Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İhtiyari dava arkadaşlığında istinaf süresini kaçıran davalı, diğer davalının istinaf başvurusundan yararlanabilir mi?

Yanıt
Old 11-09-2019, 13:44   #1
Avukat75

 
Varsayılan İhtiyari dava arkadaşlığında istinaf süresini kaçıran davalı, diğer davalının istinaf başvurusundan yararlanabilir mi?

Konusu alacak olan iş davasında, davalılar asıl işveren ile alt işveren, ihtiyari dava arkadaşı olduklarından, davalılardan birisi istinaf süresini kaçırmış ise onun hakkında hüküm kesinleşir, yani diğer davalının yaptığı istinaf başvurusundan, süreyi kaçırmış olan davalı yararlanamaz.

Ancak bir davamızda, istinaf süresini kaçıran davalı asıl işveren, süresinde istinaf yoluna başvuran diğer davalı alt işverenin yaptığı istinaf başvurusunu gerekçe göstererek, o davalınınkine “katılma yoluyla” istinaf başvurunda bulunmuş. Oysa davacı olarak biz istinafa başvurmadık. Dolayısıyla bu davalı açısından, diğer davalının yaptığı istinafa katılma diye bir şey yok diye biliyorum. Yanlış mı biliyorum acaba?
Old 12-09-2019, 09:01   #2
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Katkı

Merhaba sayın meslektaşım,

Alıntı:
...istinaf süresini kaçıran davalı asıl işveren, süresinde istinaf yoluna başvuran diğer davalı alt işverenin yaptığı istinaf başvurusunu gerekçe göstererek, o davalınınkine “katılma yoluyla” istinaf başvurusunda bulunmuş...

OLAY ve HUKUK:

I-YASA:
KATILMA YOLU İLE BAŞVURMA

MADDE 348-
(1) İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir.

(2) İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.


II-DAVA ARKADAŞLIĞI:


II-1-İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI:
Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:
a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.
b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.
c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması (m.57)

İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞINDA, “davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder”. (HMK.m.58)

II-2-MECBURİ DAVA ARKADAŞLIĞI:
“Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.”(m.59)
Mecburi dava arkadaşları “ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder. “(m.60)

III-1-YARGITAY: Dava Arkadaşlığı
“…bir davanın birden fazla kişi tarafından veya birden fazla kişi aleyhine açılabilmesi için aynı tarafta yer alanlar arasında hukuksal bir bağlantının bulunması gerekir.
Hukukumuzda bu bağlantı karşılığını dava arkadaşlığı kurumunda bulmakta; zorunlu ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmak üzere iki ana başlık altında; zorunlu dava arkadaşlığı da yine kendi içinde maddi ve şekli olmak üzere ikili ayrımla düzenlenmektedir…”
1.HD. E. 2018/2379, K. 2019/4330, T. 4.7.2019
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=1hd-2018-2379.htm&kw=`ihtiyari+dava+arkada%C5%9Fl%C4%B1%C4% 9F%C4%B1`#fm

III-2-Yargıtay: KATILMA YOLUYLA
“HMK'nın kıyas yoluyla uygulanacak hükümler başlıklı 366. maddesinde kanunun istinaf yoluyla ilgili 343 ile 349 ve 352. maddeleri hükümlerinin temyizde de kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir.”
“Temyizde de uygulanacağı kabul edilen HMK'nın 348/1. maddesinde katılma yoluyla başvuru düzenlenmiş olup, başvurma hakkı bulunmaması veya başvuru süresi geçmiş olsa bile kanun yolu dilekçesi kendisine tebliğ edilen tarafın cevap dilekçesiyle kanun yoluna başvurabileceği” kabul edilmiştir.
15.HD. E. 2019/2019, K. 2019/2910, T. 20.6.2019
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=15hd-2019-2019.htm&kw=%E2%80%9Ckat%C4%B1lma+yoluyla+istinaf+ ba%C5%9Fvurusu`#fm

Saygılar
Old 13-09-2019, 01:07   #3
Avukat75

 
Varsayılan

Merhaba sayın üstadım. İlginiz ve cevabınız için teşekkürler.

Ben sizden farklı bir sonuca vardım. Şöyle ki:

İstinaf dilekçesine cevap
MADDE 347-
(1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur.

HMK 347’nin başlığının “İstinaf dilekçesine cevap “ olduğu göz önüne alındığında, devamındaki “Katılma yolu ile başvurma” başlıklı 348. maddede belirtilen “İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf”ın karşı taraf olduğu sonucuna varılması gerektiğini düşünüyorum. Zira madde 347’de açıkça karşı taraf ifadesi geçmektedir.

Bu konuda Kuru’nun yazdıkları şöyledir;

“İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen (karşı) taraf, istinaf yoluna başvurma hakkı bulunmasa veya (istinaf yoluna) başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesinde (m.347/2) (katılma yolu ile) istinaf yoluna başvurabilir.” (sayfa 493-494)

İhtiyari dava arkadaşlığı başlığında da, bu konuyu net bir şekilde açıklamaktadır;

“İhtiyari dava arkadaşlarından her biri, hükmü (kendisi için) yalnız başına istinaf edebilir; istinaf mahkemesi kararını da yalnız başına temyiz edebilir. İstinaf veya temyiz süresi, her dava arkadaşı hakkında kararın ona tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar…

Süresinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmamış olan ihtiyari dava arkadaşları hakkında, hüküm kesinleşir. Diğer dava arkadaşlarının istinaf veya temyiz yoluna başvurmasının sonucundan istinaf veya temyiz yoluna başvurmamış (bu nedenle haklarında hüküm kesinleşmiş) olan ihtiyari dava arkadaşları yararlanamaz.” (sayfa 367) (Prf. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ağustos 2017 basım)

Yani md. 348’de düzenlenen “katılma yolu ile istinaf”ın, sadece davanın karşı taraflarının, birbirlerinin istinaf başvurularına katılmalarını sağlayan bir kurum olduğu sonucu çıkıyor. Dolayısıyla aynı tarafta olan dava arkadaşları bundan yararlanamazlar.

Dava arkadaşlığı konusundaki sizin açıklamalarınızdan da anlaşılacağı üzere, alacak davalarında, davalılar asıl işveren-alt işveren arasındaki ilişkinin ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu da sanırım açık olsa gerek.

Ancak, her ne kadar Kuru'nun görüşü açık olsa da, Yargıtay'ın konuya dair uygulaması nasıldır bilemiyorum.

Saygılar.
Old 13-09-2019, 08:08   #4
Avukat75

 
Varsayılan

Ayrıca,

“Temyizde de uygulanacağı kabul edilen HMK'nın 348/1. maddesinde katılma yoluyla başvuru düzenlenmiş olup, başvurma hakkı bulunmaması veya başvuru süresi geçmiş olsa bile kanun yolu dilekçesi kendisine tebliğ edilen tarafın cevap dilekçesiyle kanun yoluna başvurabileceği” kısmını paylaştığınız 15. hukuk dairesinin kararında bahsedilen taraf, karşı taraf mı yoksa dava arkadaşı mı tam anlaşılamıyor. Ancak cevap dilekçesiyle katılmadan bahsettiğine göre, karşı taraftır diye tahmin ediyorum?
Old 13-09-2019, 09:49   #5
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Devam...

Merhaba sayın meslektaşım

Sorunuz, konuya yaklaşımınız, gerekçeli ve nazik yanıtlarınız ve de OLAY-HUKUK ilişkisinin etraflıca tartışılmasını sağladığınız için teşekkür ederim.

Alıntı:
davamızda,
istinaf süresini kaçıran davalı asıl işveren
süresinde istinaf yoluna başvuran diğer davalı alt işveren
davacı olarak biz istinafa başvurmadık.
“Dolayısıyla bu davalı açısından, diğer davalının yaptığı istinafa katılma diye bir şey yok diye biliyorum. Yanlış mı biliyorum acaba?”

1.HÜKÜM ÖZETİ ?

2.OLAY bağlamında “İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI”nın kabulü? (İş K.m 2/6). Davalı işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı?

3.DAVALILAR ARASINDAKİ ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ:
„…İş Kanunu'nun 2.maddesinin 7.fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” denir.
Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
“Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu müteselsil niteliktedir.”
21.HD. E. 2018/4897, K. 2019/4072, T. 23.5.2019
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=21hd-2018-4897.htm&kw=E.+`2018/4897,`+K.+`2019/4072`#fm

4.DAVALILAR ARASINDAKİ İLİŞKİNİN NİTELİĞİ:
“Dava arkadaşlığı; davacı veya davalı tarafta birden fazla kişi bulunması hali olup 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 57 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
İhtiyari dava arkadaşlığında; birden çok kişi, birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir.
Bu haller, davacılar veya davalılar arasında
dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya
kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri,
davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olmasıdır.
(HMK.57)
Sayılan bu üç durum dışında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu değildir.

Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde ise mecburi dava arkadaşlığı vardır (HMK.59).”
4.HD.E. 2018/1062,K. 2018/5496,T. 18.9.2018
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/4hd-2018-1062.htm

5.İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI :
“…HMK'nun 58. maddesi uyarınca, ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olduğundan, dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız hareket edebilir. Buna göre, ihtiyari dava arkadaşlarından her biri, hükmü yalnız başına kanun yoluna götürebilir.
Süresinde kanun yoluna başvurmamış ihtiyari dava arkadaşları hakkında hüküm kesinleşir. Diğer dava arkadaşlarının kanun (yoluna başvurma) talebi üzerine hüküm bozulursa, bu bozmadan kanun yoluna başvurmamış (ve bu nedenle haklarında hüküm kesinleşmiş olan) ihtiyari dava arkadaşları yararlanamaz…”
3.HD. E. 2017/12978, K. 2018/12315, T. 4.12.2018
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/file...2017-12978.htm

Saygılar
Old 13-09-2019, 10:35   #6
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan Katkı,

Merhaba,

Örnekte davalılar ihtiyari dava arkadaşı. Her biri bağımsız istinaf yapma hakkına sahip.

HMK.347 göre İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir. O halde istinaf dilekçesi uygulamada ve usulde neden diğer davalıya da tebliğ ediliyor diye sormak lazım.

Somut olayda İstinaf hakkı bulunan tarafın katılma yolu ile istinaftan da yararlanabileceğini düşünüyorum. Aksi halde yasada açık bir sınırlama olmalıydı.

Davalı konumunda bulunan tarafın İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen davalı, katılma yolu ile istinafa başvurabilir diye düşünüyorum.

Saygılarımla,
Old 13-09-2019, 17:15   #7
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

Merhabalar.

Tüm mesajları okudum.

Bende sayın AV. Ufuk Bozoğlu gibi; isTİnaf hakkı bulunan tarafın katılma yoluyla isTİnaf hakkı da bulunduğunu düşünüyorum. Aksi durum yasa ve uygulamanın çok dar yorumlanması ile hak kaybı sonucu doğuracaktır
Old 13-09-2019, 19:41   #8
Avukat75

 
Varsayılan

Hükmün gerekçe kısmında davalılar arasında 4857 İş K. md. 2. gereğince asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğunun kabul edildiği belirtiliyor. Muvazaa iddiası veya kabulü de yok. Yani mahkeme, kendisi de, davalılar arasındaki ilişkinin ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu zımnen kabul ediyor.

Sayın Ufuk Bozoğlu, süresinde istinaf eden davalının istinaf dilekçesi diğer davalıya tebliğ edilmemiş. Ancak süreyi kaçıran davalı, “katılma yolu ile istinaf” talepli bir dilekçe vermiş. Dilekçe bize tebliğ edildi. Dilekçede, hangi tarafın istinafına katıldığını da belirtmemiş. Ama bizim istinaf başvurumuz yok zaten.

Bu istinaf dilekçesine cevap verir, hem de mahkemeden bu davalı için kesinleşme talep ederim diye düşünüyordum. Ancak mahkeme, bana tebliğden itibaren iki hafta dolmadan, her iki davalının istinaf talebi yönünden de, dosyayı istinaf mahkemesine göndermiş! İstinafların her ikisi de tehir-i icra talepli ve icranın geri bırakılması kararı getirmek üzere icradan mehil alınmış.

HMK md. 346/1 “İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir…” şeklinde. Bu durumda yerel mahkemenin istinaf dilekçesinin reddine karar vermesi gerekirdi diye düşünüyorum.

Bu aşamada, HMK md. 346/1 gereği söz konusu istinaf dilekçesinin reddi kararı verilmesini yerel mahkemeden isteyemem sanırım. Çünkü başvuruyu süresinde kabul etmiş ki, istinaf mahkemesine göndermiş! Maddede yerel mahkemece karar verileceği belirtildiği için, bu talebi istinaf mahkemesine de yöneltemem. Sanırım sadece, istinaf mahkemesinden, bu davalı için icranın geri bırakılması kararı verilmemesini talep edebilirim.

Son olarak, sayın Ufuk Bozoğlu’nun “Aksi halde yasada açık bir sınırlama olmalıydı.” görüşüne katılamıyorum. Çünkü, yasada söz konusu hakkın varlığına ilişkin de açık bir düzenleme bulunmamakta. Zaten itirazımızın dayanağı da bu.

Cevaplar için teşekkürler. Saygılar
Old 13-09-2019, 20:02   #9
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Sonuca doğru

Merhaba sayın meslektaşım,

"İyi ki hepimiz aynı fikirde değiliz."
Alıntı:
Avukat75
Alıntı:
“İhtiyari dava arkadaşlarından her biri, hükmü (kendisi için) yalnız başına istinaf edebilir; istinaf mahkemesi kararını da yalnız başına temyiz edebilir.
İstinaf veya temyiz süresi, her dava arkadaşı hakkında kararın ona tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar…
Süresinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmamış olan ihtiyari dava arkadaşları hakkında, hüküm kesinleşir.
Diğer dava arkadaşlarının istinaf veya temyiz yoluna başvurmasının sonucundan istinaf veya temyiz yoluna başvurmamış (bu nedenle haklarında hüküm kesinleşmiş) olan ihtiyari dava arkadaşları yararlanamaz.”
(sayfa 367) (Prf. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ağustos 2017 basım)

Katılma yoluyla başvurulmuş...

Alıntı:
Avukat75
Alıntı:
Yani md. 348’de düzenlenen “katılma yolu ile istinaf”ın, sadece davanın karşı taraflarının, birbirlerinin istinaf başvurularına katılmalarını sağlayan bir kurum olduğu sonucu çıkıyor. Dolayısıyla aynı tarafta olan dava arkadaşları bundan yararlanamazlar.

Gerekçe ?

Katılma yoluyla istinafın mümkün olması
9.HD.E. 2017/23998,K. 2018/9237,T. 25.4.2018
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=9hd-2017-23998.htm&kw=`kat%C4%B1lma+yoluyla+istinaf`#fm

Katılma yoluyla istinaf dilekçesinin bağımlı bir hak olması
11.HD. E. 2017/2567, K. 2017/5600, T. 23.10.2017
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=11hd-2017-2567.htm&kw=`kat%C4%B1lma+yoluyla+istinaf`#fm

Alıntı:
Avukat75
Alıntı:
süresinde istinaf eden davalının istinaf dilekçesi diğer davalıya tebliğ edilmemiş.
Ancak süreyi kaçıran davalı, “katılma yolu ile istinaf” talepli bir dilekçe vermiş.

...Tebliğ edilmemiş olması !

Katılma yoluna engel yasa hükmü ?


Mola...

Saygılar
Old 14-09-2019, 00:07   #10
Avukat75

 
Varsayılan

Merhaba üstat.

Gereksiz yere ısrar ettiğim söylenebilir ama, sorduğunuz gerekçeyi kendi penceremden açıklamaya çalışacağım...

Bir davada, davacı ve davalı olmak üzere daima iki taraf vardır. Davacı veya davalı tarafta birden fazla kişi bulunabilirse de, davada ikiden fazla tarafın bulunması imkansızdır. Yani, dava iki taraf sistemine göre kurulmuştur.( (Prf. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ağustos 2017 basım, sayfa 107)

Herhangi bir davada;

A davacı,
B davalı,
C davalı,
B ve C arasındaki ilişki ihtiyari dava arkadaşlığıdır, diyelim.

Davadaki konumlarına göre;
A ve B ilişkisinde her ikisi de taraftır.
A ve C ilişkisinde her ikisi de taraftır.
Fakat B ve C ilişkisinde her ikisi de taraf değildir.
B ve C aynı tarafta olsalar da, A ile olan ilişkileri yönünden her ikisi de taraf olsalar da, birbirleri arasındaki ilişkide taraf değildirler. Sadece dava arkadaşıdırlar.

Diyelim ki bu davada;
A istinafa başvurmadı.
B Kararın tebliği sonrası süresinde istinafa başvurdu.
C Kararın tebliği sonrası süresinde istinafa başvurmadı, süreyi kaçırdı.
Ve hatta, B’nin istinaf dilekçesi C’ye tebliğ edilmedi, ya da tebliğ edilse bile iki haftalık süre dolmadı diyelim.

Bu durumda, kanunun sadece taraflara verdiği “Katılma yolu ile başvurma” hakkından, C yararlanamaz. Çünkü B ile olan ilişkisi ve dolayısıyla B’nin istinaf başvuru işlemi açısından taraf değildir. Oysa katılma yolu ile istinaf başvurusu, hakkı kullanmak isteyenle taraf ilişkisi olan bir sujenin (örnekte A’nın) istinaf başvurusunun varlığını zorunlu kılmaktadır. Oysa böyle bir başvuru yoktur.


İstinaf dilekçesine cevap
MADDE 347- (1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur…

Katılma yolu ile başvurma
MADDE 348- (1) İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir.



Ayrıca son mesajınızda paylaştığınız karar metinlerine ulaşamadığımdan, bir yorum yapamıyorum.

Saygılar.
Old 14-09-2019, 10:28   #11
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Devam...

Merhaba sayın Avukat75

Alıntı:
Konusu alacak olan iş davasında, davalılar asıl işveren ile alt işveren, ihtiyari dava arkadaşı olduklarından, davalılardan birisi istinaf süresini kaçırmış ise onun hakkında hüküm kesinleşir, yani diğer davalının yaptığı istinaf başvurusundan, süreyi kaçırmış olan davalı yararlanamaz…

Alıntı:
...süresinde istinaf eden davalının istinaf dilekçesi diğer davalıya tebliğ edilmemiş.
Ancak süreyi kaçıran davalı, “katılma yolu ile istinaf” talepli bir dilekçe vermiş.

“Her görüş muhteremdir, ancak muteber değildir”

“Muteber” (geçerli) bir görüşe ulaşabileceğimiz inancıyla….


1.Davanın tarafları (Davacı-lar / Davalı-lar)
2.Müdahiller ve
3.Yargılamanın diğer ilgilileri,
kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(HMK.m.27; AY.m.36. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6)

HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI
“…iddia ve savunma hakkı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesiyle usul hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra
maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır.

Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır."
1.HD. E. 2018/3343, K. 2019/4297, T. 2.7.2019
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=1hd-2018-3343.htm&kw=`davan%C4%B1n+taraflar%C4%B1`#fm

Devam edecek...
Old 14-09-2019, 11:31   #12
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan Tartışma olmadan gelişme olmaz..

)
İki hukukçu varsa en az üç hukuki görüş vardır diye boşuna söylemezler..

Sonucu da paylaşmanızı rica ediyorum.
Saygılarımla,
Old 15-09-2019, 09:34   #13
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Katkı

„İhtiyari dava arkadaşlığında, davaların istiklali prensibi geçerli olup, dava arkadaşı sayısınca dava vardır. Her dava arkadaşının davası birbirinden bağımsız olup dava arkadaşlarından her biri diğerlerinden bağımsız olarak hareket eder ( HMK m.58 ). İhtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsız olduğundan kural olarak dava şartları ve ilk itirazlar dava arkadaşlarının her biri için ayrı ayrı incelenir. İlk itirazların ileri sürülmesi açısından sadece ilk itirazı ileri süren dava arkadaşı bu itirazdan yararlanır.“
3. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/22438, K. 2017/11228, T. 6.7.2017
http://www.kazanci.com/kho2/ibb/file...2016-22438.htm
Old 16-09-2019, 14:20   #14
Avukat75

 
Varsayılan

Merhaba üstat.

Dava arkadaşlarının davanın tarafı olduklarına ve taraf olarak HMK’da düzenlenen haklarını kullanacaklarına tabi ki bir itirazım olamaz. Ancak ben, HMK’da, ihtiyari dava arkadaşlarının birbirlerinin istinaf başvurusuna “katılma yoluyla” katılabileceklerini düzenleyen bir hüküm olmadığını düşünüyorum.

Dolayısıyla, 11 nolu mesajınızdaki “Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.” ifadesinde de belirtildiği gibi, usul hukuku hükümlerine aykırılık oluşturan bir durum yoktur, zira HMK’da düzenlenmemiş bir hakkın kullanılması da söz konusu olamaz.

TMK
“A. Hukukun uygulanması ve kaynakları
Madde 1 - Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.”

Yoksa, bir dava arkadaşının, taraf sıfatıyla kendi adına istinaf başvurusu yapabileceği tartışmasız. Ancak olayda, söz konusu davalı kendi adına istinaf süresini kaçırmıştır!

Bu durum davacı açısından usulü kazanılmış hak oluşturmakta olup, aksi yorum davacı tarafın “usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması” sonucunu doğurur.

“Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak (usuli kazanılmış hak veya usuli müktesep hak) denir.” (Prf. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ağustos 2017 basım, sayfa 533)


İhtiyari dava arkadaşları (davacı karşısında) tabi ki davanın tarafıdırlar. Ancak ihtiyari dava arkadaşları birbirlerine karşı taraf mıdırlar?

Ya da şöyle de sorabilirim; HMK 347 ve 348’de belirtilen işlemler (istinaf dilekçesinin tebliği, tebliğ edilen istinaf dilekçesine cevap verilmesi) hangi taraflar arasında yapılmak üzere düzenlenmektedir? Buradaki dilekçe verme-cevap verme işlemlerinin, aynı taraftaki dava arkadaşları arasında yapılmak üzere düzenlendiğini söyleyebilir miyiz?

Dolayısıyla, HMK md. 348’de düzenlenen “katılma yolu ile istinaf”ın, sadece davanın karşı taraflarının, birbirlerinin istinaf başvurularına katılmalarını sağlayan bir kurum olduğu konusundaki düşüncemin değişmediğini söylemek isterim.

Saygılar.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
istinaf başvurusundan sonra beyan niteliğinde dilekçe gönderme ayşeM52 Meslektaşların Soruları 1 14-03-2019 07:55
İhtiyari Dava Arkadaşlığı- Dahili Davalı Av.AyşeNur Meslektaşların Soruları 1 29-08-2018 23:32
İcra Hukuk Mahkemesinde hakimin istinaf süresini tebliğden başlatması hali Av. Fatma B Meslektaşların Soruları 1 22-02-2018 18:12
Davanın reddine dair verilen kararda davalının istinaf yolunda karar harcı Mtaslak Meslektaşların Soruları 2 08-09-2017 22:55
temyiz süresini kaçıran vekili şikayet süresi avukat aktaş Meslektaşların Soruları 8 09-07-2013 13:00


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07488489 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.