Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Reddi Miras-Terekenin Borca Batık Olduğunn 3 aylk Sürenn Geçmesindn Sonra Öğrenilmesi

Yanıt
Old 22-06-2010, 17:21   #1
av.fatihyilmaz

 
Varsayılan Reddi Miras-Terekenin Borca Batık Olduğunn 3 aylk Sürenn Geçmesindn Sonra Öğrenilmesi

Muris 23.10.2009 tarihinde vefat eder.
- 20.11.2009 tarihinde eşi ve 18 yaşından küçük 2 çocuğunun miraşçısı olduğuna dair veraset ilamı düzenlenir.
- 3 aylık mirası red süresi geçtikten sonra ölen murisin alacaklıları tarafından ödeme emri gönderilmeye başlanır.
- Neticede müvekkil terekenin borca batık olması nedeniyle mirası reddetmek ister...
Bu durumla alakalı olarak ne gibi yasal yollar denenebilir?
nereye nasıl dava açabiliriz görevli mahkeme hangisi olur?

Bu konuyla alakalı yargıtay kararları ne yönde?
Meslekdaşlarıma şimdiden çok teşekkür ederim
Old 23-06-2010, 11:13   #2
Mare Nostrum

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım TMK. 605. maddeye göre tereke borca batıksa miras reddedilmiş sayılır. Bu nedenle ödeme emirlerinin iptali ve menfi tespit amacıyla dava ikame edebilirsiniz. Görevli mahkeme konusu ise alacaklılara da bağlı. Örneğin SGK'nın gönderdiği ödeme emirleri için İş Mahkemesi'nde açtığım bir dava var.

İşinize yarayabileceğini düşündüğüm bir kaç kararı ekliyorum:

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2001/2-220
K. 2001/240
T. 14.3.2001
• MİRASIN HÜKMEN REDDİNİ TESBİT
• MİRASIN REDDİ ( Hakiki ve hükmi red farkı )
• MİRASIN ( HAKİKİ ) REDDİ
• MİRASIN ( HÜKMİ ) REDDİ TEREKENİN BORCA BATIK OLMASI ( Mirasın hükmen reddi )
• MİRASIN HÜKMEN REDDİNDE SÜRE
• HAKİMİN TALEPLE BAĞLILIĞI ( Terekenin borca batık olması )
2004/m.278, 72
1086/m. 72, 74, 75
743/m. 545, 546, 539
ÖZET : Medeni Kanunumuz, mirasın "hakiki reddini süre ile kayıtlı kılıp, mirasçıların tek taraflı irade açılması ya da dava yolunu öngördüğü halde; davada söz konu "hükmi reddin" sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörülmemiştir. Dahası reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılma ile mirasçılara kendiliğinden intikal edeceği yolundaki kurala bir istisna getirilmiştir. Gerçekte de mirası hükmen red etmiş sayılan kişi tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tesbitini isteyebileceği gibi, bunu def'i yoluyla da ileri sürebilir.
DAVA VE KARAR : Taraflar arasındaki "mirasın hükmen reddi-tesbit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.6.1999 gün ve 1997/203 E. 1999/155 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.2.2000 gün ve 1999/14145-2000/1555 sayılı ilamı;
( ... Dava niteliği itibariyle borçtan kurtulmaya yönelik menfi tesbite ilişkindir ( MK. 545/2 ). Mahkeme tarafların iddia ve savunmaları ile bağlıdır ( HUMK.75 ). Davalının İcra İflas Kanunun 278. maddesine dayanan bir savunması ve davası yoktur. Mahkemece re'sen bu konuda artırma ve değerlendirme yapması doğru olmayıp yapılacak iş, tarafların iddia ve savunmaları ve gösterilen deliller çerçevesinde delilleri tartışıp hüküm kurmaktır. Bu dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI :
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davacılar, Hayri Ayvaz'ın ölümünde terekesinin borca batık olduğunun tesbiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini, alacaklı SSK. Genel Müdürlüğüne karşı açtıkları bu davada istemişlerdir.
Davalı davanın Medeni Kanunun 546. maddesinde gösterilen sürede açılmadığını, aynı kanunun 550. maddesi uyarınca "süresi içinde ret etmeyen mirasçı, mirası kayıtsız ve şartsız iktisap etmiş olup" aleyhine bakiye alacak davası açıldıktan sonra ret hakları olmadığını, bunun hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunmuştur.
Mahkeme tarafların bu konuda bir iddiası olmadığı ve bu yönde bir delil gösterilmediği halde, davacılardan Fadime'nin söz konusu borcun doğumundan sonra İcra İflas Kanunun 278. maddesinde gösterilen nitelikte malı muris Hayri'den iktisap etmiş bulunması sebebiyle, terekenin açıldığı anda borca batık olduğunun kabul edilemeyeceğinden söz ederek davayı red etmiştir.
Yerel mahkeme ile Yargıtay dairesi arasında uyuşmazlık davanın hukuki nitelemesi ile hakimin bu davada tarafların iddia ve savunmaları dışına çıkıp çıkamayacağı yönlerinin belirlenmesinde toplanmaktadır.
Medeni Kanunun 545. maddesinde mirasçının mirası reddi iki cümle halinde düzenlenmiştir. Birinci cümlede yer alan kayıtsız şartsız red ( Hakiki Red ) konusu bu davada uygulama dışındadır. İkinci cümle "mütevaffanın vefatı anında terekenin borca müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa miras red edilmiş olur" biçiminde ki, karineye ilişkindir. Bir çok yargı kararında ( 23.12.1942 tarihli 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.2.1984 tarihli 2/66-239 sayılı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.5.1977 tarihli 4007/4186 sayılı Kararları vs. ) ve ilmi yazılarda ( Prof. Dr. Zahit İmre, Prof. Dr. Hasan Erman, Miras Hukuku, 1995, sf. 343 vd.; Prof. Dr.N. Kocayusufpaşaoğlu, Miras Hukuku, 1987, sf. 619, vd ;Prof. Dr. Bülent Köprülü, Miras Hukuku Dersleri, 1985, sf.374 vd.; Prof. Dr. M.Kemal Oğuzman, Miras Hukuku, 1990, sf. 343 vd. Prof. Dr. Ali Naim İnan, Prof. Dr. Şeref Ertaş, Miras Hukuku 2000, sf. 424 vd. ) bu ret, hükmi red olarak isimlendirilmektedir. Kanunumuz hakiki rette süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu "hükmi reddin" sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörülmemiştir. Dahası Reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip mirasın açılma ile kendiliğinden mirasçıya intikal edeceği ( M.K. 539 ) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Meğer ki mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla ya da Medeni Kanunun 550. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş olsun.
Gerçekte de mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tesbitini isteyebileceği gibi; bunu def'i yolu ile de ileri sürebilir. Esasen borç tehdit altında bulunan kişinin bu tesbit davası icra iflas kanunun 72. maddesinde düzenlenen menfi tesbit davasından ibarettir. O nedenle borçtan kurtulmada, diğer davalardaki usuli prosedür çerçevesinde incelenip karara bağlanacağı açıktır.
"Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen bir davayı tetkik ve hal edemez" ( HUMK. 72 ) "Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaaları ile mukayyettir..." ( HUMK.74 ) "Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini re'sen nazarı dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz" ( HUMK. 75/1 )Ancak, tarafların ortaya koydukları iddialar ve bunların sabit olduğunu gösteren, yine taraflarca getirtilen deliller çerçevesinde" ...re'sen Türk kanunları mucibince hüküm verir" ( HUMK.75/1 ).
Şu halde, terekenin açıldığı anda borca batık olup olmadığı ölüm anında murise ait olan mallar, alacaklar ve borçlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Gerek İcra İflas Kanunun 277 ve müteakip maddelerinde gösterilen borçlunun ( murisin ) mallarının borca yetmemesi halinde başkalarına geçmiş olan mallara müracaat imkanı ve gerekse Medeni Kanunun, 558. maddesinde belirlenen murisin iadeye tabi tasarruflarına müracaat imkanı doğrudan gözetilemez. Bunlar terekenin ( tesahüp ) sahiplenildiğini gösteren davranışlar değildir. Zira her iki hal de de mirasçının böyle bir malı sahiplenmesi mirasın açılmasından önce oluşmuş olaylardır. Ancak şartları oluştuğunda alacaklıların, gerek İcra İflas Kanunun 278. maddesi uyarınca ve gerekse Medeni Kanunun 558. maddesi uyarınca, muristen bir mal iktisap eden; fakat mirası red etmiş olan mirasçıya, müracaat edebilecekleri tabiidir. Böyle bir iddia ortaya konmadan ( HUMK.74 ) hakim İcra İflas Kanunun 278. maddesi uyarınca iptal davası ya da bir sav varmış gibi, davacının iktisaplarına ait tasarrufun iptal edilebileceğinden, söz ederek terekenin borca batıklığı sebebi ile davacıların borçlu olmadığını tesbitine ilişkin davayı mahkemenin reddetmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
SONUÇ : Davacı vekillinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ) oybirliği ile karar verildi.

T.C.YARGITAY
HUKUKGENELKURULU

E.2008/4-332
K.2008/336
T.16.4.2008

• RÜCUAN TAZMİNAT( Miras Bırakanın Ödemeden Aczi Açıkça Belli veya Resmen Tespit Edilmiş İse Miras Reddedilmiş Sayıldığı )

• ÖDEMEDEN ACİZ ( Dosya Kapsamından Miras Bırakanın Menkul ve Gayrimenkulu Bulunmadığı Gibi Herhangi Bir Gelirinin de Bulunmadığı/Miras Bırakanın Ödemeden Aczinin Açıkça Belli Olduğunun Kabulü Gerektiği )

• MİRASI HÜKMİ RED (Miras Bırakanın Ödemeden Aczi Açıkça Belli veya Resmen Tespit Edilmiş İse Miras Reddedilmiş Sayıldığı - Sonuç Doğurabilmesi İçin Herhangi Bir İrade Açıklamasına veya Dava Açılmasına Gerek Olmadığı )

• MİRASI HÜKMEN REDDETMİŞ SAYILAN KİŞİ (Tereke Alacaklıları Aleyhine Husumet Yönelterek Bu Durumun Tespitini İsteyebileceği Gibi Bunu Defi Yoluyla da İleri Sürebileceği - Rücuan Tazminat )

4721/m. 605, 610


ÖZET : Dava, rücuan tazminat talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, mirasın reddine ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Hükmi reddin sonuç doğurabilmesi için herhangi bir irade açıklamasına veya dava açılmasına gerek yoktur. Mirası hükmen reddetmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi bunu defi yoluyla da ileri sürebilir. Dosya kapsamından miras bırakanın menkul ve gayrimenkulu bulunmadığı gibi herhangi bir gelirinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle, mirasın hükmen reddedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.

DAVA : Taraflar arasındaki "Rücuen Tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy Asliye 9. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 25.05.2005 gün ve 2004/92 E., 2005/185 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2006 gün ve 2005/13100 E., 2006/12449 K. sayılı ilamı ile;
( ... Dava, haksız eylem nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davalıların miras bırakanı polis memurunu öldürdükten sonra cezaevinde intihar etmiştir. Mirasçı davalıların yasada öngörülen süre içerisinde mirası reddederek buna ilişkin karar örneğini dosyaya sunmadıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalılarca mirasın reddedildiği ve terekenin borca batık olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Mirasın reddine ilişkin yasal hükümlerin burada uygulanamayacağı gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın, açıklanan bu nedenle bozulması gerekmiştir... ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava rücuen tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polis memurunun davalıları oğlu YA tarafından silahlı saldırıya uğradığını ve sonrasında vefat ettiğini, davalıların oğlu Y.A'nın ise intihar ettiğini, ölen polis memurunun hastane giderlerinin 4.355.040.000 TL. olduğunu ve müteveffa polis memurunun mirasçılarına 32.585.000.000 TL. tazminat ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek 32.585.000.000 TL.'nin 31.12.2003 tarihinden itibaren, 4.355.040.000 TL.'nin ise 22.11.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalılara oğullarından intikal eden mal varlığı bulunmadığını, aczi tüm çevre tarafından bilinirken öldüğünü, MK. 605/2. maddesinde açıkça belirtildiği gibi ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise mirasın reddedilmiş sayılacağını, mirasçıların ayrıca bir irade açıklamasına gerek bulunmadığını, davalıların mirası hükmen red etmiş olmaları nedeniyle miras bırakanın borcunun tazminine yönelik davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.
Yerel Mahkemece; "Davalıların miras bırakanının, ölüm tarihinde ödemeden aciz içinde olduğu ve mirasın hükmen red edildiği ve mirası red eden mirasçı davalıların miras bırakanın borcundan dolayı sorumlu olmadıklarının kabulü gerekir." gerekçesi ile davanın reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, mirasın reddine ilişkin yasal hükümlerin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı noktasındadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesi "B.Ret; I.Ret beyanı; I.Ret hakkı" başlığı ile düzenlenmiştir.
Birinci fıkrası "Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler." hükmünü içermektedir. Kayıtsız, şartsız red ( hakiki red )olup, bu davada uygulama dışındadır.
İkinci fıkrası "Ölümü halinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır" hükmünü amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Konumuzu veyadan önceki cümle ilgilendirmektedir. Türk Kanunu Medenisi'nin 545. maddesinin sadeleştirilmiş şekli aynen kaleme alınmıştır.
Bir çok yargı kararlarında ve ilmi görüşlerde bu red, hükmi red olarak isimlendirilmektedir. Türk Medeni Kanunu, "hakiki redde" süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu "hükmi reddin" sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği ( TMK. m. 599 )yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla ya da Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır.
Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def'i yolu ile de ileri sürebilir.
Somut olayda, mirasçılar def' i yolunu tercih etmişlerdir. Açılan bu davada miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumun teyidi yönünden, mahkeme duruşma safahatında; Tapu Sicil Müdürlüğü'ne, SSK İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü'ne, Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne, Emekli Sandığı'na müzekkereler yazmış, aldığı cevaplarla miras bırakanın hiçbir taşınmazının bulunmadığı, vergi mükellefi olmadığı, SSK ve Emekli Sandığı'ndan maaş almadığı belirlenmiştir. Ayrıca; Emniyet Müdürlüğü'nden alınan cevabi yazıda da, miras bırakanın ölmeden önce boşta gezdiği, işinin olmadığı, üzerine kayıtlı mal varlığının bulunmadığı tespit edilmiştir. Dinlenen şahit de bu durumu teyit etmiştir.
Bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi, miras bırakanın taşınır, taşınmaz hiçbir malı olmadığı gibi, maaşının da bulunmadığı, herhangi bir işte de çalışmadığı belirlenmiştir. Yani miras bırakanın ödemeden aczi açıkça bellidir. Karinenin doğruluğu somut olayda saptanmış olup, aksi davacı tarafından ispat edilememiştir.
Bu görüşümüzü; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.1984 gün ve 1982/2266 E, 1984/239 sayılı kararı ile, 14.03.2001 tarih ve 2001/2-220 E, 240 sayılı kararları da doğrulamaktadır.
Yukarıda açıklanan ve tüm dosya muhteviyatına uygun olan gerekçeler karşısında usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 16.04.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
(Kaynak: Kazancı İçtihat Bankası

HD 10
E: 2002/003022, K: 2002/003315, Tarih: 15.04.2002[*]TEREKENİN BORCA BATIK OLMASI[*]SOSYAL SİGORTALAR KURUMUNUN RÜCU DAVASI

Davacı yaralanan sigortalı için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Davalı anne ise ödeme gücünün bulunmadığını belirterek terekenin borca batık olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece yapılması gereken terekenin borca batık olduğu tespit edildiği takdirde husumet nedeniyle davayı reddetmektir.


(506 s. SSK. m. 26) (4721 s. MK. m. 609)

Davacı, yaralanan sigortalı için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.

Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hükmün, davacı Avukatı ve davalılardan Hatice Acımaz tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre,davacı Bağ-Kur'un itirazlarının reddi gerekir.

2-Davalı Hatice A.ın temyiz itirazlarına gelince;

Davalı anne, ödeme gücü olmadığını belirterek terekenin borca batık olduğunu iddia etmektedir. Murisin ölüm tarihinde terekenin batık olduğu suyu bulmuşsa miras reddedilmiş sayılır.Hal böyle olunca murisin, başka bir anlatımla Bağ-Kur'lu Orhan K.yi yaralayan kimsenin ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunun şuyu bulup bulmadığının araştırılıp incelenmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.


Mahkemece yapılacak iş; terekenin borca batık olduğu saptandığı taktirde davanın husumet nedeniyle reddine karar vermekten ibarettir.O halde davalı Hatice A.nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.04.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.





HD 04
E: 2002/001607, K: 2002/005992, Tarih: 20.05.2002[*]MİRASI REDDETME SÜRESİ[*]MİRASIN BORCA BATIK OLMASI

Mirası reddetme süresinin geçmiş olması durumunda, miras borca batıksa bu, bir davada mirasçıların mirasın borca batık olduğunu savunmalarına engel değildir. Her ne kadar mirasın borca batık olduğu açıkça ifade edilmemişse de mirası reddettiklerini yargılama sırasında bildirmekle, davalıların mirasın borca batık olduğunu ileri sürdüklerinin kabulü gerekir.

(4721 s. MK. m. 605) (743 s. MK. m. 545)

Davacı Taşköprü Belediye Başkanlığı vekili Avukat Mustafa Kalender tarafından, davalı Gülsüm K. ve diğerleri aleyhine 5/5/2000 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/9/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.

Davalılar, zarara neden olan miras bırakanlarının mirasını reddettiklerini belirterek davanın reddini istemişlerdir.

Mirası reddetme süresinin geçmiş olması durumunda, miras borca batıksa bu, bir davada mirasçıların mirasın borca batık olduğunu savunmalarına engel değildir. Her ne kadar mirasın borca batık olduğu açıkça ifade edilmemişse de mirası reddettiklerini yargılama sırasında bildirmekle, davalıların mirasın borca batık olduğunu ileri sürdüklerinin kabulü gerekir.

Mahkemece, bu savunma üzerine yeterli araştırma yapılmamıştır. Yapılacak iş, murisin ölüm tarihine göre terekeye dahil herhangi bir mal bulunup bulunmadığının araştırılması, özellikle muris ve mirasçılar yönünden tapu sicilinden herhangi bir intikal olup olmadığının sorulması gerekir. MK.'nun (eski (545) yeni (605) md.) hükümlerinin de gözetilerek bu yolda savunmada bulunan davalılardan kanıtları da istenip, davalıların murisin ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise ancak o takdirde mirasın reddedilmiş sayılacağı gözönünde tutulup gerekli araştırma ve inceleme yapılmalıdır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/5/2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/6782
K. 2005/155
T. 24.1.2005
• MURİSİN HAKSIZ FİİLİ ( Uğranılan Zararın Mirasçılara Ödettirilmesi Talebi - Terekenin Borca Batık Olması/Bir Kısım Mirasçıların Mirasın Reddi Hükümlerinden Faydalanıp Aynı Murisin Diğer Mirasçılarının Bundan Ayrı Tutulamayacağı )
• MİRASÇILARDAN İSTENEN ZARAR ( Murisin Haksız Fiili Nedeniyle - Terekenin Borca Batık Olması/Bir Kısım Mirasçıların Mirasın Reddi Hükümlerinden Faydalanıp Aynı Murisin Diğer Mirasçılarının Bundan Ayrı Tutulamayacağı )
• TEREKENİN BORCA BATIK OLMASI ( Diğer Mirasçıların Açmış Oldukları Dava Sonucu Verilmiş Olan Mirasın Reddi Kararı İle Belirlenmiş Olması Halinde Mirasın Reddi Hükümlerinden Diğer Mirasçıların Da Yararlanacağı - Murisin Haksız Fiili Nedeniyle Uğranılan Zarar )
• MİRASIN REDDİ ( Diğer Mirasçıların Açmış Oldukları Dava Sonucu Verilmiş Olan Mirasın Reddi Kararı İle Terekenin Borca Batık Olduğunun Saptanması Halinde Diğer Mirasçıların Da Bundan Yararlanacağı - Murisin Haksız Fiili Nedeniyle Uğranılan Zarar )
4721/m.605
1086/m.222
ÖZET : Dava, murisin haksız fiili sebebiyle uğranılan zararın mirasçılara ödettirilmesi talebine ilişkindir. Hükmü temyiz eden davalıların miras bırakanının terekesinin borca batık olduğu, diğer mirasçıların açmış oldukları dava sonucu verilmiş olan mirasın reddi kararı ile belirlenmiş durumdadır. Bir kısım mirasçıların mirasın reddi hükümlerinden faydalanması karşısında aynı murisin diğer mirasçılarının bundan ayrı tutulması hakkaniyete uygun düşmez.
DAVA : Davacı İçişleri Bakanlığı vekili Avukat Bekir Polat tarafından, davalı Hasan Ateşçi ve vd. aleyhine 21.1.2003 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 3.11.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : Taraflar arasındaki rücuen tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı bir kısım davalılar hakkındaki davanın reddi ile diğer davalılar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş ve davanın kabulüne ilişkin hüküm bir kısım davalılarca temyiz edilmiştir.
Dava, murisin haksız fiili sebebiyle uğranılan zararın mirasçılara ödettirilmesi talebine ilişkindir. Davalı mirasçılar, haksız fiil işleyen murisin terekesinin borca batık olduğundan bahisle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüşlerdir.
YMK.nun 605 ( Eski MK. 545. ) maddesine göre, ölüm gününde terekenin borca batık olduğu şayi veya sabit olursa miras ret edilmiş sayılır. Terekenin borca batık olduğunun tespiti müstakil bir davayla istenebileceği gibi açılmış bir davada da savunulabilir. Bu savunmanın HUMK.nun 222 vd. maddeleri gereğince hadise şeklinde incelenip karara bağlanması gereklidir. Hükmü temyiz eden davalıların miras bırakanının terekesinin borca batık olduğu, diğer mirasçıların açmış oldukları dava sonucu verilmiş olan mirasın reddi kararı ile belirlenmiş durumdadır.
O halde haksız eylem faili Güler Otaş'ın mirasçısı olarak aleyhlerine hüküm kurulmuş olan davalılar yönünden de terekenin borca batık olması gerçeği, davanın reddi savunması kapsamında değerlendirilmelidir. Bir kısım mirasçıların mirasın reddi hükümlerinden faydalanması karşısında aynı murisin diğer mirasçılarının bundan ayrı tutulması hakkaniyete de uygun düşmez. Bu nedenlerle Güler Otaş mirasçısı olarak aleyhlerine hüküm kurulmuş olan davalılar yönünden de terekenin borca batık olma durumu değerlendirilmeli ve bunun sonucuna göre karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.1.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 23-06-2010, 13:01   #3
av.fatihyilmaz

 
Varsayılan

Gönderdiğiniz kararlar için teşekkür ederim sayın meslektaşım...
Alacaklılar şahıs ve müvekkilim gönderilen ödeme emrine itiraz etmemiştir. Bu durumun davaya olumsuz bir etkisi olabilir mi?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
mirasın (terekenin) hükmen reddi mpsorhun Miras Hukuku Çalışma Grubu 8 22-08-2016 13:11
Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Davası üye19870 Meslektaşların Soruları 9 28-12-2010 22:46
borca batık tereke nedeniyle ihalenin Feshi deeplawyer34 Medeni Usul, İcra ve İflas Hukuku Çalışma Grubu 0 08-05-2010 20:31
Terekenin borca batık olması Hasan Bahadır Büyükavcı Meslektaşların Soruları 3 29-07-2009 16:05
Mirasın Reddi Hakkının Düşmesi v eterekenin borca batık olması ececel Meslektaşların Soruları 0 01-07-2009 14:51


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03202510 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.