Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

kıyı kenar nedeniyle tapu iptalinde açılabilecek tazminat davası

Yanıt
Old 10-01-2010, 11:55   #1
Av.Mehmet dinç

 
Varsayılan kıyı kenar nedeniyle tapu iptalinde açılabilecek tazminat davası

Sayın meslektaşlar,
Kıyı kenar çizgisi içersinde kalması nedeniyle taşınmazın tapusunun iptali ve kayıt dışı bırakılması sonucu, taşınmaz malikleri mağduriyetlerinin giderilmesi için iç hukuk yollarını tükettikten sonra Aihm'e başvurmaktaydılar.Yargıtay 1.Hu.D.2007/5574-9733,10.10.2007_2007/6214-9985,23.10.2007 tarihli kararlarında(Aihm Doğrusöz ve Aslan 1262/02 kararından da bahsedilerek),taşınmaz malikinin tapu iptalinden dolayı tazminat talebinde bulunabileceği belirtilmiştir.Ancak bu kararda önemli bir vugu yapılmış,aynen Aihm kararında da olduğu gibi :...Tazminatın nedeni yasa dışı bir işlemden değil HAK DENGESİNİN SAĞLANMASINDAN KAYNAKLANDIĞINDA TAŞINMAZIN TAM DEĞERİNİN KARŞILANMASI DA GEREKLİ DEĞİLDİR.Denmiştir.
Yargıtay kararı 2007 yılı sonu ve yeni sayılabilir,bu nedenle öğrenmek istediğim :
1-Kıyı kenar nedeniyle gerçekleşen tapu iptallerine karşı tazminat davaları açılıyor mu,Mahkemelerimizin bu konuya yaklaşımı nedir,bihassa Yargıtay kararında da belirtildiği şekilde,"TAŞINMAZIN TAM DEĞERİNİN KARŞILANMASI GEREKLİ DEĞİLDİR" yaklaşımını yerel mahkemelerimiz nasıl uyguluyorlar?Bu olayın tatbikini yaşayan var mı?Bilirkişi tarafından biçilen rayiç bedel hangi ölçütle indirime uğrayabilir?
2-Bu konuya ilişkin ,yani tazminat ödenmesi hakkında Yargıtay kararı oluştu mu?
3-Taşınmazın tam değerinin karara bağlanmayacağı ve harç miktarının yüksekliği nazara alındığında;Bu konuda kısmi dava açılması yerinde olmaz mı?
4-Bu konuda açılacak tazminat davalarında ZAMANAŞIMI süresinin ne olduğu,hangi tarihten başlayacağı,kismi davada zamanaşımının nasıl işlediği, hususlarında görüşlerinizi beklemekteyim.
Saygılarımla.
Old 11-01-2010, 14:26   #2
Av.Hasan Uğur

 
Varsayılan

Bu konu ile ilgili Türkiye ya da diğer devlerlerle ilgili bir çok İnsan Hakları Mahkemesi kararı var. İHM.nin yaklaşımı " makul bedelin ödenmesi " şeklinde. Yargıtay bunu " tam karşılığı olmasa da makul bedel " şeklinde yorumluyor. Bana göre makul bedel, gerçek bedeldir. İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından, bedelde indirim yapılacağına dair bir sonuca ulaşmak zor. Ancak, bu konu ile ilgili Yargıtay kararları daha çok yeni. İleride makul bedel yorumunun gerçek bedel şeklinde değişmesi olasılığı çok yüksek. O nedenle gerçek bedel üzerinden dava açmanın yararlı olduğunu düşünüyorum. Sizin bildirdiğiniz kararın dışında, 1.HD.2008/12817 E. 2009/431 K. 19.01.2009 T. li ilam da var.
Kısmi dava ciddi faiz kaybına ve müvekkillerle tartışmalara neden olabilir. Ayrıca dava konusu edilmeyen miktar için zamanaşımısüresi dolabilir.
Zamanaşımına ilişkin ; Emin olmamakla birlikte iptal kararının kasinleşmesini takip eden bir yılın sonunda zamanaşımına uğrayacağını düşünüyorum.
Old 12-01-2010, 07:21   #3
Av.Mehmet dinç

 
Varsayılan

Sayın Av.Hasan Uğur
Yanıtınız için çok teşekkür ederim.
Zamanaşımı yönünden ise:Aihm ve Yargıtay tazminat nedenini yasa dışı bir işlem,haksız fiil olarak görmemektedir.Dolayısıyla 1 yıl söz konusu olmayıp,genel 10 yıllık sürenin tatbiki gerekeceğini düşünmekteyim.Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 1954/1E.1956/7K 16.05.1956 sayılı kararında,mülkiyet hakkına ilişkin talebin zamanaşımına tabi olmayacağı vurgulanmıştır.
İyigünler dilerim.
Old 04-04-2012, 22:14   #4
adasakini

 
Varsayılan

Aşağıdaki Yargıtay ilamında tartışmaya konu durumda zamanaşımı süresi B.K. 124. maddesinde düzenlenen genel zamanaşımı süresi olan 10 yıldır tespiti vardır. Gerçi gerekçede M.K 1007 ve kusursuz sorumluluktan bahsedilmiş olsa da 10 yıllık zamanaşımı süresi hukuka uygun olup kanaatimce gerekçesi tapunun bedel ödenmeden hukuka uygun gerekçeyle iptali olmalıydı bu durum evrensel hukuk kurallarınca tazminata sebep olduğundan (menfaatlerin denkleştirilmesi) B. K. düzenlenmeyen bu hususta genel zamanaşımı olan 10 yılın uygulanması isabetli olmuştur.

YARGITAY
20. Hukuk Dairesi 2011/10548 E.N , 2012/222 K.N.

SIFAT
TAPU KAYDININ MAHKEME KARARI İLE İPTALİ NEDENİYLE TAZMİNAT
TAPU KAYITLARINDA YAPILAN HATALARDAN DEVLETİN KUSURSUZ SORUMLULUĞU
ZAMANAŞIMI

Özet
TMK'NIN 1007. MADDESİ GEREĞİNCE AÇILAN DAVADA, DAVALI SIFATI HAZİNE'NİNDİR. ALEYHİNE DAVA AÇILANLARIN DAVALI SIFATININ BULUNMAMASI HALİNDE DAVA, SIFAT YOKLUĞUNDAN REDDEDİLMELİDİR. DAVA DİLEKÇESİNDE TARAFLARIN VE VARSA KANUNİ TEM-SİLCİLERİNİN AD VE ADRESLERİNİN BİLDİRİLMESİ GEREKİR. BU BİLDİRİM ESNASINDA YAPILAN YANLIŞLIKLARDAN BAZILARI, DAVANIN SIFAT YOKLUĞUNDAN REDDİ SONUCUNU DOĞURMAYIP, OLUŞAN HATALARIN GİDERİLMESİ MÜMKÜN OLMAKTADIR. TAPU KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜ-ĞÜ'NÜN DAVALI GÖSTERİLMESİNİN VE HAZİNE VEKİLİ TARAFINDAN TEMSİL EDİLMİŞ OLMASININ TEMSİLCİDE YANILGI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ, DAVANIN HAZİNE'YE YÖNLENDİRİLMESİ İÇİN DAVACI TARAFA OLANAK VERİLMESİ GEREKİR.

TAPU İŞLEMLERİ, KADASTRO TESPİT İŞLEMLERİNDEN BAŞLAYARAK BİRBİRİNİ TAKİP EDEN İŞLEMLER OLUP TAPU KÜTÜĞÜNÜN OLUŞUMU AŞAMASINDAKİ KADASTRO İŞLEMLERİ İLE TAPU İŞLEMLERİ BİR BÜTÜN OLUŞTURDUĞUNDAN, BU KAYITLARDA YAPILAN HATALARDAN DEVLETİN KUSURSUZ SORUMLULUĞU KABUL EDİLMELİDİR. BU İŞLEMLER NEDENİYLE ZARAR GÖRENLER, 10 YILLIK ZAMANAŞIMI SÜRESİ İÇİNDE ZARARLARININ TAZMİNİ İÇİN ADLİ YARGIDA DAVA AÇABİLİRLER.

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı şirket ile katılan şirket tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı S… S… Sentetik Dokuma Sanayi ve Tic. A.Ş. 03.10.2005 tarihli dilekçesiyle, şirketlerinin önceki unvanının T… Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. olduğu, tapuda bu şirket adına kayıtlı Dž köyü 409, 412, 414 ve 64 sayılı parselleri iyi niyetle tapuya güvenerek satın aldıkları, iyi niyetle ellerinde bulundurdukları, bu parsellerin Mayıs 1937 tarih 20, Aralık 1937 tarih, Mayıs 1937 tarih 22 sıra numaralı tapu kayıtlarından geldiği, tüm olarak bakıldığında S… B… V… H… Vakfı şerhi dışında başka şerh bulunmadığı, bu tapuların kapsamındaki 2296 hektar araziden sadece 100 paydan 28 payının kamulaştırıldığı, Hazine'nin tutunduğu Nisan 1954 tarih 12 sıra numaralı tapu kaydının mükerrer olarak oluşturulduğu, bu nedenle değer verilemeyeceği halde, Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09.03.2004 gün ve 2003/427-380 sayılı, kendilerine ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazların kamulaştırılarak Hazine adına kayıt edilen Nisan 1954 tarih 12 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, daha sonra kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, devlet ormanı sınırları içinde kalan taşımazlara ait tapu kayıtlarının değerini yitirdiği gerekçesiyle tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tesciline ilişkin kararının Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleştiği, bu şekilde uğradığı 296.000,00 TL (YTL) zararın davalı yönetimlerden tahsili ile kendisine verilmesini istemiş, 28.07.2006 tarihli dilekçeyle davasını ıslah ederek faiz isteminde bulunmuştur. T… S… K… Bankası A.Ş. davacı S… S… Sentetik Dokuma Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile aralarındaki kredi sözleşmesi gereği davacı şirketin kendilerine borcu bulunduğu, davacı şirket hakkında icra takibi başlattıkları iddiasıyla davaya aslen katılma isteminde bulunmuştur. Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığı için değerini yitirmiş tapu kaydı esas alınarak oluşan tapu kayıtlarının hukuki değerinin bulunmadığı, uyuşmazlığın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmayıp, hatalı kadastro işlemlerinden kaynaklandığı, bu nedenle Medeni Yasa'nın 1007. maddesindeki tapu kaydının tutulmasından kaynaklanmadığı için 1007. madde hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı şirket ile katılan şirket tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir.

Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince açılan tazminat davalarında davalı sıfatı Hazine'nin olup, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün davalı sıfatı yoktur. Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun HGK 2010/7-70-86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK 179/1. maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gereklidir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir. Somut olayda, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün davalı gösterilmesinin ve Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmanın temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi, davanın Hazine'ye yönlendirilmesi için davacı tarafa olanak verilmesi gereklidir.

Diğer taraftan, mahkemece kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığı için değerini yitirmiş eski tarihli tapu kayıtları esas alınarak kadastro yoluyla oluşan tapu kayıtlarının hukuki değerinin bulunmadığı, uyuşmazlığın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmayıp, hatalı kadastro işlemlerinden kaynaklandığı, bu nedenle Medeni Yasa'nın 1007. maddesindeki tapu kaydının tutulmasından kaynaklanmadığı için 1007. madde hükümlerin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.

Ne var ki; mülkiyet hakkı Anayasa'nın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasa'nın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE Davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E., 2010/318 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi; tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK m. 1007 anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Borçlar Yasası'nın 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresi gözetilerek Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adli yargıda dava açabilirler.

Diğer taraftan, tapusu iptal edilen taşınmazların arazi niteliğinde olduğu yönünde uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık bu taşınmazların değerinin ve dolayısıyla davacı şirketin gerçek zararının ne şekilde hesaplanacağına ilişkin olup, arazide değer net gelir esas alınarak belirlenmelidir.

Açıklanan hususlar gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan delillere göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

S o n u ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı şirketin ve katılan şirketin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının temyiz eden şirketlere iadesine 17.01.2012 günü oybirliği ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
kamu yararı nedeniyle iptal edilen kıyı tapuları figen can Meslektaşların Soruları 6 06-04-2012 15:04
kıyı kenar çizgisi içerisine masa konulması müdahalenin meni hırs Meslektaşların Soruları 1 07-01-2009 10:11
Kıyı Kenar Çizgisi-tapu İptali Ve Kal İstemi-tapu Sicili Av.Özlem Kansiz Meslektaşların Soruları 5 03-07-2008 17:59
tapu tashihi ve tapu memurunun verdiği zarardan dolayı tazminat davası av.emre Meslektaşların Soruları 1 13-12-2006 14:57
Kıyı Kenar Çİzgİsİne UlaŞimin Engellenmesi cemcan62 Meslektaşların Soruları 3 16-07-2006 12:30


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03314590 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.