Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Soruları Arşivi THS Hukuk Soruları alanına 2000-2007 yılları arasında gönderilmiş eski soruların arşivlendiği forum alanımız. Bu alan yeni mesajlara ve yanıtlara kapalıdır ve sadece arşiv amaçlı olarak yayında tutulmaktadır.

Sizce ?

 
Old 11-05-2002, 13:30   #1
sumru

 
Varsayılan Sizce ?

Boşanma davalarında kusurda kıyas varmıdır? Hakim her iki tarafıda kusurlu bulmasına rağmen yine de davayı reddedebilirmi?Hakim gerekçeli kararında evlilik birliğinin temelden çöktüğünü kabulediyor ancak davayı açan tarafı davacıya nazaran daha kusurlu bulduğu için davayı reddediyor , yani başlangıçtaki sorum, madem evlilik birliğinin temelden sarsıldığı kabul ediliyor ama neden boşanılamıyor? Bilgilerinize ve yorumlarınıza ihtiyacım var. Saygılarımla...
Old 11-05-2002, 14:15   #2
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın Sumru,

''Hem suçlu, hem güçlü '' olmak kabul edilemez.

Kusurlu eşin kusuruna karşın diğer eş evlilik birliğini
sürdürmek istiyorsa, kusurlu eşin kendi olumsuz davranışından
yarar sağlaması, bu kusurları nedeniyle boşanmaya hak kazanması adalete aykırı düşer.

Saygılarımla
Old 11-05-2002, 14:24   #3
sumru

 
Varsayılan

CEVAP için teşekkür ederim.
Ancak boşanmak istemeyen tarafta kusurlu bulunuyor, ve hakim evlilik birlliğinin temelden çöktüğünü kararında vurguluyor, boşamamaktaki kasıt ne anlayamadım. Maden bu birlik çökmüş diyosun o zaman bu evliliği neden sürdürüyosun sayın hakim bey?
Old 11-05-2002, 14:49   #4
aygül

 
Varsayılan

konuyu aklıma gelen çeşitli ihtimallere göre yanıtlamak istiyorum.

1-evlilik birliğinin sarsılması da boşanma sebeplerinden biridir.böyle bir sebebe dayanıldığında bile hakim davanın reddine karar verebilecektir.kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde,her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
166.maddeden de anlaşıldığı gibi "evlilik birliğinin temelden sarsılması ancak 3yıl geçtikten sonra etkili bir sebep olmaktadır.
2-davacının kusuru daha ağır ise,davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.
eğer davalı eş itiraz etmişse,evlilik birliğinin temelden sarsılma sebebi olsa bile hakim boşanmaya hükmetmeye bilir.çünkü davacı hem daha fazla kusurludur,hem de bir hak talep etmektedir.oysa hukukun genel ilkelerinden biri "hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemez." diyelim ki,davacı olan eş erkektir ve eşini aldatmıştır,sürekli başka kadınlarla beraber olmaktadır.buna rağmen boşanma davası açmış ve "evet,ben eşimi aldattım ve bu boşanma sebebidir,bizi boşayın ya da boşanmak istiyorum " diyemez.çünkü bahsettiği aldatma olayı bir kusurdur ve kişi kendi kusuruna dayanıp hak iddia etmektedir.
(davalı taraf boşanmak istiyor mu ,istemiyor mu? bu konuya dair bir bilgi vermemişsiniz)
3-184.md
1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.
hüküm fıkrasında,hakimin "evlilik birliğinin temelden sarsıldığına" yer verdiğini söylemişsiniz.
eğer hakim,buna yer vermiş ve buna rağmen boşanmalarına karar vermemişse,demek daha az kusurlu olan karşı tarafın bir itirazı olmuş ve davacı taraf daha kusurlu..
diğer bir ihtimal,hüküm fıkrası "evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebine dayanan,boşanma davasının reddine" şeklinde de olabilir.bu durumda hakimin "evlilik birliğinin temelden sarsıldığını "kabul ettiği gibi bir sonuç çıkmaz.aksine 184 maddede olduğu gibi,bu sebebe dair yeterli bir vicdani kanaatin oluşmadığını gösterir.

ayrıca kusurların kıyaslanıp kıyaslanamayacağını sormuşsunuz."daha kusurlu eş" ,"daha az kusurlu eş" gibi ifadeler kanunda kullanıldığına göre,demek ki kusurların kıyaslanması mümkün.mesela ,eşin yemek yapmaması bir kusursa,diğer eşin yemek yapmadı diye onu dövmesi daha kusurlu bir davranıştır.



hukuki sorunlara dair,araştırıp yanıtlamak ilgi alanıma girdiği halde,soruların açık bir şekilde sorulmaması,açık olmayan noktalara dair çeşitli olasılıkları gözönüne alıp da yanıtlamamı gerektirdiğinden konu çok karışık bir hal alabiliyor.böyle olunca da hata yapma ihtimali artıyor.öyle ki verdiğim bilgilerin size bir faydası olmadığı gibi,ben de karışık bir kafayla kalmış oluyorum.dilerim,bu mesajımı okuyan diğer arkadaşlar da,bundan sonra sorularını daha açık ve net bir şekilde sorma konusunda gerekli hassasiyeti gösterirler. böylece araştırıp yanıtlama heveslisi hukukçu arkadaşlarımıza bir kolaylık sağlanmış olacak.
Old 11-05-2002, 14:59   #5
sumru

 
Varsayılan

Detaylı cevabınız için bana ayrırdığınız zaman için teşekkür ederim sayın aygül.Durum açıkçası şu;boşamak isteyen erkek, boşanmak istemeyen kadın. Kadının tanıkları kocanın kadını aldattığını iddea etmektedir, kocanın tanıklarıda kadının böyle bir paranoya bağlı kalaraktan kocanın işyerine gelerek kadının kocası gıyabında küfür ettiğini, iş yerinde olay çıkardığını iddea etmektedir. Hakim iki tarafıda bu anlamda kusurlu bulmuştur. Kadın dava boyunca kocasını gerek sözlü gerek yazılı biçimde kötülemiş , onun kötü bir koca olduğunu beyan etmiştir. Ancak bir yandanda kocasını sevdiğini, boşanmak istemediğini beyan etmiştir.Bu çelişkiler neden göz önünde bulundurulmuyor, bu açıkça kötü niyet. Ayrıca bildiğim kadarıyla kanunda koca sadakatsizlik etse bile kadının ona hakaret etmeye, onurunu zedelemeye ve iş hayatına zarar vermeye hakkı yok. Buna dayanaraktan sadece tanık beyanlarına dayana bu davada , iki tarafra oldukça suçludur. Aldatmanın, hakaret etmekten daha kusurlu bir davranış olduğunu düşünmek hakimin kanaatimidir, yoksa kanununmu bunu merak ediyorum.
saygılarımla,
Old 11-05-2002, 15:41   #6
aygül

 
Varsayılan

yeniden selam,
1-kadın hem kocasını kötülüyor hem de onu sevdiğini ve boşanmak istemediğini söylüyor.bunun bir çelişki olduğunu ve neden gözönünde bulundurulmadığını söylüyorsunuz.bu bir çelişkiyse bile bence gözününde bulundurulmuş,şöyle ki:kadın boşanmak istemiyor,yani evliliğini yürütmekten yana.bu yüzden hakim,evlilik birliğinin yeniden kurulabileceği ihtimalini de gözönünde tutarak,taraflara bir şans daha vermiş olabilir.
2-MADDE 166.-
...davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

bu maddeyi de dikkate aldığımızda,şu sonucu çıkarabiliriz.
hakim,davalı tarafın daha az kusurlu olduğuna kanaat getirmiş.(hakimin takdir hakkı var,)
davalı taraf boşanmaya itiraz etmiş,ve bu itiraz hakim tarafından hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmemiş.bunun sebebi de kadının evliliğini devam ettirmekteki istekliliği ve yine hakimin bu devamda davalının yararının olacağını düşünmesi...kısacası yukarda değindiğim gibi,evlilik birliğini yeniden kurmaları için taraflara bir şans vermek...

"erkeğin aldatması kadına ona hakaret etme hakkı vermez."

hakaret etmek,kanunlarımızda bir hak olarak kabul edilmemiştir zaten
özetle diyebileceğim şey:hakim kusurun belirlenmesinde ve boşanma davasını red etmesinde taktir hakkını kullanmıştır.evet,hakimin böyle bir takdir hakkı vardır.çünkü ilgili kanun maddelerine dikkat edildiğin de dilbilgisi açısından "karar verebilir veya edebilir,yapabilir" gibi -ebilir kipi kullanılmaktadır.bu da hakime takdir hakkı verildiğini gösterir.

adalet duygunuzu tatmin edemediğimin farkında olmakla birlikte,benim söyleyebileceklerim bunlar.
saygılar...
Old 11-05-2002, 15:57   #7
sumru

 
Varsayılan

Bilgilerinize düşüncelerinize dayanaraktan izninizle bir tahmin sorusu yöneltmek istiyorum, sizce bu karar temyize giderse sonuç ne olur?Sizin fikriniz benim için önemlidir.
saygılarımla,
Old 11-05-2002, 17:24   #8
aygül

 
Varsayılan

selam,
hukukçu büyüklerimin önemle vurguladığı ve kesinlikle dikkate değer bulduğum iki husus var,
1- müvekkillerinize davanın ne kadar zamanda sonuçlanacağına dair,
2- müvekkillerinize davanın "kazanılacak", "kaybedilecek" şeklinde sonuçlarına dair , fikir beyan etmekten kaçının.

işte ben,bu iki önemli husus hakkında mesleğime başlarken kendime bir prensip edinmek istiyorum.
mazeretimi mazur görmenizi dilerim....
saygılar....
Old 11-05-2002, 17:58   #9
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın Sumru,

Sayın Aygül'ün prensipleri doğrudur. Mazereti geçerlidir.
Bu konuda dosya incelenmeden hiç bir tahmin yürütülemez.
Hatta dosya incelense bile tahmin yürütülmemelidir.

Ancak ben prensiplerimden vazgeçecek kadar gördüm,geçirdim.
Bu nedenle yanlış yapmaktan korkum kalmadı. :-)))

Tahminimi söylüyorum: Karar doğrudur ve Yargıtay'dan bozulmaz.

Hesaplarınızı buna göre yapınız. Boşuna umutlanmayınız.

Sabırlar dilerim

Saygılarımla
 


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Erzincan hukuk sizce yanlış tercih mi? b88 Hukuk Lisans Eğitimi 45 07-02-2008 00:41
Sinema - Tiyatro sizce hangisi ali_soylu Site Lokali 24 26-09-2007 18:44
sizce avukatlık sınavının kaldırılmasının etkileri nasıl olacak? bozoli Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 80 20-08-2007 00:31
Sizce Yedieminler Nasıl Vergilendirilir Ahmet BİRCAN Hukuk Soruları Arşivi 1 31-05-2006 15:42
Sizce Ne Yapılabilir ayhan_bostan Hukuk Soruları Arşivi 4 11-03-2005 23:15


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04754496 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.