Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

sıra cetveli hangi tarihe göre yapılır?

Yanıt
Old 16-12-2007, 19:12   #1
avmuhammet25

 
Varsayılan sıra cetveli hangi tarihe göre yapılır?

arkadaşlar uzun zamandır anlamaya çalıştığım ama hala çözemediğim bir konu var .
Sıra cetveli düzenlenirken hangi tarih dikkate alınır. kesinleşme tarihi mi?tebliğ tarihi mi?haciz tarihi mi?
genelde kesinleşme tarihi dikkate alınıyor ancak.Benim olayımda ben pazartesi tebliğ ettirmişim(ilk tebliğ yapan benim) kesinleşmesi cumartesi olamayacağı için pazartesi oluyor.benden sonra salı günü tebliğ yapan da çarşamba günü tebliğ yapanda aynı gün(pazartesi) kesinleşiyor (kambiyoda itiraz süresi 5 gün olduğu için.)
konuyla ilgili bir yargıtay kararı verirseniz çok sevinirim.borçlunun gayrimenkulü satıldığında garame olurmu.
yardımlarınız için şimdiden teşekkürler
Old 16-12-2007, 19:47   #2
üye19870

 
Varsayılan

Sıra cetveli düzenlenirken kesinleşme tarihi dikkate alınıyor. Benzer bir olayla ben de karşılaştım. Ben ihtiyadi hacizle çok daha evvelinden haciz yaparken diğer alacaklıdan sonra ödeme emrini tebliğ ettiğim için para kendisine gitti. Bu hususta elimde belge var, isterseniz size yollayabilirim.

saygılarımla
Old 16-12-2007, 21:01   #3
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 1999/19-233
K. 1999/249
T. 28.4.1999
• MUACCEL OLMAYAN ALACAĞIN TAKİBİ ( Borçlunun Yasal Sürelerden Vazgeçerek Muaccel Olmayan Alacağa Yönelik Takibi Kesinleştirmesi Sonucu Yapılan Haciz Üçüncü Kişi Alacaklılar Açısından Hüküm İfade Edeceği Tarihin Haciz Tarihine Yasal Süreler Eklenerek Belirlenmesi )
• SIRA CETVELİNE İTİRAZ ( Davalı Tarafından Muaccel Olmayan Alacağa Dayalı Yapılan İcra Takibini Borçlunun Yasal Sürelerden Vazgeçerek Kesinleştirmesi Halinde Sıra cetvelinde Alt Sıralara Düşen Diğer Alacaklıların Sıra Cetveline İtiraz Edebileceklerinin Kabulü )
• BORÇLUNUN YASAL İTİRAZ SÜRELERİNDEN VAZGEÇMESİ ( İcra İflas Yasasında Öngörülen İtiraz Sürelerinden Vazgeçen Borçlunun Bu Vazgeçmesinin Ancak Kendi Yönünden Hüküm İfade Etmesi-Bu Vazgeçmenin Üçüncü Şahıslara Tesir Etmemesi )
• İCRA TAKİBİNİN KESİNLEŞMESİ ( Yasada Kabul Edilmiş Sürelerden Vazgeçen Borçlunun Bu Vazgeçmesinin Üçüncü Kişilere Tesir Etmemesi )
• SIRA CETVELİNİN DÜZENLENMESİ ( Borçlunun Yasal Sürelerden Vazgeçerek Takibi Kesinleştirme Sonucu Yapılan Haczin Davacı Üçüncü Kişi Alacaklı Açısından Hüküm İfade Edeceği Tarih Muacceliyet Tarihine İlamsız Takiplerdeki Yasal İtiraz Süresinin Eklenmesiyle Belirlenir )
2004/m.20,142
ÖZET : İİK.nun 20. maddesi gereği; muaccel olmayan alacağı için takibe girişen herhangi bir alacaklının takibini yasal sürelerden vazgeçerek kabul eden borçlunun bu takibin kesinleşmesini sağlayarak diğer alacaklılarının aynı borçlu aleyhine giriştikleri takiplerin bu takip nedeniyle sıra cetvelinde alt sıralara düşmelerine yol açabileceklerinden, alacağını tahsili güçleşen ve hatta imkânsızlaşan alacaklının muaccel olmamış alacağa ilişkin takibe dayanılarak düzenlenen derece kararına itiraz hakkı bulunmaktadır.

Haczin davacı üçüncü kişi alacaklı açısından hükmün ifade edeceği tarih, muacceliyet tarihi olan tarihine ilamsız takiplerdeki itiraz süresi olan 7 günlük sürenin eklenmesi yoluyla bulunan tarihidir. Bu tarihte üçüncü kişilere karşı icra takibi kesinleşmiş olur ve konulan haciz de yine bu tarihte hüküm ifade eder. Sıra cetvelinin düzenlenmesinde de bu tarih esas alınır.

DAVA : Taraflar arasındaki ""sıra cetveline itiraz"" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 29.05.1997 gün ve 1996/717 E-1997/351 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 29.05.1998 gün ve 1998/3138-3803 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı vekili, borçluya ait aranan satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalı alacaklıya 1. sırada yer verildiğini, davalının takip tarihi itibariyle borçludan isteyebileceği muaccel bir alacağı bulunmadığını ileri sürerek sıra cetveline itiraz etmiştir.

Davalı vekili cevabında müvekkili bankadan otomobil kredisi alan borçlunun taksitlerinin ödenmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davalı bankadan takside bağlanan kredi borcunun ilk taksidi ödeme süresi gelmeden yaptığı takibin haklı olmadığı, geçerli bir takip bulunmadığından bu takibe dayanarak uygulanan haciz işleminin geçerli kabul edilemiyeceği gerekçesiyle sıra cetveline itiraz kabul edilmiş davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 12.02.1998 tarih ve 1998/62-814 sayılı kararıyla onanmış, taraf vekillerince karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.

Borçluya ait mahcuzun satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaması halinde düzenlenecek sıra cetveline karşı şikayet yoluyla tetkik merciinde, dava yoluyla mahkemede itiraz edilebilir, itiraz alacağın sırasına yönelikse ( İİK. madde 142/son ) şikâyet yoluyla tetkik merciinde, esas ve miktarına yönelikse dava yoluyla mahkemede ileri sürülmelidir. Davacı, davalı bankanın borçludan muaccel bir alacağı bulunmadığını ileri sürerek itiraz etmiştir.. Bu itirazın alacağın esasına yönelik bir itiraz olarak kabulü mümkün değildir. Zira, davalı bankanın borçludan kredi ilişkisinden kaynaklanan bir alacağı mevcuttur. Alacağın muaccel olmadığına yönelik itiraz takip borçlusu ve alacaklısının hukukunu ilgilendirdiğinden üçüncü şahısların bu yönde itiraz yapamayacağının kabulü gerekir. Davalı alacaklı bedeli paylaşıma konu mahcuzun 25.01.1996, 14.08.1996 ve 23.08.1996 tarihlerinde satışını talep ettiğinden 11.04.1995 tarihli haczi düşmemiştir.

Bu durumda düzenlenen sıra cetvelinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekir. Açıklanan nedenlerle Dairemizin 12.02.1998 tarihli, 1998/62-824 sayılı onama kararının kaldırılarak hükmün bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İcra İflas Kanununun ""Cetvele itiraz"" başlıklı 142. maddesinde, borçluya ait mahcuzun bütün alacaklıların alacağını karşılamaması durumunda düzenlenecek sıra cetveline karşı alacaklıların başvurabileceği iki yol düzenlenmiştir. Bunlardan birisi alacağın sırasına yönelik olarak tetkik merciine şikâyet, diğeri ise esas ve miktarına yönelik olarak genel mahkemeye dava yoluyla itirazdır.

Davacı, genel mahkemede dava yoluyla itirazda bulunmuş ve davalı bankanın borçlunun muaccel olmamış borcuna dayanarak yaptığı takip ve haczin üçüncü kişi alacaklı olarak kendisi bakımından geçersiz olduğunu, sıra cetvelinin iptali ile yeniden düzenlenerek birinci sırada kendi alacak ve haczine yer verilmesini istemiştir.

Davalı, alacağının muaccel olduğu tarih esas alınsa dahi kendi takip ve haczinin davacınınkinden önce olduğunu, davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkeme; Davalı bankanın takip ve haczinin borç muaccel olmadan takip yapılması nedeniyle geçersiz olduğuna, sıra cetvelinin iptali ile davacı alacağının 1. sıraya alınarak yeniden düzenlenmesine karar vermiştir.

Davalı banka vekilinin temyizi üzerine Özel Daire önce mahkemenin kararını değişik gerekçe ile onamış, davalı banka vekilinin esasa, davacı vekilinin de onama gerekçesinin düzeltilmesine yönelik karar düzeltme talepleri üzerine de; yukarıda açıklanan ilamdaki gerekçelerle davalı lehine bozmuştur.Yerel mahkeme; ""muacceliyet iddiasının tamamen alacağın esasına yönelik olduğu, sadece alacaklı ve borçluyu ilgilendirmeyip, üçüncü kişi durumundaki alacaklı davacının da hukukunu ilgilendirdiği, alacaklı davalı bankanın muaccel olmamış alacağın tahsiline yönelik geçersiz olan takibinin sonradan geçerli olamayacağı, aksine kabul şeklinin kötüye kullanmaya açık olup, bir takım kötüniyetli kişilerin anlaşarak muaccel olmamış alacağı takip ve buna itiraz etmeme yoluyla iyi niyetli üçüncü kişilerin sıralamada alt sıralara atabileceği, bunun da hukukça korunmasının mümkün olmadığı"" gerekçesiyle önceki kararında direnmiştir.

Muaccel olmayan bir alacağın takibe konu olması durumunda borçlu bu hususu ileri sürerek takibe itiraz edebilir. Borçlu, İİK.'nun 20. maddesi gereğince yasal sürelerden vazgeçerek itiraz yolunu seçmemiş ise bu vazgeçme üçüncü kişilere tesir etmez. Dolayısıyla aynı borçlunun üçüncü kişi durumundaki diğer bir alacaklısı yönünden takip ve haciz yasal sürelerin geçmesiyle hüküm ifade eder. Bu şekildeki bir takipten düzenlenen ve kendisine tebliğ olunan sıra cetveli ile haberdar olan alacaklı muacceliyete dolayısıyla takiple talep edilebilir bir alacağın yokluğuna ilişkin itirazını dava yoluyla mahkemede ileri sürebilir.

Esasen bu kabul şekli İİK.'nun 20. maddesinde yer alan ""bu Kanunun tayin ettiği müddetleri değiştiren bütün mukaveleler hükümsüzdür. Ancak, herhangi bir müddetin geçmesinden istifade hakkı olan borçlu bu hakkından vazgeçebilir. Bu vazgeçme üçüncü şahıslara tesir etmez"" şeklindeki hükme de uygun düşmektedir. Bu hüküm ile bir yandan takip alacaklısına borçluyla anlaşarak kısa sürede takibini kesinleştirme ve haciz koyma yetkisi tanınırken öte yandan bazı alacaklıların borçlu ile anlaşarak diğer alacaklıların önüne geçmesi önlenmiştir.

Bu durumda muaccel olmayan alacağı için takibe girişen herhangi bir alacaklının takibini yasal sürelerden vazgeçerek kabul eden borçlunun bu takibin kesinleşmesini sağlayarak diğer alacaklılarının aynı borçlu aleyhine giriştikleri takiplerin bu takip nedeniyle sıra cetvelinde alt sıralara düşmelerine yol açabilecekleri, alacağını tahsili güçleşen ve hatta imkânsızlaşan alacaklının muaccel olmamış alacağa ilişkin takibe dayanılarak düzenlenen derece kararına itiraz hakkı bulunduğu ve bunun da alacağın esasına yönelik bir itiraz olarak kabul edilmesi zorunludur. Somut olayda da; Davacı alacaklı, davalı bankanın takip tarihinde henüz talep edilebilir, bir alacağının olmadığını, alacağın bu nedenle sıra cetvelinde yer almaması gerektiğini öne sürmektedir. Bu doğrultuda davacı itirazı incelendiğinde takip tarihinde gerçekleşmediği ileri sürülen muaceliyetin süre unsurunun kapsamı içinde olduğu ve buna dayanan itirazın alacağın esasına hatta dolayısıyla miktarına da ilişkin olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

Buna göre, üçüncü kişi durumundaki alacaklı davacı, alacağın unsurları arasında yer alan muacceliyet iddiasını borçlu tarafından takibe itiraz konusu yapılmasa dahi sıra cetvelindeki konumuna etkisi ve alacağını tahsili ile yakından ilişkili olması nedeniyle üçüncü kişi olarak ileri sürebilir.

Kaldı ki; taraflar arasında da, davacının davalının alacağının muaccel olmadığına ilişkin itirazının alacağın esasına yönelik bir itiraz olduğu ve üçüncü kişi durumundaki davacı alacaklının bu hususu İİK.'nun 142/1. maddesi gereğince itiraz konusu edebileceği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır ve bu husus temyize de konu edilmemiştir.

Bu yönleriyle Mahkemenin direnme kararında yer alan gerekçesi uygun bulunmuş ise de takibin tamamen geçersiz olduğuna ve sıra cetvelinin iptali ile davacının 1. sıraya alınmasına ilişkin gerekçesi ve varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

Burada muaccel olmayan alacak nedeniyle girişilen takibin davalı alacaklı banka ile lehine olan sürelerden vazgeçerek buna itiraz etmeyen borçlu yönünden geçerli olduğu şüphesizdir. Bu takip nedeniyle borçlu, alacaklı bankaya haciz isteme yetkisini temin etmiş ve alacaklı borçlunun mallarına haciz koymuştur. Başka bir alacak nedeniyle borçlu hakkında takibe girişen davacı alacaklının da borçluya ait mala haciz koyması karşısında bu iki hacizden hangisinin daha önce konulmuş sayılacağının belirlenmesi gerekir.

Davalı banka ile borçlu arasında kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç taksitle ödeme koşuluna bağlanmış ve ilk taksitin ödenme tarihi olarak 07.05.1995 tarihi belirlenmiştir. Davalı bankanın takibi ise bu tarihten önce 11.04.1995 tarihini taşımaktadır ve aynı tarihte İİK.'nın 20. madde anlamında borçlunun kabulü ile kesinleşmiştir ve haciz de aynı tarihte uygulanmıştır. Borçlu kredi sözleşmesinde belirlenen ödeme planını icra müdürü önünde de kabul etmiş, ilk 5 taksiti ödemiştir. 07.10.1995 tarihinde ödenmesi gereken taksiti ise ödememiştir. Buna göre alacak 07.10.1995 tarihinde muaccel hale gelmiştir. Bu tarih de yine takip ve haczin kesinleşme tarihinden sonradır. Bu takibin tarafları açısından geçerli olduğu kabul edildiğine göre, haczin davacı üçüncü kişi alacaklı açısından hükmün ifade edeceği tarih, muacceliyet tarihi olan 07.10.1995 tarihine ilamsız takiplerdeki itiraz süresi olan 7 günlük sürenin eklenmesi yoluyla bulunan 14.10.1995 tarihidir. Bu tarihte üçüncü kişilere karşı icra takibi kesinleşmiş olur ve konulan haciz de yine bu tarihte hüküm ifade eder. Sıra cetvelinin düzenlenmesinde de bu tarih esas alınır. Davacının haczi 27.10.1995 tarihli olup, davalının üçüncü kişiler yönünden geçerli olan 14.10.1995 tarihli haczinden sonradır. Buna göre, alacaklı davalının sıra cetvelinde 1. sırada yer almasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 28.04.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx
Old 17-12-2007, 08:14   #4
avmuhammet25

 
Varsayılan

arkadaşlar cevaplarınız için teşekkürler bedrettin bey aynı konu benim de başıma geldi.Konu hakkında bilgim var.Bülent bey sizin göndermiş olduğunuz kararda her iki tarihte cumartesiye geliyor.Ancak yargıtay kararlarında aradığım husus şu birer gün arayla konulmuş hacizler var .ilk tebligatı yapan benim.ama benim kesinleşmenin son günü cumartesiye denkgeliyor.bu durumda ben diğerleriyle birlikte garameye mi girerim yoksa ilk sırada olduğum için hepsini ben mi alırım.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Nafaka kararının takibe konulması-sıra cetveli Burak Demirci Meslektaşların Soruları 12 13-06-2011 10:04
sıra cetveli avmuhammet25 Meslektaşların Soruları 2 20-09-2007 10:40
Kat Mülkiyeti K. / R.P.Ç.'de sıra cetveli krizantem Meslektaşların Soruları 4 10-06-2007 10:48
istisna sözleşmesinde tasfiye hangi BK maddesine göre yapılır? Av.Armağan Konyalı Borçlar Hukuku Çalışma Grubu 8 18-04-2007 12:41
Sıra Cetveli buketoz Meslektaşların Soruları 1 01-05-2004 19:08


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04074907 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.