Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Tapu Iptali Ve Tescili Davasi

Yanıt
Old 26-03-2021, 13:18   #1
avukat.fks

 
Soru Tapu Iptali Ve Tescili Davasi

Merhaba meslektaşlarım. Daha önce bu kadar eski bir belge ile karşılaşmadığımdan fikirlerinizi almak istiyorum.

Elimizde 15.12.1985 tarihine ait bir evlenme kütük defteri mevcut. Bu deftere göre müvekkilim olan hanımefendi ile eşi evlenirken, müvekkilimin kayınpederi düğün hediyesi olarak az altın takıp bunun yerine 2 dönümlük bir arsa hediye etmiş. defterde tam olarak
"köy arkasındaki 2 dönüm yeri kayın pederi (A), gelini (B)ye veriyor, verdiğine dair (C) şahittir." (şahitlik yapan (C) halen yaşıyor 65-70 yaşlarında, muhtar vefat etmiş)
şeklinde bir ibare mevcut. Bu belge ile müvekkilim ve eşi evlenmişler iki şahit ve memur olarak da köy muhtarı imzalamış.

Bahsi geçen taşınmazın 1985 yılında da tapusu mevcutmuş (yani kadastro tespiti yapılmış kesinleşmiş) ancak kardeşlerin birbirlerine duydukları güvenden ötürü müvekkilim üzerine tescili yapılmamış. Taşınmaza 1985 yılından beri müvekkilim nohut vs ekiyor bazı yıllarda kayın biraderleri ekip kira olarak belli bir miktarı müvekkile ödemişler.

Evlenme kütüğünde taşınmaz ada parsel olarak net bir şekilde belirtilmemiş ancak müvekkilin söylediğine göre köyde, köy arkasındaki 2 dönümlük yeri kime sorsanız burayı gösterirmiş.

Şimdi ise kayınpederi - kayınvalidesi vefat etmiş ve taşınmaz da intikal etmemiş miras hissesi olarak gözüküyor. Ve müvekkilimin eşinin kardeşleri de bu taşınmaz üzerinde hak iddia ediyorlar.

Hangi sebebe veya sebeplere dayanarak tapu iptali ve tescili talep edebiliriz, bu durum zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi midir?
Old 26-03-2021, 14:25   #2
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Kayınpederin arsasını geline hediye ettiğini bildirmesi bağışlama niteliğindedir.

Bağışlama, kadastro tespitinden önce olmuş ise, Kadastro K.m. 12/3 m.göre, kadastro tespit tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçmekle ,kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak hak iddia edilemez.

Bağışlama, kadastro tespitinden sonra olmuş ise, tapulu taşınmazlarda ; bağışlama ve bağışlama sözü verme (vaadi) sözleşmeleri TMK. 706,TBK.213 maddelerine göre resmi şekle uyularak tapuda yapılabilir. Evlendirme Defterindeki beyan geçerli değildir. İddia tanıkla da ispat edilemez.

Sonuç olarak; ortada olumsuzluk vardır
Old 29-03-2021, 11:27   #3
avukat.fks

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
Kayınpederin arsasını geline hediye ettiğini bildirmesi bağışlama niteliğindedir.

Bağışlama, kadastro tespitinden önce olmuş ise, Kadastro K.m. 12/3 m.göre, kadastro tespit tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçmekle ,kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak hak iddia edilemez.

Bağışlama, kadastro tespitinden sonra olmuş ise, tapulu taşınmazlarda ; bağışlama ve bağışlama sözü verme (vaadi) sözleşmeleri TMK. 706,TBK.213 maddelerine göre resmi şekle uyularak tapuda yapılabilir. Evlendirme Defterindeki beyan geçerli değildir. İddia tanıkla da ispat edilemez.

Sonuç olarak; ortada olumsuzluk vardır

Cevabınız için çok teşekkür ediyorum sayın meslektaşım. Diğer mirasçıların söz konusu taşınmazın müvekkile verilmesi konusunda ikna olması halinde resmi işlemler nasıl yürütülmelidir? Mirasçılar arasında henüz bir paylaşım yapılmamış.
Old 29-03-2021, 13:16   #4
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avukat.fks
Diğer mirasçıların söz konusu taşınmazın müvekkile verilmesi konusunda ikna olması halinde resmi işlemler nasıl yürütülmelidir? Mirasçılar arasında henüz bir paylaşım yapılmamış.

Kayıpeder vefat ettiğine göre mirası "elbirliği mülkiyeti" halindedir.

Gelin,(kocası vefat etmiş ise) eşi dolayısı ile mirasçı olup, mirasçılar arasında tapuda pay intikali mümkün olduğundan ,mirasçılar taksim yapmadan da paylarını geline tapuda devir ve temlik edebilirler. Parsele ait taksim sözleşmesi yaparak taşınmazı geline bırakabilirler. Gelinin eşi vefat etmemiş ise, aynı işlemleri gelinin mirasçı eşi hakkında yapabilirler.

Gelinin eşinin sağ olması halinde; gelin 3.kişi durumunda olduğundan mirasçıların tümünün birlikte hareket ederek payların tamamını tapuda geline devir ve temlik etmeleri gerekir. Ayrıca mirasçıların tamamı veya bir kısmı (paylı mülkiyete geçtiğinde tapuda infaz olunmak üzere) payları hakkında Noterde Satış Vaadi Sözleşmesi yapabilirler.
Old 30-10-2022, 23:30   #5
Büşra Özcan

 
Varsayılan

Üstad merhabalar,

Benzer bir konuyla karşı karşıyayız. Kadastro öncesi tapusuz taşınmazlarının tamamını kayınpeder damadına bağışlıyor. Bağıştan 10 yıl sonra taşınmazlar üzerinden kadastro geçiyor, hepsi damat üzerine tescil ediliyor. Kadastrodan 20 yıl sonra muris ölüyor. Ortada muvazaalı bir işlem yok. Murisin diğer çocukları tarafımıza kadastrodan önceki sebeplere dayalı tapu iptal tescil davası açtılar. Burada hak düşürücü süreyle alakalı bir sorunla karşılaşır mıyız? Ölüm, kadastrodan sonra gerçekleştiği için 2013 tarihli Yargıtay kararları 13/2 deki 10 yıllık sürenin uygulanmayacağını dolayısıyla hak düşürücü süre olmadığını söylüyor fakat o kararların tamamında muvazaalı işlemler var. Aydınlatırsanız çok memnun ve müteşekkir olurum.
İyi çalışmalar.
Old 01-11-2022, 11:55   #6
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Büşra Özcan
Üstad merhabalar,
Benzer bir konuyla karşı karşıyayız. Kadastro öncesi tapusuz taşınmazlarının tamamını kayınpeder damadına bağışlıyor. Bağıştan 10 yıl sonra taşınmazlar üzerinden kadastro geçiyor, hepsi damat üzerine tescil ediliyor. Kadastrodan 20 yıl sonra muris ölüyor. Ortada muvazaalı bir işlem yok. Murisin diğer çocukları tarafımıza kadastrodan önceki sebeplere dayalı tapu iptal tescil davası açtılar. Burada hak düşürücü süreyle alakalı bir sorunla karşılaşır mıyız? Ölüm, kadastrodan sonra gerçekleştiği için 2013 tarihli Yargıtay kararları 13/2 deki 10 yıllık sürenin uygulanmayacağını dolayısıyla hak düşürücü süre olmadığını söylüyor fakat o kararların tamamında muvazaalı işlemler var. Aydınlatırsanız çok memnun ve müteşekkir olurum.
İyi çalışmalar.

Kadastro K.m.12/3'deki "hak düşürücü" süreye dair hükümde ; kadastro tespitinden önceki sebebe yer verilmiş ,bunun dışında dayanılan sebebin türü veya ileriye sürenlşer bakımından herhengi bir ayırım yapılmamıştır. Bu yönden hak düşürücü süreya ait bu kanun hükmü ,"tespitden önceki sebeblere" dayanan tüm olaylara uygulanması gerteken genel bir hüküm niteliğindedir.

Buna rağmen; Yargıtay 1.HD.sinin sisin de ifade ettiğiniz gibi “ murıs muvazaasına dayalı olarak mirasçılar tarafından açılan davalarda, miras bırakan kadastro tespitinden sonra ölmüş ise mirasçıların açacakları davanın Kadastro K.m.12/3!deki hakdüşürücü süreye tabi olmadığı” şeklinde kararları bulunmaktadır.

Yargıtay’ın bu görüşünün ; muris muvazaası davaların "halefiyet esasına dayanmayıp mirasçının kendisine ait miras hakkından da kaynaklanması" özelliği ile ilgili olup ,bu istisnai görüşün “muris muvazaası “davaları ile sınırlı olduğu kanısındayım.

Yargıtay 1.HD.sinin bu istisnai görüşünün, mirasçıların açacağı “muris muvazaası iddiası taşımayan" diğer tapu iptali davalarına uygulanması imkanı bulunmadığı,"muris muvazaası dışındaki" nedenlere yer veren davalarda, tespitden önceki nedenlere dayanılması halinde, miras bırakan tespitden sonra ölse dahi Kadastro K.12/3'deki hak düşürücü süre hükmünün uygulanacağını düşünüyorum.
Old 01-11-2022, 14:50   #7
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Nıtekim; Yargıtay 1.HD.si aşağıdaki kararında ; taşınmazın evveliyatının tapusuz olması nedeni ile olayda "muris muvazaası" hükümlerinin uygulanamayacığını esas alarak ; muris muvazaasına dayalı olmayan davada, miras bırakan kadastro tespitinden "sonra" öldüğü halde,davada Kadastro K. 12/3 m.sindeki "hak düşürücü sürenin uygulanacağını kararlaştırmıştır.

YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2021/3885
Karar Numarası: 2022/1159
Karar Tarihi: 15.02.2022


Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16 . Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine dair verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların babası ………. 'un 29/05/2016 tarihinde ölmesi sonrasında davacı haricinde tüm mirasçıların mirası reddettiklerini, dava konusu 151 Ada 22 parsel sayılı taşınmazın 2006 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında “bu taşınmazın evvelinde ……….’a ait olup 20 yılı aşkın bir zamandır zilyetliğinde bulundurmakta iken 1999 yılında haricen ve bilinmeyen bedelle oğlu ……….’a satarak zilyetliğini devrettiği” belirtilmek suretiyle davalı ………. adına tespit ve tescilinin yapıldığını, yapılan işlemin muvazaalı bir işlem olduğunu, muvazaalı işlemlerde 10 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini, tüm mirasçıların mirası reddettiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı ………. cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği gibi herhangi bir mal kaçırma olmadığını babasına sürekli kendisinin bakmış olması nedeniyle bu taşınmazın kendisine verildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur

Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 25/01/2019 tarihli ve 2017/1439 E. 2019/573 K. sayılı kararıyla; Dava konusu taşınmazın evvelinde tapusuz taşınmaz olduğu, kadastro tespitinin 2006 yılında yapıldığı, tarafların murisinin 2016 yılında öldüğü tapusuz taşınmazların menkul niteliğinde olması nedeniyle bu taşınmazlar hakkında muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.İstinaf Nedenleri

Davacı vekili İstinaf dilekçesinde; Mahkeme kararının ve gerekçesinin yerinde olmadığını, mahkemece alınan beyanların yeterli derecede değerlendirmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 26/09/2019 tarihli ve 2019/512 E. 2019/924 K. sayılı kararıyla; davanın kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili davası olduğu, 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin kamu düzenine ilişkin olduğu ve taraflarca ileri sürülmese bile davanın her aşamasında mahkeme tarafından resen göz önünde alınacağı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 08/09/2006 tarihinde kesinleştiği eldeki davanın ise 20/11/2017 tarihinde açıldığı, böylece kanunda öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin İstinaf itirazlarının kabulü ile hükmün kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; murisin 2016 yılında öldüğünü, muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalarda hak düşürücü sürenin olmayacağını, davalının cevap dilekçesinde dolaylı olarak taşınmazın bedelsiz olarak kendisine verildiğini kabul ettiğini, verilen kararın yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal-tescil isteğine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi

3.3. Değerlendirme

3.3.1.3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilerek, mülkiyete ilişkin talepler yönünden hak düşürücü süre öngörülmüş olup, söz konusu yasa maddesindeki hak düşürücü süre, dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecektir.

3.3.2.Somut olayda çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği 08/09/2006 tarihi ile davanın açıldığı 20/11/2017 tarihi arasında 3402 sayılı yasanın 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin geçtiği kuşkusuzdur.

3.3.3.Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre kararın (IV./3.) nolu bendinde yer verilen gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

VI. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 36,30 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 15.02.2022tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
www.legalbank.net
Old 01-11-2022, 21:56   #8
Büşra Özcan

 
Varsayılan

Yücel Bey çok teşekkür ediyorum. Özel mesajıma geri dönüş yapabilirseniz çok memnun olurum. Uzman görüşünüz beni mutlu edecektir.
Old 01-11-2022, 22:04   #9
Büşra Özcan

 
Varsayılan

Y. 1. HD. T. 23.01.2019, E. 2019/104, K. 419 "..bilindiği üzere, tapuda kayıtlı
olmayan taşınmazlar taşınır mal niteliğindedir ve zilyetlikten ibaret olan hakkın
devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmeleri hiçbir biçim koşuluna bağlı
değildir. Bu nedenle de gizlenerek yapılan bağışlama niteliğindeki tasarruf
geçerlidir. Mirasbırakan tarafından tapusuz taşınmazların zilyetliğinin devri
suretiyle gerçekleştirirken geçerli işlemlere karşı 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı
İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmamaktadır."

Bu kararın da işimize yarayacağı kanaatindeyim üstadım.
Old 02-11-2022, 13:32   #10
Av.Serhat Doğan

 
Varsayılan

Büşra hanım merhaba.
Muris Muvazaasında zamanaşımı olmadığı görüşü Yargıtay'ın istikrar kazanmış görüşü. Ancak, murisin ölümünden 18 yıl geçtikten sonra açılan bir davada Yargıtay, davayı, zamanaşımı sebebiyle reddetmişti. Kararı, iki üç hafta önce okudum fakat bir kaydetmemiştim.
Saygılarımla.
Old 29-11-2022, 17:40   #11
Büşra Özcan

 
Varsayılan

Serhat Bey merhabalar,

Yanıtınız için teşekkür ederim.
Yücel Beyle de istişare ettiğimiz gibi bizim devirlerde aslına bakılırsa bir muvazaa söz konusu değil. Tapusuz taşınmazların bağışı ve bağıştan 10 yıl sonra bağışlanan üzerine tescili söz konusu. Düşüncem muvazaada zamanaşımını ileri sürmektense mahkemeyi muvazaa olgusundan uzaklaştırmak. Bağıştan bahisle hak düşürücü sürenin çoktan dolduğunu ve kadastrodan önceki sebebe dayanamayacakları ileri sürmek kanaatindeyim.

Tekrar teşekkürler, iyi çalışmalar dilerim.
Old 29-11-2022, 22:29   #12
Büşra Özcan

 
Varsayılan

Ancak yine de karara erişebilirsek çok iyi olur

Çok teşekkürler.
Old 30-11-2022, 17:08   #13
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Serhat Doğan
Muris Muvazaasında zamanaşımı olmadığı görüşü Yargıtay'ın istikrar kazanmış görüşü. Ancak, murisin ölümünden 18 yıl geçtikten sonra açılan bir davada Yargıtay, davayı, zamanaşımı sebebiyle reddetmişti.
Muris muvazaasından söz edebilmek için, taşınmazın miras bırakanın işlemi sırasında tapuda kayıtlı olması ve tarafların arzusunun “bağış” olmasına karşın tapuda yapılan görünürdeki işlemin “ tescil” şeklinde gerçekleşmesi gerekir.

Büşra Özcan’ın sorusunda geçen olay , miras bırakanın işlemi sırasında tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın sadece “bağışından” ibarettir. Bağış işlemi ise ,ortada “görünürde bir tescil” işlemi olmadıkça tek başına muris muvazaası şartlarını taşımadığından olayda “muris muvazaası “ hükümlerinin uygulanması zaten mümkün değildir.

Muris muvazaasında hak düşürücü süre / zamanaşımı sorununa gelince;

Muris muvazaası davalarının Yargıtaydaki inceleme mercii 1.HD.sidir. Yargıtay 1. HD.si zaman zaman aşağıdaki 1 numaralı kararında açıklandığı gibi “ her ne kadar muris muvazaasına dayalı davalarda zamanaşımı ve hak düşürücü süre söz konusu değilse de, aradan uzun süre geçtikten sonra dava açılmasının TMK m.2 hükmüyle bağdaşmadığı” şeklinde kararlar vermiş ise de;

Son kararlarında , bu istisnai görüşünden vazgeçerek aşağıda 2 numaralı kararında açıklandığı gibi “...muris muvazaası iddiasına dayalı davaların kural olarak herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı kalmaksızın her zaman açılabileceği kararlılık gösteren yargısal içtihatlar ve aynı yöndeki öğreti görüşü ile benimsendiği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 tarihli 2013/1-2302 E. 2015/1313 K. sayılı kararında da, aynı ilkeler nedeniyle muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davaları açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığının vurgulandığı “ sonucuna varmıştır.

Yargıtay'ın bu son görüşüne esas alınan düşünce; "muris muvazaasına dayalı tapudaki tescil işleminin tarafların iradesine uygun bir işlem olmadığı ve tapulu taşınmazlarda bağış işleminin de yasal şekle uygun bulunmadığı cihetle, yapılan işlemin "yok"hükmünde olduğu ve baştan usulen doğmayan bir işlemin belirli bir zaman geçti diye varlık kazanamayacağı" düşüncesidir.

Dolayısı ile Yargıtay’ 1.HD ve HGK.nun güncel kararları ile, "miras bırakanın ölümünden 18 yıl geçtikten sonra açılan "muris muvazaasına dayalı" bir davada davanın zamanaşımı sebebiyle reddini öngördüğünü sanmıyorum.

1. Davacılar, miras bırakanları FK’nın,davalıların murisi HK’ya yapılan temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve
muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.

Mahkeme bu iddiayısabit görerek davayı kabul etmiştir. çekişme konusu yapılan taşınmazlardan birtanesinin tamamı, diğer ikisinin ise ¾ payı kadastro tespiti sırasında davalıların
murisi adına tespit edilmiş ve bu tespitler 15.03.1982 tarihinde kesinleşmiş, kök miras bırakan FK’nin ise öldüğü 06.04.1991 tarihinden itibaren dava tarihi olan 10.02.2010 tarihine kadar dava açılmadığı, her ne kadar muris muvazaasına dayalı davalarda zamanaşımı ve hak düşürücü süre söz konusu değilse de, aradan bunca zaman (19 yıl) geçtikten sonra dava açılmasının TMK m.2 hükmüyle bağ daşmadığı açıktır. (Yargıtay 1. HD, T.30.01.2014, E.2013/21600, K.2014/1631)


2.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/245
Karar Numarası: 2021/3817
Karar Tarihi: 07.09.2021

...
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Mahkemece, mirasbırakan ...'in vefat ettiği 09.01.1988 tarihinden itibaren yaklaşık 23 yıldır dava açılmadığı, her ne kadar muris muvazaası davasında zamanaşımı ve hak düşürücü süre sözkonusu değil ise de, bunca zaman geçtikten sonra dava açılmasının Türk Medeni Kanununun 2. maddesi hükmü ile bağdaşmadığı; muvazaa iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar ,

Dairece, “..muris muvazaası iddiasına dayalı davaların kural olarak herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı kalmaksızın her zaman açılabileceği kararlılık gösteren yargısal içtihatlar ve aynı yöndeki öğreti görüşü ile benimsenmiş; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 tarihli 2013/1-2302 E. 2015/1313 K. sayılı kararında da, aynı ilkeler nedeniyle muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davaların açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı vurgulanmıştır.

O hâlde, mahkemece yapılacak hükme yeterli bir soruşturma ile işin esasının incelenmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Old 12-12-2022, 11:13   #14
avukat.fks

 
Varsayılan

Merhaba Sayın meslek büyüğüm. Konuyla pek alakalı olmasa da sizin özellikle taşınmazlar konusunda deneyimli olduğunuzu düşündüğümden farklı bir şey danışmak istiyorum.

Müvekkilin babası 2004 yılında tapusu henüz çıkmamış konutu (A)'ya satmış. Kendi aralarında adi yazılı sözleşme imzalamışlar. Teminat olarak da 30.000,00 TL'lik senet vermiş (Senet üzerinde teminat olduğuna ilişkin bir ibare yok). Sözleşmeye ulaşamadık. (A) konutta oturmaya başlamış. Daha sonra (A) kötü niyetli olarak senedi icra takibine koymuş. Müvekkilin babası vefat edince takip mirasçılara yöneltilmek suretiyle müvekkilin maaşına haciz konulmuş.

Sonuç olarak (A) 8 yıldır konutun zilyetliğine sahip, aynı zamanda kendisine teminat olarak verilen senedi takibe koyarak haciz yoluyla senet bedelini tahsil etmekte.

Bağımsız bölümün tapusu henüz çıkmadı, binaları yapan kooperatif ile hukuki anlaşmazlıklardan dolayı süren yargılama süreci henüz yeni sonlanıyor ve bağımsız bölümün tapusu tek mirasçısı olarak müvekkil üzerine tescil edilecek.

Müvekkil de (A)'yı tahliye ve 8 yıllık kullanma bedelini tahsil etmek istiyor. Bu durumda hangi sebebe dayanarak tahliye ve ecrimisil davası açabiliriz, dava açmak için bağımsız bölümün tapusunun müvekkil üzerine tescilini mi beklemeliyiz?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Gayrimenkul Satiş Vaadi Sözleşmesine Dayali Tapu Iptali Ve Tescili Davasi mordeniz Meslektaşların Soruları 1 28-06-2017 10:18
tapu iptali ve tescili avgubse Meslektaşların Soruları 2 12-10-2011 21:44
tapu iptali ve tescili Av. Elif Handan Meslektaşların Soruları 3 03-04-2009 16:59
tapu iptali ve tescili davası ile tapu iptali ve tescili usulen hangi noktada ayrılır ahz Meslektaşların Soruları 5 16-03-2008 16:27


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05720901 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.