Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yabancı Hukuk Sistemleri Türk Hukuku dışında kalan hukuk sistemlerine yönelik sohbetler

"Kanun" ve Arnavutluk

Yanıt
Old 06-04-2010, 22:15   #1
Gemici

 
Varsayılan "Kanun" ve Arnavutluk

"Kanun" ve Arnavutluk

İnip Frengistanı seyr eden Karacaoğlan ‚Dilleri var bizim dile benzemez‘ demiş ama sozü geçen Frengistan’la Osman Oğulları yüzyıllar boyu beraberce yaşamışlar. Bu yüzyıllar buyo süren beraberlik, sadece kültür ve mimari bir miaras değil, aynı zamanda dillerde de büyük bir miras bırakmış geriye. Bu dil mirasının izlerini hem Türkçe’de hemde Frengistan dillerinde, özellikle Balkan ülkelerinin dillerinde görebilirsiniz.

Dil mirası bıraktığımız bu ülkelerden birisi de Arnavutluk. Arnavutluk prenslerinden ve milli kahramanlarından Gjergj Kastrioti (Skënderbeu/İskender Bey) babası savaşta Osmanlı ordusuna yenilince devşirme olarak Edirneye gönderilmiş ve orada yetişmiş. Sonradan II Murat tarafından memlekti Arnavutluk’a vali olarak geri gönderilmiş. Macarların 1443 senesinde Osmanlı ordusunu yenmesi üzerine İskender Bey taraf değiştirip Macarların safına geçmiş ve yıllarca Osmanlı ordusuna karşı savaşmış. İskender Bey’in ölümünden on yıl sonra Osmanlılar Arnavutluğu ele geçirmiş ve burada 400 yıl kalmışlar.

Osmanlılardan bugünkü Arnavutluk’a miras kalan kelimelerin en başında ‘KANUN’ geliyor belki de. Kanun özellikle Kuzey Arnavutluk’ta, resmen yasaklanmış olmasına rağmen, bu gün bile geçerli olan örf ve adet hukuku. Kelime olarak Osmanlılardan alınmış olmasına rağmen ‘Kanun’ bir hukuk sistemi veya örf ve adet sistemi olarak Osmanlı ve İslam hukukundan tamamen ayrı. İçerik olarak kanun hükümlerinin Ort Çağdan kalma, bazılarına göre Romalılardan önceki çağlara ait hükümler olduğu düşünülüyor. Kanun temel düşüncesi büyük ailenin yaşamını düzenlemek. Beni hayrete düşüren konu: Arnavutların kanun hükümleri ile Türkiye’nin dağlık doğu bölgelerinin örf ve adetleri arasındaki büyük bağlantı ve ortak yönler. Bu ortak noktaların başında kan davası, namus kavramı, aile reisinin yetkileri, kadınların konumu, misafire misafirperverliğin ötesinde gösterilen saygı, kan davası güdenlerin barıştırılması(Besa) ve köy veya aşiret meclisleri(cemaat)geliyor.

Şimdiye kadar ‘kanundan’ bahsettim ama tek bir kanun yok, değişik kanunlar var ve bu kanunlar genelde uygulandıkları yörenin adı ile tanınıyorlar. Burada söz konusu olan kanun: Ülkenin kuzeyinde, Dukacin yöresinde, geçerli olan Lek Dukacin Kanunu(Kanuni i Lekë Dukagjinit) . Lek Dukacin Kanunu’nun değişik varyasyonları var. Bunlardan bir tanesi Kanuni i Skënderbeut (İskender Bey Kanunu) Lek Dukacin Kanunu’nun önemi yazılı olarak derlenmiş olmasından geliyor. Kanuna adını veren Lek Dukacin 1410-1481 yılları arasında yaşamış. Ülkenin güneyinde genel olarak Kanun i Papazhulit(ZhulitPapazı’nın Kanunu) uygulanıyordu.

Kanun’un asıl önemi ülkede geçerli olan diğer hukuk sistemlerine rağmen, bu hukuk sistemlerinin(devlet ve kilisenin hukuk sistemleri) yanında paralel olarak varlığını sürdürmüş olmasında yatıyor. Tek istisna kanunun Komünist Rejim altında fazla bir varlık gösterememiş olmasında; Bu rejim sırasında kadınlara belirli haklar tanınmıştı. Komünist rejimin çökmesinden sonra kanun yeniden canlanmaya başlamış.

Lek Dukacin Kanunu:
Ev Birliği:
Aynı ataerkil soydan gelme, aynı annenin sütünden içmiş olmak ve köy birliği. Ailenin Reisi babadır. Belirli durumlarda dürt kuşaktan oluşan 50 den fazla kişi aynı çatı altında oturur.
Aynı aileden gelenlerin, ortak kök ne kadar derin ve eski olursa olsun, evlenmeleri yasak. Aynı durum kan kardeşi olanlar ve musahiplik bağı ile birbirilerine bağlı olanlar için de söz konusu. Çocuğun saçının kesilmesinde kirve olanların da birbirileri ile evlenmesi yasaktı çünkü aralarında aile birliğine benzer bir birlik kurulmuş oluyordu. Babaların çocuklar üzerinde, aile reisi olmasalar bile, sınırsız hakları vardı, gerekirse öldürebilirlerdi çocuklarını.
İdare:
Evin reisinin evin temsilcisi olarak köy meclisine katılma hakkı ve mecbruiyeti vardır. Meclis mal dağıtımında, ceza vermede, köyün korunmasında saz sahibidir. Kilise meydanında toplanan aşiret meclisine katılanlar silah taşır ama meclisin barışcıl ortamını bozamaz. Yasa çıkarma ve kazai kararlar vermek köy meclisi yaşlılarının yetki alanına girer. Aşiret reisliği kan yolu ile geçer. Aşiret reisi politik konularda yaşlılar meclisi ile ortaklaşa karar verir.

Kamusal ceza hukuku:
Kanun kamusal cezalandırmayı ve kişilerin kendilerine zarar verenleri cezalandırmasını içeren karma bir cezalandırma sistemi öngörüyor.Kamusal cezalandırma olarak para cezası ve mal cezası vardı.Duruma göre köyden sürme, ölüm cezası, evin yakılması verilebilecek cazalar arasında sayılır. Hapis cezası ve dövme ve yaralama gibi vücuda zarar veren cezalar, erkekliğe ters düştükleri düşüncesi ile uygulanmıyordu. Ölüm cezası köy vbe sancak tarafından ortaklaşa olarak yerine getiriliyordu. Bu şekilde yerine getirilen ölüm cezasında kan davası söz konusu değildi(Şeriatınkestiği parmak acımaz türünden bir düşünce tarzı

Namus/Şeref:
Bir çok suçu cezalandırmak mağdurun yetki alanında. Ama mağdur cezanın tayininde ve yerine getirilmesinde belirli kaidelere uymak zorunda. Burada mala ve cana verilen zararlar ve namus ve şerefe karşı işlenen suçlar söz konusu. Namus sadece erkekler için söz konusu.Ve erkeğin namusu erkeğin namusudur, her erkeğin namusu aynı değerdedir. Namus söz konusu olunca toplumsal konum göz önünde bulundurulmaz. Namusa karşı işlenen suçlarda mal veya para cezası söz konusu olamaz. Bu türden suçlar ya af edilir ya da kanla temizlenir. Namusunu temizlemiyen erkek ölü olarak kabul edilir. Yüzüne tükürülen, yalancı olarak nitelendirilen, tehdit edilen, itilip kakılan, başkasının karısını döven veya kaçıran, verdiği sözü tutmayan, başkasının silahını elinden alan ve başkasının misafiriene saygısızlık eden, başkasının evine hırsızlık için giren, borçlarını ödmeyen, misafirden önce ilk lokmayı yiyen kimse namussuzdur.
Kadının namusu erkeğin namusunun bir parçasıdır. Kadına karşı yapılan namus ve haysıyet kırıcı hareket bir erkeğin namusunu kirletebilecek en kötü harekettir.

Misafir:
‘Arnavutun evi Tanrıya ve misafire aittir’. Cümlesi Arnavutların misafire verdiği önemi belirtir. Misadirin ev sahibine silahını vermesi , silahın verilmesini namus olarak kabul eden bir kültür için en anlamlı jestlerden birisidir. Misafir evde kaldığı sürece güvenliğinden ev sahibi sorumludur. Misafire karşı ters bir hareket ev sahibine yapılan bir harekettir. Misafirperverlik bir düşmana karşı da gösterilir. Misafir evde ,iken belirli bir ritüel uygulanır, kimin nasıl hareket edeceği bellidir ve herkes buna uymak zorundadır. Misadirin tencerenin dibindeki kırıntıları ekmekle temizlemesi ocak taşına el sürmesi, misafirliği sona erdirecek sebeplerdir.

Evlilik ve Kadın:
Kadın kan bağına uygun olarak baba evine bağlıdır. Bu bağımlılık kan davasında önemli bir rol oynar.
Bu konuda daha fazla bilgi için: http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=49172

İntikam:
Kamu hukuku alanına giren ve köy veya sancak tarafından icra edilen ölüm cezası ile intikam almak amacına yönelik öldürmeyi birbirinden ayırmak gerekir. Kan davasında suçluyu ölenin ailesi, kanun hükümlerine uygun olarak öldürür. Kan davasının faili ve mağduru devamlı olarak erkeklerdir. Çocuklar ve kadınlar ne kan davası nın faili ne de mağduru olabilir. Katil öldürdüğü kimsenin ailesine öldürdüğünü bildirmek zorundadır, kimin kimi ne için öldürdüğü belli olsun diye ve cenazeyi aileye teslim etmek zorundadır.Ölenin silahını çalamaz. Aldı ise ailesine teslim etmek zorundadır. Aracılar vasıtasıyla 24 saatlik silahları bırakma anlaşması yapıp cenaze törenine katılabilir. Öldürülenin ailesi belirli bir süre içinde intikam alamasa, ve katili bu süre geçtıikten sonra öldürürse, yeni bir kan davasına yol açmış olur. Kanun ilk zamanlar sadece katilin öldürülmesini intikam almada öngörüyordu. Sonraları ailenin tüm erkek üyelerini kapsamı içine aldı.
Kendini koruma, eve baskın ve hakaret durumlarında işlenen öldürme olaylarında da mağdurun ailesine intikam hakkı veriyor kanun. Diğer tarftan kanun kendisini korumayanları, evine baskın yapanları öldürmeyenleri ve kendisine hakaret edenleri öldürmeyeni namussuz olarak kabul ediyor. Karısını ve zina yaptığı kimseyi suç üstü yakalayıp tek kurşunda öldürmek kan davasına yol açmıyor. Bunun dışında köyün ve sancağın zina yapanları ölüm cezası ile cezalandırma hakları var. Kan davası kuşaklar boyu devam ediyor çoğu durmuda. Yüzyılın başında yapılan bir istatistiğe göre erkeklerin yüzde 23ü ile yüzde 42sinin ölüm sebebi kan davası.

Devlet Hukuku/Positif Hukuk:
Tüm çabalara rağmen örf ve adete dayanan ‘Kanunun’ etkisini ortadan kaldırmak mümkün olmamış Arnavutluk’ta şimdiye kadar. Bunun en başta gelen sebeplerinden bir tanesi, devletin hakim olabilmek için aşiret reislerinin yardımına muhtaç olması ve onların yardımlarını alabilmek için onlara ödün vermesi olarak gösteriliyor. Komünist sistem hukuk sistemini tüm ülkeye kabul ettirdiğini savunuyordu. Bunun böyle olmadığı sistemin çökmesinden ve kanunun yeniden canlanmasından sonra ortaya çıktı. Köklü bir organizasyon bırakmadan giden komünist sistemin bıraktığı boşluğu örf ve adete dayalı kanun hukuku doldurdu. 2001 senesinin verilerine göre 1991 den o zamana kadar 5000 kişi öldürülmüş. 60.000 kişi öldürülmek korkusu ile evden dışarı çıkmıyormuş.

Devlet optoritesinin kurulması ve kişilerin şahsi cezalandırmadan ve şahsi aftan vazgeçirilmeleri toplumun demokratikleşmesine bağlı. Bu da bir hayi zaman alacak anlaşılan.


Saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hukuk Mahkemesinden yazışma için "masraf" isteyen Bankalara "dur" diyen karar Avukat Hakan Eren Hukuk Sohbetleri 48 09-11-2012 00:33
"Kanun" ve „Erkek Kadınlar" Gemici Kadın Hakları Çalışma Grubu 0 06-04-2010 01:29
Matbu bono metni üzerindeki "malen" kelimesinin üzeri çizilerek "nakden" yazılması Av.Özgür Özlem Öngel Meslektaşların Soruları 9 26-02-2008 17:02


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04910493 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.