Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

temsilcide yanılma-husumet

Yanıt
Old 05-12-2006, 13:58   #1
putto

 
Varsayılan temsilcide yanılma-husumet

Herkese Merhabalar;

Trafik kazası sonucunda açılan tazminat davasında işleten sıfatına dayanılarak davalı olarak gösterilen x tur.sey.org tic.a.ş taraf ehliyetinin bulunmadığını, x sey.taş.tic.a.ş'nin işleen sıfatına haiz olduğunu ileri sürerek davanın husumet nedeniyle esastan reddini talep etmiştir.

Her iki şirketin ünvanın x ile başlaması-ortaklarının aynı olmasına-aynı adreste faaliyet göstermesine -grup şirketleri olmasına dayanılarak temsilcide yanılmadan bahsedilebilir mi?

Teşekkürler.
Old 05-12-2006, 18:08   #2
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Sayın putto,

Bahsettiğiniz tüm bu gerekçelerle, işleten şirket ünvanında sehven maddi hata yapıldığından bahisle, ünvanın belirttiğiniz şekilde düzeltilerek, dava dilekçesinin ilgili şirkete tebliğini talep edin.

HMUK. md.80 gereği, davalı şirket ünvanında sehven yapılan maddi hatanın düzeltilmesi ve davanın doğru şirkete yöneltilmesi mümkün ve Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

Nitekim tarafımca aynı hataya düşülmüş; X Güvenlik Sistemleri Temizlik Hizmetleri Makina San.ve Tic.AŞ.'ye karşın, işçi alacakları talebiyle, dava açılmış idi. İlgili şirketin husumet itirazı üzerine davalı olması gereken şirketin bir başka şirket olan X Servis ve Sosyal Temizlik Hizmetleri AŞ. olduğu anlaşılmıştı. (X'ler aynı isimdir.) Aynı şekilde iki şirketin ünvan benzerliği, her iki şirket adres ve ortaklarının dönem dönem aynı olmasını gerekçe ederek, ünvanda yapılan maddi hatanın .... şeklinde düzeltilerek, tashih dilekçesi ile birlikte, dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğini talep ettim ve talebim mahkemece kabul gördü.

Saygılarımla.
Old 05-12-2006, 18:17   #3
putto

 
Varsayılan

Davanın iş mahkemelerinde görülen bir dava olmaması sebebiyle; sıfat yokluğundan davanın reddedilebileceğini düşündüğümden temsilcide hata olarak beyanda bulunmak daha doğru olur mu ?

Çünkü aslında maddi hata ya da sehven yapılmış bir yanlışlık sözkonusu değil; dava hazırlık aşamasında gelen evraklardan her iki şirketin ünvanın birbirine benzemesi ve hiçbir evrak tam ünvan yazılmamasından bilerek davayı x şirketi aleyhine ikame etmişim; karşı taraf ise ...... tarihli sözleşmeye göre işleten davayı yönelttiğin şirket değil diyor.

Bu noktada temsilcide hata sözkonusu olmaz mı ?Yoksa sizin de dediğiniz gibi maddi hata yapmışım demek daha mı doğru?

Cevabınız için teşekkürler.

Old 05-12-2006, 20:16   #4
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Yol Gösterebilir

T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/8504
K. 2004/24278
T. 27.10.2004
• İHBAR TAZMİNATI İLE ÜCRET VE FAZLA MESAİ ALACAĞI TALEBİ ( Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Bir İşverenin İsminin Yazılmış Olması - Temsilde Hata Niteliği/Gerçek İşverene Dava Dilekçesi Tebliğ Edilerek Hüküm Kurulacağı )
• TEMSİLDE HATA NİTELİĞİ ( İşçilik Alacakları İçin Açılan Davada Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Şirketin Gösterilmiş Olması - Dava Dilekçesi Gerçek İşverene Tebliğ Edilerek Hüküm Kurulması Gereği )
• İŞÇİLİK ALACAKLARI TALEBİ ( Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Bir İşverenin İsminin Yazılmış Olması - Temsilde Hata Niteliği/Gerçek İşverene Dava Dilekçesi Tebliğ Edilerek Hüküm Kurulacağı )
• DAVA DİLEKÇESİ GERÇEK İŞVERENE TEBLİĞ EDİLEREK HÜKÜM KURULMASI GEREĞİ ( İşçilik Alacakları İçin Açılan Davada Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Bir Şirketin Gösterilmiş Olmasının Temsilde Hata Niteliği )
• HUSUMET ( İşçilik Alacakları İçin Açılan Davada Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Bir Şirketin Gösterilmiş Olmasının Temsilde Hata Niteliği - Dava Dilekçesi Gerçek İşverene Tebliğ Edilerek Hüküm Kurulması Gereği )
1475/m.13,14
1086/m.38
ÖZET : Davacı tarafından dosyaya sunulan ücret ödeme belgesinde işverenin H.I. Proje AŞ. olduğu yazılıdır. Prim bildirgelerinde de işverenin H.İ Proje A.Ş. olduğu anlaşılmaktadır. Hüküm H.M. ve Otomotiv San. Tic. A.Ş. aleyhine kurulmuştur. Davanın isim benzerliği yüzünden H.M. ve Otomotiv San. A.Ş. aleyhine açıldığı ve bunun temsilde yanılma niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava dilekçesi asıl işveren olduğu anlaşılan H.I. Proje A.Ş.ne tebliğ edilerek adı geçen işverenin delilleri toplanmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

DAVA : Davacı, ihbar tazminatı ile ücret ve fazla çalışma ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, H.M. Otomotiv Sanayi ve Tic. AŞ. aleyhine açılmış, cevap layihasında adı geçen davalı, davacının kendilerine ait işyerinde çalışmadığını savunmuştur. Davacı tarafından dosyaya sunulan ücret ödeme belgesinde işverenin H.I. Proje AŞ. olduğu yazılıdır. Prim bildirgelerinde de işverenin HJ. Proje AŞ. olduğu anlaşılmaktadır. Hüküm H.M. ve Otomotiv San. Tic. A.Ş. aleyhine kurulmuştur. Davanın isim benzerliği yüzünden H.M. ve Otomotiv San. AŞ. aleyhine açıldığı ve bunun temsilde yanılma niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava dilekçesi asıl işveren olduğu anlaşılan H.I. Proje AŞ.ne tebliğ edilerek adı geçen işverenin delilleri toplanmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 06-12-2006, 11:32   #5
putto

 
Varsayılan

Karar için teşekkür ederim.

Yaptığım araştırmada bu tip kararların genelde İş Mahkemesinde görülen davalarda oluşturulduğunu görüyorum.

Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan tazminat davalarında da bu şekilde değerlendirme yapılması mümkün müdür?
Old 06-12-2006, 11:46   #6
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Tabii ki mümkün ve böyle kararlar verilmektedir.

Saygılarımla
Old 08-02-2011, 14:06   #7
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/8504
K. 2004/24278
T. 27.10.2004
• İHBAR TAZMİNATI İLE ÜCRET VE FAZLA MESAİ ALACAĞI TALEBİ ( Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Bir İşverenin İsminin Yazılmış Olması - Temsilde Hata Niteliği/Gerçek İşverene Dava Dilekçesi Tebliğ Edilerek Hüküm Kurulacağı )
• TEMSİLDE HATA NİTELİĞİ ( İşçilik Alacakları İçin Açılan Davada Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Şirketin Gösterilmiş Olması - Dava Dilekçesi Gerçek İşverene Tebliğ Edilerek Hüküm Kurulması Gereği )
• İŞÇİLİK ALACAKLARI TALEBİ ( Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Bir İşverenin İsminin Yazılmış Olması - Temsilde Hata Niteliği/Gerçek İşverene Dava Dilekçesi Tebliğ Edilerek Hüküm Kurulacağı )
• DAVA DİLEKÇESİ GERÇEK İŞVERENE TEBLİĞ EDİLEREK HÜKÜM KURULMASI GEREĞİ ( İşçilik Alacakları İçin Açılan Davada Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Bir Şirketin Gösterilmiş Olmasının Temsilde Hata Niteliği )
• HUSUMET ( İşçilik Alacakları İçin Açılan Davada Davalı Olarak İsim Benzerliğinden Dolayı Başka Bir Şirketin Gösterilmiş Olmasının Temsilde Hata Niteliği - Dava Dilekçesi Gerçek İşverene Tebliğ Edilerek Hüküm Kurulması Gereği )
1475/m.13,14
1086/m.38
ÖZET : Davacı tarafından dosyaya sunulan ücret ödeme belgesinde işverenin H.I. Proje AŞ. olduğu yazılıdır. Prim bildirgelerinde de işverenin H.İ Proje A.Ş. olduğu anlaşılmaktadır. Hüküm H.M. ve Otomotiv San. Tic. A.Ş. aleyhine kurulmuştur. Davanın isim benzerliği yüzünden H.M. ve Otomotiv San. A.Ş. aleyhine açıldığı ve bunun temsilde yanılma niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava dilekçesi asıl işveren olduğu anlaşılan H.I. Proje A.Ş.ne tebliğ edilerek adı geçen işverenin delilleri toplanmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

DAVA : Davacı, ihbar tazminatı ile ücret ve fazla çalışma ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, H.M. Otomotiv Sanayi ve Tic. AŞ. aleyhine açılmış, cevap layihasında adı geçen davalı, davacının kendilerine ait işyerinde çalışmadığını savunmuştur. Davacı tarafından dosyaya sunulan ücret ödeme belgesinde işverenin H.I. Proje AŞ. olduğu yazılıdır. Prim bildirgelerinde de işverenin HJ. Proje AŞ. olduğu anlaşılmaktadır. Hüküm H.M. ve Otomotiv San. Tic. A.Ş. aleyhine kurulmuştur. Davanın isim benzerliği yüzünden H.M. ve Otomotiv San. AŞ. aleyhine açıldığı ve bunun temsilde yanılma niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava dilekçesi asıl işveren olduğu anlaşılan H.I. Proje AŞ.ne tebliğ edilerek adı geçen işverenin delilleri toplanmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

Suat Bey,

Bir de böyle karar var. Ner dersiniz?

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/3626
K. 2009/12811
T. 24.12.2009
• MURİSİN İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜMÜ ( Tazminat Davası - Hasmın Temsilcisinde Hata Yapılmayıp Hasmın Kendisinde Hata Yapıldığından Düzeltme Yolu İle Davanın T.Telekominikasyon A.Ş.'ne Yöneltilemeyeceği )
• HUSUMET ( Davanın Hasmın Temsilcisinde Hata Yapılması Halinde Dava Bu Nedene Dayalı Olarak Reddedilmeyip Davanın Gerçek Temsilciye Yöneltilerek Sonuçlandırılması Gerektiği )
• HASMIN TEMSİLCİSİNDE HATA YAPILMASI ( Dava Bu Nedene Dayalı Olarak Reddedilmeyip Davanın Gerçek Temsilciye Yöneltilerek Sonuçlandırılması Gerektiği - Murisin İş Kazası Sonucu Ölümünden Doğan Tazminat )
818/m.41
1086/m.38
ÖZET : Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Islah yolu ile davanın taraflarının veya taraflarından biri değiştirilemez. Öte yandan davanın hasmın temsilcisinde hata yapılması halinde dava bu nedene dayalı olarak reddedilmeyip davanın gerçek temsilciye yöneltilerek sonuçlandırılması gerektiği şeklinde yerleşik bir Yargıtay görüşü var ise de somut olayda hasmın temsilcisinde hata yapılmayıp hasmın kendisinde hata yapıldığından düzeltme yolu ile davanın T.Telekominikasyon A.Ş.'ne yöneltilmesi de mümkün değildir.

DAVA : Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün taraf vekillerince temyiz, edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi O. Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre mahkemece davacı Emine Ö.'e ilişkin olarak verilen hükme yönelik davacı Emine Ö.'ün tüm davalı T.Telekominikasyon A.Ş. vekilinin 2 nolu bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.

2- Dava, davacı Emine Ö.'ün kardeşi olan sigortalı Abdullah D.’in iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradığı manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacının kardeşi sigortalı Abdullah D.'in öldüğü iş kazasında sigortalının kusursuz olduğu, davalı işverenin istihdam ettiği araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.

Bu ilkeler gözetildiğinde davacı Emine Ö. yararına hükmedilen 7.500.00-TL manevi tazminatın fazla olduğu anlaşılmakla davalı T.Telekominikasyon A.Ş. vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve daha uygun bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.

3- Davacı Osman D.’in Birleştirilen ek davasına gelince;

Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının dava dilekçesinde husumeti Sağlık Bakanlığına yönelttiği "UYAP" sistemine kayıtta davalı olarak "Sağlık Bakanlığının" yer aldığı ve mahkemece de davalı olarak Sağlık Bakanlığına dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ancak dava dilekçesinde davacı vekili tarafından "Sağlık Bakanlığı" sözcüklerin silinerek "T.Telekominikasyon A.Ş." olarak el yazısı ile düzeltme yapıldığı ve bu düzeltmenin imza ile paraf edildiği. Sağlık Bakanlığı vekilinin davaya karşı yazılı olarak cevap verdiği, bu arada T.Telekominikasyon A.Ş. de dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatinin tebliğ edildiği ve bu Kurum vekilinin 6.11.2008 tarihli duruşmaya geldiği, ilk duruşmaya mazeret bildiren davacı vekilinin 6.11.2008 tarihli duruşma da "Usulü bir hata yapıldığını, bunu düzeltmek için dilekçe vereceğini, davalının T.Telekominikasyon A.Ş. olduğunu, Sağlık Bakanlığının tevzide zuhulen yazıldığını" beyan ettiği, Sağlık Bakanlığı vekilinin ise "tebliğ edilen dilekçede Sağlık Bakanlığının davalı olarak gösterildiği, davanın husumetten reddine, karar verilmesi gerektiğini" bildirdiği, mahkemece davacı vekiline düzeltme dilekçesi vermesi için önel verildiği, davacı vekilinin verdiği 7.11.2008 tarihli düzeltme dilekçesinde davalı adını T.Telekominikasyon A.Ş. olarak düzelttiği, Ankara 5. İş Mahkemesince dosyanın fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle Ankara 9. İş Mahkemesinde görülen 2008/221 Esas nolu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve karar başlığında gerek Sağlık Bakanlığını gerekse T.Telekominikasyon A.Ş. 'ni davalı olarak gösterdiği, ölen sigortalının T.Telekominikasyon A.Ş.'nin işçisi olduğu, davalı Sağlık Bakanlığının taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bir davanın taraflarının kimleri olduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde gösterilir. Davaya davacının dava dilekçesinde taraf olarak gösterdiği kişi veya kişiler arasında devam edilir. Dava sırasında her ikisinin de taraf ve dava ehliyeti ile taraf sıfatlarının mevcut olduğu, anlaşılırsa, o zaman taraflar arasındaki uyuşmazlık esastan incelenip karara bağlanır.

Islah yolu ile davanın taraflarının veya taraflarından biri değiştirilemez. Öte yandan davanın hasmın temsilcisinde hata yapılması halinde dava bu nedene dayalı olarak reddedilmeyip davanın gerçek temsilciye yöneltilerek sonuçlandırılması gerektiği şeklinde yerleşik bir Yargıtay görüşü var ise de somut olayda hasmın temsilcisinde hata yapılmayıp hasmın kendisinde hata yapıldığından düzeltme yolu ile davanın T.Telekominikasyon A.Ş.'ne yöneltilmesi de mümkün değildir.

Bu durum karşısında mahkemece işin esasına girilmeyerek davalı Sağlık Bakanlığına yönelik davanın husumetten reddine ve Bakanlık yararına avukatlık ücreti verilmesine, T.Telekominikasyon A.Ş.'ne usulüne uygun şekilde yöneltilmiş bir dava bulunmadığından T.Telekominikasyon A.Ş. ile ilgili olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi, ayrıca davacı vekilinin dava dilekçesi üzerindeki bu değişikliği ( düzeltmeyi ) hangi aşamada yaptığı araştırılarak disiplin ve cezai yönden soruşturma yapılması gerekip gerekmediğinin de değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken karar başlığında davacı Osman Demirel'in adını da göstermemek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalı Sağlık Bakanlığı ile aleyhine hüküm kurulan T.Telekominikasyon A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin ve T.Telekominikasyon A.Ş. vekilinin davacı Osman Demirel'e ilişkin hükme yönelik öteki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 13.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 08-02-2011, 14:34   #8
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Suat Bey,

Bir de böyle karar var. Ner dersiniz?

Ne diyebilirim ki, iki kararda yer olan olaylar farklı derim. Benim sunduğum kararda iki firma ismi birbirine benzemektedir(muhtemelen adres de aynıdır); sizin sunduğunuz kararda ise, davacı davalı olarak önce Sağlık Bakanlığı'nı göstermiş ve bu şekilde davalıya tebligat çıkmış(UYAP'a da böyle kaydedilmiş), daha sonra uyanmış ve mahkeme dosyasında kalan nüshasını düzelterek doğru davalı ismini yazıp, paraf atmıştır. Yani, tüpten çıkan macunu, tüpe sokmaya çalışmıştır. Oysa dava dilekçlesi Sağlık Bakanlığı'na doğru yola çıkmıştır. O nedenle iki karar farklıdır. İki karar da doğrudur.
Old 08-02-2011, 15:09   #9
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Ne diyebilirim ki, iki kararda yer olan olaylar farklı derim. Benim sunduğum kararda iki firma ismi birbirine benzemektedir(muhtemelen adres de aynıdır); sizin sunduğunuz kararda ise, davacı davalı olarak önce Sağlık Bakanlığı'nı göstermiş ve bu şekilde davalıya tebligat çıkmış(UYAP'a da böyle kaydedilmiş), daha sonra uyanmış ve mahkeme dosyasında kalan nüshasını düzelterek doğru davalı ismini yazıp, paraf atmıştır. Yani, tüpten çıkan macunu, tüpe sokmaya çalışmıştır. Oysa dava dilekçlesi Sağlık Bakanlığı'na doğru yola çıkmıştır. O nedenle iki karar farklıdır. İki karar da doğrudur.

O değil, şu gerekçe kısmı için sormuştum:

Alıntı:
Öte yandan davanın hasmın temsilcisinde hata yapılması halinde dava bu nedene dayalı olarak reddedilmeyip davanın gerçek temsilciye yöneltilerek sonuçlandırılması gerektiği şeklinde yerleşik bir Yargıtay görüşü var ise de somut olayda hasmın temsilcisinde hata yapılmayıp hasmın kendisinde hata yapıldığından düzeltme yolu ile davanın T.Telekominikasyon A.Ş.'ne yöneltilmesi de mümkün değildir.
Old 08-02-2011, 15:14   #10
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
O değil, şu gerekçe kısmı için sormuştum:

Ben yorumda bulundum. Sizin görüşünüzü de yazarsanız üzerine konuşabiliriz.
Old 08-02-2011, 15:24   #11
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Ben yorumda bulundum. Sizin görüşünüzü de yazarsanız üzerine konuşabiliriz.

Benim eklediğim kararda şunu söylediğini anlıyorum:

"Yargıtay yerleşik kararlarında her ne kadar temsilcide hata nedeniyle düzeltme imkanı tanımakta ise de, bu husus sadece "temsilci" ile sınırlıdır. Yoksa davalının kendisine (asile) şamil değildir."

Yani Misal, A'nın kanuni temsilcisi B kişisi sanılarak B'ye dava açılır ve daha sonra gerçekte A'nın temsilcisinin B değil de Suat Ergin olduğu anlaşılırsa, bu durumda düzeltme yapılır ve dava Suat Ergin'e yöneltilerek devam edilir. Yoksa A kişisi değiştirilip, bunun yerine C kişisi ikame edilemez... diyor.

Oysa daha önceki kararlarda böyle bir yaklaşım (ayrım) yoktu.
Old 08-02-2011, 15:53   #12
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Benim eklediğim kararda şunu söylediğini anlıyorum:

"Yargıtay yerleşik kararlarında her ne kadar temsilcide hata nedeniyle düzeltme imkanı tanımakta ise de, bu husus sadece "temsilci" ile sınırlıdır. Yoksa davalının kendisine (asile) şamil değildir."

Yani Misal, A'nın kanuni temsilcisi B kişisi sanılarak B'ye dava açılır ve daha sonra gerçekte A'nın temsilcisinin B değil de Suat Ergin olduğu anlaşılırsa, bu durumda düzeltme yapılır ve dava Suat Ergin'e yöneltilerek devam edilir. Yoksa A kişisi değiştirilip, bunun yerine C kişisi ikame edilemez... diyor.

.

Evet karar aynen yazdığınız şeyleri anlatmaktadır.

Alıntı:
Oysa daha önceki kararlarda böyle bir yaklaşım (ayrım) yoktu

Burada katılmıyorum. Çünkü daha önceki kararlar da aynı doğrultudadır.
Old 08-02-2011, 16:07   #13
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Evet karar aynen yazdığınız şeyleri anlatmaktadır.



Burada katılmıyorum. Çünkü daha önceki kararlar da aynı doğrultudadır.

Suat Bey,

Misal verelim: Sizin eklediğiniz kararda "H.M. ve Otomotiv San. Tic. A.Ş." 'ye dava açılmış. Böyle bir şirket ticaret sicilde kayıtlı olarak mevcut ve tüzel kişiliği haiz. Daha sonra hata edildiği anlaşılmış. Davalının "H.I. Proje A.Ş" olması gerekiyormuş. "H.I. Proje A.Ş" de diğer şirket gibi ticaret sicilde kayıtlı olan ve bağımsız bir tüzel kişiliği bulunan bir şirkettir.

Bildiğiniz gibi hukuka göre farklı tüzel kişilikler farklı hukuki kişiliklerdir. Yani aynı Saim Dikici ve Suat Ergin'in farklı hukuki kişilikler olması gibi.

Yani önceki kararda da aynı durum vardır diyemeyiz.
Old 08-02-2011, 16:56   #14
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Suat Bey,

Misal verelim: Sizin eklediğiniz kararda "H.M. ve Otomotiv San. Tic. A.Ş." 'ye dava açılmış. Böyle bir şirket ticaret sicilde kayıtlı olarak mevcut ve tüzel kişiliği haiz. Daha sonra hata edildiği anlaşılmış. Davalının "H.I. Proje A.Ş" olması gerekiyormuş. "H.I. Proje A.Ş" de diğer şirket gibi ticaret sicilde kayıtlı olan ve bağımsız bir tüzel kişiliği bulunan bir şirkettir.

Bildiğiniz gibi hukuka göre farklı tüzel kişilikler farklı hukuki kişiliklerdir. Yani aynı Saim Dikici ve Suat Ergin'in farklı hukuki kişilikler olması gibi.

Yani önceki kararda da aynı durum vardır diyemeyiz.

Daha önce yazmıştım zaten.

Alıntı:
Ne diyebilirim ki, iki kararda yer olan olaylar farklı derim. Benim sunduğum kararda iki firma ismi birbirine benzemektedir(muhtemelen adres de aynıdır); sizin sunduğunuz kararda ise, davacı davalı olarak önce Sağlık Bakanlığı'nı göstermiş ve bu şekilde davalıya tebligat çıkmış(UYAP'a da böyle kaydedilmiş), daha sonra uyanmış ve mahkeme dosyasında kalan nüshasını düzelterek doğru davalı ismini yazıp, paraf atmıştır. Yani, tüpten çıkan macunu, tüpe sokmaya çalışmıştır. Oysa dava dilekçlesi Sağlık Bakanlığı'na doğru yola çıkmıştır. O nedenle iki karar farklıdır. İki karar da doğrudur.

Siz ise,
Alıntı:
Oysa daha önceki kararlarda böyle bir yaklaşım (ayrım) yoktu
dediğiniz için katılmadım. Çünkü yaklaşım farkı bulunmamaktadır. Örnekse;

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 1998/2768
K. 1998/3385
T. 14.5.1998
• YAYIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI ( Temsilcide Yanılma )
• HASIMDA YANILMA ( Hukuki Yaptırımı-Temsilcide Yanılmayla Aynı Olmadığı )
• TEMSİLCİDE YANILMA ( Hasımda Yanılmada Olduğu Gibi Davanın Reddedilmemesi-Bu Gibi Durumlarda Hakimin Başvurması Gereken Usul )
1086/m.39, 73
5680/m.16, 17
ÖZET : Husumetin yöneltilmesinde, temsilcide yanılmanın hukuki yaptırımı hasımda yanılmada olduğu gibi davanın reddi sonucunu doğurmaz.

DAVA : Taraflar arasındaki yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıda bulunulmaktan doğan tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı Ercüment hakkındaki dava atiye terk edildiğinden bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı M. Ali hakkındaki davanın da sıfat yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıldığı iddiası ile açılmıştır. Mahkeme, işin esasına girmeden, haberin yer aldığı gazetenin sahibi olarak, "...... Gazetecilik ve Matbaacılık AŞ." nin gösterildiğini, davanın ise, "..... Gazetesi sahibi Mehmet Ali" aleyhine açıldığını, ikisinin aynı olmayıp farklı olduğunu belirterek sıfat yokluğundan davanın reddi yönünden hüküm kurulmuştur.

Gerçekten 5680 sayılı Yasanın 16 ve 17. maddelerinde, bu nitelikteki davaların "mevkutelerde sahibi" olan kimseye karşı da açılabileceği hükme, bağlanmıştır. Somut olayda davaya konu olan haber, .......... Gazetesi'nin 10 Mart 1995 günlü sayısında yer almıştır. Anılan gazetenin sahibi olarak da ".... Gazetecilik ve Matbaacılık Anonim Şirketi adına Mehmet Ali" yazılmıştır. Eldeki davada ise, "...... Gazetesi sahibi Mehmet Ali" davalı olarak gösterilmiştir. Yapılan şu açıklama ve karşılaştırmadan da açıkca anlaşılacağı üzere, davacının, davalı olarak "........ Gazetecilik ve Matbaacılık Anonim Şirketi" yerine "...... Gazetesi sahibini" yazdığı, bu sahibin de "Mehmet Ali" olduğu tartışmasızdır. Şu duruma göre, ....... Gazetesi sahibi olarak yazılan ve şirketi temsil eden kişi ile, dava dilekçesinde yazılan kişinin aynı olduğu açıkca bellidir. O halde burada hasmın farklı kişiler olduğu değil, temsilcide yanılma yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu iki durum birbirinden farklıdır. Temsilcide yanılmanın hukuki yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmaz.

Bu gibi durumlarda, gerek teoride ve gerekse kararlılık kazanmış olan uygulamaya göre, bir ara kararı ile durumu belirtmek ve doğru olan somut olaydaki durum itibariyle "............ Gazetecilik ve Matbaacılık Anonim Şirketi adına Mehmet Ali"ye davetiye göndererek, davaya devam etmekten ibaret olmalıdır. Nitekim, davacı da aynı yönde talepte bulunmuştur.

Mahkemenin açıklanan bu yönleri gözetmeden yazılı gerekçe ile sıfat yokluğundan davayı reddetmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle ( BOZULMASINA ) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 14.5.1998 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 08-02-2011, 18:01   #15
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Daha önce yazmıştım zaten.



Siz ise,

dediğiniz için katılmadım. Çünkü yaklaşım farkı bulunmamaktadır. Örnekse;

Suat bey,

Yine olayı farklı mecralara taşımışsınız. Ben sizin eklediğiniz kararı ele alıp bir başka Yargıtay kararı ekledim ve aradaki farka dikkat çekmek istedim. Siz yine temsilcide yanılma ile ilgili bir başka kararı bu defa son mesajınıza yazıp, arada fark yok demişsiniz.

Yani sizin eklediğiniz

T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/8504
K. 2004/24278
T. 27.10.2004

H M otomotv ile ilgili olan karar ile

Benim eklediğim;

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/3626
K. 2009/12811
T. 24.12.2009

Kararı karşılaştırmanızı istiyorum.

Bu iki karar arasında Himalayalar ile Ağrı Dağı kadar fark var.
Old 17-08-2011, 18:25   #16
Av.Barış Kılıç

 
Varsayılan

Konu ile ilgili bir sorunda ben yaşıyorum. Gerçi yeni bir konu başlattım ancak sormak istediğim husus şu okul aile birliğine karşı adli yargıda dava açtım. ancak okul aile birliğinin tüzel kişiliği olmadığı için davalıyı valilik gösterdim. Ancak davalının Milli eğitim bakanlığı olması gerektiğini sanıyorum. Bu durumda temsilde hata olduğunu iddia edebilirmiyiz? Yoksa Milli eğitim bakanlığına ayrı bir dava açmak gerekiyor.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
husumet AV. MUSTAFA ALİ Meslektaşların Soruları 3 25-11-2008 16:00
nitelikli halde yanılma burhannew Hukuk Soruları Arşivi 7 18-03-2007 03:25
kadastro-husumet avukat1980 Meslektaşların Soruları 2 18-12-2006 00:08
Husumet İtirazı Hamsicik Hukuk Soruları Arşivi 1 11-04-2006 12:26
Husumet İtirazı Av.Habibe YILMAZ KAYAR Meslektaşların Soruları 17 06-08-2004 16:37


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06034207 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.