Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Görevli yargı yolu (adli Yargı mı -idari yargı yolu)-zaman aşımı

Yanıt
Old 12-10-2010, 12:18   #1
akrd61

 
Acil Görevli yargı yolu (adli Yargı mı -idari yargı yolu)-zaman aşımı

Değerli meslktaşlar,imar kanunu 18 uygulamasına istinaden yapılan resen tescilde uygulamadan önce müvekkil ve diğer kardeşi adına kayıtlı hisseli tapu (müvekkil ve kardeşi ,diğer kardeşlerinin hisselerini satış yoluyla almışlar bu durmu gösterir tapu ellerinde var)uygulamadan sonra müvekkilin tapuya erin ölen babası adına tek tapu olarak çıkıyor.
Bu durumda görevli yargı yolu adli yargı (Tapu iptali ve tescil davası) mı yoksa idari yargı (imar uygulamasına istanaden yaıpılan tescil işleminin iptali)mı?İzlenecek başaka yol varsa hangileridir?
Müvekkil Tapunun değiştiğini daha yeni öğreniyor imar uygulaması ise 2005 yılında yapılmış bu durumda zaman aşımı bakımından çıkabilecek sorunlar nelerdir?
Old 12-10-2010, 14:56   #2
hewal65

 
Varsayılan

buna benzer bir dava ile karşılaşmıştım. idari davada encümen kararının iptali için dava açılmıştı. zira tescil işleminin kaynağı 18. maddeye dayalı encümen kararıdır. dolayısıyla YD talepli iptal davası açmanız gerekmektedir.
Old 13-10-2010, 09:11   #3
akrd61

 
Varsayılan

Degerli meslektaşım,belediye tarafından uygulama 2005 yılında yapılmış İmar kanunu "Madde 19 - İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır. bu maddeye istinaden dava açma süresi itibaren tarihinden itibaren başlar ve durumda dari yargıda dava açamayız diye düşünüyorum...
Old 13-10-2010, 12:15   #4
hewal65

 
Varsayılan

uygulama 2005' te olmuş.ve dolayısıyla kesinleşme de yine aynı yıl olmuş muhtemelen. kesinleşmeden itibaren 60 gün içerisnde idare mahkemesinde dava açmanız gerekirdi. fakat bu süre geçmiş.


T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2009/8-59
Karar: 2009/106
Karar Tarihi: 04.03.2009

ÖZET: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. İptali istenen imar çapının dayanağı olan idari işlem ayakta olduğuna, idari yargı yerinde iptal edilmediğine göre, eldeki davanın dinlenme olanağı da bulunmamaktadır.

(3194 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 73)

Dava: Taraflar arasındaki <tapu iptal ve tescil> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26.7.2005 gün ve 227-510 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 5.6.2007 gün ve 3127-3552 sayılı ilamı ile;

(... Davacılar vekili, mülkiyeti vekil edenlerine ait taşınmazların imar uygulanması sonucu 4552 ada 4 parsel numarasıyla davalılar adına tapuya tescil edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Belediye vekili, dava konusu parselin oluşumuna esas olan idari işlem iptal edilmeden iptal ve tescile karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı gerçek kişiler yargılama oturumlarına katılmamışlardır.

Mahkemece, uyuşmazlığa bakmanın idari yargının görevine girmesi nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

10.3.1999 tarihinde imar uygulaması sonucu oluşan 4552 ada 4 parselin öncesi 945, 952 ve 961 parsellerdir. 945 parsel dayanak kayıtlara göre 20.6.1995 tarihinde H.... S...., 952 parsel 8.1.1985 tarihinde A... G...... adına, 961 parsel 18.1.1985 tarihinde N.... Ö.... adına tespit ve tescil edilmiş, tapudaki temlikler ve el değiştirmeleri sonucu 10.3.1999 tarihinde davalı gerçek kişiler adına tapuya tescil edilmiştir. Davalı Boğazköy Belediyesinin kayıtla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.

Dava tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olmakla davanın kayıt maliki veya maliklerine yöneltilmesi yeterli olup, ayrıca somut olayda olduğu gibi Belediyenin dava edilmesine gerek bulunmamaktadır. Belediye hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de, görev yönünden redde ilişkin hüküm davalı Belediye yönünden sonucu itibariyle doğru görülmüştür.

İşin esasına gelince; az önce de açıklandığı üzere dava konusu parselin son tapu kaydı imar uygulaması sonucu oluşturulmuştur. İmar uygulamasına ilişkin işlemler idari nitelikte olup, idari yargı yerince iptal edilmedikçe davaya bakılması mümkün değil ise de, görülmekte olan dava mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin bulunmaktadır. Dairemizin son yıllardaki uygulamalarına göre mülkiyete ilişkin uyuşmazlıklarda imar uygulaması iptal ettirilmeden davanın yürütülüp sonuçlandırılması mümkündür. Kaldı ki, imar uygulamasının iptali için davacılara süre ve imkan tanınmadan davanın görev yönünden reddine karar verilmiş olması da doğru değildir. Bu durumda yapılacak iş, idari işlemin iptali için davacılara süre ve imkan tanınması, açılacak davanın sonucunun beklenmesi, ondan sonra uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmesi gerekirken, davacılara bu imkan tanınmadan davanın görev yönünden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacılar, davalı Boğazköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılan imar uygulaması sonucu davalılar adına oluşan dava konusu 4552 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın, gerçekte kendilerine ait olduğunu, davalıların edinimlerinin yolsuz ve hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı Belediye, imar işlemine karşı idari yargı yerinde dava açılması gerektiğini bildirerek, davanın reddini savunmuş; diğer davalılar esas hakkında beyanda bulunmamışlardır.

Dosyada bulunan çap kaydı ve imar belgelerinin incelenmesinde; dava konusu 4552 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın Boğazköy Belediyesinin 12.10.1998 tarih ve 174 sayılı Encümen kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca yapılan imar şuyuulandırması sonucu oluştuğu anlaşılmaktadır.

Davacı imar işlemine konu Encümen kararının iptalini ve idari işlemin ortadan kaldırılmasını istemediğine, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunduğuna göre, ortada mülkiyet uyuşmazlığı söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın idari yargı yerinde değil adli yargı yerinde görülmesi zorunludur. Yerel mahkemenin uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir.

Bilindiği üzere, tapu iptal ve tescil davaları kayıt maliklerine karşı açılır. O halde davalı Belediyenin kayıtla bir ilgisi olmadığına göde davada Belediyeye husumet yöneltilemez.

İptali istenen imar çapının dayanağı olan idari işlem ayakta olduğuna, idari yargı yerinde iptal edilmediğine göre, eldeki davanın dinlenme olanağı da bulunmamaktadır. Yerel mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmelidir.

Bu nedenle sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan onanmalıdır.

Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan, başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.03.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 14-10-2010, 09:31   #5
akrd61

 
Varsayılan

Değerli meslektaşım eklemiş olduğun HGK kararı için teşekkür ederim.

"Davacı imar işlemine konu Encümen kararının iptalini ve idari işlemin ortadan kaldırılmasını istemediğine, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunduğuna göre, ortada mülkiyet uyuşmazlığı söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın idari yargı yerinde değil adli yargı yerinde görülmesi zorunludur." kararın bu kısmı müvekkilin talebine uygun dolayısyla görevli yargı yeri adli yargı yeri oluyor. Ancak "İptali istenen imar çapının dayanağı olan idari işlem ayakta olduğuna, idari yargı yerinde iptal edilmediğine göre, eldeki davanın dinlenme olanağı da bulunmamaktadır. Yerel mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmelidir. " kararın bu kısmınna istinaden de adli yargıda tapu iptali ve tescili davası açarsak red edileceği sonucu çıkıyor. Bu durumda yapabilcek başka bir şey var mıdır?
Old 14-10-2010, 12:59   #6
hewal65

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan akrd61
... Müvekkil Tapunun değiştiğini daha yeni öğreniyor imar uygulaması ise 2005 yılında yapılmış bu durumda zaman aşımı bakımından çıkabilecek sorunlar nelerdir?
"idari işlemlere karşı açılacak iptal davalarında, dava açma süresi, esas itibariyle yazılı bildirimi izleyen günden başlar". (prof. dr. şeref gözübüyük, yönetsel yargı, 2007, s.200)
belirttiğinize göre müvekkiliniz bu durumu yeni öğreniyor. dolayısıyla buna ilişkin bir tebliğ yapılmamış, m.18 e göre yapılan imar uygulamasında böyle bir tebliğ şartı var mı (askı süreci tek başına yeterli oluyor mu sürenin başlaması açısından) belki bu konuda uzman Av. Armağan Konyalı da değerli görüşlerini paylaşırsa daha faydalı bir sonuca ulaşabileceğimizi düşünüyorum.
Old 14-10-2010, 15:28   #7
akrd61

 
Varsayılan

Değerli meslektaşım yaptığım araştırmaların devamında aşağıda bulduğum kararlar
sorunumuzu büyük ihtimalle çözecek.Bu kararlara istinaden belediyeden tebliğ edilmeyen parsalesyon planları ve dağıtım cetvellerinin durumu hakkında bilgi edindikten sonra idari yargıda dava açabiliriz diye düşünüyorum...
Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı
Kararın Özeti
Parselasyon plânlarına karşı açılan davalarda dava açma süresinin, Anayasanın 114’üncü maddesine göre yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı hk.
6785 sayılı İmar Kanununun 45’inci maddesinde “İmar ve yol istikamet plânlarına göre hazırlanan parselasyon plânları yapılıp, belediye encümeninin, varsa imar idare heyetinin tasdikinden sonra, bir ay müddetle belediye dairesine asılır. Tashih edilecek plânlar da aynı hükme tabidir.
Bu plânlara askı müddetinin hitamından itibaren 30 gün içinde itiraz edilebi&shy;lir. Müddeti içinde yapılacak itirazlar belediyece tetkik veya uygun görülürse tas&shy;hih edilerek tekrar encümenin, varsa imar idare heyetinin tasdikine sunulur.
Kat’ileşen parselasyon plânları tescil edilmek üzere tapu ve kadastro daire&shy;sine gönderilir. Bu daireler alakalıların muvafakatını aramaksızın sicillerini bu plâna göre tanzim ve tesis ederler. Bu maddeye göre yapılan ilan tebligat addedilir” hükmü yer almış ve İçtihadın Birleştirilmesine konu olan her üç kararda da dava ilan tarihine göre 3546 sayılı Danıştay Kanununun 32’nci maddesi ile belli idari dava açma süresi geçirildikten sonra açılmış ise de bu davaların açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TC Anayasasının 114’üncü maddesinin 12’nci fıkrasındaki “idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süre aşımı yazılı bildirim tarihin&shy;den başlar” hükmü muvacehesinde ilan tarihini dava açma süresine başlangıç kabul etmek imkansızdır. Zira Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ay&shy;rıntılarıyla düzenlemesi ve bu hükmün daha önceki kanunlarda bulunup aynı ko&shy;nuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde, konuyu yeniden düzenleyen Anayasa hükmünün uygulanması tabiidir. Bu nedenlerle içtihadın, yazılı bildirim tarihini dava açma süresine başlangıç olarak kabul eden, 6’ncı Dairenin Esas 1967/996, Karar 1968/216 ve Esas 1965/454, Karar 1966/1647 sayılı kararları dai&shy;resinde birleştirilmesine 7.2.1990 tarihinde üçte iki oyçokluğu olmadığından 12.2.1970 tarihinde salt çoğunlukla karar verildi.
- - · - -
D. Altıncı D’nin 23.1.2004 gün ve
E: 2002/3687, K: 2004/387 s.k.

Kararın Özeti
Vekile yapılan tebligatın dava açma süresini başlatmayacağı hk.

Dava, Trabzon İli, Maçka ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca gerçekleştirilen parselasyon işlemine ilişkin 27.8.1996 tarihli, 531 sayılı Maçka Belediye Encümeni Kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davacının en geç, Maçka Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali istemiyle açılan davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edildiği 26.3.2001 tarihinde, dava konusu işlemden haberdar olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle, bu tarihten itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.maddesinde öngörülen 60 günlük süre içinde açılması gereken davanın, 26.2.2002 tarihinde açılmış olması nedeniyle süreaşımı yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
T.C. Anayasasının 125.maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 2.fıkrasında da Anayasa kuralına paralel bir düzenleme getirilerek idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı günden başlayacağı belirtilmiş, 7201 sayılı Tebligat Kanununa ilişkin Tebligat Tüzüğünün 51.maddesinde ise tebliğin muhatap muttali olmuş ise geçerli olacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı ve muhatabın tebliğe muttali olduğunun ve bunun tarihin iddia ve ispatına cevaz bulunmadığı öngörülmüştür.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun parselasyon planlarına karşı açılacak davalara ilişkin 12.2.1970 günlü, E:1969/2, K:1970/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, Anayasanın idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süreaşımının yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hükmü karşısında ilan tarihini dava açma süresine başlangıç tarihi kabul etmenin imkansız olduğu, zira Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ayrıntılarıyla düzenlemesi ve bu hükmün daha önceki kanunlarda bulunup aynı konuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde konuyu yeniden düzenleyen Anayasa hükmünün uygulanmasının tabii olduğu hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca yapılan parselasyon planlarında ve dağıtım cetvellerinde, düzenlemeye giren her taşınmaz mala karşılık sahiplerine verilecek bağımsız veya şuyulu imar parsellerinin parsel büyüklükleri, hisse miktarı, parsellerin konumu gibi hususlar ayrı ayrı gösterildiğinden, bu planların düzenlemeye tabi tuttukları taşınmaz sahipleri için subjektif ve kişisel işlemler oldukları kuşkusuzdur.
Ayrıca, 2981 sayılı Yasanın 10/c maddesi uyarınca yapılan parselasyon planlarında da yukarıda belirtilen düzenlemelerin geçerli olduğu açıktır. Bu itibarla idarenin böyle bir işlemi bizzat davacıya 7201 sayılı Yasanın ilgili hükümleri uyarınca tebliğ etmesi gerekmektedir.
Anılan hükümler uyarınca, olayda, Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali istemiyle açılan davada davacı vekiline tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından 26.3.2001 tarihinde yapılan itirazda dava konusu işlemden bahsedilmiş ise de bu kararın davacıya değil, davacının vekiline tebliğ edilmiş olması karşısında, davacının bu tarihte dava konusu işlem hakkında dava açmaya yeterli düzeyde bilgi sahibi olduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, bu raporun dava açmaya esas alınamayacağı tabiidir.
Bu nedenle, davalı idarece söz konusu işlemin daha önceki bir tarihte davacıya tebliğ edildiği ispatlanamadığına göre, davacının söz konusu işlemi öğrenme tarihi olarak, dava dilekçesinde belirttiği 28.12.2001 tarihi kabul edilmek suretiyle, bu tarihe göre süresinde açılan bu davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiğinden İdare Mahkemesince davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Trabzon İdare Mahkemesinin 8.5.2002 günlü, E:2002/137, K:2002/268 sayılı kararının BOZULMASINA, 10.120.000 lira karar harcı ile fazladan yatırılan 7.530.000 lira harcın temyiz isteminde bulunana iadesine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 23.1.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

D. Altıncı D’nin 29.12.1993 gün ve
E: 1995/185, K: 1995/3784 s.k.
Kararın Özeti
Parselasyon işlemi hakkında dava açabilecek düzeyde bilgi sahibi olunmaması nedeniyle, bilgi almak amacıyla yapılan başvuru tarihinin işlemi öğrenme tarihi olarak ele alınamayacağı hk.

D. Altıncı D’nin 29.11.1988 gün ve
E: 1988/1456, K: 1988/1497 s.k.
[2]
Kararın Özeti
Parselasyon plânlarına karşı açılan davalarda dava açma süresinin Anayasanın 125. maddesine göre yazılı bildirim tarihinden itibaren başla&shy;yacağı hk.

D. Altıncı D’nin 10.11.2000 gün ve
E: 2000/4216, K: 2000/5676 s.k.
Kararın Özeti
Parselasyon işlemine karşı öğrenme üzerine dava açma sürecinin başlayabilmesi için adli yargıdaki duruşma sırasında sadece parselasyon yapıldığının öğrenilmesi üzerine bu sürenin başlamayacağı, ilan tarihine göre de dava açma süresinin başlamayacağı, parselasyon işleminin bizzat davacıya tebliğ edilmesi gerektiği, dava açma süresinin başlayabilmesi için parselasyon ile ilgili olarak ayrıntılı bilgiye sahip olunması gerektiği hk.

D. Altıncı D’nin 9.10.202 gün ve
E: 2001/3338, K: 2002/4211 s.k.
Kararın Özeti
Dava dosyasının incelenmesinden davacının 3.4.1998 günlü dilekçesiyle parselasyon işlemine itiraz ettiği anlaşıldığından anılan işlemi en geç bu tarihte öğrenmesi karşısında parselasyon işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle 2.2.2000 gününde açılan davanın süresinde olup olmadığının incelenmesi gerektigi hk.

Old 15-10-2010, 11:04   #8
hewal65

 
Varsayılan

bu kararlara dayanarak iptal davasını açabilirsiniz şayet müvekkilinize tebliğ edilmemişse.
ayrıca karar paylaşımları için teşekkürler...
Old 08-11-2010, 21:56   #9
Av.ihsanZavrak

 
Varsayılan

Sayın akrd61 araştırmalarınız tamamen doğru.Benimde böyle bir davam vardı.İmar uygulaması sonucu parselasyon işlemi yapılımış.Ancak müvekkillere bizzat tebligat yapılmamış.Biz öğrenme tarihi olarak tapuların müvekkile verildiği tarihi belirttik ve davayı açtık.Davamız kabul edildi ve Encümen kararı iptal edildi.Bizde yaklaşık 1 yıl sonra öğrenmiştik.
Size sorum, ne zaman ne şekilde bu işlemin öğrendiniz?Sizde şu tarihte öğrendik dereseniz ve yukardaki kararlarıda dosyaya koyarsanız sıkıntı yaşamazsınız.Başarılar.
Old 10-11-2010, 11:14   #10
akrd61

 
Varsayılan

Sayın Av.İhsan Zavrak müvekkil,kardeşlerinden satış yoluyla aldığı hisselerini gösteren tapu belgesi ile tapuya gidiyor ve hissesine ait tapu kaydı hakkında bilgi almak istiyor ancak imar düzenlemesi sonrası resen yapılan tescilde önceden yapılmış satış gözükmüyor müvekkil bu durumu bu şekilde öğreniyor.Bu aşamada belediye tarafından imar parselasyon planları ve dağtım cetvellerini gösterir yazlı bir durum belgesi talep edeceğiz bunu tebliğ kabul edip süresinde dava açmayı düşünüyoruz. Acaba alacağımız bu belge tebliğ yerine geçer mi geçmez mi bu hususta terddüt lerimiz var.Sizin bu hususta düşünceleriniz nedir acaba ?
Old 10-11-2010, 11:38   #11
av.alper tunker

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım
Bence siz hiç birşeylerin size tebliğ edilmesi için uğraşmayın Danıştay kararları çok sarih siz hemen idari davanızı açın ve bu kararlarıda içersine ekleyin
Müvekkilinze tebligat yapılmadığına göre herhalukarda sizin öğrenme tarihiniz(duruma tam vakıf olma) dava açma süresinin başlangıçı kabul edilecektir.Bu da davadan bir gün öncesi olarak adlandırılabilinir.İyi çalışmalar
Old 12-11-2010, 22:04   #12
Av.ihsanZavrak

 
Varsayılan

Sayın Alper Tunker'in dediği gibi siz idari yargı da davanızı açın.Zaten siz davayı açerken şu tarihte öğrendik diyeceksiniz.İlgili belediyenin bunu yazılı belge ile daha önce öğrendiğinizi ispat etmesi gerekir.Dedeğim gibi.Bizim açtığımız dava da daha önceden haberimizin olmasına rağmen biz tapuların dağıtım tarihini belirttik.Belediye ispat edemedi.Siz de tapuda araştırma yaparken şu tarihte deyip davanızı açın.Tabiki dava açma süresini geçmemek şartıyla.Kararların koyun.İçiniz rahat davanızı açın.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Adli Yargıda -Özel Hukuk Alanında- Artık Karar Düzeltme Yargı Yolu Yok Mu? VARTO'LU Meslektaşların Soruları 12 19-03-2011 17:59
Adli yargı mı, idari yargı mı görevli? avukat.derviş.yıldızoğlu Meslektaşların Soruları 8 24-09-2010 21:27
Görevli Mahkeme (Yargı Yolu/SSK/Optik/Sözleşme) selhan Meslektaşların Soruları 4 10-04-2010 18:54
Mobbing davası görevli yargı yolu prag Meslektaşların Soruları 1 12-11-2007 16:25
Adli Yargı Idari Yargı Tazminat Davası mustafaaladag Meslektaşların Soruları 6 21-04-2007 13:12


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05373001 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.