Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Yargıtay kararı

Yanıt
Old 04-05-2007, 08:03   #1
tiyerianri

 
Varsayılan Yargıtay kararı

Değerli arkadaşlar; bir sanık, müvekkile ihaleye fesat karıştırdığı,yandaşlarına çıkar sağladığı gibi belgesiz ve mesnetsiz suç isnatlarında bulundu gazete kanalıyla.Kamu ihale kurumundan geçmiş ve hukuka aykırı olmayan bir ihale söz konusu.Ceza davası karar aşamasında.Savcı bu sözler eleştiri sınırlarındadır bu sözlere katlanmak gerekir diyerek beraat talep etti.Sanıyorum hakim de beraat verecek.Elinde bu konuyla alakalı özellikle mesnetsiz suç isnat etmenin ve eleştiri sınırının aşılmasıyla alakalı yargıtay kararları olanlardan örnek içtihatlar göstermesini rica ediyorum.
Old 04-05-2007, 09:35   #2
PINAR000

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/13933

K. 2003/4349

T. 9.4.2003

• MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( Haksız Fiil Nedeniyle )

• HAKSIZ FİİL NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( Davanın Haksız Şikayet ve Hakaret Nedenlerine Dayalı Manevi Tazminat İstemi Olması )

• ELEŞTİRİ SINIRININ AŞILMASI ( Davalının Sözlerinin Eleştiri Sınırları İçerisinde Kabul Edilememesi )

• KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI ( Haksız Şikayetin Kişilik Haklarına Saldırı Teşkil Etmesi )

• HAKSIZ ŞİKAYET ( Hiçbir Kanıt ya da Emareye Dayanılmadan Yapılan Şikayetin Kişilik Haklarına Saldırı Teşkil Etmesi )

818/m.41,49


ÖZET : Davacı avukata "önce paramızı alıp sonradan neden ilgilenmiyorsunuz." Biçimindeki sözleri eleştiri sınırları içinde kabul edilemeyeceğinden davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu yüzden davacı yararına manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır.Hiçbir kanıt ya da emareye dayanılmadan yapılan şikayet, şikayet olunanın kişilik haklarına saldırı oluşturduğundan davacı yararına, Borçlar Yasasının 49. maddesi gereğince manevi tazminat takdirini gerektirir.
DAVA : Davacı Seha C. vekili Avukat Hakkı Beşkazalı tarafından, davalılar Nurten Ö. ve Kemal Ö. aleyhine 27/4/2001 gününde verilen dilekçe ile ( haksız şikayet ve hakaret ) haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16/7/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, haksız şikayet ve hakaret nedenlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalılardan Kemal Ö.'ün kendisine "siz avukatlar hep böylesiniz, önce işi ve parayı alır, sonra da başka bir dava bulduğunuzda aldığınız davayı takip etmezsiniz, sizi istersem burada barındırmam, tek bir dava bile aldırmam" şeklinde sözler söylediğini, diğer davalı Nurten'in de davacı avukatı haksız yere Baro yönetimine şikayet ederek davacı hakkında "dolandırıcı avukat" gibi ağır suçlamalarda bulunduğunu iddia etmiştir.
Dinlenilen tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı avukatın, davalılardan Nurten Ö'ün vekili olduğu, bu davalı ile tek bir parsel hakkında ortaklığın giderilmesi için dava açma ve takip etme konularında aralarında anlaştıkları, davacının vekil olarak ortaklığın giderilmesi davasının açarak, davayı takip ettiği, keşif günü ve saatinde ceza mahkemesinde duruşmalarının olması nedeniyle keşfin aynı gün başka bir saate ertelenmesini istediği ve aynı gün başka bir saatte yapılan keşfe katılarak, keşfin tamamlandığı halde davalılardan Kemal'in adliye koridorunda davacı avukata "önce paramızı alıp sonradan neden ilgilenmiyorsunuz." Biçimindeki sözleri eleştiri sınırları içinde kabul edilemeyeceğinden davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu yüzden davacı yararına manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır.
Diğer davalının eylemine gelince; davalılardan Nurten Ö'ün hiçbir kanıt veya emareye dayanmadan davacı avukat hakkında Baro yönetimine şikayette bulunması hak arama hakkının kullanılması olmayıp haksız şikayet niteliğindedir. Hiçbir kanıt ya da emareye dayanılmadan yapılan şikayet, şikayet olunanın kişilik haklarına saldırı oluşturduğundan davacı yararına, Borçlar Yasasının 49. maddesi gereğince manevi tazminat takdirini gerektirir. Karar açıklanan nedenlerle de bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 9.4.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 04-05-2007, 09:35   #3
PINAR000

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 1997/10420

K. 1997/11091

T. 11.12.1997

• GÖREVLİYE SÖVME ( Avukat Olan Sanığın Askeri Yargıya Karşı Eleştirilerini Dile Getirmesi )

• ELEŞTİRİ SINIRININ AŞILMASI ( Avukat Olan Sanığın İfadelerinin Savunma Çerçevesinde Kalmasının Hukuka Uygunluk Nedeni Olması )

• SAVUNMA ÇERÇEVESİNDE KALAN İFADELER ( Avukat Olan Sanığın Askeri Yargı İle İfadelerin Eleştiri Sınırlarının Aşılmamış Olması )

765/m.268


ÖZET : Avukat olan sanık, 9.6.1994 tarihli dilekçesinde; Askeri Yargıtay'ın dosyayı peşin yargı ile incelediği, ciddiye alınamayacak gerekçeler ileri sürdüğü, kararın vicdanları sızlattığı, mağdure ve yakınlarının Askeri Yargı'ya güvenlerinin kalmadığı, bozma kararında hayali suçlamalarla mağdureyi suçlu göstermeye çalıştıkları ve temyiz dilekçesinde ise; Daire'nin konuya objektif bakmadığı, bozma kararının hukuk ve adalet mantığına aykırı olduğu, sanığın kurtulması için gerekçe yaratıldığı gibi sözler sarfetmiştir. Söz konusu eylemlerde, suçu hukuka uygun kılan eleştiri sınırlarının aşılmadığı ve savunma çerçevesinde kalıp suç unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesi hatalıdır.
DAVA : Görevliye sövme suçundan sanık N. E. hakkında TCY'nin 268/3, 80, 59/2, 647 Sayılı Yasa'nın 4, 6. maddeleri uyarınca sanığın 1.750.000 lira ağır para cezasıyla hükümlülüğüne ve cezasının ertelenmesine ilişkin Ankara Ağır 2. Ceza Mahkemesi'nden verilen 1996/100 Esas, 19961253 Karar sayılı ve 3.12.1996 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi sanık N. E. müdafıi tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan; Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 13.11.1997 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 24.11.1997 tarihinde Daire'ye gönderilen dava dosyası başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü.
KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; 1- Avukat olan sanığın, 4. Kolordu Askeri Mahkemesi'ne verdiği 9.6.1994 tarihli dilekçesinde; Askeri Yargıtay 2. Dairesi'nin dosyayı yüzeysel ve peşin yargı ile incelediği, kararda ciddiye alınmayacak gerekçeler ileri sürdüğü, hukukla hiç ilgisi bulunmayan subay üye ile Askeri Yargıtay dairesi'nin aynı noktada buluştuğu, kararın vicdanları sızlattığı, mağdure ve yakınlarının özellikle Askeri Yargıtay'ya inançlarının kalmadığı, bozma kararlarında hayali suçlamalara yer vererek mağdureyi suçlu göstermeye çalıştıkları, bozma kararının, Genel Kurmay Adli Müşavirliği'ndeki akrabaları olduklarını sandığımız hakimlerce kesin olarak bozduracağını iddia eden sanığı haklı çıkardığından söz ettiği ve ayrıca 2.8.1995 tarihli temyiz dilekçesinde ise; daire'nin konuya nesnel ( objektif ) bakmadığı, tarafsızlığı yitirdiğine ilişkin kanılarının sürdüğü, vicdani rahatsızlık duymayacaklarını umarak aslında verilecek kararı bilmelerine karşın temyiz hakkını kullanmaya gerek duydukları, bozma kararının hukuk ve adalet mantığından yoksun olduğu, sanığın kurtarılması için gerekçe yaratıldığı, hukuk adına üzüntü veren şeyin direnmeden sonra dosyanın Daireler Genel Kurulu'na gönderilmediği gibi sözlere yer verme eylemlerinde, suçu hukuka uygun kılan eleştiri sınırlarının aşılmadığı ve savunma çerçevesinde kalıp süç öğelerinin oluşmadığı gözetilmeden, beraat yerine hükümlülük kararı verilmesi,
2- Kabule göre; bir yıl arayla işlenen suçların aynı kararla gerçekleştirildiğinden söz edilemeyeceği gözetilmeden, müteselsil suçta suçları kaynaştıran ( içtima ) "aynı suç işleme kararı" yerine, "aynı suç kastına" dayanılarak TCY'nin 71. maddesi yerine, aynı yasanın 80. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı ve sanık N. E. müdafıinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.12.1997 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Old 04-05-2007, 09:36   #4
PINAR000

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 1996/8296

K. 1996/9384

T. 10.12.1996

• BASIN YOLUYLA HAKARET ( Eleştiri ve Yorumda Hukuka Uygunluk Sınırının Aşılması-Kamuyu Aydınlatıcı Niteliği Olmayan Yazı )

• HALKA BİLGİ VERMEYEN VE KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ YAZILAR ( Basın Yoluyla Hakaret )

• ELEŞTİRİ SINIRI ( Basın Yoluyla Hakaret )

• HUKUKA UYGUNLUK SINIRININ AŞILMASI ( Basın Yoluyla Hakaret-Eleştiri ve Yorum )

765/m.191, 480, 482


ÖZET : Sahibi ve sorumlu müdürü olduğu dergide katılanı amaçlayarak, haber açısından yarar sağlamayan, okuyanlar üzerinde katılanın çayırda otlayan hayvana benzediği izlenimini uyandırıp, küçük düşürücü değer yargısında bulunması nedeniyle eleştiri sınırını aşan yazı yayınlayan sanığın eyleminde, suç oluşmuştur.
DAVA : Basın yoluyla hakaret ve tehdit suçlarından sanık Hüseyin'in yapılan yargılaması sonunda, beraatine ilişkin ( Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi )'nden verilen 1995/128 esas,1995/120 karar sayılı ve 17.7.1995 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi katılan Canatan vekili tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan, Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 27.6.1996 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 25.11.1996 tarihinde Daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü:
KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; sanığın sahibi ve sorumlu müdürü olduğu "........... ....." isimli aylık derginin suç tarihli sayısının 12. sayfasında katılan öğretmeni amaçlayarak "... hiç kimse devlet okulunda ağalık gösterisinde bulunamaz, okulları kendi çiftlikleri, öğrencileri kendi damızlık hayvanları sananlar... bu tür insanlar okuldan çok çayırlara layıktır" sözlerine yer vererek, verilen haber açısından bir yarar sağlamayan; okuyanlar üzerinde katılanın çayırda otlayan hayvana benzediği izleniminin uyanmasına yol açacak biçimde küçük düşürücü değer yargısında bulunan ve bu nedenle de haber ve eleştiri sınırını aşan sanığın eylemini, hukuka uygun kılan eleştiri ve yorum çerçevesinde kaldığını bildiren bilirkişi kurulunun yetersiz düşüncesiyle ve de sanığın pehlivan olması nedeniyle bu biçimde yazı yazdığını belirten gerekçeyle hüküm kurulması,
SONUÇ : Yasaya aykırı ve katılan Canatan vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ( HÜKMÜN BOZULMASINA ), yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,10.12.1996 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
yargıtay kararı gerçek_adalet Hukuk Soruları Arşivi 8 07-03-2007 21:51
Bir Yargıtay Kararı arıyorum Ersin KUŞ Meslektaşların Soruları 1 01-03-2007 09:16
Bir Yargıtay Kararı arıyorum Ersin KUŞ Meslektaşların Soruları 3 09-12-2006 15:33


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04470706 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.