Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Sayıştay’ın Kamu Zararı Yargılamaları Hesap Yargılaması Sayılır Mı?

Yanıt
Old 24-01-2024, 17:55   #1
Turgut Aşcı

 
Varsayılan Sayıştay’ın Kamu Zararı Yargılamaları Hesap Yargılaması Sayılır Mı?

Sayıştay’ın yargı daireleri, sorumluların hesap ve işlemlerini yargılamak üzere kurulmuş birer hesap mahkemesidir. Sayıştay’ın yargılama görevinden başka görevleri de olduğu halde Sayıştay, halk arasında genellikle hesap mahkemesi olarak bilinir. Sayıştay’ın hesap yargısı, adli ve idari yargıya nazaran sui generis (kendine özgü-başkasına benzemeyen) bir yargıdır.

Hesap yargılamasının konusu mali sorumluluğu bulunup da bu görevleri nedeniyle hesap vermek yükümlülüğü olan görevlilerin hesap ve işlemleridir. Mülga 832 sayılı Sayıştay Kanununda hesabın tanımı yapılmamış olması nedeniyle bu konuda duyulan tereddütleri gidermek amacıyla Sayıştay Genel Kurulu’nca alınan 21.12.1972 tarih ve 3624 sayılı kararda özetle; ”Sayman hesabı deyiminden, saymanlığın bir hesap devresi içindeki her türlü işlemlerinin sonucunu gösteren ve mali mevzuatta idari hesabı cetvelleri diye isimlendirilen cetvellerle, bu cetvellere bağlanması gerekli belgelerin anlaşılması lazım geleceği” kararlaştırılmıştır. Yürürlükte bulunan 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nda da hesabın tanımı yapılmamış olmakla birlikte 8’inci maddesi uyarınca çıkartılan “Kamu İdaresi Hesaplarının Sayıştay’a Verilmesi ve Muhasebe Birimleri İle Muhasebe Yetkililerinin Bildirilmesi Hakkında Usul ve Esaslar” da kamu idaresi hesapları kapsamında Sayıştay’a verilecek defter, kayıt ve belgelerin cins ve nitelikleri belirtilmiştir.

Hesap verme sorumluluğu, üstlenilen görevin niteliğinden ileri gelen sorumluluktur. Bu husus, Sn. Doğan Bayar’ın “Mali Sorumluluk Nedir” başlıklı makalesinde, " Sorumluluk, yasal bir kavramdır ve ancak yasa ile konulabilir. Tüzük, yönetmelik vs. türünden idari düzenleyici metinlerle veya yargı içtihatları ile sorumluluklar ihdas ve icat edilmesi olanağı yoktur. (…) Görevlendirilen ve münhasıran kendilerine yetki verilen memurların yaptıkları eylem, iş ve işlemlerin hesabını vermeleri gerektiği ise çok açık bir gerekliliktir. Bu olguya maliye jargonunda “bidayeten zimmetdar olma” denilmektedir. Bu kavram hukuk metinlerine yansımamış olmakla birlikte durumu en iyi ifade etmesi bakımından günlük dilde kullanılagelmektedir. Bütçemi ve kaynaklarımı senin zimmetine verdim (sana emanet ettim), hesabını da senden sorarım, mantığına dayanmaktadır. Bu kanunla belirlenmiş (objektif) bir sorumluluktur." diye açıklanmaktadır.*

Sayıştay’a hesap verme görevi, mülga 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 9’uncu maddesinde saymanların ve 6085 sayılı Kanunun 8’ici maddesinde de harcama görevlileri ile muhasebe yetkililerinin görevleri arasında sayılmıştır. Dolayısıyla hesap verme görevi, saymanların, harcama yetkililerinin ve muhasebe yetkililerinin zorunlu olarak yerine getirmeleri gereken bir görevdir.

Sayıştay’ın hesap yargılaması, 6085 sayılı Kanunun 2/e maddesinde, “Hesap yargılaması: Kanunlarla belirlenen sorumluların hesap ve işlemlerinin mevzuata uygun olup olmadığının yargılama yoluyla kesin hükme bağlanmasını ve bununla ilgili kanun yollarını,” ifade eder diye tanımlanmıştır. Bu tanımda geçen “hesap” kavramının ne anlama geldiği yukarıda açıklanmıştı. Buna göre hesap kavramı sadece muhasebe kayıtlarını değil, hesap dönemine ait defter, kayıt ve belgeleri de içermektedir.

Kamu zararı ile ilgili düzenlemeler mali mevzuatımıza 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile girmiştir. Anayasamızın 160’ncı ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 5/1-b maddesi ile de Sayıştay’a, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin denetimi sırasında denetçiler tarafından tespit edilen kamu zararına yol açan hususları yargılama görevi verilmiştir.

5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin birinci fıkrasında kamu zararının tanımı, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” diye yapılmış ve ikinci fıkrasında da,
“Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga: 22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.” denilerek, birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir.

Kamu zararının belirlenmesinde anılan maddenin birinci fıkrasında sayılan hususların varlığı yetmemekte, bunlarla birlikte ikinci fıkrada sayılan hallerin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu şekilde tespit edilen kamu zararına ilişkin defter, kayıt ve belgeler yargılama konusu yapılmak üzere sorumluların hesabından ayrılır. Söz konusu belgeler esas alınarak kamu zararı ile ilgili hususlar kişisel (sübjektif) sorumluluk kurallarına (6098/49-51’inci maddelerine) göre yargılanır. Yargılamalarda bir takım muhasebe kayıtları kanıt olarak dikkate alınmış olsa bile, yapılan yargılamalar hesap yargılaması anlamına gelmez. Zira söz konusu muhasebe kayıtları sorumluların hesabına dâhil işlemlerden sayılmaktadır. Ayrıca, hesap yargılamasında objektif sorumluluk (görev sorumluluğu) kuralları, kamu zararı yargılamasında ise kişisel sorumluluk (tazminat sorumluluğu) kuralları geçerlidir.

Sonuç olarak; Kamu zararı yargılamalarında “kusur yargılaması” yapılmış olması nedeniyle, Sayıştay’ın bu konuda yapış olduğu yargılamaları hesap yargılaması olarak saymanın mümkün olmadığı değerlendirilmektedir
Turgut AŞCI
E. Sayıştay Uzman Denetçisi

(*) Bu konuda ayrıntılı açıklamalar için emekli Sayıştay Daire Başkanı Sn. Doğan Bayar’ın “Mali Sorumluluk Nedir” başlıklı makalesine bakılabilir.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Sayıştay Yargılamalarında Kamuya Verilen Zarar - Kamu Zararı Ayrımının Önemi Turgut Aşcı Hukuk Sohbetleri 0 30-11-2021 19:32
Sayıştay Yargısında Kamuya Verilen Zarar - Kamu Zararı Ayrımının Önemi Turgut Aşcı Anayasa ve İdare Hukuku Çalışma Grubu 0 02-02-2020 21:10
Sayıştay Yargılamalarında Kamuya Verilen Zarar - Kamu Zararı Ayrımının Önemi Turgut Aşcı Hukuk Sohbetleri 0 02-02-2020 10:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03583694 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.