Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Telekom ve Sabit Ücret

Yanıt
Old 23-01-2008, 09:20   #1
Av.Ceylan Pala Karadağ

 
Varsayılan Telekom ve Sabit Ücret

KAYNAK ALINTI:http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/8078430.asp?m=1

Artık sabit telefonda sabit 10 YTL ücrete son. Türk Telekom'a vatandaştan sabit ücret darbesi geldi.


Birgün gazetesinin haberine göre, Telekom'un her ay "sabit ücret" adı altında abonelerinden aldığı ücreti ödememek için Beykoz Kaymakamlığı'na başvuran işçi emeklisi Salim Yılmaz açtığı davayı kazandı.
Alınan kararla Telekom, Salim Yılmaz'ın parasını faiziyle birlikte ödedi. Bu karar uzun zamandır tartışma yaratan bu konuya da son noktayı koymuş oldu.
Davayı açmaktaki asıl amacının parayı geri almak değil, vatandaşa isteyince hakkını alabileceklerini göstermek olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Ben kazandım ama mücadele daha bitmedi. Haksız uygulama sonlandırılana kadar mücadele edeceğiz, tüm vatandaşlara örnek olsun" dedi.
YILDA 3.420 MİLYON YTL HAKSIZ KAZANÇ
Paşabahçe Tekel İçki Fabrikası'ndan emekli 58 yaşındaki Salim Yılmaz Beykoz Kaymakamlığı Tüketici Sorunları İlçe Hakem Heyeti Başkanlığı'na başvurarak, iki adet sabit hatlı telefonu olduğunu, Türk Telekom'un bu hatlardan "sabit ücret adı altında ücret aldığını belirterek, her iki hattından alınan bu haksız ücretin kaldırılması talebinde bulundu. 5 kişilik heyet, Elektrik Mühendisleri Odası'ndan iki mühendisin verdiği Bilirkişi Raporu doğrultusunda, karar verdi. Raporda, herhangi bir hizmet tanımlanmadan "sabit ücret" adı altında bir bedel alınmasının teknik olarak açıklanamadığı kaydedildi.
Kararda, "Telefon hatlarından konuşma bedelleri dışında belirsiz gerekçelerle sabit ücret adı altında her ay alınan ücretin iptaline, bu isim altında tüketiciden adı geçen firma tarafından alınan tüm ücretin, tüketiciye geri iade edilmesine karar verildi" denildi.
Türk Telekom'un hiçbir hizmet vermeden "sabit ücret" adı altında her ay yaklaşık 19 milyon aboneden KDV ve Özel İletişim Vergisi de ilave edildiğinde 15 YTL'yi bulan bir ayda 285 milyon YTL, bir yılda ise 3.420 milyon YTL'lik haksız kazanç sağladığı ortaya çıktı.
"HERKES HAKKINA SAHİP ÇIKSIN"
TELEKOM'un haksız yere insanlardan para aldığını ifade eden işçi emeklisi Salim Yımaz, "Halk bu haksızlıklarla kendisi mücadele etmeli" dedi. 600-700 YTL arası emekli maaşı aldığını belirten Yılmaz, şöyle konuştu: "Maaşımız zaten elektrik, su telefon faturalarına gidiyor. Onların ise umrunda değil. Benim tek isteğim halk kendi kendine sahip çıksın, haklarını arasın. Halkı sömürmekten başka düşünceleri yok. Halkı aptal yerine koymasınlar"
ZAFER TÜKETİCİNİN
Salim Yılmaz'ın başlatmış olduğu mücadelenin tüketicilerin lehine sonuçlanmasıyla harekete geçen Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Beykoz Şubesi, Türk Telekom'a haciz işlemi başlattı. Beykoz İcra Dairesi'nde başlatılan haciz işlemi sonunda Yılmaz, toplam 659.00 YTL'yi tahsil etti. Böylece 19 milyon aboneyi ilgilendiren dava tüketicinin zaferiyle sonuçlanmış oldu.
"HERKESİ HAKKINI ARAMAYA DAVET EDİYORUZ"
TÜKODER Beykoz Şube Başkanı Mimar Aysel CAN EKŞİ, TÜKODER'in Evrensel Tüketici Hakları'nın korunması, geliştirilmesi ve tüketicilerin kendilerini koruyabilmeleri için gerekli bilinç ve örgütlülük düzeyine ulaşmak amacıyla çalışan bağımsız ve kamu yararına çalışan bir dernek olduğunu söyleyerek şunları söyledi:
Evrensel Tüketici Hakları Açısından ,
Haberleşme;
" Tüketicilerin Temel Gereksinimlerinin Karşılanması Hakkı'dır.
" Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin yaşam ve sağlık açısından tüketicilere zarar vermeyecek kalite ve nitelikte olması bakımından Sağlık ve Güvenliğin Korunması Hakkı'dır.
" Ekonomik çıkarların korunması hakkı (Mal ve Hizmetlerin Serbestçe Seçilmesi Hakkı)
Tüketicilere sunulan ürün ve hizmetlerin nitelikli , kaliteli ve uygun fiyattan sunulması, satış sonrası hizmetlerin yeterli düzeyde ve yaygınlıkta olması yanında, sözleşmelerdeki haksız hükümlerin olmaması ve baskıyı yaratan satış yöntemlerine karşı korunma hakkıdır.
" Bilgi edinme ve eğitilme hakkı
Mal ve hizmeti satın alırken doğru karar vermeye yardımcı olacak bilgilerin edinmesi; yanlış, yanıltıcı reklamlar,etiket ile ambalaja karşı korunma ve sorumlu tüketiciler olarak bilincin gelişimi için eğitilme hakkıdır.
" Zararların karşılanması hakkı ( Tazmin edilme hakkı)
Satın alınan ürün yada hizmetin öngörülen nitelikte olmaması durumunda kusurlu malın geri alınması,değiştirilmesi kusurlu hizmetin yeniden görülmesi,zararın karşılanması hakkıdır.
" Temsil edilme hakkı (Sesini duyurma hakkı)
Örgütlü tüketicilerin, hükümetlerin ekonomik politikalarının oluşturulması dikkate alınması,kamu organlarında temsili, firmalarda özellikle ürün geliştirme aşamasında görüş alınması ve denetlemelerde gönüllü olarak bulunma hakkıdır.
Haberleşme hakkı kamusal olup, evrensel tüketici haklarının neredeyse her maddesinde tanımlanmış ve her yurttaşın buna ulaşabilme hakkı olmasına rağmen yaklaşık on yıldır siyasi iktidarlar daha ucuzlayacağını ifade ederek 19 milyon abonesi, 55 bin çalışanı ve 21 milyon çalışmaya hazır hat kapasitesiyle Türk Telekomu 6.550MİLYON DOLAR karşılığında ve beş taksitle 14 kasım 2005 tarihinde tüm yönetim hakları kamudan çıkarılmak suretiyle %55'ini Oger Telekoma devrettiler.
23 Şubat 1995'de çıkarılan ve 4822 yasa ile değişik 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun açısından; Telekom'un hiç bir hizmet vermeden "Sabit ücret" adı altında keyfi olarak her ay yaklaşık 19 milyon aboneden ortalama KDV ve Özel İletişim de ilave edildiğinde 15 YTL. Bir ayda 15YTLx19milyon abone=285 milyon YTL. Bir yılda ise 3.420 milyon YTL. haksız kazanç sağlaması tam bir ayıplı hizmettir.
Tüm ülke genelinde tüketicilerimizi, kendi yaşam haklarımıza sahip çıkmaya ve bu 2007 yılıyla birlikte sabit ücretten kurtulmak için mücadeleye ve son ayın faturasını 30 günü geçmeden en yakın Tükoder Şubesine başvurmaya davet ediyoruz.
ŞİKAYETLERİNİZ İÇİN
TÜKODER TÜKETİCİYİ KORUMA DERNEĞİ BEYKOZ ŞUBESİ
Beykoz Belediye Kültür Merkezi No:213 BEYKOZ
0 216 331 34 44
Old 23-01-2008, 13:32   #2
Kadir COŞKUN

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım,
Kararı bugünkü yazılı basından bende takip ettim ancak kararın tam olarak metnini bulup karar üzerinde tartışırsak daha verimli sonuca ulaşırız kanaatindeyim. Ayrıca malumunuz üzere benzer bir durumda kredi kartı üye aidatı ya da banka hesap işletim ücretleri konusunda başlangıç itibariyle bir tüketici zaferi ilan ettik ama son zamanlarda itiraz yoluyla Tüketici Mahkemeleri bu yönde aleyhte kararlar vermeye başladı. Bence kararın tam metnini görüp ona göre bir hukuki değerlendirme yapmak daha sağlıklı olur.

Saygılarımla...
Old 06-02-2008, 09:31   #3
Av.Ceylan Pala Karadağ

 
Varsayılan

http://www.ozgurhaber.com/tb-turk-te...etini-1628342/

Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Kemal Özer, Türk Telekom'un Abonelerden Aldığı Sabit Ücreti, €˜tüketici Mecburiyetini Bilerek Kötüye Kullanmak' Olarak Değerlendirdi. Özer Yaptığı Yazılı Açıklamada, Hizmet Sağlayıcısı İşletmelerin, Zaman Ayrımı Gözetmeksizin Kesintisiz İletişim Sağlaması, Enerji Tüketimi, Personel Giderleri Ve Periyodik Bakım Yapma Zorunluluğu Olduğunu Kaydederek, İşletmelerin Bütün Bunları Bilerek Faaliyetlerine Başladıkları Belirtti. Özer, €œbütün Bu Gerçekler Ortada İken Faturalara Hiçbir Hizmet Karşılığı Olmadan İkinci Bir Kez Sabit Ücret Adı Altında Haksız Ve Hukuksuz Bir Ücret Yansıtılması, Ne Hukukidir, Ne Hakkaniyet Ölçülerine Uymaktadır. Bu Ancak, Haksız Bir Eylem Olmanın Dışında, €˜tüketici Mecburiyetini Bilerek Kötüye Kullanmaktır. € Dedi. Türk Telekom'un Sabit Ücret Uygulamasının, Tüketici Mevzuatına Aykırı Olduğunu Kaydeden Özer, Danıştay 10. Dairesinin Kararı Doğrultusunda Sabit Ücret Uygulamasının €˜haksız Kazanç' Olduğunu Belirtti.
Old 20-02-2008, 09:37   #4
Kadir COŞKUN

 
Varsayılan

Telefondaki sabit ücrette son karar



Türk Telekomun uyguladığı sabit ücretlere ilişkin olarak Beykoz Tüketici Hakem Heyeti tarafından verilen Beykoz Hakem Heyeti kararı ile ilgili mahkeme yeni bir karar aldı.

Türk Telekomun uyguladığı sabit ücretlere ilişkin olarak Beykoz Tüketici Hakem Heyeti tarafından verilen Beykoz Hakem Heyeti kararının, İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi tarafından iptal edildiği bildirildi.

Türk Telekom'dan yapılan yazılı açıklamada, mahkemenin bu kararıyla, Türk Telekomun "haklılığı ve uygulamasının hukuka uygunluğunun bir kez daha teyit edilmiş olduğu" ifade edildi.

Açıklamada, ''Daha önce de aynı konuda farklı mahkemeler birçok benzer karara imza atmıştı. Böylece telefon hizmetinde erişim maliyeti, bir başka deyişle, müşteriye tahsis edilen hattın her zaman konuşulabilir durumda tutulması karşılığında alınan bir ücret olan sabit ücretin hukuka aykırı hiçbir yanının olmadığı anlaşılmış oldu'' denildi.

Sabit ücretin tüketiciye geri ödenmesini isteyen Beykoz Tüketici Hakem Heyetinin kararının geçtiğimiz ay basında yer aldığı ve kesinleşmiş bir yargı kararı gibi kamuoyuna duyurulduğu aktarılan açıklamada şunlar kaydedildi:

-MAHKEME MASRAFLARI-

''Türk Telekom olarak daha önce yaptığımız açıklamalarda sabit ücret uygulamasının hukuka uygun olduğunu, bu tür Tüketici Hakem Heyeti kararlarının mahkemelerce iptal edildiğini, müşterilerimizi doğru şekilde bilgilendirmek ve korumak adına, gerekçeleri ile birlikte birçok defa açıkladığımız halde bazı çevreler, aksine yönlendirmelerine devam etmiştir. Maalesef, söz konusu yönlendirmeler, mahkeme masrafları nedeniyle ilgili müşterilerimizin daha fazla maddi zarara uğramasına sebep olmuştur.

Söz konusu Beykoz Tüketici Hakem Heyeti kararının mahkemece iptali ile artık şirketimizin bu konudaki haklılığının ve uygulamasının hukuka uygunluğunun müşterilerimizin menfaati açısından ilgili herkes tarafından anlaşılacağını umut ediyoruz.''

KAYNAK : AA
Old 04-04-2008, 20:57   #5
prometeus

 
Varsayılan

telefon hattımı iki yıldır kullanmıyorum. yalnızca adsl hizmetini almak için kullanıyorum. aylık 29 ytl lik adsl ücreti dışında gelen takribi 15 ytl lik ücretle birlikte internete bağlanma maliyetim aylık 44 ytl oluyor. İnternet erişimimi sağladığı için her ay 29 + 15 = 44 ytl ödemiş oluyorum. Telefon hizmetini kullanmadığım açıkça görüldügü halde her ay sabit gelen 15 ytl civarı ekstra ücret ödemek zorunluluğu haksızlık değil midir ?
Old 09-04-2008, 18:26   #6
Kemal Yıldırım

 
Varsayılan

Telekomun sabit ücret konusunda haklı olduğunu düşünsek bile (ki yargı kararları maalesef bu yönde) ADSL hizmeti ile birlikte telefon bağlatma zorunluluğu hukuka aykırıdır. Bir hizmetin alımı bir başka hizmetin alımına bağlı tutulmamalıdır. Nitekim, bunun gerçekleştirilemeyeceği yönünde bir savunmanın da geçerliliği bulunmamaktadır. Çeşitli davalarda yapılan bilirkişi incelemelerinde, Telekomun altyapısının buna müsait olduğu tespit edilmiştir.

Örneğin;

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=26405

Saygılarımla..
Old 07-11-2008, 20:06   #8
Themis99

 
Varsayılan

merhaba,
Sabit ücret konusunda ki uygulamanın dayanağı 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunudur.

Bu kanunun Ek 18. madde fıkrası

Alıntı:
Ek: 27/1/2000 – 4502/12 md.) Bir iş ve hizmetin karşılığı olarak alınan ücret; abonman ücreti, sabit ücret, konuşma ücreti, hat kirası ve benzeri kira, ücretler ve bunlar gibi değişik ücret kalemlerinden birisi veya birkaçı olarak tespit edilebilir

Buna göre Türk Telekom A.Ş sabit ücret almanın kanundan kaynaklandığını iddia etmektedir.
Ancak Balıkesir 2. Asliye Hukuk (Tüketici ) Mahkemesi

Alıntı:
'' Madde de izah edildiği gibi sabit ücret veya konuşma ücretinin bir hizmet karşılığı alınacağının açık ve kesin olarak belirtilmiş olduğu,
Uygulamada ise davacı şirket hem konuşma ücreti hemde sabit ücret talep etmektedir.
Tespit edilen kriterlere göre konuşma ücreti faturalandırılmakta ve abomanlardan tahsil edilmektedir. Sabit ücreti ise hangi hizmetin karşılığı olduğu açıklanmamakta böylece haksız kazanç elde edilmektedir.Seyyanen bütün abonelerden sabit ücret adı altında aynı miktarda para istenmektedir.Az konuşanda da, çok konuşandan da aynı ücret alınmaktadır.
Uygulama bizathi 406 sayılı yasanın 18. maddesindeki tanıma uygun olmadığı gibi eşitlik ve hüsnüniyet ilkelerine aykırı haksız bir uygulama olduğu hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmuş ve aşağıda ki sonuca varılmıştır.
SONUÇ VE KARAR :Gerekçede açıklandığı üzere ;
Açılan davanın REDDİNE .... dair verilen karar açıkça okunup anlatıldı.''
Gerekçesi ile davacı Türk Telekom A.Ş tarafından Tüketici sorunları hakem heyeti kararına karşı yapılan itirazın reddine karar vermiştir.

Sabit ücret uygulamasının yasaya aykırı olduğu netlik kazanmıştır.
Sözleşmelerde yer alması bakımından ,Tüketicinin Korunması Hakkında ki Kanunun 6 maddesi gereğince haksız şart olduğu ve tüketiciyi bağlamayacağı da açıktır. Saygılar.
Old 21-11-2008, 16:24   #10
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Adsl konusunda tabiri caizse tam bir vurgun yapıyorlar.
Ben Temmuz ayının 27sinde Adsl'ye abone oldum ve Temmuz ayı için benden sabit ücreti aldırlar.
29 Ytl.
Yani ha 1inde açtırmışım ha 31inde.
Saçmalık.
Old 21-11-2008, 16:33   #11
Av.Ali DURAK

 
Varsayılan

Tüm ücret değil kıst ücreti adı altında o ay kullandığınız kota kadar gelmesi gerekir
Old 26-11-2008, 11:05   #12
Av.Ceylan Pala Karadağ

 
Varsayılan

Telefon hattı almadan ADSL geliyor;

Çıplak ADSL ile internet kullanıcıları, kullanmadıkları halde zorunlu telefon hattı sabit ücreti ödemekten kurtulacaklar
Türk Telekom CEO'su Paul Doany “Çıplak ADSL” projesi üzerine çalıştıklarını söyledi. Doany, internette vergilerin indirilmesiyle birlikte alternatif internet servis sağlayıcılara (ISS) yönelik fiyat avantajları sunacaklarını bunun için fiyatlarının belirlenmesini beklediklerini söyledi.
KAYNAK:
http://yenisafak.com.tr/Bilisim/?t=26.11.2008&i=152331
Old 28-08-2009, 14:57   #14
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

HGK "sabit ücret" hukuka uygundur.


YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

Esas Numarası: 2009/13-122

Karar Numarası: 2009/189

Karar Tarihi: 13.05.2009



TARİFELERİN DÜZENLENMESİ

TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNİN GÖREV VE YETKİLERİ



406 s. TelefonTelgrafK/Ek18

2813 s. TelsizK/4, 7

4077 s. TüketiciK/22

5809 s. ElektronikHaberleşmeK/13



ÖZETİ: Herkesin makul bir ücret karşılığında telekomünikasyon hizmetlerinden ve altyapısından eşit şekilde yararlanması ilkesinden hareketle, Türk Telekomünikasyon A.Ş tarafından yapılan enerji tüketimi, teknik donanım, bakım ve yönetim gibi masrafların karşılığı olarak, Telekomünikasyon Kurumu tarafından onaylanan tarife uyarınca alınan sabit ücretin, yasal ve hakkaniyete uygun bir uygulama olduğu; bu bağlamda, yasal ölçütler yerine direnme kararında sözü edilen sübjektif esaslara göre değerlendirme yapılamayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır. Yerel Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen ve davanın kabulü ile Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline karar verilmesi gereğine işaret eden Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, hatalı teşhis ve değerlendirme sonucu davanın reddine dair verilen önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.



Taraflar arasındaki “Karar İptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Balıkesir Asliye 2. Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) davanın reddine dair verilen 27.06.2008 gün ve 2008/137-301 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18.12.2008 gün ve 2008/10943-15049 sayılı ilamı ile; (...Davacı, telefon abonesi olan davalının sabit ücret alınmaması gerektiğinden bahisle yaptığı başvuru sonucu Balıkesir Tüketici Sorunları Hakem Heyetince, sabit ücret alınmamasına karar verildiğini, bu kararın hukuka aykırı ve yersiz olduğunu, sabit ücretin 4502 sayılı kanunun 12. maddesi, 406 sayılı Kanunun ek 18. maddesine eklenen fıkra uyarınca alındığını, yasaya uygun olduğunu, hattın aboneye tesisi karşılığında yürütülen asgari hizmetler karşılığında alındığını bildirip, Balıkesir Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 24.3.2008 tarih ve 2008/99 sayılı kararının iptalini istemiştir.

Davalı, davaya cevap vermediği gibi, duruşmalara da katılmamıştır.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davalının başvurusu üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyetince, davacının abonelerinden almakta olduğu sabit ücretin alınmaması gerektiğine karar vermesi üzerine, bu kararın iptali talebiyle açılmış olup, davalının yaptığı başvuru ile yarattığı çekişmenin giderilmesine yöneliktir. Her ne kadar davacının aldığı sabit ücretler miktar itibariyle, gerek 4077 sayılı kanunun 22. maddesinde, gerekse HUMK'nun 427. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının altında kalmakta ise de, yaratılan çekişme ve verilen hüküm bir yıla mahsus olmadığından ve ileriki yıllara da yönelik olduğu anlaşıldığından, kararın kesinlik sınırlarının dışında kaldığı da açık ve belirgindir. Davacının hem sabit ücret hem de konuşma ücreti talep ettiği, sabit ücretin hangi hizmetlerin karşılığı olduğunun açıklanmadığı, her aboneden aynı miktar sabit ücret istendiği, 406 sayılı kanunun ek 18. maddesindeki tanıma uygun olmadığı, eşitlik, iyiniyet ilkelerine aykırı, haksız uygulama olduğu belirtilerek, Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin kararı yerinde görülerek mahkemece davacının davası red edilmiştir. Bu sonuca varılırken, sabit ücretle ilgili yasal düzenlemeler tartışılmamış ve herhangi bir araştırma ve incelemede yapılmamıştır,

Her şeyden önce konunun aydınlanması için, davacının abonelerinden alabileceği ücretle ilgili yasal düzenlemelerin ne olduğunun açıklanması gerekir. 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan, 4. maddesi ile telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesinde veya telekomünikasyon alt yapısı işletilmesinde ve bu hususlarda yapılacak düzenlemelerde gözönünde tutulacak ilkeler belirtilmiş olup, bunlar özetle; herkesin, makul bir ücret karşılığında telekomünikasyon hizmetlerinden ve alt yapısından yararlanmasının sağlanması, aksini gerektiren objektif nedenler bulunmadıkça eşit şartlardaki aboneler arasında ayırım gözetilmemesi ve hizmetlere benzer konumdaki her kişi tarafından eşit şartlarla ulaşılabilir olması, hizmetlerin belli teknik ve ekonomik koşullar çerçevesinde makul surette karşılanabilecek bir bedelle sağlanması, teknolojik yeniliklerin uygulanması ve araştırma geliştirme yatırımlarının desteklenmesi, hizmet kalitesi standartlarına uygunluk sağlanması, ücretlerin yatırım işletme maliyetlerini ve genel masraflarından ilgili payını, amortisman ve makul ölçüde karı mümkün olduğu ölçüde yansıtması v.s. gibi belirtildikten sonra, kanunun 4. faslında “Telekomünikasyon hizmetlerinin ücret esasları” başlığı altında 29. maddesi ile özetle telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve/veya altyapı işletilmesi karşılığında alacakları ücretleri ilgili mevzuat, tabi oldukları görev ve imtiyaz sözleşmesi, telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin ve kurul düzenlemelerine aykırı olmayacak şekilde serbestçe düzenleneceği hangi hallerde Telekomünikasyon kurumunun ücret belirleyebileceği belirtilmiş, 30. madde ile de, ücret düzenlenmesinde gözönünde tutulacak ilkeler belirtilmiş, bu meyanda öncelikle; ücretlerin adil olması, benzer konumdaki kişiler arasında haklı olmayan nedenlerle ayırım gözetilmemesi, yatırım ve işletme maliyetleri de dahil olmak üzere, mümkün olduğunca ilgili hizmetin maliyetlerini yansıtacak şekilde belirlenerek tarifelerin dengelenmesinin esas olduğu, bir hizmetin maliyetinin diğer bir hizmetin ücreti yoluyla desteklenmesinden ve karşılanmasından kaçınılması, haklı gerekçelerin varlığı halinde, ücretlere zorunlu maliyetleri ve makul ölçüde kârı da yansıtılarak, üst sınır konulabileceği belirtilmiş olup, ek 18. maddesine 4502 sayılı yasanın 12. maddesi ile eklenen fıkrada “Bir iş ve hizmetin karşılığı olarak alınan ücret abonman ücreti, sabit ücret, konuşma ücreti, hat kirası ve benzeri kira ücretler ve bunlar gibi değişik ücret kalemlerinden birisi veya bir kaçı olarak tespit edilebilir” hükmü getirilmiştir. Yine, 2813 sayılı Telsiz Kanununun 4. maddesi ile kurulan Telekomünikasyon Kurumunun, aynı yasanın 7/h maddesi ile Türk Telekom ve diğer işletmecilerin hazırladıkları tarifeleri onaylayacağı ve ondan sonra tarifelerin yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Dava açıldığında mevcut olan ve belirtilen yasal düzenlemeler dava karara bağlandıktan sonra, dairemizce temyiz incelemesinden önce 5.11.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5809 sayılı yasa ile 406, 2813 sayılı kanunlarda değişiklik yapılarak bu maddeleri iptal edilmiş olup, iptal edilen maddelerdeki düzenlemeler, aynen yeni yasada yer almıştır. 5809 sayılı yasada ücretlendirme ile getirilen 13 ve 14. maddelerdeki düzenlemeler iptal edilen 406 sayılı ve 2813 sayılı yasanın ilgili maddelerindeki aynı hükümleri taşımaktadır.

Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, dava konusu sabit ücret, yasa ile belirlenen bir ücrettir. Türk Telekom tarafından yapılan tarife Telekomünikasyon Kurumu tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girmekte ve uygulanmaktadır. Bu ücretin Anayasaya aykırı olmadığı, Anayasa Mahkemesinin 10.2.2004 tarih ve 74-9 sayılı kararı ile de belirlenmiştir, Sabit ücretin, yapılan görüşmeler dışında, abonenin telefon görüşmesini sağlamak üzere bütün yıl boyunca telefon hattının görüşmeye hazır tutulması için, işletmeci şirket tarafından yapılan enerji tüketimi, teknik donanımı, bakım ve yönetim ile personel çalıştırılmasından doğan masrafların karşılığı olduğu, bu uygulamanın yurt dışındaki telekom firmalarınca da yapıldığı, daha önce Dairemizce temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarından bilinmektedir, Sabit ücretin alınmaması, bu kalem masrafların konuşma ücretlerine yansıtılması da aboneler arasında adaletsizlik yaratacaktır. Zira çok konuşandan bu masraflar çok fazla olarak alınacak az konuşandan az, başkasını aramayan, arandığında konuşan aboneden ise, hiç sabit ücret alınmaması sonucunu doğuracaktır. Bu sonuç hakkaniyete uygun olmadığı gibi adil ve yasada öngörülen ücretin belirlenme kurallarına uygun değildir, O nedenle, telefon abonesi olan herkesin, hiç başkalarını aramasa, telefonla hiç konuşmasa dahi, hattın kendisine tahsis edilip bağlı kalması, her an başkalarını araması veya başkalarınca aranarak konuşması için hazır bulundurulmasının karşılığı bir sabit ücret ödenmesi yaptığı konuşmaların sayısına göre de, ayrıca ücret ödenmesi aklın, mantığın ve hakkaniyetin gereğidir, Dairemizin uzun süredir uygulaması da sabit ücretin yasal ve hakkaniyet gereği olduğu yönündedir. Kaldı ki ücret tarifeleri hizmet veren kurum tarafından hazırlanmakta ise de, bunun yürürlüğe girip uygulanabilmesi, bağımsız bir kurum olan Telekomünikasyon kurumunun uygun görüp onaylamasına bağlıdır. Nitekim Telekomünikasyon Kurumu aleyhine onayladığı tarifelerin iptali talebiyle davalar açıldığı hususu da taraflarca bilinmektedir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, davacının abonelerinden almakta olduğu sabit ücretin alınmaması gerektiğine dair Tüketici Sorunları Hakem Heyetince verilen kararın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemenin, “davacı tarafından sabit ücret alınması konusunda yapılan uygulamanın, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun 18. maddesindeki tanıma uygun bulunmadığı, eşitlik ve hüsnüniyet ilkelerine de aykırı olduğu, alınan sabit ücretin hangi hizmetin karşılığı olduğu da açıklanmadığından davacı yönünden haksız kazanç teşkil ettiği” gerekçesiyle ve 4077 sayılı Kanun'un 22. maddesine göre kesin olduğu belirtilmek suretiyle verilen ilk karar; Özel Daire'ce, yukarıda tam metni alınan bozma ilamıyla, mahkemece verilen kararın temyiz ve inceleme kabiliyeti bulunduğu kabul edildikten sonra esasa ilişkin nedenle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, “dava konusu sabit ücret tutarının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda belirlenen temyiz sınırının çok altında bulunduğu ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22. maddesine göre kesin olarak verilen ilk kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı; sabit ücret konusunda ise, Kanun ve davacı şirketin uygulamalarını aşar şekilde konuya yorum getirilemeyeceği” gerekçesiyle usule ve esasa ilişkin nedenlerle, direnme kararı verilmiştir.

Telefon abonesi olan davalının, 31.12.2007 tarihli fatura ile tahakkuk ettirilen “10,64 YTL sabit ücretin iptali, 01.01.1995-21.02.2008 tarihleri arasında kendisinden tahsil edilen miktarın hesaplanarak iadesi ve takip eden aylarda da “sabit ücret bedeli” adı altında ücret tahakkuk ettirilmeyerek fatura düzenlemelerinin yapılması” talebiyle başvuruda bulunduğu Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'nce “talebin kabulü ile sabit ücretin alınmaması gerektiğine” dair verilen kararın iptali istemiyle Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından açılan eldeki davada; gerek 15.04.2008 dava tarihi, gerek 18.12.2008 bozma tarihi ve gerekse 27.01.2009 direnme tarihleri itibariyle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nu 427. maddesinin 5219 ve 5236 sayılı Kanunlar ile yapılan değişiklikten sonraki hükmü yürürlükte olup davacı tarafından alınan sabit ücretin anılan Kanunlar uyarınca belirlenen temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır,

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, esasın incelenmesine geçilmeden önce; davanın niteliği ve müddeabihi itibariyle, direnme kararının temyizinin mümkün olup olmadığı, bir başka ifadeyle direnme kararının kesin olup olmadığı bir usulü ön sorun olarak tartışılmış ve şu sonuca varılmıştır:

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/2. maddesinde, miktar veya değeri belirli bir tutarın altında kalan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararların kesin olduğu dolayısıyla temyizinin olanaklı bulunmadığı hükme bağlanmıştır.

Yasa koyucu bu hükümle açık bir biçimde, bir kararın temyiz kabiliyetini haiz bulunup bulunmadığını belirlerken, davanın miktar veya değeri yanında temel ölçü olarak davanın türünü de esas almıştır.

Dava, davacının abonelerinden almakta olduğu sabit ücretin alınmamasına dair Tüketici Sorunları Hakem Heyetince verilen kararın iptali istemiyle açılmış; davalının yarattığı çekişmenin giderilmesi talep edilmiştir.

Her ne kadar, davacının davalıdan aldığı sabit ücret miktar itibariyle 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22. maddesinde ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının altında bulunmakta ise de; sabit ücretin alınıp alınmaması hususunda verilen hükmün salt alınan sabit ücrete münhasır olmayıp, sonraki yıllara da yönelik olduğu ard etkisinin bulunduğu kuşkusuzdur.

Yine, sabit ücret uygulaması nedeniyle eldeki dosyada tek bir abone uyuşmazlığı yargıya taşımış olmasına karşın, ortada tüm aboneleri ilgilendiren, toplu bir hak uyuşmazlığının bulunduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

Bu itibarla, sabit ücretin yasada öngörülen ücret tespit kurallarına uygun olduğu yönünde tespit istemini de içeren böyle bir davada verilen karar, bir kanun hükmünün ileriye dönük uygulanıp uygulanmaması yönünde de sonuç doğuracağından, temyiz incelemesinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22. maddesi ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının gözetilmemesi gerektiğine, dolayısıyla bu davanın miktar ve değerine bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğuna oybirliğiyle karar verilmiş ve işin esası incelenmiştir.

Esas yönünden, direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş. nin telefon abonelerinden almakta olduğu sabit ücretin yasal ve hakkaniyete uygun olup olmadığı; bu bağlamda, sabit ücretin alınmaması gerektiğine dair Tüketici Sorunları Hakem Heyetince verilen kararın iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği, noktasındadır.

Öncelikte, davacı Türk Telekom A.Ş. tarafından, telefon abonelerinden alınmakta olan “sabit ücretin” yasal dayanağının açıklanmasında yarar vardır:

Bilindiği üzere; 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun ek 18. maddesine 27.01.2000 tarih ve 4502 sayılı Kanunla ilave edilen son fıkrasında, “Bir iş ve hizmetin karşılığı olarak alınan ücret; abonman ücreti, sabit ücret, konuşma ücreti, hat kirası ve benzeri kira, ücretler ve bunlar gibi değişik ücret kalemlerinden birisi veya birkaçı olarak tespit edilebilir.” hükmü öngörülmüştür.

Anılan Ek 18. maddenin son fıkrasında yer alan “...sabit ücret…” sözcüğünün Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali talep edilmişse de, Anayasa Mahkemesin 11.05.2004 tarih ve 25459 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10.02.2004 tarih ve E:2000/74, K:2004/9 sayılı kararıyla, sabit ücretin abone tarafından ödenmesinin, Anayasa'nın 5. maddesinde temel amaç ve görevleri belirtilen sosyal hukuk devleti ve adalet ilkelerine aykırılık oluşturmayacağı ve kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkını zedelemeyeceği gibi, Anayasa'nın 22. maddesindeki haberleşme hürriyetini de engellemeyeceği sonucuna varılarak, sabit ücretin Anayasa'ya aykırı olmadığına, hükmedilmiştir,

Öte yandan; 2813 sayılı Telsiz Kanunu'nun 4. maddesi ile kurulan Telekomünikasyon Kurumu'na aynı Kanun'un 7/h maddesi ile, “Telekomünikasyon hizmetlerinden ve altyapısından yararlanacak kullanıcılara ve telekomünikasyon şebekeleri arasındaki ara bağlantılar bakımından diğer işletmeden uygulanacak ücret tarifelerine ve sözleşme hükümlerine ve teknik hususlara ilişkin genel kriterleri ve görev alanına giren diğer konularda uygulama usul ve esaslarını belirlemek, tarifeleri incelemek değerlendirmek, gerekenleri onaylamak ve bunların uygulanmasını izlemek...” görevi yüklenmiştir.

Nihayet; yargılama aşamasında, 10.11.2008 tarih ve 27050 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 05.11.2008 tarih ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile az yukarıda açıklanan 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile 2813 sayılı Telsiz Kanunu'nda değişiklik yapılmıştır.

Mahkemece verilen ilk karardan sonra yürürlüğe giren, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun Tarifelerin düzenlenmesi” başlıklı 13/1. maddesinde, Tarife; abonman ücreti, sabit ücret konuşma ücreti, hat kirası ve benzeri değişik ücret kalemlerinden birisi veya birkaçı olarak tespit edilebilir” hükmüne yer verilerek, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 18/son fıkrasına paralel bir düzenlemeye gidilmiştir.

Tüm bu açıklamaların ortaya koyduğu sonuç; 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 18. maddesinin son fıkrası ile daha sonra yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 13/1. maddesinde açıkça düzenlenen ve Telekomünikasyon Kurumu tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe giren “sabit ücret” uygulamasının, yasal dayanağı bulunan bir uygulama olduğudur.

Uyuşmazlığın çözümünde üzerinde durulması gereken bir başka yön ise; sabit ücretin yine yasal kapsamda hakkaniyete uygun olup olmadığı ve karşılığının belirlenmesine ilişkindir.

Bu noktada, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun, “Telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesinde veya telekomünikasyon alt yapısı işletilmesinde ve hu hususlarda yapılacak düzenlemelerde nitelik ve nicelik itibariyle gözönünde tutulması gereken ilkelerin” sıralandığı 4. maddesinde, herkesin, makul bir ücret karşılığında telekomünikasyon hizmetlerinden ve alt yapısından yararlanmasını sağlayacak uygulamaların teşvik edilmesi, aksini gerektiren objektif nedenler bulunmadıkça eşit şartlardaki aboneler, kullanıcılar ve işletmeciler arasında ayırım gözetilmemesi ve hizmetlerin benzer konumdaki her kişi tarafından eşit şartlarla ulaşılabilir olması, evrensel hizmetlerin belli teknik ve ekonomik koşullar çerçevesinde makul surette karşılanabilecek bir bedelle sağlanması, ilgili mevzuat, imtiyaz sözleşmesi veya telekomünikasyon ruhsatında açıkça belirlenen durumlar haricinde, ara bağlantı ücretleri ile hat ve devre kiraları da dahil telekomünikasyon hizmetleri karşılığı alınacak ücretlerin, yatırım ve işletme maliyetlerini ve genel masraflardan ilgili payını, amortismanı ve makul ölçüde karı mümkün olduğu ölçüde yansıtması gerektiği vurgulanmıştır.

Aynı Kanunun, “Telekomünikasyon hizmetlerinin ücret esasları” başlığı altında düzenlenen 29. maddesinde; işletmecilerin, telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve/veya altyapı işletilmesi karşılığında alacakları ücretleri, ilgili mevzuat, tabi oldukları görev ve imtiyaz sözleşmesi, telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin ve kurum düzenlemelerine aykırı olmayacak şekilde serbestçe belirleyebileceği vurgulandıktan sonra; Telekomünikasyon Kurumu'nun, ücretlerin hesaplanma yöntemleri ile üst sınırlarını tayin ve tespite yetkili olduğu durumlar, ayrıca sıralanmıştır.

Anılan Kanun'un, Ücretlere ilişkin düzenlemeler yapılırken göz önünde tutulması gereken genel ilkelerin açıklandığı 30. maddesinde ise, ücretlerin adil olması ve benzer konumdaki kişiler arasında haklı olmayan nedenlerle ayırım gözetilmemesi, yatırım ve işletme maliyetleri de dahil olmak üzere mümkün olduğunca ilgili hizmetin maliyetlerini yansıtacak şekilde belirlenerek tarifelerin dengelenmesi gerektiğine dair ilkeler konularak, bir hizmetin maliyetinin diğer bir hizmetin ücreti yoluyla desteklenmesinden ve karşılanmasından kaçınılması ve haklı gerekçelerin varlığı halinde, ücretlere zorunlu maliyetlerin ve makul ölçüde karı da yansıtmak kaydıyla üst sınır konulabileceği belirtilmiştir.

Şu açık ilkeler karşısında; Kanunda bir iş veya hizmetin karşılığı olarak alınan ücret çeşitleri arasında yer alan “sabit ücret”in, telekomünikasyon hizmetleri ve alt yapısının abonenin kullanımına, sürekli hazır bulundurulması, telefon hattının hiç konuşma yapmadan gelen aramaları cevaplandırması ve çalışır durumda olmasının sağlanması, belli teknik donanım, bakım ve yönetim ile buna dair personel çalıştırılmasından kaynaklanan benzeri masrafların karşılığı olduğu ve eşit şekilde abonelere yansıtıldığı kuşkusuzdur. Bu haliyle sabit ücretin, salt konuşandan alınması, konuşma yapmayandan alınmaması durumunda, konuşmayan abone belirtilen hizmetlerden yararlandığı halde ücret ödemeyecek ve yukarıdaki yasal ilkelere aykırı olarak aboneler arasında eşitsizlik doğacaktır.

Sonuç olarak; herkesin makul bir ücret karşılığında telekomünikasyon hizmetlerinden ve altyapısından eşit şekilde yararlanması ilkesinden hareketle, Türk Telekomünikasyon A.Ş tarafından yapılan enerji tüketimi, teknik donanım, bakım ve yönetim gibi masrafların karşılığı olarak, Telekomünikasyon Kurumu tarafından onaylanan tarife uyarınca alınan sabit ücretin, yasal ve hakkaniyete uygun bir uygulama olduğu; bu bağlamda, yasal ölçütler yerine direnme kararında sözü edilen sübjektif esaslara göre değerlendirme yapılamayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen ve davanın kabulü ile Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline karar verilmesi gereğine işaret eden Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, hatalı teşhis ve değerlendirme sonucu davanın reddine dair verilen önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın iadesine, 13.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
vekalet ücreti sabit ücret av.beyşehirli Meslektaşların Soruları 4 27-12-2006 11:56
Anayasa Mahkemesi'nden Cep Tel.Sabit Ücret Kararı Av.Habibe YILMAZ KAYAR Hukuk Haberleri 0 11-05-2004 21:59
Sabit Nisbetli Ücret Sözlesmesi Bitaraf Hukuk Soruları Arşivi 1 21-02-2002 20:36
Cep Telefonlarında Sabit Ücret ökkeş Hukuk Soruları Arşivi 2 13-02-2002 17:58


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05725098 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.