Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

belediye yıkım kararı,imar kanunu md.32 ye aykırı işlem,

Yanıt
Old 19-05-2009, 16:32   #1
Aybüke Kağan

 
Varsayılan belediye yıkım kararı,imar kanunu md.32 ye aykırı işlem,

Değerli görüşlerinizi bekliyorum.

Olay şu: Müvekkilin yazlık evi zemin kattadır.
Belediyece, 29/06/2007 tarihinde müvekkile ait gayrımenkulün ruhsata aykırı olarak terasın kapalı alana çevrildiği ve balkona merdiven konularak girişinin değiştirildiği gerekçesiyle yapı tatil zaptı düzenlenmiş ve mühürlenmiştir. Müvekkil o tarihte orada değildir.

Ancak 30 günlük ruhsatı uygun hale getirme süresi dolmadan 05/07/2007 tarihinde Encümen yıkım ve 850 TL para cezasına hükmetmiştir.Encümenin yıkım kararı müvekkile tebliğ edilmemiştir.

para cezasına ilişkin Ödeme emri ise komşuya tebliğ edilmiştir.En son 2008 yılında TCK 184 gereğince soruşturma yapılırken müvekkil olanlardan haberdar olmuştur.

Şimdi müvekkil merdiven kısmını düzeltmiş ve ruhsata uygun hale getirmiştir. ancak müvekkil evi 1997 yılında terası kapalı olarak satın almıştır ve burada hiçbir tadilat yapmamıştır.

1- Belediye encümeninin İmar Kanunu 32. maddeye göre 30 günlük süre dolmadan verdiği yıkım ve para cezası işlemine karşı ne yapılabilir?

2-Para cezası Tebligat Kanunu'na aykırı olarak komşuya belediye memuru tarafından tebliğ edilmiştir.Bu konuda ne yapılabilir?Tebliğin posta memuru tarafından yapılması gerekmez mi? Doğrudan ödeme emri belgesi üzerine A...d ..yerine b...c...yazılarak imza alınmıştır.Tebliğ zarfı dahi yoktur.

3-TCK 184 gereğince şu anda dava açıldı. Müvekkil kendi yaptığı tadilatı düzeltti.ancak terası 1997 yılında kapalı olarak sastın aldığı için keşif ve bilirkişi incelemesiyle beton yaşı tespit edilerek o tarihte imar kirliliği suç olmadığından davanın düşmesi istenebilir mi?

4-Evi satın aldığı kişiye karşı dava açılabilir mi?

5-tüm bu işlemler için müvekkilin soruşturma kapsamında ifade verdiği tarih mi öğrenme tarihi olarak kabul edilecektir?

Teşekkürler. Saygılar
Old 19-05-2009, 23:29   #2
Av.YBayrak

 
Varsayılan

Sevgili Meslektaşım;
1) Müvekkiliniz, satın aldığı taşınmazı önce tapu kayıtlarında incelemeli ve ona göre satın alması gerekirdi. Eğer tapu kayıtlarına göre hukuka aykırılık görünmüyor ise, o kişiye karşı gizli ayıp nedeniyle tekeffül hükümlerine(B.K.)dayanarak dava açma hakkına sahiptir, ancak zaman aşımı yönüne dikkat etmelisiniz.
2) Tebligat usulsüzdür,30 günlük imar durumuna uyarlama/düzeltme süresi bu nedenle öğrenme tarihi olarak sizin belirttiğiniz tarih esas alınacaktır. Bu nedenle, hem yıkım hem de para cezasına karşı yürütmeyi durdurma talepli olarak, tebligatın usulsüzlüğünü temel alan iptal davası(idare mahkemesine) açmanız mümkündür, ve yapılması gereken de budur.(Para cezası da 10.000 -40.000.- TL arasında olabilir ve alt sınır üstünde verilmiş ise gerekçesi olmalıdır, aksi takdirde bu yönden de iptal isteyebilirsiniz.) Zaten idare(belediye) tebliğ ettiği encümen kararında idare mahkemesine başvuru hakkını ve süresini de belirtmiş olsa gerektir. Belirtmemiş ise, bu dahi iptal için ileri süreceğiniz nedenler arasında yer almalıdır. Ayrıca, Müvekkilinizin verdiği ifadede büyük olasılıkla öğrenme tarihi belirtilmemiştir fakat, idare tarafından ulaşılmış ise ifadeyi verdiği tarih öğrenme tarihi olarak idarece verilecek yanıtta ileri sürülebilir.
Bir hususu daha belirtmeliyim, imar para cezalarına karşı başvuru yolları idari ve adli yargı arasında sık sık değişti. Siz, öğrenme tarihi itibarıyla görevli ve yetkili yargı yoluna/mahkemesine başvurmalısınız.
3) İmar kirliliği(5237 S.TCK m.184)ne dayalı suç duyurusunda da aynı gerekçelerle savunma yaparak, yani a)binanın satın alınma tarihini gösteren belge ibraz edilerek, o tarihte 745 S.TCKnda suç olmadığı, b)usulüne uygun tebligat yapılmadığı ve c)ve usulüne uygun tebligat ile süre verilmediğinden suçun oluşmayacağı, bu nedenle kamu davası açılmasının yersiz olduğu; ayrıca daha sonra yapının imara aykırı kısımlarında gerekli düzeltme yapıldığından m.184/5 e göre düşme kararı verilmesi gerektiği'ne dair savunma dayanaklarınız olduğu kanaatindeyim.
Umarım yardımcı olabilmişimdir.
Kolay gelsin, iyi çalışmalar.
Old 19-05-2009, 23:48   #3
Av.Hüsnü YILDIRIMER

 
Varsayılan

Birde bu kararı düşünün...

Danıştay 6. Daire, konuyla ilgili verdiği bir kararında, ''Balkonun gömme balkon olması, taban alanının artmaması, taşıyıcı unsurların ve çekme mesafelerinin etkilenmemesi durumunda, balkonun camla kapatılmasında; yasaya aykırılık söz konusu olmaz'' dedi. Bina tadilatlarına da ışık tutan karar, özetle şöyle: ''Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, kat maliklerinden birinin bütün kat maliklerinin rızası olmadıkça ana gayrimenkulun ortak yerlerinde, inşaat onarım ve tesisleri, değişik renkte dış banada ve boya yaptıramaz. Kendi bağımsız bölümünde ise ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Gömme balkonun, alüminyum çerçeve ve cam ile kapatılması suretiyle, taban alanı dışında yeni ve fazladan bir alan kazanılmayan, çekme mesafesi ihlal edilmeyen, taşıyıcı unsurları etkilemeyen bu tür tadilatlar için, yıkım işlemi tesis edilmesi, para cezası verilmesi yasaya ve hukuka uygun değildir.''
Old 20-05-2009, 10:21   #4
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Belediyece, 29/06/2007 tarihinde müvekkile ait gayrımenkulün ruhsata aykırı olarak terasın kapalı alana çevrildiği ve balkona merdiven konularak girişinin değiştirildiği gerekçesiyle yapı tatil zaptı düzenlenmiş ve mühürlenmiştir. Müvekkil o tarihte orada değildir.
Müvekkilinizin o tarihte orada olması tebligat açısından önemli değildir. Ruhsatsız yapılarla ilgili olarak tebligat usulü İmar Kanunu'nun 32.maddesinde düzenlenmiştir: Yapı Tatil Zaptı yapı yerine asılmakla ve bir örneği muhtara bırakılmakla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır.
Alıntı:
Ancak 30 günlük ruhsatı uygun hale getirme süresi dolmadan 05/07/2007 tarihinde Encümen yıkım ve 850 TL para cezasına hükmetmiştir.
30 günlük süre yıkım açısından önemli olup, yıkım kararı bu nedenle geçersiz sayılabilir. 30 günlük süre para cezası açısından önemli değildir: Ruhsatsız inşaata başlandığı anda para cezasını doğuran kabahat işlenmiş olur.
Alıntı:
Encümenin yıkım kararı müvekkile tebliğ edilmemiştir.
Tebliğ edilmeyen karar uygulanamaz. Tebliğden itibaren 60 gün içinde işleme karşı dava açma hakkı kullanılmalıdır. Dava hakkı kullanılmadan yıkım yapılamaz.
Alıntı:
para cezasına ilişkin Ödeme emri ise komşuya tebliğ edilmiştir.En son 2008 yılında TCK 184 gereğince soruşturma yapılırken müvekkil olanlardan haberdar olmuştur.
TCK 184 gereğince soruşturulması gereken suç varken kabahat nedeniyle para cezası verilemez. Verilmiş ise iptal edilmesi gerekir. Bakınız Kabahatler Kanunu:
Madde 15 - (3) Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır.
Alıntı:
Şimdi müvekkil merdiven kısmını düzeltmiş ve ruhsata uygun hale getirmiştir. ancak müvekkil evi 1997 yılında terası kapalı olarak satın almıştır ve burada hiçbir tadilat yapmamıştır.
Ruhsata uygun hale getirilen yer için TCK 184/5 bendine göre dava düşer. Teras için devam eder.
Alıntı:
1- Belediye encümeninin İmar Kanunu 32. maddeye göre 30 günlük süre dolmadan verdiği yıkım ve para cezası işlemine karşı ne yapılabilir?
Bu nedenle hukuka aykırı olan işlemin iptali için idare mahkemesine dava açılabilir.
Alıntı:
2-Para cezası Tebligat Kanunu'na aykırı olarak komşuya belediye memuru tarafından tebliğ edilmiştir.Bu konuda ne yapılabilir?Tebliğin posta memuru tarafından yapılması gerekmez mi? Doğrudan ödeme emri belgesi üzerine A...d ..yerine b...c...yazılarak imza alınmıştır.Tebliğ zarfı dahi yoktur.
Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması mümkündür. Posta memuru tarafından yapılması gerekmez. Bu nedenle tebliğ zarfı da gerekmez.

Para cezasına ilişkin encümen kararının tebliğ edilmesi ve daha sonra ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir. Bu ayırımı sorunuzda göremedim. Önce karar tebliğ edilerek tarh ve tahakkuk işlemleri yerine getirilmeden ödeme emri gönderilemez.

Ayrıca TCK 184. gereğince süren soruşturma varken Kabahatler Kanunu 15.maddesi gereğince para cezası verilemez. Belediyenin 2007 tarihli para cezasına ilişkin encümen kararı geçersizdir. Bu nedenle açacağınız idari dava yıllar sürecektir. Dava bittiğinde 3 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olacağından belediye yeniden ceza verirse yeniden dava açılarak ceza işlemi iptal ettirilebilir.
Alıntı:
3-TCK 184 gereğince şu anda dava açıldı. Müvekkil kendi yaptığı tadilatı düzeltti.ancak terası 1997 yılında kapalı olarak sastın aldığı için keşif ve bilirkişi incelemesiyle beton yaşı tespit edilerek o tarihte imar kirliliği suç olmadığından davanın düşmesi istenebilir mi?
Beton yaşının tesbiti 20 günlük kuruma döneminden sonra mümkün değildir. Bilirkişi inşaat tekniği ve kullanılan malzemelere bakarak inşaatın 2004 yılından önce yapıldığını tespit edebilirse eder; edemezse bunu raporunda belirtir. Ayrıca tanıklar ve fatura irsaliye gibi diğer deliller ile inşaatın 2004 tarihinden önce yapıldığının kanıtlanması mümkündür.
Alıntı:

4-Evi satın aldığı kişiye karşı dava açılabilir mi?
Hayır. Cezaların şahsiliği kuralına göre cezalar ilgilisine rucu edilemez. Yıkımdan doğan zarar hakkında müvekkilinizin bütün belgeleri incelemiş olmasına karşın kaçak inşaatı bilmeden-görmeden aldığını kanıtlaması gerekir ki bu olanaksız denecek kadar zor olur.
Alıntı:
5-tüm bu işlemler için müvekkilin soruşturma kapsamında ifade verdiği tarih mi öğrenme tarihi olarak kabul edilecektir?
Soruşturma sırasında bile idari para cezası ve yıkım konusu öğrenilmemiş olabilir. Müvekkilinizin öğrendiği tarih öğrenme tarihidir.

Saygılarımla
Old 20-05-2009, 11:56   #5
Aybüke Kağan

 
Varsayılan

Alıntı:
30 günlük süre yıkım açısından önemli olup, yıkım kararı bu nedenle geçersiz sayılabilir. 30 günlük süre para cezası açısından önemli değildir: Ruhsatsız inşaata başlandığı anda para cezasını doğuran kabahat işlenmiş olur.


Alıntı:
TCK 184 gereğince soruşturulması gereken suç varken kabahat nedeniyle para cezası verilemez. Verilmiş ise iptal edilmesi gerekir. Bakınız Kabahatler Kanunu:
Madde 15 - (3) Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır.
Alıntı:

Para cezasına ilişkin encümen kararının tebliğ edilmesi ve daha sonra ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir. Bu ayırımı sorunuzda göremedim. Önce karar tebliğ edilerek tarh ve tahakkuk işlemleri yerine getirilmeden ödeme emri gönderilemez.


Ayrıca TCK 184. gereğince süren soruşturma varken Kabahatler Kanunu 15.maddesi gereğince para cezası verilemez. Belediyenin 2007 tarihli para cezasına ilişkin encümen kararı geçersizdir. Bu nedenle açacağınız idari dava yıllar sürecektir. Dava bittiğinde 3 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olacağından belediye yeniden ceza verirse yeniden dava açılarak ceza işlemi iptal ettirilebilir.

Para cezası kararı da ödeme emri de komşuya tebliğ edilmiş.Bu şahıs,müvekkili belediyeye şikayet eden kişinin eşidir.Pek tabi belgeleri müvekkile ulaştırmamıştır.


Hem yıkım hem de para cezasına karşı ÖĞRENME tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açmak mı gerekir? Yoksa açıkça yasaya aykırı olan bu işlemlerin iptali her zaman istenebilir mi?

Bu arada müvekkilin yıkım ve para cezasını öğrendikten sonra belediyeye işlemin geri alınması için dilekçe verdiğini ve reddedildiğini öğrendim.10/08/2008 tarihinde.
Old 20-05-2009, 12:01   #6
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Hem yıkım hem de para cezasına karşı ÖĞRENME tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açmak mı gerekir? Yoksa açıkça yasaya aykırı olan bu işlemlerin iptali her zaman istenebilir mi?
Ruhsatsız inşaat nedeniyle encümence verilen kararlar aleyhine 60 gün içinde açılmayan davalar mahkemece resen reddedilir.
Alıntı:

Bu arada müvekkilin yıkım ve para cezasını öğrendikten sonra belediyeye işlemin geri alınması için dilekçe verdiğini ve reddedildiğini öğrendim.10/08/2008 tarihinde.
Demek ki davanız süresinde açılmamış ve hak düşümüne uğramış.
Old 20-05-2009, 15:31   #7
avmeralarslan

 
Varsayılan

Son yazılanları okuduktan sonra bence de dava süre aşımına uğramış. Belirtmek istediğim nokta ise belediyece yapı tatil zaptı düzenlenip mühürlendikten sonra ruhsatlandırılması mümkün olmayan kısımlar için 30 günlük süre dolmadan yıkım kararı ve para cezasını içeren encümen kararı verilebileceğidir. 30 günlük süre ruhsatlandırma veya ruhsata uygun hale getirme süresidir.
Ceza Kanunu 184 açısından ise 2004 yılı ekim ayından önce inşaa edilen taşınmazlar için beraat kararı verilmektedir.
Old 10-04-2010, 23:57   #8
Mare Nostrum

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Müvekkilinizin o tarihte orada olması tebligat açısından önemli değildir. Ruhsatsız yapılarla ilgili olarak tebligat usulü İmar Kanunu'nun 32.maddesinde düzenlenmiştir: Yapı Tatil Zaptı yapı yerine asılmakla ve bir örneği muhtara bırakılmakla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır.

30 günlük süre yıkım açısından önemli olup, yıkım kararı bu nedenle geçersiz sayılabilir. 30 günlük süre para cezası açısından önemli değildir: Ruhsatsız inşaata başlandığı anda para cezasını doğuran kabahat işlenmiş olur.

Tebliğ edilmeyen karar uygulanamaz. Tebliğden itibaren 60 gün içinde işleme karşı dava açma hakkı kullanılmalıdır. Dava hakkı kullanılmadan yıkım yapılamaz.

TCK 184 gereğince soruşturulması gereken suç varken kabahat nedeniyle para cezası verilemez. Verilmiş ise iptal edilmesi gerekir. Bakınız Kabahatler Kanunu:
Madde 15 - (3) Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır.

Ruhsata uygun hale getirilen yer için TCK 184/5 bendine göre dava düşer. Teras için devam eder.

Bu nedenle hukuka aykırı olan işlemin iptali için idare mahkemesine dava açılabilir.

Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması mümkündür. Posta memuru tarafından yapılması gerekmez. Bu nedenle tebliğ zarfı da gerekmez.

Para cezasına ilişkin encümen kararının tebliğ edilmesi ve daha sonra ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir. Bu ayırımı sorunuzda göremedim. Önce karar tebliğ edilerek tarh ve tahakkuk işlemleri yerine getirilmeden ödeme emri gönderilemez.

Ayrıca TCK 184. gereğince süren soruşturma varken Kabahatler Kanunu 15.maddesi gereğince para cezası verilemez. Belediyenin 2007 tarihli para cezasına ilişkin encümen kararı geçersizdir. Bu nedenle açacağınız idari dava yıllar sürecektir. Dava bittiğinde 3 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olacağından belediye yeniden ceza verirse yeniden dava açılarak ceza işlemi iptal ettirilebilir.

Beton yaşının tesbiti 20 günlük kuruma döneminden sonra mümkün değildir. Bilirkişi inşaat tekniği ve kullanılan malzemelere bakarak inşaatın 2004 yılından önce yapıldığını tespit edebilirse eder; edemezse bunu raporunda belirtir. Ayrıca tanıklar ve fatura irsaliye gibi diğer deliller ile inşaatın 2004 tarihinden önce yapıldığının kanıtlanması mümkündür.

Hayır. Cezaların şahsiliği kuralına göre cezalar ilgilisine rucu edilemez. Yıkımdan doğan zarar hakkında müvekkilinizin bütün belgeleri incelemiş olmasına karşın kaçak inşaatı bilmeden-görmeden aldığını kanıtlaması gerekir ki bu olanaksız denecek kadar zor olur.

Soruşturma sırasında bile idari para cezası ve yıkım konusu öğrenilmemiş olabilir. Müvekkilinizin öğrendiği tarih öğrenme tarihidir.

Saygılarımla

Sayın meslektaşım; siyah yaptığım kısımla ilgili mezvuattaki dayanak noktanız nedir acaba?
Old 11-04-2010, 02:05   #9
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Mare Nostrum
ilgili mezvuattaki dayanak noktanız nedir
Kabahatler Kanunu’nun 26.maddesi gereğince, encümen tarafından verilmiş (ilgili gerçek kişinin huzurunda verilmemiş) idari yaptırım kararlarının ilgili gerçek kişiye tebliği şarttır. (İlgilisi tüzel kişi ise ceza huzurunda verilse bile tebliği gerekir.)

Kabahatler Kanunu
KARARLARIN TEBLİĞİ
Madde 26 - (1) İdari yaptırım kararı, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir.
(2) İdari yaptırım kararının ilgili gerçek kişinin huzurunda verilmesi halinde tutanakta bu husus açıkça belirtilir. Bu karara karşı başvurabileceği kanun yolu, mercii ve süresine ilişkin olarak bilgilendirildikten sonra kişinin karar tutanağını imzalaması istenir. İmzadan kaçınılması halinde bu durum tutanakta açıkça belirtilir. Karar tutanağının bir örneği kişiye verilir.
(3) Tüzel kişi hakkında verilen idari yaptırım kararları her halde ilgili tüzel kişiye tebliğ edilir.
****

Bu tebligattan sonra borç ödenmezse 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir:
Kabahatler Kanunu
Madde 17-(4) (Değişik fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.32.md) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur.
***

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55.maddesine göre ödeme emri gönderilir.
Cebren tahsil ve şekilleri
Madde 54 – Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbiki suretiyle yapılır.
1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,
2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.
Ödeme emri
Madde 55 – Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir "ödeme emri" ile tebliğ olunur.
Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunur. Ayrıca, borçlunun 114'üncü maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza bu ödeme emrinde kendisine bildirilir.
Belediye hududu dışındaki köylerde bulunan borçlulara ödeme emirleri muhtarlıkça tebliğ olunur. Ödeme emirlerinin muhtarlığa tevdii tarihinden itibaren 15 gün içinde tebligat yapılmadığı takdirde ödeme emirleri tebliğ edilmemiş olan borçluların isimleri ödeme emri hüküm ve mahiyetindeki bir "ödeme cetveline" alınarak borçlular borçlarını ödemeye ve mal bildiriminde bulunmaya çağrılırlar. Ödeme cetveli köy ihtiyar kurulu kapısına bir örneği de köyde herkesin görebileceği umumi bir mahalle 10 gün müddetle asılmak suretiyle tebliğ olunur. Cetvel asılırken ve indirilirken keyfiyet muhtarlıkça zabıt varakasıyla tespit edilir. Cebren tahsil ve takip ödeme emrinin tebliği veya ödeme cetvelinin indirilmesi tarihinde başlamış olur.
Borcunu vadesinde ödemeyenlere ait malları elinde bulunduran üçüncü şahıslardan bu malları 7 gün içinde bildirmeleri istenir.
***

Saygılarımla
Old 11-04-2010, 11:28   #10
Mare Nostrum

 
Varsayılan

Çok teşekkürler zamanınızı ayırıp yanıtladığınız için. Bana gelen olayda ev 1999 yılında,daha belediye sınırlarında değilken yapılmış.Belediyece kesilen ceza 3 gün önce müvekkile tebellüğ etmiş,fakat encümen kararı gönderilmemiş.Müvekkil tanıdıkları vasıtasıyla encümen kararına ulaşıyor ve yıkım kararı da olduğunu öğreniyor.

Araştırdığım kadarıyla (ki araştırmamın büyük bölümü forumumuzda açılan başlıklardaki sayın Armağan Konyalı'nın yorumları);

1- Ev 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olduğundan imar kirliliği nedeniyle cezai bir sorumluluk yok,
2- Para cezası İmar Kanunu'nu 42. madde değiştiğinden iptal edilebilir,
3- İdare mahkemeleri görevli ve süre ilgili idareye işlemin kaldırılması için başvurduktan sonra 60 gün,

Sanırım bu hususlarda bir hatam yok, müvekkil daha getirmedi ama evin 1999 yılında muhtarlık onayıyla yapıldığına dair bir evrek mevcutmuş, ayrıca yine o yıla ait tedaşın evle ilgili onaylı çizimi varmış.Dolayısıyla her ne kadar bilirkişi incelemesiyle evin hangi yıl yapıldığı belli olmuyorsa da bu evraklar bizim lehimize kanıt oluşturacaktır. Bu nedenle sanırım encümen kararı ve yıkım kararı tebliğ edilse bile bu kararları da iptal ettirebileceğimizi düşünüyorum.
Old 11-04-2010, 12:04   #11
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:

3- İdare mahkemeleri görevli ve süre ilgili idareye işlemin kaldırılması için başvurduktan sonra 60 gün,

Sanırım bu hususlarda bir hatam yok,
İdare mahkemesine başvuru süresi müvekkilinize yapılan tebligatla başlar. İYUK Madde 7)

İptal davası söz konusu ise önce işlemin geri alınması için idareye başvurabilir veya doğrudan doğruya mahkemeye başvurabilirsiniz. Eğer idareye başvuracaksanız bu başvuru 60 günlük süreyi durdurur. (İYUK Madde 11/1)

Örnek olarak:
Tebligat 3 gün önce yapıldıysa, dördüncü gün idareye işlemi geri alması için başvurduğunuzda 60 günlük dava açma süresi durur. İdare cevap verdiğinde 3 günden artan 57 günlük süre tekrar başlar.

İdarenin cevap verme süresi de 60 gündür. (İYUK Madde 11/2) İdare 60 gün içinde cevap vermezse isteğinizi reddetmiş sayılır. Bu durumda da 57 günlük dava süreniz tekrar işlemeye başlar. (İYUK Madde 11/3)

Diğer konularda endişe etmeyiniz: Sizin için kolay bir dava olacak.
Old 12-04-2010, 13:29   #12
Mare Nostrum

 
Varsayılan

Sayın Konyalı;

Usulüne uygun olmasa da para cezası müvekkile tebellüğ etmiş, yıkım kararına ilişkin encümen kararı ise hala gönderilmemiş,ev 1999 yılında muhtarlık izniyle yapılmış.

Yukarıdaki mesajınızdan anladığım para cezalarının iptali için de idare mahkemesinin görevli olduğu yönündeydi(fakat sorumu sorarken para cezasından bahsetmemişim,sanırım sadece yıkım kararı olarak anlaşıldı)

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=17228

Üstteki linkte en son mesajınızda artık görevli mahkemeninin sulh ceza olduğunu belirtmişsiniz ama ben imar kanunu 42. maddede öyle bir değişiklik göremedim,tekrar yardımcı olursanız sevinirim
Old 12-04-2010, 13:47   #13
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Mare Nostrum
Müvekkil tanıdıkları vasıtasıyla encümen kararına ulaşıyor ve yıkım kararı da olduğunu öğreniyor.
Para cezası tek başına verilseydi sulh ceza mahkemesi görevli olacaktı. Ama para cezası yıkım kararıyla birlikte verildiğinden Kabahatler Kanunu’nun 27/8 maddesi gereğince idare mahkemesi görevlidir.

Kabahatler Kanunu:
Başvuru yolu
MADDE 27.- (1) İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.
(Ek fıkra: 5560 - 6.12.2006 / m.34) (8) İdari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür.
***

İdare, yaptığı işlemleri birbirinden ayırarak, para cezası kararını yıkım kararından ayrı göndererek yargı yolunu değiştiremez. Para cezası encümen kararı ile verilir. Sizin iptalini isteyeceğiniz işlem encümen kararıdır. Aynı encümen kararında yıkım da söz konusu olduğundan, yıkım kararırın iptali davası idari yargının görevine girdiğinden, KK 27/8.maddesine göre, para cezasının iptali için de idare mahkemesi görevlidir.


Önemli Not:
Müvekkilinize gelen tebligatın niteliğine dikkat ediniz: Para cezası kararı mı geldi? Yoksa para cezasının ödeme emri mi geldi?
Old 12-04-2010, 14:25   #14
Mare Nostrum

 
Varsayılan

Müvekkile tahakkuk fişi adı altında para cezası gelmiş sadece, tebellüğ etmeyen fakat müvekkilin bir şekilde ulaştığı encümen kararında ise hem para cezası, hem yıkım kararı hem de TCK. 184 m. gereğince suç duyurusunda bulunulması husuları var.

Kabahatler kanunu 15. m. gereğince para cezasının verilemeyeceğini ve iptal edilebileceğini düşünüyorum.

Bu arada yapı durdurma tutanağı 12.02.2010 tarihli, müvekkil ise 17.02.2010 tarihinde tutanağın iptali için dilekçeyle idareye başvuru yapmış. Anladığım kadarıyla idareden cevap gelmez ise, kararın iptali amacıyla dava açmak için 17.04.2010 tarihinden itibaren 55 günlük süre var .
Old 12-04-2010, 16:20   #15
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Mare Nostrum
Müvekkile tahakkuk fişi adı altında para cezası gelmiş sadece, tebellüğ etmeyen fakat müvekkilin bir şekilde ulaştığı encümen kararında ise hem para cezası, hem yıkım kararı hem de TCK. 184 m. gereğince suç duyurusunda bulunulması hususları var.

Kabahatler kanunu 15. m. gereğince para cezasının verilemeyeceğini ve iptal edilebileceğini düşünüyorum.

Bu arada yapı durdurma tutanağı 12.02.2010 tarihli, müvekkil ise 17.02.2010 tarihinde tutanağın iptali için dilekçeyle idareye başvuru yapmış. Anladığım kadarıyla idareden cevap gelmez ise, kararın iptali amacıyla dava açmak için 17.04.2010 tarihinden itibaren 55 günlük süre var .
Sizin davanız anlattığınız gibi değilmiş:
1- Yapı tatil zaptı 12.02.2010 tarihinde tutulduysa İmar Kanunu'nun 17.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren 42.madde değişikliğinden sonra imara aykırılık tespit edildiğine göre yeni 42.maddeye göre ceza verilebilir.

2- Kabahatler Kanunu'nun 15.maddesi, değişik 42.madde nedeniyle işe yaramaz. 15.maddedeki "Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır." hükmü İmar Kanunu'nun 42.maddesindeki "Yukarıdaki fıkralar uyarınca tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir." hükmü ile ortadan kaldırılmıştır.

3- "Yapı tatil tutanağı tutulması" ile "para cezası verilmesi" ayrı işlemler olduğundan her biri için ayrı dava açılmalıdır.

4- "Tahakkuk fişi" gönderilmesi bir anlam ifade etmez: Kabahatler Kanunu hükümlerine uygun olarak önce ceza kararının gönderilmesi, sonra da ödeme emri gönderilmesi gerekir.

Tahakkuk fişi kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığından tahukkuk fişi aleyhine açacağınız iptal davası reddedilir ve avukatlık ücreti ödemek zorunda kalırsınız.


Old 12-04-2010, 17:47   #16
Mare Nostrum

 
Varsayılan

Sayın Konyalı;

encümen kararı da gönderilmediğine göre şu an ne yapmak gerekiyor acaba? Yapı tatil tutanağının iptali için zaten müvekkil idareye başvurmuş, cevap geldikten sonra ya da 60 gün içerisinde cevap gelmezse işlemin iptali için dava açmam gerekiyor sanırım.
Old 12-04-2010, 22:37   #17
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Mare Nostrum
encümen kararı da gönderilmediğine göre şu an ne yapmak gerekiyor acaba?
Encümen kararının tebliğini beklemek gerekiyor.
Alıntı:

Yapı tatil tutanağının iptali için zaten müvekkil idareye başvurmuş, cevap geldikten sonra ya da 60 gün içerisinde cevap gelmezse işlemin iptali için dava açmam gerekiyor sanırım.
Evet: Yapı tatil zaptı kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olarak kabul ediliyor.

Kolay gelsin.
Old 25-05-2011, 16:57   #18
fatoskayaismi

 
Varsayılan

Benzer bir konu olduğu için bende soruyu buraya yazmak istedim:

Müvekkilime ait taşınmaz duvarları örülü olup, üst tablası henüz yapılmamıştır. Yaklaşık 10 yıldır bu inşaatta müvekkil tarafından herhangi bir işlem yapılmamııştır.

Belediye söz konusu inşaat için belediye imar yönetmeliğinin 38. maddesi gereğince yıkım kararı vermiştir. Yıkım kararını belediye encümeni vermemiş başkan yardımcısı vermiştir. ancak inşaatın tehlike arz eden bir yanı bulunmamaktadır. verilen yıkım kararı için inşaatın bulunduğu yere tebligat gönderilmiş, müvekkil orada ikamet etmediği için tebligat yapılamamıştır. ardından tebligat inşaatın bulunduğu mahallenin muhtarlığına bırakılmış ve muhtar evrak üzerine kayda rastlanılmadığını belirtir şerhi düşmüştür. müvekkilin bu galeşmelerden haberi dahi yokken müvekkile ait inşaat belediye yetkilileri tarafından yıkılmıştır.

Hal böyle iken müvekkilim tarafından belediyenin yapmış olduğu haksız yıkım neticesinde zararın giderilmesi için Belediye'ye başvuru yapılmış ancak bu başvurumuz sonuçsuz kalmıştır. Bu sebeple İdare mahkemesine tazminat davası açmayı düşünmekteyiz.

Değerli fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Old 25-05-2011, 17:07   #19
fatoskayaismi

 
Varsayılan

yıkım kararının dayanağı Belediye İmar Yönetmeliğinin 38. maddesi (yıkılacak derecede tehlikeli olan yapılar) dır. ancak dilekçemize verilen cevapta kamu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden 38. madde gereği işlem yapıldığı belirtilmiştir.
Old 26-05-2011, 14:22   #20
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan fatoskayaismi

verilen yıkım kararı için inşaatın bulunduğu yere tebligat gönderilmiş, müvekkil orada ikamet etmediği için tebligat yapılamamıştır. ardından tebligat inşaatın bulunduğu mahallenin muhtarlığına bırakılmış ve muhtar evrak üzerine kayda rastlanılmadığını belirtir şerhi düşmüştür.
Sayın fatoskayaismi
İlgili 39.maddede sorularınızın yanıtı bulunmaktadır:
İmar Kanunu
MADDE 39 - Bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya valilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halinde binanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla birlikte bir zabıtla tespit edilir.
Tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibi tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa bu işler belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı % 20 fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir.
Alıntı:

ancak inşaatın tehlike arz eden bir yanı bulunmamaktadır.
Belediyenin yapının tehlikeli olduğunu bir fen heyeti raporu ile belirlemesi gerekir. Belediyedeki işlem dosyasına bakmanızda yarar var.

Ayrıca İmar Kanunu'nu 42.maddesine dikkatinizi çekerim:
Madde 42 - Yapıldığı tarih itibarıyla plana ve mevzuata uygun olmakla beraber, mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ettiği veya edeceği ilgili idare veya mahkeme kararı ile tespit olunan yapılara, ilgili idarenin yazılı ikazına rağmen idarece tanınan süre içinde takviyede bulunmayan veya bu yapıları 39 uncu madde uyarınca yıkmayan yapı sahibine onbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

Saygılarımla
Old 27-05-2011, 11:15   #21
fatoskayaismi

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Belediyenin yapının tehlikeli olduğunu bir fen heyeti raporu ile belirlemesi gerekir. Belediyedeki işlem dosyasına bakmanızda yarar var.

Yapının tehlike arz eden bir durumu bulunmmakadır. Yıkımdaki asıl amaç şudur;
mahalle sakinleri bu inşaatta geceleri baly ve tiner içen evsiz çocukların bulunduğunu, bu durumdan rahatsız olduklarını, çevredeki insanların çöp atmasından dolayı çöplük gibi kullanıldığını belirtir şikayetlerde bulunmuşlardır. Bunun üzerine toplum destekli polis belediyeden bir çözüm yolu bulmasını istemiş ve belediye tarafından yıkım gerçekleştirilmiştir.

merak ettiğim iki husus var;

1- Söz konusu inşaatın, tinerci çocukların barınmasında kullanılması yıkılması için yeterli bir sebep midir? (müvekkilin inşaatı yıkılır başka inşaatlarda yaşamaya başlarlar, bu sorunu çözmez. )

2- Bu sebeplere dayanılarak 38. maddeye göre yıkım kararı verilebilirmi bu kararı vermeye yetkili kişi yada kişiler kimlerdir.

Ben yıkım kararının ve tebligatın usulüne uygun olmadığını düşünmekteyim.

Sayın Konyalı değerli fikir paylaşımlarınızı bekliyorum.
Old 27-05-2011, 12:07   #22
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan fatoskayaismi
1- Söz konusu inşaatın, tinerci çocukların barınmasında kullanılması yıkılması için yeterli bir sebep midir?
Değildir. Yapının yıkılması tehlikesi arzetmesi gerekir. Bu tehlikenin bir fen heyeti raporuyla belirlenmesi gerekir.
Alıntı:
2- Bu sebeplere dayanılarak 38. maddeye göre yıkım kararı verilebilir mi?
Belediye işlem dosyasına bakarsanız yıkımın nedenini görebilirsiniz: Tinerci çocuklar neden gösterilmemiştir; işlem dosyasında neden olarak yıkılma tehlikesi dolayısıyla can ve mal güvenliği açısından işlem yapıldığı gösterilmiştir. İşlem dosyasındaki Fen Heyeti Raporu olup olmadığına bakınız. Varsa, ki mutlaka vardır, Fen Heyeti Raporunun aksini kanıtlamanız için yıkılma tehlikesi olmadığını mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesiyle kanıtlamanız gerekir. Yıkılmış binada bunu kanıtlamak çok zordur.
Alıntı:
bu kararı vermeye yetkili kişi yada kişiler kimlerdir.
İmar Kanunu'nun 39.maddesi (ve Gaziantep Belediyesi İmar Yönetmeliği'nin 38.madddesi) yıkım kararının verilmesinden söz etmemektedir. Bu nedenle karar yetkisi konusundan hukuki sonuç alamayacağınız kanısındayım.

(Örneğin İmar Kanunu'nun 32.maddesine göre yıkımlarda encümen kararı gerektiği Kanun maddesinde yazmaktadır ama 39.maddede böyle bir açıklık bulunmamaktadır.)
Alıntı:

Ben yıkım kararının ve tebligatın usulüne uygun olmadığını düşünmekteyim.
Yıkım kararı aranmayacağından ve yapının içinde oturan olmadığından yapılan tebligat da 39.maddeye uygun olduğundan bu konuda dava açmamanızı öneririm.

Saygılarımla
Old 27-05-2011, 12:13   #23
fatoskayaismi

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Tinerci çocuklar neden gösterilmemiştir;

Bana verilen yanıtta aynen şöyle yazmaktadır. "Sözkonusu yapının toplum destekli polis ekiplerince yapılan ortaklaşa çalışma sonucu kamu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden, Gaziantep Büyükşehir belediyesinin 38. maddesi gereği işlem yapılmıştır. Belediyemizin yapmış olduğu yıkım işlemi kamu güvenliği doğrultusunda yapılmıştır"

İşlem dosyasını incelemedim ama yaptığımız yazışma sonuçları bu şekilde. Ayrıca yıkılmadan önce belediye ekipleri tarafından çekilmiş fotoğraflar var. Bu fotoğraflarla yıkılma tehlikesi olup olmadığına ilişkin tespitler yapılamaz mı?

Saygılarımla.
Old 27-05-2011, 12:20   #24
fatoskayaismi

 
Varsayılan

Ayrıca Toplum Destekli Polisin belediyeye hitaben yazmış olduğu dilekçe de elimde bulunmaktadır. Bu dilekçede de söz konusu boş evin madde bağımlısı gençler tarafından kullanıldığı ve gereğinin yapılması bildirilmiştir. Tabi belediye de gereğini yapmış ve yıkmıştır. Bunlar aslında yıkım tehlikesi olmadığı asıl amacın toplum desekli polisin talebi olduğunu göstermez mi?
Old 27-05-2011, 12:25   #25
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan fatoskayaismi
Bana verilen yanıtta aynen şöyle yazmaktadır. "Sözkonusu yapının toplum destekli polis ekiplerince yapılan ortaklaşa çalışma sonucu kamu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden, Gaziantep Büyükşehir belediyesinin 38. maddesi gereği işlem yapılmıştır. Belediyemizin yapmış olduğu yıkım işlemi kamu güvenliği doğrultusunda yapılmıştır" İşlem dosyasını incelemedim ama yaptığımız yazışma sonuçları bu şekilde.
Yazışmada yıkılacak derecede tehlikeli binalar hakkındaki mevzuat hükmü bildirilmiş. Bildirilen hükme dayanarak yapılacak işlemde "toplum destekli polis ekiplerince ortak çalışma" yapmaya gerek bulunmamaktadır. Ama gereksiz işlem yapıldı diye gerekli işlem yüzünden tazminat verilmez.
Alıntı:

Ayrıca yıkılmadan önce belediye ekipleri tarafından çekilmiş fotoğraflar var. Bu fotoğraflarla yıkılma tehlikesi olup olmadığına ilişkin tespitler yapılamaz mı?
Yapılabilir. Mahkemenin atayacağı bilirkişi fotoğrafları da inceler. Öte yandan on yıldır açıkta bekleyen sıvasız duvarların ne kadar dayanıklı olabileceğini de bir fen adamına sormanızda yarar var.
Old 05-09-2013, 11:59   #26
ysrklc

 
Varsayılan

http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=14011
Danıştay 6.D 2004/3982 E. 2006/4919 K. İçtihat


Yapı sahibine para cezası verilebilmesi için idarece ruhsatsız yapılaşmanın veya ruhsata aykırılığın tespit edilmiş olması yeterli olup, ruhsata aykırılığın tespiti üzerine mevzuata uygunluğun sağlanması için ilgiliye tanınacak sürenin para cezası verilmesi yönünde tesis edilecek işlemle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı gibi ruhsata aykırılığın giderilmiş olmasının da para cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği kuşkusuzdur.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yıkım ve para cezasına ilişkin İlçe Belediye Encümen Kararı Avasmer Meslektaşların Soruları 37 08-01-2017 01:34
belediye yıkım kararı..depreme dayanıklılık. seyitsonmez Meslektaşların Soruları 4 06-08-2012 13:52
sit alanı yıkım kararı-ruhsat bulunması gokceyilmaz92 Meslektaşların Soruları 10 01-04-2010 16:54
Inşaatın genişletilmesi - imar Izni - belediye onayı fergana Meslektaşların Soruları 2 06-04-2007 14:30


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08462095 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.