Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

kambiyo senedi

Yanıt
Old 14-12-2007, 16:30   #1
advocat63

 
Varsayılan kambiyo senedi

Müvekkilin tanzim tarihi ve tanzim yeri boş olarak getirdiği(imza ve adres borçlu tarafından yazılmış diğer unsurları müvekkil doldurmuş) bonoya t.yeri ve t.tarihi yazarak icra takibi açtım.Borçlu vekili evraktan sahtekarlıktan ben ve müvekkil hakkında suç duyurusunda bulunacağını söylüyor.Açık bonoya T.tarihi ve yeri yazmam suç teşkil eder mi?
Old 14-12-2007, 16:35   #2
Av. Canan EKE

 
Varsayılan

Sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğunu ispat etmesi gerekecektir.
Old 14-12-2007, 16:38   #3
Av. Canan EKE

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
HUKUK DAİRESİ 15

Esas No.
1983/1724
Karar No.
1983/1584
Tarihi
06.06.1983

1086-HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU (HUMK)/289/290/355
6762-TÜRK TİCARET KANUNU ( TTK )/592/688/690

BERAAT
YAZILI DELİL, SENET
SENEDİN ANLAŞMAYA AYKIRI DOLDURULDUĞU İDDİASI
AÇIĞA İMZA ŞEKLİNDE DÜZENLENEN SENET
SENEDE KARŞI SENETLE İSPAT MECBURİYETİ
TANIKLA İSPAT KOŞULLARI

ÖZET
AÇIĞA İMZA ŞEKLİNDE DÜZENLENEN SENEDİN ANLAŞMAYA AYKIRI DOLDURULDUĞU KANITLANMADIKÇA GEÇERLİ SAYILIR. SENEDE BAĞLI OLAN HER ÇEŞİT İDDİAYA KARŞI İLERİ SÜRÜLEN DEF`İ VE HUKUKİ İŞLEMİN TANIKLA İSPATI MÜMKÜN DEĞİLDİR. ANCAK KARŞI TARAFIN AÇIK MUVAFAKATI DURUMUNDA TANIK DİNLENEBİLİR.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın Trabzon Birinci Asliye Hukuk Hakimliği`nce görülerek mahkeme ilamında belirtilen gerekçelere binaen verilen 28.2.1983 tarih ve 944-135 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı avukatı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine 16.3.1978 tanzim tarihli 250.000`er liralık iki adet bonoya dayalı icra takibine giriştiğini, bonoların, davalının da ortağı bulunduğu, ( ... Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ) ile şirkete ait inşaatların doğrama işleri için yapılan 22.10.1977 günlü sözleşme gereğince, teminat olarak şirkete verildiğini, inşaatların doğrama takılması için zamanında hazır hale getirilmediğinden, fiyatların arttığını, fiyat farkı da ödenmediğini, olayda şirketin kusurlu bulunduğunu, böylelikle teminat bonolarının iadesi gerekitği halde, davalının önceden miktar hanesi yazılıp, diğer bölümleri boş bırakılan, senetleri, kendi adına doldurduğunu belirterek davalıya borçlu olmadığının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, süresinde esasa cevap vermemiş, yargılama sırasında, takip konusu bonolar da lehdarın şirket değil müvekkili bulunduğunu, davacının müvekkiline şahsen borçlu olduğunu, davacı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmenin müvekkilini bağlamayacağını, iddiaların doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, iddia, tanık sözleri, ilgili dosya ve belgelere göre, bonoların bahsi geçen sözleşme gereğince teminat olarak verildiği, davalının, şirketin ortağı bulunduğu kabul edilerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Bonoların, düzenleme tarihlerinin 16.3.1978 olduğu ve nakten kaydını taşıdıkları, lehdarlarının da, davalı S. bulunduğu, sözü edilen eser sözleşmesinin ise, davacı ile dava dışı ( ... Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ) arasında 12.10.1977 gününde düzenlendiği, bu sözleşmede davacının, şirkete 500.000 liralık teminat senedi verdiği dosya incelenmesinden anlaşılmıştır.
Takip konusu emre muharrer senetler, TTK.nun 688. maddesinin öngördüğü bütün unsurları taşıyan ( bono ) niteliğindedir. Aynı Kanunun 690. maddesi yolu ile, bonolar hakkında da uygulanması gereken 592. madde hükmüne göre, bir kambiyo senedinin, bazı yerlerinin sonradan doldurulup tedavüle çıkarılması, senedin kambiyo senedi niteliğini etkilemez. O halde, açığa imza suretiyle düzenlenen senet anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu ispat edilmedikçe geçerli sayılır. Diğer taraftan HUMK.nun 290. maddesi gereğince, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def`i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanık ile ispat edilemez. Yine Usulün 289. maddesine göre, senetle ispatı gereken hususlarda, karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebilir.
Olayımızda ise, davacı iddiasını ispat için, davanın tarafı bulunmadığı sözleşmeden başka, yazılı bir delil göstermemiş, tanık dinletme isteğine karşı, az önce açıklanan ve Usulün 289. maddesinde belirtilen şekilde bir muvafakatı olmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, davacının iddiasını doğrulayacak başkaca yazılı bir delili olmadığı takdirde, dava dilekçesinde ( vesair deliller ) demekle ( yemin ) deliline de dayandığından, davacıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kendiliğinden tanık dinlemek, davalının taraf olmadığı ve bonoların düzenleme tarihlerinden önceki bir tarihi taşıyan sözleşme esas alınmak suretiyle, davalıyı ortağı bulunduğu şirketten ayrı mütalaa etmeye imkan olmadığından bahisle, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 6.6.1983 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 14-12-2007, 16:43   #4
Av. Canan EKE

 
Varsayılan

Aşağıdaki kararın aksine bir karar vardı elimde, ancak şu an bulamıyorum. Cezai açıdan da, hukuk usulündeki ispatların arandığını gösteren bir karardı. Bunu da eklemek istedim. Ancak dediğim gibi tam aksine ve yeni tarihli kararlar var.
Old 14-12-2007, 16:43   #5
korayoz

 
Varsayılan

humk daki kurallar gereğince ancak senede karşı senetle iddiasını ispat edebilir. ayrıca açığa imzanın kötüye kullanılmasına dayanarak savcılığa başvurabilir. ancak durum bedelle ilgili olarak değerlendirilecektir yoksa açık poliçe kanunda düzenlenmiş ve bonodada bu hükümlere atıf var. keşide yer ve tarihi sonradan doldurulabilir.
Old 15-12-2007, 01:23   #6
ares139

 
Varsayılan

Ne zaman ve nerde okuduğumu hatırlamıyorum ama "Bonodaki tanzim tarihinin yapılan inceleme neticesinde alacaklı vekilince atıldığı ve diğer yazılı unsurlardan farklı el ürünü olmasından dolayı takibin iptali yerindedir" şeklinde bir yargıtay kararı hatırlıyorum.Alacaklı vekilinin elinin mahsulü olan keşide tarihi, keşide tarihinin takibe girilmeden önce atıldığı ve bu şekildeki bononun geçersiz tanzimden dolayı kambiyo senedi vasfında olamayacağını belirten bir karardı.
Saygılarımla
Old 17-12-2007, 09:24   #7
avmuhammet25

 
Varsayılan

arkadaşlar işin hukuki boyutu bi tarafa bir avukatın kambiyo senedine kalemi alıp nokta koyması bile tehlikedir.Bir çok meslektaşımızın bu konuyla ilgili savcılıkta ve mahkemede dosyaları vardır.Ama sizin olayınızda şikayet etseler bile sorun çıkacağını zannetmiyorum
Old 17-12-2007, 09:43   #8
Av.Emre BAYKURT

 
Varsayılan

Sayın Advocat63
Konuyla ilgili yardımcısı olması açısından aşağıdaki Yargıtay kararlarına bakmanızı öneririm.Yüksek Mahkeme açığa bono düzenlemek mümkün olduğu için eksik unsurların sonradan doldurulması halinde senedin kambiyo senedi vasfını yitirmediğine ilişkin kararlar vermiştir.
Y.12.H.D. 2001/12815 E.-2001/14093K.;YHGK 94/11-310 E.- 94/401 K.;Y.12.HD.95/11101E./95/12126K. sayılı kararları.
Old 17-12-2007, 10:02   #9
ali ekmekçi

 
Varsayılan

değerli meslektaşım sizin senede yazı yazmanız uygu bir davranış değil zira bir anda olayın tarafı olabilirsiniz.Hal böyle iken açığa imzadadan sonra yapılan doldurmalarda ispat yükü borçluya aittir.
T.C.
YARGITAY
Ondokuzuncu Hukuk Dairesi
E: 2001/133
K: 2001/4147
T: 29.5.2001

LEHTAR HANESİ BOŞ BONO
SENEDİN ANLAŞMAYA AYKIRI DOLDURULMASI
KÖTÜNİYET
ÖZET: Lehdar hanesi boş olarak keşide edilen bononun, lehdar hanesi doldurulduktan sonra lehdara verilmesi, lehdarın da bonoyu ciro etmesi durumunda, davacı keşidecinin, senedin anlaşmaya aykın biçimde doldurulduğunu, hamilin de bu senedi kötüniyetle ya da ağır kusurlu olıtrıık devraldığını kanıtlaması gerekir.
(6762 s. TTK. m. 592,690)

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkili ile bonoya dayanarak aleyhinde icra takibi yapan davalılar arasında huKuki bir ilişki bulunmadığını, takip dayanağı bönünün dava dışı F.... Yapı Kooperatifinden kendi hissesine isabet eden daire ile diğer daireler arasında değer farkı olması halinde işleme konulmak üzere lehdar hanesi boş olarak verildiğini iddia etmiştir. Davalı Ayten, dava konusu bononun davacı tarafından kooperatife verildiğini ve veriliş amacının davacının hissesine düşen dairenin diğer dairelere oranla değerli olması nedeniyle farkı karşılamak üzere düzenlendiğini ve kendisinin kooperatiften olan alacağına karşılık olarak kooperatif tarafından dava konusu bononun elden teslim edildiğini ve tahsil amacıyla diğer davalı Ferhat'a ciro ettiğini beyan etmiştir.
TTK'nun 690. maddesinin yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı yasanın "Açık Poliçe" başlıklı 592. maddesinde, tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bir kambiyo senedinin, işleme konulurken tamamlanmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle tarafların anlaşmaları sonucu bononun lehdar hanesi açık bırakılarak bir başkasına tevdii mümkündür.
Bu hal, senedin kambiyo senedi olma vasfını etkilemez. Somut olayda lehdar hanesi boş olarak dava dışı kooperatife verilen senedin kooperatifçe lehdar hanesine davalı Ayten'in adı yazılmak suretiyle elden bu davalıya verildiği adı geçen davalının da bonoyu diğer davalı Ferhat'a ciro ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı keşidecinin, senedin anlaşmaya aykırı bir biçimde doldurduğunu ve davalı Ayten'in bu senedi kötüniyetle ya da ağır kusurlu olarak devraldığını kanıtlaması gerekir. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek davacıya iddiasını kanıtlama olanağı tanınıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken,ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 29.5.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 24-12-2007, 15:30   #10
advocat63

 
Varsayılan

ilgenen herkese teşekür ederim ancak benim kafama takılan husus hukuki yönü değil ceza i yönüdür.Benim senede vade ve tanzim yerini yazmam suç teşkil eder mi?
Old 25-12-2007, 08:55   #11
Av. Canan EKE

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2003/11629

K. 2005/99

T. 26.1.2005

• GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA ( İmzalı Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun Yazılı Belge ile İspat Edilmesi Gereği - Aksi Halde Mahkumiyet Kararı Verilemeyeceği )

• İMZALI BOŞ SENET ( İmzalı Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun Yazılı Belge ile İspat Edilmesi Gereği - Güveni Kötüye Kullanma )

• YAZILI BELGE ( İmzalı Boş Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun Yazılı Belge ile İspat Edilmesi Gereği - Güveni Kötüye Kullanma )

765/m.509


ÖZET : Sanık, güveni kötüye kullanma suçundan yargılanmıştır. İmzalı boş senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası yazılı belge ile ispatlanmalıdır. Somut olayda yazılı belge ibraz edilememiştir. Taraflar arasındaki ihtilafın hukuki mahiyette olduğu nazara alınmadan beraat yerine mahkumiyete karar verilmesi isabetsizdir.
DAVA : Güveni kötüye kullanmak suçundan sanık M'nin yapılan yargılaması sonunda; TCK'nun 509/1,522, 72, 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri gereğince 664.372.400.Lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair GÖLBAŞI ( ANKARA )Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 12.1 1.2002 gün ve 2002/42 Esas, 20021318 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı'nın bozma isteyen 07.08.2003 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24.03.1989 gün ve 1-2 sayılı kararında, imzalı boş senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı belge ile ispatının mümkün olduğunun belirtilmesi ve yazılı delil de ibraz edilememesi karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki nitelikte bulunduğu gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA 26.01.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. yarx
Old 25-12-2007, 08:58   #12
Av. Canan EKE

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 1985/9-464

K. 1986/126

T. 17.3.1986

• AÇIK KAMBİYO SENEDİNİN ARADAKİ ANLAŞMAYA AYKIRI DOLDURULDUĞU İDDİASI ( İspat Külfeti )

• İSPAT KÜLFETİ ( Açık Kambiyo Senedinin Aradaki Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğu İddiasında )

• AÇIK ÇEKİN ANLAŞMAYA AYKIRI DOLDURULDUĞU İDDİASI ( Emniyeti Suistimal Suçunun Şahitle İspatı )

• ÇEKİN ARADAKİ ANLAŞMAYA AYKIRI DOLDURULDUĞU İDDİASI ( İspat Külfeti )

• BEYAZA İMZALI ÇEKİN ARADAKİ ANLAŞMAYA AYKIRI DOLDURULDUĞU İDDİASI ( İspat Külfeti )

• EMNİYETİ SUİSTİMAL SUÇUNUN ŞAHİTLE İSPATI ( Açık Çekin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğu İddiasında )

• ŞAHİTLE İSPAT ( Açık Çekin Aradaki Anlaşmaya Aykırı Olarak Doldurulduğu İddiasının )

1086/m.287

765/m.509

6762/m.592


ÖZET : Açık kambiyo senedinin aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, senedi düzenleyen kanıtlamalıdır.
DAVA : Karşılıksız çek vermekten sanık A.`nın hükümlülüğüne dair, Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesi`nden verilen 16.1.1985 gün ve 17-22 sayılı hüküm, sanığın temyizi üzerine Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi`nin 24.9.1985 gün ve 3520-3982 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. C. Başsavcılığı`nın; CMUK.`nun 322. maddesi gereğince Özel Daire kararının kaldırılarak hükmün onanması istemini bildiren 17.10.1985 gün ve 96 sayılı itiraznamesiyle dosyanın Birinci Başkanlığa gönderilmesi üzerine; Ceza Genel Kurulu`nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Emniyeti suistimalden sanık A.`nın, TCK.`nun 509; 647 sayılı Yasa`nın 4/1, 6. maddeleri uyarınca 12.500 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine dair Üsküdar Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi`nden verilen hükmü inceleyen Özel Daire: "Müdahil H. tarafından T.`a verilmek üzere tanzim edilip beyaza imzalanan çeke, sanık A.`nın 800.000 liralık bir meblağ yazmak suretiyle kullandığı ve bu şekilde emniyeti suistimal suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında; suç konusu çekin kendisine H. tarafından aralarındaki ortaklığın tasfiyesi sonucu doğan alacağına karşılık olarak verildiğini, müsnet suçu işlemediğini bildirmiş, mahkemece müdahilin iddiasına ve bu iddiayı doğrulayan tanık beyanlarına dayanılarak sanığın TCK.`nun 509. maddesine göre cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Anlaşıldığı üzere müdahil ve sanık arasındaki hukuki münasebetin hukuki ve cezai iki yönü bulunmaktadır. Hukuki yönden ortada 800.000 liralık bir alacak, cezai yönden ise emniyeti suistimal suçunun işlenmesi söz konusudur.
Suç konusu iddia edilen çekin, müdahil tarafından imzalanmış olması taraflarca kabul olunmaktadır. Bu yönden bir anlaşmazlık yoktur. Yukarıda da belirtildiği gibi, müdahil hamiline yazılı boş çeki kendisinin imzaladığını, T.`a verilmek üzere sanık A.`ya teslim ettiğini, sanığın ise çeki T.`a vermeyerek üzerine 800.000 lira yazmak suretiyle kullandığını ileri sürmektedir.
Türk Ticaret Kanunu`nun 592. maddesine göre beyaza kambiyo senedi düzenlenmesi mümkündür. Kambiyo senedinin, kambiyo senedini düzenleyen ile hamil arasındaki anlaşma hilafına düzenlendiğini isbat külfeti ise senedi düzenleyene aittir.
HUMK.`nun 288. maddesine göre 5.000 lirayı geçen hukuki işlemlerle ilgili iddiaların senetle ispatı gerekir. Çek meblağının 800.000 lira olması nedeniyle bu iddianın yazılı delille ispatlanması zorunludur. Yargıtay Ticaret Dairesi`nin yerleşmiş içtihatları da bu doğrultudadır. CMUK.`nun 254. maddesinde ceza mahkemelerinde hakimin irat ve ikame edilen delilleri serbestçe takdir edeceği açıklanmış ve ispat vasıtaları yönünden bir takyit getirilmemiş ise de hukuki münasebetin sonucu olup, aynı zamanda cezai sorumluluğu da mucip olan işlemlerde hukuk muhakemelerinde aranılan ispat şekillerinin ceza mahkemelerinde de aranması gerekir.
HUMK.`nun CMUK.`na göre daha genel bir kanun olmakla hilafına bir hüküm bulunmayan hallerde ceza mahkemelerinde de uygulanmalıdır. Nitekim 2.4.1941 gün ve 1940/19 esas, 1941/12 sayılı yalan yemin suçu ile ilgili Tevhidi İçtihad Kararında yazılı belge aranılan hallerde hukuk mahkemelerinde yapılan yalan yere yemin etmek suçundan açılan ceza davasında, keyfiyetin şahadetle ispat olunamayacağı, yazılı delilin şart olduğu belirtilmiştir. Sözü edilen kararın gerekçesinde de ifade edildiği gibi aynı kukuki olayda ceza, hukuk mahkemelerinde ayrı ayrı vasıtalarla ispatın mümkün addedilmesi hem mantıksız, hem de mahzurludur.
Zira Borçlar Kanunu`nun 53. maddesine göre ceza mahkemelerinden sadır olan mahkumiyet hükümleri, hukuk mahkemelerini de bağlayıcı niteliktedir.
Dava konusu 800.000 liralık çekin müdahil ve sanık arasındaki anlaşma hilafına doldurulduğu hususu şahit beyanlarına göre sabit addedilerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiği takdirde, bu davanın müştekisi ceza mahkemesi ilamına istinaden hukuk mahkemesinde 800.000 liralık bir borcunun olmadığını ispat edebilecektir. Bu miktar itibariyle şahitle ispat olunamayacak bir iddianın HUMK.`na aykırı olarak şahitle ispat edilmesi sonucunu doğuracaktır.
Bu itibarla, müdahil tarafından imzalanan çekin sanık tarafından aralarındaki anlaşma hilafına 800.000 lira bir bedel yazılmak suretiyle doldurularak emniyeti suistimal suçunun işlendiği yolundaki iddianın şahit beyanlarına göre sabit addedilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı ve sanık vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükmün isteme aykırı olarak bozulmasına" karar vermiştir.
Bu karara karşı C. Başsavcılığı "Çeklerde de uygulama yeri bulunan" TTK.`nun 592. maddesi "tedavüle çıkarılırken doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa bu anlaşmalara riayet edilmemiş olması keyfiyeti hamile karşı ileri sürülemez, meğer ki hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun".
Bu ve TTK.`nun 599. madde açıklığına göre olayda hem lehdar hem de hamil durumunda bulunan sanık çek`i müdahilin zararına doldurduğu şahadetle açıklığa kavumuştur.
Diğer taraftan yazılı belge ile kanıtlanması gereken işlerden dolayı ceza mahkemelerine intikal eden davalarda ceza hakimlerinin HUMK.`nundaki hükümlere bağlı kalarak karar vermesi gerekeceği ve inceleme konusu olayda da tanık dinlenemeyeceği görüşüne gelince:
a - HUMK.`nun 288. maddesi:
3 - Bir hakkın doğumu ... için yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zaman ki miktar veya değerleri 5000 lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunur."
b - 11.3.1959 tarih ve 23/20 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; ... HUMK.`nun 288. ve müteakip maddelerinde maddi vakıalara değil ancak hukuki muamelelerin ispatı bakımından şahit dinlenmeyeceği ilkesi kabul edilmiş bulunmaktadır.
c - Bozma kararında değinilen 2.4.1941 tarih ve 19/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı sadece hukuki işlemlere taalluk etmekte olup olayımızda emsal olarak alınması ve uygulama yeri yoktur.
Ayrıca HUMK.`nda deliller ikiye ayrılmıştır.
1 - Kesin deliller
2 - Takdiri deliller
Kesin delillerin hakimi bağlayacağı, hakimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmadığı,
Takdiri deliller şahadet vs. olup bu delillerin hakimi bağlayacağı hakimin bu delilleri serbestçe takdir edebileceği oysa CMUK.`da ise, delillerin serbestçe araştırılması ve takdiri ilkesi benimsenmiştir. Bu nedenle HUMK.`daki delil sisteminin cezada uygulama olanağı yoktur. Ayrıca, ceza mahkemelerinin hükümlülük kararının hukuk hakimliğini bağlamayacağı yolunda Hukuk ve Ceza Genel Kurulu`nun pek çok kararı mevcuttur.
Uygulamalar yanında doktrinde de; Hukuki işlemler ( muameleler ) kural olarak yalnız senet ile ispat edilebilir. Tanık ile ispat olunamaz. Buna karşılık hukuki fiiller ( maddi vakıalar )in senetle ispatına olanak ve gerek yoktur.
Dava konusu yapılan eylem, bir hukuki işlem olmayıp hukuki fiildir. Şahitle ispatına olanak vardır. Bir misal vermek gerekirse aksinin kabulü TCK.`nun 348. maddesinde tarifini bulan fiili işlenemez suç haline döüştürür.
Bu itibarla, yüksek kurulun 18.2.1985 gün ve 1984/6-676-1985/95 sayılı kararları da bu doğrultuda olup, Özel Daire bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanması" gerekçesiyle itirazda bulunmuştur.
İncelenen dosyaya, delillere göre;
Müdahil H. tarafından T.`a verilmek üzere tanzim edilip beyaza imzalanan çeki sanık A.`nın 800.000 liralık bir meblağı yazıp kullanması suretiyle üzerine atılı emniyeti suistimal suçunu işlediğinin iddia olunduğu,
Sanığın ise; suç konusu çekin aralarındaki ortaklığın tasfiyesine karşılık verildiğini savunduğu,
Mahalli mahkemenin de iddia ve tanık beyanlarına dayanarak mahkumiyet kararı verdiği görülmüştür.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu`nda poliçe, emre muharrer senet ve çek için kambiyo senetleri terimi kullanılmaktadır. Ticari hayatta ise genellikle geçmişin bir alışkanlığı olarak Kambiyo senetlerine ticari senet denilmektedir. -G. Eriş- Açık Emre Yazılı Senet ( Bono ) ve Bazı Sorunlar, Yargıtay Dergisi, 1978 S: 1-2, Sayfa: 175.
Çek mahiyeti itibarıyla bir "ödeme" vasıtasıdır. -HGK 9.7.1965, 388/28- Çek bu vasfı bakımından onu kullanan şahsa yani keşidecisine ve çekildiği bankaya bir takım kolaylıklar sağlar. Örneğin; herhangi bir şahsa veya kuruma ödemede bulunacak kimse o şahıs veya kurum lehine bir çek keşide etmek suretiyle ödeyeceği paranın kendi bulunduğu yerden ödemede bulunacağı şahsın ayağına kadar götürülmesine ve bu sebeple masraf yapmasına gerek kalmadan ödeme imkanı elde eder. Çek keşide edilmek suretiyle paranın kaybolması, yanması ve yok olması ihtimalleri önlenir. Ayrıca çekle ödeme yapacak kimse tarafından bankaya yatırılan paralar donmuş halde tutulmayacağından hem yatırana ve hem de bankalar ile memleket ekonomisine önemli ölçüde yarar sağlamış olur.
Türk Ticaret Kanunu`nun ( TTK ) 692. maddesi çek düzenlenmesini şekli koşullara bağlamıştır. Konu ile dolaylı ilgisi olduğundan unsur sayılan bu koşulların açıklanmasına gerek yoktur.
Maddede unsurlar tek tek sayılmıştır.
Madde 692. Çek:
1 - "Çek" kelimesini ve eğer senet Türkçe`den başka bir dilde yazılmış ise o halde "çek" karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
2 - Kayıt ve şartsız muayyen bu bedelin ödenmesi için havaleyi,
3 - Ödeyecek kimsenin "Muhatabın" ad ve soyadını;
4 - Ödeme yerini,
5 - Keşide gününü ve yerini,
6 - Çeki çeken kimsenin ( keşidecinin ) imzasını ihtiva eder."
Bu şartları içermeyen çek 693. maddedeki bazı kayıt ve şartlar dışında çek sayılmaz.
Ticaret Kanunu`nun 730. maddesinin 3 numaralı bendine göre açık poliçeye ait 589/592 madde hükümleri çekler hakkında da tatbik olunur.
592. madde; "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmuş bulunan poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa bu anlaşmalara riayet edilmemiş olması keyfiyeti, hamiline karşı ileri sürülemez; meğer ki hamil poliçeyi kötü niyetle iktisab etmiş veya iktisab sırasında kendisine karşı ağır bir kusur isnadı mümkün bulunsun" hükmünü içerir.
Kambiyo senetlerinde esas olan ilgili maddelerinde yazılı bütün unsurları içerecek şekilde ve tam olarak senedin düzenlenmesi ve bundan sonra tedavüle çıkarılmasıdır. Fakat kanun koyucu ticari zorlukların gelenek haline getirdiği ve tüm memleket sathında yerleşmiş bulunan geleneğin bir gereği olarak Ticaret Kanunu`nu yeniden düzenlerken açık ticari senetlerde de yeni düzenlemeye yer vermeyi uygun görerek yukarıdaki düzenlemeyi yapmıştır.
Bu madde sözleşme özgürlüğüne uygundu -Bu hüküm ( tahriri borç ikrarına istinat ile alacaklı sıfatını iktisap eden başkasına karşı borçlu tarafından muvazaa iddiası dermeyan olunamaz ) kuralını koyan BK.`nun 18/2. maddesi ile aynı paraleldedir -G. Eriş, age, s: 183.-
T.T. Kanunu`nda düzenlenen açık kıymetli evrak ile eksik kıymetli evrakı birbirinden kesin suretle tefrik etmek gerekir. Bu iki tür senet arasında sadece başlangıçta bazı unsurların senette yazılmaması yönünden bnzerlik varsa da eksik senet lehtar veya hamil tarafından hiç bir şekil ve suretle doldurulamazken açık senedi elinde bulunduran aradaki anlaşma uyarınca senedi doldurabilir.
Açık kıymetli evrak asgari hangi unsurları içermelidir? Yasadaki tamamen doldurulmamış deyimini geniş yorumlamak gerekir. Aksi halin kabulü çeşitli uyuşmazlıklara neden olabileceği gibi ticari yaşamın bir takım sorunlarına da cevap vermeyecektir.
Uygulamaya ve doktrine göre borçlunun imzası ile sözleşmenin mevcudiyeti, açık senette asgari zaruri koşul olarak kabul edilmektedir.
Herhangi bir senette olduğu gibi kambiyo senedinde de borçlunun ilzam edilebilmesi için imzası şarttır. Mühür veya buna benzer bir alet kullanılarak kambiyo senedi düzenlenemez. Bu itibarla yazı bilmeyenler veya şu veya bu nedenle imza atamayanlar kambiyo senedi düzenleyemezlerse de bir mümessil veya vekil vasıtası ile borçlanmaları mümkündür. Borçlanma için tek imza yeterlidir. Senette borçlunun imzası yerine parmak izi olması senedin kambiyo niteliğini almasına engel teşkil eder.
Açık yazılı kambiyo senedinin ikinci koşulu borçlu ile lehtar arasında bir anlaşma yani sözleşmenin varlığıdır. Senedin tarafları arasında noksanlıkların tamamlanması yönünde bir anlaşma yoksa açık kambiyo senedinin tamamlanması mümkün değildir. Bu sözleşme açık veya örtülü olabileceği gibi sözlü yahut yazılı olabilir. Ancak ilerde çıkması muhtemel uyuşmazlıkların çözümü bakımından yazılı olmasında yarar vardır. G. Eriş -age., Sayfa: 185-
Kambiyo senedinin keşidecinin arzu ve verdiği yetkiye uygun olarak doldurulduğu karine olarak kabul edilir. Açık senedin altına imzasını vazeyleyen kimse, senet metninin kendi arzusu dahilinde doldurulmadığını iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez. Senet metninin özel anlaşmaya ve verilen yetkiye aykırı olarak doldurulduğu hususu beyaz imza sahibi ile senedi eksik olarak alan lehtar ( hamil ) arasındaki def`i veya dava yolu ile dermeyan edilebilir. Açık senedin anlaşmaya ve verilen yetkiye aykırı olarak doldurulduğu hususundaki iddianın ispatı senet borçlusuna ( keşideciye ) aittir. -İ. Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, Sayfa: 1188-
Açık senette anlaşmaya aykırılık iddiasında ispat olunacak husus; anlaşmanın kendisi ve senedin bu anlaşmaya hangi hususlarda aykırı doldurulduğu hususudur.
Bu hususun çözümü uyuşmazlığa bakan mahkemeye göre farklı sorunları getirir.
Hususi hukuk alanında; kambiyo senedi uyuşmazlıkları, Ticaret Mahkemeleri bulunan yerlerde bu mahkemelerde, bulunmayan yerlerde uyuşmazlığın kıymetine göre Sulh ve Asliye Mahkemelerinde görülür.
Türk Ticaret Kanunu`nun 4. maddesinin son cümlesi; ( Ticari davalarda dahi deliller ve bunların ikamesi HUMK hükümlerine tabidir ) demek suretiyle ticari davalarda genel usul hükümlerinin uygulanacağını öngörmüştür.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 288. maddesi uyarınca bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanın miktarı veya değerleri beşbin lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.
Bu hükümden de anlaşıldığı üzere senetle ispat zorunluğu yalnız hukuki işlem ( muameleler ) içindir. Hukuki fiillerin senetle ispatına olanak ve gerekte yoktur -yani hukuki filller tanıkla ispat edilebilir- B. Kuru ...
Şu halde hukuki işlem ve hukuki fiilden ne anlaşılmalıdır?
Hukuki işlem; belli bir hukuki sonuç ( bir hakkın veya hukuki ilişkinin doğumu, değiştirilmesi veya ortadan kaldırılmasını ) meydana getirmeye yönelmiş bir irade beyanıdır. Hukuki işlem objektif hukuk beydana getirmez, yalnızca subjektif hak ve hukuki bağları meydana getirir veya değiştirir.
Hukuki işlemler, çeşitli bakımlardan bölünebilir. En önemli bölünme hukuki işleme katılan kimselerin sayısını esas tutanıdır. Eğer yalnız bir tarafın irade açıklaması hukuki netice meydana getirmeye yeterli ise, işlem tek taraflı, birden çok kimselerin işleme katılmaları lazım gelmekte ise işlem iki taraflıdır veya çok taraflıdır. İki taraflı işlemler akit ve kararlara ayrılır. Akit birbirine uygun irade açıklanması ve uyuşmasını gerektirir. Akit taraflar arasında hukuki bağ kurmaya değiştirmeye veya kaldırmaya yarar, kararlar müşterek bir işle tek bir hal sureti elde etmeye hizmet ederler. Kararlar ancak kanunun müsaade ettiği halde geçerlidirler, örneğin; cemiyet kararları, şirket kararları, icrada alacaklılar toplantısı kararları gibi.
Hukuki işlemin hükmü, içerdiği iradeye göre tayin olunur. Her hukuki işlem hüküm ve sonuç meydana getirmesi için bir iradeye yani hukuki bir kasta lüzum gösterir...
Hukuki fiil ise hukuki işleme nazaran daha geniş bir kavramdır -Hukuki fiil, failin iradesi mahsulü olmakla beraber meydana getirdiği hukuki sonuç onun iradesi dışındadır. Bu sonucun failce bilinmesi ve istenmesi zaruri değildir- Örneğin ihtar bir irade açıklaması olup alacaklı onunla edayı derhal istediğini bildirir, bununla beraber ihtar hukuki bir işlem değildir, çünkü ihtarın hukuki hükmü ve neticesi ( yani temerrüt ) alacaklının irade açıklamasının içeriğinden doğmaz. Bu hüküm veya netice ( yani temerrüt ) alacaklının bunu istemiş veya bilmiş olup olmadığını aramaya gerek olmaksızın meydana gelir. Süre tayininde de durum böyledir. Alacaklının istediği şey edanın sürenin bitmesinden evvel yerine getirilmesidir. Alacaklının teklif edilen edayı kabulden çekinmesi, borçlunun edayı yerine getirmekten çekinmesi hukuki işlem dışında kalan bu fiilleri ifade etmek için teknik bir tabir yoktur. Bu fiiller irade açıklaması bakımından hukuki işlemlere benzediklerinden hukuki işlemlere benzer irade açıklamaları denilir. -von Tuhr, Borçlar Hukkunun Umumi Kısmı, Sayfa: 133 ve devamı-
Hukuki işleme daha az yaklaşan ( maddi fiiller ) maddi sahada bir değişiklik meydana getirmek maksadıyla yapılan fiillerdir. Örneğin; tağyir, bir şey bulmak, ikametgah tesisi, zilyetliğin nakli, kiralanan şeyin kullanılmasına devam edilmesi, bir işin, bir hizmetin ifası, masraf yapılması gibi. Bütün bu hallerde kanun irade açıklamasına değil dış alemdeki bir sonuca hüküm vermektedir. Şu şartla ki bu sonuç bir insanın fiilinden meydana gelsin. -von Tuhr, age., S: 168-
Hukuki fiiller, belli bir hukuki sonuç doğurmak iradesiyle yapılmadıkları ve hele bu irade beyanı karşı tarafa ulaşması şart olmadığı için hukuki fiil örneğin; haksız fiil hakkında senet alınması ( düzenlenmesi ) imkansızdır. Bu nedenle hukuki fiiller HUMK.`nun 288 ve 290. madde kapsamı dışında kalır. Yani tanıkla ispat edilebilir.
Bir borcu ödemek, maddi vakıadır, fakat ödeme bir borcu sona erdirme amacıyla yapıldığı için hukuki fiil değil, hukuki işlemdir. Bu nedenle 5000 liradan fazla borcun ödendiği tanıkla ispat olunamaz. 5000 liradan fazla bir istisna ( eser ) sözleşmesinin senetle ispat edilmesi gerekir. İstisna sözleşmesinin konusu menkul bir mal ( Örneğin: elbise dikilmesi ) ise bu menkul malın iş sahibine teslimi hukuki bir işlemdir. Bu nedenle tanıkla ispat edilemez. Buna karşılık istisna sözleşmesinin konusu menkul bir mal dışında bir eser ( örneğin bir evin sıvası ve badana işinin yapılması ) ise istisna sözleşmesinin yine senetle isbatı gerekir. Zira bu hukuki işlemdir. Fakat müteahhit üstlendiği sıva ve badana işini yaptığını tanıkla ispat edebilir. Çünkü hukuki fiildir. Yine kiralayanın kendisine ödemek istenen kira bedelini reddetmesi, almaması, huluki fiil olduğundan tanıkla ispat olunabilir. -İçt. Bir. Kararı, 11.3.1959, 33/20-
İşçinin fazla çalıştığı, bayram ve pazar günleri çalıştığı vakıası, Şuf`a davasında davacının satışı daha önce öğrendiği hususu, zilyetlik durumu tanıkla ispat olunan hukuki fiillerdendir ( HGK 14.4.1973 67/310, 20.1.1945, 267/52, 19.2.1974, 123/145 ).
Senede karşı her çeşit iddiaya karşı def`i ( savunma ) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikt bulunan hakuki işlemler, 5000 liradan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Bu ana kural, HUMK.`nun 290. maddesinde hükme bağlanmıştır. Senede karşı senetle ispat zorunluluğu, 290. maddede açıkça yazılı olduğu üzere, ancak ispat olunacak iddianın hukuki işlem işlem olması halindedir. Buna karşılık ileri sürülen iddia ( def`i ) bir hukuki fiil ise bunun tanıkla ispatı mümkündür.
Hukuki işlemlere ait olmakla beraber senede karşı senetle ispatın istisnaları da bulunmaktadır. Ancak bunlar senetle ispat kuralına nazaran daha dar bir alana inhisar etmektedir.
Bu itibarla, senede bağlanmakla yakın hısımlar arasında senedin aksini ispat için tanık dinlenmez. Bunun gibi halin icabı ve iki tarafın vaziyetine göre senede bağlanması teamülü bulunmadığı halde senet düzenlenmesi halinde, yine bunun aksi tanıkla ispat edilemez... Yine 5000 liradan az olsa bile senede bağlı hususta da durum böyledir.
Ancak; senede karşı senetle ispatın da istisnaları vardır. 293. maddeye göre bunlar; yangın, deniz kazası, düşman istilası gibi senet alınmasının mümkün olmadığı veya fevkalade güç olduğu hallerde; senet alınması mümkün olmayan hata, hile, gabin ve ikrah gibi hallerde senede karşı tanık dinlenebilir. Ancak bu hallerde tanık dinlenmesine geçilmeden ortada ileri sürülen bu sınırlı hallerin varlığına delalet edecek ciddi bulguların bulunması gerekir.
Bu durum karşısında yukarda açıklanan kanuni istisnalar dışında açık kambiyo senedine karşı ileri sürülecek iddia ve def`ilerin de senetle ispatı gerekir. Zira böyle bir belgeyi güvene dayanarak veren kimse muhtemel tehlikeye ve onun hukuki sonuçlarına katlanmalıdır. Bu husus hukuk mahkemelerinde böyle olmakla beraber ceza mahkemelerinde durum nasıldır ve nasıl olmalıdır?
Açık kambiyo senedinin aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulup kullanılması Türk Ceza Kanunu`nun 509. maddesindeki suçu oluşturur.
"Madde 509 - Bir kimse iade veya muayyen bir suretle istimal etmek üzere kendisine tevdi olunan imzalı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak hukukça hükmü haiz bir muamele yazar veya yazdırır, yahut elinde bedelsiz olarak kalmış olan bir senedi istimal ederse mutazarrır olan kimsenin şikayeti üzerine... mahkum olur..." hükmünü koymuştur.
Suçun unsurları;
1 - İmzalı ve yazısız bir kağıdın geri verilmek veya belli bir şekilde kullanılmak üzere faile verilmesi,
2 - Açığa imzalı kağıdın mağdur tarafından serbest iradesiyle verilmesi, ( hile, sania varsa fiil sahtecilik olur. )
3 - Faile verilen belge "açığa imzalı kağıt" olması,
4 - Failin, açığa imzalı kağıda sahibinin zararına hukukça hükmü haiz işlemi yazması veya yazdırması gerekir.
Ceza usulü hukukunda ispat serbest delil istemine dayanır ( CMUK 254 ). Adi hukuk sorunlarında da durum böyledir. ( 255. madde ) Ancak bu hüküm HUMK.`nun 288. maddesi ile tezat teşkil eder. Bunun nedeni her iki usul kanunu`nun farklı kaynaktan gelmeleridir.
Borçlar Kanunu`nun 53. maddesi "Hakim kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kuvvetini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinden verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez" hükmünü içerir.
Kişilere karşı suç oluşturan eylemlerin büyük bir çoğunluğu haksız fiil olmakla Borçlar Kanunu yönünden tazminatı da gerektirir. Borçlar Kanunu yönünden kanun koyucu farklı esaslardan hareket etmekle iki hukuk düzeni arasında farklı hükümler koymuştur. Bu yüzden BK 53. madde, kusur bulunup bulunmadığını ve failin temyiz kudretini tayinde serbest bırakmış, onu ceza mahkemesinin mahkumiyet hükmü ile bağlı tutmamıştır. Şu halde ortada bir mahkumiyet kararı bulunsa da hukuk hakimi kusur ve temyiz kudreti ve tazminat sorunlarını kendi takdirine göre çözümlemeye yetkilidr. Ancak bunun dışında kalan hallerde örneğin; fiilin hukuka aykırılığı yahut davalı tarafından işlenmiş olduğu konusunda hukuk hakimi mahkumiyet kararı ile bağlıdır. Ancak aynı hükme göre beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz. Zira Medeni Hukuktaki sorumluluk, ceza hukukundakinden tamamen farklıdır.
Şu halde hukuk hakimi çözümlediği hukuki bir işlem hakkında, şayet fiil ayrıca cezai bir sorumluluğu da doğurmaktaysa ceza hakiminin sübut konusundaki kararı ile bağlı olacaktır.
Bir yönüyle hukuki sorumluluğu da içeren fiilde ceza hakimi hususi hukuk kurallarını bertaraf edecek bir karar verebilir mi? yani hususi hukukta senetle ispatı zorunlu bir hukuki işlemde, iddia sahibi hususi hukuk hükümlerine aykırı olarak aynı eylemin cezai yönü nedeniyle görülmekte olan davada müdahil sıfatıyla iddiasını tanıkla ispat edebilir ve hatta şahsı hakkının hüküm altına alınmasını ceza mahkemesinden isteyebilir mi?
Böyle bir sorunun olumlu çözümü hukuk mahkemelerinde yukarıda açıklandığı üzere ancak kanuni istisna hallerinde mümkündür. Ancak Ceza Mahkemesinde durum farklıdır. Ceza Usulünün 255 ve 258. maddeleri görünüşte buna imkan tanımakla beraber bir mahkemede hakkını alamayacak olana sırf farklı usulü uygulayan bir diğer mahkemede hak vermek olur ki, bunun hukuk sistemi mantıkla bağdaşır yeri yoktur. Esasen bir başka konudaki İçtihadı Birleştirme Kararı da bu görüşü doğrular mahiyettedir ( 2.4.1941 gün, 19/21 sayılı ). Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`na nazaran genel bir kanundur. Uygulamalarla benimsendiği üzere Ceza Hakimi, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu`nu da gözönünde bulundurmalıdır. Ve bu cümleden olarak Ceza Usulü 255. maddesini Hukuk Usulünün 287 ve devamı maddeleriyle uygulamalı ve senetle ispatın aksine cevaz verilen istisnai durumlar da birlikte uygulanmalıdır. Bu güne kadar vaki uygulamaların büyük bir çoğunluğunda tanıklığa dayanarak verilen mahkumiyet kararlarında, hukuk usulü normlarının tanıklığa cevaz verdiği ( hata, hile, ikrah gibi hal ve şartların yazılı belge alınmasını imkansız kılan hallerinde ) hallere dayanıldığı görülmektedir.
İncelenen olayda suç konusu çeki müdahilin imzalayıp verdiği konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Bu yönü müdahil de kabul etmektedir. Uyuşmazlık, imzalı boş senedin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu konusundadır. Müdahil kamyon alım satımı konusunda yapılacak masraf için verdiğini iddia etmekte sanık ise aksini ileri sürmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere TTK.`nun 592. maddesine göre üzenlenen kambiyo senedinin aradaki anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğini ispat külfeti senedi düzenleyen müşteki müdahile aittir. Senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunduğundan ve bu konuda Hukuk Usulünün cevaz verdiği istisnai hallerden herhangi biri olayda bulunmadığından, tanık dinleme suretiyle sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Daire Başkanı ve Üyeler, CMUK.`nun 254. 255 ve 358. maddesinin açık ükmü karşısında ceza hakiminin Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu`ndaki hükümlere göre karar veremeyeceğini - ifade ile oluşan delillere ve gerekçeye göre itirazın kabulü ve Özel Daire bozma kararının kaldırılmasıyla hükmün onanması yönünde oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 17.3.1986 gününde 2/3`yi geçen oy çokluğuyla karar verildi. yarx
Old 02-01-2008, 14:14   #13
advocat63

 
Varsayılan

Hala yaptığım eylemin suç teşkil edip etmediğini net bir şekilde öğrenemedim.
Old 02-01-2008, 14:18   #14
Av. Canan EKE

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım. Eylemin suç olabilmesi için, senedin yazılı anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ispat edilmesi gereklidir. Eğer alacaklı ile borçlu arasında ( HUMK hükümleri gereği, yazılı delil ile ispatı gerekli haller için bahsediyorum) yazılı anlaşma mevcut değil ise, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ispat edemeyecektir ve suç oluşmayacaktır. Ancak HUMK gereği, yazılı delil gerekmiyor ise, anlaşma her türlü delil ile ispat edilebilecektir. Umarım anlatabilmişimdir.
Old 02-01-2008, 14:31   #15
korayoz

 
Varsayılan

bir kişiye verilen senedin sadece imzalanması bunun açık bono olduğuna karinedir. diğer unsurları doldurularak işleme konulabilir. bunun aksi bononun bedelinin kanunda ki sınırı aşması durumunda ancak senetle ispat edilebilir. sonuç olarak bononun keşide yer ve tarihini doldurabilirsiniz.
Old 02-01-2008, 14:32   #16
ali ekmekçi

 
Varsayılan

olayınızda suç unsuru yoktur.Verdiğimiz kararlar da bunu belirtmektedir.
Old 02-01-2008, 14:54   #17
advocat63

 
Varsayılan

Değerli meslektaşlarım Verdiğiniz örneklerde Senedin müvekki tararafından doldurulması suç teşkil etmeyeceği öngürülmüş. Ancak senedin vekil tarafından vade ve düzenleme yerininin yazılması suç teşkil edip etmeyeceği belli değildir.

6762 - TÜRK TİCARET KANUNU (TTK) 689

ÖZET
TTK.NUN 689/2. MADDESİNDE; VADESİZ OLAN BONONUN TABİ OLDUĞU İŞLEM VE BUNUN SÜRESİ GÖSTERİLMİŞ OLMASINA GÖRE, VADEDEN YOKSUN BULUNAN BONONUN ANILAN MADDEDE VE İİK.NUN 167. MADDESİNDE BELİRTİLEN SÜRELER İÇİN DE BONO NİTELİĞİNİ KORUYACAĞI TABİİDİR. VADENİN BONOYA BONO NİTELİĞİNİ TAŞIDIĞI SÜRE İÇİNDE YAZILMASI İLE BONONUN BONO NİTELİĞİNİ KAYBETMESİNDEN SONRA YAZILMASI ARASINDA SUÇUN NİTELİĞİ BAKIMINDAN BİR FARK DÜŞÜNÜLEMEZ. ZİRA VADEDEN MAHRUM OLMASI NEDENİYLE YASALARDA ÖNGÖRÜLEN SÜRELERDEN SONRA ADİ SENET HALİNE DÖNÜŞEN SENEDE SONRADAN VADENİN İLAVE OLUNMASI ONA BONO VASFINI KAZANDIRMIŞ OLACAĞINDAN, BU EYLEMİN DE RESMİ EVRAKTA SAHTEKARLIK NİTELİĞİNDE KABUL EDİLMESİ GEREKİR.

DAVA : İsmail aleyhine sahte bono düzenlemekten sanık Mahmut hakkında yapılan duruşma sonunda; senedin düzenleniş tarihi itibariyle eylem 1803 sayılı Af Yasası kapsamına girdiğinden kamu davasının anılan yasanın l/A maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına dair ( Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi ) nden verilen 8.12.1977 tarihli hükmün temyizen tetkiki müdahil İsmail vekili tarafından istenilmiş ve para depo edilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı Yüksek Makamından bozma isteyen 23.1.1978 tarihli tebliğname ile 30.1.1978 gününde daireye gönderilmekle okunarak gereği düşünülüp görüşüldü:

KARAR : Resmi evrakta sahtecilik suçu; evrakın sahte olarak düzenlendiği veya sahih olan bir evrakta tağyir ve tahrifin yapıldığı tarihte teşekkül eder. Bu itibarla böyle bir evrakı düzenleyen veya tağyir ve tahrif eden kimse için ayrıca sahte evrakı kullanma suçu söz konusu olamaz.

TTK.nun 689/2. maddesinde; vadesiz olan bononun tabi olduğu işlem ve bunun süresi gösterilmiş olmasına göre, vadeden yoksun bulunan bononun anılan maddede ve İİK.nun 167. maddesinde belirtilen süreler için de bono niteliğini koruyacağı tabiidir. Vadenin bonoya bono niteliğini taşıdığı süre içinde yazılması ile bononun bono niteliğini kaybetmesinden sonra yazılması arasında suçun niteliği bakımından bir fark düşünülemez. Zira vadeden mahrum olması nedeniyle yasalarda öngörülen sürelerden sonra adi senet haline dönüşen senede sonradan vadenin ilave olunması ona bono vasfını kazandırmış olacağından, bu eylemin de resmi evrakta sahtekarlık niteliğinde kabul edilmesi gerekir. Alacaklı sanığın 20.7.1969 günü düzenlenen suç konusu vadesiz bonoya TTK.nun 689/2. maddesine ve borçlunun iradesine aykırı olarak sonradan vade tarihini ilave etmek suretiyle ona bono vasfını verip kullandığı iddia edilmiş ise de; adı geçen senede vadenin ne zaman konduğu saptanamamış ve söz konusu ilavenin 7.2.1974 tarihinden önce yapılması olanak içinde bulunmuş olması karşısında mahkemenin olayın hukuki niteliğini tayinde ve suçun 7.2.1974 tarihinden önce işlendiğini kabul ederek Af Yasası uyarınca kamu davasını ortadan kaldırmasında oluşa ve yasaya aykırı bir cihet görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla müdahil vekilinin temyiz itirazları ile tebliğnamede suçun Af Yasasından sonra bononun kullanıldığı tarihte işlediğine ilişkin bozma düşüncesi açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, depo parasının gelir kaydına, 9.2.1978 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 02-01-2008, 15:54   #18
korayoz

 
Varsayılan

sizin olayınızda bir bono söz konusu değil. siz keşide tarih ve yerini doldurarak ilgili senede bono niteliği kazandırıyorsunuz. ayrıca sizin gösterdiğiniz yargıtay kararı eski tarihli. bu konuda görüş birliği sonraki tarihli yargıtay kararlarında belirginleşti ve kabul edildi. bende içtihat programı olmadığı için buraya aktaramıyorum. 19. HD, 17.12.1993, 11886/8720 sayılı karara bakabilirsiniz. burada bu senetlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu kanıtlanmadıkça geçerli olduğu, humk m.290 gereğince bu senedin hükmünü azaltıcak veya kaldıracak nitelikteki hukuki işlemlerin şahitle kanıtlanamayacağı düzenlenmiştir.
Old 02-01-2008, 22:38   #19
adalet48

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım, korkmanıza gerek yok.Senetlerde bu türlü yapılan eklemeler suç teşkil etmezler zira borçlu senedi tanzim ederken senedin bu şekilde doldurulabileceğini bilmektedir ve böyle bir ihtimali göze alarak senedi tanzim etmektedir. Örneğin kiracıdan tahliye taahhüdü alırken evi boşaltacağı tarih genellikle yazılmaz bu konuda Yargıtayın görüşü tarih yazılmadan imzalanan tahliye taahhüdünde kiracının bu durumu öngördüğü ve rıza gösterdiği kabul ediliyor ve kiracı aleyhine yorumlanıyor.Senedin akde aykırı doldurulduğunun ispatı ise ancak yazılı delil ile mümkündür.
Old 04-01-2008, 19:15   #20
advocat63

 
Varsayılan bono

Alacaklı vekilince doldurulan açık bono geçerli midir?
Old 04-01-2008, 19:48   #21
sailor1981

 
Varsayılan

meslektaşım bu konu gecenlerde bayagı tartışıldı orada guzel kararlarda var...ben lınk gösterme yöntemını bılmedıgımden işaret edemıyorum...Kendı görusum şu. açık bono ıhdası Ticaret kanununca mumkun oldugundan alcaklı taarfından dıger unsurlar tamamlanarak bonunun şeklı unsurları tamamlanarak alacaklı tarafından icra takıbıne konu edılebılır.(anlaşmaya aykırı tamamlandıgının ispatı borçlu tarafa ait olup...ispatı yazılı belge ıle olmalıdır)..Bunun alacaklı vekılı tarafından yapılması bana göre suç...zira vekıl sıfatıyle adi yazılı bir belgeyi kambıyo senedi vasfına çeviriyorsunuz... bilirkişi ıncelemesi ıle bu tespıt edılebılır...
Old 07-01-2008, 10:41   #22
advocat63

 
Varsayılan

Alacaklı vekil aldığı genel vekaltnameye istinaden hukuki yardım kapsamında bonoyu doldurabilceğini düşünüyorum.Zira alacaklı vekili alacaklı adına kural olarak her türlü işlemi yapabilir.
Old 03-07-2008, 19:34   #23
AV.KEMAL ERCANER

 
Varsayılan İlave Suretİyle Belgenİn Bono Yapilmasi SuÇ Mudur?

SAYIN MESLEKTAŞIM :

Şekil şartları eksik olan bir belgeye "ilave" yapılması vekilin (avukatın) görevi değildir. Çünkü;
Henüz kambiyo vasfını taşımayan belgeye ilave yapılmak suretiyle belgenin "bono" yapılması ŞARTLARI OLUŞTUĞUNDA sahtecilik suçunu oluşturabilir, kanaatindeyim.

Sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekir.

Sahtecilik suçunun tarifi şu şekilde yapılmış. Gerçekte olmayan bir belge tanzim ederek düzenlemek veya mevcut ve gerçek bir belge üzerinde tahrifat yaparak değişiklik yapmak ve bu belgeyi kullanmaktır.

Sahtecilik suçunun oluşması için,kanuna aykırılık, aldatma kastı ve haksız menfeat temini amacı olmalıdır.

Bono ve çek gibi kambiyo evrakları resmi evrak sayılır. Bir belgeye (özel evrak) "ilave" yapılmak suretiyle resmi belge haline getirilmektedir. Bu ilavenin kanuna aykırı olup olmadığı incelenmelidir.

Sahtecilik suçunun oluşması için, aldatma kasıt, ve haksız menfeat temini olmalıdır.Haksız menfaat temin etmek amacıyla kanuna aykırı olarak hazırlanmış her türlü evrak ile var olan bir belge üzerinde değişiklik yapılmak suretiyle aldatma ve menfaat kastı, sahteciliğin konusudur.
Old 10-03-2010, 16:07   #24
Av.Şerife Temiz

 
Varsayılan

karşı tarafın elinde, senedin ilk halinin (doldurulmamış) bir sureti varsa, aleyhinize ciddi delil teşkil eder, senedin aslı üzerinden yapılacak kriminal inceleme neticesinde, özel evrakta sahtecilik suçunun (ve kimler tarafından )işlenip işlenmediği yargılama neticesi ortaya çıkar. ceza ile hukuk yargılama usullerinin farklı olduğu göz ardı edilememelidir.
Old 15-10-2010, 14:04   #25
laborlawyer

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şerife Temiz
karşı tarafın elinde, senedin ilk halinin (doldurulmamış) bir sureti varsa, aleyhinize ciddi delil teşkil eder, senedin aslı üzerinden yapılacak kriminal inceleme neticesinde, özel evrakta sahtecilik suçunun (ve kimler tarafından )işlenip işlenmediği yargılama neticesi ortaya çıkar. ceza ile hukuk yargılama usullerinin farklı olduğu göz ardı edilememelidir.

Gerek doktrin gerekse yargıtay çeklerin miktar ve imza dışındaki (galiba tanzim yeri de buna dahildi) zorunlu unsurlarının dışında kalan detayların sonradan doldurulabileceğini belirtmesi karşısında, ceza hukuku bağlamında bu nasıl suç oluşturabilir bu konuda çok emin olamadım. Özellikle prensip olarak çekte vade olmaması gerçeğini düşündüğümüzde tarihi atma seçeneği bir anlamda lehdara bırakılmış olmuyor mu? Ben de sonradan doldurulmuş bir çekle yapılan kambiyo takibine şikayette bulunmuştum ve sonradan öğrendim ki çek sonradan doldurulabiliyor. Bu mümkünken, yani güveni suistimal evrakta sahtecilik değil ama vadeyi belirleme olanağınız varken neden bu (ceza hukuku bağlamında) suç oluştursun? bunu biraz açarsanız yeni bir şey öğrenmiş olacağım. Ek olarak, ben de avukat tarafından doldurulmasını yanlış buluyorum zira aradaki borç ilişkisinde avukat yer almıyor ve haliyle vadeyi belirleyebilecek durumda da olamaz.

Saygılarımla,
Old 16-10-2010, 16:02   #26
AV.MEHMET27

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım arkadaşlar zaten yeteri kadar yargıtay kararı sunmuş o yüzden bende sunmayacağım. şöyle söyleyeyim mesleğe başladığım 6 yıldan beri işlerimin yaklaşık %60'ı icra %30'uda ceza. bende böyle çok blöfler aldım, ama hep güldüm geçtim. yeri geldi şikayette edildim. buda mesleğin maalesef doğal sonucu. ama hiç birşey çıkmadı, çıkamazda zaten. lütfen böyle boş blöflere papuç bırakma. karşı tarafa "şikayet hakkının anayasal bir hak olduğunu ve kendilerininde dilerse bunu kullanabileceğini" söyle
Old 18-10-2010, 23:35   #27
Av.Şerife Temiz

 
Varsayılan

meslektaşım,

diğer meslektaşlarımın TTK'dak, "açıga imza" madesine ilişkin açıklamalarına katılıyorum. Ancak burada , kanaatimce gerek uygulama gerekse yargıtay kararlarında göz ardı edilen bir husus var. Şöyleki; senet tedavüle çıkmadan önce zorunlu unsurları dışındaki diğer tali unsurlarının tamamlanmasında yasal olarak bir engel bulunmamaktadır. Burada tedavülden kast edilen; senedin imza edilerek diğer tarafa teslim edilmesi anıdır. Senet teslimi esnasında yasal olarak öngörülen 5 ana unsuru ( vade, emre havale ibaresi, düzenleme tarihi, ödeme yeri, keşideci imzası) ihtiva etmediği taktirde tedavülegeçen evrak bence senet değil adi bir belgedir.

Bu zorunlu unsurlardan her hangi birinin sonradan ilave edilmesi kanaatimce TCK 207 özel belgede sahtecilik hükümlerini gündeme getirmektedir. Ancak meslektaşlarımın bildirdiği örnek yargıtay kararlarından da anlaşıldığı üzere, Savcılar ve ceza Mahkemeleri, TTK'daki "açığa imza" maddesine gitmekte ve bunun suç olmadığı hususunda çelişen kararlar vermektedir.

Bu bilgiden sonra asıl size sorunuz yanıt vermek gerekir ise; hali hazırda bir meslektaşım hakkında bir Ağır ceza mahkemesinde yargılama devam ediyor. Onun dosyasındaki durum sizinki ile çok örtüşmüyor, zira bononun zorunlu unsurlarını meslektaşım dahil etmemiş, zaten ona o halde verilmiş. Buna rağmen şikayetçinin şikayeti kabul edilerek hakkında dava açıldı ve Mahkeme imza ve yazı incelemesine gitti. Rapor doğal olarak lehie geldi.

Bu dava örneğini göz ardı etmediğim için, "senedin doldurulmamış halinin suretinin karşı tarafın elinde olması halinde" ibaresini özellikle belirterek hukuki görşümü bildirdim. Çünkü senedin tedavüle çıkarılma esnasındaki halinin sureti karine olarak değerlendirilebilir. Bu da sizin açınızdan tehlike teşkil etmektedir. kaldıki ödeme yeri ve Tanzim tarihi, sizin eliniz ürünü olduğundan savcılık makamı hazırlık soruşturması aşamında dahi, iddiayı dikkate alarak yazı ve imza incelemesi yaptıracaktır ki yaptırması gerekir.

Buradaki ince nokta, zorunlu iki unsurun sizin eliniz ürünü olması. Maalesef TTK daki açıga imza maddesi TCK ile çelişiyor. Ceza Mahkemesinin hukuk hakimi yerine geçerek değerlendirme yapması mevzuata aykırı, aksi hukuki görüşteki arkadaşlarımın görüşleri uygulama yönündeki kararlara ilişkin olup, benim hukuki kanaatim ve örnek yargılama size umarım yardımcı olur.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Köy Tüzel Kişiliği- Kambiyo Senedi. Av.Sami Dündar Meslektaşların Soruları 3 14-12-2007 17:38
çalıntı Çekin Kambiyo senedi Vasfı avukatahmetusta Meslektaşların Soruları 4 13-10-2007 03:36
kambiyo senedi pamuk Meslektaşların Soruları 5 17-04-2007 21:46
kambiyo senedi takibi mevzu hukuk Meslektaşların Soruları 2 19-03-2007 12:08
kambiyo senedi hakkında gencerx07 Meslektaşların Soruları 7 02-03-2007 12:32


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08696389 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.