Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Alternatif Tıp üfürükçülük müdür, nedir?

Yanıt
Old 06-03-2007, 14:49   #1
Hekimbaşı

 
Varsayılan Alternatif Tıp üfürükçülük müdür, nedir?

Sn.Katılımcılar,

Bugünkü gazetelerden birinde 'Alternatif Tıp Uzmanı olan ...' diye başlayan bir habere denk geldim. Bu konuyu ele almanın yararlı olabileceğini düşünüyorum.

1. BİLİM NEDİR

Bilim, doğada karşımıza çıkan olayların nedenleri, oluş biçimleri ve sonuçları üzerinde değerlendirmeler yaparak, sonraki aşamalarda bize ışık tutmak için yeterli bilgiyi toplama işine verilen bir isimdir. Kısacası, bir bilimin şunları sağlaması gerekir:

a) olayın oluş nedenini saptamak
b) olayın oluş biçimini açıklamak
c) olayın sonucunu anlamak
d) bu bilgileri aynı durumu sıfırdan, yeniden yaratmak için kullanabilmek

Bilimin bunları yapabilmek için şunlara gereksinimi olduğu bilinir:

a) gözlem
b) varsayım geliştirme
c) deney (deneme - yanılma)
d) sonucu değerlendirme

2. TIP NEDİR

Tıp, insanın sağlığını korumak ve bozulduğunda düzeltmeye çalışmakla ilgilenen bilimdir. İnsan var olalı beri uygulaması bulunmakla birlikte, bu uygulamanın bilim haline gelişi oldukça yakın dönemlerdedir. Gözlem, deneme, yanılma ve hatalardan ders alma temelinde ilerlerken; matematik ve istatistiğin gelişmesi yanında kimya ve fiziğin uygulamalara yardımcı olması ile tartışılmaz bir bilim haline gelmiştir. Söz konusu bilimler artık çok hızlı ilerlemeseler bile, tıbba yardımları her geçen gün, büyük bir hızla artmaktadır. Bu yardımların artması sonucunda Biyofizik, Biyokimya diye artık neredeyse bağımsız sayılabilecek bilimler bile doğmuştur.

Ama tıp, hala MÖ dönemlerde olduğu gibi, yukarıdaki tanımla sınırlıdır ve başka hiçbir bilimdalı tıbbın bu konudaki yetki alanına girememektedir. Çünkü tıp UYGULAMALI bir bilimdir, TEORİK değil. Çalışma alanı olan insan üzerinde aklınıza estiği gibi deney yapamazsınız. Ama olanları gözleyip, ipuçlarını değerlendirip; önce tüplerde, sonra tek hücrelilerde, sonra çok hücrelilerde, peşinden memelilerde, en son olarak da insansılarda (primat) deneyler yaptıktan sonra; eğer bütün ilgili bilim ve devlet kuruluşlarından olumlu görüş bildirilir ve izin verilirse ancak; gönüllü insanlar üzerinde, devlet kontrolunda deneyler tasarlayabilirsiniz. Ki, bu ülkemizde yasaktır.

3. ALTERNATİF TIP NEDİR

Eğer (2) deki tıp tanımına bakarsanız, böyle birşey olamaz. Varsa da adı 'kabul edilmeyen yöntemlerle tıp yapmaya kalkışma' olmalıdır.

Doğrudur; tıpta aynı duruma hepsi de mantıklı birden fazla çözüm önermek her zaman mümkündür. Bu durum, insanın değeri ve değişkenlerle bilinmezliklerin çokluğu yüzünden ortaya çıkar. Yaradan olmadığımız sürece de böyle olacaktır. Ama hiçbir zaman önerilenlerin herhangi birinin bilimsel dayanağı olmadığı anlamına gelmez.

Peki bu adı koyanlar ne demek istemektedir? Kendilerine sorarsanız, onlar yasaklanmış olan 'tedavi' ile uğraşmayıp, sağlığı korumakla ilgilenmektedirler. Ancak, sağlığı korumak tıbbın temel işidir. Belki tıp ABD gibi abuk ülkelerde bunu gözardı etmiş olabilir; ama bu hiç kimseye tıbbın görev alanına yasa boşluğundan yararlanarak sızma hakkı doğurmaz. Bu mantık; serbest piyasa ekonomisi, bırakınız yapsınlar mantığının bir tecellisidir.

4. ALTERNATİF TIP UZMANI OLUR MU

Tabii ki olmaz. Uzman sözcüğü, bilimsel olarak belli yeterlilik düzeyinde ve kararlarının sorumluluğunu yüklenmek durumunda olan kişi demektir. Alternatif tıp diye bir bilim, dolayısıyla da uzmanlık yoktur. Bu şu demek oluyor: hiçbir şekilde ne bilimin, ne de devletin denetimine tabi değiller.

5. NEDEN VARLAR

Bu insanlar, kendilerini tedavi yapmayan, insanların daha sağlıklı yaşamaları için öneriler sunan kişiler olarak tanıtmakta; yasalarımızın açığından yararlanmaktadır. 'Elma ye, çok iyi gelir' demek suç olmadığı için; o şemsiyeye sığınmaktadırlar. Gözden kaçan nokta; elma yemenin iyi gelip gelmediğine ilişkin bilimsel bir veri olup olmadığıdır. Hangi durumda, ne zaman, hangi aşamada iyi gelir; o hiç belli değildir. Ortada ne rakkam, ne bilimsel açıdan kabul edilebilir istatistik; hiçbirşey yoktur. Kısacası, bu insanlar tıbbın boşluklarından ve insanların zaaflarından yararlanarak kendilerine iş alanı yaratmaktadırlar.

6. NE YAPMALI

Üfürükçü ile hekim arasındaki fark bundan 25 yüzyıl kadar önce ortaya çıkmıştır. Üfürükçü, ortada hiçbir bilimsel veri, karşılaştırma, deney, gözlem olmadığı halde, dayanaksız olarak bir eyleme karşılık bir sonucun elde edileceğini öne süren kişidir. Hekiminse dayanağı her zaman vardır ve en azından mantık çerçevesindedir. Tıp bir bilim haline geldikten sonraysa, her türlü bilimsel ölçüte göre hareket etmek ve dayanaksız yaptığı her işin hesabını vermek durumundadır. Öte yandan, üfürükçüye hesap soracak bir dayanak yoktur. Ölçülemeyen birşeyin hesabı nasıl sorulabilir ki?

SONUÇ

Alternatif tıp, .... yapan diyet, sağlıklı yaşam için .... yapın, vb herşey üfürükçülüktür. Bu gibi şeyleri yapanlar cezalandırılmalıdır. Toplumun ve bireyin sağlığının emanet edildiği meslek grubu tıptır. Bu alanda ahkam kesen herkesin cezalandırılması gerekir; bu da toplum sağlığını korumanın bir parçasıdır.

Öte yandan, belli bazı bilmediğimiz şeyler de var, ki onlara da alternatif tıp, parapsikoloji benzeri adlar veriliyor. Bunların en tipik olanı hipnoz, hakkında hiçbirşey bilmiyoruz; bir diğeri akupunktur, onun hakkında birşeyler biliyoruz, ama kanıtlayamıyor, ölçüp biçemiyoruz. Anlayamasak, bilemesek de, bunlar birer gerçek. Ancak, bunlarla ilgili olarak da sadece tıp mensuplarına güvenmek gerekir; çünkü bilmemne ülkesine gidip 6 aylık kursla akupunktur 'uzmanı' olmuş birisine canını emanet etmek aptallıktan başka birşey olamaz. İsterse 60 yıl eğitim görsün, tıp eğitimindeki nosyonu benimseyip benimsemediği ve sorumluluğunu alıp almadığı önemlidir. Gerisi fasa fiso.

Saygılarımla,
Old 09-03-2007, 13:57   #2
ege

 
Varsayılan

Merhaba,

Öfkenizi anlıyorum.
Yakın ilçelerin birinde şöyle bir şeye tanık olmuştum; reçete ile satılması gerekli ilaçları tek tek eline alıp hastanın başına koyup "trans" haline geçip o ilacın hastaya yararlı olup olmayacağına karar veren bir"alternatif tıp uzmanı" görmüştüm.
dehşete düştüm tabi..
Daha sonra aynı kadının reçeteli ilaçlardan vazgeçip doğal vitamin tabletleriyle halen devam ettiğini öğrendim.

"Uzman" kişi uzun süre Rusya ve Almanya'da Beden Enerjisi konusunda eğitim aldığını söylemişti.
İşin ilginç yanı randevu ile gidilebilen bu kişiden; son derece aklıbaşında arkadaşlarımın bile gerçekten çok fayda gördüklerini belirtmeleriydi.

Çocukluğumda babaannem köyün birinde yaşayan yaşlı bir adama "parpı"lanmaya giderdi.
(yanlış söylemedim umarım).
Ben çocuk halimle hatırlıyorum, üzerine siyah bir örtü koyup demir bir bıçağı da vucudunun belli yerlerine koyardı(bu beni çok korkuyordu )
ve döndüğünde ,babannem en az 10 gün boyunca mayalı hiç bir şey yemiyor, tuz yemiyor,çok az şekerli komposto içiyor ve sadece haşlanmış ot ve sebze yiyordu.

Sanırım bu perhiz onun tansiyonu için de çok iyi geliyordu ve babaannnem hayatından memnun bir kadın haline geliyordu o yaşlı adama övgüler göndererek.

Biraz farklı pencereden baktığımızda ise aslında,düşünce gücünün öneminin tıp doktorları da farkında olduğunu görüyoruz. Hastanın kendisiyle olan iletişimi iyileşmesinde çok önemli bir kıstas.Özellikle kanser hastaları için mücadele eğitimlerinde hep bu var.

Almanya'da alternatif Tıp'ın yüksek öğrenim içine alındığını,
Amerika 'da ise parapsikoloji ninde artık pozitif bilim sayıldığını okumuştum.

Toplumuzda inanç geleneklerinin devam ettiğini de unutmamak gerek. Bir yandan yoga,meditasyon reiki gibi uzak doğu kökenli yeni öğrenilen çalışmalar geliyorken öte yandan da muskalar, parpılar, nazarlıklar tüm hızıyla devam ediyor.
Üstelik bize göre daha gelişmiş kabul ettiğimiz ülkelerde alternatif tıp alanlarının kabul görmüşlüğü de bu sempatiyi arttıyor.

Benim düşünceme göre sizin önerdiğiniz gibi "hemen cezalandıralım" kısmı sonuçsuz bir girişim olacak.
İnsan vucuda yapılan her türlü girişimi (dövme de dahil olmak üzere, ve akupunktur vs. gibi)denetim altına almak gerekli.
örneğin akupunktur gibi bir girişimi reddetmektense ,
kabullenip insan sağlığı açısından denetimini sıkı bir şekilde yapmak daha yararlı olacaktır.

saygılar.
Old 09-03-2007, 16:54   #3
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.ege,

Cezalandırabilmek için tanımlarının yapılması gerekiyor. O sözünü ettiğiniz örneklerin binbir türlüsü var ve hepsi de mantıklı görünen birşeyin uzmanı. Böyle saçmalık olmaz ki. Neyin uzmanı? Birşeyin uzmanı olmak için ortada bir bilim olur, siz okursunuz, mesleki ehliyetiniz, sizi denetleyen bir meslek örgütünüz ve yasalarınız olur. O zaman ben de çıkıp avukatlık yapayım. Olacak iş mi canım?

Bilimin tanımı açıktır. Bilgi olacak, ölçülebilir, biçilebilir olacak, dolayısıyla uygulaması (tıpta olduğu gibi) denetlenebilir, düzenlenebilir olacak.

Sağlığı koruma ve hastalıkları tedavi yöntemleri vardır; alternatifleri kendi içlerindedir zaten. Ve bunları tıp mensupları uygular. Örneğin, akupunktur bir yöntemdir, her doktor bilmez, ama öğrenip uygulayabilir. Aynı şey hipnoz için de geçerlidir. Öncelikle bir tanı, sonra da kısmen bir tedavi yöntemidir. Ama bunu da hekim uygulamak zorundadır. Çin' den gelmiş çıplak ayaklı doktorlar değil. Bunun gibi, daha birçok koruma ve sağıltma yöntemi var; hastalar belli yöntemleri reddettiklerinde öneriyoruz; daha önce değil. Çoğu zaman da alternatif filan gibi isimler kullanmıyoruz. Gerek yok, çünkü onlar zaten üçüncü, beşinci alternatif olduklarının bilincindeyiz. Bizim hedefimiz üfürükçülük değil ki. Ama üfürükçülerin hedefi hekimlik süsü altında inanç sömürücülüğü.

Özetle şunu söylemek istiyorum: ya tıptır, ya da değil. Alternatif tıp diye bir şey ancak üfürükçülük olur, veya reklam. Yoga veya türevi diğer şakralı şukralı şeyler bir ara pek moda olmuştu; gene şimdilerde o kadar yaygın değil. Kanada' dan Tayland' daki Budist' lerin uyguladıklarını anlatmak üzere İstanbul' a gelip kurs düzenlemişti. Birşey yapamadık tabii, çünkü adam kendisi birşey yapmaya kalkışmadı. Ne yaptı? Kurs düzenledi. Gelin buradan yakın bakalım. İnsan buna inanamıyor. Katılanlara soruyorum 'Yahu, madem Tayland bu işin merkezi, adam niye Kanada' dan geliyor?' El cevap hazır: 'O en iyisiymiş çünkü önce Kanada' da biyoloji okumuş, sonra Tayland' da yıllar boyu öğretmenlik yaparken bunu öğrenmiş. Batı bilimiyle sentezlediği için, en iyi o anlatıp öğretirmiş.' Cehalet olur da, eğitilmişlerin cehaleti kadar ölçüsüzce değil. Koşa koşa gittiler adamın kursuna! Sonunda öğrendikleri fasa fiso.

İnsanın inançları olabilir; ona göre kendini tedavi etmeye kalkışabilir; veya bir inancı öğrenmek de isteyebilir. Buna hiçbir şey denemez. Ama elinde bilimsel ölçütler olmadan, bir meslek etiğini edinmeden, ve en önemlisi MEVCUT TÜM SEÇENEKLERİ BİLMEDEN VE DEĞERLENDİRMEKTEN YOKSUNKEN başkası üzerinde tıp uygulaması yapılamaz. Ona tıp denmez.

Beş yıl eğitim gören hemşirelere, fizyoterapistlere, psikologlara kendi başına hasta tedavi etme yetkisi vermezken böyle şeylere olanak tanımak mümkün değil. Kendimiz bile herşeyi yapamıyoruz. Sadece hekimlere değil, bütün sağlık sektörü eğitilmişlerine hakaret bu.

Öfkem var, haklısınız. En çok meydanı boş bırakan meslek örgütlerine, sonra yasamaya, ondan sonra da eğitilmiş olup da bu insanların peşine düşenlere; onlara değil.

Saygılarımla,
Old 09-03-2007, 21:12   #4
A.Turan

 
Varsayılan

AA sayın Cem,
onlara da onlara da öyle olur mu???
Old 09-03-2007, 21:36   #5
MUHAMMED YILDIRIM

 
Varsayılan

Ben bu işe biraz farklı yaklaşmak istiyorum. Sanırım alternatif tıp denilen uygulamaların ülkemizde bu kadar yaygın olmasında biraz da bizim TIPçılarımızın payı var. Başımdan geçen olaylardan da hareket ederek rahatça diyebiliyorum ki maalesef sağlık personellerimizin üslup sorunu var. Evet bunlarında birçok nedeni var ama bizim konumuzla ilgili olan kısmı hastaların tatmin edilememesi noktasında. Doğru düzgün bir açıklama yapılmayan hasta ister istemez kendine çok daha iyi ve kibar davranan diğerlerine yöneliyor. Her ne kadar görüşte etkili olduğu sanılsada bende burdan uyarmak istiyorum "Ne olursa olsun ne kadar kaba da olsalar TIPçılarımızdan vazgeçmeyin"
Old 10-03-2007, 00:05   #6
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.YILDIRIM,

Haklısınız, üslup sorunu var. Bunun nedenleriyle ilgili başlıklarından ayırdedebileceğiniz çeşitli yazılarımı okumanızı isterim; burada yinelemek gereksiz olur. Ama yine de kaba olmalarına razı gelmeyin, bir biçimde kendilerine hatırlatın bence. Günlük koşuşturma içinde onların da ne yaptıklarının farkına varmak için arada bir yardıma gereksinimleri oluyor. Merak etmeyin, dayağa bile alıştıkları için, pek sorun olmayacaktır.

Sn.Turan,

Az değilsiniz yani; yakaladınız mı voleyi vuruyorsunuz. Neyse, alacağım olsun.

Saygılarımla,
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Namus Nedir? Namussuzluk Nedir? Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 47 15-01-2010 12:02
İcra Müdür ve Müdür Yardımcılığı Sınavı Av.H.Sancar KARACA Adliye Duvarı 12 21-04-2009 14:27
Alternatif bir ceza yargilamasi olarak "Diversion-Bölme" justiz Hukuk Sohbetleri 10 25-02-2007 00:16
Soyadı hak mıdır? hosserdar Hukuk Soruları Arşivi 3 25-10-2006 20:04


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04222989 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.