Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Tapu Devrinin Yapılmış Olması Satıcının Bedeli Aldığını Gösterir mi?

Yanıt
Old 03-10-2007, 17:56   #1
YUSUF OĞUZ

 
Varsayılan Tapu Devrinin Yapılmış Olması Satıcının Bedeli Aldığını Gösterir mi?

Müvekkil (alıcı), satıcı ile aralarında düzenledikleri sözleşmeye istinaden daireleri satın alıyor ve tapu devirleri yapılıyor.satıcı devirden sonra taşınmazların bedellerini almadığından bahisle ve aralarındaki yaptıkları satım sözleşmesine dayanarak icra takibi başlatıyor, itirazımız üzerine duran takibin devamı için itirazın iptali davası açıyor.müvekkilin, taşınmazların bedelleri ödenmesine rağmen ödemeye ilişkin bir belgesi yok. tapu devirlerinde tapuda gösterilen bedel, tarafların daha önceden aralarındaki yaptıkları sözleşmedeki bedelden düşük.
tapuda gösterilen bedel, önceden tarafların imzalamış olduğu sözleşmede yazılı bedelden düşük olsa bile "Tapu devrinin yapılmış olması, alıcı müvekkilin taşınmazların bdelini ödedğini gösterir mi bir başka deyişle satıcının taşınmazların bedelini aldığını gösterir mi.

konuya ilişknin yargıtay kararı mevcutsa çok sevinirim. teşekkür ederim...
Old 03-10-2007, 20:11   #2
av.knel

 
Mesaj

SATIŞ

a) Açıklama ve İstenen Belgeler
Satış, bir malın mülkiyetinin belli bir bedel karşılığında bir başkasına devredilmesi işlemidir (BK.182).
Satış sözleşmesinin iki unsuru vardır. Bunlar satılan taşınmaz mal ve satış bedelidir. Satış bedelinin belirlenmesi taraflara aittir. Az veya çok belirlenebilir. Tapu sicil müdürlüğünün bu bedelin az veya çok olduğu yönünde müdahale yetkisi yoktur. Ancak tapu sicil müdürlüğü, satış bedelinin emlak beyan değerine yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle bulunacak değerden düşük olmaması gerektiğini, aşağı olması halinde aradaki farkın Vergi Usul Kanununa göre cezalı olarak tahsil edileceğini resmi senede yazarak taraflara hatırlatır. Satış bedelinin çok düşük gösterilmesi halinde, müdürlük işlem yapmaktan kaçınamaz. Satıcının istemi halinde satış bedelinden arta kalan kısım için kanuni ipotek tesis edilebilir. Satıcı satış bedelinin tamamını aldığını beyana zorlanamaz.
Satıcı ve alıcı satış bedelinin miktarı üzerinde anlaşınca bu bedel resmi senede yazılır. Satıcı bu satış bedelinin tamamını o sırada alabilir. Dilerse bir kısmını alır geri kalanını vadeye bağlayabilir. Sonra alacağını beyan edebilir. Bu beyan resmi senede yazılır. Satıcı satış bedelinden hiçbir peşinat almadan da satış yapabilir. Bu halde satış bedelinin miktarı resmi senede yazılmakla beraber satış bedelinin hiç alınmadığı resmi senede yazılır. Bu bağış sayılmaz. Satış bedeli taraflarca belirlenmiştir. Ancak ödeme daha sonra yapılacaktır. Satıcı bunun için kanuni ipotek talep etmek zorunda değildir.
Satış bedelinin ödenmesi konusunda taraflar arasındaki hususlar ve vadeler resmi senede yazılır. Ancak bu hususların tapu kütüğüne yazılması mümkün değildir.
İstenen Belgeler:
1. Satılması istenilen taşınmaz mala ait varsa tapu senedi, yoksa taşınmaz malın ada ve parsel numarasını belirtir belge veya malikin sözlü beyanı,
2. Satıcı ve alıcıların fotoğraflı nüfus cüzdanları veya pasaportları ile satıcıların birer, alıcıların ikişer adet son altı ay içinde çekilmiş 6 x 4 cm. büyüklüğünde vesikalık fotoğrafları,
3. İstem, malikin temsilcisinden geliyor ise, temsile ilişkin belge (vekalet¬name, vasi kararı, kayyım kararı vb.) ile temsilcinin fotoğraflı nüfus cüzdanı ve bir adet vesikalık fotoğrafı, alıcılar arasında bizzat işleme katılmayanlar var ise, onları temsil eden (vekil) temsilcilerin fotoğraflı nüfus cüzdanları, vesikalık fotoğrafları ve temsil yetkisine ilişkin belgeler (veka¬letname, vasi kararı, kayyım kararı vb.),
4. İstem, bir tüzel kişi adına yapılıyorsa tüzel kişinin ”gayrimenkul tasarrufuna izinli olduğunu ve temsilcisini gösterir yetki belgesi” (Tapu K.2),
5. Satıcı ve alıcının vergi kimlik numaralarını gösterir vergi dairesinden alınmış belge.
b) Resmi Senedin Yazımı
BİR TARAFTAN............: Saliha ÇELİK:Sami kızı (Maltepe V.D. 830 008 2386)
DİĞER TARAFTAN......: Ömer ÇAKICI:Ali oğlu (Kağıthane V.D. 565 013 1378)
aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır.
Bu resmi senedin arka sayfasının özel sütunlarında her türlü nitelikleri yazılı Çankaya İlçesi Kırkkonaklar Mahallesinde kain (bulunan) 101 ada, 1 parsel sayılı 400 m2 miktarındaki arsa vasıflı taşınmaz malın ½ hissesi Saliha ÇELİK adına kayıtlı olup (iken); adı geçen malik bizzat hareketle iş bu taşınmaz maldaki ½ hissesinin tamamını 10.000.000.000 TL (on milyar lira) bedelle Ömer ÇAKICI’ya sattığını, satış bedelinin tamamını nakden peşinen ve tamamen aldığını alıcısı adına tescilini istediğini; alıcısı Ömer ÇAKICI’da bu satışı yukarıda yazılı şekil ve şartlarla aynen kabul ettiğini ve adına tescilini istediğini ifade ve beyandan sonra; taraflar devamla, taşınmaz malın geçmiş zamana ait emlak vergisinin ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre taraflarca bildirilen bu değerin emlak vergisi değerine yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle bulunacak değerden düşük olmadığını, aksi halde aradaki farkın Vergi Usul Kanununa göre taraflardan kusur cezası ve gecikme faizi ile birlikte cezalı olarak tahsil edileceği hususunun Tapu Sicil Müdürü tarafından kendilerine bildiril¬diğini karşılıklı ifade ve beyan ettiler.............

Yanıtınızı bulmanıza yardımcı olabilmesi dileğiyle!
Old 03-10-2007, 21:09   #3
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Taraflar ilk yaptıkları sözleşmeyi tapudaki ferağ sırasında akit tablosundaki resmi sözleşme ile tadil etmişlerdir. Satış parasını serbest irade ile yeniden belirlemişlerdir.Bence akit tablosunda beyan edilen miktar geçerli olur. Ancak tapudaki işlemden sonra ilk sözleşme gereği bir miktar daha ödeme yapılmışsa ve bu ödeme ispat edilirse taraflar ilk sözleşmeyi ayakta tutuyor demektir. O zaman ilk sözleşmedeki miktar geçerli olur. Diye düşünüyorum.

Ayrıca aşağıdaki Yargıtay kararında tapudaki resmi işlemin aksinin ayni derecede kuvuvvetli bir kanıtla kanıtlanması gerektiği bu yönden de akit tablosundaki satım parasının geçerli olacağı belirtilmektedir.

Saygılarımla.

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2000/9407

K. 2000/9970

T. 14.11.2000

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
KARAR : Davacı, davalıya daire sattığını, aralarında 2.7.1998 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini,sonradan tapuyu devretmesine ve ihtarname göndermesine rağmen, davalının satış bedelinin 3. 600 DM. lik kısmını ödemediğini, sözleşme uyarınca , bedelin eksik ödenmesi nedeniyle 10. 000 DM. cezai şarta da hak kazandığını ileri sürerek, satış bedeli bakiyesi 3. 600 DM. ve cezai şart parası 10. 000 DM. olmak üzere toplam 13. 600 DM. nin, dava tarihindeki kur değeri üzerinden karşılığı 3. 000. 000. 000 TL. nin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşme gereğince ödemesi gereken parayı ödediğini, ayrıca bazı ek ödemelerde de bulunduğunu, borcunun olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, borcun tamamının ödendiğine ilişkin davalı savunmasının yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 3. 000. 000. 000 TL. nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 2. 7. 1998 günlü harici sözleşmede, İlhan Milli'ye ait 6 nolu dairenin 45. 000 DM. bedelle davalıya satıldığı, 22. 000 DM.nin sözleşmeyle birlikte ödendiği, satıcının süresi içinde alıcı adına kat mülkiyeti tesis edip, tapuda ferağ vermemesi halinde 10. 000 DM. cezai şart ödeyeceği, satış bedelini de 45. 000 mark olarak aynen iade edeceği, yine alıcının cayması ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda 10. 000 DM. cezai şartla mükellef olacağı belirtilmiştir. Tapu kaydı ve akit tablosundan, sözleşmeye konu dairenin gerçekte 7 numaralı olduğu ve 8. 1. 1999 günü tapusunun davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Buna ilişkin akit tablosunda , 2. 500. 000. 000 TL. olan satış bedelinin nakden ve tamamen alındığı yazılıdır.
Akit tablosunda satış bedeli miktarının düşük gösterilmesi ve satıcının davacı değil, aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca üzerine bina yaptığı arsanın sahibi İlhan Milli olması, eldeki dava yönünden sonuca etkili değildir. Esasen dairenin bu kişiye ait olduğu harici sözleşmede de açıkça belirtilmiştir. Satış bedelinin nakden ve tamamen tahsil edildiğine ilişkin,resmi senetteki bu beyanın tersi, davacı tarafından aynı güçte başka bir delille kanıtlanmalıdır. Davacı böyle bir delil sunamamıştır. Bu durumda, davacının, satıma konu daire bedelini davalıdan tamamen tahsil etmiş olduğunun kabulü zorunludur. Bu halde ise, davalının gerek bakiye satış bedeli olduğu ileri sürülen miktardan ve gerekse, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hali için öngörülmüş olan cezai şart parasından sorumlu tutulamayacağı açıktır. Mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine,. 14.11.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 16-06-2010, 10:21   #4
g.hayat

 
Varsayılan Cevabınız açık ancak yine de sormak istedim

Aşağıda ayrıntısını verdiğim konuda değerli görüşlerinizi rica edecektim. Şimdiden saygı ve teşekkür...

A ile B aralarında taşımaz devrini içeren bir protokol imzalamışlar. Sözleşmede; Taşımazın değeri 40 tl'dir. Bunun 35 TL'si peşin verilecek kalan 5 bin TL. tapu devrinden sonra üç ay içinde ödenecektir kaydı var.
daha sonra devir gerçekleşiyor. Devirden sonra bir teslim tesellüm belgesi imzalanıyor. Orada da taşınmazın devredildiği, 35 bin TL.'nin peşin alındığı, Kalan 5 Bin TL.'nin 3 ay için de verileceği kaydı yer alıyor.
Borç ödenmedi. Biz de icra takibi başlattık ve B itiraz etti takip durdu. Şimdi itirazın iptali davası açacağız ancak sorun şu;
Malup Tapu devri kayıtsız şartsız gerçekleşti, B diyorki ben bedeli ödedim, tapuyu aldım. Onda resmi senet niteliğndeki Tapu Kaydı bizde özel senet durumundaki protokol ve tutanak var. Davamızı nasıl ispat edeceğiz, Özel senetin burada ispat gücü nedir....
saygılar...
Old 16-06-2010, 22:27   #5
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

yazılı senet tapudaki ferağın verildiği tarihe kadar olan durumu gösterir. Tapuda resmi senet düzenlemekle bu resmi belge geçerli olur. Artık yazılı belgenin hükmü kalmaz. İlk cevabımdaki kural uygulanır.

Fakat buradaki olayın ayrı bir özelliği var. Resmi senet düzenlendikten sonra, taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılmıştır. Yazılı olan bu sözleşme ile davalı davacıya 5000 TL borcu olduğunu kabul etmiştir. Bu sözleşme resmi senetten bağımsız bir sözleşmedir. İmza davalıya aitse bence geçerli bir sözleşmedir.
Old 17-06-2010, 12:31   #6
ibrahimgokalp

 
Varsayılan

Başlı başına adi bir senet olarak sayılabilen 5.000 tl lik kısım için ayrıca icra takibi başlatılmasında bir sakınca yoktur diye düşüyorum hem açılacak itirazın iptali yada kaldırılması davasında ise delil olarak kullanılması halinde bir sonuç alınabilir diye düşünüyorum.
Old 17-06-2010, 12:45   #7
Av. Mehmet Demirezen

 
Varsayılan

Sayın Yücel Kocabaşın görüşlerine katılıyorum.

Teslim-tesellüm belgesinde taşınmazın devrinin yapıldığı yazıldığına göre tapu devrinden sonra alıcı aleyhine borç doğuran bir belge tahsis edildiği tartışmasızdır.Alıcı tarafından ödeneceği taahhüt edilen miktar açısından itirazın iptali gerekecektir.
Old 08-09-2011, 19:45   #8
emrahcevik

 
Varsayılan

böyle bir olay bizim de başımıza geldi.

müvekkil sonradan ödeneceğine güvenerek tapuyu devrediyor. ama devralan kişi söz vermesine rağmen ödeme yapmıyor. aradaki güven ilişkisinden dolayı senet, protokol vs. de yapmıyorlar.

bu durumda yargıtay'ın, akit tablosunda bedelin alınmış olduğunun yazılmasını aksi ancak resmi senetle ispatlanabilecek bir karine sayması kararı hakkaniyete uymamaktadır. aşırı şekilci bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

akit tablosunda bedelin alındığının yazılmış olmasının aksi kuvvette bir delille ispatlanma imkanı olabilir mi? çok düşük bir ihtimal gibi duruyor.

bu konuda aksi görüşteki yargıtay kararı ve kendi yorumlarını da ekleyerek tartışmayı zenginleştirecek meslektaşlarıma şimdiden teşekkürler.
Old 04-04-2013, 17:41   #9
Av.Cansu

 
Varsayılan

Aynı şekilde güvene dayanarak yapılan baba oğul arasında da olan bir satışta satıcı oğul,babasından satış bedelini satış tarihinden itibaren yaklaşık 10 aydır alamamıştır.Bu durumda oğlun(satıcı) babaya(alıcı) karşı açacağı dava alacak davasıdır ve ispat yükü alıcıya mı aittir? Ve bu davayı kazanma ihtimalimiz nedir acaba ailevi bir konu olduğu için bir farklılık yaratması mümkün müdür?
Old 17-08-2014, 23:36   #10
frekans76

 
Varsayılan

Böyle benzer bir konuda sayın meslektaşlarımın fikrine ihtiyacım vardır.Yardımcı olurlarsa müteşekkir olurum.

Müvekkil arsasını satımı konusunda B şahsı ile anlaşıyor, B şahsı tanıdıkları ve güvendikleri için hiç bir para almadan tapuda resmi satışı gerçekleştirip, arsayı devrediyor.Satıştan sonra aralarında bir "protokol" yapıyorlar.
Arsanın tapu bilgilerini de gösteren ne kadara satıldığını, önden ne kadar alındığını ve kalan meblağın da kaç taksitte ödeneceğini belirtmişler.iki tanede şahit var protokolde .
Arsayı alan B kişisi protokole göre yapması gereken ödemeleri yapmamış.
Şimdi biz nasıl bir yol izlememiz gerekir ?

Tapu iptal ve tescil davası mı açmalıyız ?

Elimizdeki adi yazılı protokol ne kadar geçerli, resmi satış yapıldıktan sonra düzenlediği için borç doğuran bir sözleşme deyip " ilamsız icra " takibi yapılsa , itiraz halinde bize yeterli koruma sağlar mı ?

Protokole bağlı alacak davası mı açmam gerek ?

Okuduğum Yargıtay kararlarını çoğu resmi satış öncesi tarafların aralarında yapmış olduğu adi yazılı satış sözleşmesine ilişkin kararlar.ve resmi şekilde yapılmadığı için sözleşmelerin geçersiz olduğu. Bizim olayımızda ise resmi satış yapıldıktan sonra taraflar borç doğuran bir sözleşme yapmışlar.

Cevap yazacak meslektaşlarıma şimddiden teşekkür ederim.
Old 18-05-2019, 10:17   #11
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan istisnai ve güzel bir karar!

T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/6694
K. 2011/11501
T. 15.11.2011

• TAPU İPTALİ İLE TESCİL (Tapuda Paranın Hemen Ödeneceği Yönünde Davacılarda Kanı Uyandırarak Temlikin Sağlandığı/Davacılar Hileye Maruz Bırakıldıklarından Talebin Kabul Edileceği – Satış Bedelinin Ödendiğinin Yazılı Belge İle Kanıtlanamadığı)

• HİLE İLE TAŞINMAZIN ALIMI (Taşınmazların Emlakçı Suretiyle Satışa Arz Edildiği/Bunlar Aracılığıyla Bulunan Davalının Taşınmazın Bedelinin Hemen Ödeneceği Yönünde Davacılarda Kanı Uyandırarak Temlikin Sağlandığı – Tapu İptali İle Davacıların Adına Tescili)

• SATIŞ BEDELİNİN SONRADAN ÖDENMESİ (İpotek Yaptırılabileceği ya da Mülkiyetin İade Edileceğine Dair İhtirazi Kayıt Konulabileceği/Koşulsuz Kararlaştırılmışsa Tahsil İçin Yasal Yollara Başvurulabileceği – Fakat Hileye Maruz Bırakılanın Tapu İptali İle Tescili Talebinin Kabulü)

• TAŞINMAZ SATIMI (Bedelin Koşulsuz Olarak Sonradan Ödeneceği Kararlaştırıldığında Ödememenin Tapu İptali İle Tescil Nedeni Teşkil Etmeyeceği – Paranın Hemen Ödeneceği Yönünde Davacılarda Kanı Uyandırarak Hile ile Temlik Sağlandığından Tapu İptali İle Tesciline Karar Verileceği)

818/m.28/1, 211, 217
4721/m.7/2,893

ÖZET : Davacıların, taşınmazların emlakçıyı aracı kullanılmak suretiyle satışa arz ettikleri ve bunlar aracılığıyla temin edilen davalıya satış için tapuya gidildiğinde düzenlenen aktin imzalanması aşamasında satış parasının istenmesi üzerine, paranın evde olduğu ve eve gidildiği takdirde verileceğinin beyan edilmesi üzerine akdin imzalandığını, oysa eve gidilmek üzere hareket edildiğinde bundan istifade eden davalının oradan ayrıldığı, satış bedelinin ödendiği belirtmiş ise de, yazılı belge ile kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Taraflarca bedelin sonra ödeneceği kararlaştırılabilir. Satış bedeli üzerinden ipotek yaptırılabilir veya bedel ödenmediği takdirde taşınmazın mülkiyetinin iade edileceğine dair ihtirazi kayıt konulabilir. Satıcının hakkı bedel olup, ödenmemesi halinde yasal yollara müracaat ederek tahsili sağlanabileceğinden ödememe tapu iptal ve tescilin hukuki nedenini teşkil etmez. Oysa bedelin ileriki tarihlerde ödeneceğine dair taraflar arasında anlaşma bulunmamakta hemen ödeneceği yönünde davacılarda bir kanı uyandırılarak kayıt maliki bir oldu bittiye getirilerek temlikin sağlandığı görülmektedir. Davacıların hileye maruz bırakılmadıklarını söyleyebilme olanağı yoktur. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, 10439 nolu parselin Süleyman’a, 10440 nolu parselinde davacı Bayram’a ait olup, taşınmazların davalıya satışı için emlakçı olan dava dışı Selahattin’in kendilerine bilgi verdiğini ve tapuda işlemlerin başlatıldığını, imza atılacağı sırada davalının paranın döviz olarak evinde olduğunu ve imzalar atıldıktan sonra parayı evde vereceğini söylediğini, imzalar atıldıktan sonra kendilerini kahvehaneye götürerek parayı getireceğini söyleyerek bu sırada arka tarafa geçerek bir daha gelmediğini, telefonlarına da cevap vermemesi üzerine dolandırıldıklarını anladıklarını ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.11.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili gelmedi, temyiz edilen vekili geldi duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Selda Özer tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacılar, taşınmazı gerçekten satma iradelerinin bulunmasına karşın tapuda işlem tekemmül ettirildikten sonra çeşitli sebepler ileri sürülerek davalı tarafın satış bedelini ödemediğini ve kendilerini hileli davranışlarla dolandırma yoluyla taşınmazların mülkiyetini devretmek zorunda bıraktığını ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. O halde iddianın içeriği ve ileri sürelen biçimine göre davada dayanılan sebebin hile olduğu açıktır.

Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak,veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur.B.K’nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Anılan husus resmi belgeler yönünden de Türk Medeni Kanununun 7/2 maddesinde dile getirilmiştir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir.

Somut olaya gelince; 10439 parsel sayılı taşınmazın davacı Süleyman’a 10440 pasel sayılı taşınmazın da davacı Bayram’a ait iken emlakçı Selahattin ve onun ortağı olan Murat aracı kullanılmak suretiyle taşınmazları satışa arz ettikleri ve bunlar aracılığıyla temin edilen davalı Fehmi’ye taşınmazların satışı için tapuya gidildiğinde düzenlenen aktin imzalanması aşamasında satış parasının istenmesi üzerine, paranın evde olduğu ve eve gidildiği takdirde verileceğinin beyan edilmesi üzerine akdin imzalandığını, oysa eve gidilmek üzere hareket edildiğinde bir kahvehaneye uğranıldığı, bundan istifade eden davalının oradan ayrıldığı, her ne kadar davalı tarafından satış bedelinin ödendiği belirtmiş ise de, bunun yazılı bir belge ile kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, satış bedeli (semen) satışın asli unsurlarından birisidir. Semen ödeneceği düşüncesi uyandırılarak taşınmazın mülkiyetinin naklinin sağlanması ve ondan sonra semenin ödenmemiş olması yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde iradeyi fesada uğratan sebeplerin gerçekleştiğinin kabulünü gerektirir.

Bir başka ifade ile, elbetteki taraflarca bedelin yani semenin sonra ödeneceği kararlaştırılabilir. Böylesi bir durumda Medeni Kanununun 893. maddesi hükmü uyarınca satış bedeli üzerinden ipotek yaptırılması mümkün bulunduğu gibi, Borçlar Kanununun 217. maddesi delaletiyle 211. maddesi hükmü gereğince bedel ödenmediği takdirde taşınmazın mülkiyetinin iade edileceğine dair ihtirazi kayıt konulabilir. Böylesi bir olgu tapunun iptali ile eski malike intikaline olanak saglar ise de, koşulsuz olarak bedelin sonradan ödenmesi taraflarca kararlaştırılmış isede satıcının hakkı bedel olup, ödenmemesi halinde yasal yollara müracaat ederek tahsili sağlanabileceğinden ödememe tapu iptal ve tescilin hukuki nedenini teşkil etmez. Oysa somut olayda bedelin ileriki tarihlerde ödeneceğine dair taraflar arasında bir anlaşma bulunmamakta hemen ödeneceği yönünde davacılarda bir kanı uyandırılarak kayıt maliki bir oldu bittiye getirilerek temlikin sağlandığı görülmektedir.

Öyle ise, davacıların hileye maruz bırakılmadıklarını söyleyebilme olanağı yoktur.

Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

SONUÇ : Davacıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesine göre) HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Çalinti Aracin SatiŞ Bedelİ TRINITY Meslektaşların Soruları 9 01-03-2016 06:06
Eksİk PolİÇe Bedelİ av.arzurecepoglu Meslektaşların Soruları 20 29-11-2008 15:37
Hİzmet Bedelİ İÇeren Faturanin İadesİ me_as Meslektaşların Soruları 2 02-08-2007 12:32
KÜÇÜĞÜn Ya Da Akil Hastasinin Davaya MÜdahİl Olmasi Av.Nursel Meslektaşların Soruları 1 14-06-2007 17:02
Çek Bedelİ Kadar Para Cezasi biçer hukuk Hukuk Sohbetleri 1 29-05-2006 11:11


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04548812 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.