Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Soruları Hukukçu olmayan üyelerimizin hukukla ilgili sorularına ayrılmış iletişim alanı. Lütfen Dikkat : THS bir hukuki danışmanlık sitesi değildir ve bu foruma da "hukuki danışma" niteliği taşıyan sorular yöneltilemez. Alanda soru sormadan önce lütfen Hukuk Soruları Alanı Kural ve İlkelerimizi okuyunuz.

geçersiz sözleşmeye dayanarak devredilen malın satıcısı tarafından çalınması

Yanıt
Old 24-02-2009, 18:24   #1
lehdar

 
Varsayılan geçersiz sözleşmeye dayanarak devredilen malın satıcısı tarafından çalınması

merhabalar,
duyduğum bir olayın çıkış noktası ne olurdu diye merak ediyorum. kişi kendisine ait bir taşıtı bir diğer kişiyle remi şekle uymaksızın(TTK m.20/d) devrediyor. karşılığı olan bedeli de alıyor. ancak resmi olarak devir işlemini gerçekleştirmiyorlar. satıcı bunun kendisi için sorun olabileceğini derhal devralmasını, alıcı ise maddi durumunun iyi olmadığını resmi işlemleri yaptıramayacağını söylüyor. bu doğrultuda tartışıyorlar ve satıcı kendisinde bulunan yedek anahtarla taşıtı bir gün alıcının evinin önünden gizlice alıyor. alıcı savcılığa suç duyurusunda bulunuyor ve alıcı ifadesinde herşeyi ikrar edip, taşıtı alma sebebinin alıcıyı resmi işleme zorlamak olduğunu söylüyor. çıkışta da taşıtı alıcıya iade ediyor. savcılık hırsızlık suçu iddiasıyla dava açıyor.

ben hırsızlık suçunun "başkasına ait mal" ı almak unsuru ile "menfaat sağlamak amacıyla" almak unsurlarının gerçekleşmediğini düşündümse de birinci unsur açısından yargıtayın görüşünün farklı olduğunu duydum. bence hırsızlık suçunda, mülkiyet özel hukuka göre belirleneceğine ve geçersiz sözleşme mülkiyeti geçirmeyeceğine göre hırsızlık suçunun unsurları gerçekleşmemiş olmak gerekir.

konu hakkında bilgisi olanların bilgisini rica ediyorum.
Old 24-02-2009, 19:18   #2
arbitrator

 
Varsayılan

TCK.141/1
"Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir".

Somut olayda mülkiyeti geçiren usulüne uygun bir sözleşme yok ise de, aracın teslimi ve bedelinin alınması ile zilyetlik, alıcıya geçmiştir.

Hırsızlık suçunun oluşması için "malik olmak" değil, "zilyet olmak" gerektiğinden, hırsızlık suçunun oluştuğunu düşünüyorum.
Saygılar sunarım.
Old 06-03-2009, 13:08   #3
lehdar

 
Varsayılan

Ancak suçun koruduğu menfaat ile suçun unsurları farklı konular olup, menfaatin ihali gerçekleşmiş ise de diğer unsurlar gerçekleşmemiş ise suç oluşmayacaktır.
burada "başkasına ait mal" başlı başına bir unsurdur ve "başkasına ait olma" pek tabiidir ki özel hukuka göre belirlenecektir.
Hatta korunan menfaat de tartışmalıdır ve bir kısım yazarla ve yargıtay korunan menfaatin zilyetlik olduğunu bir kısım ise hem zilyetlik hem de mülkiyet olduğunu söylüyor. Zilyetlik olduğunu savunan yazarlardan(Faruk Erem, Toroslu gibi) Nevzat Toroslu açıkça mülkiyet unsurunun özel hukuka göre belirleneceğini söylüyor. Elimdeki bir kararda da yargıtay mülkiyeti Medeni Kanun Hükümlerine göre tespit edileceğini söylüyor.
Bu halde geçersiz sözleşme, sonuçlarını doğurmayacağından ve MK ya göre taşınır mülkiyetinin intikali için anlaşma + teslim gerktiği düşünüldüğünde geçersiz anlaşma eksiklik yaratacak ve mülkiyet intikal etmeyecektir. Taşıt satışı ise Karayolları Trafik Kanununa göre noter eliyle yapılmalı yoksa "geçersiz"dir.
Bu halde mülkiyet alıcıya intikal etmediğinden, malik hala satıcıdır. Bunun sonucu da failin aldığı mal başkasına ait değildir.
Bence tartışılması gereken ceza hukukunda suçun unsurları konusunda ne kadar katı olunacağıdır. Kanunilik ilkesi gereği de unsurlar konusunda katı davranılmalıdır.
Benim görüşüm yukarıdaki gerekçelerle suçun unsurlarının gerçekleşmediğidir.
Old 09-03-2009, 21:34   #4
cgrnsl

 
Varsayılan

'Başkasına ait malı' unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği (yani mülkiyetin alıcıya geçip geçmemesi sorunu) kovuşturmada bekletici sorun yapılabilir ve hukuk mahkemesinden gelecek karara göre hareket edilebilir.En nihayetinde hukuk mahkemesi, dürüstlük kuralı gereğince şekle uygunsuzluğun ileri sürülemeyeceği düşüncesinde olup sözleşmenin kurulduğuna hükmedebilir.Benim dikkati çekmek istediğim husus, hırsızlık suçunun 'kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadı' unsurudur.Acaba somut olayda satıcının amacı olan alıcıyı resmi devir işlemlerini yapmasanı sağlamak, kanunda kastedilen yarar sağlama maksadını karşılamakta mıdır??
Old 10-03-2009, 19:59   #5
lehdar

 
Varsayılan

bir kere kişiler aksi belirtilmedikçe borçlarını bizzat ifa etmek zorunda değillerdir. A'nın babası şirkete kefil olmuştur, şirket borcunu ödemeyincede borç A nın oğlu tarafından ödenmiştir. Özel başkaca durum yok ise A kredi borcunu babasının adına ödemektedir. sonuçta borç, borçlu tarafından değil, kefil tarafından ödenmiş sayılmalıdır.
kefil, bor muacceliyet kazandığı anda borcu ödemeye hak kazanır(BK m.501). bunun için icra takibi başlatılmasının, dava açılmasının beklenmesine gerek yoktur. Hatta kefil in borcunu erken ödemesine dahi bir engel yoktur(BK m.491 in mefhumu muhalif yorumu). tabii bu sebeple bir zarar ortaya çıkarsa bundan sorumlu olur.
kefil tarafından borcun ödenmesi ve bu meblağın rücu edilmesi kefalet sözleşmesi dayandığından, 10 yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre ödemenin yapıldığı tarihten başlar. kefaletteki ödeme temerrüd sebebiyle doğan fazla ödemeleri de kapsar. ancak burada A kendi nam ve hesabına ödeme yaptığını iddia ederse, bir sözleşme ilişkisi olmadığı için alacak, sebepsiz zenginleşmeye dayanır ve 1 yıllık zamanaşımına tabi olur. zamanaşımını kesen ve durduran sebeplere bakmanızı öneririm.
borç sona erdiğine göre, ipotek sözleşmesinde başkaca da hüküm yoksa ipoteğin kaldırılmasını talep edebilirsiniz. ancak bankaların yaptığı sözleşmelerde genelde "taraflar arasında doğmuş ve doğacak tüm borçlar için işbu ippotek tesis edilmiştir" "bu ipotek taraflar arasındaki tüm alacaklara teminat niteliğindedir" gibi ifadeler yer alır. kanun buna izin verdiğinden şirketin bankaya başka herhangi bir borcu varsa ipoteğin kaldırılmasına rıza göstermezler.

A, B ve Şirketin taraf olduğu sözleşmeye A nın babası taraf mı? buna göre konu farklı cevaba gidebilirse de;söz konusu şirket anonim ise unutmayın ki yöneticilerin ortakların şirket ile sözleşme yapmaları yasaktır(TK m.334). yapılan sözleşme geçersizdir. hakim türk kanunlarını resen uygulayacağından böyle bir sözleşmenin geçersizliğine de resen hükmetmelidir(yargıtayı'ın istikrar kazanmış görüşüdür. bu durum çeklere de etki edecektir. konunun limited şirketler için durumu nedir bilmiyorum. kanun açıkça böyle bir yasaktan bahsetmiyor. burada yapılan sözleşme geçerli ise ona istinaden ödemeyi yapanlar dava açabilirler. fakat bu sözleşme geçersiz kabul edilirse, bir taraf diğer taraf hesabına ve geçersiz sözleşmeye istinaden ödeme yapmış ise burada sebepsiz zenginleşme söz konusu olur ve yine iade talebi söz konusu olur. zamanaşımı ise bir tarafın edimini yerine getirmekten kaçındığı, veya kaçınacağının anlaşıldığı tarihten başlar.
Diye düşünüyorum.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Resmi Satışı Yapılmayan Aracın Ruhsat Sahibi Tarafından Çalınması külekçi Meslektaşların Soruları 9 22-02-2012 14:58
feshedilen sözleşmeye dayanarak yapılan takip kadirkumbasar Meslektaşların Soruları 2 12-09-2008 17:39
Paydaş malik olunan malın çalınması Av. Ş. Sevi Meslektaşların Soruları 4 13-02-2008 17:37
Boş çek koçanlarının çalınması AV.SERTANn Meslektaşların Soruları 8 07-01-2008 23:17
sebepsiz zenginleşme mi, sözleşmeye dayanarak rücu mu? ISTANAZ Meslektaşların Soruları 4 31-12-2007 10:40


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03935599 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.