Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Yıkım ve para cezasına ilişkin İlçe Belediye Encümen Kararı

Yanıt
Old 13-09-2012, 17:58   #31
Kızıltuğ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Onur YAŞAR
Sevgili meslektaşlarım (ayrı bir başlık açma gereği duymadım, sorumu buraya yazıyorum müsadenizle)

Mahkeme kararı kesinleşmese de yıkım işlemleri yapılabiliyor mu acaba?

Ceza davası beraat ile sonuçlandı.
Ancak mahkeme (bizim düşüncemize göre) yanlış bir karar verdi ve dosya şuanda Danıştay'da.

Ancak müvekkil; yıkım ekipleri geliyor, gelecek, yıkılacak tarzında bir durum ile karşılaşmış şu sıralar.

Dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmez mi yıkım işlemlerinin başlayabilmesi için? (malesef yürütmeyi durdurma kararı istenilmedi)

Danıştay'dan sonucun lehimize çıkacağına inanıyoruz. Dolayısıyla geri dönülmez zararlar doğmuş olmayacak mıdır?


Telafisi mümkün olmayan zararların oluşma ihtimali olması "yürütmeyi durdurma kararı" alınmasıyla kaldırılabilirdi.

İdare yürütmeyi durdurma kararı almadığı müddetçe yıkım kararını yerine getirir.

Ceza davasında alınan netice idarenin yapacağı işlemi maalesef durdurmaz.

İYUK Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994 - 4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.
Old 14-09-2012, 13:47   #32
AVOY

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Kızıltuğ
Telafisi mümkün olmayan zararların oluşma ihtimali olması "yürütmeyi durdurma kararı" alınmasıyla kaldırılabilirdi.

İdare yürütmeyi durdurma kararı almadığı müddetçe yıkım kararını yerine getirir.

Ceza davasında alınan netice idarenin yapacağı işlemi maalesef durdurmaz.

İYUK Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994 - 4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.

Üstadım,

Konu ile ilgili 2 ayrı davada para cezasının iptali kararı, bir ceza davasında da beraat kararı verildi yukarıda yazdığım gibi.
Sadece bir mahkeme (bizce yanlış olan bir karar verdi ve) yıkım kararını iptal etmedi.

Şimdi dosya Danıştay'da ve yürütmeyi durdurma da istenilmedi bahsettiğim gibi.

Danıştay'dan kararın lehimize geleceğini düşünüyoruz. Lehimize karar geldiği taktirde telafisi mümkün olmayan zararlar meydana gelmeyecek midir?

Bunun önüne bir şekilde geçilemez mi?
Old 14-09-2012, 16:20   #33
Kilimanjaro

 
Varsayılan

Bu konuyla ilgili benim de bir sorum olacak. Müvekkilin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na yapmış olduğu bir müracaat neticesinde Kurul tarafından müvekkilin sahip olduğu binayla ilgili bir uzman görevlendiriliyor ve bu uzman binaya eklemeler yapıldığını bir raporla tespit ediyor. Bu tespit üzerine belediye ve savcılığa Kurul tarafından bildirimler yapılıyor ve müvekkil hakkında önce kaçak inşaattan ceza davası açılıyor. Bu davada, inşaatın yapımı üzerinden uzunca bir sürenin geçmiş olması ve bu süre içinde suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ceza çıkmayacağı beklenirken mahkeme müvekkilin zamanaşımı savunmasını hiç incelemeden hüküm tesis ediyor ve cezayı da erteleme yoluna gidiyor. Erteleme sebebiyle karar temyiz edilemediğinden ve itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesinin de kararın esasına dair bir inceleme yapmasının CMK gereğince mümkün olamaması sebebiyle karar bu haliyle kesinleşiyor. Ceza davası kesinleşinceye kadar bu yapı sebebiyle hiçbir işlem yapmamış olan belediye, kararın kesinleşmesinin hemen akabinde müvekkile kaçak inşaat sebebiyle para cezası kesiyor ve akabinde yıkım kararını da tebliğ ediyor. Biz her iki kararın iptali için idare mahkemesinde dava açacağız. Burada benim aklımı kurcalayan üç şey var:

1) Yıkım kararının iptali yönünden düşünürsek, müvekkil aleyhine ceza kararının kesinleşmiş olması idare mahkemesinde ne derece dikkate alınır? Yani bu karara rağmen idare mahkemesi yıkım kararının iptaline hükmedebilir mi?
2) Para cezasının iptali yönünden düşünürsek, kaçak yapılar için kesilen para cezalarıyla ilgili 2009'da yaşanan gelişmeleri (Anayasa Mahkemesi'nin İmar Kanunu'nun idari para cezasıyla ilgili 42.maddesini iptal etmesi hadisesini) savunmamızda kullanmamız bize ne derece yarar sağlar? Yani bu savunmaya bel bağlanabilir mi?
3) Aslında binadaki kaçak eklentiler müvekkilden önceki bina sahipleri tarafından yapılmış. Ancak ceza mahkemesinin müvekkil aleyhindeki kararı da bir şekilde kesinleşmiş oldu. Biz buna rağmen bu savunmayı idare mahkemesinde yapabilir miyiz/bu savunma bize yarar sağlar mı?

Yardımcı olacak meslektaşlara şimdiden teşekkür ederim.
Old 15-09-2012, 20:46   #34
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Kilimanjaro
1) Yıkım kararının iptali yönünden düşünürsek, müvekkil aleyhine ceza kararının kesinleşmiş olması idare mahkemesinde ne derece dikkate alınır? Yani bu karara rağmen idare mahkemesi yıkım kararının iptaline hükmedebilir mi?
''Ceza davası'' ile ''yıkım kararının iptali'' davası birbirinden bağımsızdır. O kadar ki, ceza davası ruhsatsız inşaatı yapan hakkında açılır ama yıkım kararı bina sahibi hakkında verilir.

Sorunuzun yanıtı: Evet. Ceza kararına rağmen yıkım kararı iptal edilebilir. Ama neden iptal edilsin? Yıkım kararı bir ceza olmadığından zamanaşımına tabi değildir.
Alıntı:
2- Para cezasının iptali yönünden düşünürsek, kaçak yapılar için kesilen para cezalarıyla ilgili 2009'da yaşanan gelişmeleri (Anayasa Mahkemesi'nin İmar Kanunu'nun idari para cezasıyla ilgili 42.maddesini iptal etmesi hadisesini) savunmamızda kullanmamız bize ne derece yarar sağlar? Yani bu savunmaya bel bağlanabilir mi?
İnşaatın 2009'dan önce yapıldığını kanıtlayabilirseniz bu savunmaya bel bağlanabilir. Öte yandan, ruhsatsız inşaatın 2009 yılından önce yapıldığını SİZ kanıtlamak zorunda değilsiniz. İnşaatın 2009 yılından sonra yapıldığını idari para cezasını veren BELEDİYE kanıtlamak zorunda.

Ceza mahkemesinin kararı idare mahkemesindeki davayı etkilemez. Çünkü ceza mahkemesi yaptığı yargılamada 2009 tarihini incelemez, 2004 tarihini inceler. Çünkü TCK 184.maddesi 2004 yılında yürürlüğe girdi. Halbuki idari para cezasını düzenleyen İmar Kanunu'nun 42.maddesi 2009 yılında yürürlüğe girdi. Bir başka deyişle ceza mahkemesinin kararı ruhsatsız inşaatın 2004 yılından sonra yapıldığını gösterir ama 2009 yılından önce ya da sonra yapıldığı hakkında fikir vermez.
Alıntı:
3) Aslında binadaki kaçak eklentiler müvekkilden önceki bina sahipleri tarafından yapılmış. Ancak ceza mahkemesinin müvekkil aleyhindeki kararı da bir şekilde kesinleşmiş oldu. Biz buna rağmen bu savunmayı idare mahkemesinde yapabilir miyiz/bu savunma bize yarar sağlar mı?
Siz yine de bu savunmayı yapın ama asıl savunmayı inşaatın yapıldığı TARİH üzerinde yoğunlaştırmanızı öneririm.

Saygılarımla
Old 16-09-2012, 04:41   #35
Kızıltuğ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Onur YAŞAR
Üstadım,

Konu ile ilgili 2 ayrı davada para cezasının iptali kararı, bir ceza davasında da beraat kararı verildi yukarıda yazdığım gibi.
Sadece bir mahkeme (bizce yanlış olan bir karar verdi ve) yıkım kararını iptal etmedi.

Şimdi dosya Danıştay'da ve yürütmeyi durdurma da istenilmedi bahsettiğim gibi.

Danıştay'dan kararın lehimize geleceğini düşünüyoruz. Lehimize karar geldiği taktirde telafisi mümkün olmayan zararlar meydana gelmeyecek midir?

Bunun önüne bir şekilde geçilemez mi?

Bir kere ceza davasında alınan karar idari yargıyı etkilemeyecektir daha önce verdiğim yanıtta belirttiğim gibi.

Para cezası yönünden alınan karar da etkilemeyecektir zira uygulamada yapı imar mevzuatına aykırıyken yeni düzenlemeye göre hesaplanan para cezaları hatalı olabilmektedir.

Şu saatte alınacak tek karar yürütmeyi durdurma kararı istemidir.
Şu aşamada isteyebilir misiniz tartışma bunun üzerine olmalı kanımca.
Yürütmeyi durdurma talepleri her aşamada istenebiliyor, Danıştay aşamasında ayrı bir dilekçeyle istenebilir mi?

Ben istenebileceği kanaatindeyim ki bu talepte bulunanları da bilmekteyim ama neticeden haberdar olamadım.
Yürütmeyi durdurma her aşamada talep edilebilir. İYUK madde 27 - 10 "Aynı sebeplere dayanılmadığı taktirde" der. Buradan da her aşamada isteneceğini anlayabiliyoruz, bu durumda ayrı bir dilekçeyle istenebileceği sonucu çıkar.

Temyiz kararından önce bu talep yapılabilir.
En azından yapılmasında bir zarar gelmez doğacak zararlar düşünüldüğünde.

Size dava dışı bir yol da önerebilirim, benim Belediyede çalıştığım dönemlerde gerçekten hatalı bir karar olduğuna inandığım ya da ikna edildiğim işlemlerde karar kesinleşmeden yıkım kararlarının yerine getirilmemesi konusunda ilgili daire başkanlarıyla görüşüyor ve kararın beklenmesi yönünde görüş bildiriyordum, Belediyenin tazminat sorumluluğu altına girmesini engellemek için.

Siz de Belediyenin avukatlarıyla görüşerek bu durumun zararlar doğuracağını, Belediyenin de zarara uğrayabileceği konusunda iyi niyet çerçevesinde görüşme yaparak ve ikna ederek ertelenmesini sağlayabilirsiniz.

Acil bir yıkım işlemi söz konusu değilse öreneğin çevre düzenlemesi vs. tarzında ertelenmesi konusunda idare adım atacaktır, siyasi ve şahsi bir husumet yok ise!

Çünkü siyasi ve şahsi husumetler olduğunda siyasetin yoğun bir şekilde bulaşmış olduğu Belediye gibi kurum yöneticleri maalesef doğacak kurum zararlarını hesaba pek katmazlar.
Old 29-12-2016, 13:47   #36
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

Yapı 17/12/2009 tarihinden önce yapılmış olsa bile para cezası verilebileceği yönünde...



T.C DANIŞTAY
14.Daire
Esas: 2014 / 5609
Karar: 2016 / 1610
Karar Tarihi: 09.03.2016

ÖZET: Uyuşmazlık konusu olayda; ............ tarihli yapı tatil zaptı ile tespit edilen dava konusu ilaveler, yasaların yürürlük tarihi olan ............. tarihinden önce yapılmış olsa dahi, söz konusu aykırılıkların süregelen nitelikte olduğu ve halen devam ettiği hususu sabit olduğundan, bu aykırılıkların tespit tarihi olan ................. tarihi itibariyle de sözkonusu aykırılıklara ilişkin cezai yaptırımların yürürlükte bulunduğu açık olduğundan, imar Kanunu'nun ............ tarihinde yürürlüğe giren değişik 42. maddesi uyarınca bu tarihten sonra yapılan tespite dayanarak verilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
(3194 S. K. m. 42)

İstemin Özeti: İzmir 1. İdare Mahkemesinin 22/04/2014 günlü; E:2013/1080, K:2014/569 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Davalının Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.

Davacının Savunmasının Özeti: Davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Salih Kahveci

Düşüncesi: Temyize konu İdare Mahkemesi kararının yapı tatil tutanağına ilişkin kısmının onanması, para cezasına ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Ondördüncü Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava; İzmir İli, Konak ilçesi, 803 ada, 11 sayılı parsel üzerinde bulunan binanın çatısına kurulan baz istasyonunun ruhsatsız olduğundan bahisle 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca mühürlenmesine ilişkin 29.03.2013 günlü 2013-13 sayılı yapı tatil tutanağı ile aynı Kanunun 42. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin 25.04.2013 günlü, 765 sayılı Buca Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, idare Mahkemesince; yapıda idare elemanlarınca yapılan denetimde ruhsatsız olarak baz istasyonu anteni ve güç ünitesi kurulduğunun tespiti üzerine yapı tatil tutanağı düzenlenerek yapının mühürlendiği, imalatın 3194 sayılı Kanun kapsamında ruhsata tabi olmasına karşın, ruhsat alınmaksızın inşa edilmiş olduğu sabit olduğundan mühürleme işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer yandan; para cezasına konu baz istasyonunun 5490 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 17.12.2009 tarihinden önce yapıldığı tespit edilen imalatlar nedeniyle 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin yeni halinin uygulanmasına olanak bulunmadığı, bu nedenle; davacı adına idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın mühürlemeye ilişkin yapı tatil tutanağı yönünden reddine, para cezası verilmesine ilişkin işlemin ise iptaline karar verilmiş, bu karar davalı ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyize konu İdare Mahkemesi kararının; yapı tatil tutanağına ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. Maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.

Kararın; idari para cezasına ilişkin kısmına gelince;

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesinde; bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği hükmüne yer verilmiştir.

3194 sayılı imar Kanunu'nun 42. maddesinin 5940 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki halinde; ruhsat alınmadan veya ruhsat ve eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500.000 TL'den 25.000.000 liraya kadar para cezası verileceği hüküm altına alınmış iken; maddede yer alan; "...500.000-TL'den 25.000.000 liraya kadar para cezası verilir" hükmünün Anayasaya aykırı olduğu savıyla, iptali istemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 17/04/2008 günlü, E:2005/5, K:2008/93 sayılı kararıyla; idari makamların, yasanın belirlediği sınırlar arasında cezanın takdirinde esas alacakları objektif ölçütlerin yasada gösterilmediği, yasayla imar para cezasının alt ve üst sınırlarının gösterildiği, bu alan içerisinde cezayı uygulama yetkisinin idareye bırakıldığı, idarelerin hangi ölçütleri esas alacakları, belirgin ve somut olarak yasada yer almadığı, yasa kuralının bu anlamda belirgin ve öngörülebilir olmadığı, alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanının geniş, sınırsız ve ölçüsüz olduğu, cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan şekilde genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek nitelikte olduğu, cezanın yasada gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının; taşkın, heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları olan veya bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili idarelerce hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar planlarında umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait olmayan alanlara yapılması, hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi, otel, akaryakıt istasyonu gibi niteliği, fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde oturacak veya çalışacak kişiler için tehlike oluşturması, çevresinde ya da aynı bölgede emsal yapılar için uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi, bitmiş ve kullanılır durumda olması gibi ölçütlere yer verilmediği, hukuk kurallarının, yargının yorumuna ihtiyaç göstermeyecek ve uygulayıcılar tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin, uygulayıcılara güvence vermek zorunda olduğu, itiraz konusu kuralın bu nedenlerle Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçeleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden düzenlenen ve 17.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5940 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değiştirilen "İdari Müeyyideler" başlıklı 42. maddesinin 1. fıkrasında; bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyidelerin uygulanacağı, 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerinin incelenmesinden; ruhsatsız, ruhsata veya imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş bir yapı hakkında, imar mevzuatı uyarınca işlem tesis edilebilmesi için, öncelikle ilgili idarece inşaatın durumunun bir tutanak ile tesbit edilmesinin gerektiği, tutanak tarihi itibariyle ruhsatsız veya ruhsata aykırı inşaat, idarenin bilgisine girdiğinden, yasada öngörülen sürecin tesbit ile birlikte işlemeye başlayacağı anlaşılmaktadır.

Öte yandan; 17/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5940 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle yeniden düzenlenen, 3194 sayılı imar Kanunu'nun 42. maddesinde; "... imar mevzuatınca aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tesbit edildiği tarihten itibaren..." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmek suretiyle, idari müeyyidelerin uygulama süreci, imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tesbit edildiği tarihten itibaren başlayan bir süreç olarak kabul edilmek suretiyle, usul ve esaslar belirlenmiştir.

Ayrıca; gerek 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin eski halinde, gerekse; 17/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5940 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 42. maddesinde; ruhsat alınmadan veya ruhsat ve eklerine aykırı ya da imar mevzuatına aykırı olarak yapı yapılması durumunda para cezası verileceği hüküm altına alınmış, başka bir anlatımla; hiçbir zaman eylem suç olmaktan çıkarılmamış, sadece bu suça verilecek cezanın niteliği ve miktarında değişiklik yapılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; İzmir ili, Konak İlçesi, 803 ada, 11 parsel sayılı taşınmazdaki yapıda; ruhsatsız olarak baz istasyonu güç ünitesi ve anteni yapıldığının 29.03.2013 tarihli yapı tatil zaptı ile tespit edildiği, bu tespit üzerine, dava konusu encümen kararıyla, davacı adına para cezası verilmesine karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdari para cezaları; idarenin, hukuk kurallarına aykırı bazı davranışlara bir yargı kararına gerek olmaksızın yasaların açıkça verdiği yetkiye dayanarak, idare hukukuna özgü yöntemlerle doğrudan doğruya bir işlem ile uyguladığı cezalar olarak tanımlanmış bulunmaktadır.

3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinde yer alan; "... 500.000 TL'dan 25.000.000 liraya kadar para cezası verilir" hükmünün Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi sonrasında oluşan durumu, imar Kanunu’nun getirdiği düzeni bozucu ihlalleri koruyan bir durum olarak telakki etmeye olanak bulunmadığı gibi, kişilerin bu durumu kendi lehlerine kullanmasına da imkan bulunmamaktadır. Aksi durumun; suçların cezasız kalması sonucunu doğuracak olması nedeniyle, hiçbir hukuk düşüncesinde kabul görmeyeceği açıktır.

Uyuşmazlık konusu olayda; 09.01.2013 tarihli yapı tatil zaptı ile tespit edilen dava konusu ilaveler, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5940 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değiştirilen 42. maddesinin yürürlük tarihi olan 17/12/2009 tarihinden önce yapılmış olsa dahi, söz konusu aykırılıkların süregelen nitelikte olduğu ve halen devam ettiği hususu sabit olduğundan, bu aykırılıkların tespit tarihi olan 09.01.2013 tarihi itibariyle de sözkonusu aykırılıklara ilişkin cezai yaptırımların yürürlükte bulunduğu açık olduğundan, imar Kanunu'nun 17/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren değişik 42. maddesi uyarınca bu tarihten sonra yapılan tespite dayanarak verilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu durumda, İdare Mahkemesi'nce uyuşmazlığın para cezasına ilişkin kısmının esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen gerekçeyle iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, İzmir 1. İdare Mahkemesinin 22/04/2014 günlü; E:2013/1080, K:2014/569 sayılı kararının yapı tatil tutanağına ilişkin kısmının ONANMASINA, para cezasına ilişkin kısmının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 09.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Old 07-01-2017, 04:53   #37
offprosecutor

 
Varsayılan

sayın konyalı, imara aykırılıktan müvekkile belediye tarafından para cezası verildi ve müvekkil cezayı ödedi, aynı zaman tck 184 den dava devam ediyor. mahkumiyet halinde para cezasının iadesini talep edersek belediye yıkım kararı verebilirmi
Old 08-01-2017, 00:34   #38
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan offprosecutor
sayın konyalı, tck 184 den mahkumiyet halinde para cezasının iadesini talep edersek belediye yıkım kararı verebilir mi?
Ceza davasında mahkumiyet halinde belediye yıkım kararı verir. Çünkü yıkım tedbir niteliğinde bir karar olup, bir ceza değildir.

İdari para cezasının iade edilmesinin nedeni aynı eylem için iki ceza verilmemesi kuralıdır. Halbuki yıkım ceza niteliğinde olmadığından mahkumiyet halinde bile yıkım kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
belediye yıkım kararı..depreme dayanıklılık. seyitsonmez Meslektaşların Soruları 4 06-08-2012 12:52
belediye encümen kararları av.tuğbabal Meslektaşların Soruları 4 26-05-2008 16:00
Belediye Encümen Kararının iptali - otogar giriş çıkış ücreti fatoskayaismi Meslektaşların Soruları 0 28-12-2007 12:24
Belediye Encümen Kararı - Parselasyon Av.Selim HARTAVİ Meslektaşların Soruları 3 28-12-2006 22:40
Belediye Encümen Kararı AV.SERTANn Meslektaşların Soruları 0 13-06-2005 14:04


THS Sunucusu bu sayfayı 0,24696803 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.