Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Devlet-bİrey-Özel MÜlkİyet

Yanıt
Old 04-02-2008, 14:57   #1
Av.Denizhan Erbek

 
Karar Devlet-bİrey-Özel MÜlkİyet

İdare tarafından bireyin taşınmazına fiili olmamakla beraber el konulmaktadır.Yani,sizin taşınmazınız idare tarafından ele alınıyor ve oluşturulan İmar Planında otopark,okul vs.olarak düzenleniyor idare maddi yokluktan olsa gerek!! Planı fiilen hayata geçirememekte ve size de dilediğiniz gibi mülkiyetten faydalanma hakkını vermemektedir,uygulama süresi olan en uzun 5 yıllık sürede idarenin aralıklarla,kanımca iyi niyetli sayılamayacak şekilde yapmış olduğu çeşitli işlemler nedeniyle uzatılabilmektedir.İlk olarak Kamulaştırmasız El Atma davası açamıyorsunuz çünkü,Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere ortada bir fiili el atma durumu söz konusu değildir.Fakat taşınmazın maliki fiili el atma olmamasına rağmen,yıllarca anayasa ve aynı zamanda AİHM tarafından düzenlenmiş olan özel mülkiyet hakkından istifade edememekte,taşınmazını satamamakta veya inşaat yapamamaktadır.
Sizlerle paylaşmak istediğim asıl sorun; kanımca ortada bir hukuksuzluğun,mülkiyet hakkı ihlalinin olmasıdır.Bir bireyin taşınmazından dilediği gibi tasarrufta bulunmasının yıllarca engellenmiş olması ve bu keyfi uygulamanın da herhangi bir yaptırıma bağlı olmaması “Hukuk Devleti” ilkesinin en önemli unsurlarından biri olan “hukuk güvenliği”ni zedelememekte midir? Aksini düşünmek kanımca bu hukuksuzluğa ortak olmaktır aynı zamanda!!
Anayasa’nın 13.maddesinde “Temel hak ve hürriyetlerin …kamu düzeninin,genel sağlığın korunması amacı ile ayrıca anayasa’nın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle,Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabileceği,ancak temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamayacağı,bu maddede yer alan genel sınırlama sebeplerinin temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerli olduğu” düzenlenmiştir.Çağdaş,demokratik toplum düzeninde-aynı zamanda demokrasinin gereğidir.- temel hak ve özgürlüklerin genişçe yer alması ve bunun da meşru yollarla korunmasına imkan verilmiş olması aslında bir lütuf değil zorunluluktur.Bir hak ihlali karşısında bu ihlalin kaldırılması,yok edilmesi,düzeltilmesi vs. için meşru yollara başvurmak ve bundan bir netice alamamak hukuksuzluğun,anayasaya aykırılığın tartışılmaz sebebidir.Bireyin özel mülkiyetini kullanmasını bu şekilde sınırlamak fiili işgal olarak nitelendirilmese de kanımca “pasif işgal” olarak nitelendirilebilir ve bu durumun da demokratik toplum gerekleriyle bağdaşmadığı aşikardır.Şöyle ki; Bir gücün fiili olarak bedeninizin bir yerinden tutup hareket etmenizi engellemesiyle,aynı gücün pasif olarak bedeninizin hareket alanını daraltması,hareket etmenizi engellemesi arasındaki fark nedir? Hangisi hukuka uygun,hangisi hukuka aykırıdır? Kanımca aralarında sadece neden farkı(fiili-pasif) olmakla birlikte neticeleri aynıdır ve bu netice de hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Anayasa mad.35 “Herkes,mülkiyet ve miras hakkına sahiptir.(ll)Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.(lll)Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”Bu maddeden hareketle bir an için,idarenin kanımca hukuka aykırı bu pasif işgalinin,kamu yararı gözetilerek yapıldığını varsayarsak,İmar Planında düzenlenmiş olan otopark,okul vs. alanların yıllarca uygulamaya dökülmemiş olması ve bunun da sürgit bir hal alması artık ortada bir kamu yararının olmadığının da bir göstergesi değil midir?Bireyin şahsına münhasır,aynı zamanda hukuk devletinin temel taşlarından olan bu hak ve özgürlük ile kamu yararı arasında bulunandengenin “güçsüz” bireye karşı “güçlü” olan idare lehine bozulmuş olması bireyin “sosyal ve hukuk devleti” ilkesine olan güvenini sarsıcı mahiyette değil midir?
AİHMS XIII.Bölüm “Hakların Korunması ile ilgili Hükümler” başlıklı kısmın, “A” bendinin 17.maddesinde “Bu sözleşme hükümlerinden hiçbiri,bir devlete,topluluğa ve kişiye,sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesine veya burada öngörüldüğünden daha geniş ölçüde sınırlamalara uğratılmasına yönelik bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkını sağlar biçimde yorumlanamaz.” Yine de AİHMS ek Protokol 1.,madde 1.’de “mülkiyetin korunması” başlıklı kısmında “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.” bu düzenlemelerin bilhassa Anayasa’nın 90.maddesinde de belirtildiği üzere taraf olduğumuz uluslar arası anlaşmaların “yasa hükmünde” olmaları da göz önünde bulundurulduğunda idarenin bu hükümleri de ihlal ederek bireyin özel mülkiyet hakkını ve buna bağlı olarak kişisel menfaatlerini zedelemektedir.
Böylece İdare; kamu yararı gözeterek kişilerin mülkiyet hakkını kullanmaktaki “sınırlamanın” kriterlerini düzenleyen doğrudan Anayasa’nın 2.ve 35. ve dolaylı olarak da 13.maddesinin ve Aihms XIII. Bölüm,Hakların Korunması ile ilgili hükümler başlıklı kısmın “A” bendinin 17.maddesi ve Ek Protokol 1. madde 1.’deki hükümlere aykırılık oluşturacak bir şekilde aşarak ihlal etmiş olduğu aşikardır.

“Mülkiyet Hakkı” Hukuk Devleti’nin “subap”ı niteliğinde bir haktır.Sistemin bizatihi kendisinin temeli özel mülkiyete dayalıdır ve bunun ihlali bireyin sisteme,sosyal ve hukuk devletine karşı olan güvenini sarsıcı mahiyette olup,devlet ve devleti temsil eden kurum ve organların her türlü hak ihlal ve hataları aynı zamanda kendisinin de sorgulanmasına ve eleştirilmesine neden olacaktır.
Siz bir kanun koyucu ya da uygulayıcısı olsaydınız nasıl bir yol izlerdiniz?
Old 04-02-2008, 23:01   #2
mutlakadalet

 
Varsayılan

Sayın Erbek,

Eleştirdiğiniz husus -yanlış analiz etmediysem-, bundan 9 yıl önce Anayasa Mahkemesi kararının önüne somut norm denetimi suretiyle gelmiş ve Anayasa Mahkemesi tarafından çözüme kavuşturulmuştur.

Öncelikle mevcut yasal düzenlemeyi sunup, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği hükümleri de ilgilerinize arz edersem:

İMAR KANUNU

İMAR PROGRAMLARI, KAMULAŞTIRMA VE KISITLILIK HALİ:

Madde 10- Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.

(2) İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.

Yukarıdaki yasal düzenleme çerçevesinde şunu söylememiz gerekir: “Bir imar programında kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş yerler, ilgili kamu kuruluşlarınca 5 yıllık süre içerisinde kamulaştırılmalıdır. Bu süre içerisinde kamulaştırma yahut umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam edecektir.” Buna göre; örneğin bir imar programına göre ilkokul yapılacak alanda bulunan özel mülkiyete tabi taşınmazın maliki, ilgili kamu kuruluşunca taşınmaz kamulaştırılıncaya kadar Medeni Kanun madde 683’teki haklarını kullanabilecektir:

Madde 683 - Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Alıntı:
Yazan Av. Denizhan Erbek
Fakat taşınmazın maliki fiili el atma olmamasına rağmen,yıllarca anayasa ve aynı zamanda AİHM tarafından düzenlenmiş olan özel mülkiyet hakkından istifade edememekte,taşınmazını satamamakta veya inşaat yapamamaktadır.


Yukarıda serzenişte bulunduğunuz durum ise iptal edilmeden önce İmar Kanunu madde 13(1)’de yer alan hüküm kaynaklı bir sorundur. Söz konusu hüküm şu şekilde idi:

Madde 13- Resmî yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumî hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve mevcut bina varsa esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmez. Ancak imar programına alınıncaya kadar mevcut kullanma şekli devam eder.

Hükmün iptal edildiği Anayasa Mahkemesi Kararından* bir kısmı arz edersem:

Alıntı:
Mahkeme (İtiraz yoluna başvuran İstanbul 6.İdare Mahkemesi), başvuru kararında, yasakoyucunun itiraz konusu düzenlemeyle taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını kullanabilmesini adeta taşınmazın imar programına alınabilmesi koşuluna bağladığını, uygulamada ise imar programlarının, yasada öngörülen beş yıllık süre içinde yapılamamasının belirsizlik oluşturduğunu, mülkiyet hakkının gasbına neden olan bu durumun Anayasa’da belirtilen kamulaştırma ve devletleştirme dışında bir mülkiyet sınırlamasına yol açtığını, imar programlarının yapılmasına ilişkin beş yıllık süreye uyulmamasının bir yaptırıma bağlanmaması nedeniyle hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından olan hukuk güvenliğinin sağlanamadığını belirterek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.


Sayın Erbek,

Eleştirdiğiniz husus yukarıda belirttiğim hükümler dışında bir yasal düzenleme ise, söz konusu hükmü belirterek eleştirilerimize sunabilirsiniz.

Siz de takdir edersiniz ki; yasal çerçeve ne olursa olsun, pratik gerçeklikte farklı uygulamalar olabilmektedir. Eleştirdiğiniz husus isabetli olan yasa hükümlerinin yanlış uygulanması ise bu uygulamalara karşı idari yargıda dava hakkımızı kullanabiliriz.

* Kararın tam metni için: http://www.anayasa.gov.tr/eskisite/K...9/K1999-51.htm

Not: Sayın Erbek, somut bir hüküm yahut olay dolayısıyla bu yazıyı kaleme aldıysanız, bu hükmü ya da olayı daha ayrıntılı bir biçimde aktararak bizlerin de daha sağlıklı eleştiri yapmasını sağlayabilirsiniz.

Saygılarımla.
Old 05-02-2008, 15:55   #3
Av.Denizhan Erbek

 
Karar

Sayın Adalet tabiî ki anlaşılmadıysa tekrarlayabilirim;
İmar kanunda düzenlenen en uzun süre 5 yıldır.İdarenin ,bu süreden fazla (Kural olarak) taşınmazın emsallerine göre kısıtlı tutulmasının hiçbir hukuki dayanağı yoktur.sizinde belirttiğiniz gibi,ben bilindiği üzere sunmamıştım, İdarenin bu tür keyfi işlemlerinin dayanağı olan 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 13.maddesinin 1.ve 3. fıkraları,Anayasa mahkemesinin 29.12.1999 gün ve 1999/33E.-1999/51K. Sayılı kararı ile mülkiyet hakkını engellediği gerekçesiyle ve AİHM’nin 23.09.1981 günlü Sporrong ve Lonnroth kararını da gerekçe göstererek iptal etmiştir.Fakat asıl bundan sonra başlamaktadır,kanunda oluşan boşluk bir takım arazi düzenleme yetkisi ile donatılmış İdare tarafından bireyin aleyhine,eşitlik ve mülkiyet hakkını adeta gasp ederek kullanılmaktadır.Hukuk devletinde,hiçbir kamu kurumu ve kuruluşu kanundan almadığı yetkiyi kullanamaz.
Madde 683 - Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Bu maddeden hareketle siz mutlak olarak bireyin bu haktan faydalanabildiğini iddia ediyorsanız maalesef uygulamada durum tam tersidir.Sizin mülkiyetiniz İmar planında okul,otopark vs. olarak düzenlenmişse siz bir kere inşaat yasağı ile karşılaşırsınız.(md.683…..dilediği gibi kullanma,tasarrufta bulunma nasıl oluyorsa!!),ayrıca diğer bir sorun 3.bir kişiye satış yoluyla devretmeye çalışsanız,3.kişi taşınmazın İmar planında otopark vs. olarak düzenlendiğini öğrendiği zaman da satın almaktan vazgeçiyor.Diğer bir üzücü sorun bu düzenlemenin 5 ya da 10 değil yılları almasıdır.
Şimdi siz zaten bu durumda Kamulaştırmasız El Atma yoluna giderek mağduriyetinizi gideremiyorsunuz,çünkü, Madde 683 - Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
YHGK kararında da belirtildiği üzere taşınmaz fiili imar uygulamasına tabi tutulmadığından yani taşınmaza fiilen el konulmadığından davanız reddediliyor.Siz de idarenin uygulama keyfini bekleyeceksiniz ..el atsın,kamulaştırsın da mağduriyetiniz giderilsin,fakat bu 5 yıl sonra da olabiliyor,10 yıl sonrada olabiliyor tabiî ki ona da artık ömrünüz yeterse!!
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Devlet Hastahaneleri, Devlet Okulları, ve Adliyeler Av.Murat Özhan Hukuk Sohbetleri 2 16-01-2008 21:27
Fİkrİ MÜlkİyet Hakki İle İlgİlİ BaŞvuru ProsedÜrÜ Hk. av.buğra Meslektaşların Soruları 2 16-12-2007 12:19
FİKİR ve SANAT ESERLERİ KANUNUNA GÖRE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMA USULÜ ve SÜRE A.Turan Fikri Haklar ve Bilişim Hukuku Çalışma Grubu 2 21-10-2007 12:59
Payli MÜlkİyet Av.Selim HARTAVİ Meslektaşların Soruları 3 31-01-2007 14:07
Devlet Memuru Olan Fizyoterapistin Özel Bir Merkez Açması Fizyoterapist Hukuk Soruları Arşivi 1 27-02-2002 16:50


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05359793 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.