Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Yargıtay Kararları...

Yanıt
Old 18-03-2008, 11:16   #1
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan Yargıtay Kararları...

Sevgili Meslektaşlarım,kurumumuz aleyhinde yürütülen bir davaya emsal teşkil etmesi için bazı kararlar buldum.Ancak bunların tam metnine bir türlü ulaşamadım.Eğer elinizde mevcut ise yahut ulaşabiliyorsanız benimle paylaşmanızı rica ediyorum.Şimdiden teşekkür ederim.

1-Yargıtay 11.H.D.04/02/2002,2001/8423 Es.,2002/760 K.
2-Yargıtay 11.H.D.19/06/2006,2005/6808 Es.,2006/7138 K.
3-yargıtay 11.H.D.24/09/2001,2001/4455 Es.,2001/7044 K.
4-Yargıtay 11.H.D.04/07/2002,2002/3336 Es.,2002/7045 K.
5-Yargıtay 11.H.D.07/12/2005,2004/14393 Es.,2005/11998 K.
6-Yargıtay 11.H.D.03/11/2001,2001/6825 Es.,2001/9494 K.
7-Yargıtay 11 H.D.13/03/2006,2005/1831 Es.2006/2588 K.
Old 18-03-2008, 11:21   #2
Av.Nilay TOPRAK

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
Esas: 2001/8423
Karar: 2002/760
Karar Tarihi: 04.02.2002
ÖZET: Yönetim Kuruluna, koşulları bulunmayan üyelerin seçilmesi halinde, eğer tüm yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi hususu söz konusu ise yönetim kurulunun, tümüyle kendi üyeleri hakkında böyle bir karar alması düşünülemeyeceğinden, bu halde denetçiler genel kurulu toplantıya çağırmalı ve bu uyuşmazlığı genel kurul çözümlemelidir. Eğer, bir kısım üyelerin görevine son verme hali söz konusu ise, yönetim kurulunun toplanma yeter sayısı göz önüne alınmalı ve yönetim kurulu toplanamıyorsa, bu halde de, genel kurul görevli olmalıdır. Tüm bu açıklamalardan ulaşılan sonuç şudur; seçilme yeterliliğine sahip olmayan kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmeleri halinde, bu seçim ancak görev yapmaya engel bir durum teşkil eder ve fakat seçilen kişinin yönetim kurulu üyeliğini kendiliğinden ve başlangıçtan itibaren hükümsüz kılmaz.
(1163 S. K. m. 53, 56)
Dava: Taraflar aras
ında görülen davada Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16.5.2001 tarih ve 2000/87-2001/90 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olup, 23.6.2000 tarihli genel kurul toplantısına çağrının ana sözleşmenin 28.maddesine uygun olarak yapılmadığı, anılan genel kurulda bir takım kişilerin 1163 Sayılı Yasaya muhalefetleri nedeniyle haklarında kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı bulunmasına rağmen yönetim kurulu üyeliklerine seçildiklerini ileri sürerek, çağrı koşullarına uyulmadan yapılan genel kurulun ve yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri, çağrının usulüne uygun olduğunu, yönetim kuruluna seçilen üyelerin seçilme yeterliliğinin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı kooperatif genel kurul toplantısına çağrının elden imza karşılığı yapılıp, yarıdan fazla ortağa çağrının gerçekleşmediği, çağrının genel kurul toplantısına 30 günden az bir süre kalmışken yapıldığı, toplantıda 1163 Sayılı Yasaya muhalefetten cezalandırılmış kişilerin yönetim kurulu üyeliklerine seçildikleri gerekçeleriyle, 23.6.2000 tarihli genel kurul toplantısının ve bu toplantıda yönetim kuruluna seçilme şartlarını taşımayan kişilerin seçilmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kooperatifler Kanununun 56.maddesinde, 3476 sayılı yasa ile önemli değişiklikler yapılarak, maddenin 1.fıkrasında, yönetim kurulu üyelerinin taşıması gereken koşullar düzenlendikten sonra, anılan maddenin 2.fıkrasında yönetim kurulu üyelerinin yasa ve ana sözleşmede öngörülen koşulları taşıyıp, taşımadıklarının kimin tarafından denetleneceğine cevap verilmiş ve yönetim kurulu üyelerinin seçilme koşullarının varlığını denetçilerin araştıracağı belirtilmiştir. Eğer bu koşulları taşımayanlar seçilmiş veya seçilenler bu koşulları sonradan kaybetmişlerse, bu seçilenlerin görevlerine yönetim kurulunca son verilecektir. Yönetim Kuruluna, koşulları bulunmayan üyelerin seçilmesi halinde, eğer tüm yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi hususu söz konusu ise yönetim kurulunun, tümüyle kendi üyeleri hakkında böyle bir karar alması düşünülemeyeceğinden, bu halde denetçiler genel kurulu toplantıya çağırmalı ve bu uyuşmazlığı genel kurul çözümlemelidir. Eğer, bir kısım üyelerin görevine son verme hali söz konusu ise, yönetim kurulunun toplanma yeter sayısı göz önüne alınmalı ve yönetim kurulu toplanamıyorsa, bu halde de, genel kurul görevli olmalıdır. Tüm bu açıklamalardan ulaşılan sonuç şudur; seçilme yeterliliğine sahip olmayan kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmeleri halinde, bu seçim ancak görev yapmaya engel bir durum teşkil eder ve fakat seçilen kişinin yönetim kurulu üyeliğini kendiliğinden ve başlangıçtan itibaren hükümsüz kılmaz. Mahkemece, öncelikle böyle bir durumun ve çağrıda usulsüzlüğün tek başlarına genel kurulun yoklukla malul olması sonucunu doğurmayacağı ve ancak davacıya koşulları varsa iptal davası açma hakkı tanıyacağı, davacının da iptalini istediği genel kurul toplantısında hazır olup, alınan kararlara aykırı kalmadığı gibi, muhalefetini de tutanağa geçirtmediği ve böylece 1163 sayılı Yasanın 53.maddesi uyarınca iptal davası açma hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************
Old 18-03-2008, 11:25   #3
avukatzd

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
11. Hukuk Dairesi
Esas : 2001/8423
Karar : 2002/760
Tarih : 04.02.2002

KARAR METNİ :
Taraflar arasında görülen davada Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesi´nce verilen 16.5.2001 gün ve 2000/87-2001/90 s. kararın Yargıtay´ca tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olup, 23.6.2000 günlü genel kurul toplantısına çağrının ana sözleşmenin 28. maddesine uygun olarak yapılmadığı, anılan genel kurulda bir takım kişilerin 1163 S. Yasa´ya muhalefetleri sebebiyle haklarında kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı bulunmasına rağmen yönetim kurulu üyeliklerine seçildiklerini ileri sürerek, çağrı koşullarına uyulmadan yapılan genel kurulun ve yönetim kurulu seçimine ait kararın iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri, çağrının usulüne uygun olduğunu, yönetim kuruluna seçilen üyelerin seçilme yeterliliğinin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı kooperatif genel kurul toplantısına çağrının elden imza karşılığı yapılıp, yarıdan fazla ortağa çağrının gerçekleşmediği, çağrının genel kurul toplantısına 30 günden az bir süre kalmışken yapıldığı, toplantıda 1163 S. Yasa´ya muhalefetten cezalandırılmış kişilerin yönetim kurulu üyeliklerine seçildikleri gerekçeleriyle, 23.6.2000 günlü genel kurul toplantısının ve bu toplantıda yönetim kuruluna seçilme şartlarını taşımayan kişilerin seçilmesine ait kararın iptal edilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kooperatifler Kanunu´nun 56. maddesinde, 3476 s. kanun ile önemli değişiklikler yapılarak, maddenin 1.fıkrasında, yönetim kurulu üyelerinin taşıması gereken koşullar düzenlendikten sonra, anılan maddenin 2.fıkrasında yönetim kurulu üyelerinin kanun ve ana sözleşmede ön görülen koşulları taşıyıp, taşımadıklarının kimin tarafından denetleneceğine cevap verilmiş ve yönetim kurulu üyelerinin seçilme koşullarının varlığını denetçilerin araştıracağı belirtilmiştir. Eğer bu koşulları taşımayanlar seçilmiş veya seçilenler bu koşulları sonradan kaybetmişlerse, bu seçilenlerin görevlerine yönetim kurulunca son verilecektir. Yönetim Kuruluna, koşulları bulunmayan üyelerin seçilmesi halinde, eğer bütün yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi hususu söz konusu ise yönetim kurulunun, tümüyle kendi üyeleri hakkında böyle bir karar alması düşünülemeyeceğinden, bu durumda denetçiler genel kurulu toplantıya çağırmalı ve bu uyuşmazlığı genel kurul çözümlemelidir. Eğer, bir kısım üyelerin görevine son verme hali söz konusu ise, yönetim kurulunun toplanma yeter sayısı göz önüne alınmalı ve yönetim kurulu toplanamıyorsa, bu durumda de, genel kurul görevli olmalıdır. Bütün bu açıklamalardan ulaşılan sonuç şudur;seçilme yeterliliğine sahip olmayan kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmeleri halinde, bu seçim ancak görev yapmaya engel bir durum teşkil eder ve fakat seçilen kişinin yönetim kurulu üyeliğini kendiliğinden ve başlangıçtan itibaren hükümsüz kılmaz. Mahkemece, öncelikle böyle bir durumun ve çağrıda usulsüzlüğün tek başlarına genel kurulun yoklukla malul olması sonucunu doğurmayacağı ve ancak davacıya koşulları varsa iptal davası açma hakkı tanıyacağı, davacının da iptalini istediği genel kurul toplantısında hazır olup, alınan kararlara aykırı kalmadığı gibi, muhalefetinide tutanağa geçirtmediği ve böylece 1163 s. Yasa´nın 53. maddesi uyarınca iptal davası açma hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesis edilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan sebeple davalı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.2.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak : Corpus

Sadece bunu bulabildim. umarım işinize yarar.
Old 18-03-2008, 13:06   #6
Av.Nilay TOPRAK

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
Esas: 2004/14288
Karar: 2005/11988
Karar Tarihi: 07.12.2005
Özet: Davalıya, taşıyan olarak doğrudan husumet yöneltildiği çekişmesiz olup, davalı yan vekili, müvekkilinin taşıyanın acentesi olduğunu, CMR taşıma belgesinde müvekkilinin belgeyi düzenleyen olarak yer aldığını, navlun faturasını düzenleyen şirket ile taşımayı yapan şirketin müvekkili olmadığını, alıcıya malın temini amacıyla müvekkilinin belgede adının geçtiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının, acente değil, taşıyan şirket olduğu sonucuna varılmış ise de, savunma üzerinde yeterince durulmamıştır. Davalının hukuki durumunun yeterince değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
(6762 S. K. m. 768)
Dava: Taraflar aras
ında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.09.2004 tarih ve 2004/13 - 2004/466 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Almanya'dan ithal ettiği emtianın Ankara'ya karayolu ile taşınması işini davalının üstlendiğini ancak bir adedinin eksik teslim edildiğini, bunun değeri olan 11.280.22 Euro zarar doğduğunu ileri sürerek, bu meblağın ödeme günündeki TL karşılığının faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin acente olduğunu, asaleten açılan davanın husumet yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalının eksik emtiayı dava sırasında davacıya teslim ettiği, davanın bu nedenle konusunun kalmadığı, davacı vekilinin sunduğu CMR belge tercümesinde davalının taşıyıcı olarak yer aldığı, acente olmayıp alt taşıyıcı konumunda olduğu, bu nedenle yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın konusu kalmadığından esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalıya, taşıyan olarak doğrudan husumet yöneltildiği çekişmesiz olup, davalı yan vekili, müvekkilinin taşıyanın acentesi olduğunu, CMR taşıma belgesinde müvekkilinin belgeyi düzenleyen olarak yer aldığını, navlun faturasını düzenleyen şirket ile taşımayı yapan şirketin müvekkili olmadığını, alıcıya malın temini amacıyla müvekkilinin belgede adının geçtiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının, acente değil, taşıyan şirket olduğu sonucuna varılmış ise de, savunma üzerinde yeterince durulmamıştır.
Davacının dayandığı belge fotokopilerine ve tercümelerine göre davalı, taşıyan konumunda ise de, davalının dayandığı belge fotokopilerinde taşıyan, dava dışı bir şirket olup, davalının dayandığı belgenin aslı, mahkemece kasaya alınmış ise de, belge aslı tartışmasız bırakılmıştır. Davacı yan vekili, dayandığı fotokopinin aslını sunamamış ve ibraz edemeyeceğine de bildirmiştir. Mahkemece, kasaya alınan belge aslının tercümesi yaptırılmamış, taşıma alanında uzman bilirkişi görüşüne başvurulmamış, davacı delillerinin, davalı delillerinden hangi nedenle üstün tutulduğunun gerekçeleri de ortaya konmamıştır. Davacı vekili, son celse, davalının belge aslının dava konusu taşıma ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de, mahkemece, bu beyan dahi tartışılmamıştır. Davacının dayandığı belge tercümesinin, dosyadaki hangi diğer deliller ile desteklendiği de mahkemece, yeterince ortaya konamamıştır.
Bu durumda, mahkemece, tarafların tüm delilleri bu açıklamalar çerçevesinde ele alınıp, davalının hukuki durumunun yeterince değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Mal Rejimi / Katkı Payı-Katılım Alacağı/Değer Artış Payı/Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Aile Hukuku Çalışma Grubu 112 11-11-2019 17:51
Yargıtay Kararları adıge Hukuk Sohbetleri 5 28-07-2007 16:24
yargıtay kararları sedaoner Hukuk Soruları Arşivi 0 17-03-2006 23:30
Yargıtay Kararları onur Hukuk Soruları Arşivi 6 27-02-2002 03:44


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04167199 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.