Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Davanın reddine dair verilen kararda davalının istinaf yolunda karar harcı

Yanıt
Old 08-09-2017, 11:20   #1
Mtaslak

 
Varsayılan Davanın reddine dair verilen kararda davalının istinaf yolunda karar harcı

Birden çok davalının bulunduğu bir davada, diğer davalı aleyhine kabul kararı verilmişken, aleyhine açılan dava reddedilmiş olan bir diğer davalı (kararın diğer davalı yönünden de bozulması gerektiğini dilekçesinde zikretmek suretiyle) "red gerekçesi yönünden" karara karşı istinaf yoluna gitmek istediğinde nispi mi maktu mu harç ödemelidir?
Old 08-09-2017, 13:52   #2
Mtaslak

 
Varsayılan

T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu

Esas No:2012/265
Karar No:2012/294
K. Tarihi:

Taraflar arasındaki “fazla mesai alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Muratlı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 16.09.2010 gün ve 2009/61 E., 2010/224 K. Sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 05.04.2011 gün ve 2011/16496-10184 sayılı ilamı ile,
(Davacı, davalıya ait İnanlı işletmesinde 1986-15.01.2005 tarihleri arasında çalıştığını, fazla çalışma yaptığını ancak ücretlerinin ödenmediğini belirterek 27.02.2004 - 31.01.2005 dönemi için fazla çalışma alacağı talep etmiştir.
Davalı, davacının daha önce Karacabey Asliye Hukuk Mahkemesi nde fazla çalışma alacağı için dava açtığını, bu alacağının hüküm altına alındığını ve karar kesinleştiğinden kesin hüküm nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının daha önce açtığı davada fazlaya ilişkin hakkı saklı tutmadığı, bu davaların kesinleştiği ve davacı yönünden kesin hüküm oluşturduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Karacabey Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/857 esas sayılı dosyasında Karacabeydeki fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak fazla çalışma alacağı talep etmiştir. Mahkemece bu dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosya içinde davacının 15.12.2004-31.08.2006 döneminde Karacabey harasındaki fazla çalışmasına ilişkin bilgi ve belge bulunduğu, daha önceki çalıştığı yere ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı belirtilerek bu döneme ilişkin hesaplama yapılmıştır. Mahkemece bilirkişi tarafından hesaplanan miktardan %30 hakkaniyet indirimi yapılarak davacının 3.992.14 t için dava açmış, mahkemece bu miktar hüküm altına alınmış ve Dairemizce onanarak karar kesinleşmiştir.
Davacı bu dosyada ise inanlı işletmesinde geçen çalışması için fazla çalışma talep etmektedir. Karacabey Asliye Hukuk Mahkemesi nin 2006/857 esas sayılı dosyasında sadece Karacabey işyerindeki çalışmaya yönelik olarak talepte bulunduğundan bu mahkemece 2006/857 ve 2007/657 esas sayılı dosyalarda verilen karar İmranlıdaki çalışma açısından kesin hüküm oluşturmaz. Tarafların delilleri değerlendirmeye tabi tutularak davacının 27.02.2004-15.12.2004 tarihleri arasında İmranlı işletmesinde geçen çalışma dönemi için fazla çalışma alacağı talebi hususunda bir karar verilmelidir.)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

HUKUK GENEL KURULU KARARI
Dava, fazla mesai alacağı istemine ilişkindir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen hüküm; özel dairece, yukarıda başlık bölümünde metni aynen yazılı gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiş; kararı davacı vekili temyize getirmiştir.
İşin esasına geçilmeden önce davacı vekilinin temyiz dilekçesinin yasal süresinde verilip verilmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır:



Bilindiği üzere, İş Mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi kararın yüze karşı verilmesi halinde bu tarihten, aksi halde tebliğ tarihinden itibaren (8) gündür.Öte yandan, karara karşı temyiz yoluna başvurulması halinde alınacak karar ve ilam harcının belirlenmesinde davaların maktu harca veya nispi harca bağlı olup olmaması önem taşır.
Maktu karar ve ilam harcına bağlı davaların kabul ve reddine ilişkin kararların temyizi ile nispi karar ve ilam harcına bağlı davaların reddine ilişkin kararların temyizi hallerinde, temyiz harcının tümü temyiz tarihindeki tarifeye göre maktu ve peşin olarak alınır.
Nispi harca tabi davaların kabulüne ilişkin kararların temyizi halinde ise, mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8. maddesi hükmünden hereketle, bir hükmün bozulmasını takiben yeniden yapılan yargılama sonunda verilecek hükümlerden, karar ve ilam harcı alınır; bozulan hüküm dolayısıyla önceden alınan karar ve ilam harcı, yeni alınacak bu harçtan mahsup edilir. İlk hüküm bozularak ortadan kalkmakla yeni verilen bu karar temyiz edildiği takdirde harca tabi temyiz isteklerinde yeniden temyiz başvuru harcı ile temyiz peşin harcı temyiz edenden tahsil edilir.
Temyize başvururken karar ve ilam harcının eksik ödendiği, temyiz dilekçesi mahkemece kayda alındıktan sonra anlaşılırsa, kararı ermiş olan mahkeme tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene bildirilir. (1086 sayılı HUMK.m.434/3, 6100 sayılı HMK.m.344) Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlandığı takdirde, ihtarda yer aldığı üzere temyiz eden bu isteminden vazgeçmiş sayılarak, dilekçe reddedilir.
Yargıtay temyiz incelemesine geçmeden evvel, harcın yatırılmadığını tespit ederse, yukarıda açıklanan hallere göre ya temyiz dilekçesinin reddi ile esas hakkında temyiz incelemesi yapılmamasına ya da harçların yatırılması için yine yukarıda izah olunan prosedür tamamlanmak üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verebilir.
Yukarıda ortaya konulan ilkeler çerçevesinde somut olay yönüyle yapılan incelemede; Mahkemenin 28.06.2011 tarihli direnme kararı yüze karşı verilmiş; davacı vekili süresi içinde verdiği 28.06.2011 havale tarihli dilekçesiyle, kararı temyiz ettiklerini bildirerek gerekçeli kararın tebliğini istemiştir. Ne var ki, dilekçe temyiz defterine kayıt edilmeksizin ve temyiz harcı alınmaksızın, dosya temyiz incelemesine gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2011 gün ve 2011/9-831 E. 2011/770 K. Sayılı kararı ile temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt tarihinin belirtilmesi ve temyiz harç makbuzunun evrak içerisine konulması gereğine işaretle dosya mahalline geri çevrilmiştir.
Dilekçe temyiz defterine 19.09.2011 tarihinde 2011/95 sıra numarasına kaydedilmiş, aynı tarihte harç alınmış ve dosya gönderme formuna ekli olarak dosya temyiz incelemesine gönderilmiştir.Karar iş mahkemesince 28.06.2011 tarihinde verilmiş olmakla davacı vekilinin aynı tarihli temyiz dilekçesinin yine aynı tarihte hakim tarafından havale edilmesi sekiz (8) günlük yasal temyiz süresi içindedir.Ne var ki, havaleyi takiben dilekçe, mahkemece kayda alınmamış, harcı da tahsil edilmemiştir. Dilekçenin temyiz defterine kaydı ise 28.06.2011 havale tarihinden çok sonra 19.09.2011 tarihinde gerçekleşmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, temyiz isteği harca tabi işlemlerde temyiz dilekçesinin hakim tarafından havale edilmesiyle birlikte mahkeme kalemince harcının hesaplanıp, ilgilisine bildirilmesi ve harç tahsil edilip belgesi dosyaya alınmakla temyiz defterine kaydı gerekir.
Hakimce havale edilen dilekçe kaleme geç tevdii edilmişse bu husus mahkeme kalemince tutanağa bağlanmalı ve dilekçenin yeniden hakime havalesi istenmelidir.Şayet dilekçe havale edilip, harç alınmaksızın temyiz defterine kaydedilmişse ve mahkeme kalemince, harcın hesaplanıp, temyiz edenden istendiği halde yatırılmadığı ve dilekçenin kaleme geç tevdi edildiği belgelendirilmemiş-se, dilekçenin hakim havalesinden sonra dosyaya alındığı, ancak takip eden işlemlerin mahkeme kalemince yerine getirilmediği kabul edilir ve harç alınmadan temyiz defterine kayıt edilen temyiz dilekçesi hakkında 25.01.1985 günlü 1984/5 Esas ve 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6217 Sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 434. maddesi uyarınca işlem yapılır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun aynı hususlara işaret eden geri çevirme kararı üzerine mahkemece verilen 07.02.2012 tarihli ek karar ile 28.06.2011 tarihli süre tutum dilekçesinin davacı vekilince mahkeme kalemine aynı gün verildiği ancak mahkeme zabıt katibince hemen temyiz defterine kayıt edilmeden ve harcı alınmadan dosyanın temyiz incelemesine gönderildiği, geri çevirme kararı üzerine yapılan incelemede anlaşıldığından temyiz harcının alındığı ve temyiz dilekçesinin deftere kaydı yapılarak, temyizin yasal süresinde yapıldığı karara bağlanmıştır.
Açıklanan tüm bu maddi vakıalar karşısında Hukuk Genel Kurulu'nca da davacının temyizinin yasal süresinde olduğuna ve ön sorun bulunmadığına oybirliği ile karar verilerek işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
İşin esasına gelince:
Uyuşmazlık, Karacabey İş Mahkemesi'nin 2006/887 Esas ve aynı mahkemenin 2007/657 Esas sayılı dava dosyalarının eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle anılan ilamlara konu çalışmaların farklı işyerlerinde geçen çalışmalara ilişkin bulunmakla kesin hükmün koşullarının gerçekleşmemesine yerel mahkemenin de çalışmaların farklı yerlere ait olup, bu davada dava konusu edilen İnanlı işletmesindeki çalışmanın, önceki kararın kapsamı dışında kaldığı kabul edildiğine göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 11.04.2012 tarihinde (BOZULMASINA) oybirliği ile karar verildi.
Old 08-09-2017, 22:55   #3
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Öncelikle temyiz yolunda da "hukuki yarar" şart olup, hiç kimse "tamamen" lehine olan bir hükmü temyiz edemez.

Yine, temyiz eden davalının, nısbi harca tabi dava lehine reddolmuş ise maktu harç ödemesi gerekir. Bir diğeri adına temyiz başvurusu yapması veya dilekçesinde onun lehine bozulmasını istemesi ve bunu zikretmesi kararı temyiz etmeyen davalıyı etkileyemez.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararda davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi Özgür avukat Meslektaşların Soruları 3 06-04-2016 16:50
Menfi tepit davasını kabulüne , birleşen itirazın iptali davasının reddine verilen kararda vekalet ücreti sorunu Rebellawyer Meslektaşların Soruları 1 01-12-2012 12:25
Yargıtay'ın alt mahkeme gibi davanın reddine karar vermesi efekankaptan Hukuk Sohbetleri 4 27-02-2012 23:57
Davalının yokluğunda verilen kararda faiz başlangıcı denizözcan Meslektaşların Soruları 2 15-12-2010 17:44
Hakim konuyu yanlış anlayıp davanın reddine karar verirse? av.GsD Meslektaşların Soruları 1 20-08-2010 16:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03905702 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.