Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Avukatı vekalet ücretinden mahrum etmek için yapılan feragat sulh kabul edilebilir mi

Yanıt
Old 13-06-2008, 12:40   #1
Av.Y.Selim ÜSTÜN

 
Varsayılan Avukatı vekalet ücretinden mahrum etmek için yapılan feragat sulh kabul edilebilir mi

müvekkilim iş mahkemesinde karar celsesine 1 hafta kala muhtemelen karşı tarafla anlaşıp gidip kendisi feragat etmiştir. Ayrıca azilname koyulmuştur dosyaya . Elinde böyle bir durumda yapılmış feragatin hayatın olağan koşullarına göre sulh niteliğinde olduğuna ilişkin karar veya yargıtay kararı olan arkadaşımız varsa çok makbule geçecek. Saygılarımla.
Old 13-06-2008, 12:49   #2
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan unknownwriter
müvekkilim iş mahkemesinde karar celsesine 1 hafta kala muhtemelen karşı tarafla anlaşıp gidip kendisi feragat etmiştir. Ayrıca azilname koyulmuştur dosyaya . Elinde böyle bir durumda yapılmış feragatin hayatın olağan koşullarına göre sulh niteliğinde olduğuna ilişkin karar veya yargıtay kararı olan arkadaşımız varsa çok makbule geçecek. Saygılarımla.

Neye yarayacak çok merak ettim.

Feragat, hiç bir anlamda Sulh olamaz. Ne hayatın olağan akışı buna izin verir ne de hukuk kuralları.

Bilindiği üzere Feragat, hakkın dönülemez biçimde sarfı anlamına gelir. Karşı tarafın rızası bile aranmaz.Yani tek taraflı ve yenilik doğurucu bir hukuki beyandır. Bu bağlamda diğer tarafla anlaşarak, uzlaşarak davayı bitirmek manasında değerlendirilemez kanaatindeyim.

Sulh ise yine malumunuz, İki taraflı bir sözleşmedir. Her iki tarafın, dava konusu olan ihtilafla ilgili olarak uzlaştığını gösterir.

Böyle bir karar olduğunu bilmiyorum esasen olabileceğine ihtimal vermiyorum.

Ancak,

Asilin, avukatın rızasını almadan davadan feragat etmesi avukatlık sözleşmesinin ihlali anlamına gelir. Çünkü işte bu durum hayatın olağan akışına terstir.
Old 13-06-2008, 13:08   #3
Av.Y.Selim ÜSTÜN

 
Varsayılan

sayın meslektaşım neye yarayacağını açıklayayım. Yarayan şey şu karşı taraf güçlü bir firma . Müvekkilden 15 20 bin ytl alma ihtimalim yok. Ama karşı taraftan var. Gelelim feragat ve sulh konusuna kim hayatın olağan koşullarına göre 1 ay sonra 30 40 bin YTL para alacakken bir anda esip hakkından vazgeçer. Nitekim Yargıtay 4. HD. si 1978 tarihli bir kararında ; mahkemede yapılan duruşmadaki açıklamada davadan feragat edildiği belirtilmekte ise de iş mahkemesinde yapılan anlaşma gerçekte feragat veya kabul değil sulhtür. Bu itibarla 1136 Sayılı Yasanın 165. ve 3499. SY. nın 133. maddelerinde açıklanan sulh gerçekleşmiş olduğundan, davalıları vekalet ücreti isteğinden müteselsilen sorumlu sayan mahalli mahkeme kararı doğrudur demektedir. Şimdi bizim işimize birebir uyup uymadığını bilemiyorum çünkü kararı ancak bir kitap dipnotundan buldum. Elimde tam metni yok.(4.HD.13.09.1978/1 S.24/26) Bu yüzden başına azil gelmiş ve bu yüzden dava açmış arkadaşlarımız varsa yerel mahkemenin veya Yargıtayımızın bu konuda verdiği tam metinli karar varsa onu sormaktayım. Sanırım sizin sorunuza yeterince açık cevap olmuştur. Saygılarımla....
Old 15-06-2008, 19:43   #4
mustafaaladag

 
Varsayılan

Avukatlık kanunu Madde 165.- (Değişik: 4667 - 2.5.2001 / m.78) İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.
Old 15-06-2008, 19:49   #5
mustafaaladag

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/5778

K. 2006/8040

T. 3.7.2006

• SULH İLE SONUÇLANAN VEYA TAKİPSİZ BIRAKILAN İŞLER ( İş Sahibinin Birden Çok Olması Halinde Bunlardan Her Biri Avukata Karşı Müteselsil Olarak Sorumlu Olduğu )

• İŞ SAHİPLERİNİN VE DAVANIN TARAFLARININ AVUKATA KARŞI SORUMLULUĞU ( Bunlardan Her Biri Sulh İle Sonuçlanan ve Takipsiz Bırakılan İşlerde Avukata Karşı Müteselsil Olarak Sorumlu Olduğu )

• MÜTESELSİL SORUMLULUK ( İş Sahibinin Birden Çok Olması Halinde Bunlardan Her Biri Sulh İle Sonuçlanan ve Takipsiz Bırakılan İşlerde Avukata Karşı Müteselsil Olarak Sorumlu Olduğu )

• DAVANIN TARAFLARININ SORUMLULUĞU ( Takipsiz Bırakılan Ve Anlaşma İle Sonuçlanan İşlerde Avukata Karşı Müteselsil Olarak Sorumlu Olduğu )

1136/m.165


ÖZET : İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde avukata karşı müteselsil olarak sorumludur.
Keza, takipsiz bırakılan ve anlaşma ile sonuçlanan işlerde davanın tarafları da avukata karşı müteselsil olarak sorumludur.
DAVA : Davacı Banu vd, vekili tarafından, davalı K.A. Tic. San. A.Ş. vd, aleyhine 22.3.2004 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda: Mahkemece davanın reddine dair verilen 27.1.2005 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 30.5.2006 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili ( kendisine asaleten, Banu'ya velayeten ) ile karşı taraftan davalılar vekili geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : Davacılar, dava dışı alacaklı müvekkilleri adına borçlu davalılar hakkında icra takip işlemleri yaptıklarını: takip sırasında dava dışı müvekkilleri ile davalıların anlaşmak suretiyle takiplerin işlemden kaldırılmasını sağladıklarını ve davalılar tarafından borcun da müvekkillerine ödendiğini belirterek Avukatlık Yasası'nın 165. maddesi gereğince ve müteselsil sorumluluk hükümleri çerçevesinde avukatlık ücretlerinin davalılardan tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, borcun tamamının ödendiğini ileri sürerek davanın reddi gereğini savunmuşlardır.
Mahkemece, borcun ödendiği ve ibraname bulunduğu: diğer yandan, vekalet ücreti alacağının icra takibine devam edilmek suretiyle tahsil edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş: hüküm, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacıların, dava dışı alacaklı vekili sıfatı ile borçlu durumunda bulunan davalılar hakkında icra takipleri yaptıklan; takip sırasında, borcun davalılar tarafından davacıların müvekkiline ödenmek suretiyle anlaşma ile sonuçlandığı ve takiplerin konusuz kaldığı yönünde yanlar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Diğer yandan, alacaklı ve borçlu arasındaki anlaşma ve, buna davalı ödeme olgusu kapsamında avukatlık ücreti alacağının bulunmadığı da sabittir.
1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 165. maddesine göre: "İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar." Somut olayda, alacaklı ve borçlu arasındaki işin anlaşmayla sonuçlandığı ve takipsiz bırakıldığı belirgindir. Şu durumda, yasanın açık hükmü uyarınca davalılar avukatlık ücreti yönünden vekil sıfatını taşıyan davacılara karşı müteselsilen sorumludurlar. Ücret alacağının kapsamının belirlenmesi ve hüküm altına alınması gerekir.
Mahkemece, usul ve yasaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davacılar yararına takdir olunan 450.00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 03.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi. yarx

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 1993/13-810

K. 1994/60

T. 16.2.1994

• AVUKATLIK ÜCRETİ ( Asgari Miktar Altında Kalan )

• DAVADAN ÖNCE SULH OLUNMASINDA AVUKATLIK ÜCRETİ

• AVUKATLIK ÜCRET SÖZLEŞMESİNİN GEÇERSİZLİĞİ ( Miktarın Belli Edilmemesi )

• AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİNİN UYGULANMASI ( Davadan Önce Sulh Olunması )

• SULH OLUNAN ANLAŞMAZLIKTA HASMA TAHMİLİ GEREKEN GİDERLER

• MÜTESELSİL SORUMLULUK ( Davadan Önce Sulh Olunmasında Avukatlık Ücreti )

1136/m.165,163,164

ÖZET : Avukatlık Yasası`nın 165. maddesi gereğince sulh ile sonuçlanan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi konusunda avukata karşı müteselsilen sorumludurlar. Öte yandan Avukatlık Yasası ve Avukatlık Asgari Ücret tarifesinde, davadan önce sulh olunması halinde avukatın müvekkilinden hangi miktar üzerinden ve hangi oranlar dahilinde ücret isteyebileceğine dair bir hüküm yoktur.
Böyle durumlarda Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 20. maddesi hükmü uyarınca avukatın müvekkilinden aynı tarifenin 7. maddesine benzer şekilde 1/2 oranında ücret isteyebileceğinin kural olarak kabulünün gerektiği düşünülmelidir.
DAVA: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi`nce davanın kabulüne dair verilen 10.4.1992 gün ve 649-236 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilieri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi`nin 8.7.1992 gün ve 4521-6244 sayılı kararı; ( ... Davacı avukat, davalı Genel-İş mensupları 11 no.lu Konut Yapı Kooperatifi vekili olarak Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi`nin 1989/1602 Esas ve aynı mahkemenin 1990/107 Esas sayılı davaları ile Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi`nin 1989/964 Esas sayılı davasını açarak takip ettiğini, ayrıca açılması kararlaştırılan 3.400.739.341 TL. zarar için de dava hazırlıklarına başlayıp hasma paranın ödenmesi için ihtar çektiğini, bu dava açılmadan davalıların 29.5.1991 tarihli protokol hükümleri gereğince aralarındaki tüm uyuşmazlıkları sulh ile sona erdirip, müvekkili davalının açılmış olan davalardan feragat ettiğini, buna rağmen açılmış davalar ile açılacak davadan dolayı müvekkili ile aralarındaki sözleşmelerde kararlaştırılan ücret alacağı ile hasma tahmili gereken ücret alacağının ödenmediğini, davalıların Avukatlık Yasası`nın 165. maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olduklarını, kaldı ki 29.5.1991 tarihli protokolde hasım durumunda olan davalı Kent-Koop`un Kooperatif vekilinin ayrıca dava etmesi ve karar alması halinde yasaların öngördüğü vekalet ücretini Kooperatife ödemeyi taahhüt de ettiğini beyanla ücret alacağı tutarı 321.715.940 TL.nın davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kent-Koop, akti ücretten sorumlu olamayacağını, 29.5.1991 tarihli protokol koşullarının henüz gerçekleşmediğini, protokolun açılan davalara münhasır bulunduğunu, açılmamış dava için istenilen ücretten de sorumlu olamayacağını, esasen ücret sözleşmelerinin de kendisini ilzam etmeyeceğini savunmuş, diğer davalı kooperatif ise avukatlık ücret sözleşmelerinin tek nüsha olarak düzenlenmiş olup, kooperatif kaşesini de ihtiva etmediğini, eski yönetimce kendilerine devir edilen defter ve kayıtlarda görünmediğini, içerik bakımından da geçersiz olduğunu, açılan davalar nedeniyle tarife gereğince hesaplanacak miktardan ancak sorumlu olabileceklerini beyanla davanın reddi dileğinde bulunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu benimsenerek 321.726.692 TL. ücret alacağından ödendiği kabul edilen 2.750.000 TL. mahsup edilerek kalan 318.976.692 TL.nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalılarca ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle açılmış bulunan davalardan feragatın, davalıların karşılıklı fedakarlıklarla aralarındaki uyuşmazlığa son verdikleri 25.9.1991 tarihli protokoldaki mahkeme dışı sulha dayalı bulunmasına, sulhun varlık kazanmasının mahkemece bir karara bağlanması şartına bağlı olmamasına, hatta davanın takipsiz bırakılmasının da bu sonuca etkili bulunmamasına, asıl olanın sulh ile karşılıklı fedakarlıklarla uyuşmazlığın sona erdirilmiş olmasına Avukatlık Yasası`nın 165. maddede açıklanan amaca uygun sulhun gerçekleşmiş bulunmasına göre her iki davalının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2 - Avukatlık Yasası`nın 165. maddesi gereğince sulh ile sonuçlanan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi konusunda avukata karşı müteselsilen sorumludurlar. Bu madde hükmünün uygulanmasında öncelikle 2 hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu da avukatın ücret alacağının kapsamı ile bu ücret alacağından ne kadarından hasmın müteselsilen sorumlu olacağıdır. Avukatın ücret alacağının kapsamında; avukat ile müvekkili arasında geçerli bir ücret sözleşmesi var ise bu sözleşmedeki miktar, sözleşme yok ise Avukatlık Yasası 163/son maddesi gereğince hesaplanacak miktar olduğu gibi aynı Yasa`nın 164/son maddesindeki sıralama koşulu bulunmamak kaydiyle müvekkil lehine yargılama gideri olarak hasma tahmil edilecek ücretin olduğunda duraksama olmamalıdır. Dava sulh ile sonuçlandığında avukat; bu şekliyle müvekkilinden aralarındaki ücret sözleşmesinde kararlaştırılan miktarın tamamını veya sözleşme yoksa 163/son maddesi gereğince hesaplanacak miktarın tamamını ücret olarak isteyebileceği gibi, sanki davada mahkum olmuşcasına sulh olunan miktara göra hasmın yargılama gideri olarak müvekkile ödemesi gereken ücreti de isteyebilecektir. Avukat kendi müvekkilinden bu yolda belirlenecek ücretten fazlasını isteyemez. Müvekkilin borcunu ödemede müvekkil ile birlikte müteselsilen sorumlu olan hasmın sorumluluğu da bu miktardan fazla olamaz. Hasmın müteselsil sorumluluğunun tesbitinde ise özellikle avukat ile müvekkili arasında geçerli bir yazılı sözleşmenin bulunması durumunda bu sözleşmenin sulhtan sonra yapılmış olması, sulhtan sonra yapılmış olmakla beraber sulhtan önceki bir tarihin atılması ( HUMK. 299. md. ) veya muvazaalı olarak hasmı zararlandırmak amacıyla yapılıp ta bu hususun iddia ve ispat edilmesi halinde böyle bir sözleşmenin hasmı ilzam etmeyeceğinin, ancak müvekkili bağlayabileceğinin, bu halde de hasmın müteselsilen sorumluluk sınırının tesbitinde Yasanın 163/son maddesi hükmünün gözönünde tutulması gerekir.
Somut olayda; davacı müvekkili ile aralarında düzenlenmiş ücret sözleşmelerine dayanmıştır. Bu nedenle öncelikle davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan bu sözleşmelerin içerik bakımından Avukatlık Yasası hükümlerine göre geçerli bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekir. Avukatlık Yasası`nın ücret sözleşmeleriyle ilgili hükümleri kamu düzenine, avukatlık mesleğinin disipline edilmesine yönelik olduğu için taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece bu yön re`sen nazara alınır ve incelenir. Avukatlık Yasası`nın 163. maddesinin 2. fıkrasıyla Avukatlık ücretinin avukatla iş sahibi arasında serbestçe kararlaştırılabileceği hükmü getirilmiş, hemen ardından 3. fıkrasıyla tarifedeki asgari miktar altında kalan Avukatlık ücreti karşılığı iş ve dava kabulü yasaklanmıştır. Bu yasağa riayetsizliğin disiplin cezasını gerektirdiğini açıklaması yasak hükmünün konulmasındaki amacı ortadan kaldırmaz ve yasağa aykırı olarak yapılan sözleşmelere geçerlilik tanınmamasını da etkilemez. Bu durumda kanuna aykırı yapılmış bir sözleşmenin varlığından söz edilir ( B.K. 19 ). Davaya dayanak sözleşmelerde davanın reddi halinde kararlaştırılan ücret ise dava değerlerine ve açılması düşünülen davada istenecek miktara göre tarifenin çok altındadır. Avukatlık Yasası`nın bu maddesinin, avukatların öncelikle işin kendilerine verilmesinde meslek içi haksız rekabeti önlemek, avukatları disipline etmek; müvekkillerinin cazip tekliflerle kandırılmalarını önlemek olduğuna göre bu amaç ve yasağa aykırı yapılan her üç sözleşmede bu bakımdan geçersiz olduğu gibi açılacak davalar için yapılan ücret sözleşmesinde dava açılmadığına, sözleşmede açıkça dava açılması halinde hangi miktarda açılacağının açıklanmamasına ve fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydiyle dava açıldığında ücretin tesbit hükmünde belirtilen miktar üzerinden hesaplanacağının açıklanmış olmasına göre belli bir miktarı ( Av. Kanunu 164/1 md. ) içermemesi nedeniyle de bu sözleşme geçersizdir.
Öte yandan Avukatlık Yasası ve Avukatlık Asgari Ücret tarifesinde, davadan önce sulh olunması halinde avukatın müvekkilinden hangi miktar üzerinden ve hangi oranlar dahilinde ücret isteyebileceğine dair bir hüküm yoktur. Ancak, avukatın davanın açılması için hazırlıklara girişmesi, ihtar çekmesi gibi hizmetlerinin de böyle bir durumda karşılıksız bırakılması hizmetin niteliği ile bağdaşmaz. Böyle durumlarda Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 20. maddesi hükmü uyarınca avukatın müvekkilinden aynı tarifenin 7. maddesine benzer şekilde 1/2 oranında ücret isteyebileceğinin kural olarak kabulünün gerektiği düşünülmelidir. Olayımızda ise bu ilke benimsenerek davası açılmayan ancak davadan evvel sulh ile sonuçlanan 3.400.739.341. TL. için, Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanacak ücretin 1/2.sinin müvekkil davalıdan tahsiline karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar nazara alındığında mahkemece yapılacak iş; davaya dayanarak yapılan ücret sözleşmelerinin geçersiz olduğu esasından hareketle öncelikle davacı avukatın Avukatlık Yasası 163/son maddesi gereğince müvekkili davalı Kooperatiften her dava için ayrı ayrı, açılacak dava için de açılması kararlaştırılan 3.400.739.341 TL. miktar üzerinden az yukarıda açıklanan biçimde asgari ücret tarifesi gereğince isteyebileceği ücretleri hesaplatmak, ondan sonra da sulh ile sonuçlanan 3 davada sulh ile müvekkile sağlanan menfaatler karşılığını, 25.9.1991 tarihli protokol, dava dilekçelerince açıklanan miktarlar ile dayanak belgeler bu davalardaki taraf iddia ve savunmaları nazara alınarak ve gerektiğinde yerinde uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile keşif yapılarak ayrı ayrı tesbit etmek, tesbit edilecek miktara hasım mahkum olmuşcasına hasmın bu davalarda müvekkile ödemesi gereken yargılama gideri niteliğindeki ücretleri belirlemek ve davalı müvekkil kooperatifi bu yolla hesaplanıp bulunacak ücret alacağından sorumlu tutmaktır.
Mahkemece, bu yolda inceleme ve araştırma yapılmadan ve geçersiz sözleşmeler geçerli kabul edilerek hasma tahmil edilmesi gereken ücret alacağı da yanlış hesaplanarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
3 - Diğer taraftan henüz davası açılmayan bir alacakla ilgili olarak sulh olunması durumunda davada hasma tahmili gereken yargılama gideri niteliğinde bir ücret alacağının varlığından söz edilemez. Kaldı ki Avukatlık Yasası`nın 165. maddesi vekilin müvekkilinden olan ücret alacağının ödenmesinde bu ilişkinin dışında olan üçüncü bir kişinin müteselsil ödeme sorumluluğunu düzenleyen istisnai bir kuraldır. İstisna niteliğindeki kuralları ancak kapsam ve sınırları içinde kullanmak gerektiğinden anılan madde dava açılmadan sonuçlanan işlerde uygulanamaz. Bu nedenle davalı Kent-Koop`un 165. madde gereğince müteselsil sorumluluğu müvekkil diğer davalının açılıp sulh ile sonuçlanan 3 davadaki 2 no.lu bentte açıklanan yöntemle bulunacak ücret sorumluluğu ile sınırlıdır.
Mahkemenin bu yönü de gözden kaçırarak henüz davası açılmayan miktar için tesbit ettiği ücret alacağının ödenmesinde de anılan davalıyı müteselsil sorumlu kabul ederek hüküm tesis etmesi usule ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK.nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/2. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu`nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve ysaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 16.2.1994 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 1974/13-787

K. 1976/2187

T. 9.6.1976

• AVUKATLIK ÜCRET SÖZLEŞMESİ ( Avukatla İş Sahibi Arasında Yapıldığı Ancak Tarafları Bağladığı - Avukatın Diğer Alacaklılara Nazaran Rüchan Hakkı Bulunması )

• RÜÇHAN HAKKI ( İcra Takibinde Alacaklıların Başvurması Halinde Alınacak Sırada Gözönünde Tutulması Gerektiği Bütün Avukatlık Ücretleri İçin Geçerli Olmadığı - Avukatlık Ücreti )

1136/m. 166/2, 165


ÖZET : Avukatlık ücret sözleşmesi Avukatla iş sahibi arasında yapılır. Avukatlık Yasasının 165. maddesi saklı kalmak üzere yalnız tarafları bağlar. Vekil buna dayanarak haklarını üçüncü kişiye karşı kullanamaz. Uyuşmazlık konusu ücret alacağı, 162. maddedeki rüçhan hakkı kapsamı dışında kalmaktadır.
DAVA : Taraflar arasındaki ücreti vekalet sebebiyle alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye Yedinci Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 6.2.1974 gün ve 748/38 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onüçüncü Hukuk Dairesinin 22.3.1974 gün ve 667 - 684 sayılı ilamiyle ( ... vekalet sözleşmesi, ancak vekil ile müvekkil arasında bir münasebet tesis eder. Vekalet ücretinin ödenmesinden yalnızca iş sahibi sorumludur. Vekil, bu sözleşmeye istinaden haklarını üçüncü kişiye karşı dermeyan edemez... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda: mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz dilekçesinin süresinde verilip kaydedildiği incelenerek anlaşıldı.
Bugün dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : 1 - Direnme kararını temyiz eden davalılardan ( T )vekilinin temyiz hakkı bulunmamaktadır. ( T )hakkında verilmiş bulunan karar özel dairece onanmış olduğundan, bu davalı hakkındaki karar kesinleşmiştir. 0 halde, adı geçenin direnme kararının temyiz hakkından söz edilemeyeceğinden temyiz dilekçesinin reddi icap eder.
2- Diğer davalı ( A )hakkında yapılan temyiz itirazlarına gelince: Avukatlık ücret sözleşmesi avukatla iş sahibi arasında yapılır. Ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 165. maddesi saklı kalmak üzere ancak tarafları bağlar. Adı geçen Yasanın 166/2. maddesinde "...avukat sözleşme ile kararlaştırılan ve hakim tarafından takdir olunan ücretinden dolayı kendi çalışması sonucunda müvekkilin muhafaza ettiği veya kazandığı mallar ve davadaki diğer taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para yahut alınacak mallar üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkını haizdir. "Rüçhan hakkı, vekaletnamenin düzenlenme tarihine, vekaletname umumi ise iş sahibi adına ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmi başvurma tarihine göre sıra alır..." denilmiştir. Madde metninden anlaşılacağı üzere rüçhan hakkının avukatın hangi ücreti hakkında söz konusu olduğu sınırlı bir biçimde belirtilmiş olup, uyuşmazlık konusu ücret alacağı niteliği itibariyle 166/2. maddesi kapsamı dışında kalmaktadır. Esasen hüçhan hakkı icrai takipte alacaklıların başvurması halinde alınacak sırada gözönünde tutulması gereken bir husustur. Olayda ise bunun uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenlerle mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : : Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı:
1 - Davalı ( T )hakkında verilen karar kesinleşmiş olmakla adı geçenin temyiz dilekçesinin reddine,
2- Diğer davalı ( A )nın temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının bu davalı yararına özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen sebeplerden dolayı Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanununun 429. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), ilk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 9.6.1976 gününde yapılan ikinci görüşmede salt çoğunlukla karar verildi. yarx
Old 15-06-2008, 19:51   #6
mustafaaladag

 
Varsayılan

Üstadım sizin olayınızda vekalet ücretinden kurtulma amacı olduğu açık olduğu ve bu durum hem davalı hemde davacı açısından geçerli olduğu için 165. madde gereğince iki tarafta sorumludur.
Old 15-06-2008, 22:06   #7
_EEE_

 
Varsayılan

avukatın davayı buraya kadar takıp etmesı avukatlık meslegı icra etmesi vekalet ücreti dogurur..
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
temyizden feragat olusa harç iade olurmu.. seyitsonmez Meslektaşların Soruları 13 10-01-2013 14:26
davadan feragat mi sulh mü ? mahkeme dışı sulhün hükmü Aybüke Kağan Meslektaşların Soruları 6 06-01-2009 13:47
taahhütlü mektupla tebligat olurmu üye14072 Meslektaşların Soruları 4 17-02-2008 14:11
gayrimenkul haczinde hak talebi tarih sırasına göre mi olur yoksa orana göre mi olur avukat_selcuk_bey Meslektaşların Soruları 4 27-05-2007 18:09
7 yıl sonra işe iade olurmu.... Av.Ayse E. Meslektaşların Soruları 7 29-04-2007 22:48


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06479001 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.