Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

2010 değişiklikleri çerçevesinde Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yolu

Yanıt
Old 19-12-2010, 00:21   #1
Samet İLDEŞ

 
Varsayılan 2010 değişiklikleri çerçevesinde Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yolu

2010 DEĞİŞİKLİKLERİ SONRASINDA ANAYASA MAHKEMESİ’NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU
VE
KABUL EDİLEBİLİRLİK KRİTERLERİ

Anayasamızda 12 Eylül 2010 rarihli 5982 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru (doktrinde Anayasa Şikayeti ifadesinin kullanıldığı da vakidir) yolu açılmıştır. Bireysel başvuru yolu Anayasamızın 148. maddesinde ;

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.
Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

biçiminde ifade edilmiştir. Böylelikle insan hak ve özgürlüklerinin korunmasında hukuk devleti ilkesi yolunda önemli bir adım atılmıştır.

Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti 1987 yılından itibaren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilmesini kabul etmiştir. Takip eden süreçte Türkiye’nin AİHM nezdinde insan hakları performansı pek iç açıcı olmamıştır. Tablonun böyle olmasına büyük ölçüde etkin iç hukuk yollarının olmaması sebep olmuştur. Gerçekten AİHM kararlarında da etkin bir Anayasa Şikayeti kurumunun olması, insan hak ve özgürlüklerinin korunması açısından önemlidir. İşte bu ihtiyaca binaen yapılan son değişikliklerle yeni bir iç hukuk yolu ihdas edilmiş oldu. Böylece AİHM ‘ne bireysel başvuruların sayısında azalma hedeflenmektedir. AİHM’nin bireysel başvuruları kabul etme yetkisini kabul eden üye devletlere bakıldığında başvuru sayılarının nispeten daha düşük olduğu görülmektedir.
Anayasa Mahkeme’sine bireysel başvuru yolunun anayasal düzlemde kabul edilmesiyle birlikte mahkemeye başvuru sayılarında ani artış gözlemlenmiştir. Vatandaşlar veya sivil toplum kuruluşlarının mahkemeyi “dilekçe yağmuruna” tuttuğuna ilişkin haberlere medyada rastlanmıştır. Lakin mahkemenin yargılamayı hangi surette gerçekleştireceğine ilişkin bir kanunun olmayışı başvuruların sonuçsuz kalmasına sebep olmuştur.
Bu çalışma akademik bir çalışma olmaktan uzaktır. Lakin bireysel başvuru konusundaki belirsizliğe ve uygulayıcıların hızlı bir şekilde sonuç alma isteğine binaen kaleme alınmıştır. Gerçekten ülkemizde idarenin bir çok alanda hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veriyor olması aşikardır ve bireysel başvuru hakkı bu ihlallerin izalesi yönünde ümit verici bir gelişmedir. Bu noktada mahkemye yapılan bireysel başvurularda kabul edilebilirlik kriterlerine değinmek yerinde olacaktır.

1.Taraf ehliyeti
Bir hakkın ahllai halinde bu ihlali dava etme yetkisi kural oalrak o hakkın sahibine aittir. Taraf ehliyeti hak ihlali sebebiyle kimin bireysel başvuru yoluna başvurulabileceğine ilişkin bir kavramdır. Anayasamızda bireysel başvuru yoluna “herkes” in başvurabileceği ifade edilmektedir. Böylelikle temel hakları ihlal edildiyse sadece vatandaşların değil aynı zamanda yabancıların da bireysel başvuru yoluna gidebilmesi mümkündür. Pek tabi yabancılar, “sadece vatandaşlara tanınan haklar”ın ihlali dolayısıyla bireysel başvuru yoluna başvuramayacaklardır. Örneğin; yabancılar seçme seçilme haklarının veya siyasi parti kurma haklarının ihlal edildiği dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvuramayacaklardır. Özel hukuk tüzel kişilerinin de kamu gücü tarafından ihlal edilmesi muhtemel olan haklarının ihlali halinde bireysel başvuru yoluna başvurmaları mümkündür. Örneğin, bir ticari işletme mülkiyet hakkı veya çalışma özgürlüğü’nün ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa mahkemesine başvurabilecektir. İspanya örneğinde olduğu gibi başsavcılığın ve kamu denetçisinin de başvuru hakkına sahip olması ise henüz temennimizdir.
2.Dava Ehliyeti
Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler, dava ehliyetine sahiptir. Şu halde hakkının ihlal edildiğini düşünen kişilerin bizzat veya kanuni temsilcileri aracılığıyla dava açabilmeleri mümkündür.
3.Başvuru Konusu
Bireysel başvuru yoluna Anayasada belirtilen hakları ihlal edilen kişiler başvurabilir. Anayasanın ilgili hükmünde, herkesin, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği hükme bağlanmıştır. Böylelikle ihlalinden bahsedilecek hakkın hem Anayasa’da hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde düzenleniyor olması gerekmektedir. Hükmün bu hali açıkça göstermektedir ki Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının, AİHM’ye başvuruların sayısının azaltılmasına yönelik bir subap vazifesi görmek üzere ihdas olunduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa yine aynı hükümde bu ihlalin bir kamu gücü eliyle yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu kamu ihlalinden anlamamız gereken, yasal düzenlemeler, idare faaliyetleri, mahkeme kararlarıdır.
Ayrıca bu ihlalin başvurucuyu doğrudan etkilemiş olması gerekmektedir. Hak kişisel bir hak olmalıdır, Ayrıca hakkın güncel bir hak olması gerekmektedir.

4.Diğer Hukuki Yolların Tüketilmiş Olması

Başvurucu bireysel başvuru yoluna gitmezden evvel gerek idari gerek yargısal tüm yollara başvurmuş olmalı ve sonuç alamamış olmalıdır. Anayasa bunu “Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.” şeklinde ifade etmektedir. Aksi takdirde başvuru kabul edilmeyecektir.

5.Hukuki Yarar Şartı

Hukuki yarar şartı aslında bir usul hukuku kavramıdır. Eğer bir hak ihlali dava edilecekse hak ihlalinin halen devam ediyor olması yani hukuki yararın sürüyor olması gerekmektedir. Hak ihlalinin bertaraf edilebilmesi için başka bir hukuki yol olanaklıysa (örneğin başka bir yargı organı) anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak gerekli değildir.

6. Dilekçe ve Gerekçeli Başvuru

Anayasa Şikayeti başvuruları dilekçe vasıtasıyla yani yazılı yolla yapılmalıdır. Başvuru yapılırken gerekçe de belirtilmek durumundadır. Başvuruların ücretsiz olması temennimizdir. Lakin gereksiz yere yapılan başvuruların müeyyideye tabi tutulması mahkemenin iş yükünün azaltılması için gerekli olduğu düşünülebilir. Nitekim kökleşmiş bir anayasa şikayeti uygulamasıa sahip bulunan Alman Hukukunda durum bu minvaldedir.



7. Süre

Henüz uygulama kanunu yasalaşmamışken üzerinde kesin bişey söyleyemeyeceğimiz tek mevzu süredir. Bu konuda dünya anayasalarında da çok değişik süreler öngörüldüğü için belirli bir tahminde bulunmak yersiz olacaktır.

DEĞERLENDİRME

Anayasada yapılan bu son değişiklikle insan hak ve özgürlükleri bakımından ideal hukuk devleti ilkesine bir adım daha yaklaşacağımızı temenni etmekteyiz. Unutulmamalıdır ki Anayasa yargısının insan hak ve özgürlükelri konusunda yargılama yetkisine sahip olamsı ikincil niteliktedir. Şu halde başta mahkemeler arkasından idare insan hak ve özgürlükleri konusunda öncelikle titiz davranmalıdır. Diğer yandan bireysel başvurunun yer almadığı bir Anayasa yargısı da eksik olacaktır. Her ne kdar ikincil seviyede de olsa Anayasa Mahkemesine bu konuda çok büyük vazifeler düşmektedir. Umarız Mahkeme’nin yapısına ve yargılama safahatını bildirecek olan uygulama kanunu da aynı hassasiyetle hazırlanacaktır. Ve yine dileğimiz odur ki mahkemenin sayın üyeleri bu zamana kadar ki acib mahkeme görüntüsünden kıurtulmak için ellerine geçen bu şansı insan hak ve özgürlükleri doğrultusunda değerlendirebilsinler.
Nihayetinde şu söylenebilir ki; yukarıda bahsettiğimiz kabul edilebilirlik kriterleri henüz yasa çıkmadığı için kesin olduğu söylenemez ama Anayasa Hukuku genel teorisi bize bu verileri sağlamaktadır. En sağlıklı yorumlar ve analizler pek tabi kanun yürürlüğe girdikten sonra olacaktır. Bizim de bu konudaki birikimlerimizi sizlerle paylaşmak pek tabi vazifemiz olacaktır. Saygılar...

Araş.Gör. Samet İLDEŞ
samet.ildes@gmail.com

YARARLANILAN KAYNAKLAR

-Göztepe,Ece, “Anayasa Şikayeti”, Ankara 1998

-Kılınç,Bahadır, “Karşılaştırmalı Anayasa Yargısında Bireysel Başvuru (Anayasa Şikayeti) kurumu
ve Türkiye Açısından Uygulanabilirliği” adlı makalesi
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Anayasa Değişiklikleri Üzerine Doç. Dr. Özge Yücel Anayasa ve İdare Hukuku Çalışma Grubu 1 16-06-2007 11:31
insan hakları mahkemesine başvuru ottomann Meslektaşların Soruları 2 15-03-2006 11:45
Anayasa Şikâyeti (bireysel Başvuru) Av. Hulusi Metin Hukuk Sohbetleri 1 10-12-2005 16:07


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04309511 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.