Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Erkekler doğurgan olsa çocuk doğurur muydu ?

Yanıt
Old 12-04-2007, 13:44   #1
av.semire nergiz

 
Varsayılan Erkekler doğurgan olsa çocuk doğurur muydu ?

Doğurganlık yaratılış gereği kadına verilmiş bir hak/külfettir.Ülkemizde doğurganlık çoğunlukla kadının başına bela olmuştur.Bazen kadın hamile kalırsan ölüm riskiyle karşı karşıya kalırsın uyarılarına rağmen bu uğurda canını riske etmekten çekinmez.Çocuk doğurmamak gibi bir hakkı asla ve asla olamaz diye düşünür.Hiç bir zaman çocuk doğurmak istemiyorum demeye ne cesaret eder ne de bunu tasavvur eder.Çocuk doğuramamk gibi biyolojik bir engeli varsa yandı gitti demektir çoğu zaman yaşamının bir gayesi kalmadığını düşünür /düşündürtülür ve boşanmayı hak ettiğine karar verir/karar verdilir.Toplumsal baskı had safhaya varır.Hamile kadın açısından da durum çok iç açıcı değildir; hormon dengesi ,hamilelik psikolojisi vs.durumlar hiç nazara alınmadan eşi ve diğer çevresi tarafından erkek çocuk beklentisiyle sıkboğaz edilir,depresyona sokulur çoğunlukla koşulları olduğu halde çocuğun cinsiyetini öğrenmeye cesaret edemez 9 ay bekler.Kız çocuk doğurduysa bir dahaki hamileliğine odaklanılır,böylelikle kadının sağlığı önemsenmeden çok çocuklu olmaya zorlanılır.Bir daha maazallah kız doğurursa artık günah bizden gitti denilir başkaca çareler aranır.Doğrulan kız çocukları büyür ve onlar için de aynı kısır döngü başlar. Erkekler nekadar meşakkatli bir iş olduğuna bakmadan hep çok çocuğum olsun isterim der.Acaba bir anket yapılsa,dense ki erkeklere bir an için tam tersi düşünün biyolojik olarak kadınlar değil de ancak siz çocuk doğurabiliyorsunuz ;bu durumda ne yapardınız?a)Hiç çocuk doğurmazdımb)1 çocuk doğururdumc)2 çocuk doğururdumd)2 den fazla doğururdum Böyle bir anket yapılabilir mi? ya da sizin katkılarınızla da farklılaştırıp anket yapabilir miyiz?
Old 12-04-2007, 14:16   #2
av.semire nergiz

 
Varsayılan Ek bilgi

Bir yandan dünyaya bir çocuk getirmenin heyecanı, diğer yandan doğacak çocuğun normal olup olmadığının kaygısı... İşte pek çok hamile kadının yaşadığı psikolojik değişiklikler,aynı zamanda yoğun bir stresin oluşumuna da etken. Kişiden kişiye farklılık gösteren bu dönemdeki psikoloji, bazen ciddi tedavi gerektirecek boyutlara da varabilir.Aslında keyifli bir süreç olan hamilelik, aynı zamanda stresli bir dönem olarak da geçebilir. Kararsızlıkla beraber artan strese karşı verilen tepkiler, kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Bazı kadınlar için; neşe, olgunluk, kendini gerçekleştirme olarak algılanabilen hamilelik, bazı kadınlar için; endişe, kaygılı bekleyiş, yüklenme olarak da yaşanabilir. Örneğin çoğu kadın için bu stres, bebeğin “normal” olup olmadığı için yaşanır ve kadın çevresine de bu stresi yansıtır. Yapılan çalışmalar bu kadınların bebeklerinin diğerlerine göre daha fazla strese maruz kaldığını ve riskli gebelik yaşama oranlarının artığını göstermektedir. Gebelikle birlikte başlayan planlar, özellikle doğuma yaklaştıkça; doğacak çocuğun bakımına, yaşam değişikliklerine ve doğum sonrası olabilecek değişikliklere doğru kayar. Çoğu kadın doğumu ağrılı bir olay gibi algılar. Bu nedenle, hamilelikte yaşanan sorunlar, doğumun da zor olacağının bir habercisi gibi kabul edilir ve yaşanan stres daha da artar.Gebelik ve depresyon Yapılan çalışmalar, kötü bir hamilelik dönemi geçiren kadınların diğerlerine göre 2 kat daha fazla doğum sonrası depresyon geçirmeye yatkın olduklarını göstermektedir. Bu noktada doğuma hazırlanan anne adayının hamilelik öncesindeki kişilik yapısı önemli rol oynamaktadır. Eğer anne adayının daha önce geçirdiği depresyon gibi psikiyatrik hastalığı var ise, hamilelik dönemi boyunca dikkatle izlenmesi gerekir. Özellikle önceden geçirilmiş manik-depresif gibi ciddi psikiyatrik bozukluk dönemleri önemlidir. Bu kadınlar, hamilelik döneminde oluşacak değişimlere karşı daha duyarlı oldukları için diğer kadınlara göre çok daha fazla zorlanır. Aslında hamilelik doğal bir stres olarak değerlendirilmelidir. Daha önceki hamileliğe karşı olumlu ya da olumsuz algılar bu dönemin yaşanmasında karşımıza çıkmaktadır.Hamilelikte psikolojik kaygılar ve beklentiler Hamilelikteki her ay kendine özgü psikolojik kaygılar ve beklentiler doğurur. Hamile kadın özellikle ilk ayda; bir dizi psikolojik ve fizyolojik değişiklik yaşar. Bu dönemde yorgunluk, bulantı ve kusma gibi fizyolojik belirti ve depresif bir ruh hali ortaya çıkar. Kadının yeni duruma adaptasyonu ve hamile olmasıyla ilgili kaygı ve beklentileri süreci belirler. İstenen bir gebelikte, mutluluk ve doyum duygusu yaşanır. Ayrıca kadının ailesi ile ilişkisi, iş durumu, hamileliğin yaratacağı beklenti ve stresler, sürecin nasıl yaşanacağını etkiler. Yani hemen her anne adayında kendi durumuyla ilgili olarak hamileliğin ilk ayında duygu ve mizaç değişiklikleri gözlenir. Fizyolojik belirti ve depresif ruh halinin ikinci ve üçüncü aylarda kesildiği görülmektedir. Burada kadının karnındaki bebekle ilişkisi, geçmişte annesiyle yaşadığı duyguları ortaya çıkarmaktadır. Kişinin bir yandan annelik rolüne uyum sağlerken, diğer yandan annesiyle özdeşleştiği görülmektedir. Örneğin ikinci ve üçüncü ayda kusması halen devam eden anne adayının psikolojik yapısı mutlaka etkilenir. Bu kadınların çocuksu oldukları, eşiyle arasında belirgin kültür farklılıklarının olduğu bilinmektedir. Eğer kusma, kişinin normal yaşantısını devam ettirmesini engelleyecek düzeyde ise, kadına psikolojik destek, hatta ilaç desteği gerekir. Ayrıca bu dönemde yapılacak gevşeme çalışmaları da faydalıdır. Hamileliğin üçüncü ayında doğacak bebek annenin bütün sistemlerini etkiler. Bu dönemde doğuma ait beklentiler ön plana çıkar. Doğum korkusu yaşayan kadınların kendini kontrol edememe, beden ve duygusal denetimle ilgili kaygılarının olduğu izlenmektedir. Bu dönemde hamile kadının bilgilendirilmesi, açıklamalarla yönlendirilmesi yararlıdır. Ayrıca eşin desteği de önemlidir. Bu kaygıların yoğun yaşandığı durumlarda ise psikolojik destek mutlaka gereklidir. Eşin de katılımı ile yapılan gevşeme çalışmaları, doğum ve sonrası konusunda bilgilendirme, kişinin kendi denetimini sağlayabileceği duygusunu artırırken, korku ve kaygıyı azaltır. Bununla birlikte daha önceden bulunan veya hamilelikte oluşan psikolojik bozukluklar doğum komplikasyonlarını arttırmaktadır. Bu nedenle eğer böyle bir durum var ise, anne adayının psikolojik açıdan yakın takibi ve desteklenmesi zorunludur. Hamileliğin son dönemlerinde doğum ve bebeğin sağlığına ait kaygılarla oluşacak yaşam değişikliklere ve bunlara uyum ön plana çıkmaktadır. Hamileliğin kadın rolü dışında anne rolüne ait tüm duygusal, ruhsal yaşantıları etkilediği ve bu durumla ilgili çatışmaları ya da beklentileri tetiklediği görülmektedir. Anne adayının yaşadığı psikolojik kaygı ve beklentileri hamilelik dönemini etkilemektedir. Bazı kadında kaygıyı arttırangebelik süreci, bazı kadınlarda da önceki yaşamına ilişkin beklenti ve kaygılarında azalma da gösterebilir. Bazen de gebelik kadınlarda, kendine güven, kendini gerçekleştirme, seçkinlik duygusu da verebilir. Burada tabi ki kişilik yapısı son derece önemlidir. Kişilik yapısı problemli ve yetersiz, ya da çocuksu yapıdaki kadınların bu dönemi daha zor geçirdikleri görülmektedir.Eşin tutumu ve çevrenin desteği Hamilelikte önemli bir konu da, kadının bütün değişiklikleri yaşarken eşin tutumu ve yaşanılan çevredir. Eş, gebede oluşan değişimlerden birinci derecede etkilenmekte ve kendisi de annesiyle ailesiyle yaşadığı ilk çocukluk anıları ve problemlerini tekrar yaşayabilmektedir. Kadının kendi içine kapandığı durumlarda,eş ihmal edildiğini düşünmektedir. Burada eşin verdiği destek ve güven, kadının bu durumdan rahatça çıkmasına ve güven bulmasına yardımcı olmaktadır. Eşin psikolojik yapısı bu destekleri vermeye yeterli değilse, kadının yaşayacağı yük daha ağırlaşmaktadır. Bu durumda her ne olursa olsun, baba adayının da hamileliğin ilk dönemlerinde beraber değerlendirilmesi ve oluşacak değişimler konusunda bilinçlendirilmesi ve yardımcı olması sağlanmalıdır. Hamile kadın ve eşi dışında doktorun gebeye yaklaşımı da önemli olmaktadır. Bilgilendirici ve destek verici bir figür olan doktor, hamile kadında oluşacak değişimler ve sorunlar karşısında paylaşımcı durarak,kişinin doğuma ait kaygı ve olumsuz beklentilerini düzenlemeye yardımcı olabilir.Doğum sonrası psikolojisiDoğumdan sonra aşağıdaki psikolojik durumlar yaşanır:Kadının kendi annesiyle yaşadığı özdeşleşme,Annelik rolünü benimsemesi,Cinselliğe ilişkin değer yargıları,Eşin tutumu gözden geçirilmelidir.Gebeliğin son aylarında görülen içe kapanma sonrasında, kişinin tekrar eski düzenine ulaşması zaman alır. Burada doğan çocukla özdeşleşmede önemlidir. Lohusalığın ilk haftalarında daralmış yaşantılardan, ilginin tekrar eski çevresine dönüldüğü görülmektedir. Bu süreçte oluşan problemler,tıbbi açıdan tedavi gerektiren durumlar yaratmaktadır. Örneğin düşük, ölü doğum gibi durumlara tepkiler, yas şeklinde görülmekte; kızgınlık, uykusuzluk, suçluluk hisleri doğurmaktadır. Eğer böyle bir durum var ise, intihar riski açısından yakın takip önemli olmaktadır. Ardından gelişen tepki ise, 'her şeyin boş olduğu' düşüncesi, huzursuzluk ve depresif yanıt şeklinde görülmektedir. Sonuçta hamilelik, doğal bir yaşam stresi olarak değerlendirilmelidir. Bu döneme ait beklentilerdeki olumsuzluk ve sosyal psikolojik durumdaki değişimler, hamileliğin gidişini etkiler. Bu nedenle ilk dönemden başlayarak, hamile çifti beraber değerlendirmeye almak,konu hakkında bilgi ve beklentilerini, annelik ve babalık rollerine ait düşünce ve tutumlarını değerlendirmek, var olan eksiklikleri gidermek ve en önemlisi psikolojik desteğin verilmesi, kişide oluşan negatif beklentileri indirip, hamileliğin doğal gelişimsel boyutunun yaşanmasına ve iyi geçmesine yardımcı olacaktır. www.bebekkokusu.com
Old 12-04-2007, 22:40   #3
Av.Turan

 
Varsayılan

sayın meslektaşım annelik duygusu gerçekten de güzel bir duygu ama sen birde büyükşehirlere gel öyle yorumla bu duyguyu... küçük yerlerde ve insanların bazı yanlarının ağır bastığı yerlerde sadece o bakışla yorum yapıyorsunuz. sanırım ingilteredeki olay sizi çok etkilemiş.doğrusu hepimiz üzüldük ama bu kadar yargıyla karar vermeyin derim.
Old 13-04-2007, 10:14   #4
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Turan
sayın meslektaşım annelik duygusu gerçekten de güzel bir duygu ama sen birde büyükşehirlere gel öyle yorumla bu duyguyu... küçük yerlerde ve insanların bazı yanlarının ağır bastığı yerlerde sadece o bakışla yorum yapıyorsunuz. sanırım ingilteredeki olay sizi çok etkilemiş.doğrusu hepimiz üzüldük ama bu kadar yargıyla karar vermeyin derim.
Öncelikle küçük bir yerde olduğumu düşünmüyorum ,ikincisi ağır basan yandan ne kastettiğinizi anlıyamadım,üçüncüsü duygular yaşadığın şehrin yüzölçümüne göre değişmez,dördüncüsü cinsiyet ayırımı gözetilmeksizin ve konu ne olursa olsun her tür haksızlık ve hukuksuzluğun yaşandığı vakalar beni üzer sizi de üzmelidir;ancak tek başına üzülmek birşey ifade etmez.Bunu konuşmak tartışmak,yanlışlığını sebepleriyle ortaya koymak lazım ki birşeyler değişsin gelişsin.iyi çalışmalar
Old 08-08-2007, 23:41   #5
calikusu_kamuran

 
Varsayılan

Syn. Av. Semire Nergiz Toz, erkek olmak/doğmak ister miydiniz? Yararlarını ve mahzurlarını bir yazarsanız sevinirim.
Old 10-08-2007, 14:18   #6
SPARTACUS

 
Varsayılan

-- Soruda aslında şu denmek isteniyor kadın/anne olmak istermiydiniz
-- Ben halimden memnun olmasamda kadın olmak istemezdim
-- Zor iş kadın/anne olmak,Tarih,bilim bunu söylüyor
-- Takdir edilecel insanlar
-- Şüphesiz erkek olmanın da zor tarafları var.
Old 12-08-2007, 18:12   #7
av.semire nergiz

 
Varsayılan

[quote=calikusu_kamuran]Syn. Av. Semire Nergiz Toz, erkek olmak/doğmak ister miydiniz? Yararlarını ve mahzurlarını bir yazarsanız sevinirim.[/quo
Erkek olmanın bildiğiniz üzere hiçbir mahzuru yok bilakis erkek doğduğunuzda zaten egemen sistem sizden yana olduğundan hiç zorlanmadan bir eliniz yağda bir eliniz de balda oluyor.Erkek olanın faidelerini tek tek saymaya gerek yok sanırım
Old 12-08-2007, 18:33   #8
Veysel

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Erkek olmanın bildiğiniz üzere hiçbir mahzuru yok bilakis erkek doğduğunuzda zaten egemen sistem sizden yana olduğundan hiç zorlanmadan bir eliniz yağda bir eliniz de balda oluyor.Erkek olanın faidelerini tek tek saymaya gerek yok sanırım

Aynı fikirdeyim. Hazırı sevmek varken sıkıntıya ne hacet?
Old 12-08-2007, 20:18   #9
Ayşe BİLGİÇ TAHTACI

 
Varsayılan

erkekler hamileliğin 1 gününü, doğum sancısının 1 dakikasını yaşasalar nüfus planlaması ters işlerdi.
Old 12-08-2007, 21:56   #10
calikusu_kamuran

 
Acil Şansim Olsa Kiz DoĞardim

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Erkek olmanın bildiğiniz üzere hiçbir mahzuru yok bilakis erkek doğduğunuzda zaten egemen sistem sizden yana olduğundan hiç zorlanmadan bir eliniz yağda bir eliniz de balda oluyor.Erkek olanın faidelerini tek tek saymaya gerek yok sanırım

Peki erkekler arasında bir söz vardır belki bilirsiniz,
" Şansım olsa kız doğardım." diye. Bu sözün biz erkeklerin kadınların hayatını algılayışımızı gösterdiğini söyleyebilir miyiz ve bizim hayatımızın çekilmez yanları olduğunu söyleyebilir miyiz?

Benim de çok kullandığım olmuştur, " Şansım olsa kız doğardım" çok anlamlı bir içeriğe sahip gibi ne dersiniz?

SAYGILARIMLA
Old 13-08-2007, 13:53   #11
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Sn.Toz,

Bahsettiğiniz anketten nasıl bir beklentiniz var, acaba? Biraz açıklayabilir misiniz?

Ben bu tür bir anketin ( çok kapsamlı olarak yapılsa dahi ) neye katkı sağlayacağını anlamakta güçlük çekiyorum.

Saygılar.
Old 13-08-2007, 13:57   #12
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Alıntı:
Benim de çok kullandığım olmuştur, " Şansım olsa kız doğardım"

Değişiklik her zaman mümkün
Old 13-08-2007, 14:22   #13
medenikal

 
Varsayılan

Alıntı:
erkek çocuk beklentisiyle sıkboğaz edilir,depresyona sokulur

Kız çocuklarının daha hayırlı olduğuna inanıyorum

Artı insanlar bazı hususlar da ,kendilerine hayırlı olanın verilmiş olduğunu da düşünmelidir.

Öyle insanlarla karşılaşıyoruz ki; 6 kız çocuğu olmuş, hala erkek çocuk peşinde debelenip duruyorlar.

Sanki erkek olursa, memlekete sultan süleyman olacak
Old 13-08-2007, 15:47   #14
üye18337

 
Varsayılan

Ben hayatım boyunca babam için üzüldüm... Dört çocuk büyütmek için gece gündüz çalışmak zorunda. Dinlenmeye, vazgeçmeye, boşvermeye hiç hakkı yok. Kendisi için değil ailesi için yaşıyor. Tatil olduğunda memleketine gidip anne ve babasıyla ilgileniyor.

Toplum kadın-erkek hepimize pek çok görevler yüklüyor. Unutmayın burası dünya, cennet değil, sefası da çok ezası da...

Ben zaman zaman bayan olduğum için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. İş hayatının yoruculuğundan bunaldığımda istediğim zaman işi bırakıp babamın veya eşimin koruyucu kanatları altında rahat bir yaşantı sürebilirim. Böyle yaptığım için kimse beni ayıplamaz, hatta kendimi eşime adamış olmam toplumda takdir görür.

Kadın olarak mecbur olduğumuz tek şey çocuk doğurmak, çünkü bunu erkekler kendileri yapamıyorlar. Bırakın bu tek görevi de layığıyla yerine getirelim. Ayrıca annelik bizler için bir görevden öte, ilahi bir ödül bence...
Old 13-08-2007, 23:33   #15
Gemici

 
Varsayılan

‘Şansım Olsaydı Kız Doğardım Anamdan’

Aziz Nesin’e göre Türk Mizah’ı çok etkili mizahlardan sayılır. Nesin bunu toplumumzdaki baskı ile orantılı olarak değerlendiriyor. Nesin’e göre hergün ezilen ve baskı altında tutulan halk kendisini ezenlerden, kendisine baskı yapanlardan mizah yoluyla intikam alır; ezenlerle, zulm edenlerle dalga geçmek, onlarla alay etmek bir nevi intikam alma ve boşalmadır. THS de büyük ilgi gören ve zevkle okuduğum Ths.strese-son..com ve . Ths İtiraf.com forum alanları sırf bu sebepten mi bu kadar ilgi görüyor, yoksa başka bir sebebi mi var çözemedim daha. Gerekçesi ne olursa olsun, çoğu büyük bir zekanın, büyük bir yaratıcılığın eseri olan bu forumlardaki mesajların sözü geçen forumlarda kalmaları temennim.

Değinmek istediğim asıl konu ‘Şansım Olsaydı Kız Doğardım Anamdan’ deyimi. Bunu söyleyen erkekler sırf laf olsun diye mi böyle bir söz söylüyor, yoksa dalga mı geçiyorlar çıkaramadım daha tam olarak. Bu deyimde mi bir baskıya başkaldırı bir özlemin ifadesi olarak algılanmalı yoksa? Büyük bir mizah örneği olarak algıladığım bu deyim kadınları erkeğin parasını yiyen, onun sırtından geçinen, sırf kadın olduğu için bedavadan herşeye konan kişiler olarak göstermiyor mu sizce? Belki de bu deyimi kullanan kişiler, erkeğin elinin kiri olmayı, devamlı baskı altında tutulmayı, namus veya töre uğruna öldürülmeyi şans olarak görüyor, olur ya. Baksanıza Beşiktaş’ın ‘zavallı yıldız futbolcusu Tümer’ bile – Şansa fazla inanmam ama herhalde bende şans olsaydı anam kız doğururdu! Ancak bunda da bir hayır var’ diyor.

Gelelim tartışmanın konusu olan soruya:
Erkekler doğurgan olsa çocuk doğurur muydu ?
Cevap: Evet doğururlardı, çünkü bu suretle doğurganlık yeteneğine sahip olmuş olurlardı. Doğurganlık yetenekleri olunca da, tabiat ana veya yaratıcı onları doğurgan olan hemen hemen her canlı gibi belirli bir içgüdü ile donatırdı. Böyle bir içgüdü ile donatılmış olan doğurgan söz konusu olunca da, tüm zahmetlere katlanır ve çocuklarını bağırlarına basarlardı ve Erkekler doğurgan olsa çocuk doğurur muydu ? sorusunun bir anlamı olmazdı.


Saygılarımla
Old 14-08-2007, 02:33   #16
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Eşim doğum yaparken ben dokuz doğurduğuma göre ayrıca doğurgan olmaya gerek yoktur.
Old 14-08-2007, 09:44   #17
Ayşe BİLGİÇ TAHTACI

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ergün Vardar
Eşim doğum yaparken ben dokuz doğurduğuma göre ayrıca doğurgan olmaya gerek yoktur.

Demek ki her batında toplam 10 çocuk doğuyor.
Old 14-08-2007, 10:16   #18
avseher

 
Varsayılan

4 Yillik Bİr Anne Olarak Konu İlgİmİ Bİr Haylİ Çektİ. Şu Varkİ 9 Ay ÇocuĞu Kİm TaŞicak Kİm DoĞracak Meselesİ SÜndÜrÜlmÜŞ. Oykasİ DoĞurmak 9 Ay TaŞimak İnanin En Zevklİ Ve Zahmetsİz Aylari ÇocuĞun. EŞİnİz Ve Çevrenİz Etrafinizad Pervane. Hacİzde Bİle İstanbul Şartlarinda İkk Sira Sİzİn) Dosya Memurlari Dosyalara Uzanmamaniz İÇİn ÖnÜnÜze Getİrİr. Oh LÜkÜs Hayat.zor Ve Rİsklİ Hamİlelİkler Harİcİndekİ Normal Hamİlelİklerde Gayet GÜzel GÜnler. Asil Zahmet MeŞakkat Bebek DÜnyaya Geldİkten Sonra BaŞliyor. Her Ne Kadar Anne Ve Baba Bİrlİkte Baksa Da , Asil YÜk Annede Oluyor ArkadaŞlar. Erkekler Bİr Yolunu Bulup Bu İŞlerden Kaytarabİlİyorlar.. KreŞten Alma KreŞe Birakma İŞlerİnden Tutunda Uyutma İŞlerİne Kadar HerŞey Anneye BaĞli İŞlerden. Çocukta Zaten Annesİnden Beklİyor. Kİ EŞİmle HerŞeyİ MÜŞterek Yapmaya ÇaliŞsak Ta Anne Tarafi Bakimda İnanin AĞir Basiyo. Özellİkle İkİ AkŞam Öncesİ Haber İzlemek İÇİn EŞİmİn Kizimi Oynatmami Benden Rİca Etmesİ Benİ Çİleden Çikarmaya Yettİ. Neden Erkek Haber İzleyebİlemeyİ Kendİnde Hak GÖrÜyo. Ben Ona Hadİ Al Şunu Odasina GÖtÜr Haber Bakacam Desem Nolurdu. Kendİmde Bu Hakki GÖremİyorum Bİle Veya Gazete Okuma İhtİyaci Sadece Erkeklerİndİr. Çocuk Rahatsiz Edİyorsa Anne Bakacaktir. Veya İŞten Feragat Edİlecekse Anne Edecektİr. Baba Yapamaz Kİ Yapsada Toplumca Garİpsenİr. Çocuk BugÜn Evde Eve Gİtmem Lazim Dİyen Bİr Baba Ne Kadardir Toplumuzda, Ama KoŞarak Evİne Gİden Annelere Rastlamak Çokta Zor DeĞİldİr. DoluymuŞum Konuyu GÖrÜnce Atladim Galİba(((
Old 14-08-2007, 12:57   #19
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Bu anketi ve yanıtları incelediğimde, erkeklerin yine konuşmakta ve duygularını ifade etmekte ne kadar ketum olduklarını görüyorum.
Bu bilinçli bir tercih mi ya da elde olmadan mı böyle?

İç dünyanıza yönelik soruları yanıtlamakta neden bu kadar
cimrisiniz.

Aslında, bu toplumda erkek olmanın ne kadar zor olduğunu ben tahmin edebiliyorken, verilen yanıtlar, erkek olma gerçeğinden ya da forum başlığındaki neden anne olmak istersiniz/istemezsiniz v.s.sorularından çok uzak.

Saygılarımla...
Old 14-08-2007, 13:41   #20
Pınar

 
Varsayılan

Temizlik yapabilme yetileri var ...peki kaçı yapıyor....hatta buzdolabındaki boş şişeyi bile rahatlıkla kullandıktan sonra doldurabilme yeteneğine de sahipler...ama kaçı içtikten sonra dolduruyor....vsss.....Doğurmak mı...şaka gibi....bence bunu gönülden isteyen erkek sayısı çok az...
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Milletvekili Dokunulmazlığı! anket! sbudak Hukuk Sohbetleri 22 05-02-2007 11:44
Anket Tartışması Hakkında Batu Han Site Hakkında Yazışmalar [Arşiv] 1 25-03-2003 16:19


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04790998 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.