Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukukçunun Dili

Yanıt
Old 03-07-2006, 15:59   #1
Av.Suat Ergin

 
Önemli Hukukçunun Dili

Selamlar,

Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu’na hoş geldiniz.

Sayın Admin sayesinde(sağolsun) bir çok çalışma grubumuz oldu. Benim de ilgimi çeken ve yer almak istediğim çalışma grupları önceden oluşmuştu. Ancak çalışma gruplarında yer almak zaman bakımından özveri gerektirdiği için (mahçup olmamak adına) yer almak istemedim. Nasıl olsa gerektiğinde katkıda bulunurum şeklinde düşünmekteydim. Ama Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu’na koordinatör oldum.

“Hukukçun dili nasıl olmalı?” Başlığı altında bazı meslektaşlarımızın bazı kelimeleri yanlış kullandığını yazdıktan sonra, bunları önleyebilmek için bir çalışma yapılabileceğini Sayın Admin’e iletmiştim. Yanlış kullanılan kelimelerden örnekler vermiştim. Mürafaa/Mürafa(murafa), Üstad/Üstat gibi…Bu yanlışların kaynağı ne olabilirdi? Hemen aklıma gelen nedenlerden birisi eğitim sistemimiz ikincisi ise fazla kitap okumamamızdır. Nedenleri sanırım ileride çoğaltabiliriz.

Bazı kelimeler ise iki şekilde kullanılmakta ve öyle kabul görmektedir. Entelektüel/Entellektüel, Grup/Gurup gibi…Örneğin ben, lisedeki öğretmenimizin “iki sessiz harfin arasında bir sesli harf bulunmalı” şeklindeki uyarısıyla “gurup” olarak kullandığım kelimeyi bundan böyle daha doğru bulduğum “grup” olarak kullanmaya çalışacağım. Bu konudaki tereddütler giderilebilir.

Yukarıda izah etmeye çalıştığım gibi, benim amacım yanlış kullanılan bazı kelimelerin (Yanlış/Yalnış, Yalnız/Yanlız gibi) katılımcı ismi zikretmeden tespit edip, doğrusunu yazmak idi. Ancak Sayın Admin çalışma grubu için Hukuk ve Türkçe başlığını önerince uygun buldum. Çünkü daha başından katılımcıların ilgisini çekecek bir başlık idi bu. Bir forumda hukuk dilinin neden Osmanlıca, Arapça ağırlıklı olduğu da tartışılmıştı.

Bu çalışma grubunda yer alışımın nedenlerini açıkladıktan sonra önemli bir hususu daha açıklayayım. Ben dil uzmanı değilim. Hatta kendi imlamı da beğenmem. Ama mümkün olduğunca yanlış kelime kullanmamaya çalışır, kelimelerin yazılışını da yanlış yazmamaya çalışırım. Dolayısıyla farklı bir misyon yüklemeye kalkıp, hayal kırıklığı yaşayanlar( ya da eleştirenler) olmasın lütfen… Ama imla kuralları konusunda yardımı olacak üyeler olursa ben seve seve kabul ederim. Hatta bilmediğim ya da tereddütte kaldığım hususlarla ilgili birkaç sorum hazır bile. Kısacası çalışma grubu fikri benden çıktığı için koordinatör oldum, bu hususta yetkin olduğum için değil. Çalışma Grubu oluştuktan sonra başkan seçilir nasılsa…

Bu çalışma grubunun faydaları neler olabilir? Bir çok faydası olabilir. Ancak kime faydası olamaz diye sorarsak, iradi olarak kelimeleri yanlış kullananlara; ısrarla Chat Türkçe’siyle yazanlara ; “ben mevzuatı çok iyi bilirim varsın dilekçemde yanlış kelime bulunsun” ; “önemli olan kanun maddeleri ve içtihat hakim benim yazdığımı nasılsa anlar”; “ben dilekçemin sonunda saygı sunmam, onlar bizim üstümüz değil” diyenlere; dilekçelerinde hala tipeks kullanıp, daktilo veya bilgisayar yazısının yanına tükenmez kalemle çıkıntılar yapanlara; dilekçesinde ek gösterip eklemeyenlere ; dilekçesinde hasım vekile veya asile hakaret edenlere; mesleğe saygısı olmayanlara vs.vs…Hiçbir faydası olamaz diye düşünmekteyim.

Çalışma Grubuna katılmak isteyen üyeler bana özel mesaj atabilir ya da düşüncelerini buraya yazabilir. Gruba katılmak için, sadece hukuk ve Türkçeye ilgi duymak yeterlidir. Genç arkadaşlarımızın çekinmemesi gerekir hatta onların ilgisi bizi mutlu eder. Ancak ilgilenen arkadaşların, özveri kelimesinin anlamını da bilmeleri gerekmektedir.

Saygılarımla
Old 19-07-2006, 16:18   #2
ParanoidAndroid

 
Varsayılan

Merhaba Sayın Ergin, çalışma grupları arasında böyle bir başlık görmek beni sevindirdi. Ben de bu konuda cok yetkin oldugumu iddia etmiyorum; ancak en azından dogrusunu bildigim kelimelerin yanlıs kullanılmaları beni rahatsız ediyor. Kelimelerdeki biçimsel yanlışlıgın dısında anlam bakımından yerinde kullanılmamaları da ayrı bir hosnutsuzluk kaynagı benim için. Takıntım mı var bilmiyorum ama bana gönderilen mektuplarda, ayrı yazılması gereken bir -de'nin bitişik yazıldıgını görünce, elime bir kalem alıp da yanlışı düzeltmemek için kendimi zor tutuyorum Hukukçuların bir kısmı eski sözcük kullanmayı sever, ancak ben, elimden geldigince öztürkçe kullanma taraftarıyım. Kuskusuz dilimize yerleşmiş bazı kelimelerin yerine duymaya alısmadıgımız öztürkçe kelimeleri koymak bizi zorluyor. En azından dilimizden döküldügünde yadırgamadıgımız öztürkçe kelimeleri kullanmaya çalısarak baslayabiliriz dilimizi temizlemeye. Bu konuda hemfikir miyiz bilmiyorum ama öztürkçeyi önemsiyorum. Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu'na katkı saglayabilmek ve yeni bilgiler edinebilmek umuduyla.. Saygılar..
Old 19-07-2006, 16:32   #3
kağanulaş

 
Varsayılan

merhabalar,
aktif katılım sağlayamayacağımı ancak kurulmasının çok da iyi olduğunu düşündüğüm grubunuz hayırlı olsun. Katılamasam da takipçiniz olurum. Bu arada hemen birşey sorayım. Bilmiyorum yeri midir, fakat başlangıç yazısında geçen bazı ifadelerle alakalı bir nokta.

Avukat arz mı eder talep mi eder?
Arz etmek, talep etmek ve rica etmek adli yazışma dilinde farklı kullanılıyor. Bildiğim kadarıyla, üst merci dengi veya aşağısındaki merciden "rica ediyor". Üst mercilere ise "arz ediliyor". Ben şahsen mahkemelere hitaben yazdığım dilekçelerde "saygılarımla talep ederim" ifadesini tercih ediyorum. Sizlerin bu konudaki görüşlerini öğrenmek isterim.

Saygılarımla.
Old 19-07-2006, 16:58   #4
ParanoidAndroid

 
Varsayılan

Merhaba Sayın Ulaş, ben hangisinin dogru oldugunu yazmayacagım ama adli yazısma dilinde benim kullandıgım ifade "saygılarımla dilerim" seklindedir. Saygılar..
Old 19-07-2006, 18:18   #5
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan teşekkür

Alıntı:
arz (I)
isim Arapça ¤arø
1 . Sunma.
2 . Tüketicinin piyasadan mal çekmesi.
3 . Yüksek bir makama anlatma, bildirme.


Alıntı:
arz etmek
1 . Sunmak.
2 . Saygı ile bildirmek:
"Demin de arz ettiğim gibi karakolda izah ederim."- T. Buğra


Alıntı:
talep -bi
isim Arapça µaleb
1 . Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, dileme, istem.
2 . İstek:
"... din eğitim ve öğretimi ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır."- Anayasa.


Alıntı:
talep etmek


İstemek, istekte bulunmak:
"Bu davanın sukutunu talep ederim."- S. F. Abasıyanık


Sayın kağan ulaş,

Yukarıda TDK sözlüğünden aynen kopya ettiğim kelime ve anlamlarını birlikte irdeleyelim.

Dava dilekçesi yazmışsınız. İçinde müvekkile ve olaylara ilişkin bir çok şeyden bahsedip sizden üst makam olan mahkemeye sunuyorsunuz.(arz ediyorsunuz)Ama bu dilekçede yapılmasını istediğiniz şeyler de var(davanın kabulü veya reddi gibi), bu nedenle de
o üst makamdan isteklerinizin kabulünü diliyorsunuz(talep ediyorsunuz).

Ben dilekçelerimi "... arz ve talep etmekteyiz. Saygılarımla." biçiminde bitiriyorum.


Alıntı:
Bildiğim kadarıyla, üst merci dengi veya aşağısındaki merciden "rica ediyor". Üst mercilere ise "arz ediliyor".

Evet yazdığınız gibi olmaktadır. Sanırım olması gereken de budur. Yalnız "dengi" kelimesi biraz nazik durmaktadır. Banka Hukuk Müşaviri veya müdürü bana "denk" midir? Ya da benden "aşağı merci" midir? Yoksa "üst merci" midir? İşte bu karışıklığa yol açmamak için herkes birbirine saygı sunsa daha iyi değil mi? Ben denk veya değil dilekçelerimi(aynen burada olduğu gibi) saygıyla bitirmeyi tercih etmekteyim.

Ben bütün dilekçelerimi "saygılarımla" diye bitirirken, birlikte çalıştığımız genç avukat arkadaşım bana "neden böyle yazıyorsunuz, hakimler bizim üstümüzde değil" deyince "biz hakimlere hitaben değil, mahkemeye hitaben yazmaktayız. Mahkeme de bizim üst mercimizdir. Kaldı ki bizzat hakime de yazsak bu şekilde yazmamız gerekir" demişimdir.

Sonuçta sizinki ve Sayın ParanoidAndroid gibi de yazılabilir. Saygı sunduktan sonra yeterlidir bence...Gerisi detaydır.

Katkınız için teşekkür ederim.

Saygılarımla
Old 19-07-2006, 18:27   #6
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın ParanoidAndroid,

Yazınız beni mutlu etti. Çoğu fikrinize aynen katılıyorum. öz Türkçe konusunda şu anda tarafsızım. 20 yıl öncesinin hızlı öz Türkçecisi olarak kötü bir şey ama bu konuya şimdi girmek istemiyorum. Çok uzun bir konu ve daha sonra çok tartışacağız. Sayın Admin'den rica edersek, hukuk diliyle ilgili bir forum vardı belki buraya taşıyabilir.

Neyse size, THS'ye ve Çalışma Grubu'na hoşgeldiniz diyorum.

Saygılarımla
Old 20-07-2006, 03:17   #7
idareci

 
Varsayılan

selamlar,
sıkıldım okurken sizi, ne çok ve de ne gereksiz sözcükler (sesler, tümceler vb.) kullanmışsınız! ve ne de gereksiz "hassasiyet retoriği"... (1-büyük harfleri tercihsel olarak kullanmıyorum sanal alemde, 2-retorik: -benim tanımım- salt söz ile güzellik yaratma yöntemi)
söz öz olmalı, okuyanı sıkmamalı, niyeti açık etmeli... "çook" uzun konuşup türkçe'nin erdemlerinden bahsetmek, öz konuşup türkçeyi anlamlı kılanlar yanında yeğ değildir elbet. e öyleyse? çok sözle az okunur olmak niye ki? türkçe yalnızca "söz" değildir, "dil becerisi"dir aynı zamanda, anlatım kısalığıdır (her dil erbabının [ustasının] kaygısı gibi...). sözün özü: az konuşup çok anlatın arkadaşlar, yazımı düzgün olsun, türkçe olsun, ifrada [he he, aşırıya] kaçmasın. sevgiyle.
Old 20-07-2006, 13:41   #8
ParanoidAndroid

 
Varsayılan

Merhaba İdareci, degerli elestirileriniz icin tesekkürler. (Umarım bu tesekkürü de söz kalabalıgı saymazsınz ) Sanal ortamda yapılan yazım yanlıslarını ben de yapıyorum, ya da sizin, büyük harfleri kullanmayı tercih etmemeniz gibi ben de -kolaylık olması, söz akısının yavaslatılmaması amacıyla- kücük harfleri kullanıyorum genelde, özellikle sohbet ederken. Ama -de/-da'lara dayanamıyorum Aslında benim sıkıntı duydugum konu -sanal ortamdayız nasıl olsa, rahat olalım (kasmayalım) anlayısıyla- sürekli yapılan hataların günlük yasam diline yansıtılmasıdır. Ayrıca bu calısma grubunda yapmak istedigimiz (bilmiyorum Ergin Bey katılıyor mu) daha cok sanal ortam dısında kullandıgımız dil yanlıslarının üzerine gitmek olacaktır. En azından bu calısma grubunun forumunda kullandıgımız kelimelerin dogruluguna, imlaya dikkat ederek bir baslangıç oluşturabilecegimizi düsünüyorum. Bir de çalısma grubunun baslıgıyla çelisecek yazım yanlısları yapmamız biraz ironik olurdu herhalde
Amaç: Kimseyi slkmak degil.
"söz öz olmalı, okuyanı sıkmamalı, niyeti açık etmeli" demissiniz, ne kadar dogru söylemissiniz. Yaptıgım yanlısları, söz kalabalıgı gördügünüz ifadelerimi tek tek irdeleyip bana iletmeniz beni memnun eder.
Amaç: Dogrusunu ögrenmek
Katkılarınızı bekliyorum.. Sevgiyle
Old 22-07-2006, 21:07   #9
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın idareci,

Sayın ParanoidAndroid'in yazdıklarına ekleme yapmak istiyorum. Sanırım gocunması gereken birisi varsa o benim, çünkü en uzun yazı benimkidir.

Sayın idareci, profilinize bakınca mesleğinizin "Akademik" olduğunu gördüm.Herhalde kısa ve öz yazan birisi olduğunuz için "Akademisyen" demediniz(Bu isimde başkaca bir meslek varsa cehaletime verip izah edin lütfen). Siz de bu foruma yazarken forumun "Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu" olduğunu görmüş müydünüz? Yani özel bir forum bulunduğunuz forum. Ama kişiye özel değil, konusu özel. Bu nedenle burada elimizden geldiğince birtakım çalışmalar yapmaya çalışacağız. Bunu yaparken de bir açılış yazısına ve forumun amacının diğer katılımcılara belirtilmesine ihtiyaç vardır. Hariçten gazel okumaları önlemeye yönelik bir gayretti bu.Ama aynı zamanda yapıcı eleştiriye, katkıya, emeğe açık bir forum da olmalıydı...

Sizi sıkmamak için kısa keseceğim tabii ki... Ama önceki arkadaşım gibi ben de;
Alıntı:
ne çok ve de ne gereksiz sözcükler (sesler, tümceler vb.) kullanmışsınız! ve ne de gereksiz "hassasiyet retoriği"...
şeklindeki açıklamanızdan neyi kasdettiğinizi açıklamanızı bekliyorum.

Ha unutmadan, THS çok güzel bir sitedir. Sıkılanlar için birçok forum var, bir de onlara gözatın...

Saygılarımla
Old 29-07-2006, 22:42   #10
Ayşen GÜLER

 
Varsayılan

Merhabalar,

Bence de olması gereken bir konuyu forumlara eklemişsiniz,emeği olanlara teşekkür ederim.Ben 2.sınıfı bitirdim ve artık şans mı demeliyim bilmiyorum ama kanunların türkçe halleri ile öğrenim gördük.Biz ayrıca bir çabayla yılların hukuk dilini öğrenmelimiyiz acaba?Sanırım ilerleyen yıllarda şu an bildiğimden daha çok hangi ismi kullanacağımı bilemiyorum tam(osmanlıca,arapça,.. )kelime öğreneceğim ama,bu karma öğrenim-öğretimle kendimi ifade edebilecek kadar o kelimelere hakim olabileceğimi sanmıyorum.

Özetle ,ayrı çaba sarfetme zorunluluğum var mı meslek hayatımı düşünerek?

Saygılarımla..
Old 30-07-2006, 15:27   #11
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Ayşen Güler,

Öncelikle teşekkür ederim. Belirttiğiniz gibi şanslı öğrencilerdensiniz. Bizim zamanımızda (M.Ö.) tam karma eğitim sözkonusu idi. Örneğin Sulhi Dönmezer Hocamız o tiz sesiyle "ben öztürkçe möztürkçe anlamam kanunda ne yazıyorsa sınavda onu isterim. Mesela yerine örneğin yazmayın" derken; Hukuk Başlangıcı dersini veren Tarık Özbilgin isimli Hocamız ise kesinlikle öz Türkçe kullanılmasını isterdi. İrade yerine istenç filan gibi. Biz de ona Tarıksal Özbilginsel derdik

Ben de öğrenciyken öz Türkçe'den yanaydım. Ancak daha sonra mesleğe başlayınca yasa, içtihat, kitap dili ve özellikle hakimlerle olan diyalog nedeniyle farkında olmadan Osmanlıca'ya alıştım. Köken itibariyle Trakya'lıyız. Öğrenciyken köye sık giderdim ve bazen uzun süre kalırdım. İzmir'de doğup büyümeme rağmen, dilimin değiştiğini farkederdim. "te be" demeye filan başlardım. Biraz buna benzetiyorum konuyu. Yani iletişim kurduğunuz kişiler, şeyler siz farkında olmasanız da sizi etkilemektedir. Değişmemek için ayak diretirseniz o başka. Ben direnmeye gerek görmedim.

Ben buradaki yazılarımdan da anlaşılacağı üzere, öz Türkçe, Osmanlıca ayırımı yapmadan aklıma o an geldiği gibi yazmaktayım. Bu konu bu Çalışma Grubu'nda da tartışılacak sanırım.

Siz yeni yasaları günümüz Türkçe'siyle öğrenmektesiniz. Uygulamacılar(Hakim, Savcı, Avukat) da yavaş yavaş kanunun diline döneceklerdir sanırım. Geçen günlerde Ağır Ceza Reisi "Yaz kızım müdahil vekili geldi...Dur! Sil...Katılan vekili geldi...Tövbe tövbe bir de bu çıktı başımıza" diyerek istemeyerek de olsa kanunun diline geçiş yapmaya çalışmıştı.

Alıntı:
Özetle ,ayrı çaba sarfetme zorunluluğum var mı meslek hayatımı düşünerek?


Yargıtay kararlarından nasıl yararlanacaksınız? Ben de1950 öncesi İBK'ları okurken zorlanıyorum. Galiba siz de öyle olacaksınız. Öğrenciyken aldığım Osmanlıca-Türkçe sözlük hala işime yaramaktadır.

Saygılarımla
Old 30-07-2006, 22:46   #12
Ayşen GÜLER

 
Varsayılan

Sayın Ergin,

Sorumun yanıtını aldım sayenizde teşekkürler.İlgim olduğundan dolayı yıllar önce bir osmanlıca sözlük almıştım görünüşe göre ciltlesem iyi olacak

Bu arada "yanlış kullanılan/bilinen kelimelerin tespiti ve düzeltilmesinde" bir kısırlık çarpıyor gözüme.grupla ilgili farklı projeler,konu başlıkları var mı aklınızda?Yoksa öneriler mi bekliyorsunuz?Ya da ben mi çok dar baktım çalışma grubunun kurulma basamağına?

(Tüketim toplumunun hızlı bir tüketicisi mi oldum acaba,nedir bu acelecilik )

Old 31-07-2006, 14:17   #13
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Güler,

Evet önerilere ve katılımlara açığız. Çünkü açılış yazımda da belirttiğim gibi;

Alıntı:
Yukarıda izah etmeye çalıştığım gibi, benim amacım yanlış kullanılan bazı kelimelerin (Yanlış/Yalnış, Yalnız/Yanlız gibi) katılımcı ismi zikretmeden tespit edip, doğrusunu yazmak idi. Ancak Sayın Admin çalışma grubu için Hukuk ve Türkçe başlığını önerince uygun buldum. Çünkü daha başından katılımcıların ilgisini çekecek bir başlık idi bu. Bir forumda hukuk dilinin neden Osmanlıca, Arapça ağırlıklı olduğu da tartışılmıştı.


Şeklinde düşünmekteydim. Adı Çalışma Grubu olunca farklı şeyler de üretmek gerekecek tabii ki...Şu an çalışma grubunda, ben dahil 10 kişi bulunmaktadır. Üyelere önerilerini sordum...Bekliyorum... İtiraf edeyim ki ben fazla bir şey üretemedim.

Size bir öneri de daha bulunabilirim. Ciddi gazetelerin bulmacalarını çözün(Özellikle Radikal, Cumhuriyet).Ben faydasını görmüştüm.

Saygılarımla
Old 02-08-2006, 13:03   #14
Y£LİZ

 
Varsayılan

Merhaba ben bu siteye yeni üye oldum ve grubunuzun adı ilgimi çektiği için ilk olarak bu gruba bakmak istedim ama ne yapacaağımı ne yapmam gerektiiğini bilmiyorum,yardımcı olursanız sevinirim,teşekkürler iyi çalışmalar
Old 02-08-2006, 21:25   #15
Ayşen GÜLER

 
Varsayılan

Hoşgeldin unique,
Ben de sitede galiba 1 aydır dolaşıyorum ama sana taze bir kaç deneyim sonucu söyleyebilirim..
--Öncelikle site bana çok karışık gelmişti bir daha uğramamayı düşünmüştüm hatta size de öyle geliyor ise bu düşünceden vazgeçin bence.
--Portal kısmını birkaç gün kurcalamanızı tavsiye ederim.Orada bölümlerin içinde düzenlenmiş linkleri üşenmez okursanız bir sürü şey öğrenirsiniz
--Bunun yanı sıra sorunuz çalışma gruplarıyla ilgili ise(yine detaylı bir açıklama sitede mevcut)bir gruba üye değilim bu nedenle bilmiyorum ancak gruplarda yazıları üye olmadan okuyabiliyor ve yazılara yanıt yazabiliyorsunuz.Ancak diğer üyelerin göremediği bir alanın yaratılmış olması ihtimali hep var.
--Son olarak sitenin kilit ismi "admin" adlı üye olmakla beraber yazıları genellikle site kuralları ve ihlalleri ile ilgilidir,göz atmak bilgilendirici olabilir

Umarım yardımcı olabilmişimdir az da olsa

Saygılarımla
Old 02-08-2006, 21:34   #16
Y£LİZ

 
Varsayılan

Sayın Ayşen GÜLER deneyimleriniz bana aktardığınız için teşekkürler,daha önce portakal kısmını görmemeştim bilebir hukukçu adayı olarak hiç dikkatli değilim galiba
Old 02-08-2006, 21:35   #17
Y£LİZ

 
Varsayılan

yalnız bu arada görmemekle kalmayıp ismini bile yanlış yazmışımne alakaysa
Old 02-08-2006, 21:48   #18
Ayşen GÜLER

 
Varsayılan içtima,iştirak..??

Merhabalar,
Bu yıl öğrendiğim 2 kelimeye kullanımlarından dolayı bir türlü kulağım alışamadı.Sizlere danışmak istedim bir de aklımdaki soruları..

**" iştiraka"mı doğru "iştirake" mi?Daha çok "iştirake"olarak yani ince seslilerle kullanılıyor ama örneğin şöyle bir cümlede "olayımızda iştirake baktığımızda..." demek de bana garip geliyor Kelimenin kullanılışı değişiyor da olabilir tabi...??

**Bir de "... içtimaı..."Bu kullanıma getireceğim alternatifi bir yerde duymadım ,duyduğumuz o kadar çok yanlış şey var ki ben bir danışayım dedim."içtiması"??

Bir dilbilimcinin verebilceği detayları beklemiyorum sadece deneyim de bana yeter. İlgilenenlere teşekkürler şimdiden.

saygılarımla..
Old 05-08-2006, 19:14   #19
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Güler,

Sayenizde Yazım Kılavuzu'nu okumuş oldum. İyi de oldu...Bilmediğim bazı şeyleri öğrenmiş oldum. Ancak sorularınıza yanıt bulamadım.

Edindiğim bilgilere göre ve yorumda bulunarak şunları yazabilirim:İştirak Arapça kelime olduğundan büyük sesli(veya küçük sesli) uyumuna uydurarak yazmak veya konuşmak gerekmemektedir.Kelimenin yalın hali zaten iki ses uyumuna da aykırıdır.Yani "iştiraka" şeklinde de "iştirake" şeklinde de kullanılabilir(gibi).

"İçtima" kelimesine gelince..."toplanma" demek. Evet genellikle "suçların 'içtimaı'" şeklinde kullanılmaktadır. Ancak belirttiğiniz şekilde yani "içtiması" olarak da kullanıldığını hatırlamaktayım. Yine Yazım Kılavuzuna göre, özellikle birleşik kelimelerde(Türkçe olmayanlarda) harf kayması veya harf eklemesi yapılabilmektedir. Bu nedenle de bana da "içtiması" şeklinde kullanmak daha mantıklı gelmektedir.

Ben size ve diğer hukuk dili öz Türkçe (bu şekilde yazıldığını sizin sayenizde öğrendim mesela...Öztürkçe değilmiş )olsun diyenlere sorayım: "toplanma" kelimesi "içtima" kelimesini tam karşılamakta mıdır? Askerlikteki günde üç öğün "toplanma" yı anımsatmakta mesela...

Saygılarımla
Old 05-08-2006, 20:45   #20
Ayşen GÜLER

 
Varsayılan

Merhabalar Sayın Ergin,

Yorumlarınız ve ilginiz için tekrar teşekkürler.Ama sizin söylediklerinizden ve kendi araştırmalarımın sonunda anlıyorum ki hukuk diline yerleşmiş Osmanlıca kelimeleri en iyi ihtimalle yazı dilinde yanlış kullanacağım(çünkü belirsizlikten dolayı en az bir kişiye yanlış gelecek kullanımım).En iyi ihtimalle diyorum Çünkü konuşma dili ve dile hakim olma kıstasları baştan eleyecek beni.

Sorunuza gelince...Beni öz Türkçe taraftarı olarak mı nitelemiş olduğunuzu tam anlayamamakla birlikte yeri de gelmişken bu konudaki düşüncelerimi ifade etmeye çalışayım.Aslında bu konuda zaaf ve beğenilerim de olmakla birlikte benim savunduğum şey anlatma ve anlaşılma konusu.Osmanlıca kelimelerin beni çektiği bir gerçek,benden büyüklerde bağımlılık yaptığı ise daha kuvvetli bir gerçek.Ancak ısrarla hukukta bu kelimeleri kullanmak en fazla sınavları iyi geçen hukuk öğrencileri çıkarıyor karşımıza bence.Diğer kutba gidersek..Şu an veya zamanla öz Türkçe kullanılmasını savunmak da aynı soyutlukta ve sakıncaları olan bir yol.Çünkü öz Türkçe dediğimiz dil içindeki kelimelerin çoğu da şu an bize osmanlıca kadar yabancı ve bir dezavantaj daha var ki öz Türkçe kelimelerin kullanımını (bir anda zaten imkansız)zamnla yayabilcek kadar konuşan bilen kişi çok az.

Özetle ben artık terimleşmiş kelimeleri değiştirme çabasında değilim,ama bu terimlerin neyi ifade ettiğinin (bazen kasten bile yapıldığını düşünüyorum özetle demek yerine hulasa demek mesela ) Osmanlıca kelimelerle ifade edilmesine şiddetle karşıyım.Belki bu yol biraz karizmatik ama araştırmacılığı,öğrenme hızını,bilime olan ilgiyi,merakı başarıyla körelten bir yol.Yeni nesillerin sürekli artarak göstermesi gereken çabayla kaybedeceği zamanı,önceki nesiller sürekli azalan bir çabayla daha verimli hale getirebilirler bence.Bu yolda kanunların türkçeleşmesi bence harika bir şey.

Biraz uzun oldu galiba Hem de sorduğunuz noktaya temas etti mi emin değilim.İçtimaya gelince bence bu hali güzel Çok güzel anlıyoruz doğru ve bilinçli bir şekilde kullanılmış,bir yazı veya konuşma diliyle..

Saygılarımla
Old 08-08-2006, 16:49   #21
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
(bazen kasten bile yapıldığını düşünüyorum özetle demek yerine hulasa demek mesela

Selamlar Sayın Güler,

Size bir savcı arkadaşımın anlattığı anektodu aktarmak istiyorum.(Aynen yaşandığını söylemişti)

Arkadaşım Doğu Anadolu'da bir ilçede görev yaparken, bir dava vekilinin(İlçede avukat bulunmamaktaymış) vatandaşla dava dilekçesi yazımı konusundaki pazarlığına tanık olmuş:

Vatandaş:- Dilekçeyi kaça yazarsın?
D.Vekili:- Dilekçede "filhakika" ve "binaenaleyh" yazılsın mı?
Vatandaş:- Niye ki?
D.Vekili: - Etkili olur...
Vatandaş:- Olsun o zaman.
D.Vekili: Tamam ama 5 lira fazla verirsin.

Belki de sizin de belirttiğiniz gibi etkili konuşmak,yazmak içindir. Okumuşmuydum, birisi mi söyledi anımsamıyorum ama...Vatandaşlar avukatların böyle konuşmalarını ve kanunların eski dilde yazılmalarını "biz anlamayalım diye yapıyorlar" şeklinde algılamaktadır. Nasıl ki, doktorlar Latince konuşunca aynı vatandaş rahatsız olmaktaysa...

Geçen hafta bir duruşmada tanık olarak dinlenen doktor hanım hastaya koyduğu teşhisi anlatırken: Lumbus fukus (Atıyorum tabi)...şeklinde Latince kelimelerle anlatmaya çalıştı. Hakim önce tanığın ağzından çıkan kelimeleri aynen yazdırmaya çalıştı. Zabıt katibesi anlamakta ve yazmakta zorlandı. Hakim sıkıldı...Tanığa hitaben: Kardeşim vücudumuzun neresidir bu bahsettiğin yer? Diye sordu. Tanık elini boğazına götürürken, hakim Arşimed edasıyla: Gırtlak desene yahu! dedi ve öyle yazdırdı.

Filhakika sizin endişelenmenize gerek yok...Çünkü hem iyi yazmaktasınız hem de zaten şimdiden bu olaya ilgi duymakla zoru başarmış durumdasınız.

Binaenaleyh sizi öz Türkçe taraftarı olarak nitelendirmedim. Cümlede "diğer" kelimesi fazlalıktı...

Saygılarımla
Old 18-08-2006, 10:05   #22
Nesrin D.

 
Varsayılan

Merhabalar,

Bu forumda eleştirilere ve yorumlara açık olduğunuzu söylediğiniz için,ben de düşüncemi belirtmek istedim.bence bu hususta sadece kelimelerin dış görünüşleri itibariyle doğru ya da yanlış yazılmasına,eski Türkçe Osmanlıca olarak kelimelerin kullanılıp kullanılmamasına takılıp kalınmamalı.
Kanunlarda bir çok kelime anlatılmak isteneni karşılamıyor.Yani kullanılan kelimeler anlatılmak isteneni ifade etmiyor.bu nedenle hukukçular kendileri yorumlayarak doğruyu ya da mantıklı olanı kendileri buluyorlar.bu mevzuda,ikinci sınıfta kullandığım eski Türk ceza kanunda beni oldukça rahatsız etmişti.o zaman olsa bu hususta pek çok örnek verebilirdim.Hatta o zaman bu mevzuda bir eleştiri yazısı da yazmıştım fakat şu anda yazımı bulamıyorum.Ama,aklımda kalan bir örneği verebilirim:mesela;765 sayılı eski TCK.da “cezanın bir misli” diye bir ifade kullanılıyordu.Bir sayının ya da rakamın bir misli kendisidir zaten.Ama kanunda bu ifadeyle bunun anlatılmak istenmediğini “bir misli” diyerek “iki katı”nın kastedildiğini mantık yoluyla çıkartmak mümkündü.Ancak iş her zaman bu kadar kolay olmayabilir.bu nedenle kanunlardaki ifadelerin açık olması,tereddüte mahal vermeyecek ölçüde olması her durumda daha iyi olur sanıyorum.
Ben yeni mezunum.Bu nedenle çok kanunu inceleme fırsatım olmadı.anlıyorum ki Sn.Av.Ergin tecrübeli birisisiniz.Bu nedenle,buna benzer durumlara,daha başka diğer kanunlarda da rastlamışsınızdır.Zaten bu tür durumlarla,kanuna işiniz düştükçe karşılaşıyorsunuz.
Çalışma grubunuzda bunları da dikkate almalısınız bence.bu çalışma grubuna katılmayacağım belki .Ama çalışmalarınızı takip etmeye çalışırım.
Kanunların Türkçeleşmesi de ayrı bir konu tabi.Eski Türk Ceza kanununda cumhuriyet savcısı için kullanılan kelimeyi hatırlarsınız.Bu kanunun yürürlükte olduğu zamanda da cumhuriyet savcısı için “müddeiumumin” ifadesinin kullanıldığını hiç sanmıyorum.Neyse ki kanun değişti ve berrak bir kanuna kavuştuk.Ama daha pek çok yürürlükteki kanun için bu durumu görmek mümkün.Örneğin;HUMK,iiK…gibi.
Bir şeyleri öğrenirken zamanın önemli olduğuna şüphe yok.Yanımızda bir sözlüğe sürekli olarak gerek duyuyorsak kaybettiğimiz zamana acırım.Ben Türkçe konuşuyorsam,kanunlarımın da benimle aynı dili konuşması gerekmez mi?Sizce ?
Saygılarımla,
------------------
Nesrin D.
Old 24-08-2006, 11:16   #23
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sayın Av. S. Ergin,
"Hukukçunun Dili" başlıklı yazınızda Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu hakkında bilgi verirken yanlış kullanılan sözcükler üzerinde durmuşsunuz. Bu elbette önemli, ne var ki 'Egemenliğini ve yüksek istiklalini yabancı boyunduruğundan kurtarmasını bilen Türk milleti dilini de yabancı boyunduruğundan kurtarmasını bilecektir' diyen önderimizin düşüncelerine bilmem katılır mısınız?
Eğer katılırsanız;sorun şu: Hangi sözcüğü kullanmalıyız?Zor bir soru.Benim düşüncem eğer varsa-ki büyük bir olasılıkla vardır-o sözcüğün ya da terimin Türkçesini kullanmak.Örnek vermek gerekirse yazınızda kullandığınız şu sözcüklerin yerine Türkçelerini kullanılabilirdi.
kelime-sözcük
tereddüt etmek-duraksamak
izah etmek-açıklamak
zikretmek-söylemek
tespit etmek-saptamak
husus-konu, nokta
imla-yazım
misyon-(özel) görev
fayda-yarar
mesaj-ileti
Ayrıca, Türkçe'de yapılan yazım yanlışlarının çok büyük bir bölümü yabancı sözcük kullanmakatan ileri gelmektedir.Türkçe sözcük kullanma oranı arttıkça bu tür yanlışlar azalacaktır.Kimi sorular ise ortadan kalkacaktır.Örneğin içtimaı mı desek, içtiması mı desek daha doğru olur?Burada sorun yabancı sözcüğe yabancı ek mi getirmek gerekir yoksa yabancı sözcüğe Türkçe ek mi getirmek gerekir noktasında düğümlenmektedir.Eğer sözcük yabancı ise eki de yabancı olmalıdır diyorsanız İÇTİMAI demelisiniz yok eğer sözcük yabancı bile olsa eki Türkçe olmalıdır diyorsanız İÇTİMASI demelisiniz.Ne var ki yabancı sözcük kullanma sayrılığından kurtulup(Ama aynı anlamı vermiyor ki diyenlere bu konuda ilerde bir yanıtım olacaktır)da toplama(toplanma) diyebiliyorsanız böyle bir sorununuz olmayacaktır.
Öbür konulara ilerde değinmek üzere hepinize güzel günler.Hoşçakalın.
Av. MEHMET SEYREK
Old 24-08-2006, 11:56   #24
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Temİnatin Kapsami

--------------------------------------------------------------------------------

Müvekkil aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldı.Dava konusu gmenkullerin 3. kişilere devrini önlemek için istenen tedbir talebine mahkeme teminat yatırılması koşuluyla kabul etti.
Önce nakit olarak yatırılan teminat bir süre sonra davacının talebi üzerine g.menkul teminatına dönüştürüldü.Davalının bir yakını kendi g.menkulünü davacı lehine ipotek ettirdi.
Dava lehimize sonuçlandı.Henüz kesinleşmedi.
Karar kesinleştiğinde:
soru 1.Mahkemenin davalı lehine (lehimize) hükmettiği vekalet ücretinin tahsili için g.menkul teminatına yönelebilir miyim?
soru 2.Davalının bana ödemek zorunda kaldığı 8sözleşmede yazılı) vekalet ücreti için yine bu teminata yönelebilirmiyim.(Davalı bu dava nedeniyle gereksiz olarak vek.üc.ödemek zorunda kalmıştır.-Uğranılan zarar-)
soru 3.Eğer yukarıdaki iki sorudan en az birine olumlu yanıt verilirse:
a)Teminatın paraya çevrilmesi yoluna mı başvurmam gerekir?
b)Bunun için öncelikle davacı asile başvurmam-davacının ödeme gücü kesinlikle yok-bilahare aciz vesikası aldıktan sonra mı teminat sahibine başvurmam gerekir?Yoksa doğrudan teminat veren 3. kişiye yönelebilir miyim?
c)Kararla birlikte tedbir kararı ortadan kalkacagına göre gm teminatının durumu ne olur.Kendiliğinden ortadan kalkar mı?Buna karşı yapabileceğim bir şeyler var mı?
(NOT:Mahkemenin tedbir kararında teminatın kapsamı hususunda bir açıklık yok)

Sayın Seyrek,

Yukarıdaki yazı da size ait değil mi? İki yazınızın arasında Türkçe bakımından ne kadar çok fark var...

Saygılarımla
Old 02-09-2006, 16:43   #25
kağanulaş

 
Varsayılan

İştirak konusunda kısa birşeyler söyleyebilir. Buna benzer birçok kelime var aslında. Problem şuradan çıkıyor. Türkçede kalın sesli kelimenin eki kalın sesli oluyor, ince seslinin de ince. "İştirak" son hecesindeki kalın sesli nedeniyle "a" alacak gibi duruyor ancak "iştirake" deyince kulağa daha doğru geliyor. Sebebi kelimenin arapça olması ve sonundaki "k" harfinin arapçadaki ince "k" yani "kef" harfi olması. Arapça "kef" ve "kaf/gaf" olmak üzere iki tane "k" harfi var. İştirak ince olan "k" ile bitiyor. Dolayısıyla "iştirake" daha doğru bence.

Efendim Türkçe konuşuyorum, kullandığım kelimenin ekini de Türkçe dil kurallarına göre koyarım diyen de çıkabilir. Ama o zaman da "niye arapça kelime kullanıyorsun ki?" demek lazım. Arapça kelimeye Türkçe dil kuralına göre ek getirmek pek doğru gelmiyor bana.

Ben bu başlığı bir süredir takip ediyorum. Sanki dilimize başka dillerden gelen kelimeleri kullanmadan konuşmanın daha doğru bir davranış olduğu şeklinde bir hava seziyorum. Bu fikre katıldığımı söyleyemeyeceğim. Dilimizi Osmanlıdan tevarüs ettik Osmanlıca ise Türkçe, Farsça, Arapça ağırlıklı olmak üzere birçok dilden beslenen dünyanın en zengin dillerinden birisi. Zaten hiçbir dil tamamı kendisine ait kelimelerden oluşmuyor (belki japonca hariç denebilir.)

Bence dilin zenginliği ve dile saygı dilin mevcut yapısını muhafaza edilmesiyle mümkün. Var olan, bildiğimiz, kullandığımız, söylendiği zaman bizde karşılığı ve çağrışımı olan bir kelimeyi dışlamanın, onun yerine illaki başka bir kelime bulmanın gerekli olduğunu söylemek akıllıca değil bence. Dilde kirlenme ve yozlaşmanın önlenmesi için dil aydınlarının olması lazım. Onların yeni kavramların Türkçe'ye orjinal haliyle girmesini engelleyip onlara Türkçe karşılık bulması lazım. Zaten kullanılan bir kelime üzerinde yapılacak böyle bir çalışma komik oluyor ve dili koruma çabalarını sekteye uğratıyor. Bilirsiniz bir ara TDK "hostes"in Türkçesinin "gök konutsal avrat", "otobüs"ün Türkçesinin "oturaklı götürgeç" olduğunu söylemiş de aylarca espri konusu olmuştu. Ama düşünün "bilgisayar" kelimesi nasıl da güzel kullanılıyor. "computer/kompüter" demek gayet lüzumsuz kalıyor. Çünkü kelime dilimize Türkçe karşılığı ile girmiş, sonradan Türkçesi bulunmamış.

Yukarıda Japonca hariç demiştim, kısaca söyleyeyim. Japonlar dillerini yabancı kelimelerden koruma konusunda en hassas insanlar belki de. Birçok şeyi kendileri bulup adını koyuyorlar zaten Başkalarının bulduğu şeylerin de hemen Japonca adını koyuyorlar. Elektrik belki dünyanın her yerinde benzer şekilde telafuz ediliyor. Ama Japoncası üç kelimelik tamamen farklı birşey. Telefon selamlama kelimesi de dünyanın birçok yerinde aynı ya da birbirine yakın; "alo, ola, halo", ancak japoncası "moşi moşi".

saygılarımla.
Old 03-09-2006, 13:24   #26
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Osmanlıca kelimeleri seviyorum. Anlam itibariyle daha zengin daha mütehakim olduklarını düşünüyorum. Kaldı ki Osmanlıca'nın Türkçe olmadığını söylemek de reddi mirastır ki; ben hiçbir zaman reddi miras yapmadım.

Saygılar.
Old 03-09-2006, 13:36   #27
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

"Haiz" kelimesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

"İyi bir dilbilimci niteliğini haiz sayın Ahmet beyefendi" uydurulmuş cümlesi hakkındaki düşünceleriniz?
Old 03-09-2006, 18:35   #28
irfan AYDIN

 
Varsayılan

Sayın Av.Sehper,
"Haiz " sözcüğü yerine, uydurulmuş cümlede "taşıyan" genelde ise "sahip" sözcüğünün kullanılması daha uygun olur diye düşünüyorum.
Old 03-09-2006, 21:22   #29
nephilis

 
Kitap

Benim dil kullanımyla ilgili söylemek istediğim birkaç husus var.Özellikle Osmanlıca mı yoksa Öztürkçe mi kullanılmalı konusunda ? Bence ikisi arasında bir seçim yapmak gibi bir zorunluluğumuz olmamalı, mesela ''Teferruat'' sözcüğünü de kullanabiliriz ''Ayrıntı'' sözcüğünü de..Fakat dilimize tamamen yabancı ''detay'' sözcüğünü kullanmamalıyız bence..Ama eğer o dilimize tamamen yabancı dediğimiz sözcük artık iyice dilimizle bütünleşmişse bence bu durumda bu tür sözcükleride kullanmakta bir sakınca görmüyorum.Nede olsa ''Galatı meşhur lügat-i fasihten evladır.'' demiş atalarımız..
Mesela bide kullandığımız sözcükler arasında bir tutarlılık olmalı ( eski-yeni sözcük kullanımı bağlamında.) Mesela; bir cümlede ''koşut'' gibi öztürkçe bir sözcük kullanıp, birkaç cümle sonra ''haddizatında'' gibi osmanlıca bir sözcük kullandığımızda bence o yazı dil bakımından tutarsızdır.
Genellikle yapılan bir diğer yanlışta Osmanlıca sözcüklere Türkçe çekim ekleri getirmektir.Mesela ''şekli'' diyebilirsiniz veya ''biçimsel'' diyebilirsiniz ama ''şekilsel'' derseniz bariz bir kullanım hatasına düşmüş olursunuz.Bir TV programında bir hukuk öğrencisi arkadaşımız ''insansal'' diyerek bahsettiğimiz hataya düşmüştü mesela..Ama en bariz ve sık yapılan hata ''hukuk'' sözcüğünde yapılmaktadır.Öztürkçe '-sal' eki, Farsça ''hukuk'' kelimesine eklenerek ''hukuksal'' denmektedir ki külliyen yanlıştır Doğrusu ''Hukuki'' dir.
Mesela yukarıda Sn.Av.SEHPER'in verdiği cümledeki ''haiz'' kelimesinin yerine ''sahip'' sözcüğü de kullanılabilir.Fakat ''Haiz'' sözcüğünün kullanımında da bence bir sakınca yoktur.Meğerki kullanımı yanlış olsun.. Yani örnek verilen tamlama ''İyi bir dilbilimci niteliğini haiz sayın Ahmet beyefendi'' şekliyle doğru kullanılmıştır.Fakat genelde -i haiz değilde, -e haiz şeklinde yanlış kullanılmaktadır.''İyi bir dilbilimci niteliğine haiz sayın Ahmet beyefendi'' gibi..
Evet, bu söylediklerimi genel olarak lügat kelimeler ile günlük konuşma ve yazışmalar bakımından yazdım.Sözkonusu hukuki konuşma ve yazışmalar olunca dikkat edilmesi gereken bir takım başka hususlar var.Mesela Kanuni terimleri kanunda geçtiği gibi kullanmak gibi.
Ha bu arada unutmadan eklemek istiyorum..Bence Noktalama işaretlerinin doğru kullanımı ve yazım kuralları da en az dilimizi doğru kullanmak kadar önemlidir, diye düşünüyorum.
Şimdilik benden bukadar, sürç-ü lisan ettiysek affola..Buraya tekrar yazma ümidiyle..Saygılarımla..
Old 04-09-2006, 01:16   #30
kağanulaş

 
Varsayılan

Sayın Nephilis,

Bir televizyon programında Yavuz Bülent Bakiler'in -sal eki ile ilgili açıklamasını dinlemiştim. Türkçe ekleri arasında -sal şeklinde bir ek yokmuş. Latince kökenli -al (logic -> logical gibi )ekinin nereden geldiği belli olmayan s harfiyle birleşiminden oluşan "-sal" eki tamamıyla uydurukça diline aitmiş.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ayakların Dili Olsa Av. Adil Giray ÇELİK Hukuk Sohbetleri 1 23-05-2013 14:31
hukukçunun dili nasıl olmalı? Av.Suat Ergin Site Hakkında Yazışmalar 7 05-12-2006 15:53
Entellektüel Bir Hukukçunun Saçmalaması Av. Adil Giray ÇELİK Hukuk Sohbetleri 9 19-08-2006 11:15
Hukuk Dili ve Tercüme Mütercim/Tercuman Ticari Duyurular 0 17-07-2006 17:18


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07817006 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.