Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İşçi Alacakları Davasında Yıllık 270 Saatlik Sınırlama Uyarınca Olasılıklı Hesaplanan Bilirkişi Raporuna Göre Islah

Yanıt
Old 10-10-2011, 18:01   #1
hülya er

 
Varsayılan İşçi Alacakları Davasında Yıllık 270 Saatlik Sınırlama Uyarınca Olasılıklı Hesaplanan Bilirkişi Raporuna Göre Islah

İşçi vekili olarak açtığımız işçi alacakları ve kıdem tazminatı davasında bilirkişi olasılıklı bir rapor hazırlamış.

Şöyle ki:

A) Tanık beyanlarındaki ücrete göre;
1. ücret alacağı : 599,32 TL Net (Talep:600,00 TL)
2. kıdem tazminatı alacağı : 4.268, 68 TL Net (Talep:500,00 TL)
3. fazla mesai ücreti alacağı: 78.146,90 TL Net (Yıllık 270 saatlik sınırlamaya uyulmaksızın)
14.885,13 TL Net (Yıllık 270 saatlik sınırlamaya uyularak)
4. yıllık izin ücreti alacağı : 1.398,24 TL Net (Talep:300,00 TL)
toplam : 84.413,14 TL Net (Yıllık 270 saatlik sınırlamaya uyulmaksızın)
toplam : 21.451,37 TL Net (Yıllık 270 saatlik sınırlamaya uyularak)


B)SSK Aylık prim ve hizmet belgesindeki ücrete göre;
1. ücret alacağı : 256,75 TL Net (Talep:600,00 TL)
2. kıdem tazminatı alacağı : 1.828,92 TL Net (Talep:500,00 TL)
3. fazla mesai ücreti alacağı : 12.942,31 TL Net (Yıllık 270 saatlik sınırlamaya uyulmaksızın)
2.464,03 TL Net (Yıllık 270 saatlik sınırlamaya uyularak)
4. yıllık izin ücreti alacağı : 598,08 TL Net (Talep:300,00 TL)
toplam : 15.626,06 TL Net (Yıllık 270 saatlik sınırlamaya uyulmaksızın)
toplam : 5.147,78 TL Net (Yıllık 270 saatlik sınırlamaya uyularak)

Buna göre ıslah dilekçemi hangi hesaba göre hazırlamalıyım? Tanık beyanlarındaki ücrete göre olmalı diye düşünüyorum ama yıllık 270 saatlik çalışmaya uyularak hesaplanan mı yoksa uyulmaksızın hesaplanan mı baz alınmalı onu bilemiyorum.

Bu konuda bilgisi olan paylaşırsa sevinirim. Teşekkür ederim.
Old 10-10-2011, 19:31   #2
Av. Caner Arıcı

 
Varsayılan

Sayın Hülya Er;

İş Kanunu'nda fazla çalışmanın yılda 270 saati aşamayacağı belirlenmişse de, bu, düzenleyici bir kuraldır ve esasında işçiyi korumak için getirilmiştir. İşçi tarafından bundan daha fazla "fazla çalışma olduğu" ispat edildiğinde yılda 270 saati aşan fazla çalışmalar da işveren tarafından ödenilmek zorundadır ve işçi tarafından mahkemeden de talep edilebilir. Yoksa bu hükmü işçi aleyhine yorumlamamak gerekir. Yani, fazla çalışma yılda 270 saatten fazla olamaz kuralı, işçinin bunu aşan çalışmalarının karşılığını talep edemeyeceği anlamına gelmemektedir. Yargıtay da işçi tarafından ispatlanmış olan yılda 270 saati aşan fazla çalışma ücretilerinin ödenmesi gerektiği görüşündedir. Bu nedenle benim bu konudaki fikrim; sınırlamayla bağlı kalmadan ıslah etmeniz ve hakkaniyet indirimi yapmayı da unutmamanızdır!..

Eğer işçi tarafından imzalanmış, aldığı ücret ve eklerini gösteren ve "ücretin daha fazla olduğuna ilişkin ihtirazi kayıt içermeyen" ücret bordroları işyeri şahsi sicil dosyasında mevcut ise ve bu husus SGK kayıtları ile de örtüşüyorsa; işçinin daha yüksek ücret aldığı iddiası dikkate alınmayabilecektir. Aksi takdirde, tanık beyanlarıyla örtüşen işçinin iddiasına göre tespit edilen ücret hesaplamada dikkate alınacak; bu ücret üzerinden yapılan hesaplama mahkemece kabul görecektir.

Saygılarımla...
Old 10-10-2011, 21:58   #3
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Caner Arıcı
Sayın Hülya Er;

İş Kanunu'nda fazla çalışmanın yılda 270 saati aşamayacağı belirlenmişse de, bu, düzenleyici bir kuraldır ve esasında işçiyi korumak için getirilmiştir. İşçi tarafından bundan daha fazla "fazla çalışma olduğu" ispat edildiğinde yılda 270 saati aşan fazla çalışmalar da işveren tarafından ödenilmek zorundadır ve işçi tarafından mahkemeden de talep edilebilir. Yoksa bu hükmü işçi aleyhine yorumlamamak gerekir. Yani, fazla çalışma yılda 270 saatten fazla olamaz kuralı, işçinin bunu aşan çalışmalarının karşılığını talep edemeyeceği anlamına gelmemektedir. Yargıtay da işçi tarafından ispatlanmış olan yılda 270 saati aşan fazla çalışma ücretilerinin ödenmesi gerektiği görüşündedir. Bu nedenle benim bu konudaki fikrim; sınırlamayla bağlı kalmadan ıslah etmeniz ve hakkaniyet indirimi yapmayı da unutmamanızdır!..

Eğer işçi tarafından imzalanmış, aldığı ücret ve eklerini gösteren ve "ücretin daha fazla olduğuna ilişkin ihtirazi kayıt içermeyen" ücret bordroları işyeri şahsi sicil dosyasında mevcut ise ve bu husus SGK kayıtları ile de örtüşüyorsa; işçinin daha yüksek ücret aldığı iddiası dikkate alınmayabilecektir. Aksi takdirde, tanık beyanlarıyla örtüşen işçinin iddiasına göre tespit edilen ücret hesaplamada dikkate alınacak; bu ücret üzerinden yapılan hesaplama mahkemece kabul görecektir.

Saygılarımla...

Sevgili Caner Arıcı,
Yazdıklarını okudum, anladım. Yalnız, davacı işçi vekilinin, hakkaniyet indirimi yapmayı unutmaması tavsiyende takıldım kaldım!..
Saygılarımla.
Old 10-10-2011, 22:09   #4
Av. Caner Arıcı

 
Varsayılan

Alıntı:
Av.Ömer Güntay
Alıntı:
Sevgili Caner Arıcı,
Yazdıklarını okudum, anladım. Yalnız, davacı işçi vekilinin, hakkaniyet indirimi yapmayı unutmaması tavsiyende takıldım kldım!..
Saygılarımla.

Merhaba Ömer Bey;

Şöyle ki:

Birincisi; ıslah harcının miktarı açısından...

İkincisi; kanımca yanlış olmakla birlikte, bilirkişi raporundakinin tamamı talep edildiğinde mahkemelerce hakkaniyet indirimini uygulandığında kısmen kabul/kısmen red kararı verilebiliyor.

Bu sebeplerle, ıslah dilekçesinde %30 (!) hakkaniyet indirimi uygulandığı belirtilerek talepte bulunmak daha uygun olabilecektir diye düşünüyorum.
Old 10-10-2011, 22:16   #5
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Caner Arıcı
Merhaba Ömer Bey;

Şöyle ki:

Birincisi; ıslah harcının miktarı açısından...

İkincisi; kanımca yanlış olmakla birlikte, bilirkişi raporundakinin tamamı talep edildiğinde mahkemelerce hakkaniyet indirimini uygulandığında kısmen kabul/kısmen red kararı verilebiliyor.

Bu sebeplerle, ıslah dilekçesinde %30 (!) hakkaniyet indirimi uygulandığı belirtilerek talepte bulunmak daha uygun olabilecektir diye düşünüyorum.

Merhabaaa

İyi düşünmüşsün meslektaşım da hakkaniyet indirimine gidilmesi halinde reddolunan miktar üzerinden vekalet ücretine hükmolunmamaktadır.
O açıdan, davacı vekilinin müvekkilinin en fazla menfaatine olacak şekilde ıslah ve talepte bulunması uygun olur...
Old 10-10-2011, 22:23   #6
Av. Caner Arıcı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer Güntay
Merhabaaa

İyi düşünmüşsün meslektaşım da hakkaniyet indirimine gidilmesi halinde reddolunan miktar üzerinden vekalet ücretine hükmolunmamaktadır.
O açıdan, davacı vekilinin müvekkilinin en fazla menfaatine olacak şekilde ıslah ve talepte bulunması ygun olur...

Evet, kesinlikle aynı kanıdayım..

Ancak, yıllık izin ücretine dahi hakkaniyet indirimi uygulayan ve yanlış olarak hakkaniyet indirimi uygulanan miktar için red vekalet ücreti takdir eden mahkeme gördüm daha önce Hatta hakkaniyet indirimini %50 uygulayan da...
Old 10-10-2011, 22:33   #7
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Caner Arıcı
Evet, kesinlikle aynı kanıdayım..

Ancak, yıllık izin ücretine dahi hakkaniyet indirimi uygulayan ve yanlış olarak hakkaniyet indirimi uygulanan miktar için red vekalet ücreti takdir eden mahkeme gördüm daha önce Hatta hakkaniyet indirimini %50 uygulayan da...

Doğrudur, fakat Yargıtay bu yönlü içtihatlarından açık ve kesin dönüş yaptı; artık göremezsin.
Old 11-10-2011, 13:18   #8
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan Av. Caner Arıcı

Eğer işçi tarafından imzalanmış, aldığı ücret ve eklerini gösteren ve "ücretin daha fazla olduğuna ilişkin ihtirazi kayıt içermeyen" ücret bordroları işyeri şahsi sicil dosyasında mevcut ise ve bu husus SGK kayıtları ile de örtüşüyorsa; işçinin daha yüksek ücret aldığı iddiası dikkate alınmayabilecektir. Aksi takdirde, tanık beyanlarıyla örtüşen işçinin iddiasına göre tespit edilen ücret hesaplamada dikkate alınacak; bu ücret üzerinden yapılan hesaplama mahkemece kabul görecektir.

Saygılarımla...

Sayın Caner Arıcı, cevabınızın ilk bölümüne katılmakla birlikte yukarıda alıntıladığım ihtirazi kayıt olmadan imzalanan bordrolar ile SGK kayıtlarının uyuşması halinde işçinin daha yüksek ücret aldığı iddiasının dikkate alınmayabileceği yönündeki düşüncenize katkı yapmak istiyorum.

Halen görülmekte olan bir kaç iş davasında vekilliğini yaptığım 4-5 kuyumcu ustasının ki en kıdemsizi 12-13 yıllık usta,resmi kayıtlarda ve imzalı bordrolarda asgari ücret üzerinden ücret aldıkları gözükmektedir.

Bu gibi, ücret miktarında kayıtlarla tanık beyanları arasında çelişki olması durumunda mahkemece "gerekirse işyerinde inceleme yapılarak, davacının yaptığı işin niteliği, hizmet süresi ve iş tecrübesi ile işyerinin özellikleri, aynı veya benzer işlerde çalışan işçilere ödenen ücretler nazara alınarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek ücretinin tespiti yoluna" gidilmektedir.Uygulamada bu iş emsal ücret araştırması için ilgili meslek odasına tezkere yazılarak yapılmaktadır.

Dolayısıyla ihtirazi kayıtsız imzalı bordro varsa işçinin daha yüksek ücret aldığı iddiasının dikkate alınmayabileceği yönündeki görüşünüze tam olarak katılmıyorum.Emsal ücret araştırması sonucu işçinin iddiasını destekliyorsa tazminat hesabında tanık beyanlarıyla da örtüşen bu yüksek ücret dikkate alınacaktır düşüncesindeyim.
Old 11-10-2011, 14:33   #9
Av. Caner Arıcı

 
Varsayılan

Sayın janveljan;

Öncelikle katkınız için teşekkür ederim.

Ancak;Yargıtay'ın aksi yönde kararları da var. Örneğin;

"Yargıtay 9. H.D. 1997/5356 E. 1997/9321 K. - ...iddia ve savunmanın ne dereceye kadar gerçeğe uygun olduğunu tespit edebilmek için, öncelikle fesihten önceki işyerine ait bordroların celp edilerek bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Şayet bordrolarda davacının imzası var ise, bordroya itibar edilmek gerekir..."

"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2001/9-11 - ... Taraflar arasında davacının aldığı ücret konusunda bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı dava dilekçesinde net günlük ücretinin ... TL olduğunu belirtmiş bulunmaktadır. Ne var ki, davalı tarafından ibraz edilen ücret bordrolarında davacının ... TL ücret aldığı belirlenmiştir. Bordrolar davacı tarafından imzalanmış olup ayrıca imzalar da inkar edilmemiştir. O halde mahkemece bordorya itibar edilmek sureti ile ücretin belirlenmesi gerekirken başka donelere dayanarak davacının alacaklarına karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir..."

"Yargıtay 9. H. D. 1996/2521 E. 1996/14229 K. - ...işçilik haklarının bordrolardaki ücretlere göre hesap edilip belirlenmesi gerekirken, soyut tanık anlatımlarına itibar edilmesi hatalıdır. Gerçekten ücret bordrolarında davacının imzası bulunduğuna göre dairemizin uygulaması da dikkate alınarak hüküm kurulması gerekir..."

9. Hukuk Dairesi yerleşik bu içtihadından döndü mü bilmiyorum

Diğer belirttiklerinize katılmakla birlikte (ücret araştırması konusunda); soruda "tanık beyanlarındaki ücrete göre" denildiği için bu hususlara hiç girmedim. Bu konunun Yargıtay kararları da dikkate alınarak ayrıca tartışılması gerekir tabi ki ...

Saygılarımla...
Old 11-10-2011, 15:05   #10
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan Av. Caner Arıcı
Sayın janveljan;

9. Hukuk Dairesi yerleşik bu içtihadından döndü mü bilmiyorum


“Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarındanemsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. T.C.YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2009/273 K. 2010/37302 T. 10.12.2010”


“ÖZET : İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, BK’nın 323. maddesi hükümlerine göre saptanmalıdır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri veemsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2008/14702 K. 2009/18522 T. 2.7.2009”



“Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilenücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2007/14455 K. 2008/7573 T. 7.4.2008”


"Somut olayda işyerinde aşçı olarak çalışan davacı aylık net 400 YTL. ücret aldığını iddia etmiş davalı ise asgari ücretten düzenlenmiş imzalıücret bordrolarına dayanmıştır. Davacı, davalı işyerinde çalışmayan tek bir davacı tanığı ise fesih tarihinden evvel 1999 yılında aldığı ücrete dair beyanda bulunmuş olup tek bir tanığın beyanına itibarla ücretin tespiti hatalıdır.Yukarıda açıklandığı şekilde davacının fiilen yaptığı iş, hizmet süresi, meslek ünvanı bildirilerek meslek kuruluşlarından alabileceği ücret sorulmalı, dosyada mevcut delillerle birlikte değerlendirilerek ücreti tespit edilmelidir. Yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır. T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2007/20049 K. 2008/12612 T. 26.5.2008”

Dönmüş gibi sanki
Old 11-10-2011, 15:11   #11
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

"B" Hesabına göre, işçinin hizmet akdinin fesih tarihi; 2002 yılı veya öncesi olmalı...

"A" ve "B" hesabına göre hesaplanan fazla mesai miktarları arasında, ücretlere göre orantısızlık var...

Kısacası tutarsızlık var...

Verdiğiniz bilgilere göre, bence davanızı ıslah etmeyin!

Kolay Gelsin...
Old 11-10-2011, 16:23   #12
Av. Caner Arıcı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan janveljan
“Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarındanemsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. T.C.YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2009/273 K. 2010/37302 T. 10.12.2010”


“ÖZET : İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, BK’nın 323. maddesi hükümlerine göre saptanmalıdır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri veemsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2008/14702 K. 2009/18522 T. 2.7.2009”



“Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilenücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2007/14455 K. 2008/7573 T. 7.4.2008”


"Somut olayda işyerinde aşçı olarak çalışan davacı aylık net 400 YTL. ücret aldığını iddia etmiş davalı ise asgari ücretten düzenlenmiş imzalıücret bordrolarına dayanmıştır. Davacı, davalı işyerinde çalışmayan tek bir davacı tanığı ise fesih tarihinden evvel 1999 yılında aldığı ücrete dair beyanda bulunmuş olup tek bir tanığın beyanına itibarla ücretin tespiti hatalıdır.Yukarıda açıklandığı şekilde davacının fiilen yaptığı iş, hizmet süresi, meslek ünvanı bildirilerek meslek kuruluşlarından alabileceği ücret sorulmalı, dosyada mevcut delillerle birlikte değerlendirilerek ücreti tespit edilmelidir. Yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır. T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2007/20049 K. 2008/12612 T. 26.5.2008”

Dönmüş gibi sanki



Sayın janveljan;

Anlatmak istediğim husus şudur: Tanık beyanlarından başka, ücret konusu Yargıtay kararlarında da belirtilen diğer hususlarla desteklenemediyse, bu durumda imzalı ücret bordrolarına itibar edilebilecek; yani salt soyut tanık anlatımlarına göre hüküm kurulmayabilecektir.. Benim anlatmak istediğim bu "ayrıntı"dır. Sizin sunduğunuz kararlar birebir benim kastettiğim bu hususla ilgili değil kanımca... Şüphesiz ki ücret araştırması yapılabilecek ve imzalı bordrolardakinin aksi ispat edilebilecektir. Ama, salt tanık anlatımı yeterli olmayabilecektir. Sorudaki maddi olayı bilmiyoruz; o yüzden sizin sunduğunuz kararlardaki ayrıntıya girmiyorum

EK Cevap: Diyelim ki işçinin ücreti imzalı bordrolarda asgari ücretin üzerinde... Ancak davacı ücretinin daha da fazla olduğunu dilekçesinde iddia ediyor... Ücret araştırması yapıldı (Yargıtay kararlarında belirtilen yöntemlerle) ve neticesinde emsal ücretin bordralarda gösterildiği miktar kadar oladuğu anlaşıldı... Tanık beyanlarına göre ise ücret bordolarda yazandan daha yüksek... Bu durumda??... Benim kanaatim, imzalı ücret bordrolarına itibar edileceği yönünde...
Old 11-10-2011, 17:07   #13
janveljan

 
Dikkat ek cevaba ek cevap

Alıntı:
Yazan Av. Caner Arıcı


EK Cevap: Diyelim ki işçinin ücreti imzalı bordrolarda asgari ücretin üzerinde... Ancak davacı ücretinin daha da fazla olduğunu dilekçesinde iddia ediyor... Ücret araştırması yapıldı (Yargıtay kararlarında belirtilen yöntemlerle) ve neticesinde emsal ücretin bordralarda gösterildiği miktar kadar oladuğu anlaşıldı... Tanık beyanlarına göre ise ücret bordolarda yazandan daha yüksek... Bu durumda??... Benim kanaatim, imzalı ücret bordrolarına itibar edileceği yönünde...


Böyle bir durumda itibar edilen ne ?, Ücret Bordroları mı ? bence itibar edilen ücret bordroları değil. İtibar edilen ücret bordrolarıyla birlikte ona uygun onunla çelişmeyen emsal ücret araştırması sonucu. Emsal ücret araştırması sonucu bordroları değil tanık beyanlarını destekleseydi bu sefer itibar edilen emsal ücret araştırması ile birlikte onunla çelişmeyen tanık beyanları olacaktı.

9. Daire son yıllardaki içtihatlarında, Türkiye’nin çalışma yaşamındaki vergi ve sigorta yükünden kurtulmaya yönelik çifte kayıt gerçeğini keşfederek, iş akdinde işverene göre güçsüz konumda olan, işini kaybetme korkusuyla işverenin uzattığı belgelere itiraz edemeden imzalamak zorunda kalan işçileri korumaya dönük istikrarlı bir değişim geçirmiştir. Bu görüş değişikliği kanaatimce Türkiye gerçeklerine ve iş hukukunun işçiyi kayırıp koruyan ruhuna uygun. Türkiye gibi bir ülkede salt ihtirazi kayıtla imzalanmamış diyerek bordrolarda yazan miktarı kararınıza esas alamazsınız.Bana soracak olursanız genel usul hukukunda kesin delil olma özelliği olan bu yazılı belgelerin işçi işveren ilişkilerinde nazarımda takdiri delili olan tanık beyanları kadar bir değeri yok.
Old 11-10-2011, 17:31   #14
Av. Caner Arıcı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan janveljan
Böyle bir durumda itibar edilen ne ?, Ücret Bordroları mı ? bence itibar edilen ücret bordroları değil. İtibar edilen ücret bordrolarıyla birlikte ona uygun onunla çelişmeyen emsal ücret araştırması sonucu. Emsal ücret araştırması sonucu bordroları değil tanık beyanlarını destekleseydi bu sefer itibar edilen emsal ücret araştırması ile birlikte onunla çelişmeyen bordrolar olacaktı.

9. Daire son yıllardaki içtihatlarında, Türkiye’nin çalışma yaşamındaki vergi ve sigorta yükünden kurtulmaya yönelik çifte kayıt gerçeğini keşfederek, iş akdinde işverene göre güçsüz konumda olan, işini kaybetme korkusuyla işverenin uzattığı belgelere itiraz edemeden imzalamak zorunda kalan işçileri korumaya dönük istikrarlı bir değişim geçirmiştir. Bu görüş değişikliği kanaatimce Türkiye gerçeklerine ve iş hukukunun işçiyi kayırıp koruyan ruhuna uygun. Türkiye gibi bir ülkede salt ihtirazi kayıtla imzalanmamış diyerek bordrolarda yazan miktarı kararınıza esas alamazsınız.Bana soracak olursanız genel usul hukukunda kesin delil olma özelliği olan bu yazılı belgelerin işçi işveren ilişkilerinde nazarımda takdiri delili olan tanık beyanları kadar bir değeri yok.

Sayın janveljan;

Ücret araştırması (her türlü delil) neticesinde ücretin imzalı bordrolardaki miktar kadar olduğu anlaşıldığında itibar edilecek olan ücret bordrolarıdır; ücret araştırmasının davaya bir katkısı olmayacaktır böyle bir durumda...

"Tanık anlatımlarını destekler şekilde ücret araştırması neticesi ücretin imzalı bordolarda yazandan daha yüksek olduğu anlaşıldığı takdirde; emsal ücret ile örtüşen tanık beyanları dikkate alınacaktır" demek istediniz sanırım...

Bunların ve diğer belirttiklerinizin hiçbirine itirazım yok, ücretin bordroda yazandan daha fazla olduğu ispat edilebilir, aynı kanaatteyiz


Ancak; benim kastettiğim husus üzerinde sizinle anlaşamadık sanırım
Old 11-10-2011, 18:06   #15
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan Av. Caner Arıcı
Sayın janveljan;

Ücret araştırması (her türlü delil) neticesinde ücretin imzalı bordrolardaki miktar kadar olduğu anlaşıldığında itibar edilecek olan ücret bordrolarıdır; ücret araştırmasının davaya bir katkısı olmayacaktır böyle bir durumda...

"Tanık anlatımlarını destekler şekilde ücret araştırması neticesi ücretin imzalı bordolarda yazandan daha yüksek olduğu anlaşıldığı takdirde; emsal ücret ile örtüşen tanık beyanları dikkate alınacaktır" demek istediniz sanırım...

Bunların ve diğer belirttiklerinizin hiçbirine itirazım yok, ücretin bordroda yazandan daha fazla olduğu ispat edilebilir, aynı kanaatteyiz


Ancak; benim kastettiğim husus üzerinde sizinle anlaşamadık sanırım


Alıntı:
Ücret araştırması (her türlü delil) neticesinde ücretin imzalı bordrolardaki miktar kadar olduğu anlaşıldığında itibar edilecek olan ücret bordrolarıdır; ücret araştırmasının davaya bir katkısı olmayacaktır böyle bir durumda...

Yoo davaya katkısı olmaz olur mu hiç ,tüm bu araştırmalar sonucu ücretin bordroda yazılı miktar kadar olduğu anlaşılırsa maddi gerçeğe ulaşılmış , İşçi lehine dinlenen tanık anlatımlarının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmış olacak.İş hakimi vicdan rahatlığıyla karar verecek,az şeymi bu


Alıntı:
"Tanık anlatımlarını destekler şekilde ücret araştırması neticesi ücretin imzalı bordolarda yazandan daha yüksek olduğu anlaşıldığı takdirde; emsal ücret ile örtüşen tanık beyanları dikkate alınacaktır" demek istediniz sanırım...

Haklısınız.Yazarken kontrol etmemişim ,düzelttim.


Alıntı:
Bunların ve diğer belirttiklerinizin hiçbirine itirazım yok, ücretin bordroda yazandan daha fazla olduğu ispat edilebilir, aynı kanaatteyiz

Kesinlikle aynı kanaatteyiz.Ancak ilk mesajınızdaki , “dikkate alınmayabilecektir” ifadesinin izaha muhtaç olduğunun düşündüğüm için ekleme yapma ihtiyacı duydum.Zira “dikkate alınmalıdır.”



Alıntı:
Ancak; benim kastettiğim husus üzerinde sizinle anlaşamadık sanırım.

Hayır sizinle aynı kanaatteyim. Bende salt tanık anlatımlarına dayanarak hüküm kurmanın doğru olmadığını düşünüyorum.
Old 18-10-2011, 23:45   #16
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Kararı yararlı bulduğum için paylaşmak istedim.

Alıntı:
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu 2010/9-748 E.N , 2011/60 K.N.

İlgili Kavramlar

İŞÇİLİK ALACAĞI

İçtihat Metni

Taraflar arasındaki "İşçilik Alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 1. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 05.02.2009 gün ve 2006/839 E. 2009/30 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.10.2009 gün ve 2009/14643 E.- 2009/29440 K. sayılı ilamı ile;

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Bordroda fazla çalışma bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi fazla çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde en üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanılması olanaklı değildir. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici ya da şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma talep hakkı doğar.

İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yılda 90 gün ve 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. O halde işçinin anılan sınırlamaların ötesinde fazla çalışmayı kanıtlaması durumunda fark fazla çalışma ücretinin ödenmesi gerekir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanununun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.

Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay'ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/ 25857 E, 2008/ 20636 K., Yargıtay 9.HD. 28.4.2005 gün 2004/ 24398 E, 2005/ 14779 K. ve Yargıtay 9.HD. 9.12.2004 gün 2004/ 11620 E, 2004/ 27020 K.). Fazla çalışma ücretinden indirimi öngören bir yasal düzenleme olmasa da, bir işçinin günlük normal çalışma süresinin üzerine sürekli olarak fazla çalışma yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. Hastalık, mazeret, izin gibi nedenlerle belirtilen şekilde çalışılamayan günlerin olması kaçınılmazdır. Böyle olunca fazla çalışma ücretinden bir indirim yapılması gerçek duruma uygun düşer. Fazla çalışma ücretinden indirim, taktiri indirim yerine, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davacı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Ancak, fazla çalışmanın taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda tanıklar haftanın 6 günü 8.00-18.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenme verilmek suretiyle çalışıldığını, ayda 2 hafta tatilinde de aynı şekilde çalışıldığını belirtmişlerdir. Bilirkişi tarafından fazla çalışma süresi hesaplanırken davacı işçinin tüm çalışma süresi boyunca her gün 8.00-18.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenme ile haftada 18 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiştir. Mahkemece davacının tüm çalışma süreleri boyunca haftada 12 saat fazla çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulması hatalıdır. Tanık anlatımları dikkate alınarak davacının haftanın 6 günü 8.00-18.00 saatleri arasında ve ayda iki hafta tatilinde yine 8.00-18.00 saatleri arasında 1 saat dinlenme ile çalışması dikkate alınarak fazla çalışma alacağına hükmedilmesi gerekirken yanlış hesaplama ile fazla çalışma alacağına hükmedilmesi hatalıdır.

3-Öte yandan mahkemece davacı işçinin tüm hafta tatillerinde çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Bir kişinin tüm çalışma süresi boyunca hafta tatili kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalı tanıkları işyerinde ayda iki hafta tatili çalışması yapıldığını beyan etmesine rağmen tüm hafta tatillerinde çalışıldığı yönündeki değerlendirme hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 06.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 19-10-2011, 10:06   #17
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer Güntay
Kararı yararlı bulduğum için paylaşmak istedim.

Sayın Güntay;

Yargıtay hangi yerleşik içtihadından kesin dönüş yapmış bu kararda?

Saygılar,
Old 19-10-2011, 10:11   #18
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Sayın Güntay;

Yargıtay hangi yerleşik içtihadından kesin dönüş yapmış bu kararda?

Saygılar,

Mesajımdan alıntıladığınız kısım ile kararın yararlılığı arasında bir ilinti yok, ne demek istiyorsunuz, kararı yararsız mı buluyorsunuz?
Old 19-10-2011, 10:36   #19
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer Güntay
Mesajımdan alıntıladığınız kısım ile kararın yararlılığı arasında bir ilinti yok, ne demek istiyorsunuz, kararı yararsız mı buluyorsunuz?

Yanlış anladım sanırım. Kusura bakmayın.

Ben

Alıntı:

Doğrudur, fakat Yargıtay bu yönlü içtihatlarından açık ve kesin dönüş yaptı; artık göremezsin.

mesajınıza binaen eklediniz kararı diye düşündüm.
Old 19-10-2011, 11:42   #20
Adli Tip

 
Varsayılan

http://www.turkhukuksitesi.com/showp...38&postcount=1

Bu kararı ben eklemiştim ancak, sonrasındaki uygulama ne şekilde gelişti, aynı doğrultuda başka kararlar da çıktı mı bilmiyorum.
Old 19-10-2011, 15:17   #21
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Yanlış anladım sanırım. Kusura bakmayın.

Ben
mesajınıza binaen eklediniz kararı diye düşündüm.

Estağfirullah. Fakat ona binaen eklemedim. O bir yan konudur.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Bilirkişi raporuna dayalı kusur tespitine göre yapılacak işlem? advokat34 Meslektaşların Soruları 3 15-07-2011 16:43
Bono Üzerinde İmza İncelemesi, Belirli Olmayan Bilirkişi Raporuna Göre Hüküm Verilmesi LePapillon Meslektaşların Soruları 9 22-10-2010 01:01
birleştirilen hizmet tespiti ve işçilik alacakları davasında bilirkişi incelemesi hırs Meslektaşların Soruları 2 22-10-2010 00:38
Hizmet Tespiti Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz köktaş Meslektaşların Soruları 3 09-10-2007 19:28


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07233191 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.