Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Konumuz : Hukukçular Biz bizi konuşuruz! Konusu "hukukçular" olan ve diğer alanların konusu içine girmeyen sohbetlerimiz için.

Önce kanuna bakmalı; sonra Yargıtay kararı aramalı

Yanıt
Old 06-01-2008, 18:52   #1
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan Önce kanuna bakmalı; sonra Yargıtay kararı aramalı

Bir tenisçi raket yerine kitap kullanmaz; bir hukukçu da kitap yerine raket kullanmamalı.

Sitemizde sorulan her soruya Yargıtay kararlarıyla yanıt verilmesi beni üzüyor. Bu durum hukukçunun topu Yargıtay’a atması anlamına geliyor. Halbuki olayı hukuki çerçeveye oturtmak ve kanunu uygulamak hukukçunun görevidir. Yargıtay sizin bugünkü davanızın dosyasını bile görmeden 1999 yılında olayı çözmüşse artık hukukçuya da yargılamaya da gerek kalmamış demektir.

Kanun yerine Yargıtay kararlarının uygulanması hukuku geriletir. Kararlar hattat ustalığının inceliğini kaybeder. Mahkemeler matbaa gibi çalışır.

Hukukçu kanunu kendisi anlar, yorumlar ve uygular. Hukukçu Yargıtay kararına göre düşünmeye alışırsa cüppesine gerek kalmaz; tarihçilerin siyah kolluğu yeterli olur. Duruşmaya da siyah kolluklu bir tarihçi çıksa daha iyi olur; elinde çok karar vardır.

Uygulamada da görülen odur ki, artık dilekçeler kanun maddelerini gerekçe göstereceği yerde karar fotokopilerini gerekçe göstermektedir.

Türk Hukuk Sitesi 15 bin üyesi olan bir hukukçu ormanıdır. Öğrencilerin alanı da fidanlığımızdır. Biz burada kanunu yorumlayamazsak Ankara’daki birkaç hakim ne yapsın?

Hukukçular hukukun yükünü Yargıtay’a yüklerse Yargıtay’la birlikte adalet de ezilir.

Saygılarımla
Old 06-01-2008, 19:04   #2
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Armağan Bey,

Benim de en rahatsız olduğum konudur. Meslektaşlarımız yasaya bakmadan karar arıyor. Hatta yasada açık olan konularda bile karar görmek istiyor. Halbuki hiçbir uygulama yasanın önüne geçemez. Yasaların üstünlüğü konusunda bir zafiyet yaşanıyorsa bu konuda savaşım verecek olan yine bizleriz.
Old 07-01-2008, 08:49   #3
Adli Tip

 
Varsayılan

Değerli Meslektaşlar,

Ben de bu durumun verdiği rahatsızlığı hissedenlerdenim.
Sanırım şöyle bir kısır döngü var;

Hakim, kararı bozulmasın diye Yargıtay Kararına göre hüküm kuruyor.
Bunu bilen biz avukatlar da(benim gözlemime göre, genellikle) hakimleri kendi görüşlerimizle ikna edebilmenin zor olduğunu; ancak Yargıtay'ın tek bir kararının bile bu güce haiz olduğunu düşünerek Yargıtay kararına dayanıyoruz.
Böyle olunca yeni Yargıtay kararları da çok çıkmıyor zaten, Yargıtayın önüne daha önceki kararları gidiyor çünkü sürekli...

Dijital Avukatlığa geçiş döneminde Yargıtay Kararlarına ulaşmanın çok kolay olması da bunu daha da tetikliyor.

Saygılarımla,
Old 07-01-2008, 09:18   #4
av.sally

 
Varsayılan

Bunu bende çok kez farkettim.Tıpkı da dediğiniz gibi oluyor.Bir sorun var danışayım arkadaşım diyorsunuz size diyor ah dur burda şununla ilgili yargıtay kararı vardı.Bak Yargıtay da böyle düşünmüş .Bende bunu düşümüyorum diyor size..Siz meramınızı anlata durun.Kendi hukuki savınızdan bahsedin boşa.Ben Yargıtay'dan farklı düşünemem mi?Ben hukukçu değil miyim?Yoksa hukuku kendimce kanun maddesinden yola çıkarak yorumlayamayacak kadar toy muyum?O halde bana güvensizlik niye?Halbuki Yargıtay'aynı yıl içinde aynı konuda ayrı ayrı görüş bildirmiyor mu?Ve bunun neticesinde de bizlerin Yargıtay bile kendi içinde çelişkiye düşüyor biz ne yapalım diye yorumlarımıza mazhar olunmuyor mu?O halde önümüzde kanun sağımızda kalemimizin mürekkebini doğrultan hukuk mantığıyla yoğrulmuş fikir,solumuzda da pençirleyeceğini düşündüğünüz Yargıtay kararları olmalı değil mi?
Old 07-01-2008, 09:47   #5
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan Karar fetişizmi

Çok haklısınız üstat,

Yasanın açıkça çözüme kavuşturmuş olduğu bir konuda "bu konuda elinde Yargıtay içtihadı (!!!) olan var mı?" şeklinde sorularla çok sık karşılaşıyoruz.

Yeni normlar hiyerarşisi şu şekilde oluyor :
  1. Yargıtay içtihadı
  2. Yargıtay içtihadı
  3. Yargıtay içtihadı
  4. Bilirkişi raporu
  5. Yasa
Old 07-01-2008, 11:32   #6
sarissa

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı

Bir tenisçi raket yerine kitap kullanmaz; bir hukukçu da kitap yerine raket kullanmamalı.

Sitemizde sorulan her soruya Yargıtay kararlarıyla yanıt verilmesi beni üzüyor. Bu durum hukukçunun topu Yargıtay’a atması anlamına geliyor. Halbuki olayı hukuki çerçeveye oturtmak ve kanunu uygulamak hukukçunun görevidir. Yargıtay sizin bugünkü davanızın dosyasını bile görmeden 1999 yılında olayı çözmüşse artık hukukçuya da yargılamaya da gerek kalmamış demektir.

Kanun yerine Yargıtay kararlarının uygulanması hukuku geriletir. Kararlar hattat ustalığının inceliğini kaybeder. Mahkemeler matbaa gibi çalışır.

Hukukçu kanunu kendisi anlar, yorumlar ve uygular. Hukukçu Yargıtay kararına göre düşünmeye alışırsa cüppesine gerek kalmaz; tarihçilerin siyah kolluğu yeterli olur. Duruşmaya da siyah kolluklu bir tarihçi çıksa daha iyi olur; elinde çok karar vardır.

Uygulamada da görülen odur ki, artık dilekçeler kanun maddelerini gerekçe göstereceği yerde karar fotokopilerini gerekçe göstermektedir.

Türk Hukuk Sitesi 15 bin üyesi olan bir hukukçu ormanıdır. Öğrencilerin alanı da fidanlığımızdır. Biz burada kanunu yorumlayamazsak Ankara’daki birkaç hakim ne yapsın?

Hukukçular hukukun yükünü Yargıtay’a yüklerse Yargıtay’la birlikte adalet de ezilir.

Saygılarımla

Sayın Konyalı
Bende tam bu konu hakkında düşünüyordum ki su linki gördüm. Haklısınız ama...
Araştırma yaptığım hem ceza hem de hukuk konularında öncelikle kanuna bakarım ve kanunun yorumundan tabiki birşeyler çıkarıyoruz. Ama birde araştırıyorum ki kanun o şekilde demiş olsa bile yargıtay uygulamaları bundan çok farklı olmuş. Bu çok defa başıma geldi. Hatta danışmaya gelenlere de pek çok defa bu açıklamayı yapıyorum kanun bu şekilde diyor ama önemli olan yargıtay uygulaması araştımam gerekiyor diyorum. bu durumda belirtildiği gibi bu bir kısır döngü gibi sürüyor. Madem böyle sürecek aslında yasama yetkisi meclisten alında da sayın yüksek yargı organlarına verilse
Old 07-01-2008, 14:35   #7
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Aşağıdaki karar hangi kararların bağlayıcı olduğu, Yargıtay kurumuna ve içtihat birliğine neden ihtiyaç duyulduğu, bu durumun yasama yetkisinin devri anlamına gelip gelmediği konularında yol gösterici olabilir.

Saygılarımla.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Resmi Gazete tarih/sayı : 29.1.1970 / 13412
Esas No : 1968/38
Karar No : 1969/34
Karar günü : 12/6/1969
İstemde bulunan mahkeme : İstanbul Asliye 19. Hukuk Hâkimliği.
İstemin konusu : Yargıtay'ın kuruluşuna ilişkin 1221 sayılı Kanunun 21/4/1953 günlü ve 6082 sayılı Kanunla değiştirilmiş olan ve içtihadı birleştirme kararlarını düzenliyen 8. maddesinin Anayasa'nın güçler ayrılığı ilkesini benimseyen hükümlerine, 132 ve 139. maddelerine aykırılığı nedeni ile iptali istenilmiştir.

OLAY:
Davacı kiralayanla davalı kiracı arasındaki davada Yargıtay'ın 1965 günlü İçtihadı Birleştirme Kararına dayanılarak kira parasının tespiti istenilmiştir. Dâvâlı vekili, dâvanın dayanağı bulunan içtihadı Birleştirme Kararının Yargıtay'a bu türlü kararlar verme yetkisini ve bu türlü kararlara mahkemeleri bağlayıcılık niteliğini tanıyan Yasa hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüş, mahkeme ise bu görüşü benimseyerek konunun karara bağlanması için işi, Anayasa Mahkemesine göndermiştir.
Mahkemece benimsenen Anayasa'ya aykırılık nedenleri şunlardır:

1. Anayasa'nın 5. maddesi, yasama yetkisinin yalnızca T.B.M.M. nce kullanılmasını öngörmüşken Yargıtay'ın İçtihadı Birleştirme Kararı vererek sürekli, genel ve bağlayıcı nitelikte hukuk kuralları koymasının 5. madde hükmü ile bağdaştırılması düşünülemez.

2. Anayasa'nın 139. maddesi, Yargıtay'ın görevini açıklarken onun sürekli, genel ve bağlayıcı nitelikte kurallar koyabilmesini öngörmüş değildir, içtihadı birleştirmeye ilişkin yasa hükmü, bu maddeye dahi aykırıdır.

3. Anayasa'nın 132. maddesinin ikinci fıkrasına göre hiç bir makam veya yer veya kişi veya organa, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir verme, genelge gönderme, herhangi bir tavsiye veya telkinde bulunma yetkisi tanınmış değilken, İçtihadı Birleştirme Kararı verme yetkisini öngören hüküm, Yargıtay'a mahkemelere genelge niteliğinde bağlayıcı kararlar vermek olanağı sağlamıştır; bu nedenle, Anayasa'nın 132. maddesinin ikinci fıkrasına dahi aykırıdır. Bundan başka, 132. maddenin birinci fıkrası gereğince ancak Anayasa'ya kanuna, hukuka ve vicdan kanısına göre hüküm verecek olan hâkimlerin bunlar dışında kalan İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre hüküm vermekle ödevli tutulmaları, ayrıca, 132. maddenin birinci fıkrasına dahi aykırı bulunmaktadır.

4. Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi ile güçler ayrılığı ilkesi uyarınca hiç bir organın sınırsız işlem yapma yetkisi olmadığı gibi, organların işlemleri denetime bağlanmıştır ve bütün organlar işlemlerinde kazanılmış haklara saygı göstermekle ödevlidirler; oysa içtihadı Birleştirme Kararı denetlenemez, onun iptali için başvurma yolu yoktur, çıktığı tarihten çok önce geçmiş olan olaylara dahi herhalde uygulanır. Böylece içtihadı birleştirme kararlarına dayanak olan yasa hükmü, Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi ile güçler ayrılığı ilkesine dahi aykırı bulunmaktadır. .

İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ :
1221 sayılı Kanunun 21/4/1953 günlü ve 6082 sayılı Kanunla değişik 8. maddesi şöyledir:
Madde 8- Temyiz dairelerinden biri :
A) Müstakar içtihadından dönmek isterse; .
B) Benzer hâdiselerde birbirine uymayan kararlar vermiş bulunursa;
C) Bir kısım umumî heyetine mensup iki dairenin kararlan arasında ihtilâf bulunursa;
Alâkalı daire reisi veya ihtilâf halinde bulunan dairelerin reislerinden biri, rücuun veya uyuşmazlığın sebep ve mahiyetini izah eden raporunu karar suretleri ile birlikte Birinci Reisliğe verir. Birinci Reislik gerektiği hallerde diğer dairenin de yazılı mütalâasını aldıktan sonra bu hususta bir karar verilmek üzere dosyayı ait olduğu kısım umumî heyetine tevdi eder. Rapor ve mütebayin kararlarla mütatâaname bir hafta içinde müzakereye iştirak edecek hâkimlere dağıtılır.
Eğer ihtilâf:
A) Kısım umumî heyetleri;
3) Bir daire ile mensup olduğu umumî heyet;
C) Bir kısımdaki dairelerden biri ile diğer kısım umumî heyeti;
D) Bir kısımdaki bir daire ile diğer kısımdaki bir daire arasında vücut bulmuş ise iki kısım umumî heyetlerinin birleşmesi suretiyle toplanacak büyük heyetle birinci fıkrada gösterilen usul ve şekil dairesinde halledilir.
Kısım umumî heyetlerinin veya Büyük Heyetin içtihatların birleştirilmesi suretiyle verilmiş bir kararının değiştirilmesini veya kaldırılmasını gerekli kılacak hal ve vaziyetin ortaya çıkağı Birinci Reisliğe yapılacak müracaatla esbap ve müstenidatı ile bildirilirse Reislik bu talebi ihtiva eden dilekçe veya yazıyı ait olduğu umumî heyete havale eder. Umumî heyetlerde bu şekildeki müracaatların. müzakere edilebilmesi için heyeti terkip eden hâkimlerin mutlak ekseriyetince bir karar verilmek lâzımdır. Ancak bu takdirde esasın müzakeresine geçilebilir .

İçtihatların birleştirilmesi veya müstakar bir içtihadın kaldırılması veya değiştirilmesi için yapılacak müzakerelerde işi tetkik edecek olan umumî heyete mensup dairelerden her birinin hâkim sayısı altı itibar edilmek suretiyle mecmuunun üçte ikisinin bulunması ve kararların da mevcudun üçte iki ekseriyetiyle verilmesi muktazidir. Birinci müzakere sonunda verilecek kararlarda, üçte iki ekseriyet vücut bulmazsa ikinci müzakereye bırakılır. Müteakip toplantılarda müzakere nisabı muhafaza edilmek şartiyle yine üçte iki ekseriyet hâsıl olamazsa müzakerede hazır bulunanların mutlak ekseriyeti ile karar verilir.

İçtihatların birleştirilmesi suretiyle verilen kararlar, emsali hâdiselerde mahkemeleri bağlar.
Ceza işlerine taallûk eden içtihatların birleştirilmesi müzakere ve kararlarında Cumhuriyet Başmüddeiumumisi hazır bulunur ve reye katılır.

Mütehalif kararların içtihatların birleştirilmesi şekli ile halli için Temyiz daireleri reislerinden başka kendisini alâkalı sayan herhangi bir kimse de birinci fıkrada yazılı usul ve şekle riayet ederek Birinci Reisliğe müracaatta bulunabilir.

İPTAL İSTEMİ İLE İLGİLİ ANAYASA HÜKÜMLERİ:
"Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."
"Madde 5- Yasama yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
"Madde 6- Yürütme görevi, kanunlar çerçevesinde, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilir."
"Madde 132- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.
Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
..............................."
"Madde 139- Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli dâvalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Yargıtay üyeleri Yüksek Hâkimler Kurulunca, Yargıtay Birinci Başkanı ile İkinci Başkanları ve Cumhuriyet Başsavcısı Yargıtay Büyük Genel Kurulunca, üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Yargıtay'ın kuruluşu, işleyişi, başkan ve üyelerinin ve diğer mensuplarının nitelikleri kanunla düzenlenir."

İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Başkan Vekili Lûtfi Ömerbaş, Üye Salim Başol, Feyzullah Uslu, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Tayları, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün katıldıkları 24/9/1968 günlü ilk inceleme toplantısında, mahkemenin dâva dosyasında bulunan konu ile ilgili belgelerin örnekleri yerine dosyayı tüm olarak Mahkememize yollamış bulunması dolayısiyle 44 sayılı Kanunun 27. maddesine göre işlem yapılması için dosyanın geri çevrilmesine evvelce karar verilmesi üzerine mahkeme, bu kez, az önce sözü edilen yasa hükümleri gereğini yerine getirmiş olduğundan işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

ESASIN İNCELENMESİ:
Esasa ilişkin rapor, iptal isteminin gerekçeleri ile dosyadaki belgeler, iptali istenilen yasa hükmüne ilişkin yasama belgeleri Anayasa'nın konu ile ilgili hükümleri ve bunlara ilişkin yasama belgeleri incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü.

1. İçtihadı birleştirme karan, o zamana değin hukuk alanında hukuk kuralı olarak bulunmayan yeni bir kural koymayı erek edinmiş olan bir hukuk işlemi değildir. Gerçekten, istem konusu yasa hükmü incelendiğinde görülür ki bir olayda uygulanacak olan hukuk kuralının hangisi olduğu yönünde verilen kararlar arasında çelişmeye düşülmesi veya bir olayda uygulanacak olan bir hukuk kuralının başka başka dâvalarda değişik biçimde yorumlanarak uygulanması söz konusu olur ise, ortaya atılan hukuk görüşlerinden hangisinin hukuka uygun bulunduğunu belirtmek üzere içtihadı birleştirme kararı verilmesi yoluna gidilir. Demek ki içtihadı birleştirme kararı, belli bir olay için yeni bir hukuk kuralı koymak ereği ile değil, ancak ve ancak belli bir olaya uygulanacak yasanın veya nesnel nitelikte, olan tüzük ve yönetmelik kuralları gibi öbür hukuk kurallarından hangisinin, hangi anlamda uygulanacağım saptamak için verilir. Buna göre içtihadı birleştirme kararı yasa koyucu veya yetkisi içinde idare tarafından ortaya konulmuş bulunan nesnel hukuk kurallarının uygulanma biçimini gösteren ve bu bakımdan yenilik doğurucu nitelikte bulunmayan, ancak hukukî bir durumu açıklayan nitelikte bir hukuk işlemidir. Bundan ötürü bu işlem; genel, nesnel ve yenilik doğurucu nitelikte bir işlem olan yasa koyma işlemi ile bir tutulamaz ve içtihadı birleştirme karan veren Yargıtay'ca Türkiye Büyük Millet Meclisine özgü yasama yetkisinin kullanılmış ve böylece Anayasa'nın öngördüğü güçler ayrılığı ilkesinin çiğnenmiş olduğu ileri sürülemez.

2. Anayasa'nın 139. maddesi gereğince Yargıtay adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme yeridir. Hâkimler de her insan gibi yanılabilir, usule ve yasaya aykırı kararlar verebilir veya hâkimlerin verdikleri kararlar, taraflar için doyurucu olmayabilir. Bu durum, mahkeme kararına karşı mahkemenin kendisine veya başka bir mahkemeye başvurarak bu kararların yeniden incelettirilmesi zorunluğunu doğurmuştur. Yargıtay bu zorunluğu karşılamak ereği ile ve özel yasa ile kurulmuştur. Anayasa da bu niteliğini belirterek Yargıtay'ı Anayasa kurumlan arasına almıştır. Bundan başka Yargıtay, ülkede içtihat birliğini de gerçekleştirmekle görevlidir, çünkü hâkimlerin belli olaylarda uyguladıkları yasaları ve öbür hukuk kurallarını kendi kamlarına göre başka başka biçimde yorumlamaları olanağı bulunduğundan, mahkemelerin benzer olaylarda verdikleri kararlar arasında çelişmeler doğabilmekte ve bu çelişmeler Anayasa'nın 12. maddesinde tanınan yasa önünde eşitlik ilkesini zedelemekte ve bundan dolayı içtihatlar arasında birlik sağlama zorunluğu ortaya çıkmaktadır. Anayasa'nın 139. maddesi hükmü ile 12. maddesi hükmü bir arada düşünülünce, Yargıtay'ın anayasal görevleri arasında içtihat birliğini sağlama görevinin bulunduğu da açıkça görülmektedir. Yargıtay'ın, gerek alt mahkemelerin verdikleri kararları denetlemek görevini, gerekse hukuk kurallarının yorumlanmasında birliği gerçekleştirme, başka deyimle, çelişmeleri önleme görevini yapabilmesi için, verdiği kararların hiç değilse bir bölümünün mahkemeleri bağlayıcı kararlar olması gerekmektedir. Gerçekten Yargıtay kararlarının hiç değilse bir bölümüne bağlayıcı nitelik tanınmayacak olursa, Yargıtay görüşünün benimsenmesi, mahkemelerin iradesine bağlı kalacak ve Yargıtay'ın durumu, danışma yolu ile karar veren bir yer olmaktan ileri gidemiyecektir. Sosyal açıdan adaletin en önemli gereklerinden birisi, belli olaylara belli hükümlerin tek anlamda olmak üzere uygulanmasıdır. Demek ki aynı nitelikteki olaylara başka başka hükümlerin ya da aynı hükmün başka başka biçimlerde uygulanması, doğrudan doğruya adalet duygusunu İncitici ve yurttaşların Devlete karşı güvenini azaltıcı ve yerine göre temelden sarsıcı bir etki doğurmaktadır. İşte sosyal bakımdan çok ağır olan bu sakıncayı önlemek üzere Anayasa, Yargıtay'a, adlî yargı alanında hukuk uygulamalarında birliği sağlamak görevini dahi vermiştir. Özet olarak denilebilir ki, içtihadı birleştirme kararlan vermek yetkisi ve bu kararların bütün mahkemeler için bağlayıcı olmak niteliği, bir bakıma Anayasa'nın 139 ve 12. maddeleri hükümlerinin uygulanmasını sağlamaya elverişli tedbirlerdendir.

Anayasa, Anayasa yargısından başka adlî yargı, idarî yargı, askeri yargı ayrımını yapmakla her yargıyı kendisi içinde bir bütün saymış ve birisinin öbürünün işlerine karışmasını doğru görmemiştir. Ancak, incelediğimiz işte, adlî bir mahkemenin kararlarını denetleme yeri olan yüksek adlî mahkemenin kararlarının hiç değilse bir bölümüyle alt adlî mahkemelerin bağlı tutulması söz konusu olduğundan, adlî yargı işine başka türden bir yargı yerinin karışmış olduğundan ve böylece adlî yargının Anayasa'nın 132. maddesinin birinci fıkrasına dayanan (Belli davada uygulanacak hukuk kuralının hangisi olduğunu belli etme ve uygulanacak kuralı yorumlama gibi) yetkilerinin Anayasa'ya aykırı biçimde sınırlandırılmış bulunduğundan dahi söz edilemez. Yüksek adlî mahkeme olan Yargıtay, bir içtihadı Birleştirme Kararı ile belli olayda hangi kuralın uygulanacağını veya uygulanacak kuralın ne anlama geldiğini saptamış bulunursa, artık mahkemenin Yargıtay'ın görüşü yerine kendi görüşü ile hüküm verme yetkisi söz konusu olamaz. Çünkü mahkemenin yetkisi, Yargıtay'ın Anayasa'ya uygun yasa hükmüne dayanarak vermiş olduğu içtihadı birleştirme karariyle belli olay için sınırlandırılmış bulunmaktadır. Demek ki hâkimlerin içtihadı birleştirme kararına göre karar verme ödevi, Anayasa'nın 132. maddesinin birinci fıkrasiyle kendisine yükletilen yasaya ve hukuka göre karar vermek ödevinin belli alanda bir uygulamasıdır.

3. Anayasa'nın 132. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki yargı bağımsızlığına ilişkin hükümler açısından düşünüldüğünde Yargıtay'ın içtihadı birleştirme kararı vermesinin ve bu kararların mahkemeleri bağlayıcı nitelikte bulunmasının mahkemelerin bağımsızlığı kuralı ile bağdaşamadığı savunulamaz. Buradaki bağımsızlık hükümlerinin ereği, yargı çalışmalarını, yargı işlerine yabancı olan etkilerin dışında tutmak, başka deyimle, bu maddenin öngördüğü bağımsızlığın ereği herhangi bir işi veya dâvayı yalnızca bu davanın esasını gören hâkim veya mahkemenin kanısına göre hükme bağlatmak olmayıp, yargı işlerinin dışarıdan gelecek etkilerden uzak ve yalnız hukukî ölçülere göre değerlendirilip hükme bağlanmasını sağlamaktır. Buna göre bir hâkim kararının başka bir hâkim tarafından da denetlenmesi bu maddenin kapsamı dışında kaldığı gibi, bir hâkim kararının Yargıtay'ın görüşüne uygun olarak verilmesi ödevinin hâkimlere yükletilmesi dahi bu maddenin koyduğu yasaklayıcı kuralların kapsamı dışında kalmaktadır. Az yukarıda belirtildiği üzere Türkiye'de adlî yargı alanındaki hukuk uygulamalarında görüş birliğini sağlamak için Anayasa'nın 139. maddesi ile görevlendirilen Yüksek Mahkemenin bağlayıcı nitelikteki yorum kararım 132. maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren bîr genelge veya buyruk saymak bu yüksek mahkemeye verilen görevin gereklerine aykırı düşer.
Bir de içtihadı birleştirme kararının hâkimleri vicdan kanılarına aykırı kararlar vermeğe zorlaması bakımından Anayasa'nın 132. maddesinin birinci fıkrası hükmüne aykırılığı ileri sürülebilir. Sözü edilen 132. maddenin birinci fıkrasındaki sıraya göre vicdan kanısı etkeni, en sonda anılmıştır. Bu ilke, olarak. Anayasa, yasa ve hukuk kuralları çevresinde edinilecek vicdan kanısının yargıya temel tutulacağını göstermektedir; imdi, hâkimin Anayasa'ya, yasaya ve hukuk kurallarına uymayan bir vicdan kanısından ve bunun sonucu olarak, bu yönden Anayasa'ya aykırılıktan söz edilemez.

4. İptal konusu yasa hükmünün yorumunda da, bütün yasa hükümlerimi] yorumunda olduğu gibi, Anayasa'nın 8. maddesinde belirtilen Anayasa'nın üstünlüğü ilkesinin uygulanması ve bu arada Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca hukuk devleti olan Türk Devletinde kazanılmış hakların korunmasının zorunlu olduğunun gözönünde bulundurulması gerektir, itiraz konusu 8. madde hükmünün yazılışında bu gereğin gözönünde tutulmasına engel nitelikte bir yön olmadığı gibi, hükmün dayandığı düşünceler ( Mahkeme kararlarının doğruluğunu ve hukuk uygulamalarında birliği sağlama düşünceleri ) dahi kazanılmış hakların korunması ilkesi ile çelişir bir durumda değildir. Demek ki, incelenen kuralda Anayasa'nın 2. maddesiyle benimsenen hukuk devleti ilkesine de aykırılık yoktur.
Bu kararların hukuku kalıplaştırdığı savı dahi, doğru değildir; zira, tartışma konusu 8. madde içinde içtihadı birleştirme kararlarının değiştirilmesi yolu gösterilmiştir. (Maddenin birinci fıkrasının A bendi ve üçüncü fıkrası.) Buna göre içtihadı birleştirme kararlarının değiştirilemiyeceği görüşü de doğru görükmez. Gerçekten, güçlü gerekçeler gösterilerek içtihadı birleştirme kararlarının değiştirilmesi sağlanabilir ve bunun uygulanması da vardır.
Denetleme konusuna gelince : Anayasa'mız hukuk devleti ilkesini benimsemiş olması dolayısiyle yasama işlemlerini ve idare işlemlerini yargı denetimine ve yine alt mahkemelerin kararlarını da, kural olarak, yüksek mahkemelerin denetimine bağlı tutmuş ise de yüksek mahkeme kararlan için başka bir denetim yeri öngörmüş değildir. Anayasa'nın 114, 149., 151. maddeleriyle 139., 140., 141. ve 152. maddelerinin birlikte incelenmesinden çıkan sonuç budur. İmdi, Yargıtay'ın içtihadı birleştirme kararlarını denetleyecek başka bir yerin bulunmayışının Anayasa'ya aykırılığı savı da, doğru sayılamaz.

5. Yukarıda yazılı nedenlerle istem konusu hükümde Anayasa'ya her hangi bir aykırılık görülmediğinden, itirazın reddine karar verilmek gerekir.

SONUÇ :
Temyiz Mahkemesi Teşkilâtına dair 1221 sayılı Kanunun 21/4/1953 günlü ve 6082 sayılı Kanunla değişik 8. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın raddine 12/6/1969 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 08-01-2008, 14:41   #8
Av.Nilay TOPRAK

 
Varsayılan

Sn Hakan Eren e katılmamak içten bile değil.Bakıyoruz da bilirkişi raporları bile yasaların önüne geçebiliyor.Ben bir konu araştırırken önce yargıtay kararlarını inceleyenlerdenim.Mesleğe yeni başladığımdan ve uygulamayı daha net görmek açısından.Saygılarımla...
Old 08-01-2008, 15:25   #9
ali ekmekçi

 
Varsayılan

açıkçası yeni yasal düzenlemeleri takip etmekten Yargıtay kararları takip etmek daha kolay hale geldi.Bildiğini dahi unutan bir meslek grubuna döndüğümüzü bilhassa son 4-5 yılda inkar edemiyorum ve açıkçası sitenizde bulunma amaçlarımdan birisi de bildiklerimi ve meslektaşların bilgilerini karşılaştırmak.Tabiiki Yargıtay kararı koleksiyoncusu değiliz ama emsal bir kararın da gücünü inkar edemeyiz ve kaldı ki emsal kararı da eleştirebiliyorsak ne mutlu bize.Armağan beyi eleştirmiyorum katılıyorum ama meslektaşlarımızın içinde bulunduğu durumu da tespit etmek adına bunları yazıyorum.Herkese selamlar...
Old 08-01-2008, 15:30   #10
ali ekmekçi

 
Varsayılan

bir önerim olacak külliyatı değişikleri uluslararası sözleşmeleri mukayeseli olarak sitenizde bulundurmanız ne kadar güzel olurdu
Old 08-01-2008, 18:17   #11
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın ali ekmekçi

Gerçekten çok iyi olurdu. Hemen gönderin.
Old 08-01-2008, 19:00   #12
Av.H.Sancar KARACA

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan KONYALI
Alıntı:
Türk Hukuk Sitesi 15 bin üyesi olan bir hukukçu ormanıdır. Öğrencilerin alanı da fidanlığımızdır. Biz burada kanunu yorumlayamazsak Ankara’daki birkaç hakim ne yapsın?
Old 09-01-2008, 02:07   #13
sunay

 
Varsayılan

Uygulamada dilekçe yazarken yargıtay kararını ekleme konusunda zorunluluk hissi doğmuştu ki , iyiki bu konuyu başlattınız. İçimi dökmek isterim doğrusu. Gerçekten bazı durumlarda rahatsızlık derecesinde , bazı durumlardaysa yardımcı olduğunu düşündüm. Hatta sitede yargıtay kararlarına ulaşmanın daha kolay yollarının bulunmaya çalışıldığını görünce neden bu çaba diye düşünmeden edemedim. Elbetteki hukukçu arkadaşlarımızın çabası boşuna değildi. Gerçekten yargıtay kararları bizim hukuk sistemimizde önemli bir hal almış durumda. Bu durum insanı bazen kanunu yorumlarken umutsuzluğa düşürüyor. Böyle olmalı dediğiniz konu da dahi yargıtay kararı aramak zorunda olduğunuzu hissediyorsunuz. Tamam içtihadı birleştirme kararları bağlayıcı ama diğer yargıtay kararlarına da biz hukukçular bağlayıcılık getiriyoruz gibi görünüyor. Çünkü Hakimlere dava esnasında yargıtay kararları sunulmadan bu konuda yargıtay ne demiş diye baktıkları konular sınırlı olsa gerek. Oysa biz her dava için bir yargıtay kararı arıyoruz. Bizim hukuk sistemimiz EMSAL KARARlara dayalı bir sistem değil; sanırım bunu gözardı ediyoruz.
Sayın Armağana teşekkür ediyorum ; bu konuyu başlatmış olmasından dolayı.
Old 12-01-2008, 23:37   #14
pir_i fani

 
Varsayılan

hem ağlarım hem giderim misali.Yargıtay kararları çok önemli ancak bazı yargıtay kararlarına gülmemek ya da ağlamamak elde değil.Galiba bu işlerde çok yönlü düşünmek ve tamamen yargıtay kararlarına takılıp kalmamak lazım.Çünkü otobüsün hep ön koltuğunda giderseniz arka koltuktaki ya da yan koltuktaki bakış açısını göremeyiz.Yine de gerekli diyorum.
Old 13-01-2008, 23:23   #15
ali ekmekçi

 
Varsayılan

değerli üstad 4721 sayılı yasa Madde 1 – Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
Hâkim, karar verirken bilmsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."dediğine göre kanunu öne alsak bile kanun da yargı kararlarını işaret ediyorsa yorumu yine size bırakıyorum
Old 13-01-2008, 23:47   #16
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Öğrencilere "Kara Avrupası Hukuk Sistemi"ni anlatırken "içtihadi değildir" diyoruz. Ama içtihat giderek önem kazanmış, hatta bazı uyuşmazlıklar yalnızca içtihatlarla çözümlenir olmuş (bu noktada yasada düzenlenmemiş kira tespit davaları hakkındaki tüm kuralların Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin içtihatları ile şekillendiğini anımsatmak isterim).
Durum böyle olunca, durumu onaylamamakla birlikte, çözüm bulma çabasındaki avukatın içtihata yönelmesini anlıyorum.
Old 14-01-2008, 10:55   #17
Av.Serkan Küçükkuru

 
Varsayılan

arkadaşlar;bence hakimlerin uzmanlaşması konusu önemli Düşünün bir asliye hukuk hakiminin baktığı konulara nekadar kapsamlı değilmi Ama yargıtay daireleri daha sınırlı konularda uzmanlaşıyorlar.Yerel mahkeme hakimleri içinde uzmanlaşma gerekli diye düşünüyorum.Herhalde ozaman yargıtay kararlarından daha bağımsız yorumları ile karar verebileceklerdir.Tabiki iş yoğunluğunun azaltıması da çok önemli.
Old 14-01-2008, 20:04   #18
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Önce kanuna bakmalı; sonra Yargıtay kararı aramalı

Sn. Konyalı;

Öncelikle böyle bir tartışmayı açtığınız için teşekkür ediyorum.

Ancak ben tartışmayı: "Hukukçular tembellik etmesinler, okusunlar yorumlasınlar; yargıtay kararlarına başvurarak dilekçe yazmak işin kolayına kaçmaktır" anlamında açtığınızı düşünmüştüm.

Böyle bir düşünceye kesinlikle katılırım. İnsanlar toplun halinde yaşarlar. Bunun doğal sonucu olarak da her birey diğerinden etkilenir. Bu etkilenmenin biçimlerinden birisi de edinilen bilginin aktarımı veya edinilmiş bilgilerin üzerinde yeni bir şeyler geliştirerek bunun aktarımıdır. Bu aktarım toplum halinde yaşadığımız için biz istesek de istemesek de olacaktır. Bu çerçevede bizim gelişmemiz ve geilişimimizi aktarmamız toplumun gelişmesine yardımcı olacağı gibi dolaylı olarak (farklı üretimlere temel veya neden olmamız nedeni ile) bizim de gelişmemize yardımcı olacaktır.

Aksini düşünen arkadaşlarım kusura bakmasınlar;
Ben bir avukat, hakim veya savcı arkadaşımızın "yahu ben böyle düşünüyorum ama yargıtay bu kararında böyle demiş" diye düşünmesini istemiyorum. Bu tembelliktir veya korkaklıktır.

Meslek hayatımda o kadar çok benim düşüncelerime aykırı şey oldu ki.

Ama bir kaç kez de Yargıtay'ın görüşünün aksine kararlar aldım ve bu kararlar da onandı.

Sorun burada bir hukukçu olarak hayata ne kadar müdahale edebildiğiniz ile ilgili galiba.

Bir laf vardır tam doğru olarak anımsamıyorum ama "bir hukuk kuralı iyi bir hukukçunun elinde mükemmel, kötü bir hukukçunun elinde rezalet olabilir" gibi, tam söyleyemedim ama benzer bir tanımlama idi.

Böyle bir sonuca ne yol açabilir? madde değil, maddeyi yorumlayan uygulayıcılar.

Yargıtay'da üyelik yapan yargıçlarımız da birer uygulayıcı, kürsüde hakimlk, avukatlık yapan insanlar da birer uygulayıcı. Farkımız? Yargıtay üyelerinin deneyim ve yorumları ile seçkin birer uygulayıcı olduklarını kanıtlamış olması. Ben avukatların ve kürsü hakimlerinin içinde de onlar kadar seçkin birçok meslektaşımızın olduğuna inanıyorum ve bunun örneklerini gördüm.

Sorun nerede olduğunuzda değil, neyi nasıl yapmak istediğinizde.

Ha bu arada bir şeyi unutmayayım: Bir önceki yazımda artık ihtiyarladığımı ve okumayacağımı yazmıştım.
Benim bir gerekçem var. İhtiyarlık.

Kolay gelsin.

Saygılar.
Old 15-01-2008, 22:49   #19
av. mine

 
Varsayılan

Bu tatışmayı başlattığınız için öncelikle teşekür ederim.
Sayın Av. Hakan bey'in söz ettiği gibi malesef meslektaşlarımız,hakimlerimiz bir olayı irdelerken öncelikli olarak yargı kararlarını, daha sonra bilirkişi raporlarını ve en son yasa maddelerini incelediklerini defalarca kez tanık olmuşuzdur. Hatta yargıtay kararın tam olarak içeriğini bilmeden yani elimizde ki olaya tam olarak oturuyormu bakmadan , bir kaç alıntı satır ile davanız reddelidebiliyor. İki yıldır emek verdiğim bir davam gerekçesiz bir gerekçe ile usul yönünden reddedildi. Araştırdım başka emsal varmı yok, kararın tam metnine ulaşa biliyormuyum hayır. Biliyorum ki sayın hakimimde kararın tam metnini okumuş değil. Tamamen içler açısı bir durum. Hakimlerin yargı kararları ile bu kadar bağlı olmalarını anlayamıyorum. Oysa ki yasa metni , resmi belge niteliğinde ki yazılı deliller o kadar açıktı ki.. Yine son çare yargıtay tabi temyiz yolu görünüyor.
Old 19-01-2008, 00:59   #20
Hak Hukuk

 
Varsayılan

Hukuk yaşayan bir organizmadır.Yasanın anlamına, somut olaya uygulanmasıyla ulaşılabilir.Aksi halde yasa, hukukçu da olsak yabancı bir dil gibi durur önümüzde.Bir hukukçu yasanın bütün halleriyle hayata uygulanmasına şahit olmaz.Bu bahşe sahip olan yegane organ Yargıtay gibi içtihat ve diğer mahkemeleridir.Bu nedenle “ yasa ne diyor” diye tıkanıp “yabancı bir dil”le karşılaşmışız gibi olduğumuzda sığındığımız liman Yargıtay kararları oluyor.Hayatı kolay kılacak olan, bu limana her hukukçu geminin rahatlıkla yanaşabilmesidir.Yasanın buyruğu da bu şekildedir. Bu, bugüne kadar maalesef mümkün olmamış.
İnternet gibi bir iletişimin her şeye hakim olduğu günümüzde, içtihat mahkemelerinin hatta tüm mahkemelerin gizli tutulmasında sakınca bulunmayan kararlarına ulaşmanın yakın zamanda çok kolaylaşacağı ve hukukta tekelleşmenin ortadan kalkacağı günlerin uzak olmadığı görülmektedir.
Hakkında mahkeme kararı oluşmuş her olayın somut olarak yer aldığı –gizli kalması gerektiğine dair bir unsur taşımıyorsa elbette- bütün kararlara isteyen her hukukçu ulaşabildiğinde, ancak o takdirde yasa Yargıtay içtihatlarından önce merak edilir.Önümüze konan koca koca kitapların, somut olayları aktarmak yerine, ne anlama geldiği bir türlü anlaşılamayan “ Somut olayın özelliğine, kararda yer alan gerekçelere..vs” kalıplarıyla şişirilmesi hayatımızdan ne çok şey götürmüştür.
Yukarıda belirtilen norm hiyerarşisinin belkemiğinde yasa yerine “ içtihat ve bilirkişi rapor”larının yer almasının nedeni, “gizlilik” bahanesi” ve “sana ne” sitemleridir.Bir hukukçunun önüne bu tür engellerin konulduğu yerde, yasalar uygulanır metinler olmaktan çıkar;evrilip çevrilir kedi topacına döner.Çünkü soyut yasa metninin yabancı dil gibi gelmenin ötesine geçmesi, somut olayları içerecek bütün mahkeme kararlarına, hukuk icra edenlerin rahatlıkla ulaşmasına bağlıdır.
Hukukta bilirkişi saltanatı yerine Hakim saltanatını tesis etmenin çözümü de, herhangi bir zamanda, Türkiye’nin herhangi bir mahkemesine sunulmuş herhangi bir bilirkişi raporuna herhangi bir hukukçunun en seri şekilde ulaşmasını sağlayacak bir yolun bulunmasına bağlıdır.Bu da yakında gerçekleşecektir.Çünkü başka çare yoktur.
Tekrarlamak gerekirse, Yasanın anlamını bilmek için hukukçu olmak yetmez;uygulamasına da şahit olmak gerekir.Bu, somut olayı içeren mahkeme kararlarına ve konu olmuşsa Yargıtay içtihadının dahi somut olayı esaslı olarak özetleyen yayınlanmış şekline her hukukçunun istediği zamanda ulaşmasını sağlamakla mümkündür.İyi hukukçular bu ortamlarda ortaya çıkar.
Old 19-01-2008, 13:12   #21
agah

 
Varsayılan

Tebrik ederim.Soununda bir büyüğümüz bu konuyu tartışmaya açtı.Yargıtay kararı ile soruları cevaplayacaksak biz niye okuduk o kadar?
Old 19-01-2008, 14:09   #22
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Saygıdeğer Hukukçu Armağan Bey"in bir hukukçu titizliği ile;donmuş,toplumsal ve çağdaş ihtiyaçları karşılamaktan uzak yasalara karşı da hukuk düzenini değişime zorlama sorumluluğunu kapsayan,yargıtay kararları ile olayları çözme tembelleğine yönelik eleştirisini sınırlı olarak ve amacına bağlı haklı ve gerçek yönleri ile kabul ediyorum.
Gerçek bir hukukçu,insan ve toplum ihtiyaçlarına göre çağın gerektirdiği idael hukuku aramaya ve bulmaya çalışan,bunun için mevcut yasal sistemi değişime zorlayan hukukçudur. Toplumsal yaşama ve hukuka bu anlamda katkıda bulunan hukukçu sayısı yok denecek azdır ve bu eksiklik hepimizin ortak sorumluluğunu tarif etmektedir.

Ayrıca hukukçunun görevi salt yasaları ve yasa metinlerini gözeterek hukuk aramak değildir. Yasaya uygun olduğu halde,hukuka uygun olmayan ve adaleti tecelli ettirmeyen uygulamalara yine hukuksal yollarla karşı çıkıp,yasanın ruhuna ve hukukun özüne uygun sonuçlara ulaşılmasını sağlamaya çalışmak ve böylece kanun devleti yerine hukuk devleti idealine yaraşır bir hukuki çaba göstermektir. Hukukçunun asıl amacı ve ödevi hukuki ideyi hayata ve hukunun ulaşmaya çalıştığı sonuçlara dahil etmektir. Benim mesleki bakış açım ve davaları çözmek için yaptığım araştırmalar büyük çoğunlukla yasaların şeklen ve direkt tatbikinin hukuk aramaya ve bulmaya yetmediği durumlarda hukuki üst kavramlar ile olayları adalete uygun olarak çözen ve bu arayışın sonucunda ulaşılan,kaliteli bir hukuki bakış açısı taşıyan ve üstün hukuki ilke ve değerleri işleyerek çözüme ulaşan Yargıtay kararlarını bu emek ve çabaya destek olarak kullanmak olmuştur. Bu nedenledir ki,sıradışı,özellikli,faydalı olarak nitelenen içtihat kolleksiyonuma Armağan Bey defalarca teşekkür etmiştir. Çok yönlü bakış açısı her olayda olduğu gibi bu konuda da farklı ve doğru birçok bakış açısını ve uygulamayı değerlendirme imkanı verecektir. Yüksek Mahkemeler"in hukuku donduran kararları yanında hakikaten hukuku arayan ve yaşatan,geliştiren kararları da vardır. Bu gerçekleri gözardı etmemek ve yüksek mahkemelere genel bir haksızlık yapmamak ta adaletli davranış ve düşüncenin bir parçasıdır.

Ben,çalışmalarımda,yasaların gerçek amacı olan adaleti sağlamaya yönelik kaygı taşımayan,yasaların düz mantık ile ruhu gözetilmeden ve yorumlanmadan,şekilci olarak uygulanmasına karşı mücadele ederek,asıl bu amacı gözeten ve adaleti sağlamaya yönelik,yasanın şekli ve adaletsiz sonuçlarla uygulanmasına karşı durarak,bu özü arayan ve hakikaten adaleti tecelli ettirmeye yarayan,kalıpları kıran yargıtay kararları ararım ve yerleşik şekilci uygulamalara karşı bu yolla mücadele ederim : Mesela nüfus kaydı olmayan vatandaşın veraset ilamını tanık dahil her tür delille alabilmeye yarayan HGK,nüfus kaydı olmayan çocuğa varlığı tereddütsüz ise nafaka bağlanması ve velayetinin düzenlenmesi gerektiğine dair kararlar,İFA EDİLMİŞ SÖZLEŞMENİN ŞEKİL EKSİKLİĞİNİ İLERİ SÜRMENİN HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI TEŞKİL EDECEĞİNE DAİR KARARLAR... birer örnekti... İşte,insanın varlığını başlıbaşına bir değer kabul eden ve nüfus kaydı gibi,idari bir sicil işleminin hakların özünü tayin etmeye engel teşkil edemeyeceğini kararlaştıran ve kanunun aradığı şekilde yapılmamış olsa bile tarafların edimlerini ifa etmiş olmaları halinde artık sözleşmeyi geçerli kabul eden Yargıtay,bu anlamda yasaları yanlış uygulayan hakimlere çok güzel dersler vermiştir. Bunun gibi sayısız örnek ile...

Bu nedenle,insan gerçeğini,varlığının kutsallığını,adaletin öz olarak tecellisini gözeten ve gerekçeleri ile hukuk ve insanlık dersi veren,adeta felsefe ziyafeti çeken ve gerek hukuksal gereksi insani kimliğimi oluşturmamda ve korumamda çok büyük katkıları ve emekleri olan Yargıtay"ın seçkin ve değerli üyelerini,başkanlarını bu nedenle her zaman saygı ve minnet ile anarım. Onlara hepimiz minnet borçluyuz.

Dava dilekçelerini hazırlarken basit bir cümleyi bile biçim ve anlam yanlışları ile kerhen yazan ve bir hukukçaya asla yakışmayacak üslupsuzluk ve özensizlik içinde,çalışmalarında hukukun bu anlamda kazandığı ivmelerin izlerini dahi göremediğimiz meslektaşlarımızın(avukat,hakim,savcılarımızın) hukuk yaratma gibi iddialı
bir alanda performans göstermelerini beklemek hayal ötesi gibi. Ama,Yargıtay Kararları ile soru/nlara cevap vermeye eleştiri yapan arkadaşlarımızın,bu ayrımı yaparak ve kendi çalışmaları ile hukuk yaratmaya yarar içtihatlarla yerleşik şekilci uygulamaları en azından bu düzeyde zorlayan arkadaşlara kendilerinin daha anlamlı buldukları,içtihat ötesi hukuk yaratma çabalarına ve kazanımlarına örnek vermelerini bekliyorum,bizlere sağlayacakları katkılar unutulmaz olacak ve bekleyen teşekkürlerimizi fazlası ile alacaklardır.
Old 19-01-2008, 14:15   #23
agah

 
Varsayılan

Bir insanın birşey öğrenmesi için ilk önce buna açık olması lazım.Önyargılı birine ise ne kadar kendi fikirlerini anlatırsan anlat yine de kendi bildiğini okur.Bu, hayata dair genel kural. Eminim herkes isteyen kişiye, Yargıtay kararlarını kullanmak yerine kendi aklını kullanmak isteyen kişiye bu katkıyı sağlamaya hazırdır.
Old 19-01-2008, 14:16   #24
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Konyalı

Başlığı daha genişletmenizi öneriyorum;

Önce uluslararası sözleşmeye bakmalı,

Sonra kanuna bakmalı,

Kanun uluslararası sözleşmeye aykırı ise Anayasa
md.90/son gereği doğrudan uluslararası sözleşme hükümlerine dayanmalı,

Ve artık uluslararası sözleşmelerin uygulama önceliğine sahip iç hukuk kuralı olduğu kabul edilmeli,

Sonra,varsa olaya uyan yargıtay kararı incelenmeli.
Old 19-01-2008, 21:28   #25
beccaria

 
Varsayılan

Üstadım;
Gönlünüze, yüreğinize, elinize sağlık...Daha ne olsun,kısa ve öz bir yazı ama o kadar yalın ki...Tekraren teşekkür ederim sağolun...
Old 19-01-2008, 22:31   #26
Av.MB

 
Varsayılan İşe Yargıtay'dan başlamalı

Arkadaşlar,

Öncelikle Yargıtay, Yargıtay kararlarına göre onama ya da bozma kararı verdiği için meslektaşlarımız böyle davranıyor. Meslektaşlar yerel mahkemeyi değil yargıtayı geçmek için karar arayıp duruyorlar.

Ben yasaya uygun olarak cesur bir hakimden çekin iptali kararını almıştım. Ancak Yargıtay hiç te yasal olmayan bir şekilde kararı bozdu.

Sonra bir başka araştırmada karar ararken benim davamda verilmiş kararın aynısını 5 yıl önceki bir kararda gördüm. Tıpa tıp aynıydı. Yargıtay 5 yıl önceki kararı aynen kelimesi kelimesine -matbu bir karar olduğuna eminim-benim kararımda da yazmıştı. Oysa olaylar arasında o kadar fark vardı ki.

Bu sebeple yüksek mahkemenin görüş değiştirebilmesini sağlayacak derecede güçlü sebepler ileri sürsek de milyonda bir ihtimalle karar değişiyor.

Burada benim üzerinde durmak istediğim bir konu var. Yasa hükümleri bazen çok açık olmasına rağmen farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkmaktadır. Ben yargıtay kararlarının ülkedeki yargılama birliğinin sağlanması için varolduğunu düşünüyorum. Yargıtay kanunun aksine hüküm kuramayacağına göre -ki artık bunu yaptığını düşünüyorum-asli görevi yargılama birliğini korumak, yasanın her yerde aynı uygulanmasını sağlamaktır. Yargıtayın görevi yasal düzenleme yapmak ya da boşluk doldurmak değil, yasanın her yerde aynen uygulanmasını sağlamaktır.
Old 22-01-2008, 00:05   #27
Mustafa ÖZCAN

 
Varsayılan Önce Ülke gerçeklerine bakmalı; sonra yorum yapmalı...

Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Konyalı'nın mesajının sadece başlığı konunun tamamını anlatmaya yetiyor. Mesajın tamamını okumasanızda başlıktan meramın ne olduğunu kolaylıkla anlayabiliyorsunuz...

Hukukun uygulanış sıralaması kısmen ifade edildiği gibi, uluslararası sözleşmelerden başlamak üzere, Anayasaya, yürürlükteki yasalara, yönetmeliklere ve en son uygulamadaki emsal kararlar sıralamasına göre gerçekleşmesi gerekiyor.

Hukukun uygulanmasında, en son sıralarda yer alması gereken emsal kararların bu derece rağbet görmesini ancak fiili şartların ve ülke gerçeklerinin zorlaması ile açıklayabiliriz.

Mesleğin ilk yıllarında, Yargıtay Kararlarını hiç umursamaz, yasadan öncelikle ben ne anlıyorsam ona göre dava alır ve ona göre hukuki iş ve işlemlerimi takip ederdim.

Geçen zaman, bu hareket tarzının hukuk için son derece ideal, ancak benim için ise hatalı bir hareket tarzı olduğunu bana öğretti. Biri zorunlu, birisi ise haklı iki noktada Yargıtay Kararlarının önemini hissettim ve bir konuyu araştırırken Yargıtay Kararları ile işe başlamayı alışkanlık haline getirdim.

Yargıtay Kararlarını öne çıkaran zorunlu neden; tüm meslektaşların iyi bildiği ve ifade ettiği gibi, son sözün Yargıtay'a ait olması idi.

Bazı Yargıtay Kararlarında bir şeyi çok net gördüm. ÖNCE KARAR VERİLİYOR SONRA GEREKÇE BULUNUYORDU. Bazı yasaların zorlamalarla, olması gerekenden farklı yorumlandığı dikkatimi çeken diğer bir husus idi. Meclisten sonra Yasama Yetkisini bir nevi elinde bulunduran ve son sözü söyleyen Yargıtay karşısında yasal hükümlerin savunuculuğunu yapmak yel değirmenlerine saldırmak gibi oluyordu.

Ekmeği, çalışmasının ve kazanmasının ucunda olan avukatlardan, hatalı olan uygulamalar karşısında, salt yasa savunuculuğu yapmasını istemeye kimsenin hakkı olmasa gerektir.

Yargıtay Kararlarını öne çıkaran haklı neden ise, hukuk adına hareket edilen durumlarda Yargıtay'ın yasa yorumunu en iyi yapan üst düzey merci olmasıydı. Çok doyurucu ve yetiştirici Yargıtay Kararları bulunduğu da inkar edilemeyecek diğer bir gerçekliktir.

Bir problemde Yargıtay Kararlarına bakan meslektaş olayın sonucunun varacağı yeri anlayarak tavrını belirlemesi, eşzamanlı olarak zaten Yargıtay Kararı içinde de muhtemelen geçen yasa hükmünü de irdeleyerek Yargıtay'ın tutumunu ve olayda ki isabetini değerlendirmesi uygun olur düşüncesindeyim.

Diğer bir husus, Bir konu araştırırken yasa metnini hiç bilmeden ve o konudaki yasal düzenlemeden tamamen habersiz Yargıtay kararı arayan bir meslektaş olacağını da sanmıyorum.

Ülke gerçeklerimiz ve Hukuk Sistemimiz Önce Yargıtay Kararına bakmayı zorunlu bıraktığı müddetçe bu böyle olmaya devam edecektir.

Saygılarımla...
Old 23-01-2008, 02:23   #28
hakarar

 
Varsayılan

Meslektaşımızın açtığı bu konu başlığı, yoksa deştiği yara mı deseydi; hem bayat hem herdem taze, hem bildik ama o kadar da bildik olduğu için bir o kadar da kanıksanmış ve farkedilmez.
Narko-İçtihat konusunun yargıçların terfii v.b. benzeri pratik kaygıları nedeniyle ugulamanın hepimize dayattığı bir alışkanlık olduğu konusunda, yukarıda açıklanan tüm düşüncelere hiç bir itirazım yok; ANCAK.....!!!
BİZİM; YANİ AVUKATLARIN HİÇ Mİ KUSURU YOK? Bu konuda biz ne kadar olması gerekene uygun davranıyoruz, ırmağın tersine ne kadar kürek çekme irademiz, istek ve çabamız var?
Kısa ve indî fikir beyanlarının dışında da, pek çok emek harcanmış, özlü deneyimlerden gelmiş hukuksal görüşün, meslektaş soruları dolayısıyla yer aldığı bu sitede, soruyu soran meslektaşlarımız, ne kadar bu düşüncelere itibar ediyor?
Haksızlık etmeyeyim; soru soranların hepsi de nazik teşekkürlerini esirgemiyorlar, ama Yargıtay kararı ısrarlarından da vazgeçmiyorlar.
ÖNERİ : Ne Yargıtay'ı ne de terfi sistemini değiştiremeyeceğimize göre; en çok iş gördüğümüz yerel
yargı makamlarına, her biri birer makale olabilecek bilgi argüman ve iddiaları içeren, özlü dilekçeler ve taleplerle gidip, kendi üzerimize düşeni yapalım.
Old 23-01-2008, 19:56   #29
KNG

 
Varsayılan

Forumda yeni biri olarak size bir gozlemimi aktarayim. Meslektas Sorulari basligi altinda, cevabi kanunda acikca yazan bircok soru gozume carpti. Bazi meslektaslar kolaya kacip en temel kanun taramasina dahi girmiyor mu diye dusunmedim degil. Fakat cok sayida soru ve cevabi okudukca fikrim belli olcude degisti. Soran kisi bir hukukcu olduguna ve kanuna bakmis oldugu varsayilacagina gore belki de Yargitay/Danistay surprizini bertaraf etmek istiyordur dedim. Diger uyeler de boyle dusunuyorsa, her soruya emsalle cevap verme refleksinin altinda bu yatiyor olabilir. O surpriz konusunda da Sn. Mustafa Ozcan ulke gerceklerini gayet guzel dile getirmis, tekrara ihtiyac yok. Her uygulamacinin basina kanun metninden acikca sapan mahkeme karari surprizi gelmistir ya da bir gun gelecektir.

Sn Konyali'nin ilk sorusuna donersek, her soruya hukukcu analiziyle cevap vermektense emsal kopyalayip yapistirmak gercekten de ideal degil. Ama kabul edelim ki problemin buyuk kismi sorularin yeterince detaylandirilmamasindan kaynaklaniyor. Dilerim ki bu verimli tartisma, THS forumunda bir reforma gebe olsun. Yoneticiler bir kural koysun ve meslektas sorulari bazi kriterleri yerine getirmek zorunda olsun. En azindan:
- vakialar makul duzeyde ozetlensin,
- ne gibi bir hukuki sorun ongoruldugu aciklansin ve
- hangi kanunlara ve diger kaynaklara goz atildigi soylensin.

Bu kriterleri aramizda tartisarak genisletebiliriz. Herkes bu altin kurala sadik kalirsa okuyan ve yardimci olmak isteyen meslektasin isi de kolaylasir. Sonucta yuzyuze tartisiyor degiliz. Biri birsey yaziyor, digerleri anladigi olcude cevap vermeye girisiyor. Cok zaman sorunun yanlis anlasildigi veya sonradan ortaya cikan bazi verilerin cozumu tamamen degistirdigi goruluyor. Bu da iyi niyetle yardimci olmak isteyen meslektaslar icin telafisi olmayan bir zaman kaybi.

Butun bu on bilgileri verip, yaptigi arastirmanin kapsamini belirten ama yine de aradigi cevaba ulasamadigini soyleyen bir meslektas icinse emsal karar can yelegi olacaktir.
Old 24-01-2008, 00:06   #30
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan KNG
Forumda yeni biri olarak size bir gozlemimi aktarayim. Meslektas Sorulari basligi altinda, cevabi kanunda acikca yazan bircok soru gozume carpti. Bazi meslektaslar kolaya kacip en temel kanun taramasina dahi girmiyor mu diye dusunmedim degil. Fakat cok sayida soru ve cevabi okudukca fikrim belli olcude degisti. Soran kisi bir hukukcu olduguna ve kanuna bakmis oldugu varsayilacagina gore belki de Yargitay/Danistay surprizini bertaraf etmek istiyordur dedim. Diger uyeler de boyle dusunuyorsa, her soruya emsalle cevap verme refleksinin altinda bu yatiyor olabilir. O surpriz konusunda da Sn. Mustafa Ozcan ulke gerceklerini gayet guzel dile getirmis, tekrara ihtiyac yok. Her uygulamacinin basina kanun metninden acikca sapan mahkeme karari surprizi gelmistir ya da bir gun gelecektir.

Sn Konyali'nin ilk sorusuna donersek, her soruya hukukcu analiziyle cevap vermektense emsal kopyalayip yapistirmak gercekten de ideal degil. Ama kabul edelim ki problemin buyuk kismi sorularin yeterince detaylandirilmamasindan kaynaklaniyor. Dilerim ki bu verimli tartisma, THS forumunda bir reforma gebe olsun. Yoneticiler bir kural koysun ve meslektas sorulari bazi kriterleri yerine getirmek zorunda olsun. En azindan:
- vakialar makul duzeyde ozetlensin,
- ne gibi bir hukuki sorun ongoruldugu aciklansin ve
- hangi kanunlara ve diger kaynaklara goz atildigi soylensin.

Bu kriterleri aramizda tartisarak genisletebiliriz. Herkes bu altin kurala sadik kalirsa okuyan ve yardimci olmak isteyen meslektasin isi de kolaylasir. Sonucta yuzyuze tartisiyor degiliz. Biri birsey yaziyor, digerleri anladigi olcude cevap vermeye girisiyor. Cok zaman sorunun yanlis anlasildigi veya sonradan ortaya cikan bazi verilerin cozumu tamamen degistirdigi goruluyor. Bu da iyi niyetle yardimci olmak isteyen meslektaslar icin telafisi olmayan bir zaman kaybi.

Butun bu on bilgileri verip, yaptigi arastirmanin kapsamini belirten ama yine de aradigi cevaba ulasamadigini soyleyen bir meslektas icinse emsal karar can yelegi olacaktir.

Sayın KNG yazdıklarınızda haklısınız. Ben de Meslektaş Soruları Alanında cevap veren biri olarak bunları dile getirdiğim için sayın üyelerimizden bazıları bana kızmaktadırlar. Üstelik yazdıklarınız THS kuralları içinde de sayılmıştır. Kendinize iyi bakın...

Saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
3091 sayılı kanuna aykırı kaymakam kararı av.m.a.g Meslektaşların Soruları 18 08-12-2012 18:35
çek vade tarihinden sonra icra takibinden önce yapılan devir işlemleri ahmetyılmaz Meslektaşların Soruları 2 01-10-2007 11:33
TMK 181/2 Karardan Sonra Tebligattan Önce Uygulanabilir mi? Gratius Meslektaşların Soruları 2 10-05-2007 19:58
4422 Sayılı Kanuna Muhalefetten Tutuklanan Bir Memurun Devlet Memurları Kanuna Göre V Bülent Hukuk Soruları Arşivi 1 21-02-2002 22:08


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08551311 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.