Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Belediye meclis kararlarına karşı vatandaşın iptal davası açma süresi ne zaman başlar? İttila ile ilgili hak düşürücü süre var mıdır?

Yanıt
Old 14-01-2012, 20:46   #1
GünHan

 
Varsayılan Belediye meclis kararlarına karşı vatandaşın iptal davası açma süresi ne zaman başlar? İttila ile ilgili hak düşürücü süre var mıdır?

Merhaba saygıdeğer dostlar. Belediye meclisinin almış olduğu hehangi bir kararın hukuka aykırı olduğunu öğrenen vatandaş, bu karardan zarar görüyorsa en geç ne zaman dava açabilir? Örneğin belediye meclisi kararı 2 yıl önce alınmışsa ancak vatandaş bunu henüz öğrenmiş ise ittila tarihi itibariyle buna 60 gün içerisinde dava açılabilir mi?
Old 15-01-2012, 10:35   #2
Cumhur Okyay

 
Varsayılan

Önce, kararın, Büyükşehir Belediye Meclisinin onayı ile geçerli olan kararlardan olup olmadığını (imar, bütçe, vs,ye ilişkin) tesbit ettikten sonra, sorunuza cevap aramak gerekecektir. Kolay gelsin.
Old 23-01-2012, 20:25   #3
GünHan

 
Varsayılan

Yok üstadım, sıradan taşra ilçe belediyesi. vatandaşın belediye meclis kararlarına karşı dava açması için hak düşürücü bir süre veya başlangıcı, ittila tarihi nedir, net bir yanıt bulabilirsem çok sevineceğim.
Old 24-01-2012, 09:44   #4
av.sally

 
Varsayılan

Sayın Günhan

Öncelikle hangi tür idari işlemin iptalini istemeyi düşündüğünüzü açıkça belirtmediğinizden aşağıda çeşitli işlemlere ilişkin kararlar paylaştım.

İşlemle ilgili herhangibir tebligat yapılıp yapılmadığına,ilanen tebligat gerekip gerekmediğini araştırmanızı tavsye ederim.

Özellikle son paylaştığım kararın işinize yarayacağı kanaatteyim.

İyi Çalışmalar...

T.C.
DANIŞTAY
6. DAİRE
E. 1996/4650
K. 1996/5328
T. 26.11.1996
• ENCÜMEN KARARININ İPTALİ DAVASI ( İdare Mahkemesinin Süreaşımının Tespitinde İlgili İşlemin İlanını Esas Almasının Hukuka Aykırı Olması )
• İDARİ DAVA AÇMA SÜRESİNİN YAZILI BİLDİRİM TARİHİNDEN BAŞLAMASI ( İdare Mahkemesinin Süreaşımının Tespitinde İlgili İşlemin İlanını Esas Almasının Hukuka Aykırı Olması )
• YAZILI BİLDİRİMİN GEREKMESİ ( İdari Dava Açma Süresinin Yazılı Bildirim Tarihinden Başlaması )
• PARSELASYON PLANLARINA KARŞI AÇILACAK DAVA ( İdari İşlemin İlan Edilmesinin Yeterli Olmaması )
2709/m.125
2577/m.7
ÖZET : Anayasanın 125. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı bağlanmış, 2577 sayılı yasanın 7/2. maddesinde de buna koşut hüküm öngörülmüştür.

Öte yandan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun parselasyon planlarına karşı açılacak davalara ilişkin 12.02.1970 tarih, 1969/2 E., 1970/1 K. sayılı İçtihadı birleşme kararında da ilan tarihinin dava açma süresinin başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

İstemin Özeti : Davacıya ait Erzurum, Muratpaşa Mahallesi, Vaniefendi Mevkii, 8 pafta, 239 Ada, 30 ve 31 parsel sayılı taşınmazların 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemine tabi tutulmasına ilişkin 28.11.1994 günlü, 529 sayılı encümen kararının iptali istemiyle açılan ve davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen Erzurum İdare Mahkemesinin 23.11.1995 günlü, E: 1995/544, K: 1995/1161 sayılı kararının T.C. Anayasasının 125. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının kurala bağlanmış olduğu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında da Anayasa kuralına paralel bir düzenleme getirilerek idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı başlayacağının belirtildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanununa ilişkin Tebligat Tüzüğünün 51. maddesine göre, tebliğin muhatap muttali olmuş ise geçerli olacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı ve muhatabın tebliğe muttalı olduğunun ve bunun tarihinin iddia ve ispatına cevaz bulunmadığının öngörüldüğü, diğer taraftan 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca parselasyon planlarında ve dağıtım cetvellerinde kapsadıkları alan içindeki her taşınmaz mala karşılık sahiplerine verilecek bağımsız veya şüyulu imar parsellerinin parsel büyüklükleri, hisse miktarı, parsellerin konumu gibi hususların ayrı ayrı gösterildiği, bu planların düzenlemeye tabi tuttukları taşınmaz sahipleri için sübjektif ve kişisel işlemler oldukları bu durumda dava konusu parselasyon planının ilgili parsel sahiplerine tebliğ edilmesi ve sürenin bu tebliğ tarihine göre tespit edilmesi gerekirken, mahkemece ilan tarihi esas alınarak davanın süreaşımı yönünden reddedilmesinin hukuka açıkça aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle 2577 sayılı Yasanın 51. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcılığı tarafından temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince 23.11.1995 günlü, E: 1995/544, K: 1995/1161 sayılı Erzurum İdare Mahkemesi kararının Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına temyizen bozulması istemi incelenerek Tetkik Hakimi Ömer Köroğlu'nun açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, davacıya ait Erzurum, Muratpaşa Mahallesi, Vaniefendi Mevkii, 8 pafta, 239 ada 30 ve 31 parsel sayılı taşınmazların 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemine tabi tutulmasına ilişkin 28.11.1994 günlü, 529 sayılı encümen kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, parselasyon işleminin 5.12.1994 tarihinden itibaren bir ay süreyle belediyede ilan edildiği, 5.1.1995 tarihinde askıdan indirildiği, 15.10.1994-13.12.1994 tarihleri arasında mahalli bir gazetede ilan edildiği, bu süreler içinde itiraz edilmediği ve tapuda tescil işleminin yapıldığı, parselasyona ilişkin duyurunun askıdan indirildiği 5.1.1995 tarihinden itibaren 60 gün içinde açılması gerekirken bu sürenin bitiminden sonra 6.6.1995 tarihinde açılan davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, temyiz edilmeyerek kesinleşen bu kararın Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması isteminde bulunulmuştur.

T.C. Anayasasının 125. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında da Anayasa kuralına paralel bir düzenleme getirilerek idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildiriminin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı belirtilmiş, 7201 sayılı Tebligat Kanununa İlişkin Tebligat Tüzüğünün 51. maddesinde ise tebliğin muhatap muttali olmuş ise geçerli olacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı ve muhatabın tebliğe muttali olduğunun ve bunun tarihinin iddia ve ispatına cevaz bulunmadığı öngörülmüştür.

Nitekim Danıştay İçtihatları Birleşme Kurulunun parselasyon planlarına karşı açılacak davalara ilişkin 12.2.1970 günlü; E: 1969/2, K: 1970/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da Anayasanın idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süre aşımının yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hükmü karşısında ilan tarihini dava açma süresine başlangıç kabul etmenin imkansız olduğu; Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ayrıntılarıyla düzenlenmesi ve bu hükmün daha önceki Kanunlarda bulunup aynı konuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde konuyu yeniden düzenleyen Anayasa hükmünün uygulanmasının tabii olduğu hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca parselasyon planlarında ve dağıtım cetvellerinde kapsadıkları alan içindeki her taşınmaz mala karşılık sahiplerine verilecek bağımsız veya şüyulu imar parsellerinin parsel büyüklükleri, hisse miktarı, parsellerin konumu gibi hususlar ayrı ayrı gösterildiğinden bu planların düzenlemeye konu olan taşınmazın sahipleri için sübjektif ve kişisel işlemler oldukları kuşkusuzdur.

Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin ilanen tebliği yoluna başvurulmadan önce davacının adresine tebligat yapıldığına ilişkin bir belge veya bilgi bulunmadığı, bu hususun idare mahkemesince de araştırılmadığı anlaşıldığından parselasyon işleminin ilan tarihinin işlemi öğrenme tarihi olarak alınması suretiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesine ilişkin idare mahkemesi kararı açıkça hukuka aykırı olmaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Erzurum İdare Mahkemesinin 23.11.1995 günlü, E: 1995/544, K: 1995/1161 sayılı kararının 2577 sayılı yasanın 51. maddesi uyarırıca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili ; olmamak üzere BOZULMASINA 26.11.1996 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
DANIŞTAY
6. DAİRE
E. 1997/1582
K. 1998/893
T. 18.2.1998
• İPTAL DAVASI ( Davacıya Ait Taşınmazı da Kapsayan Parselasyon İşlemi ile Parselasyon İşlemine Yapılan İtirazın Reddine İlişkin İşlemin İptali İstemi )
• PARSELASYON İŞLEMİNE İTİRAZ ( Onay Tarihinden İtibaren Belediye Başkanlığınca Tespit Edilen İlan Yerlerinde Bir Ay Süreyle İlan Edilmesi Bu İlan Süresi İçinde Planlara İtiraz Edilebilmesi )
• DAVA AÇMA SÜRESİ ( Özel Kanunlarında Ayrı Süre Gösterilmeyen Hâllerde Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde Altmış Gün Olması )
• DAVA AÇMA SÜRESİNİN BAŞLANGICI ( İlan Gereken Düzenleyici İşlemlerde İlan Tarihini İzleyen Günden İlgili Makamlara Başvuruda Cevap Verildiği veya Cevap Verme Süresi Dolduğu Andan İtibaren )
2577/m.7,11,15
3194/m.8,19
ÖZET : Askı süresi içerisinde parselasyon işlemine yapılan itirazın, askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içinde cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine, takip eden 60 günlük süre içinde parselasyon işlemine karşı dava açılması gerektiği, bu süreler geçtikten sonra davalı idareye yapılan başvuruların reddine ilişkin işlemler dava açma süresini yeniden başlatmaz.

İstemin Özeti : Ankara 4.İdare Mahkemesinin 27.11.1996 günlü, E:1996/83 K:19%/1522 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu öne sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi Sedef Polat'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Savcı Aynur Şahinok'un Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdâri Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince tetkik hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, davacıya ait 1579 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan parselasyon işlemi ile parselasyon işlemine yapılan itirazın reddine ilişkin 20.11.1995 günlü, 1995/523 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış, idare mahkemesince; parselasyon işlemlerinin davalı belediye encümenince 29.5.1995 tarihinde onaylandığı, 29.5.1995-29.6.1995 tarihleri arasında askıya çıkarılarak, ilgililere ilanen tebliğ edildiği, parselasyon işlemlerine karşı askı süresinin son gününden itibaren 60 gün içinde dâva açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra açılan davada süreaşımı bulunduğu gerekçesiyle, davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddi uyarınca reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilan gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı: yine aynı yasanın "Üst makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, 60 gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır.

Özel kanun olan 3194 sayılı İmar Kanununun. "Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması" başlıklı 8. maddesinin ( b ) bendinde ise. "imar planları; nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi 15 gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar" hükmü yer almaktadır.

Anılan yasanın 19. maddesinin 1.fıkrasında imar planlarına göre parselasyon planlarının yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe gireceği, bu planların bir ay müddetle ilgili idarede asılacağı, ayrıca mutat vasıtalarla duyurulacağı, bu sürenin sonunda planın kesinleşeceği, tashih edilecek planlar hakkında da bu hükmün uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.

Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, parselasyon işlemlerine karşı, 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuru için, özel bir kanun olan 3194 sayılı Yasanın 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır.

Bu durum karşısında, parselasyon işlemlerine karşı., bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açabileceği sonucuna varılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda ise parselasyon işleminin 29.5.1995 tarihinde bir aylık süre ile askıya çıkarıldığı, davacının askı süresinin son günü 29.6.1995 tarihinde parselasyon işlemine itiraz ettiği, bu başvuruya 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedildiği, davacının 16.11.1995 gününde yaptığı müracaatın davalı idarece 20.11.1995 günlü yazı ile reddedildiği, 22.1.1996 tarihinde de davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Oysa bir aylık askı süresi içinde parselasyon işlemine yapılan itirazın, askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içinde cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi söz konusu olduğundan, takip eden 60 günlük süre içinde açılması gereken davanın bu süreler geçirildikten sonra 22.1.1996 tarihinde açılması nedeniyle davada süreaşımı bulunduğundan sonuç itibariyle mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle temyize konu Ankara 4.İdare Mahkemesinin 27.11.1996 günlü, E:1996/83 K:1996/1522 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına dosyanın, adı geçen mahkemeye gönderilmesine 18.2.1998 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
DANIŞTAY
8. DAİRE
E. 1999/3912
K. 2000/2438
T. 30.3.2000
• İDARİ İŞLEMİN VARLIĞI VE İÇERİĞİ ( Öğrenme Tarihinin Açıkça Belirlenebildiği Durumlarda Yazılı Bildirime Karine Sayılması ve Dava Açma Süresinin Başlangıcına Esas Alınması )
• ORMAN İDARESİNCE YAPILAN TAHSİS ( Davacı Belediyenin Yapı Ruhsatını Verdiği Tarihte Kesin Olarak Bildiği - Davanın Süre Aşımı Gerekçesiyle Reddi Gereği )
• BELEDİYECE ORMAN İDARESİNCE YAPILAN TAHSİSİN İPTALİ TALEBİ ( Yapı Ruhsatını Verdiği Tarihte İşlemi Kesin Olarak Bildiği - Davanın Süre Aşımı Gerekçesiyle Reddi Gereği )
• DAVA AÇMA SÜRESİ ( İşlemi Öğrenme Tarihinin Açıkça Belirlenebildiği Durumlarda Yazılı Bildirime Karine Sayılması - Süre Başlangıcına Esas Alınması )
• ÖĞRENME TARİHİNİN DAVA AÇMA SÜRESİNE ESAS ALINMASI ( Açıkça Belirlenebildiği Durumlarda Yazılı Bildirime Karine Sayılması - Davacı Belediyenin Yapı Ruhsatını Verdiği Tarihte Kesin Olarak Bildiği/Davanın Süre Aşımı Gerekçesiyle Reddi Gereği )
6831/m.17
2577/m.7
ÖZET : İdarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan ilgililerin açacakları davalarda, işlemin varlığını ve içeriğini öğrenme tarihinin açıkça belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin yazılı bildirime karine sayılması ve dava açma süresinin başlangıcına esas alınması idari istikrar ve kamu düzeninin gereğidir.

Davacı belediyenin uyuşmazlık konusu orman alanının 1987 yılında tahsisine ilişkin işlemin varlığını bu alan için 1990 yılında yapı ruhsatını verdiği tarihte kesin olarak bildiği ve bu hususun 1996 yılında orman işletme müdürlüğünce teyit edildiğinin dosyadaki yazılı belgelerle sabit olması karşısında, idare mahkemesince davanın süre aşımı gerekçesiyle reddi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

İstemin Özeti: ... İli. ... İlçesi ... Kasabası ... mevkiindeki 150.000 m2 yüzölçümlü orman sahasının turistik tesis yapımı için 49 yıllığına tahsisine ilişkin davalı idarenin 5.3.1987 gün ve 2204-76/95 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; orman alanının turizm amacıyla tahsisinde kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Aydın 1. İdare Mahkemesinin 22.6.1999 gün ve 272 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Yunus Aykın'ın Düşüncesi: Davanın süreaşımı nedeniyle reddi gerekirken dava konusu işlemi iptal eden mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı H.Erol Çanga' nın Düşüncesi: ... ili, ... ilçesi, ... Kasabası ... mevkiinde turistik tesis için 49 yıllığına ... Turizm ve Seyahat Şirketine tahsis edilmişken ... AŞ.' ye devredilen 150.000 m2 arazinin tahsisine ilişkin işlemi, imar planında mevcut imar yolunu kapatacak şekilde inşaatlar yapıldığı ve esasen alanın turistik tesis için tahsisinde kamu yararı bulunmadığı gerekçesi ile iptali ... Belediye Başkanlığınca dava konusu yapılmıştır.

Dosyada tahsisli alanda otel tesisleri inşaatının gerekli diğer izinler alındıktan sonra davacı belediyeden 1990 yılında alınan inşaat iznine dayalı olarak inşa edilmekte olduğu ve 5 yıldızlı otel bloğunun 6 kata kadar, apart otellerin birinin tamamının, diğerinin su basmanına kadar kaba inşaatının yapılmış olduğuna ilişkin bilgi mevcuttur. Öte yandan, bu bölgedeki mevcut imar planının 8.10.1998 gün ve 68 sayılı kararına dayalı olarak Turizm Bakanlığınca onanan 6.1.1999 tarihli planla değiştiği anlaşılmaktadır.

Mevcut imar yollarına müdahaleleri engellemek belediyelerin görevlerindendir. Öte yandan turistik tesis davacı belediyeden alınan izne dayalı olarak inşaa edilmekte olduğundan inşaatın plan uygunluğunu denetlemek ve aykırı kısımlarını önlemek de davacı belediye yetkilerindendir.

Davacı belediye kamu gücünü kullanarak görev ve yetkisi dahilinde plan ve projesine aykırı inşaatlara engel olmak ve imar yolunu toplumun kullanımına açık hale getirebilecek durumda iken, bu fiili durumdan bahisle orman idaresince yapılmış tahsisin iptalini dava etmiştir.

Görüldüğü gibi kamu gücü kullanılarak önlenmesi mümkün olan mevzuata aykırı kullanımlar, özde haklı ve mevzuata uygun tahsis işleminin sakat olduğunu göstermez.

Kaldı ki imar yolunun dava sırasında plan değişikliği ile kısmen veya tamamen güzergahının değişmiş olması hali de söz konusudur.

Bu durumda mahkemenin öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığını belirlemesi süre aşımı yoksa gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırarak, bu alanın turizm şirketine tahsisinde kamu yararının varlığını araştırması gerekirdi.

Açıklanan nedenlerle hatalı ve noksan incelemeye dayalı mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Uyuşmazlık, ... İli. ... İlçesi, ... Kasabası, ... Mevkiindeki 150.000 metrekare yüzölçümlü ormanlık sahada turistik tesis yapımı için 6831 sayılı Orman Kanununun 17. maddesine göre 49 yıl süreyle intifa hakkı tesisine izin verilmesine ilişkin 5.3.1987 gün ve 2204-76/05 sayılı Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı işleminin iptali isteminden doğmuştur.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde 60 gün olduğu ve bu sürelerin tebliğ, yayım ve ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı kuralı bulunmaktadır.

"Yazılı bildirim" kuralı, yönetilenlere menfaatlerini ihlal eden nitelikteki işlemlerin idare tarafından açık ve anlaşılabilir bir biçimde duyurularak, bir yandan onlara bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmaları konusunda inceleme ve düşünme imkanı sağlamak, öte yandan gereksiz, belirsiz ve mükerrer başvurulara meydan vermemek amacını taşımaktadır. Bu nedenle, ilke olarak idarenin, işlemlerini ilgililere yazılı olarak tebliğ etmesi ve işlem idari yargı mercii önüne getirildiğinde de bu yazılı bildirim belgesinin dava dosyasına sunulması gerekir. Ancak bu kural; idarenin yazılı bildirim belgesini dosyaya ibraz edememesi halinde, idare mahkemesi hakiminin uygulamayı, uygulamanın sonuçlarını, dosyada mevcut bilgi ve belgeleri, dava konusu işlemin ve bununla ilgili diğer işlemlerin özelliğini değerlendirerek bunları yazılı bildirime karine olarak almasına ve belli bir tarihi yazılı bildirimin yapıldığı en son tarih olarak kabul etmesine engel değildir. Her durumda yazılı bildirim belgesinin dosyaya sunulmasını gerekli görmek, kamu düzeninden sayılan ve idari istikrarı sağlamak amacını taşıyan "dava açma süresi" kurumunun çoğu kez işletilmemesine ve dava hakkının kötüye kullanılmasına yol açmak olur.

Özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan, ilgililerin, açacakları davalarda öğrenme tarihinin açıkça saptanabildiği durumlarda öğrenmenin yazılı bildirime karine alınması kamu düzeninin gereklerindendir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden. 5.3.1987 tarihinde Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca yapılan tahsis işleminden sonra davacı belediyece uyuşmazlık konusu alan için müdahil şirkete 3.4.1990 tarihinde yapı ruhsatı verildiği, verilen ruhsatta "150.000 m2 Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığından tahsisli alan" belirtmesi yapıldığı, ayrıca tahsis işlemine dayanılarak karayolunun kapatılması üzerine çıkan ihtilaf üzerine davacı belediye ile ... Orman İşletme Müdürlüğü arasında yapılan 14.5.1996 ve 28.5.1996 günlü yazışmalardan bu hususun orman işletme müdürlüğünce de teyit edildiği, ancak gerek 1990 yılında gerekse 1996 yılında dava yoluna gidilmediği, tahsis işlemine dayalı olarak kapatılan karayolunun yeniden açılması konusunda alınan 26.5.1998 tarihli encümen kararı üzerine müdahil şirketin verdiği 1.6.1998 tarihli cevap üzerine tahsisin varlığının öğrenildiği öne sürülerek açılan davada idare mahkemesince temyize konu kararın verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı belediyenin uyuşmazlık konusu orman alanının 1987 yılında tahsisine ilişkin işlemin varlığını bu alan için 1990 yılında yapı ruhsatını verdiği tarihte kesin olarak bildiği ve bu hususun 1996 yılında orman işletme müdürlüğünce teyit edildiğinin dosyadaki yazılı belgelerle sabit olması karşısında, idare mahkemesince davanın süre aşımı gerekçesiyle reddi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Aydın 1. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine 30.3.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.
DANIŞTAY
6. DAİRE
E. 2002/3687
K. 2004/387
T. 23.1.2004
• VEKİLE YAPILAN TEBLİGATIN DAVA AÇMA SÜRESİNİ BAŞLATMAMASI ( Parselasyon İşleminin İptali Davası - Dava Açma Süresinin Davacının İşlemden Haberdar Olduğunu Belirttiği Tarihten Başlayacağı )
• TEBLİGATIN ASİLE DEĞİL VEKİLİNE YAPILMIŞ OLMASI ( Parselasyon İşlemine Karşı Dava Açma Süresinin İşlemeye Başlamayacağı - Davacının İşlemden Haberdar Olduğu Tarihten İtibaren Sürenin İşlemeye Başlayacağı )
• ASİLE TEBLİĞ EDİLMEYEN PARSELASYON İŞLEMİNDEN VEKİLİN HABERDAR OLMASI ( İptal Davası Açma Süresinin İşlemeyeceği - Davacı Asilin Haberdar Olduğunu Belirttiği Tarihten İtibaren Sürenin Hesaplanacağı )
2577/m.7
3194/m.18
ÖZET : Dava, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca gerçekleştirilen parselasyon işlemine ilişkin Belediye Encümeni Kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davacının en geç, Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali istemiyle açılan davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edildiği 26.3.2001 tarihinde, dava konusu işlemden haberdar olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle, bu tarihten itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.maddesinde öngörülen 60 günlük süre içinde açılması gereken davanın, 26.2.2002 tarihinde açılmış olması nedeniyle süreaşımı yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali istemiyle açılan davada davacı vekiline tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından 26.3.2001 tarihinde yapılan itirazda dava konusu işlemden bahsedilmiş ise de bu kararın davacıya değil, davacının vekiline tebliğ edilmiş olması karşısında, davacının bu tarihte dava konusu işlem hakkında dava açmaya yeterli düzeyde bilgi sahibi olduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, bu raporun dava açmaya esas alınamayacağı tabiidir.

Bu nedenle, davalı idarece söz konusu işlemin daha önceki bir tarihte davacıya tebliğ edildiği ispatlanamadığına göre, davacının söz konusu işlemi öğrenme tarihi olarak, dava dilekçesinde belirttiği 28.12.2001 tarihi kabul edilmek suretiyle, bu tarihe göre süresinde açılan bu davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiğinden İdare Mahkemesince davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

İstemin Özeti : Trabzon İdare Mahkemesinin 8.5.2002 günlü, E:2002/137, K:2002/268 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Berberoğlu'nun Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Habibe Ünal'ın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, Trabzon İli, Maçka ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca gerçekleştirilen parselasyon işlemine ilişkin 27.8.1996 tarihli, 531 sayılı Maçka Belediye Encümeni Kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davacının en geç, Maçka Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali istemiyle açılan davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edildiği 26.3.2001 tarihinde, dava konusu işlemden haberdar olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle, bu tarihten itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.maddesinde öngörülen 60 günlük süre içinde açılması gereken davanın, 26.2.2002 tarihinde açılmış olması nedeniyle süreaşımı yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

T.C. Anayasasının 125.maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 2.fıkrasında da Anayasa kuralına paralel bir düzenleme getirilerek idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı günden başlayacağı belirtilmiş, 7201 sayılı Tebligat Kanununa ilişkin Tebligat Tüzüğünün 51.maddesinde ise tebliğin muhatap muttali olmuş ise geçerli olacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı ve muhatabın tebliğe muttali olduğunun ve bunun tarihin iddia ve ispatına cevaz bulunmadığı öngörülmüştür.

Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun parselasyon planlarına karşı açılacak davalara ilişkin 12.2.1970 günlü, E:1969/2, K:1970/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, Anayasanın idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süreaşımının yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hükmü karşısında ilan tarihini dava açma süresine başlangıç tarihi kabul etmenin imkansız olduğu, zira Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ayrıntılarıyla düzenlemesi ve bu hükmün daha önceki kanunlarda bulunup aynı konuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde konuyu yeniden düzenleyen Anayasa hükmünün uygulanmasının tabii olduğu hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca yapılan parselasyon planlarında ve dağıtım cetvellerinde, düzenlemeye giren her taşınmaz mala karşılık sahiplerine verilecek bağımsız veya şuyulu imar parsellerinin parsel büyüklükleri, hisse miktarı, parsellerin konumu gibi hususlar ayrı ayrı gösterildiğinden, bu planların düzenlemeye tabi tuttukları taşınmaz sahipleri için subjektif ve kişisel işlemler oldukları kuşkusuzdur. Ayrıca, 2981 sayılı Yasanın 10/c maddesi uyarınca yapılan parselasyon planlarında da yukarıda belirtilen düzenlemelerin geçerli olduğu açıktır. Bu itibarla idarenin böyle bir işlemi bizzat davacıya 7201 sayılı Yasanın ilgili hükümleri uyarınca tebliğ etmesi gerekmektedir.

Anılan hükümler uyarınca, olayda, Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali istemiyle açılan davada davacı vekiline tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından 26.3.2001 tarihinde yapılan itirazda dava konusu işlemden bahsedilmiş ise de bu kararın davacıya değil, davacının vekiline tebliğ edilmiş olması karşısında, davacının bu tarihte dava konusu işlem hakkında dava açmaya yeterli düzeyde bilgi sahibi olduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, bu raporun dava açmaya esas alınamayacağı tabiidir.

Bu nedenle, davalı idarece söz konusu işlemin daha önceki bir tarihte davacıya tebliğ edildiği ispatlanamadığına göre, davacının söz konusu işlemi öğrenme tarihi olarak, dava dilekçesinde belirttiği 28.12.2001 tarihi kabul edilmek suretiyle, bu tarihe göre süresinde açılan bu davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiğinden İdare Mahkemesince davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Trabzon İdare Mahkemesinin 8.5.2002 günlü, E:2002/137, K:2002/268 sayılı kararının BOZULMASINA, 10.120.000 lira karar harcı ile fazladan yatırılan 7.530.000 lira harcın temyiz isteminde bulunana iadesine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 23.1.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
DANIŞTAY
3. DAİRE
E. 2003/2033
K. 2004/1460
T. 13.5.2004
• TEBLİGATIN MUHATAP YERİNE YETKİSİZ KİŞİLERE YAPILMIŞ OLMASI ( Tebliğ Tarihi Yerine Ittıla Tarihinin Geçerli Olacağı - Davanın Reddedilemeyeceği - Dava Açma Süresinin Hesaplanması - Deprem - Geçersiz Tebligat )
• DAVANIN REDDİNİN HUKUKA AYKIRILIĞI ( Tebligatın Muhatap Yerine Yetkisiz Kişilere Yapılmış Olması - Ittıla Tarihinin Tesbitine Göre Karar Verilmesi Gerektiği )
• SÜRE AŞIMI NEDENİYLE DAVANIN REDDİ ( Tebligatın Muhatap Yerine Yetkisiz Kişilere Yapılmış Olması - Ittıla Tarihinin Tesbitine Göre Karar Verilmesi Gerektiği )
2577/m.7/1
7201/m.10
4731/m.1
ÖZET : Tebligat, muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kişilere yapılmamışsa tebliğ edilecek evrak muhataba ulaştığı an tebligat yapılmış sayılacağından, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan kime tebliğ edildiği anlaşılamayan tebliğ alındısındaki tarih esas alınarak davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk yoktur.

İstemin Özeti : Davacı tarafından 4731 sayılı yasadan yararlanmak amacıyla yapılan başvurunun reddine ilişkin 28.2.2003 gün ve 262 sayılı işlemin iptali ile yasadan yararlandırılmasına karar verilmesi istemiyle açılan davayı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemesinde ( 30 ) gün olduğunun açıklandığı, dava dilekçesinin incelenmesinden, iptali istenen dava konusu işlemin davacıya 12.3.2003 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu işleme karşı 22.4.2003 tarihinde Sakarya İkinci İdare Mahkemesinde dava açıldığı, açılan davanın görev yönünden reddedilerek mahkemelerine gönderildiği anlaşılmakta olup, söz konusu işleme karşı en son 11.4.2003 tarihinde dava açılması gerekirken, yasada öngörülen ( 30 ) günlük süre geçirildikten sonra 22.4.2003 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle reddeden Sakarya Vergi Mahkemesinin 26.9.2003 gün ve E: 2003/211, K: 2003/218 sayılı kararının; dava konusu işlemin 12.3.2004 tarihinde tebliğ edilmediği, işlemden Nisan 2003 başlarında haberdar olunduğu, tebliğ zarfı üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı, davanın öğrenme tarihinden itibaren ( 30 ) günlük yasal süresi içinde açıldığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi: Berent Araslı

Düşüncesi: Vergi Mahkemesince, dava konusu işlemin kime tebliğ edildiği, tebliğ zarfı üzerindeki imzanın kime ait olduğu hususları gerekirse posta idaresinden de sorulmak suretiyle araştırılarak, neticeye göre davanın süresinde açılıp açılmadığı incelendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, tebligatın hangi tarihte, kime yapıldığı hususları açıklığa kavuşturulmadan, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmediğinden, kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Savcı: Nurten Karaçay

Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.


TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10'uncu maddesinde, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı hükme bağlanmış, Kanunun sonra gelen diğer maddelerinde ise muhatap yerine tebligatı kabule kimlerin yetkili olduğu ve hangi durumlarda bu kişilere tebliğ yapılabileceği hükümleri yer almıştır.

Dosyanın incelenmesinden; akaryakıt istasyonu işleten davacının 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve merkez üssü ... olan deprem nedeniyle, Adapazarı ... mahallesindeki değeri 25.000.000.000.-lira olan evini, Adapazarı ...'daki değeri 50.000.000.000.- lira olan benzin istasyonunun 20.000.000.000.- liralık kısmını ve 15.000.000.000.- lira değerindeki ev eşyalarını kaybettiğinden bahisle 4731 sayılı yasa uyarınca 1996-1997-1998 yıllarına ait vergi borçlarının terkini istemiyle davalı ... Mal Müdürlüğü'ne başvurduğu, terkin talebinin uygun görülmeyerek reddedildiği, sözü edilen işlemin 12.3.2003 tarihinde tebligat zarfında adı yazılı olmayan, sadece imzası bulunan ve dosyadan da kim olduğu anlaşılamayan bir kimseye tebliğ edildiği, davacının anılan işlemin iptali istemiyle 22.4.2003 tarihinde Sakarya İkinci İdare Mahkemesinde dava açtığı, dava İdare Mahkemesince görev yönünden reddedilerek dosyanın Sakarya Vergi mahkemesine gönderildiği, Vergi Mahkemesi tarafından en son 11.4.2003 tarihinde dava açılması gerekirken, 22.4.2003 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.

Tebligatın geçerli ve usulüne uygun olabilmesi için muhataba veya kanunda sayılan bazı özel durumlar için, muhatap yerine tebligatı kabulü yetkili kişilere yapılmış olması gerekir. Kanun, muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kişilere yapılacak tebligatın muhataba yapılmış sayılacağını öngörmüştür. Bu hallerde tebliğ edilecek evrakın muhataba ulaşmış olması tebligatın geçerlilik koşulu değildir. Tebligatın muhatap yerine tebliği kabule yetkili kişilere yapılmış olması gerekli ve yeterlidir. Ancak tebligat, muhatap yerine tebligatı kabulü yetkili kişilere yapılmamışsa; bu takdirde tebliğ edilecek evrak muhataba ulaştığı an tebligat yapılmış sayılır.

Olayda, her ne kadar Vergi Mahkemesince dava konusu işlemin davacıya 12.3.2003 tarihinde tebliğ edildiği kabul edilmiş ise de, davacı temyiz dilekçesinde, tebliğ zarfı üzerinde posta idaresi tarafından mühür basılmak suretiyle yazılı olan 12.3.2003 tarihinde kendisine tebligat yapılmadığını, evrakın, kim olduğunu bilmediği bir şahsa tebliğ edildiğini, kendisinin Nisan 2003 başlarında işlemden haberdar olduğunu iddia ettiğinden mahkemece dava konusu işlemin kime tebliğ edildiği, tebligat yapılan şahsın muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kişilerden olup olmadığı, davacının dava konusu işlemden ne şekilde haberdar olduğu davalı idareden ve gerekirse posta idaresinden de sorulmak suretiyle bir araştırma yapılarak, araştırmanın neticesine göre davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenerek karar verilmesi gerekirken kime tebliğ edildiği anlaşılamayan tebliğ alındısındaki tarih esas alınarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Sakarya Vergi Mahkemesinin 26.9.2003 gün ve E: 2003/211, K: 2003/218 sayılı kararının bozulmasına, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine 13.5.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

danx
T.C.
DANIŞTAY
2. DAİRE
E. 2009/889
K. 2009/3221
T. 24.9.2009
• YAZILI BİLDİRİMİN YAPILMAMASI ( Durumunda İdari Davalarda Dava Açma Süresinin Başlangıç Tarihi Olarak İlgililerin Menfaatlerini İhlal Eden İşlemlerden Bir Şekilde Haberdar Oldukları Tarih Esas Alınacağı )
• DAVA AÇMA SÜRESİ ( Yazılı Bildirimin Yapılmaması Durumunda İdari Davalarda - İlgililerin Menfaatlerini İhlal Eden İşlemlerden Bir Şekilde Haberdar Oldukları Tarih Esas Alınacağı )
• SÜRENİN BAŞLANGICI ( Yazılı Bildirimin Yapılmaması Durumunda İdari Davalarda Sürenin Başlangıç Tarihi Olarak İlgililerin Menfaatlerini İhlal Eden İşlemlerden Bir Şekilde Haberdar Oldukları Tarih Esas Alınacağı )
2577/m.7
ÖZET : Yazılı bildirimin yapılmaması durumunda, idari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi olarak ilgililerin menfaatlerini ihlal eden işlemlerden bir şekilde haberdar oldukları tarih esas alınacaktır.

İstemin Özeti : İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 17.11.2008 günlü, E:2008/609, K:2008/1791 sayılı kararının, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Cevabın Özeti : Temyiz istemin reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Serpil Tunç Yetkin

Düşüncesi : Davacının, Şubat ayı bordrosunu aldığında maaşının düştüğünü görmesi üzerine 22.2.2008 tarihinde idareye yapmış olduğu başvuruya verilen 3.3.2008 tarihli cevabi yazı ile 2007 yılı sicilinin ( B ) düzeyinde verildiğini öğrendiği ve bunun aksinin ortaya konulamadığı dikkate alındığında; başvurusunun reddi yolunda idarece verilen yanıt üzerine 4.4.2008 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davacının sicil-başarı notunun ( B ) düzeyinde düzenlendiğini her yılın Ocak ayı maaşını aldığında başarı hanesinde değişen oranlarda tazminat ödendiği ve bu oranların bordroda yer alması nedeniyle öğrendiği gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddeden İdare Mahkemesi kararında yasal isabet görülmemekte olup, bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Semra Şentürk

Düşüncesi : Davacının 2007 yılı sicilinin ( B ) olarak düzenlenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, davayı süre aşımı yönünden reddeden İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istemidir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde , idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı ve dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu öngörülmüştür.

İdari davalarda, dava açma süresi başlangıcının dava konusu edilecek işlemin yazılı bildirimi ile başlayacağı esas olmakla birlikte; uygulamada, bazen idari işlemin yazılı bildiriminin yapılamaması durumunda ilgililerin, menfaatlerini ihlal eden işlemlerden bir şekilde haberdar olduklarını gösterdikleri tarihin, idarece aksi ispat edilmedikçe yazılı bildirim tarihi olarak kabulü suretiyle dava açma süresinin başlangıcına esas alınacağı yerleşmiş içtihatlardandır.

Olayda, dava konusu sicilin davacıya tebliğ edilmediği bu konuda davalı idarenin de sicilin tebliğine dair herhangi bir belgede ibraz etmediği anlaşılmakla davacının itiraz ettiği ( 22.2.2008 ) tarihin öğrenme tarihi olarak kabul edilerek bu tarihten itibaren 60 gün içinde ( 4.4.2008 ) tarihinde açılan davanın süresinde açılmış bir dava olduğu sonucuna varıldığından davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle, idare mahkemesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, ... PTT Merkez Müdürlüğü'nde dağıtıcı olarak görev yapan davacının 2007 yılı sicil notunun ( B ) düzeyinde belirlenmesine ilişkin işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi istemi ile açılmıştır.

İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 17.11.2008 günlü, E:2008/609, K:2008/1791 sayılı kararıyla; sözleşmeli personel olan davacının sicil notunu her yılın Ocak ayının 15'i itibari ile sicil notuna dayanılarak başarı hanesinde değişen oranlarda tazminat ödemesi ve bu oranların bordroda yer alması nedeniyle öğrendiğinden, bu tarihten itibaren işlemeye başlamış olan 60 günlük dava açma süresinin 22.2.2008 tarihinde yapılan başvuru ile durduğu ve verilen cevabi yazının tebliği üzerine kalan dava açma süresinin 31.3.2008 ( Mahkemece sehven 31.5.2008 olarak yazılmıştır. ) tarihinde dolduğu, bu tarihten sonra 4.4.2008 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle dava süre aşımı yönünden reddedilmiştir.

Davacı, sicil notunun ( B ) düzeyine düşürüldüğü yönünde tarafına yazılı bir bildirim yapılmadığını, sicil notundaki düşüşün Şubat ayı bordrosunda gösterildiğini, bu durumu fark eder etmez 22.2.2008 tarihinde idareye başvurduğunu, idarenin 3.3.2008 tarihli cevabı üzerine de süresi içinde 4.4.2008 tarihinde dava açtığını ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiştir.

İdari davalarda, dava açma süresi başlangıcının dava konusu edilecek işlemin yazılı bildirimi ile başlayacağı esas olmakla birlikte; uygulamada bazen idari işlemin yazılı bildiriminin yapılmaması durumunda ilgililerin, menfaatlerini ihlal eden işlemlerden bir şekilde haberdar olduklarını gösterdikleri tarihlerin, idarece aksi ispat edilmedikçe yazılı bildirim tarihi olarak kabulü suretiyle dava açma süresinin başlangıcına esas alınacağı yerleşmiş içtihatlardandır.

Dosyanın incelenmesinden; davacının Şubat ayı bordrosunu aldığında maaşındaki düşüşü fark etmesi üzerine 22.2.2008 tarihinde idareye başvurarak sicil notundaki düşüşün nedenlerini sorduğu, idarenin 3.3.2008 tarihli yazı ile cevap vermesi üzerine de 4.4.2008 tarihinde bakılmakta olan davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Maaşın ayrıntılarını gösteren bordro, dava konusu sicil ve başarı değerlemesi raporu ile ilgili gerekli hususları içermediğinden; davacının 2007 yılı Sicil ve Başarı Değerlemesi Raporunun ( B ) düzeyinde değerlendirildiğini, idareye başvurduğu tarihten önce ve İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere Ocak 2008 maaşını aldığında öğrendiğini kabul etmek mümkün değildir.

Bu durumda; davacının 2007 yılı Sicil ve Başarı Değerlemesi Raporunun ( B ) düzeyinde değerlendirildiğini Şubat ayı bordrosunda maaşındaki düşüşü fark etmesi üzerine idareye yaptığı 22.2.2008 tarihli başvurusuyla öğrendiği ve davalı idarece de bunun aksinin ortaya konulmadığı dikkate alındığında; davacı başvurusuna verilen 3.3.2008 tarihli yanıt üzerine 4.4.2008 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, Ocak 2007 maaşıyla sicilinin ( B ) düzeyinde düzenlendiğini öğrendiği gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuksal isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 17.11.2008 günlü, E:2008/609, K:2008/1791 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 24.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

danx
Old 24-01-2012, 23:36   #5
GünHan

 
Varsayılan

Belediye MECLiSiNiN belirlediği bir harç tarifesini içeren belediye meclis kararı hukuka aykırı olduğu için dava açacağım fakat belediye meclisi bu kararı 3 yıl önce almış. Ben bir vatandaş olarak bu meclis kararının iptalini "bugün" isteyebilir miyim? Zira şimdi öğrendim ben bu kararı... Sorumun özü bu esasen
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İİK 72. maddeye göre açılan İstirdat davasında hak düşürücü süre ne zaman başlar? sarissa Meslektaşların Soruları 9 23-11-2012 12:40
idarenin olumsuz eyleminden doğan zararın mütemadi olması halinde dava açma süresi ne zaman başlar bayan Meslektaşların Soruları 2 16-11-2011 09:08
Parselasyon uygulamasının iptali için dava açma süresi ne zaman başlar? BAŞARAN Meslektaşların Soruları 2 20-07-2010 23:23
Humk 89 da dava dilekçesinin iptalinden sonra dava açma süresi ne zaman başlar? avkutluk Meslektaşların Soruları 5 06-02-2009 22:18
iki borçlu ve iptal davası-hak düşürücü süre avhalit Meslektaşların Soruları 0 18-09-2007 15:01


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04694295 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.