Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Rücu zamanaşımı-özel kanun-genel kanun

Yanıt
Old 15-05-2020, 20:17   #1
Avukat75

 
Varsayılan Rücu zamanaşımı-özel kanun-genel kanun

Merhabalar.

A sürücü, B işleten. Sürücü A, B’nin aracıyla alkollü olarak maddi hasarlı zincirleme trafik kazasına karışıyor. Kaza sebebiyle diğer araçların zararını ödeyen sigorta şirketi sadece işleten B’ye karşı tazminat davası açıyor. Davalı B, kendisine dava açıldığı sırada, rücu edebileceği A’nın bilgilerine sahip olmasına rağmen davayı A’ya ihbar etmiyor. Dava B’nin aleyhine sonuçlanıyor. B şimdi, A’ya rücu davası açmayı düşünüyor. Davayı kaybetmiş olsa da B, davacı alacaklıya henüz bir ödeme yapmamıştır. Olay TBK yürürlüğe girdikten sonra meydana gelmiştir.

6098 sayılı TBK madde 73/2; “Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.”

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 109/4: “Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar”

Acaba, B henüz bir ödeme yapmadığı için, 2918 sayılı KTK md. 109/4 nedeniyle (2 yıllık) zamanaşımı süresi henüz işlemeye başlamamış mıdır? Yoksa, ödeme yapıp yapmadığına bakılmaksızın, TBK madde 73/2 sebebiyle (davanın ihbarını dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihten itibaren 2 yılın geçtiği kabul edilirse) zamanaşımı süresi dolmuş mudur?

Ya da şöyle de sorulabilir. Olayda zamanaşımı açısından, TBK mı uygulanır; yoksa özel kanun olarak 2918 sayılı kanun mu ?
Old 18-05-2020, 17:20   #2
AV.SERTANn

 
Varsayılan

Motorlu araç kazasi soz konusu oldugundan arastirmis oldugunuz gibi Trafik Kanunu uygulanacaktir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Esas: 2005/9378, Karar: 2006/10181 İçtihat
Özeti
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Davacı, zarar görenlere 13.06.2001 ve 14.03.2002 tarihlerinde ödeme yapmış ve davalı sigorta şirketine karşı 12.06.2002 tarihinde dava açmış olmakla; dava, zamanaşımı süresi dolmadan açılmıştır.
(Karar Tarihi : 12.10.2006)
"Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.03.2005 tarih ve 2002/556-2005/21 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili şirkete ait aracın davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olduğu sırada meydana gelen trafik kazası nedeniyle zarar görenler tarafından müvekkili aleyhine açılan tazminat davaları sonucu verilen kararlara dayalı olarak müvekkili tarafından ödemelerde bulunulduğunu, ödenen tazminatların sigorta poliçesi kapsamında kalan kısmının rücuen tahsili gerektiğini ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 1.115.519.250 TL alacağın kaza tarihinden, yargılama giderleri ve harçların ise sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktara isabet eden kısımlarının karar tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş, yapılan ıslah ile de talep edilen miktar 1.538.447.907 TL'ye yükseltilerek, bu miktarın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca müvekkili tarafından vefat ve araç hasarı karşılığı olmak üzere toplam 1.750.000.000 TL'nin ödendiğini, davacının ancak tedavi gideri için ödediği 215.519.250 TL ile çalışma gücü kaybı nedeniyle ödediği tazminattan poliçe limiti uyarınca tazminata hakkı bulunduğunu, müvekkilinin temerrüde düşmemesi nedeniyle de ödenmesi gereken tazminata dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kesinleşmiş mahkeme kararları uyarınca zarar görenlere ödediği miktardan davalı sorumluluğunda kalan 1.115.519.250 TL'nin kaza tarihi olan 21.08.1997 tarihinden, kesinleşen yargı kararları uyarınca hükmedilen yargılama giderlerinden davalının sorumluluğuna isabet eden 422.928.657 TL'nin ise karar tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "zamanaşımı"na ilişkin 17/son maddesinde motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağının düzenlenmiş olmasına göre davacının zarar görenlere 13.06.2001 ve 14.03.2002 tarihlerinde yaptığı ödemeye dayalı olarak davalı sigorta şirketine karşı 12.06.2002 tarihinde açtığı davada anılan madde hükmü uyarınca zamanaşımının gerçekleşmediği, ıslah edilen miktar yönünden temyiz sırasında yapılan zamanaşımı def'inin ise davalıya ıslah dilekçesinin tebliğ edilmesine rağmen ıslah istemine yanıt verilmediğinden yargılama sırasında ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin temyiz sırasında ileri sürülmesinin mümkün olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, davalıya zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kaza sonucu üçüncü kişilerin uğradığı maddi zararların davacı tarafından mahkeme kararlarına dayalı olarak tazmin edilmesi nedeniyle ödenen miktarın davalı şirketten poliçesi kapsamında rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davalı sigorta şirketinin kaza ve karar tarihlerinden itibaren işleyecek faizle sorumlu tutulmasına hükmedilmiştir. Ancak, KTK.nun 98 ve 99 uncu maddeleri ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 12 nci maddelerinde trafik sigortacısının, rizikonun ihbarı ve gerekli belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zararı gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu durumda davalı sigorta şirketine anılan düzenlemelere uygun şekilde ihbarda bulunulduğunun davacı tarafından ispat edilmesi halinde davalının ihbar tarihinden 8 iş günü sonra temerrüdü gerçekleşeceğinden davalının bu tarihten itibaren faizle sorumlu tutulması, eğer bu yönde bir ihbar bulunmaz veya bulunulduğu hususu ispat edilemez ise bu kez de davalının dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile dava tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken; sorumluluğu akitten kaynaklanan davalı sigorta şirketinin yazılı şekilde haksız eylem ve tarafı olmadığı karar tarihlerinden itibaren faizle sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince; mahkemece davacı taraf yararına 184.61 YTL nisbi vekalet ücreti tayin ve takdir edilmişse de bu miktar hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesine aykırı olup, asliye mahkemelerinde görülen davalar için belirlenmiş maktu vekalet ücretinin altında kaldığından davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle ise davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."
Old 22-05-2020, 21:59   #3
Avukat75

 
Varsayılan

Cevabınız için çok teşekkürler.

Paylaştığınız kararın tarihi yeni TBK’nın yürürlüğe girmesinden çok önce. Kararda zamanaşımı süresi ZMSS Genel şartlarına dayandırılmış. Genel şartlardaki ilgili madde de 2918 sayılı kanunun 109. maddesinin tekrarı niteliğinde. Yani rücu zamanaşımı süresinin başlayabilmesi için, rücu edecek olanın, zarar görene (veya alacaklıya) ödeme yapmış olmasını şart koşuyor. Karardaki uyuşmazlık sigortalı ile sigorta şirketi arasında ve kararda sigorta şirketinin sorumluluğunun sözleşmeye dayandığı ifade ediliyor.

Kararda zamanaşımı süresi yönünden borçlar kanunundan hiç bahsedilmemesinden, 2918 sayılı kanunun özel kanun olarak öncelikle uygulandığı sonucu çıkıyor gibi.

Ancak, yeni TBK’da rücu zamanaşımı açısından yeni bir hüküm (md.73) getirildiğinden, 2918 sayılı kanuna rağmen artık TBK’daki yeni hükmün uygulanacağı şeklinde bir değerlendirme yapılabilir mi acaba?

Araştırabildiğim kadarıyla rücu davalarında, hangi zamanaşımı süresi uygulanırsa uygulansın, alacaklıya ödeme yapılmadan rücu hakkının doğmadığı ve dolayısıyla zamanaşımının işlemeye başlamayacağı kabul ediliyordu.

Örneğin;

“Rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır.”Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas: 2013/4-1814, Karar: 2013/715 (http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=15679)

Oysa TBK md 73/2 bu uygulamaya bir istisna getirecek nitelikte. Zira, maddedeki şartlar gerçekleşmişse, ödeme yapılmamış olsa da zamanaşımı işlemeye başlayacaktır. Yani hak daha doğmadan zamanaşımı işlemeye başlayacak!
Old 22-05-2020, 22:46   #4
AV.SERTANn

 
Varsayılan

Alıntı:
Kararda zamanaşımı süresi yönünden borçlar kanunundan hiç bahsedilmemesinden, 2918 sayılı kanunun özel kanun olarak öncelikle uygulandığı sonucu çıkıyor gibi.
Borçlar Kanunu'na göre özel kanun niteliğinde olan KTK'daki düzenleme ile trafik kazaları nedeniyle oluşan zarardan müteselsil sorumlu olanlar arasındaki içe rücuda geçerli olan zamanaşımı süresi açıkça saptanmıştır.2918 sayılı kanun özel kanun olduğundan kanaatimce tereddüt olmaması lazım.
......................


"Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacının rücuya konu ettiği ödemeyi 27.06.2012 tarihinde yaptığı, rücu talebi için geçerli zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğe girdiği, davacının rücu alacağı için geçerli 1 yıllık zamanaşımı süresinin dava açılmadan önce dolduğu gerekçesiyle, 6101 Sayılı Kanun'un 5. maddesi, 6098 Sayılı TBK'nun 72. maddesi ve 818 Sayılı BK'nun 60. maddesi gereği davanın zamanaşımı sebebiyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, tarafların idaresindeki araçların karıştığı kazada gerçekleşen ölüm olayı nedeniyle, davacının ödediği tazminatların, davalının kusuruna denk gelen kısmının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2918 Sayılı ...'nun 109/4. maddesinde "motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; davacı, kazada ölenlerin yakınları tarafından açılan manevi tazminat davası üzerine verilen hükmün ... takibine konu edilmesi üzerine, dava dışı üçüncü kişilere ödemeyi 27.06.2012 tarihinde yapmış olup, rücuen tazminata dair davayı ise 22.01.2014 tarihinde, yani 2 yıllık süre içerisinde açmıştır.Bu durumda mahkemece, motorlu araç kazalarından doğan zararlar yönünden, zarar giderimini gerçekleştiren müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçluya rücusu konusunda, özel kanun mahiyetinde olan ...'nun 109/4. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu; davacının da ödeme tarihinden sonraki 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde rücu davasını açtığı gözetilerek, davanın esası hakkında inceleme yapılıp karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, yazılı olduğu biçimde davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir."
17.HD. 2014/22779
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
7244 Nolu Kanun: Korona virüs salgının etkilerinin azaltılması hakkında kanun Admin Hukuk Haberleri 0 17-04-2020 10:02
6183 Sayılı Kanun-Genel İcra Av.Olcay Pehlivanlıoğlu Meslektaşların Soruları 2 21-12-2010 21:27
İdare hukukunda , cezanın tayininde eski kanun - yeni kanun ayrımı fatoskayaismi Meslektaşların Soruları 6 06-03-2010 07:39
Genel Kanun Özel Kanun Çatışması... advokat34 Meslektaşların Soruları 3 30-12-2009 23:57


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04459310 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.