Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Avukatın Tasdik Ettiği Her Türlü Belge Noter Tasdikine Gerek Duyulmaksızın Geçerlidir

Yanıt
Old 07-07-2006, 09:16   #1
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Avukatın Tasdik Ettiği Her Türlü Belge Noter Tasdikine Gerek Duyulmaksızın Geçerlidir

Sayın Meslektaşlarımız,

Mahkemelere Sunulacak Olan ve Avukatın Tasdikini İçeren Her Türlü Yazılı Belgenin Ayrıca Noter Tasdikine Gerek Olmaksızın Delil Niteliği Taşıdığına İlişkin "Dolaylı Kabul içeren" Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2004/447 Esas, 2005/82 Karar Sayılı Kararı İle Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2005/4397 Esas, 2006/4251 Karar Sayılı Kararı Aşağıda Sunulmuştur. Bu kararda Başka ülkelerde tescilli olup, tescil edilmediği ülkede detanınmış bulunan markaların tescil edilmemiş bulunsa dahi koruma altında olacağı hususu da teyit edilmiştir.Bilgilerinize Sunulur.




Alıntı:
Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk
Mahkemesi


Esas No : 2004/447
Karar No : 2005/82
Hakim : Serdar ARIKAN 25465
Katip : Gizem ÖZER 9782
Davacı : PHAT Fashions LLC.
Vekili : Av.Ahmet BAŞALAN, Ortaklar Cad.Güneş Apt.12/7
Mecidiyeköy/İSTANBUL
Davalılar : NETA Tekstil Turizm ve Ticaret ltd.Şirketi
Vekili : Av.M.Aysan AKERSİN, 9.Kısım B/5 Blok Daire 17
Ataköy/İSTANBUL
2-Türk Patent Enstitüsü
Av.Tarık MUTLUOĞLU, Hipodrum Cad.NO:15
Yenimahalle/ANKARA
Dava : YİDK.Kararının iptali ve Marka Hükümsüzlüğü
Dava Tarihi : 03.05.2002
Karar Tarihi : 15.02.2005


Yukarıda açık kimliği yazılı bulunan davacı vekilinin mahkememizce açmış bulunduğu davanın yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı PHAT Fashions LLC.vekili Avukat Ahmet BAŞALAN,müvekkil Şirket’in tekstil alanında uzun yıllardır faaliyette bulunan ve Dünya çapında haklı bir üne kavuşmuş kuruluş olduğunun, bu bağlamda P PHAT FARM+Şekil ile PHAT FARM markalarının tekstil ürünleriyle ilgili olarak menşe ülke Amerika Birleşik Devletleri’de 07.12.1993/1809325 ve 26.12.2000/24154555 numaralar ile davacı adına tescilli bulunduğunu, aynı zamanda bu markaların değişik yabancı ülkelerde ayrıca tescillerinin sağlanıp tanınmış markalar haline getirildiğini, yeni markaların esaslı unsuru olan “PHAT “ ibaresinin davacı şirketin ticaret ünvanının esaslı unsurunu teşkil ettiğini, bilindiği gibi ticaret ünvanlarının ulusal tescillerine gerek olmadan Paris sözleşmesinin 8.maddesi gereğince korunduklarını, buna karşın davalılardan NETA…..ltd.şirketinin 2000/6413 kod nolu dosya üzerinden “P HAT FARM+Şekil” ibareli markanın tescili için diğer davalı TPE’ye başvuru yaptığını, başvurunun ilanını takiben davacı tarafından yapılan benzerlik, iltibas, tanınmışlık,haksız rekabet nedenlerine dayalı itirazların reddedildiğini, oysa davalı şirketin aslında kötü niyetli olup, gerek müvekkiline gerekse dava dışı bazı şirketlere ait tanınmış yirketlerin ulusal tescillerini kendi adına yaptırmayı alışkanlık haline getirdiğini, somut olaydada davacıya ait dünya çapında tanınmış “ PHAT” ve “P HAT FARM” ibarelerini içeren markanın davalı adına tescilinin doğru olmadığını bilerek, 556 sayılı KHK.’nın 7/1-i,8/1 b 8/3,8/4 2.cümlesi ile 6762 sayılı TTK.nun” 56 ve 57.maddeleri gereğince TPE.,YİDK.’nın 14.02.2006 tarih ve M-315 sayılı kararını iptaline, dava konusu markanın tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıdan Türk Patent Enstitüsü vekili Avukat Tarık MUTLUOĞLU, açılan davanın yerinde olmadığını YİDK.kararının doğru olduğunu söylemiş, diğer davalı NETA tekstil Turizm ve Ticaret LTD.şirketi vekili Avukat M.Aysan AKERSİN ise,davacı şirketin yabancı uyruklu olup öncelikle eldeki davayı açabilmesi için HUMK.’nun 97.maddesi delaletiyle 96.maddesi gereğince teminat yatırması, delil olarak sunduğu yabancı dilde yazılı bulunan belgelerin Türkçe tercümesinin noter onaylı olarak yapılması gerektiğini, esasa ilişkin olarakta, markalar arasında benzerlik ve iltibas’ın bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış marka kriterlerini karşıladığın, bu nedenle de tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceklerini kaldı ki, davacı markalarının
Menşe ülkede tescillerini takiben 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde Ulusal tescillerinin sağlanması için TPE’ye başvurulmadığını, böylece bir rüçhan hakkından söz etmenin de olanaklı olmadığını söyleyerek davanın reddini istemiştir.

Mahkememizce taraflarca gösterilen tüm deliller ilgili yerlerden getirtilmiş, gelen belgelerin tetkikinden, iptali talep edilen YİDK, kararının davacı tarafa 5.3.2002 tarihinde tebliğe çıkartıldığı, eldeki davanın da süresinde 3.5.2002 gününde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir

HUMK.’nun 96 ve 97. maddelerinde Türkiye’de ikametgahları bulunmayan davacı veya müdahillerin uygun bir teminat yatıracakları vurgulanmış, 187/1-1 maddesinde ise, bunun ilk itiraz olarak davalı tarafından ileri sürülmesi gerektiği beyan edilmiştir. Yine Türkiye’nin imzalayıp üyelik sıfatını aldığı Paris Sözleşmesinin 3 ve 4.maddelerinde, üye ülkelere, kendi vatandaşlarına veya herhangi bir diğer üye ülkenin vatandaşına en üst seviyede sağladığı hakların tamamını, tüm üye devlet vatandaşlarına da sağlamak mükellefiyeti yüklenmiştir. Nihayet 556 sayılı KHK.nın 4.maddesinde, Paris Sözleşmesinin sağladığı bu olanağın öncelikle uygulanması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Eldeki davada ise, dava dilekçesinin davalı Şirket’e tebliğini takiben, istemi üzerine kendisine duruşma gününe kadar cevap vermesi olanağı tanınmış, ancak adı geçen 18.9.2002 tarihli cevap dilekçesinde teminat yatırılması itirazında bulunmamıştır. Bir an için 2675 sayılı MÖHÜK’ün 32.maddesi gereğince teminat yatırılması itirazını her zaman yapabileceği düşünülse bile, Paris Sözleşmesinin anılan hükümleri gereğince zaten böyle bir teminat istemek mümkün değildir.

Öte yandan davacı tarafın yabancı dilde yazılı bulunan delillerinin noter tasdikli tercümelerinin sunulması şeklinde bir zorunluluk yoktur. Tercümeden amaç mahkememizce denetime ve hüküm kurmaya yeterli, anlaşılabilir, güvenilir bir tercümenin yapılmasını sağlamaktır. Davacı tarafından sunulan belgelerden de bu amacın elde edildiği mahkeme hakimi tarafından bizzat belirlenip, taraf incelemelerine sunulmuştur. Davalı vekilinin somut yanlışları göstermeden, itiraz ettikleri tercüme hatalarını belirtmeden, anılan tercümelere salt noter tasdikli değildir şeklindeki karşı koyması mahkememizce davanın uzatılması amacına yönelik olarak algılanmış, davalı tarafın belirtilen tüm usul itirazlarının reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK’nın YİDK, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 7/1-b maddesinde; “Aynı türde veya aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş........ bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan markalar tescil edilemez” denilip, 8/1-b maddesinde; “ Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş……. bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş….. markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise….. halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bur karıştırılma ihtimali tescil edilmiş…. marka ile ilişkili olduğunu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilmez” ifadelerine yer verilmiştir. Yine KHK.’nın 8/3 ve 8/5 maddelerinde özetle, tescilli veya tescilsiz bir sınai hak sahibinin maliki olduğu işaretin bir başkası adına tesciline mani olabileceği belirtilip, nihayet 8/4- ikinci cümlesinde “Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın itibarına zarar verebileceği tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir.” olguları vurgulanmıştır.

KHK.’nın 7/1-b maddesindeki “aynı” ifadesinden birebir aynılık, “ayırt edilemeyecek kadar aynı” ifadesinden ise, ayırt edilemeyecek kadar benzerlik anlamlarını çıkartmak, bu nedenle de ayrıca markalar arasında bir iltibas tehlikesinin olup olmadığı konusu üzerinde durmaya gerek olmadığı anlaşılmalıdır. Nitekim 5194 sayılı yasayla açıklanan olgu düzeltilmiş ve “ayırt edilemeyecek kadar aynı” ifadesindeki “aynı” sözcüğü “benzer” olarak değiştirilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta davacıya ait markalar “P PHAT FARM + Şekil” ve “PHAT FARM”, uyuşmazlık konusu marka ise “P PHAT FARM + Şekil” sözcük ve şekil komposizyonlarından ibarettir. Taraf markalarında yer alan “ P PHAT FARM” ibareleri fond itibarıyla birbirlerinden farklı büyüklükte yazılmışlar ise de, birbirlerinin birebir aynısı olan kelimelerdir. Aynı şekilde davacı markalarındaki şekil dahi davalının tescilini istediği markada aynı şekilde düşü
nülmüş, sadece büyüklük açısından farklılık yaratmaya çalışılmıştır. Şu halde her iki markanın gerek sözcük, gerek şekil ve gerekse bütünsel anlamdaki genel görünüm itibariyle birbirlerinin ayırt edilmeyecek kadar benzeri oldukları ortadadır. Bir başka anlatımla davalı markasının 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi gereğince tescili olanaklı değildir. Böyle bir durumda yukarıda vurgulandığı gibi ayrıca KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas ve iltibas tehlikesi olguları üzerinde durmaya gerek yoktur. Ne var ki, davacı markaları Türkiye’de tescilli markalar değildir. Böyle olunca da gerek anılan maddenin , gerekse maddenin, gerekse KHK’nın 8/1-b ve 8/4 ikinci cümle maddelerinin olaya uygulanmaları mümkün görülmemiştir.
Ancak davacı taraf gerek tescil aşamasındaki itiraz dilekçesinde, gerekse dava dilekçesinde KHK’nın 7/1-i maddesi ile 8/3 ve 6762 sayılı TTK’nın 56 ve 57 maddelerine dayanmıştır. Bilindiği gibi KHK’nın 7/1-i maddesindeki tanınmış markalar mutlak tescil engeli olarak düşünülmüş, 8/3 ve bunun muadili olan 8/5 maddelerinde de, tescilli veya tescilsiz sınai hak sahiplerinin, haklarına konu işaretlerin aynısının veya benzerlerinin üçüncü kişiler tarafından marka olarak tesciline engel olabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Şu halde eldeki davada, öncelikle davacı markalarının KHK’nın 7/1-i maddesi anlamında tanınmış marka olup olmadıkların, tanınmış değillerse bu defa KHK’nın 8/3 maddesi anlamında davacı yanın bir sınai hakka sahip bulunup bulanmadığının tespiti gerekmektedir.
556 sayılı KHK’nın 7/1-i maddesinde, “Sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış markalar tescil edilemez.” denilmektedir. Öte yandan Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesinde, KHK’nın 7/1-i maddesi anlamında tanınmış markadan ne anlamak gerektiği konusunda açık bir hüküm yoktur. 556 sayılı KHK’ki madde metninden anlaşıldığı kadarıyla, ulusal tescil şartı aranmamaktadır. Şu halde anılan madde anlamındaki tanınmışlık kavramının açılımını Paris ve TRİP’s sözleşmeleri, Yargıtay kararları, WIPO ilke kararları ve doktrinde belirtilen esaslar çerçevesinde irdelemek gerekir.
KHK’nın yollama yaptığı Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesine göre, bu sözleşmenin sağladığı olanaklardan yararlanacak bir kişiye ait olduğu herkes tarafından bilinen bir markanın, karışıklığa sebebiyet verebilecek şekilde aynı veya benzeri ürünlerde kullanılması engellenmek istenmektedir. Sözleşmenin anılan hükmüne göre tanınmışlıktan söz edebilmek için, markanın ürün yani ticaret markası olması, herkes tarafından bilinmesi, aynı veya benzer ürünlerde kullanılması ve böyle bir kullanımın karışıklığa sebebiyet verebilecek nitelikte olması gerekir. Şu halde Paris Sözleşmesine göre sadece ticaret markaları, tescilli olup olmadıklarına, ülkede kullanılıp kullanılmadıklarına bakılmaksızın, korunmanın talep edildiği ülkede herkes tarafından niceliksel olarak biliniyorsa, niteliksel yönü dikkate alınmaksızın (tanınmışlığın ekonomik değeri, markanın itibarı, gücü v.s.) tanınmış marka olarak korunabilirler. Bu esaslar daha sonra TRIP’s sözleşmesinin 16/2 ve 3 maddeleri ile kısmen genişletilmiş, WIPO ilke kararlarıyla da maddede geçen terimler somutlaştırılmıştır. Bu bağlamda TRIP’s 16/2 maddede, “ herkes” kelimesinin sınırı ilgili sektör olarak belirtilip, “bilinme” olgusu ise markanın tanıtımı ve promosyonu sonucunda ulaştığı tanınmışlık derecesi olarak tanımlanmıştır. 16/3 maddede de, Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesinin uygulama alanı genişletilmiş, farklı mal ve hizmetler yönünden de tanınmış markalarının korunması sağlanmıştır. Ancak farklı mal ve hizmetler yönünden sağlanan böyle bir koruma için , uyuşmazlık konusu marka kullanımının tanınmış marka sahibi ile arasında bir ilişki olduğu izlenimi vermesi ile bu kullanım nedeniyle marka sahibinin menfaatlerinin zarar görmesi gerekir. Bunlardan ayrı olarak WIPO nezdinden oluşturulan uzmanlar komitesi tanınmış markalarla ilgili bir kısım kriterler belirlemiş, buna göre de tanınmışlığın tespitine, markanın kullanım süresi kapsamı ve coğrafik alanının genişliği, reklam, promosyon, fuarlara katılım ve fuarlar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu v.s. olguların dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. Şu halde anılan açıklamaları soyut bir şekilde ifade eden ve içeren 556 sayılı KHK’nın 7/1-i maddesi anlamında bir tanınmış markadan söz edilebilmesi için, bir hizmet veya ticaret markasının toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, yani marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin refleks halinde, hiç düşünmeden ve birinin hatırlatma yapmasına ihtiyaç duymadan hatırlamaları, bu tanınmışlığın Korunmanın talep edildiği ülkede gerçekleşmesi gerekip, markanın ülkede kullanılmaması ve TPE’de tescilli olup olmaması önemli değildir. Buradaki ilgili sektör ise, markanın kullanıldığı ürün veya hizmetlerin gerçek ya da potansiyel tüketicileri, bu alandaki iş çevreleri ve markanın kullanılacağı ürün veya hizmetlerin dağıtım kanallarında yer alan görevli kişilerdir. Bunların haricinde markanın ayrıca niteliksel olarak da tanınmış olmasına gerek yoktur. Kısaca niceliksel tanınma yeterli görülmüştür.

Bu açıklamalardan somut uyuşmazlığa dönersek, davacıya ait marka “P PHAT FARM + Şekil” davalı marka ise aynı şekilde “P PHAT FARM + Şekil” dir. Her iki marka da yukarıda açıklandığı gibi birbirlerinin ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan markalardır.

Doya içinde yer alan tescil belgeleri, broşürler, tanıtım belgeleri, reklam harcamaları ve davacı tarafından sunulan tüm delillerden, davacıya ait “P PHAT FARM + Şekil” markasının özellikle ilgili sektör bazında KHK.’nın 7/1-i maddesi anlamında tanınmış bir marka olduğu anlaşılmaktadır. Bu marka gerek dilekçe ekinde sunulan tescil belgelerine göre toplam 30 yabancı ülkede ve gerekse OHİM’de topluluk markası olarak tescil ettirilmiştir. Yine davacı vekili tarafından dosyaya sunulan tercümeli tescil belgelerinden, “P PHAT FARM + Şekil” ibaresinin davalı markayla aynı şekilde 25. ve ilave diğer sınıflarda yer alan ürünler için Nice Anlaşmasına göre hazırlanmış mal ve hizmetlerin sınıflarını gösterir listeyi geniş ölçüde kapsayacak bir yelpazede tescilli bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı firmanın bu markanın tanıtımı ile ilgili olarak hazırlattığı internet sitesi, markayı taşıyan ürün ve hizmetlerin tanıtımı için bizzat düzenlenen veya iştirak edilen fuarlar markanın kazandığı ödüller, markayla ve markanın kullanıldığı ürün ve hizmetlerle ilgili basın ve yayın organlarında çıkan haberler dikkate alındığında ulaşılan sonucun aynı olacağı, davacı markasının tanınmış olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Şu halde davacı markasının 556 sayılı 7/1-i anlamında tanınmış marka olduğu, aynı ve benzer mal veya hizmetler yönünden yapılacak tescile de engel olabileceği sonucuna ulaşmak mümkün olup, açıklanan nedenlerle davacının YİDK. kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. Nitekim dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarında da benzer gerekçelerle aynı sonuca ulaşılmıştır.


Bunlardan ayrı olarak “PHAT” ibaresi davacı Şirket’in ticaret unvanının esaslı unsurudur. Paris Sözleşmesinin 8, 556 sayılı KHK.’nın 8/5 ve 6762 sayılı TTK.’nun 56 ve 57/5 maddeleri gereğince, aynı alanda, yani tekstil alanında faaliyette bulunan davacı Şirket’in iznini almadan, anılan ibarenin davalı tarafından kullanılması zaten olanaklı değildir. Çünkü ticaret unvanları ulusal tescil şartı aranmaksızın Paris Sözleşmesinin 8.maddesi gereğince korunmakta olup, bu ibarenin izin alınmaksızın davalı tarafından kullanılması, anılan ibareyle ilgili olarak davacı tarafından yapılan tanıtım ve reklam harcamalarının haksız istimali olup, ibarenin ulaştığı ün ve güvenden sebepsiz yararlanmadır. Ne var ki, bir önceki paragrafta ulaşılan sonuç nedeniyle, KHK’nın 7/1-i maddesi gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden, bu olgu üzerinde daha fazla durulmamıştır.


HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden ve tüm dosya kapsamından:

Açılan davanın kabulüne;

TPE, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 14.2.2002 tarih ve M-315 sayılı kararının iptaline

Davalı NETA Tekstil Turizm ve Ticaret Ltd. Şirketi adına tescilli 11.4.2000 tarih ve 6413 kod nolu markanın hükümsüzlüğüne

Harçlar Yasasına göre hesaplanan 11.200.000.-Tl. maktu karar harcından peşin alınan 4.960.000.-Tl’nin mahsubu ile bakiye 6.240.000.-Tl’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline

Avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 1.100.000.000.Tl. maktu vekillik ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp, davacıya ödenmesine

Davacı tarafından yapılıp aşağıda dökümü yapılan toplam 121.080.000.Tl. yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, davalıların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmalarına dair karar taraf vekillerinin huzurlarında temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup anlatıldı. 15.2.2005
Old 07-07-2006, 09:17   #2
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Yargıtay Kararı ise Şu Şekildedir:

Alıntı:
YARGITAY
ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
ESAS KARAR
2005/4397 2006/4251


YARGITAY KARARI


MAHKEMESİ :Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi
GÜNÜ :15.02.2005
SAYISI :2004/447-2005/82
DAVACI :Phat Fashions LLC Vekili Av.Ahmet BAŞALAN
DAVALILAR : 1 Neta Tekstil Turizm ve tic.ltd.Şti vekili Av.M.Aysan AKERSİN
2 TPE Başkanlığı Vekili Av.Tarık MUTLUOĞLU

Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15.02.2005 tarih ve 2004/447-2005/82 sayılı kararın yargıtay’ca incelenmesine davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için tetkik hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: davacı vekili, müvekkili’nin ABD ve dünyanın birçok ülkesinde 18,25,44 ve 45.sınıflarında (P HAT FARM + Şekil ) ibareli markasının müvekkili adına tescilli olduğunun, davalı Neta Ltd.Şti’nin bu markanın bire bir aynısını tescil ettirmek amacıyla diğer davalı TPE,ne başvurduğunu, müvekkilinin itirazının en son davalı TPE ‘nün YİDK’ nca reddedildiğini markanın tanınmış marka olduğunu, Paris Sözleşmesinin 1.mükerrer 6.maddesi uyarınca tanınmış markaların tescil edilemeyeceğini ve mevcut durumun iltibas ve haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, davalı şirketin başvurusunun reddine, eğer tescile karar verilmiş ise, tescilin iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan TPE vekili, davacı markasının dünyanın çeşitli ülkelerinde tescilli olmasının tanınmışlığının karinesi olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili müvekkilinin markasının TPE nezdinde tescilli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, Savunma, Toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davacının markası Türkiye’de tescilli değil ise de; davanın 556 sayılı KHK’ nin 7/1_ı 8/3 TTK ‘nun 56 ve 57.maddeleri hükümlerine dayandığı ve davacı markasının ilgili sektörde 556 sayılı KHK’nın 7/1_ı maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, “PHAT” ibaresinin davacının ünvanın esaslı unsuru olduğunu, Paris sözleşmesinin 8 maddesine göre ticaret ünvanının korunduğu, 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi ve TTK’nun 56,57/5 Maddeleri uyarınca aynı alanda faaliyette bulunan davacı şirketin izni alınmadan bu ünvanın davalı şirketce marka olarak kullanılmasının olanaklı olmadığı gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı ayrı ayrı davalı vekilleri temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ayrı ayrı davalı vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ayrı ayrı davalı vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00.-YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 18.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Başkan Üye Üye Üye Üye
Yurdaer ÖZDİLEK Y.DERME M.KILIÇ H .G.VURUALOĞLU H.COŞKUN
Old 01-12-2006, 10:21   #3
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Evet, Serdar Arıkan'ın bazı kararlarını ben de takip ettim, çok iyi bir hukukçu gerçekten de.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yargıcın Yasin'e ettiği ahmetsacit Hukuk Haberleri 10 13-10-2006 02:02
Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 3 29-06-2005 19:20
Kooperatifler Den Belge Almak Moonlight-Shadow Hukuk Soruları Arşivi 1 10-09-2004 06:34
Avukatın Gerek Duyduğu Bilgi Ve Belgelerin Kapsamına İlişkin Danıştay Kararı, Av.Habibe YILMAZ KAYAR Hukuk Sohbetleri 0 25-08-2002 22:01
2 Yıl Altı Ay Kesilen Cezanın Nekadarı Geçerlidir rubi Hukuk Soruları Arşivi 2 14-02-2002 03:20


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03934193 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.