Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yazdıklarımız - Yazdıklarınız. Üyelerimizin yazdığı ve bizlerle paylaştığı şiir, öykü, deneme ve diğer yazınsal türler.

Bir erkeğin itiraflarından /=

Yanıt
Old 01-12-2006, 15:29   #1
NİLGÜN SEYMEN

 
İnceleme Bir erkeğin itiraflarından /=



Yıllar önce anket düzenlenmiş hatırı sayılır birkaç kişiye sorulmuş.

Erkeklere özellikle, geriye dönerek yaşadıkları ilişkilerini sorgulamaları söylenmiş ve bana en dürüstçe ve de

mantıklı gelenini aklımda kaldığı kadarı ile,
allayıp pullayarak,edebi bir lisan ile derleyerek,
buraya aktarıyorum.

Erkek diyordu ki=

Yıllar önce güzeller güzeli bir sevgilim vardı.Onunla el ele gezdik aylarca .O sırada askere gittim döndüm ailemin baskısı ile hiç tanımadığım varlıklı bir ailenin kızı ile evlendirildim.
Sevdiğim kızı da bırakamamıştım.Onun da benden kopmaması uğruna ;her dalavereyi ,yalanı ve sahtekarlığı yaptım ,söyledim ve iki ilişkiyi tam on yıl iç içe sabırla sürdürdüm.
Bu arada yoluma çıkan bir sürü de günübirlik ilişkilerim de oldu tabiii!
Evli olduğum kadından kopamazdım ;çünkü tüm iplerim onun elinde ipotekliydi.
Çalıştığım muhasebe bürosunun mülkiyeti,
yaşadığım ev,yazlıklar gayrimenkuller,
aile çevrem,3 çocuğum,iş çevrem,
vs.vs.vs...

Yıllar sonra sevdiğim kız;
baktı bundan ne köy olur ne kasaba,
ona hediye ettiğim daireyi satarak şehri terk_i diyar etmiş ve sırra kadem basmış,
eh fiziken de yıllar beni perçinlemiş yorgun ve de bezginim artık hayattan.

AMMA bakıyorum ki bu işten en karlı çıkan da benim hatun olmuş...

Benimle ilgilenmek gibi bir hayat gailesi olmadığı için gününü gün etmiş...
O arkadaş toplantısı,bu arkadaş toplantısı benim,gezmiş durmuş kapı kapı...

Ben yabancı kadınlara giderek,bu evliliği yürütmek için savaşmışım galiba...

BU İŞTEN EN KARLI ÇIKAN DA KARIM OLMUŞ...
YANİ,YILLAR SONRA yanına döndüğüm
ve de beni şimdiki halimle kabullenerek bağrına basan,
hayat arkadaşım!...

Neden mi?
Çünkü benim ondan ayrılmakla nelerden kopacağımı çok iyi bildiği için ;
asla bana emek vermek gayretinde bulunmamış olan o...

Sokaklarda sevgi arayan ben,yine ona dönerek,evliliğime hizmet ettiğimi,
bugün pipomu içerek penceremin başında,boğazın vapur sirenlerini dinlerken ,
çok daha iyi anlayabiliyorum...

MEĞER BEN,O İLİŞKİLERİ HEP,
evliliğimi korumak için yaşamışım.


Bence son derece dürüstçe bir itiraftı !
VE DE SON DERECE ERKEKÇE!
---------------------------------------
Old 01-12-2006, 16:47   #2
Sezgin ÜNSEL

 
Varsayılan

Yazınızı okudum, itiraf gerçekten güzel, her ne kadar yapılan ihanete güzel bir kılıf ise de yinede dürüstlük ve sonucu bakımından etkileyici, bize bu güzel yazıyı sunduğunuz için ayrıca teşekür ederim, Saygılarımla
Old 02-12-2006, 11:45   #3
NİLGÜN SEYMEN

 
Varsayılan Dürüstlük!

Dürüstlük neredeydi biliyor musunuz?

Bütün açık yürekliliği ile yaşamını deşifre edebilmesiydi,
daha en başta ailesine karşı drenç gösterememesi,sevdiği insanı yüzüstü bırakması ve sonrasında onu bir on yıl daha oyalaması,maddiyata yenik düşmesi...

Bunları yaşamak var,bir de bu yaşanmışlıklar içinde kendi yanılgılarını da itiraf edip ,ortaya dökebilmek de her kişiye has bir davranış olmasa gerek!

Kendisini olduğu gibi anlatmış,kaçmadan ve birşeylerin arkasına sığınmadan.

Olabildiğince erkekçe bir bakışla yapılmış olan bu itiraf eyleminde,
sonuçta kendisine hayatını adayan eşine olan yaklaşımı da YORUMSUZDUR TARAFIMDAN !
Old 02-12-2006, 16:32   #4
NİLGÜN SEYMEN

 
Soru Ne yapayım,o çocuklarımın anası !

Yine ikinci itiraf da bir BEYDEN , geliyordu.

Ben; diyordu beyefendi, itirafına başlarken...

BEN,uzunca bir süre yurt dışında çalıştım.Her memleketime döndüğümde,
önce Alanya'ya, sonra Bodrum'daki devre mülke uğrar, oradan da Mersin'deki evime dönerdim.

Elbette bana hasret kalan aile efradı ve eşim, durumdan habersiz
beni kucaklar,yaşadıklarımı anlayamadan, sevgi çemberinde tutarlardı beni.

Bu geliş gidişlerimde eşimden iki çocuğum dünyaya gelmiş,
çocuklarımın eğitimi ve refah yaşamaları için, her türlü fedakarlığı da,
elimden geldiğince yerine getirmiştim.
Mersin'de bir araziiçinde büyük bir ev yapmış
anamı, kız kardeşimi ve eşimi her katına yerleştirmiştim.
Eşime de her ay düzenli para, gün sekmeden yatırmaktaydım.

Benim biri Alanya da, biri Almanya 'da nöbetçi sevgililerim en az
eşim kadar yolumu gözler,kapılarını her çaldığımda ,boynuma atlarlardı.

Evli olduğumdan habersiz Alanyalı olanı,benimle ilk ilişkisiydi ve son sıralarda nikah diye tutturmuştu.
Ne kıyıp da bırakabilirdim ,ne de eşimi hayatımdan çıkarabilirdim.
Öyle iki ateş arasında kalmıştım ki,
En sonunda patladım:
-Ya imkansızı istemektesin,evliyim ben!
-Olamaz!Ben yıllarca evleneceğimizi hayal edip durdum.
Şimdi ne olacak?

-Bak hayatım ona karşı içimde en ufak bir aşk yok ama ne yapabilirim canım.
O benim ÇOCUKLARIMIN ANASI...
Ç O C U K L A R I M I N ANASI!
****************************
Ve ben kimbilir kaç ilişki üzerinde, bu paravanın arkasına sığınarak
sıyrıldım bu davalardan,kimbilir ?
SAYISINI UNUTTUM.
Ama bugün geriye bakarak düşündüğümde,
vicdanım rahatsızdır onları bu yalanla kandırdığım için.

Bu itiraf da aynı ankette geçiyordu.
Aklımda kaldığı kadarını yazabildim burada.

NOT=
TARAFIMDAN YORUMSUZDUR.
-----------------------
Old 02-12-2006, 17:12   #5
allegria

 
Varsayılan

Ya ben çok ama çok kızıyorum bu aldatma olaylarına erkekler alınmasın ama nasıl bir vicdanki bu bilmiyorum insan sevdiği yıllarını paylaştığı birini aldatamaz aldatmamalı..
Old 03-12-2006, 12:35   #6
cLaW

 
Varsayılan ?

İlk yazıyla ilgili bir sorum olacaktı:Bu yazının erkeklikle ilgili olan kısmı,bu kadar rezilliği yapmış olması ve yine karısına dönmesimi?Yoksa bu kadar rezilliği itiraf/günah çıkarma insanlara ibret alın der gibi anlatmasımı?
Şahsen ne yaptıklarını,ne yaşadıklarını ne de bunları söyleyebilmesini erkeklikle bağdaştırabiliyorum..Yazık etmiş hem kendisine,hem karısına,hemde sevdiğini söylediği kadına..Ne kadar acıdır ki aldatmış herkesi..
Bir erkek sahip çıkmalı yaşadıklarına,ne yaşadıysa ben yaşadım diyip sonuçlarına katlanabilmeli,erdemli olmalı,hesabını veremeyeceği şeyler yapmamalı ve ne olursa olsun bu kadar rezillikten sonra geri dönmemeli...
Edebi anlamda güzel fakat konu olarak acı,böyle bir gerçeği bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.
Saygılarımla
Old 04-12-2006, 09:37   #7
NİLGÜN SEYMEN

 
Neşeli Yanıt...

Sn Kırca,ve Sn. Binay,

İlk yazıdaki beyefendinin,
ne yaşadıkları ne de
ilişkilerindeki sahtekarlık,
hiç de kulağa hoş gelmiyor ve hatta asla etik değildir.

Elbette ;
ÖNCE,dürüst olmak gerekir.
Yaşamın hiçbir aşamasında,bize inaç duyan ve emek veren insanları bir yolunu bularak bu hale getirmek affedilir bir davranış değildir.

Ama bir düşünün,
bu kadar yanlışı üst üste yaparak ,
üstüne üstlük onları en doğal haklıymış gibi savunanlar
ve de karşı tarafı suçlayarak suçu birilerine atanlar da yok mudur?

İşte en kötünün en iyisidir bu örnekler...
En azından hatalıydım diyorlar!

SAYGILAR ve ilginize teşekkürler.
----------------------------------
Old 04-12-2006, 19:11   #8
allegria

 
Varsayılan

Haklısınız aslında sayın Çakıcı hatalardan ders almak güzeldir ama hem hata yaptığının farkında olup hem de bu hataları sürdürmeye devam etmek çok üzücü.Ve itiraflarda geçen bey gibi hepsine bir kılıf uydurmak kendini haklı göstermeye çalışmak..

Saygılar..
Old 04-12-2006, 20:40   #9
Sezgin ÜNSEL

 
Varsayılan Yazık sadece yazık

Alıntı:
Yazan NİLGÜN ÇAKICI
Yine ikinci itiraf da bir BEYDEN , geliyordu.

Ben; diyordu beyefendi, itirafına başlarken...

BEN,uzunca bir süre yurt dışında çalıştım.Her memleketime döndüğümde,
önce Alanya'ya, sonra Bodrum'daki devre mülke uğrar, oradan da Mersin'deki evime dönerdim.

Elbette bana hasret kalan aile efradı ve eşim, durumdan habersiz
beni kucaklar,yaşadıklarımı anlayamadan, sevgi çemberinde tutarlardı beni.

Bu geliş gidişlerimde eşimden iki çocuğum dünyaya gelmiş,
çocuklarımın eğitimi ve refah yaşamaları için, her türlü fedakarlığı da,
elimden geldiğince yerine getirmiştim.
Mersin'de bir araziiçinde büyük bir ev yapmış
anamı, kız kardeşimi ve eşimi her katına yerleştirmiştim.
Eşime de her ay düzenli para, gün sekmeden yatırmaktaydım.

Benim biri Alanya da, biri Almanya 'da nöbetçi sevgililerim en az
eşim kadar yolumu gözler,kapılarını her çaldığımda ,boynuma atlarlardı.

Evli olduğumdan habersiz Alanyalı olanı,benimle ilk ilişkisiydi ve son sıralarda nikah diye tutturmuştu.
Ne kıyıp da bırakabilirdim ,ne de eşimi hayatımdan çıkarabilirdim.
Öyle iki ateş arasında kalmıştım ki,
En sonunda patladım:
-Ya imkansızı istemektesin,evliyim ben!
-Olamaz!Ben yıllarca evleneceğimizi hayal edip durdum.
Şimdi ne olacak?

-Bak hayatım ona karşı içimde en ufak bir aşk yok ama ne yapabilirim canım.
O benim ÇOCUKLARIMIN ANASI...
Ç O C U K L A R I M I N ANASI!
****************************
Ve ben kimbilir kaç ilişki üzerinde, bu paravanın arkasına sığınarak
sıyrıldım bu davalardan,kimbilir ?
SAYISINI UNUTTUM.
Ama bugün geriye bakarak düşündüğümde,
vicdanım rahatsızdır onları bu yalanla kandırdığım için.

Bu itiraf da aynı ankette geçiyordu.
Aklımda kaldığı kadarını yazabildim burada.

NOT=
TARAFIMDAN YORUMSUZDUR.
-----------------------

Önceki yazınıza cevap verdiğim gibi bu yazınıza da cevap vermeyi kendimde bir görev bilmemi bağışlayın, bir bayan olarak erkeklerin itiraflarına yer vermenizi eleştirmiyorum, zaten önemlide değil, ister erkek ister bayan olsun ihanetin her türlüsüne şiddetle karşıyım,
tanık olduğum bir olay sebebiyle konuya daha hassas yaklaştığım için cevap verme gereksinimi duydum
yakın bir dostumdu erkek, zengin bir akrabasının kızı ile evlenmişti, çalıştığı işi kayınbabası begenmediğinden bunu torpille daha iyi bir işe yerleştirmişti, iyi bir geliri olmasına rağmen kız tarafın ailesi sürekli mali konularda kendilerine destek oluyorlardı, akraba evliliği olması sebebiyle de erkek taraftanda destek geliyordu, çok rahat bir yaşamları vardı, 10 yıldan fazla bu böyle devam etti, biri kız diğeri oğlan iki de çocukları olmuştu,
bu arada erkek çalıştığı iş yerinde dürüst çalışmamış işten çıkartılmış eski işine geri dönmüştü ve belki rahatlığın verdiği gaflet belkide içinde olan ihanet etme arzusu sebebiyle günü birlik ilişkiler içerisinde olduğunu da duymuştum, dost olarak kendisini uyardım dinlemedi,
bir gün yanıma gelerek eşi ile arasında sorunlar yaşanmaya başladığını çare aradığını ama bulamadığını söyledi, ben yine dost olarak ilk önce kayınbabasının evinden çıkıp kiraya taşınmasını, ikinci olarak eşine dürüst ve sadık davranmasını öğütledim, ama para tatlı geldi, kiraya çıkmadı, günü birlik ilişkilerde sanırım tatlı gelmişti, onuda bırakmadığını tekrarladığını öğrendim, bu kez daha ağır bir dille uyardım, Sen yaparsan eşinde yapar, sen dürüst olki eşine bu fırsatı verme, eşini artık sevmiyorsan istemiyorsan boşan ama ihanet etme diye uyardım, yanlış anlaşılmasın her ihanet eden erkeğin eşide ihanet edecek diye bir düşüncem yok, ama bu kişileri yakından tanıdığım için bu uyarıyı yapmayı uygun gördüm,
beni yine dinlemedi, aradan bir süre geçtikten sonra bizi ailecek eve misafirliğe çağırdılar, eşimle birlikte gittik, hoş beşten sonra konuya girdiler, ben adliyede çalıştığım için en kolay yoldan ve en kısa zamanda nasıl boşanabileceklerini soruyorlardı,
öncelikle dost olduğumuzdan boşanmalarının doğru olmadığını, sorunlarını konuşarak karşılıklı fedakarlıkta bulunarak çözebileceklerini, iki çocuklarının olduğunu 10 yıldan fazla birlikte güzel günler geçirdiklerini, böyle bir anda boşanma kararının yanlış olduğunu uzun uzun anlatmamıza rağmen ısrarla boşanmak istediklerini söylediler, bu kez meraktan nedenini sorduk, önce mırın kırın edip anlatmak istemediler, ısrar edince ACI İTİRAFLAR BAŞLADI,
Kadın aile dostlarından birinin eşi ile ilişkisi varmış, bir akşam eve yemeğe geldiklerinde bu durumu eşine açıklayıp itiraf etmişler,
ERKEK : Elimi o an nasıl kana bulamadım hala şaşıyorum diye sitem ediyordu,
oysa kendisini defalarca uyarmıştım, eşini ihmal ediyorsun, başka kadınlarla düşüp kalkmanın sana bir faydası olmaz, yuvanın yıkılmasına sebebiyet verirsin, ayrıca sen yaparsan eşinde yapar gibi sözlerle çok kez uyarmıştım,
zire evli olduğu bayanın aldığı eğitim, yaşadığı çevre, hayata bakışı, tavırları, eşini aldatmaya meyilli bir bayan olduğu yönünde bende ciddi bir kanaat uyandırmıştı, (Bu arada gelecek hakkındaki tahminlerimde ve iç güdülerimde bu güne kadar hiç yanılmadım)
sonuçta son tavsiyeme uydular tek celsede boşandılar.
burada acı olan neydi biliyormusunuz???
ne onların birbirlerine ihanet etmeleri, nede boşanmaları,
iki çocukları var demiştim, ikiside hayatlarının en zor günlerini yıllarını yaşadılar, ayrıca akraba evliliği yaptıkları için ne tamamen birbirlerinden koptular, ne bir araya geldiler, iki arada bir derede rezil rüsvay oldular.
bu arada şunu da açıklamakta yarar görüyorum, evleliklerde bazen sevgi evlilikten sonra aile içinde oluşur, bazen severek evlenirsiniz ama sonradan sevginiz alışkanlıklara dönüşebilir, her şeye rağmen evlilik birliğinin yaşamın sonuna kadar sürdürülmesi de zorunlu değildir, bazen eşler gerçekten anlaşamayabilirler, kiminin fikirleri uyaşmaz, kiminin bedenleri, bu gayet normaldir, bu durumda yapılacak en iyi şey boşanmaktır, çocukları bahane ederek evliliği yürütmeye çalışmak aslında tamamen çocukların aleyhine bir sonuç doğurur, her gün sorunlu bir aile içinde yaşamak onları boşanmış bir annenin yada babanın yanında olmaktan daha fazla huzursuz eder, oysa evliliği sürdürmeye çalışarak çocukları mutlu edemediğiniz gibi yukarıda anlattığım olay gibi daha kötü sonuçlarda ortaya çıkabilir, bu durum çocuklar açısından daha da acı bir durumdur,
Adliyeci olmanın bazı avantajları yanında dezavantajlarıda mevcuttur, örneğin her türlü suçluları tanırsınız, aile içi kavgalara tanık olur, boşanma davalarındaki rezillikleri görürsünüz, konuyu dağıtmamak için örnekleri çoğaltmıyorum,
Yukarıda anlattığım itiraf olayı dışında adliyeci olarak tanık olduğum bir çok olaya da tanık oldum, hiç birisini kesinlikle tasvip etmiyorum, bizim en büyük eksikliğimiz aslında sevgidir, gerçek sevgi,
Sevgi fedakarlıktır,
Fedakarlık insanın kendisine ait tüm haklarından, maddi varlıklarından, manevi duygularından ödün vermesi vazgeçmesidir,
seven insan sevdiği için böbreğini verir, gözünün birisini belki ikisini verir, hatta canını verir,sevdiğini üzmemek uğruna özgürlüğünden ödün verir, ona bağlanır onun kölesi olur, arzularından ödün verir, çok sevmesine rağmen maça gitmez, sevdiğini yalnız bırakmaz,
sevgi yoksa.....
saygısızlık, hoşgörüsüzlük, anlayışsızlık, zülum, eziyet ve malesef ihanette vardır,
Saygılarımla
Old 04-12-2006, 20:55   #10
ebrus

 
Varsayılan

Ya arkadaşlar herkes itirafların ne kadar cesurca olduğundan bahsediyor vede bir anlamda takdir ediyor. Yapmayın Allahaşkına adam resmen kendisini para için satmış zengin bir hatunla evlenmiş. Hayatı boyunca hiçbir şeyden mahrum kalmamış istediği gibi yaşamış, evliliğini bitirip sevdiği kadınla tamamen birlikte olabilecek cesareti bile bulamamış, herkesi birbiriyle aldatmış sonra yaşlanıp elden ayaktan düşmeye başladığını anlayınca da güya KEMALE ERMİŞ. Bence karısının ona yaptıklarına müstehak çünkü kendi kişiliği duruşu bile yok bu adamın kendine saygısı bile yok.Onca şeyden sonra da ben aslında evliliğimi kurtarmak için aldatttım gibi özlü bir açıklamayla son noktayı da koymuş. Sonderece ikiyüzlüce bence. Bunun takdir edilecek hiçbir yanı yok. Aldatan erkekler beter olsun ayrıca da
Old 04-12-2006, 21:00   #11
ebrus

 
Varsayılan

ikinci hikayedeki adam içinde aynı şeyleri düşünüyorum. Yalancı bir kere. Bıraktım karısını bir kenara karşısındaki insanların duygularına saygısı yok. İnsanları kandırıyor. Sırf kendi bencil duygularını tatmin etmek için. Ayrıca da bu erkeklerin ben aileme maddi olarak her şeyi veriyorum eh dışarda da istediğimi yaparım zihniyeti yokmu. Bence eşini parayla susturan bir adam ne sevgisiz ve korkunç bir adamdır. Ve kadınlar böyle adamlara neden katlanırlar anlamıyorum. Diyorum ya aldatan erkekler beter olsun
Old 04-12-2006, 21:16   #12
Sezgin ÜNSEL

 
Varsayılan ne diyeyim bilemiyorum

Alıntı:
Yazan ebrus
ikinci hikayedeki adam içinde aynı şeyleri düşünüyorum. Yalancı bir kere. Bıraktım karısını bir kenara karşısındaki insanların duygularına saygısı yok. İnsanları kandırıyor. Sırf kendi bencil duygularını tatmin etmek için. Ayrıca da bu erkeklerin ben aileme maddi olarak her şeyi veriyorum eh dışarda da istediğimi yaparım zihniyeti yokmu. Bence eşini parayla susturan bir adam ne sevgisiz ve korkunç bir adamdır. Ve kadınlar böyle adamlara neden katlanırlar anlamıyorum. Diyorum ya aldatan erkekler beter olsun
Sayın ebrus...
konuda aldatan erkeklerin itiraflarına yer verilmiş olması sadece erkeklerin aldatan taraf olduğu anlamına gelmez, sizde iyi bilirsinizki aldatan kadınlarda mevcuttur, erkekleri savunmak düşüncesinde değilim, tabiki aldatan erkekse bin beter olsun aynen katılıyorum, ama aldatan kadınsa onunda bin beter olması gerekmezmi sizcede...
sebep ne olursa olsun ihanete uydurulan kılıf bence bahanedir, çocuklarını düşündüğü için eşini bırakmamış vs, çocuklarını gerçekten düşünen erkek eşine ihanette etmez, bu kadın içinde böyledir, diğer bahaneleri sıralamak zaman kaybı olur, sebep ne olursa olsun ihanet affedilecek bir olgu değildir,
kendinizi bir kez aldatılmış bir erkeğin yerine koymanızı öneririm, o zaman ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız,
Saygılarımla
Old 05-12-2006, 11:43   #13
NİLGÜN SEYMEN

 
İnceleme 3.itiraf.

Üçüncü bey de yaşı ellilerin üzerinde,hafif kırlaşmış saçlarını usulca düzelterek,bir yanda kahvesini yudumlarken diğer yanda da gülümseyerek geçmişle olan anılarını yâd ediyordu.

Ben dedi;yıllarca mimarlık bürom ile EVİM arasındaki,yaklaşık altı duraklık mesafenin sınırlarını aşmamaya çalıştım hep.
Ne gece hayatım oldu,ne de kahvehanelere merakım.
Ama büromun tam karşısında bir iş hanı vardı ve camlarımız karşılıklı bakışırdı.
Günün birinde hayatımın rutinleştiğini ve anlamsızlaştığını düşünmeye rastladığım günlerden birine rastlar!
Tam karşı hizama denk gelen kata,bir muhasebe bürosu açıldı.
Nereden mi anladım,
büroya gelip giden klasör ve ajandaların ciddiyetinden ve daha sonra ki referanslarımdan elbette!
Ben penceremin yanıbaşında duran menekşelerimi sulamak bahanesi ile cama yaklaştığımda,orta boylu,hafif kumral,son derece zarif bir bayan pencerede belirdi.
Yanlış anlaşılabilir miyim diye korkarak hafifçe gülümseyerek selam verdim.
O da gözlerinde samimi bir ifade ile dostça yanıtladı bu tebessümü...
Aman ALLAHIM!
Sanki büromda spotlar yanmıştı.O ne ŞAHANE gülüştü.
İşte o an başlayan gülümseyiş hala daha içimdedir!
Eve dönüşlerde, yılların sürgit durağan akşamlarından birini yaşayarak her sabah hayata yeniden doğmuşcasına uyanarak,neşe içinde traş olmak,kıyafetlerde yıllardır unutmuş olduğum,cekete uyan kravat tercihi için,saatlerce gardrobun etrafında pervane olmak! Ve coşku ile büroma koşmak...
O kumralla ne buluştuk,ne biryerlerde oturup çay içebildik.Ah keşke,
keşke zamanı geri alabilseydim diye geçirdim içimden.
Bir cumartesi günü,yine herzamanki umutla büroma koştuğum bir sabah,pencerenin panjurlarını açar açmaz yıkılmıştım.
Karşı büroda isminin Selma olduğunu sonradan öğrendiği m ve hayranlık duyduğum kadın,bir erkekle son derece samimi ve içten kahkahalar atarak derin bir sohbete oturmuştu.
Ve ben,sonradan nişanlanarak evlendiği o yabancıya karşı,korkunç bir haset ile bakarak panjuru indirdim,akşama kadar hiç açmadım perdeyi o gün.

Eve döndüğümde içimdeki karamsarlığı eşim de hissetmişti ki,
merakla sordu:
-Hayrola,BÜRODA KÖTÜ BİRŞEY Mİ OLDU?
Gülmemek için zor tuttum kendimi,ne diyeceğim şimdi?


-Evet çok kötü bir şey oldu karıcığım,
kocan aşık olduğu kumralı, bir başka adama mı kaptırdı mı, diyecektim?

En kötüsü de altı aydır bıraktığım sigaraya,o gece tekrar başlamış olmamdı.
AŞKA yenik düşmenin ağılığı ile nikotine asılmıştım sil baştan.
Derin bir nefes çektim ve için için söylendim;

Kahretsin,kahretsin,
kaybettim seni!
Old 05-12-2006, 12:36   #14
NİLGÜN SEYMEN

 
İnceleme

Bu da Bursa'da yaşanmış canlı bir hikaye.
Ve ben bizzat şahit oldum bu garip olaya.
Yıl 2005/Haziran.

Kadın apartmandaki komşuları ile neşe içinde bir arkadaş toplantısına gitmek üzere birkaç site ileride oturan dört arkadaşını da alarak,evden çıktı ve arabasını çalıştırdı.
Kükürtlü'de son derece sade döşenmiş,zarif dublex bir evdi geldikleri yer.
Alışılmış kabul günlerinin dışında bir yardım derneği atmosferinde geçerdi toplantılar.
Kimi zaman bir çocuk esirgeme kurumuna bağış yapılır,kimi zaman spastik özürlüler vakfına aktarılırdı aralarında toplanan ,kimin gönlünden ne geçiyorsa.
O gün eğlenmek amacı ile herkes kendi hayatından kesitler anlatmaya başlamıştı.
Diğer toplantıların gündemini aşan tek konu buydu.
Aralarına sonradan katılmış,özel yaşamını bir hayli saklama gayretinde olan sarışın bir bayan samimiyetin verdiği cesaretle ,
aralarına yeni katıldığı bu gruba başladı anlatmaya...

-Ben dedi,Kumla'da ailemle tatil yaptığım bir sırada,eşim de dört yıl olmuş kalp krizinden vefat edeli,
çok şık bir bey ile tanışmıştım.
Bana sık sık eşinin kabalığından,yetersizliğinden,paspallığından bahsederdi.
Arkadaşlığımız iki yıl içinde aşka dönüşmüştü.
Ben ondan ne eşini boşamasını talep etmiştim ne de o beni kısıtladı.
Son derece özgür ve seviyeli bir birlikteliğimiz var.
Bana dağ yolunda aldığı villada buluşuyoruz onunla.
Sonra da evi kapatarak herkes kendi dünyasında yaşamını devam ettiriyor.
İsmi de........
...............

Bu isim salonda yankılandığı an,
yazımın baş kahramanı,orada koltuğa yığılır ve elindeki çatal yere düşer usulca.
Çünkü söylenen isim eşidir.
EMRULLAH,EMRULLAH..
KDININ BEYNİNDE AYILANA KADAR BU AD ÇINLAR DEFALARCA...
Sonra arka arkaya gelen boşanma davaları ,velayet davaları
vs.vs.vs.

Nilgün/5.12.2006/12.35

Bütün bunlar yaşanmışlıklardan kesitlerdir.
--------------------------------------------
Old 05-12-2006, 13:49   #15
allegria

 
Varsayılan

Karşı bürosundaki kumrala aşık olan adamın karısı için çok üzüldüm.Kadıncağızın hiçbir şeyden haberi olmayacak adam fiziksel şekilde olmasa da duygusal bir biçimde aldatmış onu ve bu da en az diğeri kadar kötü bir şey.Çok kötü ya kocan bir başkasına aşık oluyor onu düşünüyor sürekli onun için giyinip süsleniyor ama senin hiçbir şeyden haberin yok günlerin herzamanki gibi geçtiğini düşünüyorsun tabi adam hiç çaktırmıyorsa kendindeki bu değişikliği.

Son olayda da kadının yaşadığı yıkımı tahmin bile edemiyorum.Hem bu ağır itirafı öğreniyor hem de oradaki bütün arkadaşlarının haberi oluyor bundan.2 yıkım bir arada..Çok canımı sıkıyor bu tür yaşananlar ama bunlarda çok var dünyada..
Old 05-12-2006, 15:38   #16
NİLGÜN SEYMEN

 
Kitap Kelimelerin tükendiği an!

Sevgili Özge,

Evet bunları yaşamaktayız ve yaşamaya da devam edeceğiz maaalesef.
Neden evliliklerde ilişkinin içi boşalıyor ve kimi zaman neden kelimeler tükeniyor?
Bunların yanıtını karşımızdakine ve kendimize sormadığımız ve vermediğimiz sürece,
DEVAM EDECEK bu örnekler.
Ama bu yazdıklarım sizi sevgiden soğutmasın,karşı cinse olan inançlarınızı yıkmak istemiyorum.
Henüz çok gençsiniz.Böyle birşeye sebep olmak üzer beni.

Bu yazılanlar bir derginin arka kapağındaki anketten alınan ufacık cümlelerin,edebiyat gücü ile açılmış ve canlandırılmış fotografları.
Konuşulamayanları konuşalım istedim.
Ticaret yaptığım dönemlerde İstanbul'a giderken feribotta karşıya geçerken,o altmış dakikalık yolculukta,araç içlerine gözüm giderdi hep,
ve araçlarının içinde yan yana oturan iki insanın aralarındaki millerce uzaklığı,vücut dillerini çözerek anlayabiliyordum.
Kelimeler neden tükenir?
Soru sormamaya başlarız birbirimize.
Nelerden hoşlandığımızı paylaşamamaya başlarız.
Neleri beklediğimizi,özendiğimizi,özlediğimizi.
Adam sende zaten söylesem de anlamayacak,iyisi mi susayım ki angarya olmasın...
Bunu söyler televizyon başında otururken yüz ifadelerimiz.
Adam sende nasıl olsa farketmeyecek,nasıl olsa,
diyerek her akşamki saç modeli kıyafet ve ses tonu ile karşılar kadın eşini...
Ya bir sor bakalım, ne istemekte.
Ya da dene bir, televizyonu kapatarak cd.çalara bir cd koyarak sessizliğin içinde başbaşa kalmayıya da uzun uzun konuşmayı.
Zannediyorum teknolojinin süratli akışından özelimiz de çok yara aldı.
Akşamlarımızı televizyon kanalları ipotek etti.

İşte konuşmayı unutmamızın yegane sebeplerinden birisi.

Konuşulmayınca da bağlar azalıyor azar, azar ve günün birinde de çözülüveriyor.
Elbette ki ihanetlere bir paravan olamaz bu gerekçeler.
Sadece zemin hazırlayan PARKE TAŞLARI diyelim.

5/12/2006/15.37

Güzellikle kalın
-----------------
Old 05-12-2006, 17:21   #17
Veysel

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ebrus
Diyorum ya aldatan erkekler beter olsun

Sayın Ebrus çok güldüm. Bari aynı ifadeleri aldatan kadınlar için de kullanın da adil olsun.

Saygılarımla.
Old 05-12-2006, 17:58   #18
sureyyabozkurt

 
Varsayılan

ben şu anda daha yirmili yaşlardayım fakat ne olursa olsun aldatmak kadar aşağılık bi durum olamaz. bahene her ne olursa olsun sevmediğiniz insanla ya evlenmeyeceksizniz yada evlendiğiniz insana ihanet etmeyeceksiniz. inanın ben bu tarz kunuları duydukça ve tanık oldukça erkeklere güvenemiyorum. onların karakterlerine yazık diyorum. zaten kelimeler anlamsız kalıyor bu konuda pek yorum yapılamıyor.
saygılarımla
Old 06-12-2006, 14:30   #19
allegria

 
Varsayılan

Sayın Çakıcı;
İletişim çok önemli dediğiniz gibi birbirine karşı açık olabilmek ne istediğini nelerden rahatsız olduğu söyleyebilmek karşı tarafa..Tabi karşı taraf da anlayışla karşılayacak senin duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışacak saygı duyacak sana..Sonra ortak bir çözüm bulacaksınız ikinizin de dediği olacak..
Ozaman bu iletişim kopuklukalrı gider birbirinizden uzaklaşmazsınız.Çünkü herkes kafasında bir şey kuruyor acaba benden uzaklaştı mı acaba başka biri mi var..Açık açık ifade edeceksin kendini,boşa senaryolarla oyalamayacaksın hem kendini hem sevdiğini..

Tabi bunu ne kadar başarabildiğimiz de başka bir olay
Old 06-12-2006, 17:20   #20
Ayfer Gökçen

 
Mutlu

Sevgili Süreyya,
Yirmili yaşlardaki bu düşünceler gelip geçicidir Büyünce geçer Tabiki en güzeli senin düşüncen ama maalesef gerçekler aşağıdaki fıkra gibidir


At Kendini
Öbür dünyaya gelenler sıraya sokuluyor, uygun adım yürüyüşle Sırat köprüsü başına sevkediliyordu. Baş melek Saint Pierre, gelen bir grup erkeğe "Durr!!" buyruğunu verdikten sonra:
- Karısını aldatanlar kendilerini buradan aşağıya, cehenneme atsınlar!!
Gelenlerin hepsi kendini attı, bir kişi kaldı. Saint Pierre ona döndü:
- Hey sen! Sağır numarası yapma! At kendini sen de!
Old 06-12-2006, 20:14   #21
allegria

 
Varsayılan

Sayın Gökçen

daha yakın bir dostum bir aldatma olayı yaşadı ve olay boşanmaya varacak inanın sayın süreyya gibi beni de korkutuyor bu tarz olaylar gelecek için ama hepsi öyle değil diye iyimser düşünmek istiyorum ben yine de...Çok iyi olduğunu düşündüğün insan zamanla değişiyor ya işte bunu hazmetmek çok zor..
Old 06-12-2006, 21:11   #22
ebrus

 
Varsayılan

Sayın Sezgin Ünsal ve sayın Veysel, konuyu kadın erkek tartışmasına çevrimek istemiyorum ama Nilgün hanımın verdiği iki olayda da aldatanlar erkekti ve yorumum o iki olayda dairdir. Ancaaaaaaaaaaaak sizlerinde bildiği üzere bu ülkede erkekler DOĞUŞTAN EDİNİLMİŞ ALDATMA HAKLARINA !!!!!!BİNAEN gerek evliliklerinde gerekse flört ilişkilerinde kadınlara oranla daha fazla aldatırlar.Ama bu sadece erkekler aldatır anlamına gelmiyor tabiiki. Demek istediğimde bu değildi. Aldatan kim olursa olsun çirkin ve karşı taraf için çok yıkıcı. Önemli olan şuki başka birini sevdiğinde yada aşık olduğunda adam gibi bunu karşısındakine söyleyip çekip gidebilmek. Sayın Sezgin Ünsal bir önceki yorumunda adamın yaptığı itirafı dürüst bulmuş. Hayır bence bu dürüstlük değil. Canının istediğini yapıp herşeyi yaşadıktan sonra yapılan itirafın dürüst hiçbir yanı yoktur. Asıl itiraf aldatan kadın olsun erkek olsun zamanında karşısındakine söyleyerek çekip gidebilmekte. Ama yine de aldatan erkekler beter olsun Sayın Veysel sizi gülümsetebildiğime de sevindim ayrıca.
Old 06-12-2006, 21:14   #23
ebrus

 
Varsayılan

Bu arada sayın Sezgin kendimi aldatılmış bir kadının yerine koyduğumda ve hatta aldatıldığımda ACIYI ÇOK DAHA DERİN HİSSEDEBİLİYORUM.
Saygılarımla.
Old 06-12-2006, 22:08   #25
Sezgin ÜNSEL

 
Varsayılan Üzgünüm

Alıntı:
Yazan ebrus
Bu arada sayın Sezgin kendimi aldatılmış bir kadının yerine koyduğumda ve hatta aldatıldığımda ACIYI ÇOK DAHA DERİN HİSSEDEBİLİYORUM.
Saygılarımla.
Sayın değerli ebrus,
Öncelikle istemedende olsa sizi kırdığım için özür dilerim, asla böyle bir durumun yaşanmasını istemezdim, konularda erkeklerden bahsedilmiş olduğu için o şekilde erkeklerin beter olmasını istediğinizi anlayamamıştım, dediğim gibi aldatan kim olursa olsun beter olsun, ben kendinizi aldatılan erkekler yerine koyun derken, konuları okuduğumda kendimi aldatılan kadınların yerine koyarak çok üzüldüğümü anlatmak aynı duyguları bir kadınında kendini erkeklerin yerine koyarak değerlendirmesi gerektiğini kasdetmiştim, her insanın bir şekilde başından ihanet olayı geçmiş olabileceğini sanıyorum, benimde başımdan geçtiği için belki böyle düşünüyorum,tekrar özür dilerim.gerçekten çok üzgünüm
Old 08-12-2006, 10:59   #26
NİLGÜN SEYMEN

 
Önemli Paranın gücünü yadsıyamayız!

Yaşadığımız toplumun yüzde yüzünü genellemiyorum ama ,
ATAERKİL BİR TOPLUMDA yaşamakta olduğumuz için,biraz da ekonomik güç,reislik misyonu ve para istikrarının daha çok erkek egemenliğinde var olması gerçeğini, henüz tam olarak yok edemediğimizden dolayıdır ki ;
erkek ,ÇOCUKLARININ ANASINI baş köşeye oturtur,en doğal hakkı gibi,bundan arta kalan süreçte de,zamanından bazı kesitler çalar,ve hatta bunu paranın gücü ile izole etmeyi başarır.
Hatta kırsal kesimdeki erkek, bunu aynı ev içinde bile kumalık mekanizmasını kullanarak başarır.

Nasıl?
Eşinin ve çocuklarının giderlerini karşılar,diğer kadını da madden fazla fazla destekler.
Bu kendi kurduğu imparatorlukta zanneder ki,en doğru olan budur.
Bir yanda kendi egolarını tatmin ederken diğer yandan da vicdanını susturur.

Ve bu ikili yaşamlarda en çok yarayı da çoğu zaman illegal koşullarda dünyaya gelen çocuklar alır.
Ve ayrıca da,
olası bir boşanma sonrasında da kimi zaman da aile içi doğan çocuklar da kimlik bunalımları ve ekonomik çöküşler yaşamak zorunda kalırlar.Evden çekip giden BABANIN yokluğunda.
Bu da görmemezlikten geldiğimiz hayli ciddi bir yaradır toplumumuzda maalesef.

OLAN ÇOCUKLARA OLMAKTA.
-----------------------
Old 12-12-2006, 10:14   #27
NİLGÜN SEYMEN

 
İnceleme Yaşanmış bir olaydan gerçek kesitler=

Feyyaz,bir devlet okulunda coğrafya öğretmeniyken ek ders olarak İngilizce ve de Sosyal Bilgiler derslerinde de ara sıra vekaleten girerek kendisini çalıştığı okulda sevdirmeyi başarmıştı.
Bir dönem sonunda,müdür muavinliği ünvanı ile farklı bir okula tayini çıktığında,buna sevinen kızı Eda ve eşi Sevim kadar çoşkulu bir tepki gösterememişti ilk anda.
Eşi Sevim de yine Bursa'da bir ilköğretim okulunda geçen yıl aldığı öğrencilerine ikinci sınıfa giriyordu.
Kızları Eda lise sondaydı aynı zamanda da ÖSS.sınavlarına hazırlanıyor,birbirlerinin yüzünü sadece hafta sonları pazar günleri görebiliyorlardı net olarak, o da kahvaltı esnasında oluyordu genellikle.

Bu yoğun ve istekli yaşam temposu,hem çok yorucu,hem de mutluluk verici olduğu kadar da;karı koca ilişkilerinde dialog kopukluklarına da sebep veriyordu.
KONUŞACAK VE BİRBİRLERİNİ PAYLAŞACAK ZAMAN OLMUYORDU BU AĞIR ZAMANLAMA İÇİNDE.

Feyyaz,okulun yıl sonu törenleri dolayısı ile sık,sık bir araya gelerek toplandıkları öğretmenler odasında,ANASINIFI öğretmeni olarak okula bu yıl tayin olan AyşegülHanım'ın kendisine karşı samimi ve sevecen yaklaşımlşarını ilk haftalarda görmemezlikten gelmekle geçiştirmeye çalışmıştı ama daha sonraları müsamere çalışmalarını izlemek ve denetlemek amacı ile çağırıldığı ana sınıfı salonuna sık sık uğramaya başlamıştı.

Zamanla bu samiyet dışarı da taşmış,Mudanya iskelesinde akşam yemekleri,Uludağ'da mangal ziyafetleri,Oylat kaplıcalarına kaçamak ziyaretler vs.İlişkileri de sağda solda,kulaktan kulağa yayılarak,eşine ve biricik kızına kadar gelmişti.
Sevim,bu ağır darbe ile sendelemiş,bunun sorumlusu olarak kendisini SUÇLU bularak ilk başta kuaföre uğrayarak saç modelini değiştirmiş,sarı röfle ve dalgalı saçları ile eşinin kendisine geri kazanması için yeterli bir adım olabileceğini düşünmüştü.
Aynı hafta kredi kartı limitini ilk kez aşarak kendisine şık bir pardüse ve kıayafet alarak coşku ile eve dönerek,
zarif bir sofra hazırlamıştı.
Eda'yı da anneannesine yollamıştı o haftasonu.
Ama nafile.Feyyaz kendisini o kadar kaptırmıştı ki AYŞEGÜL'ün büyüsüne ne o akşam oturulmuştu o şamdanlarla donatılmış akşam sofralarına ne de bir başka akşamları oldu.
Feyyaz kendisini öfkeli bir sert çıkışla eve atıyor,okuldan arta kalan zamanlarını aşkı ile geçirerek,
eve tam anlamıyle aksi,sinirli,tahammülsüz yabancı bir FEYYAZ olarak dönüyordu.

Bir sabah,
SEVİM sancılandı,tam da okula gidecekleri bir sabahtı,evde kimse yoktu.
Feyyaz her zamanki gibi AYŞEGÜL'ü evinden almak için kırkbeş dakika önce evden çıkmıştı.
Büyük bir gayretle telefona uzandı Sevim ve ambulans çağırdı,kız kardeşini aradı ve eve gelmesini istedi.
Saaat on otuzdu.Doktor elinde rontgen sonuçlaı ile karşısında dev bir gölge gibi belirmişti.
Sevim hanım maalesef KANSER!
Rahiminizi almamız gerekecek.Eşinizi derhal haberdar ediniz bunu hemen bu hafta yapmalıyız.
Sevim eşini aradığında hıçkırıklarını tutamıyordu.
Feyyaz sert ve buz gibi bir ses tonu ile yanıtladı:
-Tamam olman gerekiyorsa ol ameliyatı.
Ben uğrarım hastahaneye.

Sevim yıllarca aynı yastığa baş koyduğu adamı asla tanıyamıyordu artık.Ve öylesine acı çekmişti ki eşinin bu
tercihinden dolayı,hatta ilk aylarda ,
GELİP GEÇİCİ BİR MACERADIR GÖRMEMEZLİKTEN GELEYİM,zerafetini bile sunmuştu eşine.

Ama nafile.
Sevim hastahaneden eve döndüğünde ikinci bir vurgun daha yemiş,kendisini hastahanede bir kez bile görmeye gelmeyen FEYYAZ'ın özel eşyalarını toplayarak,AYŞEGÜL'ün evine taşındığını öğrenmiş ve yıkılmıştı.

Bu arada okulda FEYYAZ'ın insiyatifindeki KORUMA DERNEĞİ ÖDENEKLERİ ve bütçe konusunda açıklar çıkmış,
TUNUS GEZİSİ gibi kaçamakların bilançosunu okulun bütçesine çıkarmasının incelemelerini yapmak üzere MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI nezaretinde bir müfettiş ve inceleme heyeti OKULA ANSIZIN BASKIN DÜZENLEYEREK,tüm dosya ve gider faturalarını mercek altına almıştı.

Feyyaz meblağını açıklayamayacağı kadar para gasp etmişti okuldan.
Ardından eşi hemen bir avukat tutarak boşanma ve tazminat davalarını üst üste açmış ve de kazanmıştı,üstelik evliliklerinin yirmi iki yılı süresince satın almış oldukları MÜŞTEREK TÜM MALLARA ŞERH koydurmuş ve payını satış yolu ile geri almıştı.
Ne kızı,ne eşi,ne işi vardı artık FEYYAZ'ın.
Tabi para ve prestij bitince AYŞEGÜL de terketmişti kendisini.

NEDEN?
Sadece yalanlar ile başlayan sahte heyecanlar için!
Değer miydi?
Bunun yanıtını da hikayemizin kahramanı FEYYAZ verebilir ancak...

SEVGİYLE KALIN
----------------

12.ARALIK 2006/10.14
Old 14-12-2006, 17:49   #28
allegria

 
Varsayılan

Kendini zavallı acınacak biri durumuna düşürmekten başka bir şey yapamamış malesef pek sayın Feyyaz..
Old 21-12-2006, 09:47   #29
av.sevdacan

 
Varsayılan

aldatmak bir kişilik problemidir.

ilk hikayeyi okudum sadece oradaki erkek kişi sadece kendini ALDATMIŞ hem de kendine ait bir hayatı olmadan!!!
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kadının Ve Erkeğin Güncesi ! ! ! !:) Sibel Site Lokali 23 01-12-2006 17:15


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07120490 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.