Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

evli olduğunu saklayarak evlilik vaadiyle ilişkiye girme

Yanıt
Old 07-08-2012, 18:22   #1
Av.Hüseyin Kılıç

 
Varsayılan evli olduğunu saklayarak evlilik vaadiyle ilişkiye girme

Merhabalar.
Değerli meslektaşlarım.Kadın bir müvekkilim,yaklaşık 1 yıldır ilişkide olduğu bir erkeğin evli olduğunu tesadüfen öğreniyor.hemen ayrılıyor fakat manevi olarak buyuk bır yıkımda şu an kendisi.sizlere sorum şu: kendisi bu şahsa karşı manevi tazminat davası ve de ceza davası açmak istiyor.bu şekilde bir hukuk davası açılabilir mi.açılabilirse hangi hukuki norma göre dava açılabilir.
Cevap verebilecek olan arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.
Old 07-08-2012, 20:37   #2
egemen48

 
Varsayılan

burada suc olusmaz keza rıza ile ilişkiye girme söz konusu,manevi tazminat da talep edilemez keza her ilişkinin evlilik ile sona ereceginin garantisi yoktur,burada kadın ilişkinin evlilikle sona ermeyecegini bilmesi gerekmekte.
Old 07-08-2012, 20:56   #3
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Bu olayda suç vasfı yoktur. savcılığa şikayet sonuçsuz kalır.

Anak evli olduğunu gizlemiş olması nedeniyle manevi tazminat düşünülebilir. Aşağıda birbirinin zıddı iki karar var.

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2003/4-55
K: 2003/100
T: 26.02.2003

TAZMİNAT
MANEVİ TAZMİNAT
GAYRİ RESMİ EVLİLİĞİN HAKSIZ BİÇİMDE SONA ERDİRİLMESİ
KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI
ÖZET: Resmi olmayan evlilik yasaların yasakladığı bir evliliktir. Davacının yaşının küçüklüğü ve olayın cezai yönüde düşünüldüğünde kızlık bozma davacıya yönelik ve yaşı gereği rızasının sonuca etkili olmayacağı bir haksız eylem niteliğindedir. Sırf bu halin varlığı dahi davacının kişilik haklarının zedelenmesine yol açtığından tazminat talep etmekte haklı olduğunun kabulü gerekir.
Davalı E.'in ileride evleneceği vaadiyle davacı ile karı-koca hayatı yaşadığı kızlığını bozduğu, davalı M.'nın bu resmi olmayan evliliği sağladığı ve bilahare davacının gerçekleştiği kabul edilemeyecek bir bahane ile evlilik hayatına son verildiği anlaşıldığından mahkemenin tazminata hükmetmesi doğrudur.

Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.10.2001 gün ve 2001/178-573 sayılı karann incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 01.04.2002 gün ve 2001/13026-2002/3866 sayılı ilamı ile; (...1-Dosyadaki yazılara, karann dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazian reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, davalı E. H. ile gayriresmi evliliğinin haksız biçimde sona erdirilmiş olması nedeniyle manevi tazminat istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının davalı E. H. ile resmi nikah yapılmadan evlenerek bir müddet bu şekilde yaşadıktan sonra ayrıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Davalılar ayrılmanın davacının kusurlu eylemi nedeniyle gerçekleştiğini ileri sürmüşlerdir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının da evde bulunduğu sırada yabana bir erkeğin evin içinde saklanmış halde yakalandığı, durumun polisçe de tesbit edilerek evde yakalanan şahıs hakkında işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Evde yakalanan şahıs davacının çağırması ile eve girdiğini söylemiş ve dinlenen davacı tanıkları da aynı olay sırasında davacının koşarak evden uzaklaştığını ve sonradan eve dönmediğini bildirmişlerdir. Bu durum karşısında davacının kendi kusurlu davranıştan sonucu evden ayrılmak zorunda kaldığı görülmektedir. Hiç kimse kendi kusurundan yararlanarak tazminat isteyemez. Davalıların evde yakalanan kişi hakkında şikayetçi olmamalan somut olayın varlığını ve davacının kusurunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmek!e,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı 02.03.2001 tarihli dava dilekçesinde kendisinin evlenme vaadiyle kızlığının bozulduğu, ancak arada anlaşmazlık çıkması üzerine, davalı tarafın yakalandığı söylenen üçüncü kişi ile anlaşmalı olarak bu olayı ortaya atıp, kendisini evden kovdukları ; bu durumun evliliğin gerçekleşmemesi için davalı yanca hazırlandığını iddia etmiş ve şerefini lekeleyen bu olay için hem de kızlığının bozulması, diğer davalının da vaktiyle olaya aracılık ve muvafakat etmesi nedeniyle her iki davalıdan 8.000.000.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.
Davalılar vekili; davacının müşterek oturdukları eve S. Ç. isimli şahsı aldığını yabancı bir erkeğin eve girip çıktığının komşular tarafından belirtildiğini, E. H.'ın babası M. H.'ın tanık listesinde adı geçecek A. B. tarafından bu konuda uyarıldığını ve bunun üzerine oğlunun ve gelininin müşterek evine giden M.H.'ın evin yatak odasında S.Ç. isimli kişiyle karşılaştığını ve bu kişinin cüvenlik kuvvetlerinin gelmesi ile gözaltına alındığını, davacının babasına, dayısına ve amcasına da carumun bildirildiğini, tüm mahalle sakinlerinin bu aurumu gördüğünü, müvekkilinin itibarının sarsıldığını, gerek tarafların yaslarının küçük olması ve gerek aralarındaki akrabalık ilişkisinin bulunması ve gererse cana fazla manevi zarara uğramamak için şikayetçi olmadıklarını , davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; Tarafların, aile nüfus kayıt tabloları getirilmiş, mali ve içtimai durumları araştırılmış, davacının evinde yakalanan Savaş Çalışkan isimli şahsın ve müşteki Mustafa Asbal'ın polisteki beyanları, Polisçe Şişli Cumhuriyet Bassavahğına.hazırlık evrakının gönderilmesine ilişkin 17.08.2000 tarihli üst yazı "ve'SisIi 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 04.09.2000 gün ve 2000/1556-1188 sayılı kararının fotokopileri dosya arasına alınmış, taraf tanıkları dinlenmiştir. Sonuçta da; "Taraflar fiilen evlendikleri tarihte reşit olmayıp davacı anne ve babanın muvafakati ile davalı ise Hakim kararıyla evlenecek yaştadırlar. Bu inanç ve düşünce içerisinde davacı G. davalı E. beraber olmuş ileride yuva kuracağı düşüncesiyle onunla ilişkiye girmiş, davalı ise evlenme vaadiyle kızlığını bozmuş bu durum davacının beraber olduğu tarihte dikkate alındığında rızaen alıkoyup ırza geçme suçunu oluşturduğundan bakire bir kız olarak davalının hanesine giren davacının dul bir bayan olarak çıkması ve kızlığının bozulması kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilmiş, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, saldırının derecesi, işleniş şekli dikkate alınarak manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir."Gerekçesiyle Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 2.000.000.000 TL manevi tazminatın M. H.'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, ...davacı G. B.'nın fiili düğün yapma tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle rızaen alıkoyup ırza geçme suçlarından taraflar hakkında takibat yapılması için karar örneği, duruşma tutanakları ve taraftarın nüfus aile kayıt tablolarının tasdikli birer suretlerinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmiştir.
Davalılar vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü davalılar vekili temyiz etmektedir.
Dava, kişilik haklarına saklından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının isteği; kendisi gibi yaşı küçük olan davalı ile resmi nikahları ileri bir'tarihte yapılmak üzere ailelerin isteğiyle gayri resmi olarak evlenmelerine rağmen henüz resmi nikah yapılmadan namusuna yönelik iftira atılarak evden kovulmuş olması nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesidir.
Dosya kapsamına göre, Trabzon ili A. ilçesi Y. Mahallesi nüfusuna kayıtlı 01.04.1983 doğumlu Davacı G. ile Erzincan ili R. ilçesi K. nüfusuna kayıtlı 30.04.1984 doğumlu Davalı E. yaşları küçük olduğu için aileleri tarafından resmi nikahları daha sonra yapılmak üzere gayrı resmi olarak evlendirilmiş, davacı ve davalının resmi nikah olmadan gerçekleşen bu evliliklerinin devamı sırasında davacı kadın eve erkek aldığı iddiası karşısında evi terk etmiştir. Davacı ile davalının müşterek evinde 16.08.2000 günü yakalanan ve polisçe evden çıkarılan bu erkek hakkında gayrı resmi eş ya da kayınpeder şikayetçi olmamışlar, davacının da bu olay nedeniyle beyanı alınmamıştır. Gündüzleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçlamasıyla Cumhuriyet Savcılığınca açılan dava Şişli Sulh 2.Ceza Mahkemesinin 04.09.2000 gün ve 2000/1556-1188 sayılı kararıyla dosyada M.'nın(Davacınm kayınpederi) açıkça şikayetinin olmadığını bildirdiği, G. ve eşinin de şikayet olanaklan ve 6 aylık şikayet süresi bulunduğundan CMUK.253. maddesi gereğince davanın durmasına karar verilmesiyle sonuçlanmıştır.
Dosya kapsamı ile sabit oian husus davacı ile davalı E.'in yasalarımızın öngördüğünün aksine, hatta yasakladığı biçimde ve daha evlenme yaşı gelmediği halde küçük yaşta her iki tarafın aileleri tarafından resmi nikah olmaksızın evlendirildikleridir. Bu resmi olmayan evlilik tanık beyanlarının da beyan ettiği gibi değişik nedenlerle uyumlu geçmemiş, sonuçta eldeki davada ileri sürülen olaylarla da sonlanmıştır. Davacının kızlığının bozulduğu tarafların da kabulünde olan bir husus olup, resmi evlilik geçirmeksizin toplum içinde dul olarak nitelendirilecek duruma gelmiştir. Yaşının küçüklüğü ve olayın cezai yönü de düşünüldüğünde kızlık bozma davacıya yönelik ve yaşı gereği rızasının sonuca etkili olmayacağı bir haksız eylem niteliğindedir. Sırf bu halin varlığı dahi davacının kişilik haklarının zedelenmesine yol açtığından tazminat talep etmekte haklı olduğunun kabulü gerekir.
Olayın diğer yönüne gelince ; davacı resmen evli değildir. Ortada olayın bir boşanma davası gibi değerlendirilmesi, kusur durumu ve tazminat yükümünün buna göre ele alınmasını gerektirir unsurlar bulunmadığı gibi davacının bir şahsı eve aldığı iddiası davacıyı da yaralamış, bu hususu da ifarde ederek eldeki davayı açmıştır. Davacı bu olayın resmi evliliğin yapılmaması için davalı yanın dahil olan bir olay olduğu ve bu nedenle de kişilik haklarının zarar gördüğü iddiasındadır. Davacının resmi olmayan evliliği hukuksal anlamda söz konusu olmayan ancak böyle bir evliliğe de yol açan toplumsal değerlerin sadakat borcu yüklediği bir evliliktir. Herne kadar bir kısım tanıklar, davacının evde bulunduğu sırada gundüzleyin evde bir yabana erkeğin yakalanmış olması nedeniyle evden koşarak uzaklaştığını ve tekrar eve dönmediğini bildirmişlerse de incelenen hazırlık evraklarına göre evde yakalanan S. Ç. adındaki kişi ifadesinde; yoldan geçerken tanımadığı bir bayanın kendisini işaretle evine çağırması üzerine eve gittiğini konuşmaya başladığı sırada kayınpederi gelince davacının kendisini yatağın aitına saklad'ğmı bildirmiştir. Davalının sabası aiğer davaiı M. A.'ın da hazırlık ifadesinde bu kişiden şikayetçi olmadığını beyan ettiği görülmekledir, hayatin olağan akışı itibariyle yeni evli ve yaşı küçük genç bir kadının aynı binada gayriresmi eşinin ailesi oturuyorkenr yoldan geçen hiç tanımadığı bir erkeği eve çağırması bu kişinin evde yakalanmasına rağmen eşinin yada kayınpederinin şikayetçi olmaması açıklanabilir bir davranış biçimi de değildir. Kaldı ki bu olay nedeniyle davacının beyanı alınmamış olup, olaya bir açıklama getirmesi de sağlanmamıştır. Bu nedenle yerel mahkemece davalı tarafın savunmasına ve tanıkların anlatımlarına itibar edilmemiş olması doğrudur. Özel dairenin tazminat istenemeyeceği yönündeki kabul şekline dosya kapsamına göre katılmak olanaklı değildir.
Sonuçta; Davalı E.'in ileride evleneceği vaadiyle davacı ile karı koca hayatı yaşadığı kızlığını bozduğu, davalı M.'nın bu resmi olmayan evliliği sağladığı ve bilahare davacının gerçekleştirdiği kabul edilemeyecek bir bahane ile evlilik hayatına son verildiği anlaşıldığından mahkemenin tazminata hükmedilmesi gerektiği yönündeki direnmesi yerindedir.
Ne var ki, Özel Dairece tazminat miktarına ilişkin temyiz itirazları incelenmemiştir.
O halde dosyanın manevi tazminat miktarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Dairesine gönderilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan dosyanın manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının tetkiki için 4.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 26.02.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Nikahsız yaşamak serbest!3 yıl beraber yaşadı. Evlenemedi... Dava açtı, reddedildi...

15.01.2008 13:06

Evlenmeyene tazminat cezası yok

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 20 yaşından itibaren 3 yıl birlikte yaşadığı kişiye, kendisiyle evlenmemesi üzerine dava açan kadının manevi tazminat talebini kabul eden yerel mahkeme kararını bozdu.

Dairenin kararında, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmemesi gerekirken, “yanılgılı değerlendirmeyle istemin kısmen kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya uygun görülmediği” vurgulandı. Kararda ‘Reşit kişi olan davacının yasal bir evliliğin nasıl gerçekleşebileceğini bilmemesi düşünülemez. Hiç kimse, kendi kusurunun getirdiği sonuç acı da olsa, ıstırap da verse, katlanmaktan kurtulamaz” denildi.

İzmir’de yaşayan D.S, “evleneceğini düşünerek, 3 yıl ‘karı koca’ ilişkisi yaşadığı ve sonuçta evlenemediği” gerekçesiyle birlikte yaşadığı G.F. aleyhine, “haksız eylem sonucu kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu” iddiasıyla manevi tazminat davası açtı. İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı kısmen kabul etti.

Kararın davalı G.F. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını oy birliğiyle bozdu.

Dairenin kararında, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmemesi gerekirken, “yanılgılı değerlendirmeyle istemin kısmen kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya uygun görülmediği” vurgulandı.

Kararda, Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının dava yolu ile korunacağının belirtildiği, kişisel hakları zarara uğrayan kimselerin, manevi tazminat isteyebilecekleri hatırlatıldı.

Böyle bir kimseye bir miktar para ödenmesinin, ruhsal acıları kısmen de olsa giderme amacını taşıdığı ifade edilen kararda, “kişisel hakların halele uğraması” sözleriyle kişinin kişiliğe ilişkin haklarının amaçlandığı vurgulandı. Kişisel hakların, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağladığı, bu hakkın, insanın doğumuyla kazanılan ve kişiliğe bağlı olan bir hak olduğu ifade edilen kararda, “Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, şeref, haysiyet ve itibar, ün, ad, sır ve resim hep kişisel varlıklardır. Kişilik haklarının koruduğu bu maddi ve manevi değerlerin zarar görmesi halinde anılan yasa gereğince manevi tazminat istenebilir” denildi.

KENDİ İSTEĞİ İLE KARI-KOCA GİBİ YAŞAMIŞ
Kararda, somut olayda, davalı ile ilişkisinin başladığını ileri sürdüğü 2003 yılında 20 yaşında bulunan davacı D.S’nin, “kendi isteğiyle 3 yıla yakın bir süre davalı ile birliktelik (karı-koca gibi) yaşadığının görüldüğü” kaydedilen kararda, D.S’nin, davalı G.F. tarafından “kandırıldığı, hile veya zorla ırzına geçildiği” konusunda yeterli kanıt bulunmadığı belirtildi.

Dairenin kararında, şöyle denildi: “Ayrıca davacı, manevi tazminat istemini davalının suç sayılan bir eylemine dayandırmamış, bir şikayet veya ceza davasının varlığını da ileri sürmemiştir. Bu itibarla davacının rızası ve değer yargısının gerçekleştirdiği bu olgunun, kişisel değerlere bir saldırı olarak nitelendirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Reşit kişi olan davacının yasal bir evliliğin nasıl gerçekleşebileceğini bilmemesi düşünülemez. Hiç kimse, kendi kusurunun getirdiği sonuç acı da olsa, ıstırap da verse, katlanmaktan kurtulamaz. Davacının, kendi eylem ve davranışlarıyla öngörülebilen bir sonucu, tazminata dönüştürmek istemesi, bundan karşı yanı sorumlu tutması, hukuken mümkün değildir. Kişi haklı olduğu ölçüde hukukun himayesindedir. Ortada, sonucu başlangıçta öngörülebilen bir olay, yani sonuçta nikah kıyılmaması olasılığı varken, hayatın olağan yaşantısı ve akışı içinde bunu iyi bildiği kabul edilen davacıya tazminat isteme hakkı tanınamaz.”

Yerel mahkeme ilk kararında direnir ve bu karar da temyiz edilirse dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gelecek.

KAYNAK : HABERTÜRK















Old 08-08-2012, 09:59   #4
egemen48

 
Varsayılan

paylaşılan ilk yargıtau kararı eski 743 sayılık tck dönemi.o kanun zamanında kızlık bozma ayrı bir suctu,5237 sayılı tck ile kızlık bozma suc olmaktan cıkarıldı,ancak kızlıgın bozulması kişinin psikolojisini etkilemisse hükmedilecek ceza da artırım nedeni olacak.Ayrıca ilk kararada davacının yasının kücük oldugunu da belirtmek isterim
Old 08-08-2012, 10:17   #5
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Hüseyin Kılıç
Merhabalar.
Değerli meslektaşlarım.Kadın bir müvekkilim,yaklaşık 1 yıldır ilişkide olduğu bir erkeğin evli olduğunu tesadüfen öğreniyor.hemen ayrılıyor fakat manevi olarak buyuk bır yıkımda şu an kendisi.sizlere sorum şu: kendisi bu şahsa karşı manevi tazminat davası ve de ceza davası açmak istiyor.bu şekilde bir hukuk davası açılabilir mi.açılabilirse hangi hukuki norma göre dava açılabilir.
Cevap verebilecek olan arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.

Bakınız: http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=14089
Old 08-08-2012, 11:46   #6
Av.Selim Balku

 
Varsayılan Uçurtma Avcısı- Khaled Hosseini

Alıntı:
Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Diğer günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir… Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun; karsının elinden kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.

Yargıtay da ilgili kararlarında aldatmak eylemini haksız fiil olarak değerlendirmekte ve tazminat sorumluluğundan bahsetmektedir.

Haksız olan bu fiilin cezai sorumluluğu olmaması beni şaşırtır.

Birine söversin, bunun cezai sorumluluğu ile karşılaşabilirsin.

Birini aldatarak sövmekten beter edersin, bunu özel hukuk ilişkisine bağlar, cezai sorumluluğu dışlarsın...

Ancak bir haber okuduğumu hatırlıyorum, "aldatan eşler yandı" başlığı ile gazete haberiydi, okuduğumda TCK 155 maddesi (güveni kötüye kullanma) ile aldatmak eyleminin cezai sorumluluğundan bahsediyordu. Haberin içinde bir Profösör "duyguların da mal olarak değerlendirebileceğini" belirtiyordu. Bu haberi ya ben uydurdum, ya da hayal gördüm, zira arıyorum arıyorum bulamıyorum...

Kolay Gelsin...
Old 08-08-2012, 22:21   #7
noonemins000

 
Varsayılan

kaynağını hatırlamıyorum ama böyle bir şey buldum bilgisayarım da ...

Nikah yoksa tazminat da yok

Yargıtay, resmi nikahsız birliktelik yaşayan kadınlara, ayrılıkta tazminat ödenmeyeceğine ilişkin karar verdi.

Adana'da resmi nikahı olmadan 19 yıl bir adamla yaşayan Hülya D, üç çocuğunun babasının kendisini terk etmesi ve başka bir kadınla resmi nikahla evlenmesi üzerine, ''haksız eylem nedeniyle'' manevi tazminat davası açtı.

Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, Hülya D'nin manevi tazminat istemini kısmen kabul etti.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını oy çokluğuyla bozdu.
Daire'nin kararında, tarafların uzun süre birlikte yaşadıkları ve üç çocuklarının olduğu, davalının birlikte yaşama son verdiği ve başkasıyla resmi nikah yaptığı belirtildi.
Çoğunluğun bozma kararına katılmayan Daire Başkanı Şerife Öztürk, yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve onanması gerektiğini belirtti.
Karara katılmayan Üye Bilal Köseoğlu ise karşı oy yazısında, olayı bu durumdaki kadınların sömürülmesi olarak niteledi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
evlilik vaadiyle kandırma Av. Hakan VARAN Meslektaşların Soruları 1 26-05-2011 10:21
Evlilik vaadiyle kandirma... Guest Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 2 05-12-2010 14:51
evli olduğunu bilerek yaşayan kadına tazminat Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 20-09-2010 17:50
Evlilik dışı ilişkiye ‘örnek’ koruma kararı olcar Hukuk Haberleri 1 05-01-2009 16:38
Evlilik Vaadiyle Kandırılma mağdur Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 5 06-04-2007 13:38


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04662204 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.