma Personelinin Verdiği Sağlık Hizmetinden Doğan Zarar AV.ZAFER KAZAN Meslektaşların Soruları 5 27-02-2007 16:38


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04235792 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.