Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

hukuk fakültesi öğrencisinin kendini avukat gibi tanıtması

Yanıt
Old 19-01-2012, 19:10   #1
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan hukuk fakültesi öğrencisinin kendini avukat gibi tanıtması

öncelikle herkese iyi çalışmalar. hukuk fakültesi öğrencisi A, kendisini avukat olarak tanıtıp avukat B nin yanında maaşlı olarak çalışmaya başlar. (avukat B diploma, ruhsat, kimlik vs sormaz). yetki belgesi ile 8--10 ay boyunca icra işleri yapar ve yaklaşık 900 evrağa imza atar. avukat B, A ya vekaletname çıkarmak isteyince de kendisinin avukat olmadığını söyler ve şikayet üzerine tutuklanır.
bu olayda "resmi belgede sahtecilik, kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi ve resmi belgeyi yalan beyanla düzenletmek" suçlarını tartışmak istiyorum.

ayrıca avukatların icra takibi için hazırladıkları takip talebi ve diğer talepler "resmi belge midir?"

aldatma kabiliyeti olmayan bu davranış sebebiyle A hangi suçları işlemiştir?

cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
Old 19-01-2012, 20:25   #2
kazimdeniz

 
Varsayılan

1-TCK madde 157Dolandırıcılık(şikayetçi veya üçüncü şahıslara maddi zarar verilmişse veya kendi maddi menfaat sağlamışsa -olayımızda düzenli olarak haketmediği halde avukat maaşı almıştır-)
2-TCK madde 207 özel evrakta sahtecilik (Avukatlık kamu hizmeti vasfında olduğundan ancak kamu görevlisi -memur-olmadığından ve olayımızda yetkisiz bir şahıs tarafından düzenlenip bu evsaftaki evrak aylarca adliyelerde kullanıldığından )
Old 20-01-2012, 08:07   #3
Cumhur Okyay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan YAHYA ÜNALDI
öncelikle herkese iyi çalışmalar. hukuk fakültesi öğrencisi A, kendisini avukat olarak tanıtıp avukat B nin yanında maaşlı olarak çalışmaya başlar. (avukat B diploma, ruhsat, kimlik vs sormaz). yetki belgesi ile 8--10 ay boyunca icra işleri yapar ve yaklaşık 900 evrağa imza atar. avukat B, A ya vekaletname çıkarmak isteyince de kendisinin avukat olmadığını söyler ve şikayet üzerine tutuklanır.
bu olayda "resmi belgede sahtecilik, kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi ve resmi belgeyi yalan beyanla düzenletmek" suçlarını tartışmak istiyorum.

ayrıca avukatların icra takibi için hazırladıkları takip talebi ve diğer talepler "resmi belge midir?"

aldatma kabiliyeti olmayan bu davranış sebebiyle A hangi suçları işlemiştir?

cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.

Avukatlık Kanununa aykırılıktan başka bir suça vücut vermez.
Old 20-01-2012, 08:31   #4
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan

Ben de öyle düşünüyorum çünkü değerlendirilebilecek en yakın madde TCK 262 yani kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi olarak görülüyor. kaldı ki telefonda kendini polis olarak tanıtıp kontor ve para menfaati sağlayanlara bile bazı savcılıklar tarafından "yapılan hareketin aldatma kabiliyeti olmadığı, en ufak bir araştırmayla dahi öğrenilebilecek şekilde olduğu" gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlanmıştır.
Old 20-01-2012, 08:37   #5
Cumhur Okyay

 
Varsayılan

Öte yanda, Avukat Beye/Hanıma' da sorarlar; hayrola, sen ne yaptın böyle diye.
Old 20-01-2012, 13:12   #6
JACELYN

 
Varsayılan

Üstat C OKYAY'a katılıyorum, bence de TCK anlamında suç yok, tutuklama kararı da yanlış. sadece avukatlık kanununa aykırılık var
Old 20-01-2012, 16:14   #7
ilhan13

 
Varsayılan

Sayın Yahya ÜNALDI,

Müşteki Avukat B şüpheliye ne kadar maaş ödüyormuş?? Bilginiz var mı?
Old 20-01-2012, 18:03   #8
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan

iddianame hazırlanmış bugün. resmi belgede sahtecilikten. bu arada asgari ücretten maaş ödeniyormuş ve mayıs ayından beri sigortası varmış.
Old 20-01-2012, 18:33   #9
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan

resmi belgede sahtecilik suçu bu olayda nasıl oluşur acaba? bu arkadaş yanında çalıştığı avukat tarafından verilen yetki belgesi ile hareket etmiştir. bu anlamda resmi belgeyi (avukat olmadığı halde avukat A ya yetki vererek sahte belge düzenleyen) düzenleyen gerçek avukat değil midir? yada icrada reddiyat makbuzu keserken gerçekte avukat olmayan birine avukatmış gibi reddiyatta isim açıp imzalatan icra müdürü resmi belgeyi sahte olarak düzenlemiş sayılmaz mı? gerçek avukat ve icra müdürü biz onu avukat sanmıştık diyerek işten sıyrılabilir mi?
Old 20-01-2012, 19:25   #10
criminal

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan YAHYA ÜNALDI
resmi belgede sahtecilik suçu bu olayda nasıl oluşur acaba? bu arkadaş yanında çalıştığı avukat tarafından verilen yetki belgesi ile hareket etmiştir. bu anlamda resmi belgeyi (avukat olmadığı halde avukat A ya yetki vererek sahte belge düzenleyen) düzenleyen gerçek avukat değil midir? yada icrada reddiyat makbuzu keserken gerçekte avukat olmayan birine avukatmış gibi reddiyatta isim açıp imzalatan icra müdürü resmi belgeyi sahte olarak düzenlemiş sayılmaz mı? gerçek avukat ve icra müdürü biz onu avukat sanmıştık diyerek işten sıyrılabilir mi?
Sayın Ünaldı güzel yakalamış püf noktasını.Şüpheli; avukat tarafından gerçeğe aykırı düzenlenen belgeyi kullanmış oluyor bu durumda .öte yandan yetkiyi veren meslektaşımız yetkili kılınan kişi için yetki belgesine sicil numarası yazmadı mı,yazdıysa bunun sahihliğini hiç mi araştırmadı.
Old 21-01-2012, 11:07   #11
ilhan13

 
Varsayılan

Bana kalırsa olayda suçun manevi unsuru bulunmamaktadır. Hiç bir hukuk öğrencisi, asgari ücret için böyle bir yola başvurmaz ve geleceğini bu ücret için karartmaz. Nihayetinde hukuk öğrencileri bile bir hukuk bürosunda çalıştığında asgari 500 TL maaş alıyor, 200 TL için çocuk neden böyle bir riske girsin ki??? Bence olayda yanlış anlaşılma söz konusu olabilir. Eğer böyle bir şey söz konusuysa olayda yanlış anlaşılmaya kusuruyla sebebiyet veren müşteki avukatın kendisidir. Bir insanın ve meslektaşının geleceği ile oynayan müşteki avukatı kınıyorum...
Old 21-01-2012, 12:16   #12
Av. Yasin Yıldız

 
Varsayılan

açıkçası anlatılanlardan olayın çok saçma olduğu kanaatine kapıldım. müşteki sıfatına sahip avukatı bende kınıyorum. ya işin içinde başka şeyler var yada bir meslektaşın geleceği ile oynanıyor. burada resmi belgede sahtecilikten dolayı iddianame hazırlayan savcıyı da anlamak mümkün değil. esasında çok da şaşırmadım desem yalan olmaz.
Old 21-01-2012, 15:49   #13
Av.Selim HARTAVİ

 
Varsayılan

Resmi belgede sahtecilik

MADDE 204 - (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya SAHTE RESMİ BELGEYİ KULLANAN KİŞİ, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İcra Müdürlüğünde yetkisi olmadığı halde talep açarak işlem yapan, ve yine müşteki avukatın gerçeğe aykırı düzenlediği yetki belgesini kullanan hukuk öğrencisi bakımından da suçun oluştuğunu düşünüyorum zira suçun faili salt belgeyi düzenleyen kişi değil belgeyi düzenleyen kişinin yanında sahte belgeyi kullanan kişinin de cezalandırılacağı belirtilmiştir.
Old 27-01-2012, 14:51   #14
oceans17

 
Varsayılan

Bence bu olayda hiçbir şekilde suç oluşmamıştır !!

1-)Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için, sanıkta zarar vermek bilinci ve iradesinin olması gerekir. Sanığın, mağdur veya müştekinin rızası dahilinde onun imzasını taklit etmesi halinde zarar vermek bilinci yoktur.Bu durumda resmi belge sahtecilik suçun manevi unsuru oluşmaz..

2-) Mağdurun veya müştekinin rızası fiil işlenmeden önce olmalıdır. Sonra verilen rıza suçu ortadan kaldırmaz.Sanık Azman müdafii ile katılan vekilinin bu sanık hakkında sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizlerine gelince.Belgelerde sahtekarlık suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmektedir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek belge düzenlenmesinde, durumu bilen mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura her hangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Ancak mağdurun rızasının, fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur.

3-)Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz. Yargıtay'ın duraksamasız uygulamaları da bu yöndedir.Bu genel açıklamalardan sonra olaya bakıldığında; aksi kanıtlanamayan ve sanık Safinaz tarafından da doğrulanan savunmaya göre sanık Muslu Azman; katılandan aldığı mala karşılık suça konu çeki, sanık Safinaz’ın kendisine önceden verdiği rızaya dayanarak onun yerine imza atıp katılana vermiştir. Borç ödenmeyince katılan, çeki icraya koymuş, sanık Safinaz önce imzaya itiraz etmiş daha sonra borcun nedenini anlayınca vazgeçmiş, nitekim bu hususu duruşmadaki beyanında açıkça söylemektedir.O halde, sanığın önceden mevcut rızaya dayanarak sanık Safinaz adına suça konu çeki imzaladığının anlaşılması karşısında sahtekarlık kastı bulunmadığından beraati yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, (11.CD 30.01.2008 tarihli ve 2006/270E 2008/405K )

3-)Belgede sahtecilik karşı tarafın rızası ile işlenmesi halinde kasıt bulunmayabilir.Burada belgeden maksat, özel belge veya resmi belge olarak kabul edilen ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun 211. maddesinde tahdit edilen belgeler. Kamu görevlisi tarafından tanzim edilen resmi belgede önceden rıza gösterme söz konusu değidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.1993 -271/350 künyeli kararına göre, senetler üzerindeki değişiklik, borçlunun rızası ile yapıldı takdirde, sahtecilik suçu oluşmayacağına dair karar vermiştir. Sanığın, önceden mevcut rızaya istinaden annesi adına imzalamasında, suç kastı bulunmamaktadır.(Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 -80/92 künyeli Kararı)Özel belge olmakla birlikte olmakla birlikte yasal olarak resmi belgeye eşit sayılan belgelerde yapılan sahtecikte,mağdurun rızası failin kastını kaldırmakta ve zarar verme bilinci ile hareket edilmediğini kabul etmektedir.Ancak mağdurun rızası sahtecilik fiilinden önce açılanmalıdır.Sahtecilik yapıldığından sonra rıza gösterilmesi ya da icazet verilmesi suçun meydana gelmesini etkilemez.(Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.12.1999 -302/313 künyeli Kararı)

4-)Sanık aşamalarda savunmasında, şikâyetçi ile tanıştığının zaman zaman aralarındaki anlaşma uyarınca onun imzasını taklit ederek hatır bonosu tanzim ettiğini belirtmesi ve şikâyetçi de bunu doğrulamış olması karşında; sahtecilik suçlarının hukuki konusu, kamu güveni olup ve bu güvenin sahtecilik bilinci ve iradesi ile ihlâl edileceği, müştekinin yetki vermesi karşısında bu ihlâlin olmayacağı düşünülmeden hükümlülük kararı verilmesi( 4.CD.25.04.1985-839/3407)

5-)Sanık çelik'in, Sanık Genç'e ait suça konu iki adet çek yaprağını, Nihat'ın borcuna karşılık olarak, isteği üzerine düzenleyip, yerine kendi imzasını da atarak, müştekiye vermesi fiillerde; suç işleme kastının bulunmadığı gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi ( 6.CD.11.10.2005-19433/8956)

6-)Sanığın beş seneden beri müşteki şirkete aynı şekilde çek düzenleyip verdiğinin anlaşılmasına göre, suç kastının bulunmadığını kabul eden mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.( 11.CD.23.05.2005-1239/4577 künyeli kararı )

7-)Sanığın suça konu senetleri kendi imzası ile düzenlemiş olması karşısında, daha öncede borçlu babası adına bu şekilde tanzim edilen belge olup olmadığı, katılan şirket ile ticari ilişki içinde bulunup bulunmadığı, gerektiğinde şirket kayıtları ve bu konuda sanığın kardeşi Murat Konuksever de dinlendikten sonra sonucuna göre tüm kayıtlar bir bütün olarak değerlendirdikten sonra karar verilmesi gerekirken eksik soruştuma ile karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.( ( 6.CD.19.04.2006-3268/3983)

7-)Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80-98 sayılı kararında ayrıntılı biçinde açıklandığı üzere, sahtecilik suçlarında mağdururn rızası hukuka uygunluk nedeni sayılmasa da, failin belgedeki sahtecilik kastına etki yapmaktadır.Belgede sahtecilik suçlarında kasıt, genel kasıttır ayrıca hususi kasıt aranmaz. Ancak, genel kasıttan amaç, zarar vermek biliç ve iradesidir.

8-)Şirketi temsile yetksi olmayan sanıkların, şirketi temsile yetkili babalarının şifahi iznine istinaden, babalarının imzalarını taklit etmek suretiyle, tanzim ettikleri çekleri öteden beri ticari ilişkide bulundukları müştekiye vermişler, başlangıçta ödeyemedikleri çeklerin bir kısmını bilahare ödemeleri fillerinde suç kastı bulunmamaktadır. Sanıklar zarar verme biliç kastı ve iradesiyle hareket etmemişlerdir.( CGK. 19.04.2005 tarih ve 6-59/107 sayılı kararı)

9-)İ. Dershanesi yetkilileri olan sanıkların, katılanın borçlu olarak göründüğü sahte senedi kullandıkları iddiasından ibaret olayda, sanıkların savunmaları, tanık Sarı’nın yeminli beyanı, dershane vekilinin açıklamaları ve dosya kapsamına göre, katılanın oğlunun kaydının, o tarihte dershane yetkilisi olan ve 21.01.2003 tarihinde vefat ettiği bildirilen Fahrettin tarafından yapıldığı, suça konu senedi de Fahrettin’in düzenlediği, senede borçlu olarak katılanın ismi yazıldığı, tanık Nihat’ın ise, kefil olarak ismi yazılmadığı halde senedi imzaladığı, dershane ücretinin ödenmemesi üzerine, suça konu senedin dershane müdürü ve muhasebecisi olan sanıklar tarafından, ödenmeyen diğer senetlerle birlikte dershanenin avukatına gönderildiği ve 14.03.2003 tarihinde (Fahrettin’in vefatından sonra) takibe konulduğu, senedi kefil olarak imzaladığını belirten ancak kefil bölümünde ismi bulunmayan ve bilirkişi raporuna göre borçluya atfen atılan imzanın kendisine ait olduğu tespit olunan tanık Nihat Sarı’nın, senet borcunu haricen ödediğinin anlaşılması karşısında, Fahrettin'in vefatından önce düzenlendiği senetteki imzanın katılana ait olmadığını bildiklerine ve suç kastıyla hareket ettiklerine ilişkin savunmalarının aksini kanıtlayan herhangi bir delil elde edilemeyen sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması,(11. CD 28.01.2008 tarihli ve Esas No:2006/868 Karar No: 2008/272 sayılı içtihadı)

10-) Sanığın suça konu senet üzerindeki ilaveleri şikayetçinin bilgi ve rızası dahilinde ettiğini savuması ve bu savunmanın da müşteki tarafınan 08.10.2003 tarihi ifadesinden doğrulanması karşısında suçun kanuni unsurları oluşmamıştır( 11.CD 5.06.2006 tarihli ve 1554/5105 sayılı içtihadı)


11-) Sanığın 5-5 senden beri müşteki şirkete aynı şekilde çek düzenleyip verdiğinin anlaşılmasına göre, suç kastının bulunmadığını kabul eden mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır( 11.CD 23.05.2006 tarihli ve 1239/ 4577 sayılı içtişhadı)

12-) Sanığın, zarar vermek kastı bulunsa bile bazen zarar verme ihtimali bulunmayabilir.Mesela, bir bir kimsenin yabancı devlet üniversitesi tarafından verilmiş gibi sahte bir diplomayı denlik için Yüksek Öğretim Kurumuna takdim etmesi halinde, kamu görevlisi suça konu diplomanan gerçekten ilgili devlet tarafından verilip verilmediğini teyit etmekle görevli olduğundan, zarar ihtimali bulunmadığı için resmi belgede sahtecilik suçu oluşmaz

http://www.online-hukuk.org/makale/r...ti-aranir.html
Old 27-01-2012, 15:22   #15
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Selim HARTAVİ
Resmi belgede sahtecilik

MADDE 204 - (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya SAHTE RESMİ BELGEYİ KULLANAN KİŞİ, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İcra Müdürlüğünde yetkisi olmadığı halde talep açarak işlem yapan, ve yine müşteki avukatın gerçeğe aykırı düzenlediği yetki belgesini kullanan hukuk öğrencisi bakımından da suçun oluştuğunu düşünüyorum zira suçun faili salt belgeyi düzenleyen kişi değil belgeyi düzenleyen kişinin yanında sahte belgeyi kullanan kişinin de cezalandırılacağı belirtilmiştir.
Düzenlenen belgenin sahte olmaması yönüne dikkatinizi çekmek isterim. Yani, avukat tarafından düzenlenen yetki belgesi, sahtecilik amacıyla tanzim edilmediği gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda "sahte" bir belge olarak nitelendirilememelidir. Mevcut yetki belgesi sahte olarak düzenlenmemiş ve başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmemiş, sadece imzalanmıştır. Bu durumun, suçun oluşması için yeterli olmayacağı kanaatindeyim.
Alıntı:
Yazan oceans17
Bence bu olayda hiçbir şekilde suç oluşmamıştır !!

1-)Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için, sanıkta zarar vermek bilinci ve iradesinin olması gerekir. Sanığın, mağdur veya müştekinin rızası dahilinde onun imzasını taklit etmesi halinde zarar vermek bilinci yoktur.Bu durumda resmi belge sahtecilik suçun manevi unsuru oluşmaz..
Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmadığı kanaatindeyim. Ancak mesajınızdaki alıntıladığım kısım, resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmamasının gerekçesi olamaz. Zira avukata zarar verme kastı ve bilinci olmadığını bir an için kabul edecek dahi olsak, avukat adına yapılan işlemler nedeniyle müvekkillerin ve/veya karşı tarafta yer alan şahısların zarar görme ihtimalinin bilincinde olmak, bir hukuk fakültesi öğrencisinden beklenebilecek bir sorumluluk olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla sanıkta zarar verme bilinci mevcuttur ancak resmi belgede sahtecilik suçu, ortada sahte bir şekilde düzenlenmiş bir belge söz konusu olmadığından yoktur diye düşünmekteyim.

Saygılarımla..
Old 27-01-2012, 15:44   #16
Av. Ayşegül Okçu

 
Varsayılan

İşveren avukat tarafından düzenlenen yetki belgesi sahte değildir. Ancak avukat olmadığı halde avukat sıfatı ile imzalanan takip talebinin, icra talep tutanaklarının, para ödeme makbuzlarının resmi evrak olduğunu ve T.C.K. madde 206 ile düzenlenmiş Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan suçunun oluştuğunu düşünüyorum.

Ancak kanaatimce bu suç nedeniyle tutuklama tedbirinin uygulanması yasaya uygun değil.
Old 27-01-2012, 19:08   #17
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Ben,
1)bir hukuk fakültesi öğrencisinin neden bir üstadını aldatıp böyle bir yalan söylediğini;

2)o avukatın nasıl baro levhasından da olsa kontrol etme gereği duymadığını;

3)8 ay bu ilişkinin nasıl böyle körler sağırlar birbirini ağırlar şeklinde devam ettiğine,

4)Ve, hukuk fakültesinde olduğu için bir çok dersi henüz almamış ve staj evresini dahi tamamlamamış kişinin avukatlığa dair çok az şey bilebileceğini (bilebilenleri tenzih ederim )düşündüğümden; nasıl olup da üstadın meslektaşının bilgisizliğini farketmediğine,

İNANAMADIM.
Old 28-01-2012, 23:33   #18
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan

duruşma günü belli oldu. 16 şubat. bakalım mahkemenin seyri nasıl olacak. bu arada konuya inanamayan arkadaşlarım için söylüyorum bu komu gerçek bir olay (her ne kadar inanması güç görünsede). birden fazla kıdemli meslektaşımız konunun farkına varmamış ve birden fazla icra müdürümüz de yine durumu farketmemiş. ayrıca sanık, okurken bir avukata yardım ettiğinden icra işlerine yabancı değil. kıdemli meslektaşlarımızın istemesine rağmen de hiçbir duruşmaya katılmamış.
Old 28-01-2012, 23:36   #19
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan

elimde bu konu ile ilgili yeni tarihli bir karar var. adam kendini avukat olarak tanıtıp vekalet alarak bir takım işlemler yapmış. mahkeme beraat vermiş, ancak yargıtay avukatlık kanunu md. 63 e göre(avukat yetkilerinin başkaları tarafından kullanılması) idari para cezası verilmesi gerekir şeklinde kararı bozmuş. bu kararı bir tek ben görmüşüm demekki (dosyaya bakan hakim ve savcılar görmemiş
Old 30-01-2012, 13:02   #20
Av.Nur Hayat BURAN

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan YAHYA ÜNALDI
aldatma kabiliyeti olmayan bu davranış
??????????????????????? ????????????????????????
Alıntı:
Yazan YAHYA ÜNALDI
hukuk fakültesi öğrencisi A, kendisini avukat olarak tanıtıp
Old 30-01-2012, 13:42   #21
Admin

 
Varsayılan

Bu olayda suç unsuru yoktur denirken, avukatlık kanunun 63 değişti de ben mi bilmiyorum?

Alıntı:
MADDE 63. Baro levhasında yazılı bulunmıyanlar ve işten yasaklanmış olan avukatlar, şahıslarına ait olmıyan dava evrakını düzenliyemez, icra işlemlerini takip edemez ve avukatlara ait diğer yetkileri kullanamazlar. Baro levhasında yazılı bulunmıyanlar avukatlık unvanını da taşıyamazlar. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/40 md.) Şu kadar ki, baro levhasındaki kaydı yirmi yılı dolanlardan, bürosunu kapatarak vergi kaydını sildiren avukatlar durumları hakkında bilgi vermek ve baroya karşı görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek koşuluyla sadece avukat unvanını kullanabilirler. (3)
(Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/334 md.) Birinci fıkra hükmüne aykırı eylemde bulunanlara Cumhuriyet savcısı tarafından beşyüz Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/334 md.) Avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
Mahkemeler, icra ve iflas daireleri ve barolar, bu maddenin kapsamına giren bir olayı öğrenince Cumhuriyet Savcılığına bildirmek zorundadırlar. Yapılacak kovuşturma sonucu Cumhuriyet Savcısı tarafından baroya bildirilir.

Bu kişi bırakınız kendini Avukat olarak tanıtıp bir hukuk bürosunda çalışarak 900 evrak imzalamak, bana sorarsanız bir ev tutarken evsahibine kendini Avukat olarak tanıtsaydı, -başkaca hiçbir hukuki işlem yapmasa dahi- 63/1'deki suç oluşmuş olurdu.

"Baro levhasında yazılı bulunmıyanlar avukatlık unvanını da taşıyamazlar." bayağı açık ve bana sorarsanız tartışmaya da imkan tanımayan bir hüküm. Hukuki bir işle ilgili olsun olmasın, bir menfaat sağlasın sağlamasın Avukat olmadığı halde kendini Avukat olarak tanıtan herkes bu hüküm uyarınca suç işlemektedir. Hele hele bahsedilen örnekteki hukuki işlemleri de yaptığında suç artık 63/1-2 kapsamına değil, 63/3 kapsamına girmektedir. Kanunun bu durumda getirdiği ceza bile bana göre fazlaca hafifken, bu tip olayları yorum yoluyla daha da hafifletme çabalarına iştirak etmiyorum.

Ayrıca bu eylemleri yaparken elde ettiği her türlü maddi menfaatin de (maaş, vekalet ücreti vs.), TCK dolandırıcılık suçu kapsamında ayrıca ve ayrı ayrı irdelenmesi gerektiğine de inanıyorum.
Old 30-01-2012, 18:47   #22
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Admin
Bu olayda suç unsuru yoktur denirken, avukatlık kanunun 63 değişti de ben mi bilmiyorum?


Bu kişi bırakınız kendini Avukat olarak tanıtıp bir hukuk bürosunda çalışarak 900 evrak imzalamak, bana sorarsanız bir ev tutarken evsahibine kendini Avukat olarak tanıtsaydı, -başkaca hiçbir hukuki işlem yapmasa dahi- 63/1'deki suç oluşmuş olurdu.

"Baro levhasında yazılı bulunmıyanlar avukatlık unvanını da taşıyamazlar." bayağı açık ve bana sorarsanız tartışmaya da imkan tanımayan bir hüküm. Hukuki bir işle ilgili olsun olmasın, bir menfaat sağlasın sağlamasın Avukat olmadığı halde kendini Avukat olarak tanıtan herkes bu hüküm uyarınca suç işlemektedir. Hele hele bahsedilen örnekteki hukuki işlemleri de yaptığında suç artık 63/1-2 kapsamına değil, 63/3 kapsamına girmektedir. Kanunun bu durumda getirdiği ceza bile bana göre fazlaca hafifken, bu tip olayları yorum yoluyla daha da hafifletme çabalarına iştirak etmiyorum.

Ayrıca bu eylemleri yaparken elde ettiği her türlü maddi menfaatin de (maaş, vekalet ücreti vs.), TCK dolandırıcılık suçu kapsamında ayrıca ve ayrı ayrı irdelenmesi gerektiğine de inanıyorum.

Ben bu kişinin durumunun, sadece maddenin 3. fıkrasına girebileceğini düşünüyorum. Diğer fıkraların avukatlar hakkında tatbik-i kabil olduğunu, esasen avukat olmayan bu kişiye uygulanamayacağı görüşündeyim.

Saygılarımla.
Old 30-01-2012, 19:14   #23
tiryakim

 
Varsayılan

Bana göre resmi evrakta sahtecilik suçu oluşur.Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Suç İşleme Kastı Aranır. Nöyle bir duruma girişen hukuk öğrencisininde suç işleme kastı vardır diye düşünmekteyim.
Old 16-02-2012, 22:03   #24
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan

duruşmaya girdik. ancak daha önce karşılaşmadığım birşeyle karşılaştım. resmi belgede sahtecilikte zarar gören "kamu" olmasına rağmen, müvekkilin yanında çalıştığı 25 yıllak avukat arkadaş davada katılan sıfatıyla yer aldı. hal böyle olunca davanın seyri resmi belgede sahtecilikten çıkıp, avukat arkadaşımızın zararlarına geldi. ve hatta hakim bu davada sanığa, avukatın zararlarını karşılamayı kabul edip etmediğini bile sordu. tutukluluk devam. ayrıca duruşmaya takiplerin açıldığı icra dairesi müdürü tanık sıfatıyla çıktı. normal şartlarda sanığa kimlik soracağını ancak avukatın icra dairesine gelerek sanığın yanında çalıtığını söylediğini bu sebeple avukata güvenerek sanığa kimlik sormadığını söyledi.
Old 17-02-2012, 15:39   #25
Av.Ömeroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan YAHYA ÜNALDI
resmi belgede sahtecilik suçu bu olayda nasıl oluşur acaba? bu arkadaş yanında çalıştığı avukat tarafından verilen yetki belgesi ile hareket etmiştir. bu anlamda resmi belgeyi (avukat olmadığı halde avukat A ya yetki vererek sahte belge düzenleyen) düzenleyen gerçek avukat değil midir? yada icrada reddiyat makbuzu keserken gerçekte avukat olmayan birine avukatmış gibi reddiyatta isim açıp imzalatan icra müdürü resmi belgeyi sahte olarak düzenlemiş sayılmaz mı? gerçek avukat ve icra müdürü biz onu avukat sanmıştık diyerek işten sıyrılabilir mi?
İcra müdürü ödeme yaparken de avukatlık kimliği sormamış mı???
Old 19-02-2012, 20:50   #26
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan

İcra müdürü ifadesinde " normal şartlarda bu durumlarda kimlik sorarım ancak müşteki avukat eski bir avukat olduğundan ve icra dairesine sanığı getirerek artık yanında çalışan avukat olduğunu söylemesi üzerine müşteki avukata itibar ettim ve yapılan işlemlerin hiç birinde kimlik sormadım" der. ayrıyeten olayın müşteki avukat ve icra müdürü tarafından öğrenilme tarih 26 aralık 2011, şikayet tarihi 2 ocak 2012.
Old 19-02-2012, 20:53   #27
YAHYA ÜNALDI

 
Varsayılan

bu arada sahte avukatı kimin ortaa çıkardığını da eklemeliyim. müşteki avukatın istanbuldaki müvekkil şirketi büroda çalışan avukatların kimlik fotokopisini ister, sanığın kimlik fotokopisi yoktur. isim soyisimden türkiye baroşar birliği sitesinden kontrol eder ve böyle bir avukat olmadığını müşteki avukata söyler. müvekkilin bile çalıştığı avukatı araştırması ancak müşteki avukat bürosundaki hiç bir avukatın ve icra müdürünün araştırmaması ne garip. kaldı ki rastgele gidip iş başvurusunda bulunan biri sanık. herhangi bir referansla da gelmemiş?
Old 27-10-2013, 22:56   #28
kemalt06

 
Varsayılan

Burdaki öğrenci arkadaşın durumu ne oldu acaba
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
istanbul üniversitesi hukuk fakültesi öğrencisiyim yanında çalışabileceğim avukat arıyorum esraaygordu Adliye Duvarı 0 17-09-2011 14:01
hukuk öğrencisinin kendini geliştirmesi cebba Hukuk Lisans Eğitimi 10 17-03-2010 16:09
avukatın kendini polis olarak tanıtması namutenahi Hukuk Sohbetleri 12 07-11-2008 18:26
i.ü.hukuk fakültesi son sınıf öğrencisiyim, avukat yanında çalışmak istiyorum (İST) dozger Adliye Duvarı 0 23-02-2007 19:22


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07009912 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.