Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

İstanbul Anadolu Adalet Sarayı

Yanıt
Old 27-01-2013, 19:05   #31
Admin

 
Varsayılan

Geçen hafta itibariyle Kadıköy Adliye(ler)indeki hiçbir birim taşınmamıştı. Yine geçen hafta itibariyle duyumlar Şubat'ın ilk haftası taşınma olacağı şeklindeydi. Bu açıdan en azından bu hafta da eski yerlerinde olacaklarını varsayabiliriz.
Old 29-01-2013, 14:29   #32
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Admin
Geçen hafta itibariyle Kadıköy Adliye(ler)indeki hiçbir birim taşınmamıştı. Yine geçen hafta itibariyle duyumlar Şubat'ın ilk haftası taşınma olacağı şeklindeydi. Bu açıdan en azından bu hafta da eski yerlerinde olacaklarını varsayabiliriz.

Az önce Kadıköy Adliyesi'ndeydim. Her katta asılı ilandan aklımda kalanı:

"1,2,3 Şubat tarihlerinde taşınma işlemleri yapılıp, 4 şubat tarihnden itibaren Anadolu Adliyesi'nde hizmet verilecektir."

Mahkeme kalem kapılarında da "Acil işlemler dışında işlem yapılmayacaktır" yazısı var.
Old 04-02-2013, 13:56   #33
Monete

 
Varsayılan Kartal Hukuk Mahkemeleri taşındı mı?

Merhaba,
5 şubatta Kartal 3 asliye Hukuk Mahkemesinde duruşmam var. Eski adliye telefonu çalıyor, ancak açan yok. Yeni Saray(!)a taşınıp taşınmadığı konusunda bilgisi olan var mı? Bursa'dan geleceğim, adliyeyi ararken duruşmayı kaçırmak istemiyorum.
Old 04-02-2013, 15:43   #34
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sabah, ( Eski Kadıköy İş Mahkemesindeki) duruşmam nedeniyle İstanbul Anadolu Adliyesi’(Kartal)ndeydim.

Öncelikle İstanbul yönünden özel aracıyla gidecekler için, yol ve otopark tarifi vereyim. Maltepe yol ayrımını geçer geçmez, sağ şeritten devam etmekte yarar var. Trafik levhalarına adliye yazısı eklenmiş. Levhaya bakarak, kolayca Adliyenin önüne gelebiliyorsunuz. Otopark girişinde “Avukat Otoparkı” yazısı olmasına rağmen, görevliler size “Geri dönün soldaki yola girin, 100 m. Sonra sola dönün, otopark girişi orada” diyecektir. 100 m.sonra sola dönünce ihtişamlı bir “Giriş” yapıldığın görüyorsunuz. Tam da “Tanrım bu kadar basit mi, bulacaktım” diye düşünürken, yine bir görevli “30 m. Daha gideceksiniz daha sonra soldan giriş yapacaksınız” dese de, inanmayın. Çünkü bu tarife göre ters istikametten giderek trafik kurallarını ihlal edersiniz. Oysa 150 m. kadar ileride “sola dönülmez” levhasının oradan sola doğru “U” dönüşü yaparak 120 m. kadar geri gelirseniz, açık otoparka kavuşmuş olursunuz. Burasının girişi inşaat halinde olduğu için, içeriye bedava girebilirsiniz.

Nihayet aracınızı park ettiniz ve kalabalığa doğru hareketlendiniz. Binadan içeri girince özel güvenlik görevlileri sizi karşılayacak ve çantanızı x-ray cihazınızdan geçirmenizi isteyecekler. Siz avukatlık kimlik kartınızı gösterip bir de “avukatım” deseniz de, “olsun, çantanızı cihazdan geçirmeniz gerekir” diyecekler. Benim gibi etrafınızda toplanan görevlilere hakemin sarı kart göstermesi gibi 3 defa “avukatım, avukatım, avukatım” derseniz, bir görevli kartınıza bakarak “isminizi söyler misiniz” diyecek. Siz mecburen kartınızdaki ismi söyleyeceksiniz. Görevli Çağlayan Adliyesi’ndeki gibi isminizi bir yere yazmayacak, çünkü hafızası çok güçlü olduğundan gerek görmeyecektir.

Ne güzel! Artık Avrupa’nın en büyük adliyesindesiniz. Hemen önünüzde asansörleri göreceksiniz. Bekleşen meslektaşları da göreceksiniz. Sosyalleşmenin bir yolu da budur. Sohbete, “X Mahkemesinin yerini bilen var mı” diyerek katılabilirsiniz. Çekinmeden sorun, çünkü göreceksiniz ki kimse bilmemektedir.

Neyse, epeyce yürüdükten ve sonrasında kaybolduktan sonra mahkemeyi bulacaksınız. Duruşma saatinden yarım saat önce gelmenize şükrettikten sonra, 9.55 teki duruşmaya 11.30 girmeyi umursamayacaksınız bile. Ne yani yıllarca beklediniz, hala alışamadınız mı?

Başka işiniz yokmuş gibi, “Neden inşaatı bitmemiş bir adliyeye gelmek zorundayız” diye düşünerek yürürken, yerdeki karoların bazılarının sökük veya takılmamış olduğunu göreceksiniz. Görememeniz mümkün değil, çünkü az önce karonun olması gerektiği yerdeki toz bulutuna bastınız ve dengeniz bozuldu. “Yahu bari bir kahvaltı yapayım” diye düşünürseniz ve A blokta zemin katta değilseniz, önce zemin kata ineceksiniz daha sonra 1.kata çıkacaksınız. Ve alışveriş merkezlerinin yemek katına benzer lokantaları göreceksiniz. Ha, “niye doğrudan bağlantı yok da, insanları önce aşağıya indirip, sonra tekrar yukarı çıkarıyorlar” diye soracaksanız bana sormayın. Çünkü cevabı ben de bulamadım. Ama A bloktan B bloka ya 4. kattan ya da zemin kattan bağlantı var.

Bu arada uyarayım; hakim, savcı arkadaşınız var da ziyaret etmek istiyorsanız, tam fırsatı. Çünkü hakimlerin odasının bulunduğu koridora takılan turnikeler henüz tamamlanmamış, şansınızı kullanın. Bir daha zor geçersiniz yoksa. “Aynı koridorda mahkeme kalemleri de var” diyecek olanlara da lafım hazır: “Avukatın mahkeme kaleminde ne işi var?”.

Şimdilik bu kadar…
Old 04-02-2013, 18:41   #35
olgu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
.

Nihayet aracınızı park ettiniz ve kalabalığa doğru hareketlendiniz. Binadan içeri girince özel güvenlik görevlileri sizi karşılayacak ve çantanızı x-ray cihazınızdan geçirmenizi isteyecekler. Siz avukatlık kimlik kartınızı gösterip bir de “avukatım” deseniz de, “olsun, çantanızı cihazdan geçirmeniz gerekir” diyecekler. Benim gibi etrafınızda toplanan görevlilere hakemin sarı kart göstermesi gibi 3 defa “avukatım, avukatım, avukatım” derseniz, bir görevli kartınıza bakarak “isminizi söyler misiniz” diyecek. Siz mecburen kartınızdaki ismi söyleyeceksiniz. Görevli Çağlayan Adliyesi’ndeki gibi isminizi bir yere yazmayacak, çünkü hafızası çok güçlü olduğundan gerek görmeyecektir.


Aynı olayı Ankara Adliyesinde geçen hafta yaşadım, kartımı okutarak turnikeden geçtim, özel güvenlik "lütfen çantanızı x-ray cihazına koyun" dedi. avukat olduğumu bildiği için tekrarlama ihtiyacı duymadım.
Kendisine "hakim ve savcılarda çantalarını koyuyorlarmı?" diye sorunca
"ne münasebet" diye çıkıştı bir anda.
"o zaman bende koymuyorum, eğer güvenlik taramasıyla onlarda girecek yoksa sadece avukatlara özgü güvenlik taraması yapamazsınız, şimdi ne yapacaksınız" dedim.
"üzgünüm tutanak tutacağız" dedi
tutanak no 1 olarak tutanağımı tutturdum, ben işimi bitirip adliyeden çıkarken (saat 10.00) gibi, aynı kapıda onlarca avukat kendi tutanaklarını tutuyordu öğrendim 10:30 gibi adliyeden sorumlu başsavcı geri adım atmış,
"avukatlar kimlik gösterip geçsinler" demiş.
Bu sefer adliye personeline kafayı takmışlar onlar bir kaç sabahtır tartışma halindeler.

2 hafta önce istanbulda bir hakim platonik aşk yaşağıdığı 30 yaş küçük kalem personelini silahla rehin aldı...
Old 05-02-2013, 08:28   #36
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Sabah, ( Eski Kadıköy İş Mahkemesindeki) duruşmam nedeniyle İstanbul Anadolu Adliyesi’(Kartal)ndeydim.

Öncelikle İstanbul yönünden özel aracıyla gidecekler için, yol ve otopark tarifi vereyim. Maltepe yol ayrımını geçer geçmez, sağ şeritten devam etmekte yarar var. Trafik levhalarına adliye yazısı eklenmiş. Levhaya bakarak, kolayca Adliyenin önüne gelebiliyorsunuz. Otopark girişinde “Avukat Otoparkı” yazısı olmasına rağmen, görevliler size “Geri dönün soldaki yola girin, 100 m. Sonra sola dönün, otopark girişi orada” diyecektir. 100 m.sonra sola dönünce ihtişamlı bir “Giriş” yapıldığın görüyorsunuz. Tam da “Tanrım bu kadar basit mi, bulacaktım” diye düşünürken, yine bir görevli “30 m. Daha gideceksiniz daha sonra soldan giriş yapacaksınız” dese de, inanmayın. Çünkü bu tarife göre ters istikametten giderek trafik kurallarını ihlal edersiniz. Oysa 150 m. kadar ileride “sola dönülmez” levhasının oradan sola doğru “U” dönüşü yaparak 120 m. kadar geri gelirseniz, açık otoparka kavuşmuş olursunuz. Burasının girişi inşaat halinde olduğu için, içeriye bedava girebilirsiniz.

Nihayet aracınızı park ettiniz ve kalabalığa doğru hareketlendiniz. Binadan içeri girince özel güvenlik görevlileri sizi karşılayacak ve çantanızı x-ray cihazınızdan geçirmenizi isteyecekler. Siz avukatlık kimlik kartınızı gösterip bir de “avukatım” deseniz de, “olsun, çantanızı cihazdan geçirmeniz gerekir” diyecekler. Benim gibi etrafınızda toplanan görevlilere hakemin sarı kart göstermesi gibi 3 defa “avukatım, avukatım, avukatım” derseniz, bir görevli kartınıza bakarak “isminizi söyler misiniz” diyecek. Siz mecburen kartınızdaki ismi söyleyeceksiniz. Görevli Çağlayan Adliyesi’ndeki gibi isminizi bir yere yazmayacak, çünkü hafızası çok güçlü olduğundan gerek görmeyecektir.

Ne güzel! Artık Avrupa’nın en büyük adliyesindesiniz. Hemen önünüzde asansörleri göreceksiniz. Bekleşen meslektaşları da göreceksiniz. Sosyalleşmenin bir yolu da budur. Sohbete, “X Mahkemesinin yerini bilen var mı” diyerek katılabilirsiniz. Çekinmeden sorun, çünkü göreceksiniz ki kimse bilmemektedir.

Neyse, epeyce yürüdükten ve sonrasında kaybolduktan sonra mahkemeyi bulacaksınız. Duruşma saatinden yarım saat önce gelmenize şükrettikten sonra, 9.55 teki duruşmaya 11.30 girmeyi umursamayacaksınız bile. Ne yani yıllarca beklediniz, hala alışamadınız mı?

Başka işiniz yokmuş gibi, “Neden inşaatı bitmemiş bir adliyeye gelmek zorundayız” diye düşünerek yürürken, yerdeki karoların bazılarının sökük veya takılmamış olduğunu göreceksiniz. Görememeniz mümkün değil, çünkü az önce karonun olması gerektiği yerdeki toz bulutuna bastınız ve dengeniz bozuldu. “Yahu bari bir kahvaltı yapayım” diye düşünürseniz ve A blokta zemin katta değilseniz, önce zemin kata ineceksiniz daha sonra 1.kata çıkacaksınız. Ve alışveriş merkezlerinin yemek katına benzer lokantaları göreceksiniz. Ha, “niye doğrudan bağlantı yok da, insanları önce aşağıya indirip, sonra tekrar yukarı çıkarıyorlar” diye soracaksanız bana sormayın. Çünkü cevabı ben de bulamadım. Ama A bloktan B bloka ya 4. kattan ya da zemin kattan bağlantı var.

Bu arada uyarayım; hakim, savcı arkadaşınız var da ziyaret etmek istiyorsanız, tam fırsatı. Çünkü hakimlerin odasının bulunduğu koridora takılan turnikeler henüz tamamlanmamış, şansınızı kullanın. Bir daha zor geçersiniz yoksa. “Aynı koridorda mahkeme kalemleri de var” diyecek olanlara da lafım hazır: “Avukatın mahkeme kaleminde ne işi var?”.

Şimdilik bu kadar…


İstanbul Anadolu Adliyesi'ne (saray demek istemiyorum) gitmeden bir telaş sardı beni.

Sahi avukatın mahkeme kaleminde ne işi var?
Old 05-02-2013, 08:34   #37
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan olgu
Aynı olayı Ankara Adliyesinde geçen hafta yaşadım, kartımı okutarak turnikeden geçtim, özel güvenlik "lütfen çantanızı x-ray cihazına koyun" dedi. avukat olduğumu bildiği için tekrarlama ihtiyacı duymadım.
Kendisine "hakim ve savcılarda çantalarını koyuyorlarmı?" diye sorunca
"ne münasebet" diye çıkıştı bir anda.
"o zaman bende koymuyorum, eğer güvenlik taramasıyla onlarda girecek yoksa sadece avukatlara özgü güvenlik taraması yapamazsınız, şimdi ne yapacaksınız" dedim.
"üzgünüm tutanak tutacağız" dedi
tutanak no 1 olarak tutanağımı tutturdum, ben işimi bitirip adliyeden çıkarken (saat 10.00) gibi, aynı kapıda onlarca avukat kendi tutanaklarını tutuyordu öğrendim 10:30 gibi adliyeden sorumlu başsavcı geri adım atmış,
"avukatlar kimlik gösterip geçsinler" demiş.
Bu sefer adliye personeline kafayı takmışlar onlar bir kaç sabahtır tartışma halindeler.

2 hafta önce istanbulda bir hakim platonik aşk yaşağıdığı 30 yaş küçük kalem personelini silahla rehin aldı...
Ankara Adliyesi'nde yasaların isabetli olarak uygulanması için çaba sarfeden meslektaşlarıma teşekkür ederim.

Ancak doğru olanı savunurken "su-i misal emsal olmaz" düsturuyla hareket etmek gerektiği ve bir hakimin silahıyla kalem personelini rehin alması olayına atıfta bulunulmasının yanlış olduğu kanaatindeyim.

Zira Danıştay'daki saldırıyla avukatın bir hakimi öldürmesi sonrasında karakollara ve adliyelere girişlerde polislerin avukatlara "çantanızı ve hatta üstünüzü aramamız gerekiyor, gördüğünüz gibi avukatlar da cinayet işleyebiliyor" mantığıyla hareket ettiklerini hatırlatmak isterim.
Old 05-02-2013, 09:18   #38
olgu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Engin EKİCİ
Ankara Adliyesi'ndeki yasaların isabetli olarak uygulanması için çaba sarfeden meslektaşlarıma teşekkür ederim.

Ancak doğru olanı savunurken "su-i misal emsal olmaz" düsturuyla hareket etmek gerektiği ve bir hakimin silahıyla kalem personelini rehin alması olayına atıfta bulunulmasının yanlış olduğu kanaatindeyim.

Zira Danıştay'daki saldırıyla avukatın bir hakimi öldürmesi sonrasında karakollara ve adliyelere girişlerde polislerin avukatlara "çantanızı ve hatta üstünüzü aramamız gerekiyor, gördüğünüz gibi avukatlar da cinayet işleyebiliyor" mantığıyla hareket ettiklerini hatırlatmak isterim.


Bende zaten avukatları şüpheli görmelerine sebep olan olayı hatırlatmak için yazdım. Eğer bir avukatın eylemi sevebiyle şüpheli hale geldiysek, o hakimin bu eylemi sebebiyle hakim ve savcılar da şüpheli olması gerekir bu mantıkla.
Old 05-02-2013, 11:41   #39
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Bu sabah da birlikte çalıştığımız meslektaşımız oradaydı. Ümraniye Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyanın duruşması için gitti. Mahkemenin hakimi olmadığı için, mazeret dilekçesi bırakmış. Ümraniye Adliyesi, Kartal'a taşınmış yani.

Diğer duruşmalara girmek için Baro Pulu lazım olmuş. Baro pulu satan Baro Odası yokmuş.

Bir müvekkil şirketin dosyada yatan epey yüklüce parası vardı. Taşınma işlemleri nedeniyle 10 gündür çekemiyorduk. İcra Müdürünü aradım. Müdür Beyin cevabı "Biz geldik ama dosyalar gelmedi" oldu. Ben de "Dosyalar perşembe-cuma geliyormuş" dedim. El cevap:"Dosya gelse de, bilgisayar bağlantım olmadan hiçbir şey yapamam. 100 TL.lik nafakayı dahi ödeyemiyorum. 10 gün iş beklemeyin"

Bu nasıl iş sayın meslektaşlar! Taşınma öncesi 10 gün, sonrası 10 gün iş yapılmıyor. 21 inci yüzyıla girdik mi, sahiden.
Old 05-02-2013, 16:53   #40
eser_29

 
Varsayılan

İstanbul'daki taşınma sorunun küçük çaplı hali ankara adliyesinden icra dairelerinin taşınması ile 2 haftadır burada da yaşanıyor. Vatandaş-avukat mağdur olmuş, işini yapamıyormuş kimin umurunda !
Old 08-02-2013, 22:18   #41
mslmklvz

 
Varsayılan

Bugünkü durum itibariyle,mahkemelerde pek sorun yaşanmıyor.Eski dosya numaraları yenileri ile değiştirilmiş.Ayrıca eskiden bir mahkemede olan dosyalar tek çift diye ayrılarak farklı mahkemelere verilmiş.Mahkeme salonlarına giriş kapıları ve salondan çıkış kapıları farklı..Çıkış kapıları mahkemenin kaleminin olduğu koridora çıkıyor..
Bunun dışında icra müdürlüklerinin önü dosyalarla dolu..Hummalı bir çalışma var..İcraların tam olarak çalışmaya başlamaları bir iki haftayı bulur gibi.
Ayrıca adliyeye girdiğiniz andan itibaren inşaat havasını soluyorsunuz..Tam olarak bitmemiş..Şu an tam bir curcuna yaşanıyor..Adliyenin genel olarak bende bıraktığı ilk intiba çağlayan adliyesi ile kıyaslanamayacak kadar kötü yapıldığı..Bu kadr büyük bir alana hukuk mahkemeleri ,ceza mahkemeleri,icra müdürlükleri gibi ayrı bloklar yapılabilirdi..Ayrıca her zaman olduğu gibi avukatlar yok sayılmış..İkinci gidişim olmasına rağmen baro odası gözüme çarpmadı.İş mahkemelerinin olduğu katta manzarası en güzel olan yeri çay ocağı yapmışlar.Umarım ilerleyen süreçte bu olumsuzluklar giderilir..
Old 13-02-2013, 09:08   #42
Av.Yüksel Eren

 
Varsayılan

1-Yürümeyen "yürüyen" merdivenler,

2-Bina blok girişlerine yapılmasına gerek görülmeyen merdivenler,

3-İlla ki merdivenle çıkacağım diye inat edenler için uzun koridor yürüyüşleri sonucunda ancak blok içlerinde ulaşılabilen merdivenler, (Merdivenlere fena halde takmış durumdayım; zaten yoğun olan asansörler için uzunca süre beklemek zorunda mıyım?)

4-Sadece vestiyer olarak görev yapan baro odaları, (İki satır yazı yazma ihtiyacınız olsa yazacak bilgisayar yok),

5-Fotokopi sadece çay ocaklarında çekilebiliyor,

Benim için Anadolu Adalet Sarayı ilk izlenimleri kısaca "en büyük hayal kırıklığı"
Old 14-02-2013, 16:42   #43
janveljan

 
Dikkat "saraydan vekil kaçırma"

1-Eğer mutsuzsanız, hayatınızdan sıkıldıysanız;
Bol bol mezarlık ziyareti yapın,

2-Eğer sağlığınızdan memnun değilseniz, en ufak bir soğuk algınlığında bile mızmızlanıp duruyorsanız;
Bol bol hastane ziyareti yapın, servislere girip çıkın.

3-Eğer İstanbul (Çağlayan) adliyesinden mennun değilseniz ;

Fırsat bulur bulmaz Anadolu Adalet “Saray”ını ziyaret edin.

Sizi temin ederim ki o beğenmediğimiz, açılan başlık altına bir sürü şikâyet yazdığımız İstanbul (Çağlayan) Adliyesi gözünüze adeta Saray gibi görünecek, kendinizi 11. Katta kraliçe Elizabeth‘in dairesini ararken bulacaksınız.

O denli !
Old 14-02-2013, 17:27   #44
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan janveljan
[3-Eğer İstanbul (Çağlayan) adliyesinden mennun değilseniz ;

Fırsat bulur bulmaz Anadolu Adalet “Saray”ını ziyaret edin.

Sizi temin ederim ki o beğenmediğimiz, açılan başlık altına bir sürü şikâyet yazdığımız İstanbul (Çağlayan) Adliyesi gözünüze adeta Saray gibi görünecek, kendinizi 11. Katta kraliçe Elizabeth‘in dairesini ararken bulacaksınız.

O denli !

Dün benzer şeyleri ben yazacaktım, vakit bulamadım. Dün Anadolu Adliyesindeydim.İkinci gidişim olduğu için daha fazla inceleme fırsatı buldum. Aynen yazdığınız gibi düşündüm. "Çağlayandaki binayı beğenmedik, pişman etmek için Kartal'daki binayı yapmışlar" dedim.

Avukat Girişi'nin oradaki ve bir altındaki katın girişindeki, bir şeye benzetemediğim sütunları dikkatli inceleyin, lütfen. Mermerlerin arasındaki derzler doldurulmamış bile. İki mermer plakasının arasına (iki yere) sakız gibi bir şey yapıştırmışlar.

Bendeki izlenim şu: O bina hiç de sağlam değil. Umarım, İstanbul'da bir deprem olmaz. Yıkıcı bir depreme gerek yok, sarsıcı bir depremde bile binanın tahliyesi imkansız. İzdiham yaşanır ve çok fazla can kaybı olur.
Old 14-02-2013, 17:29   #45
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Yüksel Eren
1-Yürümeyen "yürüyen" merdivenler,

2-Bina blok girişlerine yapılmasına gerek görülmeyen merdivenler,

3-İlla ki merdivenle çıkacağım diye inat edenler için uzun koridor yürüyüşleri sonucunda ancak blok içlerinde ulaşılabilen merdivenler, (Merdivenlere fena halde takmış durumdayım; zaten yoğun olan asansörler için uzunca süre beklemek zorunda mıyım?)

4-Sadece vestiyer olarak görev yapan baro odaları, (İki satır yazı yazma ihtiyacınız olsa yazacak bilgisayar yok),

5-Fotokopi sadece çay ocaklarında çekilebiliyor,

Benim için Anadolu Adalet Sarayı ilk izlenimleri kısaca "en büyük hayal kırıklığı"

Aynen katılıyorum. 9 tane baro odası var, sadece 2 tanesinde faks çekilebiliyormuş. Hiçbirinde fotokopi yok. Avukatların dinleneceği veya çalışacağı bilgisayarlar yok. Avukatlara su bile yoookkkk.
Old 15-02-2013, 08:54   #46
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Aynen katılıyorum. 9 tane baro odası var, sadece 2 tanesinde faks çekilebiliyormuş. Hiçbirinde fotokopi yok. Avukatların dinleneceği veya çalışacağı bilgisayarlar yok. Avukatlara su bile yoookkkk.
Üstad Kavili'nin tabiriyle "kahrolsun avukatlar!"
Old 15-02-2013, 14:55   #47
aytül

 
Varsayılan

Yine bir mimarlık harikasıyla karşı karşıyayız! Adliyenin işleyişinden habersiz kimseler tarafından yapıldığı çok belli oluyor.

1-Bloklar arası geçiş yok. Yani A blok 2.katta işinizi bitirdiniz ve B blok 3.katta işiniz var diyelim. Zemin kata inerek B bloğa geçmek ve 3.kata çıkmanız gerekiyor.

2-Çağlayan adliyesindeki gibi, mahkeme kalemleri duruşma salonlarının arkasındaki koridorda yerini almış. Ancak bir fark var. Bu koridorun giriş ve çıkış kapısı aynı yerde. Yani işiniz olan mahkeme kalemi koridorun en sonundaysa, çıkmak için tekrar aynı yolu geri yürüyüp çıkabiliyorsunuz

Gerçekten çıldırmamak elde değil. Vakit kaybı çok yaşanıyor, o nedenle duruşmanızdan çok önce adliyeye gelmenizi tavsiye ederim. Hepimize kolay gelsin...
Old 15-02-2013, 16:59   #48
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan aytül
2-Çağlayan adliyesindeki gibi, mahkeme kalemleri duruşma salonlarının arkasındaki koridorda yerini almış. Ancak bir fark var. Bu koridorun giriş ve çıkış kapısı aynı yerde. Yani işiniz olan mahkeme kalemi koridorun en sonundaysa, çıkmak için tekrar aynı yolu geri yürüyüp çıkabiliyorsunuz

...

Bunun nedenini yukarıdaki mesajlarımdn birinde yazdım. Hakimlerin odaları da aynı koridordadır. Koridorun başındaki natamam turnikeyi görmüşsünüzdür. O turnike tamamlanınca, bizim geçişimiz yasaklanacak. Yani hakim ve savcılarla görüşemeyeceğiz."Ön Büro" dedikleri yer ile muhatap olacağız. Anlaşıldığı kadarıyla, mahkeme kalemlerine de giremeyeceğiz.
Old 15-02-2013, 20:07   #49
emrahcevik

 
Varsayılan

göçebe bir toplum olunca böyle oluyor.

bu toplum bina yapmayı bilmiyor. mimari bilgisi sıfır. evinden mahkemesine tapusundan stadına kadar herbiri ayrı garabet binalarda yaşıyoruz.

adliyeler bundan münezzeh değil.

bir yapıda ilk etapta önemli olan nedir?

işlevsellik değil mi? hayatımızı kolaylaştırmasını isteriz.

işte daha ilk adımda sınıfta kalıyor. harcanan paraya yazık olmuş. fazla uzatmak da istemiyorum.
Old 16-02-2013, 08:36   #50
emrahcevik

 
Varsayılan

adliyenin ticarethane bakanlığın da tacir olmadığını bunlara anlatmak lazım.

adliye içine lokanta katı yapmışlar. birkaç tane lokanta var.

bunlardan bir tanesine girdim.

çeşit fazla değil. ama fiyatlar fazla. siz siz olun yemek için iki kere düşünün. kuru fasulye, pilav ve yoğurt nasıl 14 TL olabilir. ben mi türkiye'de yaşamıyorum onlar mı? et yemeklerinin fiyatlarını varın siz düşünün. üstelik lezzetsiz.

adliyeyi ticarethane gibi görürseniz kar etmek istersiniz. parayı da vatandaşa ödetirsiniz.

çağlayan'nın ilk zamanlarında olduğu gibi adamın biri ihaleyle bir sürü hizmeti verme hakkını almış. fotokopi 20 kuruş ve kafeteryalarda çekiliyor. vestiyerlerde fotokopi yok. su da yok. mecburen adamdan almanız lazım. ya da nadir bulunan baro odalarından birine gitmeniz lazım.

sağlı sollu size bir şeyler satmak için bekleyen el arabalı çalışanlar var. önlük de takmışlar.

orada mümkünse bir şeyler yiyip içmeyin. su bile almayın. zarar ederlerse kapatırlar herhalde. adam ihale parasını uyduruk fasulyeye istediği 9 TL ile çıkarmaya çalışıyor.
Old 18-02-2013, 16:34   #51
aytül

 
Varsayılan

Yemek konusunda ben de bugün bir hüsran yaşadım. Adliye içindeki lokantalardan birinde, yemekhane tarzı bir yemeğe 22-TL ödedim. Çağlayan'da 10-TL'ye aynı tür yemeği yiyebiliyorsunuz. Güzel olsa içim yanmayacak.

Fotokopiyi ise 30 kuruşa çektirdim. :/
Old 18-02-2013, 17:07   #52
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan aytül
Yemek konusunda ben de bugün bir hüsran yaşadım. Adliye içindeki lokantalardan birinde, yemekhane tarzı bir yemeğe 22-TL ödedim. Çağlayan'da 10-TL'ye aynı tür yemeği yiyebiliyorsunuz. Güzel olsa içim yanmayacak.

Fotokopiyi ise 30 kuruşa çektirdim. :/
Adliye lokantalarını ve yemek seçeneklerini, otobüs firmalarının mola verdiği alelade dinlenme tesislerinde bulunan sıradan lokantalardaki yemeklere ve anlayışa benzetiyorum.

Fotokopinin 30 kuruş olmasının da fırsattan istifade mantığı olduğu anlaşılıyor..
Old 18-02-2013, 17:14   #53
aytül

 
Varsayılan

Peki bu ön büro sisteminde, dosyaları nasıl inceleyeceğiz? Ya da bir şey danışmak istediğimizde, peçeteye yazıp, bunu müdüre iletebilir misiniz mi diyeceğiz?
Old 19-02-2013, 13:56   #54
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan aytül
Peki bu ön büro sisteminde, dosyaları nasıl inceleyeceğiz? Ya da bir şey danışmak istediğimizde, peçeteye yazıp, bunu müdüre iletebilir misiniz mi diyeceğiz?

Uygulama böyle olursa ben istek olarak peçeteye "Hakim Bey" şarkısını yazacağım.
Old 19-02-2013, 15:19   #55
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Ben geçen Hakim Savcı restauranında yedim. Baya baya restaurant, efendim efendim diye yanıp tutuşan garsonlar, fakat muazzam bir deniz manzarası...

Ve soğuk iğrenç yemekler. Ama anladığım kadarıyla avukatlarınkinden daha ucuz iki kişi 20 TL verdik. Yani bir hakim savcının 3 çeşit yemeği 10 TL iken bizimki 22 TL vaaay beee
Old 26-02-2013, 13:14   #56
Admin

 
Varsayılan

İstanbul Anadolu Adalet sarayı ile ilgili açılışa dönemine yönelik izlenimlerim:

1- Binanın asansörlerini kalabalık nedeniyle kullanmanız imkansız, yürüyen merdivenlerin çoğu çalışmıyor ve inanılması güç ama bu nedenlerle adliyenin en kalabalık yeri yangın merdivenleri! Tabii Avrupa'nın en büyük adliyesinde işlerinizi yangın merdivenleri aracılığıyla çözmek durumunda kaldığınızda 3 kuşak geriden gelen gizli bir kalp rahatsızlığınız dahi, size en kısa zamanda Kalp Krizi olarak geri dönecektir, bu bağlamda İstanbul Anadolu Adliye Sarayının İstanbul Barosu avukatları üzerinde ciddi bir "nüfus planlaması" etkisi yapması kaçınılmaz.

2- Adliyenin metro istasyonundan, duruşma salonunun kapısına gitmeniz mahkemenin adliye içindeki yerini biliyorsanız 30 dakika, bilmiyorsanız 60 dakika kadar zaman alabiliyor. Bu şekilde duruşmaların kaçırılması suretiyle düşecek dava dosyaları Türk Adli Sisteminin yükünü ciddi şekilde hafifletecektir.

3- Adalet Sarayımızın inşasının sadece Adalet Bakanlığının koordinasyonu ile yapıldığını sanmıyorum. Spor Bakanlığı da mutlaka görüş bildirmiş olmalı. 80'li yıllarda TRT'de yayınlanan Beyaz Gölge dizisi Türkiye'de basketbolu nasıl patlattıysa, bu Adliyenin de maraton, dekatlon, triatlon ve diğer benzer güç ve dayanıklılık isteyen sporlar üzerinde benzer bir devrimsel etki yapacağına eminim. 2050'li yıllarda bu sporlarda alacağımız olimpiyat madalyası sahiplerine bakın, mutlaka anne/babaları İstanbul'da dava açmış çıkacak.

4- Bir vatandaş olarak o Adliyeye gelip dava açmaya çalıştığınızı düşünemiyorum. Bir defa Avrasya Maratonunda dereceniz yoksa, hiç bu işe kalkışmayın. Kalkışanların yarısı falan da ortada pes edecektir mutlaka. Bu da tabii adli sistemdeki dosya sayımızda ciddi bir iyileşme anlamına gelecektir.

5- Merdivenlerin konumları enteresan. Bulunduğunuz kalemin tam bir üstündeki kalemde bir işiniz var diyelim. Biraz yüksek ama ben size pencereden yukarıya tırmanmayı öneririm. İnanın merdiven ararsanız beni dinlemediğinize pişman olursunuz.

6- Bloklar arası geçişler daha da enteresan. Mesela A blok 2.kattan B blok -4'e kata gitmek istiyorsunuz diyelim. Hiç uğraşmayın. Başka bir boş gününüzde o blok için özellikle Adliyeye bir daha gelirsiniz, daha kolay olur.

7- Kalem koridorlarına konan turnikeler çok yaratıcı olmuş. Turnike girişlerine Akbil konulmasını öneriyorum, kısa zamanda binanın maliyeti çıkar.

8- Taşınmadan önce Kadıköy'te 4 tane Adliye binası vardı, bunların 3'ü Kadıköy'ün tamamen değişik yerlerindeydi. Mesela Kadıköy ceza mahkemesi binasından, İcra Mahkemesi binasına gitmek için Kadıköy'ün bir ucundan diğer bir ucuna gitmeniz gerekirdi. Ancak ilçe içindeki bu yolculuğunuz, şu anda aynı binada olan bu iki yer arasındaki yolculuğunuzdan yürüyorsanız zaman zaman, taksi kullanıyorsanız her zaman daha kısa sürecektir .

9- Binanın çevresine hukukçulara pazarlanmak üzere pekçok plaza yapılmış. Eğer Adliyeye yakın olur diye taşınmayı düşünen varsa, önermiyorum. Adliyenin değil çevresinde, bizzatihi içinde bile yer kiralasanız, Adliyeye yakın olmazsınız öyle söyleyeyeyim.

10- Adliyenin tam bitişindeki Hastahane bulunmasını çok isabetli buldum. Ancak Hastahanenin kalp- damar hastalıkları, ortopedi ile ruh ve sinir hastalıkları kliniklerine kapasite genişlemesi yapılmasını öneririm.

Açılışa yönelik izlenimlerim böyle, eğer Adliye bizi öldürmez de hayatta kalmayı başarırsak bundan birkaç yıl sonra tekrar bir yorum yapmayı diliyorum.
Old 26-02-2013, 14:00   #57
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Admin
İstanbul Anadolu Adalet sarayı ile ilgili açılışa dönemine yönelik izlenimlerim:



Açılışa yönelik izlenimlerim böyle, eğer Adliye bizi öldürmez de hayatta kalmayı başarırsak bundan birkaç yıl sonra tekrar bir yorum yapmayı diliyorum.

Ben, o adliyeye hiç gitmeden emekli olurum diye planlıyorum.
Old 26-02-2013, 14:49   #58
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Admin
İstanbul Anadolu Adalet sarayı ile ilgili açılışa dönemine yönelik izlenimlerim:

1- Binanın asansörlerini kalabalık nedeniyle kullanmanız imkansız, yürüyen merdivenlerin çoğu çalışmıyor ve inanılması güç ama bu nedenlerle adliyenin en kalabalık yeri yangın merdivenleri! Tabii Avrupa'nın en büyük adliyesinde işlerinizi yangın merdivenleri aracılığıyla çözmek durumunda kaldığınızda 3 kuşak geriden gelen gizli bir kalp rahatsızlığınız dahi, size en kısa zamanda Kalp Krizi olarak geri dönecektir, bu bağlamda İstanbul Anadolu Adliye Sarayının İstanbul Barosu avukatları üzerinde ciddi bir "nüfus planlaması" etkisi yapması kaçınılmaz.

2- Adliyenin metro istasyonundan, duruşma salonunun kapısına gitmeniz mahkemenin adliye içindeki yerini biliyorsanız 30 dakika, bilmiyorsanız 60 dakika kadar zaman alabiliyor. Bu şekilde duruşmaların kaçırılması suretiyle düşecek dava dosyaları Türk Adli Sisteminin yükünü ciddi şekilde hafifletecektir.

3- Adalet Sarayımızın inşasının sadece Adalet Bakanlığının koordinasyonu ile yapıldığını sanmıyorum. Spor Bakanlığı da mutlaka görüş bildirmiş olmalı. 80'li yıllarda TRT'de yayınlanan Beyaz Gölge dizisi Türkiye'de basketbolu nasıl patlattıysa, bu Adliyenin de maraton, dekatlon, triatlon ve diğer benzer güç ve dayanıklılık isteyen sporlar üzerinde benzer bir devrimsel etki yapacağına eminim. 2050'li yıllarda bu sporlarda alacağımız olimpiyat madalyası sahiplerine bakın, mutlaka anne/babaları İstanbul'da dava açmış çıkacak.

4- Bir vatandaş olarak o Adliyeye gelip dava açmaya çalıştığınızı düşünemiyorum. Bir defa Avrasya Maratonunda dereceniz yoksa, hiç bu işe kalkışmayın. Kalkışanların yarısı falan da ortada pes edecektir mutlaka. Bu da tabii adli sistemdeki dosya sayımızda ciddi bir iyileşme anlamına gelecektir.

5- Merdivenlerin konumları enteresan. Bulunduğunuz kalemin tam bir üstündeki kalemde bir işiniz var diyelim. Biraz yüksek ama ben size pencereden yukarıya tırmanmayı öneririm. İnanın merdiven ararsanız beni dinlemediğinize pişman olursunuz.

6- Bloklar arası geçişler daha da enteresan. Mesela A blok 2.kattan B blok -4'e kata gitmek istiyorsunuz diyelim. Hiç uğraşmayın. Başka bir boş gününüzde o blok için özellikle Adliyeye bir daha gelirsiniz, daha kolay olur.

7- Kalem koridorlarına konan turnikeler çok yaratıcı olmuş. Turnike girişlerine Akbil konulmasını öneriyorum, kısa zamanda binanın maliyeti çıkar.

8- Taşınmadan önce Kadıköy'te 4 tane Adliye binası vardı, bunların 3'ü Kadıköy'ün tamamen değişik yerlerindeydi. Mesela Kadıköy ceza mahkemesi binasından, İcra Mahkemesi binasına gitmek için Kadıköy'ün bir ucundan diğer bir ucuna gitmeniz gerekirdi. Ancak ilçe içindeki bu yolculuğunuz, şu anda aynı binada olan bu iki yer arasındaki yolculuğunuzdan yürüyorsanız zaman zaman, taksi kullanıyorsanız her zaman daha kısa sürecektir .

9- Binanın çevresine hukukçulara pazarlanmak üzere pekçok plaza yapılmış. Eğer Adliyeye yakın olur diye taşınmayı düşünen varsa, önermiyorum. Adliyenin değil çevresinde, bizzatihi içinde bile yer kiralasanız, Adliyeye yakın olmazsınız öyle söyleyeyeyim.

10- Adliyenin tam bitişindeki Hastahane bulunmasını çok isabetli buldum. Ancak Hastahanenin kalp- damar hastalıkları, ortopedi ile ruh ve sinir hastalıkları kliniklerine kapasite genişlemesi yapılmasını öneririm.

Açılışa yönelik izlenimlerim böyle, eğer Adliye bizi öldürmez de hayatta kalmayı başarırsak bundan birkaç yıl sonra tekrar bir yorum yapmayı diliyorum.



Bugün yine ordaydım. Yanımda da inşaat işinden anlayan bir müvekkil. Teknik bir takım sözler söyledi. Ben tercüme edeyim:"İnşaat işleri felaket".
Old 26-02-2013, 15:00   #59
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan Admin
İstanbul Anadolu Adalet sarayı ile ilgili açılışa dönemine yönelik izlenimlerim:

1- Binanın asansörlerini kalabalık nedeniyle kullanmanız imkansız, yürüyen merdivenlerin çoğu çalışmıyor ve inanılması güç ama bu nedenlerle adliyenin en kalabalık yeri yangın merdivenleri! Tabii Avrupa'nın en büyük adliyesinde işlerinizi yangın merdivenleri aracılığıyla çözmek durumunda kaldığınızda 3 kuşak geriden gelen gizli bir kalp rahatsızlığınız dahi, size en kısa zamanda Kalp Krizi olarak geri dönecektir, bu bağlamda İstanbul Anadolu Adliye Sarayının İstanbul Barosu avukatları üzerinde ciddi bir "nüfus planlaması" etkisi yapması kaçınılmaz.

2- Adliyenin metro istasyonundan, duruşma salonunun kapısına gitmeniz mahkemenin adliye içindeki yerini biliyorsanız 30 dakika, bilmiyorsanız 60 dakika kadar zaman alabiliyor. Bu şekilde duruşmaların kaçırılması suretiyle düşecek dava dosyaları Türk Adli Sisteminin yükünü ciddi şekilde hafifletecektir.

3- Adalet Sarayımızın inşasının sadece Adalet Bakanlığının koordinasyonu ile yapıldığını sanmıyorum. Spor Bakanlığı da mutlaka görüş bildirmiş olmalı. 80'li yıllarda TRT'de yayınlanan Beyaz Gölge dizisi Türkiye'de basketbolu nasıl patlattıysa, bu Adliyenin de maraton, dekatlon, triatlon ve diğer benzer güç ve dayanıklılık isteyen sporlar üzerinde benzer bir devrimsel etki yapacağına eminim. 2050'li yıllarda bu sporlarda alacağımız olimpiyat madalyası sahiplerine bakın, mutlaka anne/babaları İstanbul'da dava açmış çıkacak.

4- Bir vatandaş olarak o Adliyeye gelip dava açmaya çalıştığınızı düşünemiyorum. Bir defa Avrasya Maratonunda dereceniz yoksa, hiç bu işe kalkışmayın. Kalkışanların yarısı falan da ortada pes edecektir mutlaka. Bu da tabii adli sistemdeki dosya sayımızda ciddi bir iyileşme anlamına gelecektir.

5- Merdivenlerin konumları enteresan. Bulunduğunuz kalemin tam bir üstündeki kalemde bir işiniz var diyelim. Biraz yüksek ama ben size pencereden yukarıya tırmanmayı öneririm. İnanın merdiven ararsanız beni dinlemediğinize pişman olursunuz.

6- Bloklar arası geçişler daha da enteresan. Mesela A blok 2.kattan B blok -4'e kata gitmek istiyorsunuz diyelim. Hiç uğraşmayın. Başka bir boş gününüzde o blok için özellikle Adliyeye bir daha gelirsiniz, daha kolay olur.

7- Kalem koridorlarına konan turnikeler çok yaratıcı olmuş. Turnike girişlerine Akbil konulmasını öneriyorum, kısa zamanda binanın maliyeti çıkar.

8- Taşınmadan önce Kadıköy'te 4 tane Adliye binası vardı, bunların 3'ü Kadıköy'ün tamamen değişik yerlerindeydi. Mesela Kadıköy ceza mahkemesi binasından, İcra Mahkemesi binasına gitmek için Kadıköy'ün bir ucundan diğer bir ucuna gitmeniz gerekirdi. Ancak ilçe içindeki bu yolculuğunuz, şu anda aynı binada olan bu iki yer arasındaki yolculuğunuzdan yürüyorsanız zaman zaman, taksi kullanıyorsanız her zaman daha kısa sürecektir .

9- Binanın çevresine hukukçulara pazarlanmak üzere pekçok plaza yapılmış. Eğer Adliyeye yakın olur diye taşınmayı düşünen varsa, önermiyorum. Adliyenin değil çevresinde, bizzatihi içinde bile yer kiralasanız, Adliyeye yakın olmazsınız öyle söyleyeyeyim.

10- Adliyenin tam bitişindeki Hastahane bulunmasını çok isabetli buldum. Ancak Hastahanenin kalp- damar hastalıkları, ortopedi ile ruh ve sinir hastalıkları kliniklerine kapasite genişlemesi yapılmasını öneririm.

Açılışa yönelik izlenimlerim böyle, eğer Adliye bizi öldürmez de hayatta kalmayı başarırsak bundan birkaç yıl sonra tekrar bir yorum yapmayı diliyorum.


Sayın admin,

Bir süre önce Adliye içinde kan ter ve toz içinde koştururken nasıl olurda işçilik ve malzeme kalitesi bu kadar düşük, bu kadar kötü, plansız, kullanışsız bir adliye yapmayı becermişler diye düşünmüştüm.

Bu, Ortadoğu, Balkanlar ve dahi Avrupa’nın en büyük adalet sarayı yapılırken planı projeyi yapan, denetleyen olur veren bir sürü memurun, mühendisin, bürokratın sizin bizim vergilerimizle maaş aldıkları geldi aklıma ne yalan söyleyeyim kendi payımı helal etmedim.

Biraz önce büroya gelip sizin alıntıladığım yazınızı okuyunca kafamda ampuller yanmaya başladı.

Bu sığ ve vizyonsuz beynimle bu sarayın, nüfus planlamasına, adalet sistemimizdeki aşırı dava yükünün hafifletilmesine, basketbol, maraton, dekatlon ve benzeri sporların gelişip yaygınlaşmasına, sağlıklı, yanaklarından kan damlayan bir topluma evrilmemize olan katkılarını görememişim.

Bu ziyadesiyle ufuk açıcı yazınızdan ötürü size müteşekkirim.

Bu muhteşem sarayın ortaya çıkmasında emeği geçen Bakanlığımızın tüm memur, mühendis ve bürokratlarına şükranlarımı sunuyor, haklarına girdiğim için de özür diliyorum.

Eh madem ampuller yanmaya başladı naçizane bir öneri de ben sunayım.
Bu çeşit devasa yapıların, çok fonksiyonlu olması, yılın 365 günü kullanılması tercih edilen bir durum.
Biliyorsunuz survivor yarışma programının konsepti genişletilerek survivor ünlüler gönüllüler, survivor kızlar erkekler gibi yarışmalar yapıldı ve toplumumuzun geniş kesimlerince fevkaladenin fevkinde ilgi gördü.

Şimdi düşünüyorum da bu çalışmayan asansörler, yürümeyen merdivenler, havasız ve tıklım tıkış yangın merdivenleri, bloklar arası dalak şişiren mesafeler dikkate alındığında bu adliyede pekâlâ bir survivor yapılabilir.

Ünlüler gönüllüler survivor gibi, avukatlar survivor çok güzel bir yarışma programı olabilir.
Konsept tutarsa ki tutmaması için hiçbir neden yok, ilerleyen haftalarda Hâkimler ve savcılar survivor, vatandaşları katılabileceği, adalet arayanlar survivor gibi yeni programlar yapılabilir.

Hem survivor için dünyanın öteki ucuna gidip, elin Panamasına, Dominik Cumhuriyeti’ne dünya kadar para da vermemiş, dövizimiz de ülkemizde kalmış olur.

Ne dersiniz?
Old 26-02-2013, 15:04   #60
olgu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan MYNET

Açıldığından bu yana 'adliyede cinsel ilişki', 'duvarları döküldü' türünden haberlerle gündeme gelen ve dünyanın en büyük adliyesi olma özelliği öne çıkarılan Kartal Adliyesi'nde bugün de vatandaşlar 1 saat kadar asansörlerde mahsur kaldı.
Kartal'da, dünyanın en büyük adalet sarayı olarak inşa edilen Anadolu Adalet Sarayı'nda elektriklerin kesilmesiyle çok sayıda insan asansörlerde mahsur kaldı. Yaklaşık bir saat boyunca asansörde bekleyen vatandaşlar, elektriklerin gelmesiyle dışarıya çıkabildi.

http://haber.mynet.com/skandallarin-...680591-guncel/
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Adalet Sarayı Terimi Av. Hulusi Metin Hukuk Sohbetleri 8 28-09-2011 08:34
En büyük Adalet Sarayı 4 Mart'ta açılıyor tiryakim Hukuk Haberleri 1 04-03-2011 22:00
Dünyanın en büyük adalet sarayı Av. Hulusi Metin Hukuk Sohbetleri 0 13-01-2010 19:40
Adalet sarayı önünde oturma eylemi PINAR YILMAZ Hukuk Haberleri 3 07-09-2006 13:46
İstanbul'a görkemli adalet sarayı. obaykan Hukuk Haberleri 0 02-09-2006 17:06


THS Sunucusu bu sayfayı 0,20657897 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.