Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), THS Hasta Hakları Çalışma Grubu projesidir. Bu foruma siteye üye olmadan soru gönderilebilir ancak forum sadece hasta haklarına ilişkin konulara açık olup, diğer hukuki soru ve sorunlar alanda yayınlanmaz. [HASDEM Portalı]

Hastalık Bilgilerinin Gizliliğini Sağlık Kurumları Haricindeki Kurumların İhlali?

Konuyu Kilitleyin
Old 13-11-2009, 23:44   #1
Konuk

 
Karar Hastalık Bilgilerinin Gizliliğini Sağlık Kurumları Haricindeki Kurumların İhlali?

Bir hastanın herhangi bir sağlık bilgisi (olduğu ameliyat-doğum vs) sağlık kuruluşu olmayan diğer devlet kurumları tarafından (SSK, Bağkur gibi) hangi hallerde açıklanabilir? Kurum tarafından "hangi tarihte ne ameliyatı olduğunun açıklanması". Hasta hakları madde 23'te "kanun ile müsaade edilen haller" dışında açıklanamaz diyor. Hangi kanununun hangi maddesinde "müsaade edilen bu haller" nelerdir? SSK, Bağkur gibi hastalık bilgilerini elinde bulunduran bu kurumlar bu bilgileri açıklarken hangi kanuna göre açıklayabilir? Mahkemeler bu bilgileri bu kurumlardan isteyebilir mi? Hangi mahkemeler hangi gerekçelerle bu bilgileri talep edebilir?
Old 14-11-2009, 13:46   #2
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Katılımcı

Kişinin hekim ile paylaşmış olduğu tıbbi ve kişisel bilgiler kişinin rızası,tıbbi zorunluluk ve hakim kararı olmaksızın açıklanamaz.

1-Bu verilerin sahibi olan kişi,dilerse tıbbi durumuna ilişkin bilgilerini paylaşabilir,bunda ihtilaf da yok.

2-Tıbbi zorunluluk:Tıbbi bilgiler kişinin yararına olarak ve tedavi ile ilgili olduğu ölöüde ilgili hekimler arasında paylaşılabilir.Örneğin Dahiliye uzmanı,doğru teşhis ve tedavi için enfeksiyon hastalıkları uzmanı ile bu konuda bilgi paylaşımı yapabilir.

3-Yargılama konusu olan olayla tıbbi bilgilerin ilişkisi varsa bu hasta dosyası ilgili sağlık kurumundan, hakim kararı ile dosyaya getirtilebilir.Örneğin maluliyete ilişkin bir yargılama konusu varsa ve bu konuda adli tıp incelemesi yapılacaksa ,dosya ilgili kurumdan istenir ve bu dosya ile birlikte adli tıp kurumuna gönderilir.Bu durumda maluliyetinin tespitini isteyen kişinin tıbbi dosyasının mahkeme ve ilgili kurum ile paylaşılmasını kabul ettiği düşünülebilir.

Not:Mahkeme dosyasının içine getirtilen bu tıbbi bilgilerin gizliliğinin korunması için gerekli önlemlerin alınması ve bu bilgilerin ve teşhisin kararla dahi olsa kamuya açıklanmaması gerekmektedir.

Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Finlandiya Z. kararı ile görüşünü açıklamıştır.

4-Özel sağlık sigortası ile ilgilerin paylaşımı:
Özel sağlık sigortası yaptıran kişinin bu bilgileri sigorta yapanla paylaşmayı kabul ettiği düşünülebilir.

5-Kamu Sosyal Güvenlik Kurumları ile tıbbi dosyanın/verilerinin paylaşılması :

Tıbbi giderlerin sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanması ,bu kurumların kişilerin tıbbi bilgilerini toplama,kaydetme görme ve bu bilgileri başka kurum ve kuruluşlarca paylaşılmasına izin vermesi anlamına gelmez.

Tıbbi verilerin gizliliğine saygı göstermek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalayan sözleşmeci devletlerin temel prensibi ve yükümlülüğüdür.Bu sadece hastanın gizlilik duygusuna saygı göstermek değil,hastanın tıp mesleğine ve genel olarak sağlık hizmetlerine duyduğu güveni korumak bakımından da şarttır.

Tıbbi verilerin korunmasının diğer bir gerekliliği,tıbbi yardıma ihtiyaç duyanlar doğru tedavi görmek ve tıbbi yardım almak için gerekli kişisel ve mahrem bilgileri açıklamaktan cayabilir.Bu durum hem kişisel sağlık hem toplum sağlığını yakından ilgilendirir.

Bu nedenle ulusal kanunların AİHS md.8 de belirtilen teminatlarla tutarlı olması gerekir.Ulusal kanunlar şahsi tıbbi verilerin bildirilmesi veya açıklanmasını önleyecek uygun önlemler içermelidir.Bu ilke yine taraf olduğumuz Biyotıp Sözleşmesi 10/1 maddesi ile de korunmaktadır.

Türkiye'de mevcut durum ödeme sistemini denetleme amacıyla tanıların ,kullanılan ilaçların,uygulanan tedavinin sosyal güvenlik kurumu ile paylaşılması ile sonuçlanmaktadır.Uygulamada ilgili sosyal güvenlik kurumu,sağlık kurumundan hastanın tıbbi tanısı ve epikrizini herhangi bir hakim kararı dayanağı olamsızıni stemekte ve bu bilgiler de sosyal güvenlik kurumu ile paylaşılmaktadır.Kişisel düşüncem bu fiili durumun AİHS 8 madde ile uyumlu olmadığı yönündedir.

5510 Nolu Sosyal Sigortlar ve Genel sağlık Sigortası Kanunundan bu konuda
78.Madde ile bir düzenleme yapılmıştır.
Buna göre:
Alıntı:
Md. 78- Kurum ile sözleşmesi (Değişik ibare: 5754 - 17.4.2008 / m.65/l) "olan," sağlık hizmeti sunucuları, sağlık hizmeti sunduğu tüm kişilere ait sözleşme hükümlerinde yer verilen bilgileri, belirlenen yöntemlere ve süreye uygun biçimde elektronik ortamda veya yazılı olarak Kuruma göndermek zorundadır. Bu bilgiler gönderilmeksizin talep edilen sağlık hizmeti bedelleri, bilgiler gönderilinceye kadar ödenmez.

Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişinin sağlık bilgilerinin gizliliği esastır. Sağlık bilgilerinin ne şekilde korunacağı, ulusal güvenlik nedeniyle sağlık bilgisi paylaşıma açılmayacak kişilerin tespiti ilgili bakanlıkların önerisi üzerine Bakanlıkça tespit edilir. (Ek cümle: 5754 - 17.4.2008 / m.66/f) "Bu kişi ve grupların sağlık bilgilerinin nasıl tutulacağı ilgili kuruluşların görüşleri alınarak hazırlanacak Yönetmelik ile düzenlenir."

Kurum, genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili olarak işverenler, sağlık hizmeti sunucuları ve diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki defter, belge ve bilgileri inceleyebilir, ibrazını isteyebilir.

Kurum, bu Kanunda belirtilen görevleriyle ilgili olarak sağlık hizmeti sunucularının yürüttüğü hizmet ve işlemleri kontrol yetkisine sahiptir. Kurum, bu yetkisini görevlendirdiği personeli vasıtasıyla veya kamu kurumları ve özel kurumlardan hizmet satın almak suretiyle kullanabilir.

Yasada ;bir yandan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişinin sağlık bilgilerinin gizliliği esastır denmekte,devamında " ulusal güvenlik nedeniyle sağlık bilgisi paylaşıma açılmayacak kişilerin tespiti... diyerek bu gizliğin ancak ulusal güvenlikle ilgili sayılabilecek kişilere özgü olduğu,sıradan yurttaşların bu güvenceden yararlanamayabilecekleri şeklinde anlaşılabilecek talihsiz düzenleme bulunmaktadır.

Son olarak sosyal güvenlik kurumunun bilgileri toplama,kaydetme,ilgilerin içeiğine ulaşma sayısal istatistik bildirimler dışında diğer kurum ve kuruluşlarla paylaşma hak ve yetkisinin olmadığı ,yasanın bu haliyle sözleşme ile uyumlu olmadığını düşünüyorum.
Old 14-11-2009, 22:25   #3
Konuk

 
Varsayılan Aile Mahkemeleri?

Aile mahkemeleri görülmekte olan bir boşanma davasında üçüncü bir şahsın (davalı erkek ile ilişkisi olduğu iddia edilen kadının) doğum yapıp yapmadığını SSK'dan isteme yetkisine sahipidir? Hastalık bilgilerinin gizliliğinin ihlalini aile mahkemesi bu gerekçe ile bozabilir mi? Boşanma davaları toplum düzenini-ahlakını korumaya yönelik her türlü uygulamayı yaparken hasta haklarını ihlal edebilir mi? Hastalık bilgilerinin gizliliği kanunlarda müsaade edilen haller haricinde ihlal edilemez der. Aile mahkemesi bunu yaparken "kanunlarla müsaade edilen halleri mi kullanıyor? Üçüncü şahsın bu durumda itiraz etme, dava açma (saçma ama mahkemeyi dava etmek diye bir şey oluyor), AİHM'de dava açma hakkı doğurmaz mı?
Old 15-11-2009, 12:06   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Katılımcı

Aile Mahkemelerinin ,yargılamada taraf olmayan birinin tıbbi verilerini dosyaya isteyemeyeceği düşüncesindeyim.

Aksi durum temel haklara aykırı olacaktır.Yasal yollara başvuru mümkündür.
Old 19-11-2009, 15:44   #5
Konuk

 
Varsayılan

peki bazen sağlık kuruluşlarına askeri savcılıklardan şu kişi şu tarihte muayene olmuş mudur diye yazılar geliyor. (özellikle celp dönemlerinde alınan raporlar ile ilgili)

bu bilgileri açıklayan kişilerin davranışı kusurlu mudur? ya da mağdur olan kişi iznim olmadan bilgilerim açıklandı diye şikayetçi olabilir mi?
Old 19-11-2009, 20:07   #6
hukuksever_dr

 
Varsayılan

Artık bu tür soruşturmaları askeri savcılıklar değil cumhriyet savcılıkları yapıyor. ikincisi savcılık soruşturduğu şeyde hastalık bilgisini değil alınan raporun sahte olup olmadığını istiyor. Hastanelerden hastalık ile ilgili ayrıntılı bilgi değil protokol defterinde o sayfanın fotokopisini istiyor. kişinin askerlik şubesine verdiği sağlık raporunda zaten teşhis yazıyor, yani kendi isteği ile hastalığını zaten açıklıyor. protokol defterlerinde de zaten aynı teşhis ve kaç gün rapor verildiği yazar. Doktorun tuttuğu kayıtlar istenmiyor. burda herhangi bir mağduriyet söz konusu değildir.
Old 22-11-2009, 12:40   #7
Dr.Muhtar Çokar

 
Varsayılan

Adaletin sağlanması amacıyla gerçeklerin her ne pahasına olursa olsun ortaya çıkartılmasının gerekliliği tartışmalı bir konudur. Gerçekliğin saptanması önemli bir amaçtır, ancak bu amacı gerçekleştirirken adil yargılanma ve temel hukuk kurallarına uyum da önemlidir. Yargılama sürecinde, adil yargılanma ve hukuk kurallarına uyum ilkelerinin korunması gerekliliği, bazı durumlarda gerçeklerin ortaya çıkartılması amacından üstün görülebilir. Örneğin gerçeğin ortaya çıkartılması amacıyla işkence yapıldıysa işkence ile alınan ifadenin geçerli sayılmaması adaletin sağlanması için gerekli görülür. Bu durumda adil yargılanma ve hukuk kurallarına uyum ilkelerinin korunması gerekliliği, gerçekleri ortaya çıkarma amacından üstün tutulmuştur.

Tartışılan konu her ne kadar sağlık hukuku alanında özel yaşamın gizliliği ve sır saklanması ile ilgili geniş bir alanı ilgilendiriyor olsa da; tartışma, yargının sağlık kuruluşlarından bireylerin sağlık kayıtlarını istemelerinin hukuki ve etik boyutu ile sınırlı olduğundan, hekimlerin davalarda tanıklık yapmaları ve sosyal güvenlik sisteminde kayıtların gizliliğinin sağlanması benzeri alt konuların tartışmamız dışında tutulmasının şimdilik yararı olduğu kanısındayım. Sayın Av. Habibe Yılmaz Kayar’ın bu konudaki özeti bu konulara zaten ışık tutar nitelikte.

Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Hasta Hakları Yönetmeliği özel yaşamın gizliliğinin ihlaline, hukuka uygun olma koşulu ile olanak sağlamaktadır.

TCK Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
HHY Madde 20- İlgili mevzuat hükümlerine ve hastalığın mahiyetine göre yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; hasta, sağlık durumu hakkında kendisine veya ailesine veya yakınlarına bilgi verilmemesini isteyebilir.
HHY Madde 23- Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.
TMK Madde 24.- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

Sanırım tartışmamızın temel ekseni hukuka uygun koşulların neler olduğunu konusunda. Bu konuda Ceza Muhakemesi Kanunu

CMK Madde 332 - (1) Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur.

İle en azından ceza davaları için özel yaşamın gizliliğinin yargı mensupları tarafından her koşulda ihlal edilebileceğinin düzenlenmiş olduğunu ileri sürebiliriz. Bu konudaki önemli nokta, gizliliğin ihlali ayrıcalığının suçun kanıtlanması amacıyla söz konusu olması (AİHS’de suçun önlenmesi olarak düzenlenmiş). Ceza hukuku dışında konu dolaylı da olsa Türk Medeni Kanunu 24. Maddesinde

TMK Madde 24.- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

olarak ele alınmış. Burada rıza ve daha üstün yarar ve kanunun verdiği yetkiden bahsedilmiş. İlk iki unsurda bir sorun olmasa da “kanunun verdiği yetki” bizi yine bu yetkilerin neler olduğu konusundaki belirsizliğe götürüyor. Ayrıca önce saldırı olacak ve sonra korunma istenecek. Biz tartışma çerçevemizde bu saldırının mahkeme tarafından yapıldığını varsaydığımızda (mahkemenin, eylemi ile hukuka aykırı bir saldırıda bulunduğunun bilincinde olması gibi soyut bir varsayımdan bahsettiğimin farkındayım) en azından “korunma” unsurunun sağlanarak davaların gizli yürütülmesinin bir zorunluluk olabileceğini düşünebiliriz.

Hukuk sistemimizin uluslar arası bağlayıcı sözleşmelerle olan ilgisi bağlamında hukuka uygun koşullarının neler olabileceğine baktığımızda Sayın Av. Habibe Yılmaz Kayar’ın da belirttiği gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Biyotıp Sözleşmesinde yol gösterebilecek düzenlemeler mevcut.

AİHS Madde 8 - Özel hayatın ve aile hayatının korunması
1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir.

Biyotıp Sözleşmesi Madde 10 – Özel Yaşam ve Bilgi Edinme Hakkı
1. Herkes, kendi sağlığı hususundaki bilgilerle ilgili olarak, özel yaşamına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

Ancak yine Biyotıp Sözleşmesinde Madde 26 ile bu hakkın kullanılmasının kısıtlanması düzenlenmiş:

Biyotıp Sözleşmesi Madde 26 – Hakların Kullanılmasının Kısıtlanması
1. Bu Sözleşmede yeralan haklar ve koruyucu hükümlerin kullanılmasında, kamu güvenliği, suçun önlenmesi, kamu sağlığının korunması veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması için kanunda belirtilen ve demokratik bir toplumda gerekli olanlar dışında kısıtlama konulamaz.

Bu durumda hem iç hukuk hem de sözleşmeler bağlamında bir liste yapılması gerekirse (sağlık hizmet bedeli tahsili hariç konularda) kısıtlama koşulları:

1. Ulusal güvenlik: AİHS M.8, 5510 Nolu Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
2. Kamu emniyeti: AİHS M.8, Biyotıp M.26
3. Ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması: AİHS M.8
4. Suç işlenmesinin önlenmesi: AİHS M.8 ile suçun işlenmesinin önlenmesi, CMK M.332’de suçun soruşturulması ve kovuşturulması.
5. Sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması: AİHS M.8, Biyotıp M.26
6. Rızası: TMK M.24
7. Daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar: TMK M.24

Ceza davaları haricinde konumuz ile ilgili olarak hem Türk Medeni Kanunu hem de Biyotıp sözleşmesinde “kanunun verdiği yetki” ve “kanunda belirtilen” tanımları; “yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça” ve “demokratik bir toplumda gerekli olanlar dışında” açıklamalarıyla güçlendirilerek “hukuka uygunluk” ilkesinin her vakada ayrı olarak değerlendirilmesine olanak sağlamış. Demokratik toplumun gereğine vurgu yapılması çok olumlu ancak yoruma açık.

Konumuza gelirsek. Özel yaşamın gizliliğinin korunması mutlak bir koruma değil. Ceza davalarında CMK nedeniyle yargının neredeyse sınırsız bilgi isteme hakkı var gibi görünüyor (suçun önlenmesine vurgu yapmamış olsa da). Bu durum ulusal üstü mevzuatta sınırlandırılmış ancak bu sınırlandırmanın kapsamı oldukça geniş. En azından “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” gerekçesi önemli bir gerekçe ve mutlak korumayı zayıflatan nitelikte. Ceza davaları haricinde hem ulusal hem ulusal üstü mevzuat “yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça (TMK)” ve “demokratik bir toplumda gerekli olanlar dışında (Biyotıp)” vurgularıyla gizliliğin korunmasını güçlendirmiş görünümünde ancak yine de yoruma açık. Hakim, boşanma davamızda davacının özel yararını üstün gördüğünde, üçüncü sahsın özel yaşamına ait bilgilerin gizliliğinin sınırlandırılması gerektiğine karar verebilecek ve dosyaları isteyebilecektir. Bu kararın haklılığı (yetkinin kullanılmasında) ve gerekliliği (demokratik toplumun gereği) üzerine çok tartışma yapılabilir. Ancak yine de TMK M.24 uyarınca bilgilerinin açıklanması istenen kişinin korunma istemesi mümkün. Kişilik haklarına ihlaline neden olacak kararı mahkeme aldığından ve dava boşanma davası olduğundan aynı mahkeme TMK 184 uyarınca “Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir” fıkrası göz önüne alınmalıdır diye düşünüyorum.

Duruşmaların gizli yapılması ve dava sırasında sağlık kuruluşlarından istenen bilgilerin gizliliğinin sağlanması her dava için uygulanabilir mi belki bir başka tartışmanın konusu.
Konuyu Kilitleyin


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
rent a car dan aracı kiralayan haricindeki 3.kişinin kaza yapması flamelegal Meslektaşların Soruları 3 19-04-2017 15:45
eser sözleşmesinde sözleşme haricindeki işlerin ispatı hırs Meslektaşların Soruları 5 04-07-2013 21:12
Soruşturmanın gizliliğini basın-yayın yoluyla ihlal Av.Ömer Faruk Aydın Meslektaşların Soruları 2 11-01-2011 04:03
Özel sağlık kurumları arasasında hasta ayartılması, kötüniyet, haksız rekabet prag Meslektaşların Soruları 1 24-02-2009 23:27


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04436994 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.