Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Yanlış Teşhis Ve Enjeksiyon Sonucu Felç- Sorumluluk?

Yanıt
Old 09-02-2009, 09:03   #1
Neslihan

 
Varsayılan Yanlış Teşhis Ve Enjeksiyon Sonucu Felç- Sorumluluk?

Merhabalar, herkese iyi çalışmalar diliyorum.
Müvekkilim bel ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuruyor.12 gün hastanede yatıyor bu arada kalçadan ve damar yolundan enjeksiyonlar yapılıyor. Müvekkil doktora ısrarla sol ayak parmaklarını oynatamadığını ve hissetmediğini söylüyor. Sol bacağı felç oluyor, çok sancı çekiyor. Bunun üzerine sevkedelen diğer hastanelerde SOL BACAKTA SİYATİK SİNİR LEZYONU TEŞHİSİ konuyor ve tedavi sürüyor. Bu durumda ilk gidilen hastane ve bu yanlış tedaviyi uygulayan doktor hakkında yapılabilecek işlemler nelerdir? Yardımlarınız bekliyorum. Saygılarımla...
Old 09-02-2009, 09:19   #2
zeynep1969

 
Varsayılan

Sn.Neslihan;
Öncelikle müvekkilinizin yattığı hastane kamu mu özel mi bu sorunun yanıtlanması gerekir.Çünkü tıbbi müdahaleden doğan hukuki sorumluluk incelenirken sözleşmenin tarafları ve buna dayalı niteliği önem arzetmektedir.
Old 09-02-2009, 11:48   #3
Neslihan

 
Varsayılan

müvekkil devlet hastanesinde tedavi görmüştür.
Old 09-02-2009, 13:36   #4
FYLOZOF

 
Varsayılan

Müvekilinizn sol bacağının yanlış tedavi sonucu felç olduğunun ve buna, devlat hastanesindeki yanış tedavinin neden olduğunu ispat edebiliyosanız, Devlet hastaneleri sağlık bakanlığına bağlıdır.
Sağlık bakanlığı ve tedaviyi yapan dr hakkında tazminat davası açabilirsiniz diye düşünüyorum.
Old 09-02-2009, 15:16   #5
zeynep1969

 
Varsayılan

Hastane ile hasta arasında bir kamu hukuku ilişkisi vardır.Hastanenin bağlı olduğu ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine İdare Hukuku esasları çerçevesinde tazminat davası açabilirsiniz.İdarenin sorumlu tutulabilmesi için 3 koşulun oluşması gereklidir.
-Hukuka aykırılık
-Kusur
-Zarar
-İlliyet bağı
Old 09-02-2009, 15:51   #6
Av.Nesrin İskender

 
Varsayılan

Hastanelerde enjeksiyon hemşireler tarafından yapılmaktadır.Anladığım kadarıyla yanlış enjeksiyon nedeni ile oluşan tıbbi bir hata var.Dolayısıyla burada tek sorumlu doktor değil aynı zamanda enjeksiyonu yapan hemşirede sorumlu olacaktır.Her biri kusuru oranında zarardan sorumludur.Devlet hastaneleri'ne karşı İdare Mahkemesi'ne Sağlık Bakanlığı aleyhine tazminat davası açabilirsiniz.Olayı savcılığa bildirip aynı zamanda suç duyurusunda da bulunabilirsiniz.
Old 26-02-2009, 12:45   #7
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan

Sağlık çalışanı değilim fakat burada teknik deyimle bir "hizmet kusuru" olduğu da çok belli değil. Felç sonucuna (yalnış) enjeksiyonun yol açtığına uzman bilirkişi karar verebilir ancak.
Old 26-02-2009, 17:11   #8
Av.Şenel DELİGÖZ

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
4.Hukuk Dairesi

Esas: 2005/959
Karar: 2005/1401
Karar Tarihi: 17.02.2005

ÖZET : Davacılar desteğin davalı doktorun tedavi sırasındaki kişisel kusuru sonucu öldüğünü iddia ederek tazminat istemişlerdir. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin kişisel kusurlarına dayanılarak açılan davalar, Anayasanın 129/5. maddesi kapsamında düşünülemez. Anılan maddi ve 657 sayılı Kanun 13. maddesinde kamu görevlisinin, yasal çerçeve içinde kalmak koşulu ile yetkisini kullanma durumunda 3. kişilere verilen zararlardan öncelikle idare aleyhine dava açılabileceği öngörülmüştür. Somut olayda, davacılar davalı doktor Salih Selim G.'ün salt kişisel kusuruna dayanmışlardır. Kaldı ki gerçek kişi aleyhine idare mahkemesine dava açılamaz. Şu durumda adli yargının görevli olduğu kabul edilmeli ve işin esasına girilerek desteğin ölümünde davalı doktorun kişisel kusuru olup olmadığı araştırılıp varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

(2709 S. K. m. 129/5) (657 S. K. m. 13) (2577 S. K. m. 2, 11) (818 S. K. m. 45)

Dava : Davacı Fatma G. ve diğerleri vekili Avukat Gültekin Özçelik tarafından, davalı Salih Salim G. ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı aleyhine 21.5.2004 gününde verilen dilekçe ile yanlış tedavi nedeniyle desteğin ölümünden kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; idari yargı görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine dair verilen 14.12.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

Karar: 1- Davalı Sağlık Bakanlığına yönelik temyiz itirazları yönünden;

Dava, yanlış tedavi nedeniyle desteğin ölümünden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece uyuşmazlığın idari nitelikte bulunduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine karar verilmekle birlikte istem halinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İdari Yargılama Usulü Yasasının 2. maddesinde hangi işlerin İdari Yargı yerinde bakılacağı belirtildikten başka, aynı yasanın 11. maddesinde idari yargı yerine başvurmanın yöntem ve usulü de hüküm altına alınmıştır. Anılan yasa maddesi gözetildiğinde, mahkemenin istem halinde dosyanın idare mahkemesine gönderilmesine ilişkin kararın bu maddeye aykırı olduğu açıktır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.nun 438. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

2- Davalı Salih Selim G.'e yönelik temyiz itirazına gelince;

Davacılar desteğin davalı doktorun tedavi sırasındaki kişisel kusuru sonucu öldüğünü iddia ederek tazminat istemişlerdir. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin kişisel kusurlarına dayanılarak açılan davalar, Anayasanın 129/5. maddesi kapsamında düşünülemez. Anılan maddi ve 657 sayılı Kanun 13. maddesinde kamu görevlisinin, yasal çerçeve içinde kalmak koşulu ile yetkisini kullanma durumunda 3. kişilere verilen zararlardan öncelikle idare aleyhine dava açılabileceği öngörülmüştür. Somut olayda, davacılar davalı doktor Salih Selim G.'ün salt kişisel kusuruna dayanmışlardır. Kaldı ki gerçek kişi aleyhine idare mahkemesine dava açılamaz. Şu durumda adli yargının görevli olduğu kabul edilmeli ve işin esasına girilerek desteğin ölümünde davalı doktorun kişisel kusuru olup olmadığı araştırılıp varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasından "dosyanın yargılamanın ifası için görevli Samsun İdare Mahkemesine tarafların istemi halinde gönderilmesine, masraf ve harç hususunun görevli mahkemece nazara alınmasına" sözcük dizilerinin çıkarılmasına, davacıların Sağlık Bakanlığına yönelik öteki itirazlarının reddi ile hükmün Sağlık Bakanlığı yönünden düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA, ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle davalı Salih Selim Gümüş'e yönelik hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.




Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 26-02-2009, 17:14   #9
Av.Şenel DELİGÖZ

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
4.Hukuk Dairesi

Esas: 2007/12673
Karar: 2007/13588
Karar Tarihi: 05.11.2007

ÖZET: Davalının hatalı davrandığı ileri sürülerek tazminat isteminde bulunulmuştur. Şu durumda, açıkça kişisel kusura dayanılmıştır. O nedenle, Anayasa'nın 129/5. maddesi hükmünün göz önünde tutulabilmesi söz konusu değildir. Mahkemece, işin esasının incelenmesi; davalının kişisel kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Ayrıca dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekir.


(2709 S. K. m. 129) (2577 S. K. m. 2, 11)

Davacı, Ergun K. vekili Avukat Ahmet E. tarafından, davalı Gönül Z. ve Sağlık Bakanlığı aleyhine 10.08.2005 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 10.11.2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1- Davacının davalı Gönül Z.’e yönelik temyizi yönünden;

Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davalı Gönül Z. Yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Bakanlık yönünden ise mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Davacı, davalı Gönül Z.’in dikkatsiz ve özensiz şekilde yaptığı iğne sonucu, ayağında oluşan sinir zedelenmesi nedeniyle sakat kaldığını iddia ederek iş güç kaybı ve manevi tazminatın tahsilini istemiştir. Mahkemece, davanın idare aleyhine karşı açılması gerektiği davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.

Anayasa'nın 129/5. maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki bu kural mutlak olmayıp idari yetkilerin kullanılma alanı ile eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır.

Özellikle, haksız eylemlerde; kamu görevlisinin Anayasanın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda, davalının hatalı davrandığı ileri sürülerek tazminat isteminde bulunulmuştur. Şu durumda, açıkça kişisel kusura dayanılmıştır. O nedenle, Anayasa'nın 129/5. maddesi hükmünün göz önünde tutulabilmesi söz konusu değildir.

Nitekim, bu hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2007 tarihli, 2007/4-640 Esas, 725 Karar ve 31.10.2007 tarihli 2007/4-800 Esas, 797 Karar sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir.

Mahkemece, işin esasının incelenmesi; davalının kişisel kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

2- Davacın davalı Sağlık Bakanlığı'na yönelik temyiz istemine gelince;

İdari Yargılama Usul Yasası'nın 2. maddesinde hangi işlerin idari yargı yerinde bakılacağı belirtildikten sonra aynı yasanın 11. maddesinde idari yargı yerine başvurmanın yöntem ve usulü de hüküm altına alınmıştır. Anılan yasa maddesi gözetildiğinde, mahkemenin talep halinde ve dosya kesinleştiğinde Kastamonu İdare Mahkemesine gönderilmesine ilişkin kararının bu maddeye aykırı olduğu açıktır.

Şu halde, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar vermek gerekirken, gönderme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.11.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararının 1. bendine katılmıyoruz. (¤¤)

(KAYNAK: Av. Ahmet EREN)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 26-02-2009, 17:44   #10
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan

Yargıtay kararlarında, özet olarak hekimin kişisel kusurunun belirlenmesi halinde, aleyhine adli yargıda tazminat davası açılabileceği vurgulanmaktadır. Fakat benim kuşkum, somut olayda bir "hekim kusuru"nun var olup olmadığı hakkındadır.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
yanlış ameliyat sonucu maddi ve manevi tazminat talebi avukat_12 Meslektaşların Soruları 8 05-05-2010 13:11
çeke bankaca yanlış ticaret ünvanı yazılması sonucu açılan yanlış takip melis aksu Meslektaşların Soruları 1 27-03-2008 00:23
kısmi felç boşanma sebebi olur mu...!!! er_han49 Meslektaşların Soruları 3 06-07-2007 10:52
hatalı yapılan iğne sonucu hukuki sorumluluk avnecati Meslektaşların Soruları 4 11-01-2007 23:39
Maddı Hata Sonucu Yanlış Evlilik olgun Meslektaşların Soruları 2 07-10-2006 19:53


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04561996 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.