Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Eşinin Telefonlarını Dinleyen Kocaya Hapis

Yanıt
Old 30-03-2003, 14:25   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Eşinin Telefonlarını Dinleyen Kocaya Hapis

Eşinin telefonlarını dinleyen kocaya hapis

İtalyan Temyiz Mahkemesi, boşanmak üzere olduğu eşinin telefon konuşmalarını kendisini aldattığını ispatlamak için gizlice dinleyen kocayı 8 ay hapisle cezalandırdı.

Kadının poposunu ellemek taciz sayılmaz' ve 'kot pantolon giyen kadına tecavüz etmek imkansızdır' şeklindeki kararlarıyla kadınları ayağa kaldıran İtalyan mahkemeleri, sonunda kadınların lehine kararlar vermeye başladı. Boşanmak üzere olduğu eşinin telefonlarını gizlice dinleyen bir koca mahkeme tarafından suçlu bulunurken, İtalyan basını bu olayı 'Erkeklerin yenilgisi' olarak yorumladı.

Bir türlü kurtulamadı

İtalyan medyasının günlerdir geniş yer verdiği bu olaya göre, eşinden ayrılmak üzere olan ve adı açıklanmayan bir kadın, kocasının telefonuna dinlenme cihazı yerleştirdiğini anlayınca soluğu mahkemede aldı. Tarafları dinleyen mahkeme, eşini gizlice dinleyen kocayı 8 ay hapis cezasına mahkum etti. 'Dinlenen konuşmalar, partnerin aldatmasını kanıtlıyor' diyerek savunma yapan ve kararı temyiz etmek isteyen kocanın itirazı ise İtalyan Temyiz Mahkemesi tarafından da kabul edilmedi. İtalyan Temyiz Mahkemesi, karara 'Her ne kadar dinlenen konuşmalar, partnerin aldatmasını gösteriyorsa da, telefon aygıtının içerisine bir dinleme cihazı yerleştirmek yasaktır' diyerek son noktayı koydu. Bu arada İtalyan Yüksek Mahkemesi, iki yıl önce 'Kadının poposunu ellemek taciz sayılmaz' yönünde skandal bir karar vererek kadınları ayağa kaldırmıştı.

Kadın aleyhine davalar

Benzer davalarda, 'Kot pantolon giyen kadına tecavüz edilemez' ve 'Kadın, 5 dakikadan az direnirse tecavüz sayılmaz' şeklinde kadınları yaralayacak kararlar alınmıştı.

Haber Kaynağı:Martıweb
Old 11-05-2003, 22:42   #2
Procurement Law

 
Varsayılan Feminist hukuk teorisi...

FEMİNİZM VE HUKUK
Feminist hukuk teorisinin, felsefi ve düşünsel boyuttan taşarak gitgide mahkeme kararlarını da yönlendirir hale geldiği, hayret verici bir biçimde karşımıza çıkmaktadır. Üzeri "kadın-erkek eşitliği" gibi süslü ve fiyakalı bir tabirle örtülmeye çalışılan feminizm, derinlemesine irdelendiğinde , toplumsal yaşamda, özellikle gelişmekte olan toplumlarda ve özellikle kadın-erkek ilişkilerinde, kadınların açıkça ellerinde bulundurdukları üstünlüğü perçinleme amacı peşinde koşan, ayrıksı ve tehlikeli bir olgudur. Kadına, "ulaşılması güç, öte bir varlık" gözüyle bakıldığı bu toplumlarda, kadınların kendilerine başta eğitim, siyasal yaşam olmak üzere yaşamın her alanında tanınan haklar sayesinde her geçen gün konumlarını güçlendirdikleri görülmektedir. Başka bir anlatımla, ikili ilişkilerde herşeyi gizlice yöneten kadın, bu üstünlüğünü toplumsal rolüne de taşıma yolunda her geçen gün daha fazla ilerlemektedir. Tüm bunların doğruluğunu kanıtlamak için, Çinli prenseslerin, sözde sınırları alabildiğine geniş, koca imparatorlukları yöneten Türk hakanlarını nasıl birbirine kırdırdığını hatırlatmak bile yeterlidir. Son tahlilde feminizm, kadınların üstünlüğü temeli üzerine kurulu, erkek düşmanı bir düşünce akımıdır.
Bu düşünce akımı, genelde her alanda etkilidir; fakat bu etkinin en büyük önem arz ettiği alan hukuk ve hukuk uygulamasıdır. Madem ki hukuk, en kaba tanımıyla, insan davranışlarını düzenleyen, devletin kendilerine uyulmamasına belli yaptırımlar bağladığı kurallar bütünüdür, feminist düşünce etkisi altında hukuk da kadınları temel alan bir himaye vasıtasına dönüşecektir. İşte son yıllardaki ibret verici gelişmeler de bunu göstermekte, bu olgu, aslında toplumsal gerçekliğe hiç uygun düşmeyen yasa değişiklikleri, bazı kesimlere yaranma amacı açık olan yüksek mahkeme kararlarında somutlaşmaktadır.
Bir kere Anayasa mahkemesinin zinayı suç olmaktan çıkarması düşündürücüdür. "Zina, suç sayılmamalıdır, çünkü bir evlilik ceza müeyyidesi sayesinde ayakta kalacaksa, bitsin daha iyi." gibi sakat bir yaklaşımla savunulan bu Anayasa mahkemesi kararı doğru sayılırsa, ceza kanunundaki çoğu kabahat suçununda en kısa sürede kanun metninden çıkarılması gerekir. Hatta emniyeti suiistimal cürmünün bile. Çünkü " Güvene dayanan bir özel hukuk ilişkisi, ceza müeyyidesi ile himaye edilmektense, hiç olmamalıdır. Ya da bu suçu teşkil eden fiil, sadece özel hukuk açısından bir tazminat nedeni olmalıdır."(!)
Geçen yıl yürürlüğe giren yeni medeni yasa da, bunun en güzel örneğidir. Bu yasa, başından beri süregelen, tepeden inmeci, toplumsal destekten yoksun yenilik hareketleri ve AB'ye girme hayallerinin de etkisiyle alelacele yapılıveren, yanlış, karmaşık ve anlaşılmaz kurallarla dolu, öz türkçe hevesiyle zorlama sözcüklerin sıkıştırıldığı garip bir yasadır. Türk insanının gerçek anlamda medeni ve ileri olmasını engelleyen "şekilcilik" (=formalizm), bu noktada da ön plandadır. "Yeni bir yasa yaparız, her şey mükemmelleşiverir." anlayışı hala hakim konumdadır. Hukuk kurallarının "etkinlik" yönü göz önüne alınmadığı için, aşırı pozitivist yaklaşım sürüp gitmektedir. Adeta kanunla olmayan şeylerin yaratılacağı zannedilmektedir. Kanunda yapılan tüm değişiklere rağmen, daha doğrusu yepyeni bir kanun yapılmasına rağmen toplumsal ilişkilerde hiçbir şey değişmemiştir. Aile konutunu hala koca seçmektedir. Adam eşine "karım" demeye devam etmektedir. Bu ise hukukla eğitimin işlevlerinin karıştırılmasının sonucudur.
İtalyan mahkemesinin önceki kararlarının neden bu kadar eleştirildiğini anlamak mümkün değildir. Gerçekten de, neredeyse hiçbir toplumda, kadınların cinsel tacizleri cezalandırılmamaktadır. Bu ise " Kendisine kadın tarafından tacizde bulunan erkeğin,ona karşı koyması ahmaklıktır." gibi saçma ve bir o kadar da garip anlayıştan kaynaklanmaktadır. Oysa bu anlayışın, kadının ikili ilişkilerdeki hakimyetten kaynaklandığı bilinmelidir.Yani kadın istemedikçe, hiçbir şeyin olmayacağı; kadın isteyince ise herşeyin olacağı, yani erkeğin itiraz edemeyeceği düşünülmektedir. Ceza hukukundaki "haksız tahrik" kurumu, bu konuda hemen hemen hiç uygulanmamaktadır. Bu ise kadınların, toplumsal ilişkilerde aşırı rahat tavırlarına yol açmaktadır. Bir erkeğin kadının p...nu ellemesi ırza tasaddi olurken, kadının erkek karşısındaki çıldırtıcı tavırları, özellikle de kıyafetleri özgürlük olarak adlandırılmaktadır.Oysa bunların, erkekler üzerinde ne kadar olumsuz etki yaptığı kadınlarca da bilinmektedir. Sonuçta kadınların, erkeklerin kendilerine bakması ve bir şey yapamaması karşında hissedecekleri anlaşılmaz ve hastalıklı haz uğruna, erkeklerin hakları ve özgürlükleri zarar görmektedir. İki cinsin hareketleri açısından ise sadece dokunsal-görsel ayırımı yapılması ve birinin suç diğerinin özgürlük olması anlaşılamamaktadır.
Son olarak, kendisini aldattığını kanıtlamak için karısının telefonunu dinlediği gerekçesiyle cezalandırılan kocanın ilginç durumuna değinmek gerekmektedir. Sadece heberleşme özgürlüğünün bir temel hak olduğuna ve delillerin hukuka uygun olması gereğine dayanarak, somut olayın özellikleri hiçe sayılarak böyle bir karar verilmesi, ceza kanunumuzu iktibas ettiğimiz ülke adına üzüntü vericidir. Bir kere belli suçlar veya özel hukuk müeyydileri, belli kişiler arasında geçerli değildir. Eşler ise, birbirine en yakın kişiler durumundadır. Bunlar arasında, bu tür bir boşanma nedeninin kadının bunu ikrar edeceği veya kocasını aldattığına dair senet hazırlayacağı düşünülemeyeceğine göre, bu vakıanın telefon dinleme suretiyle kanıtlanmasında da hukuka aykırılık olmamak gerekir. Aksi takdirde, insanların sürekli olarak şüphe altında, huzursuz bir yaşam sürmesi zorunluluk haline getirilmiş olur. Zira koca bunu tespit etse bile, cezai müeyyide korkusuyla mahkemeye başvuramaycaktır. Sonuç olarak, bu olayda aldatmak çok masum bir olayken, aile hayatını temelden sarasacak bir maddi vakıayı araştırmak suç sayılmaktadır. Önümüzdeki yıllarda, zinanın boşanma nedeni olmaktan da çıkarılacağı söylenebilir...
Old 12-05-2003, 11:02   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Feminizm;Kadının İnsan Hakkı

Sn.Judge,

Feminizm tanımlamanıza katılmıyor ve bunu kadının insan hakları olarak görüyorum.

Saygılar
Old 12-05-2003, 13:27   #4
Procurement Law

 
Olumsuz İnsan hakkı olan feminizme ilişkin haklar mı?...

Sayın hykayar,
Düşünceler farklı olabilir, ancak ben kadınların erkeklerden ayrı, ayrıcalıklı hakları olamdığı kanısındayım. Eğer varsa bu hakların feminizmle ilişkisini ve neden sadece kadınlara hasredilmesi gerektiğini açıklamanızı rica ediyorum....
Old 12-05-2003, 23:49   #5
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Judge,

Feminizm konusunda düşüncelerimizin oldukça farklı olduğu tartışma götürmez.Tekarla feminizmi kadının insan hakları hareketi olarak tanımladığımı belirtmek isterim.

Fakat konumuz feminizm değil hukuka aykırı delil elde etmenin yaptırımı idi.Olayda telefonunun dinlenmesi olayını hukuka aykırı hale getiren şey dinlenen telefonun bir kadına ait olması değildir.

Bir erkeğin telefonunu da dinlemek suç oluşturmaktadır .

Hukuka aykırı olarak delil elde etmenin yaptırımı konusunda aynı duruşta olmayı diliyorum.

Saygılar.
Old 14-05-2003, 11:23   #6
Procurement Law

 
Varsayılan Feminizm Ve İnsan Hakları

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Madde 16
1. Evlenme çağındaki erkeklerle kadınların, ırk, uyrukluk ya da din bakımından sınırlamalar yapılmaksızın evlenmeye ve bir aile kurmaya hakkı vardır. Evlenirken, evlilik sırasında ve evliliğin bozulmasına ilişkin hakları eşittir.
2. Evlenme bağıtı, ancak istekli eşlerin özgür ve tam oluruyla yapılır.
3. Aile, toplumun doğal ve temel birimidir ve toplum ve Devlet tarafından korunur

Madde 2
Herkes; ırk, renk, cinsiyet , dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ve toplumsal köken, doğuş ya da benzeri başka bir statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bu Bildirgede ileri sürülen tüm hak ve özgürlüklere sahiptir.

Feminizmin, insan haklarıyla bağdaştırılması mümkün görünmemektedir. Zira yukarıdaki maddelerde de görüldüğü gibi, insan hakları, bu haklar açısından cinsiyet ayrımı yapılmaması gereğini vurgulamaktadır. Bu nedenle, adında dahi kadın cinsiyetinin (female) vurgulandığı ve sadece kadınlara yönelik insan hakları olduğunu iddia eden bir düşünce akımının gereksizliği ve tutarsızlığı ortadadır. Zira medem ki kadın-erkek eşittir, eşit olmalıdır, o halde sadece kadınları himaye etmeyi amaçlayan feminizm niçin bu adla ortaya çıkmıştır ve niçin sürekli sadece kadınlara vurgu yapmaktadır?
İkinci olarak, hukuka aykırı delil elde etmenin hukuki sonucunun "bu delilin hükümsüz kabul edilmesi" olması, yine insan hakları bağlamında gereklidir. Ancak, bu , İHEB madde 16/3'ün, İtalyan Temyiz Mahkemesi'nce hiç dikkate alınmayarak, hukuka aykırı delille ilgili kuralın katı bir lafzi yorumuyla hareket edip salt feminist tepkilere meydan vermemek için böylesine garip bir karara varmasını haklı kılmaz. Zira, eğer hukuka aykırı delil elde edenin bu delilin muhakeme sırasında kullanılması sayesinde elde edeceği yarar; delil aleyhine kullanılacak olanın bu nedenle uğrayacağı zarardan gözle görülür şekilde fazla ise, bu delili sahih kabul etmek ve mağdur olan kişiyi fail konumuna sokmamak, cezalandırmamak gerekir. Hele bu delilin geçersiz sayılması, kadının ihaneti nedeniyle ayakta durması imkansız bulunan bir evliliğin zorla devam ettirilmesine yol açacaksa veya bu evliliğin koca açısından, çok daha zahmetli başka yollardan bitirilmesi gereğini ortaya çıkaracaksa,koca değil, etik açıdan en çok kınanması gereken bir fiili işleyen kadın cezalandırılmalıdır. Bu cezalandırılma ise, kadına hapis cezası gibi ayrı bir ceza verilmesi yoluyla değil, kocanın delilinin sahih addolunması ve evliliğin sona erdirilmesine yönelik mahkeme kararıyla olmalıdır.
Saygılar
Old 14-05-2003, 16:21   #7
Sibel

 
Varsayılan

Sayın Judge;
Öncelikle sayın hykayar'ın ilk mesajını dikkatle okumanız gerektiğine inanıyorum. Yazılan ilk mesajda bir yorum yoktu.. Kaynağı belirtilmiş bir haberdi.. Konuyu bilinmez bir sebeple kadın haklarına ve kadın haklarını savunanlara karşı yanıt verme durumuna getirdiğinizi düşünüyorum...
Tarih boyunca kadının toplum içindeki yerini düşünmeliyiz belki de... Bu bizi biraz daha aydınlatır kanaatindeyim... Toplumlarda kadınlar hep sömürülen, emeğinden faydalanılan ve hakları kendisine iade edilmeyen grup olmuştur.. Bu kanaatime pek çok kişinin katıldığını da tahmin ediyorum..
21. yüzyılda ise durum pek farklı değil.. Hoş bu sözler sizin fikirlerinizi elbette değiştirmeyecek...
Bir de şu açıdan yaklaşalım lütfen... Çocuk Hakları Bildirgesi hakkında ne düşünüyorsunuz ? Ya da Hasta Hakları ? Çocuk hakları çocuk olmayanları derdest mi ediyor ? Ya da hasta hakları sağlıklı olanları aşağılıyor mu ? Peki kadın hakları erkeklere mi saldırıyor sizce ? Yoksa zaten olması gerekeni almaya çalışan bir örgütlü topluluğun varlığı mı rahatsızlık verici ...
Saygılarımla.....
Old 14-05-2003, 19:50   #8
Procurement Law

 
Varsayılan Feminist Önyargılar

Sayın Sibel,
Öncelikle hykayarın mesajını çok iyi okuduğumu ve yazdıklarımı sadece ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirmeniz gerektiğini, ayrıca bu tür tartışma ortamlarında görüş bildirmenin ilk yazıların yorum içermesi gibi bir zorunluluğa bağlı olmadığını belirtmek isterim.
Kadının toplum içindeki yeri konusunda, feminist önyargı altında dile getirilen düşüncelerin dışına çıktığımızda görürüz ki, aslında durum pek de feministlerin iddia ettiği gibi değildir. Sömrülenler, kadın-erkek ayrımıyla bağdaşmayan, ama feministlerin varlığını görmemekte sürekli direndiği bir takım sosyal gruplar ve oluşumlardır. Bu gruba dahil olan kadınlar gibi erkekler de ezilmektedir. Bu ise siyasal düzen ve ekonomi ile ilgili bir problemdir. Tarlada işçi olan kadının ezildiği görülmüştür ancak ;eşi holding patronu olan kadının sömürülüp ezildiği pek görülmemiştir. Sonuç olarak, feminist doktrinin savunularının büyük çoğunluğu, sadece kadınlara hasredilemeyecek niteliktedir; ama anlaşılmaz bir nedenlerle böyle olduğu ya da olması gerektiği dayatılmak istenmektedir.
Bir hukuk fakültesi öğrencisi olarak, özellikle kriminoloji alanında yazılmış eserlerde, kadının neredeyse hiç suç - ve özellikle cinsel suçlar alanında- işleyemeyecek kadar mükemmel bir ahlaka sahip olduğu fikirlerinin işlenmesi karşısında, feminizmin hukuk açısından ne gibi sonuçlara yol açtığını hayretle izliyorum. Hatta, daha da ileri gidilerek, tecavüz kadın aleyhine vuku bulduğu takdirde, kadının beyanının yeterli sayılması , başka delile gerek olmadığının söylenmesi, feminizmin boyutlarını göstermeye yeter kanısındayım. Zaten kendilerini anlaşılmaz şekilde üstün gören ve zaman zaman bunu ağızlarından kaçıran kadınların yarattığı bir görüşten de ancak bu kadar tutarlı ve mantıklı olması beklenebilirdi.
Son olarak Çocuk Hakları vb.hakların konumuna değinmek istiyorum. Belirtmek istediğim, feminizmin , anılan nedenlerle asla insan haklarıyla bağdaştırılamayacağıydı. Aksi takdirde bu ayrımın sonu olmaz. Öğrenci hakları, işçi hakları derken sarışın 183 cm boyundaki yeşil gözlü aslan burcu olanların haklarına kadar gidebiliriz. Ayrıca, andığınız haklar , bunların bildirgeleri ve savunucularından hiçbiri bu hakların hamili olmayanları kendilerinin haklarını ihlal etmekle suçlamamakta veya aşağılamamaktadır. Ayrıca, hepsi de gerçekten de doğal ve akla yatkın taleplerde bulunmaktadırlar. Örneğin çocuklar üzerinde şiddet uygulanmasını önleme amacı gibi. Bunun dışında, bu tür haklar gerçekten de sadece bu hak sahiplerine hasredilebilir niteliktedir. Oysa feminizmde himaye edilmek istenen haklar erkekler açısından da savunulabilmektedir.
Çoğunluğun ne düşündüğünü ancak kapsamlı bir kamu oyu araştırmasından sonra öğrenebiliriz. Bu ise Türkiye'nin Ankara, İzmir ve İstanbul gibi büyük şehirlerden ibaret olmadığını ortaya çıkaracaktır. Feminizme karşı çıkan kadınların da sayıca oldukça fazla olduğunu zannediyorum...
Old 15-05-2003, 13:10   #9
Sibel

 
Varsayılan

Sayın Judge;
Düşüncelerinizi ifade etme özgürlüğünüze sonuna kadar saygılıyım.. Bunun sizin kadın veya erkek olmanızla bir alakası olmadığını da belirtirim.. Bu tamamen sizin düşünen bir insan olmanızla ilgili... Ayrıca bu özgürlüğünüzü kullanmak için yorum içeren yazıları takip etmeniz gerektiğini de iddia etmedim....
Hakları ve özgürlükleri ihlal edilenler arasında kadın-erkek ayrımı yapmadığımı da öncelikle belirtmeliyim...
Ancak kadınların toplulumuzdaki durumu hakkında sizinle benzer görüşler içinde olmadığımız da bir gerçek... Daha önce de yazdığım gibi sözlerimin fikirlerinizi değiştirmeyeceği bir başka gerçek !
Yukarıda yazılanları okuduğumda aklıma şöyle bir soru geldi ve bunu sizinle paylaşmak istiyorum : tarladaki kadını sömüren kimdir ?

Doğal nedensellik teorisi kalıpları içinde kalacak olursak, sizin konuya gösterdiğiniz tepkiyi, adem ile havvaya kadar ulaştırıp, elma problemi hakkındaki görüşlerimizi bildirmeye başlayacağız galiba.. !

Herkesin haklarına saygı duyduğum gibi, sarışın 183 cm. boyundaki, yeşil gözlü aslan burcu olanların haklarına da insan oldukları için saygı göstereceğimi belirtirim..
Umarım başkaları da, salt kadın olduğu için saygı göstermedikleri ve haklarını sahiplenmedikleri kişilerin öncelikle insan olduklarını hatırlarlar....
Saygılarımla....
Old 26-10-2003, 10:52   #10
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Eşinin E-Postasını Okumaya 3 Ay Hapis

İtalya'da Milano Temyiz Mahkemesi kocasının e-postasını okuyan bir kadını,eşinin özel yaşantısını ihlal ettiği gerekçesi ile suçlu buldu.Mahkeme kadına verilen 3 aylık hapis ve 10 bin Euro para cezasını onayladı.

Mahkeme e-postanın kişisel ve özel bir iletişim aracı olduğunu belirterek ,kadının özel yaşantıya saygısızlık suçu işlediğine karar verdi.Temyiz mahkemesi, başvuru üzerine eşi bile olsa özel yaşantıya karıştığı için kararı onayladı
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Aids( HIV) Bulaştıran Kocaya Ceza Av.Habibe YILMAZ KAYAR Hasta Hakları Çalışma Grubu 10 05-03-2008 10:47
Avukatın sağlık yardımından eşinin SSK sı nedeniyle faydalanması mümkünmüdür? ares139 Meslektaşların Soruları 7 23-12-2006 19:44
Eşinin yumruğuyla sakat kalan kadın, 140 bin YTL tazminat aldı ahmetsacit Hukuk Haberleri 0 25-08-2006 20:32
Aldatan kocaya kötü haber ahmetsacit Hukuk Haberleri 1 12-08-2006 00:38
Kocaya Ait Ev-Ayrılık Davası Av. Bülent Sabri Akpunar Meslektaşların Soruları 7 27-09-2004 19:16


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04925704 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.