Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Mehir Senedinde Kefilin Sorumluluğu

Yanıt
Old 19-07-2006, 10:31   #1
hukukçu42

 
Varsayılan Mehir Senedinde Kefilin Sorumluluğu

Merhaba Arkadaşlar

Evlilik öncesinde bayana bir mehir senedi verilmiş. Ve bu senedi veren koca ve müteselsil kefil olarak kocanın babası imzalamışlardır. Mehre konu altınlar ve eşyalar da bayana teslim edilmiştir. Ancak aile içi şiddet gören bayan babasının evine güçlükle sığınabilmiş ve doğal olarak eşyalar da müşterek hanede kalmıştır. Boşanma sonrasında mehir senedine ilişkin olarak koca ve kocanın babası aleyhine alacak davası açılmıştır.

Sorum şu: Eşyalar teslim edildiğinde kefilin sorumluluğu sona erer mi, yoksa alacak davasında da sorumlu tutulabilir mi. Bu tür davalarda kefilin sorumluluğunun sınırları ve niteliği hakkında bilgi verecek arkadaşlar şimdiden teşekkür ederim.
Old 20-07-2006, 12:33   #2
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

" Mehir senedi " eski hukukta düzenlenmiş olup, şimdiki anlamı ile " çeyiz senedi-sözleşmesi " olarak adlandırılabilir.

Olayda , " eşya davaları " ve " kefalet" hükümleri uygulanacaktır.BK.nun " Asıl borç herhangi bir sebeble sona erince, kefil de borcundan kurtulur " şeklindeki 492. maddesine göre, kayınpederin kefil olarak sorumluluğu altınların ve eşyaların davacı kadına teslimi ile sona erer.

Bu aşamadan sonra olayda " eşya davaları " kuralları uygulanır. Altınlarla ilgili olarak " Davacı ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer. Diğer taraftan söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınılabilen, götürülebilen nev’idendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür. Davacı dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır. " HGK. 04.10.2000 T. 2000/2-1172 E. 1243 K.

Açılan davada davalı konumunda olacak kişi kocadır.Ziynet eşyaları yönünden yukarıdaki kurallar uygulanır. Kayınpederin davalı olarak gösterilmesi ve sorumluluğu için , ziynet eşyası olsun veya diğer eşyalar olsun , eşyaların kayınpederin zilyetlik ve korumasına bırakılmış ve istendiği halde iade edilmemiş olması veya bu eşyaların kayınpeder tarafından zorla elinden alındığının yahut götürülmesine engel olunduğunun haksız eylem hükümlerine göre kanıtlanması gerekir. Bu aşamada kayınpederin sırf kefaletten dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığını düşünüyorum.

Saygılaırmla.
Old 20-07-2006, 16:34   #3
hukukçu42

 
Varsayılan

Bu davayla ilgili olarak -biz davamızda sadece mehir senedinde yazılı olan eşyalar ve ziynet eşyaları için talepte bulunduk. Mal tasfiyesi istemedik.- Bu durumda görevli mahkeme aile mahkemesi mi, yoksa asliye hukuk mahkemesi midir. Ben davayı alacak davası olarak düşündüğüm için ve mal tasfiyesi de istemediğimiz için Asliye hukukta açtım. Mahkeme bugünkü duruşmada davayı görev yönünden reddetti.

Bu reddin gerekçesini anlamadım. Acaba ben mi yanlış düşünüyorum?
Old 20-07-2006, 17:43   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Hukukçu42

Siz her ne kadar davanızı "tasfiye" olarak nitelendirmemiş iseniz de,dava nitelik olarak tasfiye davasıdır.

Bilindiği gibi 4721 sayılı yasa gereği 1.Ocak 2002 sonrasında aksine bir sözleşme yapılmamış ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.

Edinilmiş mallara katılma rejimi; edinilmiş mallar ( TMK m. 219 ) ile eşlerden her birinin kişisel mallarını ( TMK m. 220 ) kapsar. ( TMK m. 218 )

Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri o eşin kişisel malıdır. ( TMK m. 220/2 )

Sizin talebiniz de TMK 220/2 de belirtilen kişisel mal grubuna girmektedir.Bu nedenle görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Diğer yandan görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönüne alınır. 5133 Sayılı Yasa ile değişik 4787 Sayılı Yasanın 4/1. maddesi gereğince 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun ( üçüncü kısım hariç ) ikinci kitabından kaynaklanan davaların Aile Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir.

Sonuç olarak görevsizlik kararı yerleşmiş Yargıtay kararları dikkate alınarak yerindedir.

Konu ile ilgili örnek kararlar için:
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=5218

Saygılar
Old 20-07-2006, 17:45   #5
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

1.Eşler arasındaki " eşya davalarına " boşanma davası olsun olmasın Aile Mahkemelerinde bakılır. (Aşağıdaki karar. Yargıtay daha önceki kararlarında genel mahkemenin görevli olacağını belirtiyordu. )

2.Kayınpeder hakkında da dava açılmışsa, kayınperle aile hukuk ilişkisi bulunmadığından davanın dayanağı " haksız eylem ve kefalet " olabileceğinden , bu kişi aleyhine açılan davanın tefrik edilip genel mahkemede bakılmasına devam edilirdi... Diye düşünüyorum.

T.C.
YARGITAY
20. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/3555
K. 2005/3997
T. 4.4.2005

• ALACAK DAVASI ( Çeyiz ve Ziynet Eşya Bedeli İstemi-Davanın Değer Artış Payı ile İlgili Olması Nedeniyle Aile Mahkemesinde Görülmesinin Gerekmesi )

• GÖREV ( Aile Hukukundan Doğan Dava ve İşlerin Aile Mahkemesinde Görülmesinin Gerekmesi )

• MAL REJİMİ ( Eşler Arasında Doğan Bu Uyuşmazlığın Aile Mahkemesinde GörülÜp Sonuçlandırılmasının Gerekmesi )

• AİLE HUKUKU ( Medeni Kanunun Bu Bölümünden Doğan Davaların Aile Mahkemesinde Çözümlenmesinin Gerekmesi )

4721/m.226,227

4722/m.4,10

ÖZET : Aile hukukundan doğan dava ve işlerde görevli mahkeme aile mahkemesidir.Somut olayda davanın Türk Medeni Yasasının yürürlük tarihi olan 01.01.2002 tarihinden sonra açıldığı, uyuşmazlığın çözümünde eşler arasındaki mal rejimi ile değer artış payınının tartışılması gerektiği, bu konuların da Türk Medeni Yasasının 2. kitabında yer aldığı ve aile mahkemesinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmakta, davanın aile mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki alacak hukukuna ilişkin davada İzmir 12. Asliye Hukuk ve 2. Aile Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı, 07.04.2004 tarihli dilekçesinde davalı ile 2002 yılında evlendiklerini belirtip, çeyiz ve ziynet eşya bedelini talep etmektedir.
TMY.'nın 226. maddesinde "her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır." TMY.'nın 227. maddesinde "eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık olmaksızın katkıda bulunmuşsa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiyesi sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıcındaki değeri esas alınır."
Türk Medeni Yasasının yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki 4722 Sayılı Yasanın 10. maddesinde "TMY.'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri taktirde bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar." hükümleri yer almaktadır.
4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasaya 5133 Sayılı Yasa ile ekleme yapılan 4/2. maddesinde "22.11.2001 tarihli 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 3. kısmı hariç olmak üzere 2. kitabı, 03.12.2001 tarihli ve 4722 Sayılı Türk Medeni Yasasının Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasaya göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin" aile mahkemesi görevinde olduğu açıklanmıştır.
Somut olayda davanın Türk Medeni Yasasının yürürlük tarihi olan 01.01.2002 tarihinden sonra açıldığı, uyuşmazlığın çözümünde eşler arasındaki mal rejimini düzenleyen Türk Medeni Yasasının 202 ve devamı maddeleri ile değer artış payını düzenleyen aynı yasanın 227. maddesinin de tartışılması gerektiği, bu maddelerin de Türk Medeni Yasasının 2. kitabında yer aldığı ve aile mahkemesinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmakta, davanın aile mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle; HYUY.'nın 25. ve 26. maddeleri gereğince İzmir 2. Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 04.04.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
( KAZANCI BİLEŞİM)
Old 21-07-2006, 14:35   #6
hukukçu42

 
Varsayılan

Sn. Habibe Hanım ve Yücel bey zaman ayırıp bilgilerinizi benimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

Demek ki ben yanlış düşünmüşüm
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Mehir Senedi Avukat Kamer Akgül Meslektaşların Soruları 2 19-12-2006 15:36
Mehir Senedine Dayalı Eşya Davası advokat34 Meslektaşların Soruları 3 07-12-2006 10:58
kefilin asıl borçluya rücu etmesi hgsahan Meslektaşların Soruları 5 04-08-2006 18:16
Teminat Senedinde İspat avşulegedik Meslektaşların Soruları 0 16-07-2005 11:48
Kefilin Kefaletini Ödeme Şekli Gaydin Meslektaşların Soruları 2 16-02-2005 11:09


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04930496 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.