Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Sözleşmenin Tali Edimlerinde Temerrüt ve Akdin Feshi

Yanıt
Old 16-03-2007, 16:24   #1
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Sözleşmenin Tali Edimlerinde Temerrüt ve Akdin Feshi

Değerli Üyeler,

Bk.106. maddede düzenlenen "Akdin Feshi" hükmü dairesinde;

1) Akdin tali edimleri bakımından temerrüdün neden temerrüt nedeni sayılmadığını,
2) Akdin Tali edimlerine aykırı davranışın neden "Akdin feshi" nedeni sayılmadığını

irdelemek ve tartışmak istiyorum.

Bilindiği üzere YHGK.’nun 06.03.1963 gün ve 1963/6-13 E., 1963/23 K. nda Kira akdinin asli edim borcu dışında kalan tali edimlerine aykırılığın BK:106. madde kapsamında Akdin feshi nedeni olamayacağı şu gerekçelerle kabul edilmektedir:

Alıntı:
"Nihayet, Borçlar Kanununun 106. maddesinin uygulanmasıyla aktin feshi ve kiracının çıkartılması yoluna da gidilemez; zira, 106. madde karşılıklı borçları kapsayan yani birisi öbürünün karşılığı olan borçlardan meydana gelen akitlerde taraflardan birisinin bu karşılıklı borçlardan birisini yerine getirmemesi halinde, belli şartlar altında, diğer tarafın akti feshedebilmesini öngörmektedir. Buna göre, akitten doğan ve fakat biri öbürünün karşılığı bulunan borçlardan başka olan bir borç, yerine getirilmezse bu durum, 106. madde gereğince aktin feshi hakkını vermez. Borçlar Kanununun 248. maddesinde ( adi kira bir akittir ki, kiralayan, onunla kiracıya ücret mukabilinde bir şeyin kullanılmasını terketmeyi iltizam eder ) diye tarif edilen kira aktinde birbirinin karşılığı olan borçlar, kira parasını ödenmesi borçluyla kiralanan malın kullanılmasını kiracıya bırakılması borcudur. Kapıcı parası ödenmesi borcu, az yukarıda belirtildiği gibi, kira ödeme borcu olmadığı gibi kiralananı kullanmayı bırakan borcu da değildir. Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, kapıcı parasını ödeme borcu yerine getirilmezse, bundan dolayı kira aktinin feshiyle kiracının çıkartılması istenilemez. Bu görüş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6/7 E., 8 K. sayılı ve 15/02/1961 günlü kararıyla benimsendiği üzere, kiracını akit gereğince kiralayana ödemeyi yüklendiği aydınlatma ve temizleme resimlerinin 6570 sayılı Kanunun 7. maddesinin E bendinde anılan kira parası kapsamına girmediğinden dolayı, kiracının çıkartılmasını istenemeyeceği yollu görüşe de uygundur. Gerçekten, kapıcı parasının kiralanana ödenmesi borcu üzerinde az önce yürütülen bütün düşünceler, çöp ve fener resimlerini kiralayana ödenmesi boru için dahi, olduğu gibi, doğrudur.

3 - Borçlar Kanunu, ancak aktin esas borçları bakımından aktin feshini kabul etmiş, 6570 sayılı kanunda da bunlar dışında kalan kiracı çıkartma sebeplerini ve bunların şartlarını kesin hükümlerle belli etmiştir. Bu hükümler bir bütün olarak incelenirse, ikinci derecedeki borçlardan dolayı kira aktinin bozulması esasının kabul edilmediği ve kanun koyucunun birbirine aykırı çıkarları uzlaştırmak için bu yolu tuttuğu açıkça anlaşılır. O halde Medeni Kanunu 1. maddesi uyarınca hakim tarafından durdurulması gerekli bir boşluk söz konusu edilemez. "

Ben bu görüşün hukuka uygun sonuç doğuramayacağını şu nedenlerle düşünüyorum:

Alıntı:
BK.106. maddesinde, “karşılıklı taahhütleri havi bir sözleşmede iki taraftan birisi temerrüde düştüğü takdirde…” hükmü ile BK.101. maddede düzenlenen temerrüde atıf yapılmıştır. Atıf yapılan BK.101. madde ise, aynen:”Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur.” Şeklindedir. Bir sözleşme ile taraflar karşılıklı olarak borç ve haklar tanzim edebilirler. Sözleşmede imza altına alınan hususlar ve özellikle yükümlülükler imza anından itibaren üstlenen taraf için sözleşmesel bir borç niteliğine bürünür. Bu durum hukukun genel prensiplerindendir. Bu hesapla sözleşme ile açıkça yazılı olarak yükümlenilen hususların ihtara rağmen yerine getirilmemesi borcun yerine getirilmemesi olarak nitelendirilir ve bu temelde BK.101. maddenin aradığı temerrüt doğmuş olur. Başka bir ifadeyle; taraflar arasında sadece akdin ana edimlerinde anlaşılması ve diğer tali koşulların tanzim edilmemesi hali ile, yazılı olarak hem asli edimlerin hem de tali edimlerin açıkça yükümlenilmesi hallerini aynı değerde değerlendirmek adil olamaz. Çünkü ilkinde, tali edimler hususunda tarafların açıkça üstlendiği bir borç söz konusu değilken, somut olayımızda olduğu gibi tali yükümlülükler açıkça ve yazılı olarak sözleşmede üstlenilmiş ise, bu durumda tüm yükümlülükler tali mükellefiyet olmaktan çıkar ve her biri birer sözleşmesel asli borç haline gelir. O halde somut olayda yazılı kira sözleşmesi ile kiracının üstlendiği depozitoyu ödeme yükümlülüğü BK.1 ve temerrüt anlamında BK.101. madde kapsamında bir borçtur ve ihtara rağmen borcun ifa edilmemesi temerrüde nedendir. Temerrüdün olduğu bir sözleşmenin ise BK.106. madde temelinde haklı nedenle feshi her zaman için mümkündür ve yasaldır. Aksi durumun kabulü halinde sözleşmenin asli edim borcu dışındaki hususlarda, tarafların yazılı borç yükümlülüklerinin bir anlamının olmadığı benimsenmiş olacağı gibi, sözleşmede açıkça yükümlenilen hususların yerine getirilmemesi “akde uygun davranış” kabul edilmek zorunda kalınır ki bunun hukuka uygun sonuç olduğunu iddia etmek mümkün olamaz.


Bu gün bu konuda bir Temyiz Dilekçesi hazırladım ve gerekçemi özetle yukarıdaki şekilde izah etmeye çalıştım. Bu konuda fikirlerinizi almak ve tartışmak istiyorum.

Saygılarımla.
Old 16-03-2007, 18:04   #2
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Çok güzel bir konu, doğrusu.

Kira akdinde tali edimler sayılabilecek edimlerle ( HGK’ya göre kira parası dışındaki edimler) ilgili BK m.256'ya da gidilebileceğini düşünüyorum.

“I - BORCA MUVAFIK SURETTE TEKAYYÜT
MADDE 256 - Müstecir mecuru kullanırken tam bir ihtimam dairesinde hareket ve apartman icarında bina dahilinde oturanlara karşı icabeden vazifeleri ifa ile mükelleftir.
Müstecir vukubulan ihtara rağmen bu mükellefiyete daimî surette muhalefet eder yahut açıktan açığa fena kullanarak mecura daimî bir zarar iras eylerse mucir tazminat ile birlikte icar akdinin hemen feshini talep edebilir.
Mecurda, icrası mucire ait tamirata lüzum hasıl olduğu yahut üçüncü bir şahsıs mecur üzerinde bir hak iddia ettiği takdirde; müstecir, keyfiyeti hemen mucire ihbar etmekle mükelleftir. Aksi takdirde zarardan mesul olur.”


Buradan, kiracının yolladığınız HGK’daki tali sayılan edimlerinin bu maddeye girmesi ve kira akdinin feshine yol açması çıkacaktır. ( Gerçi bu konudakı Yargıtay kararlarını aradığımda karşıma, sizin yolladığınız HGK çıktı ama...)


Bir edimin yan edimin sözleşmede yer almasının onu asli edim /borç haline getireceği saptamanıza katılamıyorum. Ancak, yan edim ihlalinin sözleşmenin feshi nedeni sayılacağı haller olacağı görüşündeyim. Yan edim ihlalinin, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu ve taraflardan biri açısından sözleşmeyi çekilmez hale getirdiği durumlar söz konusu ise, edimin asli-tali olması ayrımına çok da itibar edilmemesi gerekir. Bu da her somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.


Kısaca gerekçem sizinkinden farklı ve koşullu da olsa, yan edimin sözleşmenin feshine neden sayılabileceği haller olması gerektiğini düşünüyorum.

Saygılar.
Old 16-03-2007, 22:19   #3
halit pamuk

 
Varsayılan

Merhaba,

borcun ifası;

1. borç gereği gibi ifa edilir.(asli ve yan bütün edimleri kapsar)

2. Borç geç ifa edilir(Temerrüt)

3. Borç ifa edilmez.

4. Borç ifa edilemez(imkansızlık)

5. Borç ifa edilir ama gereği gibi ifa edilmez.

Kanaatimce eğer asli edimler yerine getirilip tali edimlere aykırı hareket edilmişse,bu, borcun gereği gibi ifa edilmemesi anlamına gelir.


Borç zamanında ifa edilmemişse bunun yaptırımı BK.m.101 vd. düzenlenmiştir.

Eğer borç gereği gibi ifa edilmemişse bunun yaptırımı BK.m.96 vd. Düzenlenmiştir.Bu kapsamda temerrüt ve fesih söz konusu olamaz.Ancak tazminat sorumluluğu söz konusu olabilir.


Yargıtay içtihatlarında da Yakıt parası gibi edimleri kira borcu kapsamında görüp söz konusu temerrüt ve fesih hükümlerini uygulamıştır.

Saygılarımla
Old 16-03-2007, 22:50   #4
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
1. borç gereği gibi ifa edilir.(asli ve yan bütün edimleri kapsar)

2. Borç geç ifa edilir(Temerrüt)

Sonuç olarak tali edimler de Borçlar kanununa göre bir "borç" tur.

O halde BK.101'e göre, vadesi gelmiş bir "borç" ödenmezse ihtar ile temerrüt oluşursa ve bu maddede "borç" kavramı bakımından bir ayrım yapılmamışsa niçin BK.106' ya göre akdin feshi nedeni olmasın?

Alıntı:
Borç zamanında ifa edilmemişse bunun yaptırımı BK.m.101 vd. düzenlenmiştir.

BK.101' in neticesi Bk.106 da yer alan seçimlik hakları kullanmak değil midir? O halde neden Akdin feshi seçeneğinden mahrum kalınsın?

Şöyle düşünelim:

Varsayalım ki olaydaki gibi kira akdinde kabul edilen kiracının depozito teminat senedi verme yükümlülüğü (borcu) yerine getirilmedi ve YHGK kararı doğrultusunda akdin feshine de olanak tanınmadı. Uzun süreli ve sürekli borç ilişkisi içeren kira akdi boyunca bu teminatı sağlamak için ne yapmak gerekecektir? Dava açıldı diyelim ve yine varsayalım mahkeme "depozito teminatı olarak bono verilmesine" hükmetti. Bu kararı nasıl icra edeceğiz? Bütün bunları da geçelim akdi ilişki sürekli ise başka bir deyişle edimin bir kez ifası ile akit sona ermiyorsa sözleşmede taahhüt edilen yükümlülüğün yerine getirilmemesine rağmen diğer tarafı sözleşmeyle bağlı kalmaya mecbur kılmak adil olacak mıdır?

Saygılarımla...
Old 16-03-2007, 23:41   #5
halit pamuk

 
Varsayılan

Merhaba,Sayın Tikici,

Öncelikle, beyinleri tahrik eden sorunuzdan dolayı kutluyorum.

Tali edimlerde bir borçtur.Ancak bir borçtur deyip işin içinden sıyralamayız.Bir sözleşmenin konusu birden fazla borcu içeriyor ve bunlardan biri asli borç diğeri tali borçsa;ve asli borç yerine getirilip tali borç yerine getirilmemişse, borçlunun temerrüdü hükümleri uygulanmaz.Şöyle ki,

Borç ilişkisini bir bütün olarak değerlendirmek gerekli.Asli borç için ayrı tali borç için ayrı bir hukuki sonuç olmaz.Borcun ifasının gayesi asli borcun yerine getiriLmesidir.kiracı için oturacağı evi teslim almak, kirayı veren içinse ev karşılığında kira parası almak,önemli olan.Eğer bunlar sözleşmede yoksa ortada geçerli bir sözleşme yok demektir.Bunun haricinde diğer borçlar, kira sözleşmesinin kimliğini, hukuki niteliğini doğrudan etkilemez. olmazsa olmazı değildir.Mesela ödemezlik defi açısından düşünün: yan borçların yerine getirilmemesi halinde bu defiyi ileri süremeyiz. Ancak asli borçlar karşılığında bu defiyi ileri sürmemiz mümkün.

Ayrıca Yargıtayı da tebrik etmek lazım: Mk.m.1 yorumu harika.Yani yargıtay'ın yorumuna tamamen katılıyorum.

"depozito teminatı olarak bono verilmesine" hükmetti diyelim; bu durumda sizin devamlı bahsettiğiniz,Bk.m 97 ne güne duruyor.(tabi bu ayrı bir tartışma konusu)

Kira akitlerinde sona erme sebepleri kanunda açıkça belirtilmiştir. Bunlar arasında yan borçlar yoktur..Beğenilmiyorsa kanun değiştirilmesi gerekir.Yapacak bir şey yok.Aslında adil olmayanda bir şey yok.

özetle:

1. bir akitte asli borç yerine getirilmiş,yan borç yerine getirilmemişse: Bk.m.96 ve 97
yani borç ifa edilmiştir demek ancak kötü ifa edilmiştir demek.

2. Asli borç zamanında yerine getirilmemişse: Bk.m.101 ve buna bağlı olarak Bk.m106

Saygılarımla
Old 17-03-2007, 00:50   #6
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Korayad,

Teşekkür ederim yorumlarınız için.

Alıntı:
1. bir akitte asli borç yerine getirilmiş,yan borç yerine getirilmemişse: Bk.m.96 ve 97
yani borç ifa edilmiştir demek ancak kötü ifa edilmiştir demek.

Kötü ifa bildiğiniz gibi borcun yerine getirildiği ancak gereği gibi olmadığı durumlarda söz konusu olur. Ve genelde sürekli borç ilişkisinin söz konusu olmadığı durumlarda gündeme gelir. Araba satın aldınız, parayı ödediniz ancak satıcı arabayı bozuk olarak teslim etti... (ayıp hükümleri ile 96. madde yarışan hak olarak muhafaza edilir) Her türlü kusurundan borçlu sorumludur ve tazminatı çatır çatır alırsınız... ilişki biter. Oysa kira akdi böyle değildir... tali borçlar için de kötü ifa kanımca düşünülemez.


Alıntı:
"depozito teminatı olarak bono verilmesine" hükmetti diyelim; bu durumda sizin devamlı bahsettiğiniz,Bk.m 97 ne güne duruyor.(tabi bu ayrı bir tartışma konusu)

Mahkeme karar verdi ve yapma borcunu ifa etmelisin dedi varsayalım. Kiracı yine vermedi teminat senedini... Bu durumda ne olacaktır? Burada 97. maddenin uygulanabilme olanağının olmadığını düşünüyorum. Zira borçlunun yerine bir başkasının senet düzenlemesi olanaklı değildir. Siz ne düşünürsünüz?

Bk.1 konusuna daha sonra girmek daha doğru olur diye düşünüyorum.

Saygılarımla...
Old 17-03-2007, 00:50   #7
halit pamuk

 
Varsayılan

yan edimler için Bk.m.97 uygulanamyacağını BK.m 96 uygulanması gerektiğini düşünürken ve araştırırken başka bir şeye ulaştım:

Bkk.m 96 aynen ifa istemine ve sözleşmeden dönmeye yer vermeyen bir kuraldır.Bu özelliği nedeniyle sözleşmenin müspet ihlalini Bk.m.96 tam karşılamıyor.

Rona Serozan'ın İfa,İfa Engelleri ve Haksız Zenginleşme Adlı eserinin 184. sayfasında, sözleşmeye aykırı hareket edilmesi durumunda m.101 kıyasen uygulanması gerektiğinden ve ifa etmeme tazminatı, sözleşmeden dönme, sözleşmeyi fesih hatta aynen ifa yaptırımlarına bağlanması gerektiğinden söz etmiştir.
Old 17-03-2007, 00:57   #8
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Korayad,

Bu konu zaman içinde daha da budaklanacaktır. Oldukça önemli bir tartışma konusu olduğunu düşünüyorum. Sözleşmenin feshi ve rücu (BK.106-108) çok yaygın uygulama alanı olduğu halde ne yazık ki üzerinde layıkıyla düşünülmemiş bir konudur. Basma kalıp bir kaç kural (Yargıtay Kararları ile) benimsenmiş ve öyle gelmiş gidiyor...
Old 17-03-2007, 16:30   #9
halit pamuk

 
Varsayılan

Sayın Tikici,

(Öncelikle bir itirafta bulunayım: yazılarınızı zevkle okuyorum.Şimdiye kadar gördüğüm en iyi hukukçulardan birisiniz..Bunu niçin söylüyorum;sadece bu başlık değil,buna benzer bir yığın başlık açarak hukuktan daha da zevk almamızı sağlıyorsunuz. )

Buraya kadar yazdıklarımızı ve yaptığımız tespitleri özetlersek:

1. Olayda sözleşmenin müspet ihlali var.

2. Sözleşmenin müspet ihlali durumunda sizin görüşünüz:Bk.m.101'in kıyasen uygulanıp alacaklıya fesh hakkının verilmesi gerekir.Yargıyay'ın görüşü ise Kira sözleşmesinde Fesh hükümlerinin uygulanmayacağı yönünde.Ancak bunu da kira sözleşmeleriyle sınırlı olarak bu içtihatı algılamak gerekir. Çünkü, Kira sözleşmesinin niteliği biraz farklı.

3. Aslında bu sorunlar,uygulamada ve doktrinde imkansızlık durumunda da hangi maddelerin uygulanacağı konusunda bir yığın tarışma var.

4. Aslında bu hususlarla ilgili çalışma gruplarında çalışma yapılabilir. Uygulamadaki yanlışlar tespit edilip ne olması gerektiği konusunda ayrıntılı çalışmalar yapılabilir.


Saygılarımla..
Old 20-03-2007, 19:05   #10
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Bu konu hukuk soruları arasına alınsa da kaynamasa. Git gide daha aşağı sayfaya geçiyor.
Old 20-03-2007, 19:09   #11
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Borçlar Hukuku Çalışma Grubuna aktarılması belki daha uygun olabilir.
Old 21-03-2007, 06:56   #12
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Katkı- Depozito

Kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde öngörülen "depozitonun yatırılması" koşulu, alacaklı yararına tanınmış bir fesih nedenidir.
12. HD.,E. 2001/10698,K. 2001/11764,T. 29.6.2001
Old 21-03-2007, 10:12   #13
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Metin,

Eklediğiniz karar için çok teşekkür ederim. Karar metnini Kazancı yayınlarında buldum fakat karardan şunu anladım sanki:

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2001/10698
K. 2001/11764
T. 29.6.2001
• KİRA SÖZLEŞMESİNDEKİ ÖZEL ŞART ( Depozitonun Yatırılması Koşulunun Alacaklı Yararına Tanınan Fesih Nedeni Olması )
• FESİH NEDENİ ( Kira Sözleşmesindeki Özel Şartlar Bölümünde Öngörülen Depozitonun Yatırılması Koşulunun Alacaklı Yararına Tanınan Fesih Nedeni Olması )
• KEFİLİN SORUMLULUĞU ( Borçlu Kiracının Feshinin Haklı Olmaması Durumunda Sözleşme Süresi Dahilinde Kefilin Sorumluluğunun Devam Etmesi )
• TAZMİNAT ( İtirazı Kaldırılan Borçlunun Talep Olduğu Halde Tazminatla Sorumlu Tutulmamasının Yasaya Aykırı Olması )
2004/m.269/d,68/son
ÖZET : Kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde öngörülen "depozitonun yatırılması" koşulu, alacaklı yararına tanınmış bir fesih nedeni olduğundan, fiilen taşınmazı kullanan borçlu, kendisine ait yükümlülüğü yerine getirmeyerek ve kendi kusuru sebebiyle anılan koşula dayanıp akdin oluşmadığını ileri süremez.
Kazancı yayınları


"Kira kontratı özel koşullarında "depozito bedelinin yatırılmaması" taraflarca fesih nedeni sayıldığından..."

Ben mi yanlış algıladım acaba. (Gerçi kararın konusu farklıdır ama tespit bizim için önemlidir) Sözleşmede yazılı olarak depozito verilmesi şart olarak belirtildiği halde bunun fesih nedeni olduğu yazılı değilse (Bizim olayımızdaki gibi) bu karar yine de emsal alınabilir mi?

Benim daha önceki görüşlerim ortada, fesih nedeni olması gerektiği yönünde fakat Y.H.G.K tam aksini söylüyor.

Saygılarımla.
Old 21-03-2007, 11:57   #14
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Ben de somut durumda BK m.96'nın yarar sağlayacağını düşünmüyorum.

Aslında BK m.1'den itibaren konuya bakmaya başladığımızda, kira akdinin sinallagmatik ve kira süresi boyunca sürekli borç ilişkisi doğuran bir akit tipi olduğunu görüyoruz. BK m.106'nın uygulanacağı akit türleri de tam bu tip akitler. Konu, yan edimde düğümleniyor.

Yan edimin ifa edilmemesinin BK m.106'ya tabi tutulmaması konusunda Turgut Uyar'ın Borçlar Kanunu kitabında örnek olarak verilen YİBK kararını aşağıya özet olarak alıntılıyorum :

T.C.

YARGITAY

İÇTİHADI BİRLEŞTİRME GENEL KURULU

E. 1966/14

K. 1968/7

T. 4.3.1968

ÖZET : Temizleme ve aydınlatma harcı, kira parası kapsamına girmeyeceğinden, Borçlar Yasası`na göre, kiralanının "temerrüt" nedeniyle tahliyesi istenemez
....
....
KARAR : Borçlar Kanunu`nun 248`inci maddesinde, "Adi icar bir akittir ki,mucir onunla ücret mukabilinde bir şeyin istimalini terk etmeyi iltizam eder" denilmiş olmasına nazaran, kira parası, kiralanının kullanılması karşılığıdır. 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan temizleme ve aydınlatma resmi, yapılan bir hizmetin karşılığıdır. Bu Kanun`un 9`uncu maddesinin 9`uncu fıkrasıyla veya Kira mukavelenamesinde konulan bir şartla tamamının veya bir kısmının kiracıya yükletilmiş olması, bu resmin mahiyetini değiştirmediği gibi, bu borcun kira parasının bir cüz`ü olarak kabulünü gerektirmez. Bu itibarla, borçlu bulunduğu temizleme ve aydınlatma resmini ödemeyen kiracının, Borçlar Kanunu`nun 260`ıncı maddesine dayanılarak mütemerrit sayılması ve kira aktinin fesholunması düşünülemez. Bu resmi, kiralayan ödemiş ise, bu alacak, onun kiracı zimmetinde adi bir alacağı niteliğini alır.

Görüldüğü gibi bu içtihatta, kira sözleşmesinde kararlaştırılmış olsa dahi, temerrüdün oluşmayacağı belirtiliyor.

BK m. 260'ta kiracının temerrüdü düzenlenirken, temerrüde esas olanın kira parası olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla tartışma, mesela aidat borcunun kira parasından sayılmaması meselesine sıkışıyor. Bu duruma bir çıkış olarak, aidatın kira bedelinden sayılacağı hükmü kira kontratlarında bazen yer alıyor.

Kısmi temerrütten söz etmek ve mesela aidatın ödenmemiş olmasının kira parasının ödenmesini ( borcun ifa edilen bölümünü ) yararsız hale getirdiğinden bahsetmek ilk bakışta mümkün gibi görünse de , son bakış Sn.Dikici'nin sunduğu HGK'ya yapılacaksa, yine sıkıntı başlıyor. Zira, madem BK m.106 yan edime uygulanamaz, kısmi temerrüt de ancak asıl edim bakımından mümkündür görüşü ile karşılaşmak olası.

Sn.korayad'ın , kira akdinin feshi sebepleri bellidir, yan edimlerde temerrüt feshe sebebiyet vermez görüşü mevzuata bakıldığında haklılığını korumaktadır. Benim, bu konuda bir çıkış , yorum olarak dürüstlük kuralını ve sözleşmenin çekilmez hale gelmesini ileri sürmem de bundan kaynaklanmıştı.

Bu konudaki tartışmaya devam edileceğini umuyorum.

Saygılar.
Old 21-03-2007, 13:04   #15
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

Alıntı:
bu karar yine de emsal alınabilir mi?


Sayın Dikici,
Bence evet...
Ve devamla:
Sözleşmenin feshinde Yasal koşul – Sözleşmesel koşul
Özet:
1.Kira sözleşmesi; genel ve özel koşullarıyla bir bütündür.
2.6570 s.yasa Özel koşulların tespitini yasaklamamıştır.
3.Hukuken geçerli sayılan “özel koşulların” bir yaptırımı olmak gerekir.
4.Somut olayda, “özel koşulun” yerine getirilmemiş olması nedeniyle BK.m.106 uygulanabilmelidir.
5.HGK. yalnızca ilişkin olduğu dava için bağlayıcıdır (HUMK.m. 439).

Görüş ve Gerekçelerim:
6570 s.K.
Yasanın BK. ile ilişkisi:
MADDE 1 - ….. kiralayanla kiracı arasındaki hukuki münasebetlerde bu kanun ile Borçlar Kanununun bu kanuna aykırı olmayan hükümleri tatbik olunur.

“Yasaya özgü” Tahliye davası sebepleri yasanın 7.maddesinde gösterilmiştir.
Maddeye göre:
Kira şartlarına ve Borçlar Kanununun bu kanuna aykırı olmayan hükümlerine riayet edilse bile (ve buna karşın), maddede yazılı hallerde kiralayan tahliye davası açabilmektedir.

Yasaya özgü tahliye sebepleri (m.7) dışında, BK.’daki nedenlerle de tahliye davası açılabileceği, yasanın
8.maddesinden açıkça anlaşılmaktadır.

MADDE 8 - Bu kanunla Borçlar Kanununda gösterilen haller dışındaki sebeplerle açılacak tahliye dâvaları, mukavelelerde aksine şart bulunsa dahi mesmu olmaz.

Eleştiri:
YİBGK. E. 1966/14,K. 1968/7,T. 4.3.1968; BK.m.260’a ilişkindir.
Somut olaya m.106’nın uygulanmasına engel değildir.

Örnek ve kıyas:
Örneğin gecikme cezası; kira parasının süresinde ödenmesine ilişkin asıl borcu kuvvetlendiren ve asıl borca yaptırım olarak bağlı ve borca aykırılık durumunda ortaya çıkan fer'i borç niteliğindedir. Bu dahi “özel koşul” olarak sözleşmeye konabilir ve yaptırım olarak da (m.260 değil!) m.106 uygulanabilir.

Sonuç:
(6570/16 hükmü hariç tutularak) sözleşmenin kuruluşundaki “unsur” olarak özel koşullarda yer verilmiş olan depozitonun ödenmemesi halinde (yaptırımı sözleşmede belirtilmemiş olsa da) BK.m.106 uygulanabilmelidir.

Hepinize sevgiler
Old 21-03-2007, 14:26   #16
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın IŞIL YILMAZ,

Öncelikle katkınız için teşekkür ederim.

Alıntı:
BK m. 260'ta kiracının temerrüdü düzenlenirken, temerrüde esas olanın kira parası olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla tartışma, mesela aidat borcunun kira parasından sayılmaması meselesine sıkışıyor. Bu duruma bir çıkış olarak, aidatın kira bedelinden sayılacağı hükmü kira kontratlarında bazen yer alıyor.

Mesele biraz da Bk.260.maddede düzenlenen "kira bedeli ile sınırlı" özel temerrüt hali ile BK.106. maddede tanzim edilen ve tüm akitlerde geçerli başlı başına bir hüküm olan "akdin feshi" halinin "karıştırılması"' ndandır.

Bk.106. madde ile 260. maddeyi karşılaştırmak hatanın esasıdır kanatindeyim.

Bk.106. maddeyi BK.1 ve BK.101. madde ile karşılaştırmak ve sonuca gitmek gerekir diye düşünüyorum. Sanıyorum Sayın Metin ile tamamen aynı görüşü paylaşıyoruz ki bu beni ziyadesiyle mutlu etti. Bu konuda yalnız olmadığımı anlamak bile "hiç olmazsa uğrunda öldüm" diyebileceğim bir nedene kavuştuğum anlamına gelir.

Sizin ve Sayın Korayad'ın önemli katkılarınızı ve bu iddiayı çürütebilecek karşı görüşlerinizi özel bir merakla bekliyorum. Doğruyu bulmak adına bundan son derecede mutlu olacağım..

Saygılarımla.
Old 21-03-2007, 14:32   #17
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Metin çok çok teşekkür ederim. Harfiyen aynı şeyleri düşünüyoruz.

Saygılarımla.
Old 21-03-2007, 16:24   #18
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Bu tartışma konusu gerçekten de yararlı oluyor ( Özellikle benim gibi meslekte hala çıraklık yapan avukatlar açısından çok yararlı ,diye düşünüyorum. Dönüp temel bilgilerimize bakma zorunluluğu duyuyoruz. )

Fikret Eren Hocanın Borçlar Hukuku- Genel hükümler kitabına göz attım. Yan edimlerle ilgili görüşü nedir, diye.

Fikret Hoca, yan edimleri ikiye ayırarak incelemiş : Yan edim yükümü ve bağımlı yan yükümler.

Tüm yan edim yükümlerini, aynen Sn.Dikici gibi BK m. 101 ve 106'ya tabi görüyor. Bağımlı yan yükümleri ise bundan ayrı tutmuş.

Diyor ki, " ...Sözleşmede diğer tarafın borçlandığı karşı edimin belirli bir kısmı, yan edimin ifası gözönünde tutularak kararlaştrılmış bulunmaktadır. Bu nedenle bu tür hükümlere 'karşılıklı, ivazlı veya denk ( muadil ) yar edim yükümü' de denilmektedir. Yan edim yükümlerinin ifa edilmemesi halinde, alacaklı ifa davası açabilir. BK 96 ve 106. maddelere göre hareket edebilir."

Sn. Dikici,
Alıntı:
Bk.106. madde ile 260. maddeyi karşılaştırmak hatanın esasıdır kanatindeyim.
diyor.

Bence de burada, karşılaştırma yapılmamalı. Ancak, konu kira olduğunda, özel düzenlemelere bakma ihtiyacı hissediyorum. Kira ile ilgili olarak yasa koyucunun özel düzenlemelere gitmesinin ve bu husustaki bazı konuları sınırlandırmasının altında, ekonomik bakımdan güçsüz olanı koruma amacı bulunuyor. O zaman düşüncem şöyle bir sistematiği izliyor :

a) BK m.101 ve106 genel akit tipleri ile ilgili olarak cepte
b) Bu ilişkiyle ( kira akdi ) ilgili özel bir yasal düzenleme var mı? Ne diyor?

Borçlar Kanunu, 260'ta özel bir temerrüt hali düzenlendiğini ve bu temerrüdün temelde kira parası ( ya da kira parası sayılan ödemeler ) ile sınırlandırıldığını düşünmeden edemiyorum. Üstelik bu düşünceme bir de madde 256 ekleniyor ( kira akdinin feshinde yan edim yükümü sayılan durumları yasa ayrıca düzenlemiş ) Dolayısıyla, BK k.101 ve 106'dan bir sapma olacağını düşünüyonum.

Bence, bu hükümlerin esnetilmesi daha evvel de belirttiğim gibi dürüstlük kuralına aykırılık ile mümkün. Zira, dürüstlük kuralı uygulanırken, borcun asli, feri, tali vs. olması önem taşımaz.

Sn.Metin, HGK'nın sadece ilgili olay bakımından bağlayıcı olduğuna ilişkin kuralı belirtmiş. Buna diyecek hiçbirşey yok. Ancak, bir önceki mesajımda sunduğum İBK'de yan bir yükümün kontratta kiracıya yüklenmesine rağmen bu durumun temerrüt ve dolayısıyla tahliyeye sebep olmayacağı yer almış. ( Gerçi karardaki yan edim biraz istisnai ama,baktığımızda kira akdinin temelinin kiralananın kullanılması karşılığında ödenen kira parası olduğu girişi bulunuyor.)

Kısaca, mevzuata bakıp yorum yapmaya çalıştığımda, kira ilişkisindeki özel düzenlemeleri pas geçemiyorum ve bu düzenlemelere karşı elimde dürüstlük kuralının savunması kalıyor.

Saygılar.
Old 21-03-2007, 17:52   #19
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Katkı

Alıntı:
İBK'de yan bir yükümün kontratta kiracıya yüklenmesine rağmen bu durumun temerrüt ve dolayısıyla tahliyeye sebep olmayacağı yer almış.

Sayın Yılmaz,
İBK.'da "temerrüt nedeniyle tahliye" ve bağlı olarak bu nedenle "aktin feshi" konusu tartışılmış.

Benim ve Sayın Dikici'nin yaklaşımı ise, 6570'in olur verdiği çerçevede ve ruhuna sadık kalmakla birlikte, yine de (HGK.'ya rağmen),BK.m.106'nın uygulanabileceği yolunda...

Bir başka yaklaşımla; o hangi gerekçedir ki, somut olayda 106'nın uygulanmasına engel olsun?
Hepinize sevgiler
Old 21-03-2007, 20:02   #20
halit pamuk

 
Varsayılan

Merhaba,

Şimdi sorun şu: MK.m.1 anlamında doldurulması gereken bir boşluk var mı?

Bana göre bir boşluk yok.Çünkü,Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği gibi, borçlar kanunu ve 6570 sayılı yasa birlikte değerlendirildiğinde tahliye şartları kesin hükümlerle belirlenmiştir.Yani ortada bir boşluk söz konusu değildir.

Daha iyi anlamak için şöyle düşünün:

Kiracı borcunu ödemediği, ödemede temerrüde düştüğü halde 6570 sayılı yasanın emredici hükümleri yüzünden,kiracıyı çıkarmak için yani akdi fesh için bir yığın prosedürü,şartları zorlayacak; ama kiracı için kira ilişkisinin olmazasa olmazı olmayan, hatta bazen eften püften bir yan borç için fesh hakkı kazanacak.Olacak şey mi?

Saygılarımla
Old 21-03-2007, 21:03   #21
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Çözüme doğru (1) : Kavram

Sayın katılımcılar,

Bir parantez ...
Tartışmada "Edim" ve "koşul" kavramlarından hareketle yeni bir pencere açılabilir mi?

Sevgiler
Old 21-03-2007, 22:27   #22
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Olaya tersinden bakalım:

Bir kira sözleşmesi imzalandı. Kira bedeli belirlendi. Ödeme günleri belirlendi. Bunun dışında kira sözleşmesinde bir çok yükümlülük kiracı ve kiralayan tarafından karşılıklı olarak üstlenildi...

Mesela:

1. Kiracı kiralayanı başkasına kullandırtamaz.
2. Kiracı kiralananın vasfını değiştiremez, konut olarak kullanılan yeri iş yeri olarak kullanamaz.
3. Kiracı olası zararlar için yahut elektrik, su çöp vergisi giib sair giderlerin ödenmeme ihtimalini gidermek bakımından kiralayana 10 YTL depozito verecektir.

vs vs ...

Şimdi BK.106. maddeye göre kira bedeli dışındaki borçların ihlalini akdin feshi nedeni saymaz isek; soruyorum:

BU maddelerin üstlenilmesinin anlamı nedir? Ne işe yarayacak bunlar? Kiracı veya kiralayan bu koşulları ihlal ederse diğer taraf ne yapacak? Oturup kaderine mi küsecektir?

Sizce bir yerlerde bir eksiklik yok mudur?

Saygılarımla...
Old 21-03-2007, 22:43   #23
halit pamuk

 
Varsayılan

Merhaba,

tabi ki eksik bir şey var.

Kanaatimce,Borçlu aynen ifaya zorlanacak,aynen ifa mümkün olmazsa(yapma borçları için cebri icra imkanı yok) uğranılan zararın tazmini için dava açılacak (bu seferde zarar nasıl tespit edilecek diyeceksiniz).Ama fesih mümkün değil.Belki Sayın Yılmaz dediği gibi Mk.m.2 uygulanması düşünülebilir ama sanmıyorum,o biraz teorik bir laf,uygulanması çok zor.
Old 21-03-2007, 23:01   #24
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
korayad



Üye


Yer: ığdır
Mesajlar: 241
Teşekkür: 106

Sayın Korayad,

Teşekkür sayınız bile 106'ya işaret ediyor!

Saygılar.
Old 21-03-2007, 23:04   #25
halit pamuk

 
Varsayılan

vallahi ben demiyorum,Sayın Yılmaz diyor,
son teşekkürü sayın Işıl Yılmaz verdi
Old 21-03-2007, 23:06   #26
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Hulusi Metin
Sayın katılımcılar,

Bir parantez ...
Tartışmada "Edim" ve "koşul" kavramlarından hareketle yeni bir pencere açılabilir mi?

Sevgiler

Tabi ki açılabilir,Sn. Metin. Esasen açılmalıdır.

Saygılar.
Old 21-03-2007, 23:13   #27
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Kiracı borcunu ödemediği, ödemede temerrüde düştüğü halde 6570 sayılı yasanın emredici hükümleri yüzünden,kiracıyı çıkarmak için yani akdi fesh için bir yığın prosedürü,şartları zorlayacak; ama kiracı için kira ilişkisinin olmazasa olmazı olmayan, hatta bazen eften püften bir yan borç için fesh hakkı kazanacak.Olacak şey mi?

Sn. Korayad,

Çok teşekkürler. Çok güzel bir karşı argüman sundunuz. Bunu tartışmak, açmak lazım.
Edim - Koşul kavramları ile birlikte...

Sn. Metin, Sn Yılmaz, Ne dersiniz ?
Old 22-03-2007, 23:47   #28
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Sayın Dikici,

Belki de yanıt şudur:

BK.m.101 vd.nda fesih nedenlerini düzenleyen hükümler, GENEL HÜKÜMLER.

Anılan hükümlerden yola çıkarak, kira ilişkilerinde, sözleşmede parasal yükümlülük getiren kira borcu dışındaki yükümlülüklerin neden 101 ve 106 çerçevesinde uygulanamaz olduğunu sormuşsunuz özetle.

Bunun nedeni, kiraya ilişkin olarak gerek 6570 s.lı yasa gibi özel bir yasanın varlığı , gerek m.101'n yer aldığı BK içerisinde KİRA ilişkileriyle ilgili olarak ÖZEL DÜZENLEME olması (8.Bap, m.248 vd.) nedeniyle kanımca.

BK.m.260, BK.m.101'den daha özel bir düzenleme ve spesifik olarak KİRA sözleşmelerine yönelik.

BK.m.260 ise, açıkça "Müstecir icar müddetinin hitamından evvel muacceliyet kesp eden KİRALARI tediye etmemiş bulunursa.." demekte. Yani m.260'a göre kiracının temerrüdünden sözedilebilmesi için, kira borcu aranıyor, yasa ve/veya diyerek, diğer tali mali yükümlülüklere açılım veya hakime takdir hakkı verebilecek herhangi bir boşluk bırakmamış.

Bu nedenledir ki kiraya verenler kira sözleşmelerine, kiracılar aleyhine getirdikleri ki sair tali mali yükümlülükler (çevre temizlik vergileri, aidatlar vb.vb.) için "kira parası gibi sayılacaklardır" şeklinde, -kanımca geçerliliği tartışılır- özel şartlar eklemekteler.

Bence de, kira borcu dışındaki sair mali yükümlülüklerin ifa edilmemesi sözkonusu ise, temerrüt değil (zira kiranın temerrüdü 260'da özel olarak düzenlenmiş ve yalnız ve yalnız "kira borcu" için düzenlenmiş), akde aykırılık nedeniyle fesih gündeme getirilebilir. Mantığı haklı ve esasen özünde adaletli yaklaşımınızın mer'i düzenleme içinde mevcut yegane haksızlık nedeni, m.260 ta kiracının temerrüdü için yasanın tek bir nedeni saymış olması kanımca (ödenmemiş "kira" cümlesi.).

Saygılarımla...
Old 23-03-2007, 06:28   #29
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan ilişki

Sayın Demirel,
Yasanın düzenini açıklayan ve geleneksel kabulü dile getiren katkınız için teşekkürler.

6570- MADDE 1 - .... kiralayanla kiracı arasındaki hukuki münasebetlerde bu kanun ile Borçlar Kanununun bu kanuna aykırı olmayan hükümleri tatbik olunur.

BK.m.106, 6570'e aykırı mıdır?

Tarafların "özel koşul" belirlemesini yasaklamayan yasa, bu özel koşullara aykırılığa da bir yaptırım getirmiş olmalı...

Kira sözleşmesi bir tip / bir çerçeve / bir kilitli sözleşme olsa idi, yasal koşullar dışında hiç bir "özel koşul" sözleşmede yer alamazdı.

Şart kılınan (somut olaydaki depozito) "özel koşul";üstelik, sözleşmenin kuruluş nedeni ise (aksi halde sözleşme kurulmazdı),aykırılığın bir yaptırımı olmak gerekir.

Yasada boşluk yok...Özel koşula izin veren yasa,106'yı 6570'e aykırı görmemeli...Görüşündeyim.
Hepinize sevgiler
Old 23-03-2007, 15:52   #30
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Sayın Dikici,

Bir karar buldum, belki işinize yarayabilir. Tali mali yükümlülükler için -biraz muğlak olmakla birlikte- şöyle bir açılım getirilmiş kararda: "Belli ve muayyen değil ise adi alacak, belirli ise temerrüde konu teşkil eder" şeklinde.

"....davacı dava dilekçesinde açıkça, kira sözleşmesinde yakıt parasının kiracılara ait olduğunu, buna rağmen ödemediklerini, bu konuda keşide edilen ihtarnamenin fayda vermediğini, böylece sözleşmeye muhalefet edildiğini ifade ile akde aykırılıktan kiralananın boşaltılmasını istemişlerdir. BK.m.256'da ve 6570 s.lı Y.m.12'de, akde aykırılığın "kiralanının bizzat KULLANIMIYLA" ilgili olması öngörülmüştür. Olayda kullanmaya ilişkin bir aykırılık olgusu iddia edilmiş değildir. Sözleşme uyarınca kiracının yakıt parasını ödememesi, BU PARA BELLİ VE MUAYYEN DEĞİLSE ADİ ALACAK, BELİRLİ İSE TEMERRÜDE KONU TEŞKİL eder. Temerütten bir dava açılmadığına göre, akde muhalefete dayanan işbu davanın reddi gerekirken kabulü, usul ve yasaya aykırıdır..."

Yarg.6.HD, 25.03.1981 T, E.13408-K.4958
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
dershane kaydında imzalanan sözleşmenin iptali mitrha Hukuk Soruları Arşivi 1 18-02-2007 14:51
intifa hakkı sözleşmenin feri midir? Semanur Meslektaşların Soruları 4 13-12-2006 11:03
Temerrüt Faizi Av.Ender Meslektaşların Soruları 1 08-08-2006 18:53
Belediyenin yaptığı sözleşmenin bağlayıcılığı Viyola Meslektaşların Soruları 2 29-04-2006 13:01


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08430409 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.