Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Banka tarafından maaşın tamamına konan blokaj

Yanıt
Old 16-06-2011, 08:22   #1
lethe

 
Varsayılan Banka tarafından maaşın tamamına konan blokaj

A öğretmen olup maaşını B bankasından almaktadır. B bankasından çekmiş olduğu ihtiyaç kredisini süresi içerisinde ödeyemeyince banka maaşının tamamını bloke etmiş. A bu ay içerisinde maaşını alamadığından sıkıntı yaşıyor.

Bankanın maaş hesabının tamamını bloke etme yetkisi varmı? A nın kullanmış olduğu tüketici kredisi henüz takibe düşmemiş. İcra dosyası üzerinden bile sadece maaşın belli bir kısmı haczedilebilirken bankanın böyle bir uygulamada bulunması ne kadar hukuka uygun?

A bu hususta ne yapabilir? Bankanın yapmış olduğu işlemden dolayı savcılığa şikayette bulunması mümkünmü? Yorumlarınızı bekliyorum.
Old 16-06-2011, 09:23   #2
mervee

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan lethe
A öğretmen olup maaşını B bankasından almaktadır. B bankasından çekmiş olduğu ihtiyaç kredisini süresi içerisinde ödeyemeyince banka maaşının tamamını bloke etmiş. A bu ay içerisinde maaşını alamadığından sıkıntı yaşıyor.

Bankanın maaş hesabının tamamını bloke etme yetkisi varmı? A nın kullanmış olduğu tüketici kredisi henüz takibe düşmemiş. İcra dosyası üzerinden bile sadece maaşın belli bir kısmı haczedilebilirken bankanın böyle bir uygulamada bulunması ne kadar hukuka uygun?

A bu hususta ne yapabilir? Bankanın yapmış olduğu işlemden dolayı savcılığa şikayette bulunması mümkünmü? Yorumlarınızı bekliyorum.
Bildiğim kadarıyla asgari geçimini sağlayacak kadar bir kısım bırakılıyo borçluya. Ama tabi eğer aralarındaki kredi alma sözleşmesinde maaşının tamamına el konulabilir şeklinde bir muvafakat sözkonusu ise koyabilir diye düşünüyorum.
Old 16-06-2011, 09:43   #3
kezzy

 
Varsayılan

Banka ile yapılan sözleşmede borçlunun kabul beyanı (maaşının tamamının kesilmesi yönünde) söz konusu olsa bile maaş hesabının tamamına bloke konulması yasal değildir. Zira hesaba bloke konulabilmesi ancak borçlunun temerrüdünden sonra uygulanabilecektir. Kaldı ki böyle bir sözleşmenin var olduğu ve borçlunun da temerrüde düştüğü kabul edilse dahi, maaşının tamamına bloke konulması kişinin hayatını idamesine olumsuz etki oluşturmaktadır ve borçlunun aleyhine olan bu hüküm hukuken geçersizdir.
Bankanın yapmış olduğu, yasal olmayan işlem tüketiciye zarar verdiğinden tazminatı gerektirir.
Old 16-06-2011, 09:51   #4
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
İcra dosyası üzerinden bile sadece maaşın belli bir kısmı haczedilebilirken bankanın böyle bir uygulamada bulunması ne kadar hukuka uygun?

Bankaya sorarsanız: "Teknik olarak haciz maaşa konmuyor; banka hesabına el konuyor. Memurun maaş haczi sınırlamaya tabi olduğu halde, memurun banka hesabındaki paranın tamamına, sözleşme hükmü gereği, el konabilir."

Kanun'a karşı hile gibi gözüken bu teknik haksızlığa karşı Yargıtay'ın karşı teknik oluşturmasıyla adalet yerini bulur umudundayım.
Old 16-06-2011, 15:09   #5
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan kezzy
Banka ile yapılan sözleşmede borçlunun kabul beyanı (maaşının tamamının kesilmesi yönünde) söz konusu olsa bile maaş hesabının tamamına bloke konulması yasal değildir. Zira hesaba bloke konulabilmesi ancak borçlunun temerrüdünden sonra uygulanabilecektir. Kaldı ki böyle bir sözleşmenin var olduğu ve borçlunun da temerrüde düştüğü kabul edilse dahi, maaşının tamamına bloke konulması kişinin hayatını idamesine olumsuz etki oluşturmaktadır ve borçlunun aleyhine olan bu hüküm hukuken geçersizdir.
Bankanın yapmış olduğu, yasal olmayan işlem tüketiciye zarar verdiğinden tazminatı gerektirir.

Sayin kezzy,
koyulastirdigim düsünceleriniz hangi yasada yer aliyor?

SAYGILARIMLA
Old 16-06-2011, 15:48   #6
kezzy

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
Sayin kezzy,
koyulastirdigim düsünceleriniz hangi yasada yer aliyor?

SAYGILARIMLA

Sayın Gemici,
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6. maddesine göre tüketiciyle müzakere edilmeden tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan koşullar haksız şart olacağından bağlayıcı kabul edilemez. Bu yönde Yüksek Mahkeme' nin birçok kararı da vardır.
Hesaba bloke konulabilmesi yönündeki sözleşmenin geçerliliği kabul edilmiş olsa bile borçluya ihtarname çekmeden "bloke konulması" mümkün değildir kanaatindeyim.
Old 16-06-2011, 22:18   #7
Hüseyin Yavuz

 
Varsayılan

konuya ilişkin merak ettiğim bir husus var.Bankaya kredi borcu ödenmeyince banka kendiliğinden mi bloke koyuyor yoksa kesinleşen takip mi var ortada?
Old 16-06-2011, 23:06   #8
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Hüseyin Yavuz
banka kendiliğinden mi bloke koyuyor yoksa kesinleşen takip mi var ortada?
1 nolu mesajdaki ifade aşağıda sunulmuştur:
Alıntı:
Yazan soru sahibi

A nın kullanmış olduğu tüketici kredisi henüz takibe düşmemiş
Old 17-06-2011, 08:07   #9
avukat.derviş.yıldızoğlu

 
Varsayılan

Mevduat sahibinin rizasi dahi tum maas mevduatina bloke konulmasini hukuka uygun hale getirmemekle birlikte, Bence burada eğer mevduat sahibinin bir rızası yok ise, bankanın bu fiili güveni kötüye kullanma sucunu dahi oluşturabilir
Old 17-06-2011, 10:30   #10
thanatos

 
Varsayılan

İİk 83 kısmen haczi caiz olan şeyler arasında maaşı da saymıştır. ister doğrudan maaş haczi olsun ister maaş haczinin yattığı hesaba bloke yani haciz ko9nulmuş olması olsun. babamın dedesi veya dedemin babası demek farketmez.
sayın kezzy ye katılıyorum, sayın armağan Konyalı'ya katılmıyorum. bu konuda yasada kesinlikle açık bulunammaktadır.
arada sözleşme olsa dahi bankanın direkt olarak bir hesabın tamamına hatta bir kısmına bloke veya haciz koyma hakkı bulunmamaktadır. bu kendiliğinden hak alma anlamına gelir.
Old 17-06-2011, 11:08   #11
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan thanatos
sayın armağan Konyalı'ya katılmıyorum.
Daha önceki mesajımda maaş hesabının tamamına el konmasının haksızlık olduğunu yazmıştım. Sizin mesajınızdan sizin de aynı görüşte olduğunuz anlaşılıyor. Neden bana katılmadığınızı anlayamadım?
Alıntı:
bu konuda yasada kesinlikle açık bulunammaktadır.
Yasadaki açıklık maaş haczi konusundadır. Banka hesapları konusunda açıklık bulunmamaktadır. Fakat Yargıtay on yıl öncesinde konuyu çözmüştür:

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi

Esas: 2000/9112
Karar: 2001/28
Karar Tarihi: 15.01.2001

ÖZET: İcra İflas Kanununun 83/son maddesi gereğince maaşın 1/4'ünden fazlasının haciz mümkün değildir. Mahkemece davacı aleyhine girişilen icra takipleri sonucu maaş haczi yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacının maaşından aleyhine yapılan takipler nedeniyle haciz uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise miktarının belirlenmesi ve buna göre maaşın 1/4'ünü aşmayacak şekilde bankanın kesinti yapma hakkı bulunduğu düşünülerek sonucuna göre karar vermek gerekir.


(2004 S. K. m. 83) (818 S. K. m. 118)

Taraflar arasında görülen davada Kınık Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.8.2000 tarih ve 2000/137-229 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şubedeki maaş hesabındaki 279.000.000 liranın tümüne yine bankaya olan kredi borcu nedeniyle el konulduğunu, bu konuda müvekkilinin hiçbir izni ve muvafakati olmadığını ileri sürerek, bu miktarın elkoyma tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, BK.118. maddesi gereğince karşılıklı borçların takasının mümkün olduğu, somut olayda maaşın davalı bankanın borcu olmayıp, maaşın ödenmesinde aracılık sıfatı olduğu, bu nedenle maaşın kredi borcu için mahsup edilmesinin doğru olmadığı, kredi sözleşmesindeki 1-5. maddedeki yetkinin banka gelirleri için sözkonusu olabileceği, maaş hesabındaki paranın banka geliri olmadığı, davacının insani düzeyde en az şartlarda yaşayabilmesinin temini için maaşının 1/4 ünün mahsubunun mümkün olduğu gerekçesiyle davanın 209.250.000 lira üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacının temyizine gelince; davacının, davalı banka şubesindeki emekli maaşı hesabındaki paranın tümünün, davacının kullandığı kredi borcuna mahsuben virman suretiyle elkonulduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında, davacının borçları için de, davacı aleyhine icra takipleri yapılmış ve maaş haczi için Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne yazılar yazılmıştır.

İcra İflas Kanununun 83/son maddesi gereğince maaşın 1/4'ünden fazlasının haciz mümkün değildir. Mahkemece her ne kadar davacının hesabındaki paranın 1/4'ü tenzil edildikten sonra bakiyesi için kabul kararı verilmiş ise de, davacı aleyhine girişilen icra takipleri sonucu maaş haczi yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacının maaşından aleyhine yapılan takipler nedeniyle haciz uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise miktarının belirlenmesi ve buna göre maaşın 1/4'ünü aşmayacak şekilde bankanın kesinti yapma hakkı bulunduğu düşünülerek sonucuna göre karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Old 17-06-2011, 11:17   #12
Av.Bülent AKÇADAĞ

 
Varsayılan

Benzer bir olayda müvekkilin maaşının tamamını bloke eden ve tüm sözlü beyanlara rağmen kaldırmayan X bankasına, yazılı dilekçe ile başvuru yaparak ilgili blokenin kaldırılmasını aksi halde Cumhuriyet Savcılığı ile BDDK'ya (Bankacılıkta en etkili tehditin BDDK olduğu tiyosunu vermek isterim ) şikayet edeceğimizi belirttik.

Aynı gün blokeyi kaldırıp müvekkile yanlış anlaşılma olduğunu söylediler. Bilginize.
Old 17-06-2011, 11:34   #13
çiçek abbas

 
Varsayılan

Banka ile kredi kullanan kişi arasında alacağın temliki sözleşmesi yapılmıştır muhtemelen. Buna binaen banka, kredi kullananın maaş alacağını sorgusuz sualsiz kesmekte.

Alacağın temliki sözleşmesinde ne kadar miktarın temlik edildiği belirtilmiştir büyük bir ihtimalle. Yoksa banka bildiğimiz hırsızlık suçunu işlemiş olacaktır.
Old 17-06-2011, 11:36   #14
Gemici

 
Varsayılan

Cevaplandirilmasi gereken ilk soru ortada bir haczin veya bir blokenin olup olmadigidir.
1. Bir haciz mi söz konusudur?
2. Banka ile hesap sahibi arasindaki bir anlasma mi söz konusudur?


Banka ile hesap sahibi arasinda bir anlasma var ise:
1. Banka ile hesap sahibi arasinda bir cari hesap anlasmasi vardir. Bu cari hesap anlasmasina göre, hesaba banka müsterisinin maasi gelmektedir. Banka müsterisi bankaya kira, elektrik ve bunlara benzer mükellefiyetlerinin ödenmesi konusunda bir talimat vermistir. Banka bu talimata dayanarak aydan aya kirayi, elektrik su hesabini hesaptan öder.
Ayni durum banka ile hesap sahibi arasindaki kredi sözlesmesi icin söz konusudur. Hesap sahibi bankaya aylik taksitlerin hesabindan cekilmesi icin talimat verir. Banka bu talimata dayanarak hesaptan aylik taksitleri keser ve kredi hesabina gecirir.

Durum böyle ise ortada bir hukuka aykirilik söz konusu degildir, bankanin hesaptan kesip kredi hesabina kayit ettigi taksitler anlasmaya uygundur. Cünkü ortada bir haciz veya bloke olayi yoktur.

Not bu yazdiklarim Alman Hukuku icin gecerlidir. Buna ragmen Türk Hukuku acisindan "sözlesme özgürlügü" bakimindan baska bir uygulamanin söz konusu olabilecegini düsünemiyorum.

Geriye su sorunun cevaplandirilmasi kaliyor:
En son teknik ve hukuki gelismeleri uygulayarak müsterilerini, vahsi bati metotlari ile soyan bankalara karsi yasa koyucu neden bir önlem almiyor ve hesap sahibine en azindan kendi gecimini ve ailesinin gecimini saglayacak kadar paranin verilmesi icin bir yasal düzenleme yapmiyor?

SAYGILARIMLA
Old 17-06-2011, 12:02   #15
thanatos

 
Varsayılan

sayın armağan Konyalı size katılmadığım husus kanunda bu konuda bir açıklık olduğunu düşünmenizdir. yoksa maaşın tamamına haciz konulamayacağı konusunda tüm meslektaşlarımız gibi sizinle biz de aynı fikrideyiz. yasada bu konuda kanunda düzenleme bulunmaktadır. belirttiğim gibi maaş hesabı ile maaş arasında fark bulunmamakta, bu yüzden bankanın, yargıtayın veya sizin maaş hesabını farklı nitelendirmeniz sonucu değiştirmeyecektir.
ayrıca son belirttiğiniz yargıtay kararı maaşın 1/4ünden fazlasına haciz konulamayacağını kabul etmiş olsda İİK 83/2 açık olarak 1/4 ünden azına konulmaz denilmektedir. İİk83/1 ve 2 yi beraber değerlendirdiğmizde maaşın 1/4ünden azına ve de tamamına haciz konulmayacağı açıktır. yargıtayın kararı açık yasa hükmüne aykırı olup yargıtayın kanun koyucunun üstünde olmadığını gözden kaçırmamalıyız diye düşünmekteyim.
Old 17-06-2011, 12:52   #16
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan thanatos
sayın armağan Konyalı size katılmadığım husus kanunda bu konuda bir açıklık olduğunu düşünmenizdir.
Ben hiç bir mesajımda "kanunda açıklık olduğunu" iddia etmedim. Tam tersine konunun Yargıtay tarafından halledileceğini ifade ettim.

Madem ki konuyu sevdiniz, bir Yargıtay kararı daha gönderiyorum:

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi

Esas: 2007/13232
Karar: 2009/2725
Karar Tarihi: 09.03.2009

ÖZET: Kredi kartı borcuna mahsuben aynı banka hesabına yatan maaşta banka tarafından yapılan mahsubun iadesi istemine ilişkindir. Davacı ile davalı banka arasında yapılan kredi kartı üyelik sözleşmesinin ile vadesiz tasarruf hesabı taahhütnamesi hükümleri uyarınca kredi kartı borç bakiyesinin vadesiz hesapta bulunan paranın aktarılması suretiyle kapatılmış olmasında yasaya aykırılık olmadığı değerlendirilerek davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

(2004 S. K. m. 83)

Dava: Taraflar arasında görülen davada Isparta Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.05.2007 tarih ve 2005/361-2007/582 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, müvekkilinin maaşının davalı banka şubesindeki hesaba yatırıldığını ve borçları nedeniyle icra müdürlüğünce maaşından 1/4 oranında kesinti yapıldığını, davalı bankaya olan kredi kartı borcu için de icra takibi yapılarak maaşına 8. sırada haciz konduğu halde maaşının davalı bankaya yatırılıyor olmasından yararlanılarak davalı tarafından İİK 83. maddesine aykırı şekilde maaşından icra kesintisi dışında 1.865, 00 TL tutarında ayrıca mahsup yapıldığını ileri sürerek, maaşının 1/4'ünü aşan kesintinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının kredi kartları borcundan dolayı maaşının 1/4'üne el koymanın kredi kartı üyelik sözleşmesine ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, İİK. nun 83. maddesi uyarınca maaşın ancak 1/4'üne el konulabileceği, icra yoluyla el konulan bu sınırı aşan kesintinin iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.863, 00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kredi kartı borcuna mahsuben aynı banka hesabına yatan maaşta banka tarafından yapılan mahsubun iadesi istemine ilişkindir. Davacı ile davalı banka arasında yapılan kredi kartı üyelik sözleşmesinin 23. ve 24. maddeleri ile vadesiz tasarruf hesabı taahhütnamesi hükümleri uyarınca kredi kartı borç bakiyesinin vadesiz hesapta bulunan paranın aktarılması suretiyle kapatılmış olmasında İİK. nun 83. maddesine aykırılık olmadığı değerlendirilerek davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Old 17-06-2011, 13:02   #17
thanatos

 
Varsayılan

sayın armağan Konyalı son yazdığım mesajda hata ile sizin kanunda açıklık olduğunu düşündüğünüzü yazmışım sayenizde farkettim. aslında ben kanunda açıklık olduğunu düşünüyorum, hatalı yazım için özür dilerim.
siz konunun yargıtay kararları ile doldurulduğunu düşünüyorsunuz, bense bu konuda yasada açıklık olduğundan yargıtayın yasaya aykırı kararının(yargıtayın maaşa haciz koymak ile maaş hesabına bloke koymanın farklı olduğu tespitini yapmış olsa bile; ki ikisi aynı şeydir.) geçersiz olduğunu düşünüyorum.
Old 17-06-2011, 13:02   #18
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Aşağıda sunulan karar da maaş haczi konusunda Kanun'a uygunluk timsali:

T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2006/1566
Karar: 2006/3702
Karar Tarihi: 27.02.2006

ÖZET: Evli ve dört çocuklu olan borçlunun kendisinin, eş ve çocuklarının geçimini temin bakımından, kişisel ve sosyal konumu da gözetilerek, almakta olduğu maaş ve ücretlerden ne kadarı ile ailesinin geçimini sağlayabileceği saptandıktan sonra ve yapılacak kesintilerin tüm gelirlerinin 1/4'ünden aşağı olmamak üzere makul bir oranda yapılmasına karar verilmesi gerekir.

(2004 S. K. m. 83)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Evli ve 4 çocuklu olan borçlunun kendisinin, eş ve çocuklarının geçimini temin bakımından, kişisel ve sosyal konumu da gözetilerek, gerektiğinde bilirkişiden rapor da alınarak, almakta olduğu maaş ve ücretlerden ne kadarı ile ailesinin geçimini sağlayabileceği saptandıktan sonra ve yapılacak kesintilerin tüm gelirlerinin 1/4'ünden aşağı olmamak üzere makul bir oranda yapılmasına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde maaşını ve ek ders ücreti ve aile yardımına ait tüm gelirlerinin 3/5'inin haczine karar verilmesi isabetsizdir.

Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366 ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi
Old 17-06-2011, 13:43   #19
thanatos

 
Varsayılan

tam konu başlığımızı karşılamasa da son sunudğunuz yargıtay kararını beğendim
Old 17-06-2011, 14:41   #20
Gemici

 
Varsayılan

Tartisilanlar ve konu:
Söz konusu olayda bir icra islemi var mi?
Yoksa maasi vermeyen bankanin bir rehin/mahsup islemi mi var?
Yoksa benim cikaramadigim baska bir hukuki islem mi söz konusu?
Ortada bir icra islemi varsa hangi icra makami hangi mahkeme bu islemi baslatmis? Bir icra islemi yoksa neden icra, icra, icra yazip durmaktayiz?
Icra isleminin söz konusu olmadigi bir olayda, hangi maasin hangi kriterlere dayanarak icra edilebilecegi konusunda tartismak ne hangi hukuki gerekceye dayanir?

SAYGILARIMLA
Old 17-06-2011, 14:56   #21
Gemici

 
Varsayılan

Banka hesabina kayit edilen maasin hukuki tanimi nedir?
Maas mi?
Maas, hesaba gecirildikten sonra maaslik vasfini kaybetmez mi?

SAYGILARIMLA
Old 23-06-2011, 10:18   #22
Özgür Kınay

 
Varsayılan

Sözleşmeye dayanarak tamamını bloke edebilir diye düşünüyorum.
Kredi kartı ve sair ödemelerde bankalara verilen "Otomatik Ödeme Talimatı"nı baz alırsak konu daha net anlaşılır görüşündeyim.
Bu durumda banka, sözleşmeye dayanarak günü geldiğinde hesaptaki paradan kredi kartı (veya hangi ödemeyse...) tamamını tahsil eder. Bunu da sözleşmeye ve talimata uygun olarak yapar. Eğer ödenmesi gereken miktar hesaptaki mevcut miktardan yüksek ise, mevcut miktarın tamamı ödeme olarak çekilmektedir.
Teknik olarak, söz konusu olayda maaşı ödeyen banka değil, kişinin çalıştığı kurumdur. Nitekim maaş hacizlerinde de maaşın yatırıldığı ve tahsil edildiği bankaya değil; kişinin çalıştığı kuruma maaş haczi için müzekkere yollanmaktadır. Bu durumda kişinin çalıştığı kurum maaştan kesinti yaparak icra dosyasına aktarmaktadır.
Bankaya yatan maaş, nitelik itibariyle artık kişisel mal varlığının bir parçasıdır. Maaşta haczen yapılacak olan kesinti, işveren tarafından yapılıp; akabinde kalan miktar banka hesabına yatırılmalıdır.
Ortada herhangi bir haciz ve alacak tahsili olmadığı; sözleşmeden kaynaklanan bir "talimatlı ödeme benzeri" olduğu görüşündeyim.
Bu sebeple yapılan işlemin haklı ve yerinde olduğunu düşünüyorum.

(Bütün bu yorumlar banka ile kişi arasında imzalanan sözleşmeyi ve şartları okuyup değerlendirmeden yapılmıştır. Bu konuda varsayım yapıyorum...)
Old 23-06-2011, 10:35   #23
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Olayda herhangi bir icrai işlem olmadığına göre, konuyu icra hukuku bağlamında ele almamak doğru olur.

5411 Sayılı Bankacılık Kanununun 61. maddesi, mudiin hangi durumlarda mevduatını çekme hakkının kısıtlanabileceğini açıkça belirtmiştir. Bunun dışında kalan bankanın tek taraflı işlemleri hukuka aykırı sayılabilecektir.

Alıntı:
Mevduatın ve katılım fonunun çekilmesi MADDE 61.-
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla, mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat veya katılma hesabı sahipleri ile kredi kuruluşları arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.
Old 08-10-2015, 20:51   #24
Av.Ahmet Korkmaz

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2013/11-1842

K. 2015/1101

T. 27.3.2015

• İSTİRDAT DAVASI ( Davalı Tarafın Davacının Maaşının Tamamını Bloke Etmesinin Yasal Dayanağı Olmadığına Göre Davalının Haksız Biçimde Tahsil Ettiği Parayı İade Etmesi Gerektiği - Davanın Reddinin İsabetsiz Olduğu )

• MAAŞ HESABI ÜZERİNE BLOKE KONULMASI ( Kaldırılması İstemi - Davacının Maaşının Yalnız Dörtte Biri Oranında Kesinti Yapılabileceği Halde Davalının Davacıya Ait Maaş Hesabının Tamamını Bloke Etmesinin Hukuki Dayanaktan Yoksun Olduğunun Gözetilmesi Gerektiği )

• MAAŞ HACZİ ( Kısmen Haczi Mümkün Olup Haczedilecek Kısım Maaşın Dörtte Birinden Aşağı Olamayacağı - Davalı Tarafın Davacının Maaşının Tamamını Bloke Etmesinin Yasal Dayanağı Olmadığına Göre Davalının Haksız Biçimde Tahsil Ettiği Parayı İade Etmesi Gerektiği )

• KREDİ ALACAĞI ( Davacının Maaşının Tamamının Bloke Edilmesinin Mümkün Olmadığı - Davalının Yaptığı Kesintinin İcraya Yönelik Olması Kredi Alacağının Tamamının Tahsil Edilmemesi ve Kesinti Miktarını Düzenleyen Mahkeme Kararının Ancak Karar Tarihinden Sonra Uygulanabileceği Gerekçesiyle İstirdat İsteminin Reddinin Hatalı Olduğu )

2004/m.83

ÖZET : Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın isdirdadı istemine ilişkindir. İİK'nun 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım maaşın 1/4'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız 1/4'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Esasen bu hususlar mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Ancak, mahkemece davalının yaptığı kesintinin icraya yönelik olması, kredi alacağının tamamının tahsil edilmemiş bulunması, kesinti miktarını düzenleyen mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabileceği gerekçesiyle istirdat istemi reddedilmiştir. Yapılan bu değerlendirme dosya içeriği ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre davalının haksız biçimde tahsil ettiği parayı iade etmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

DAVA : Taraflar arasındaki “istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.09.2011 gün ve 2010/330 E. 2011/249 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.01.2013 gün 2012/5840 E. 2013/236 K. sayılı ilamı ile;

( ... Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Trabzon Şubesi'nde maaş hesabının bulunduğunu, bu hesaba yatan maaşı üzerine, icra memurluğunca verilmiş herhangi bir karar olmamasına karşın davalı bankanın 2009 yılı Ocak ayından itibaren müvekkilinin kefil olduğu kredi borcunun ödenmemesi gerekçesiyle bloke koyduğunu, maaş hesabının tamamının üzerine bloke konulmasının İİK'nun 83/2. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılmasına, 28.899 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde, davacının bankada bulunan mevduatları ve alacakları üzerinde bankanın rehin, hapis ve mahsup hakkının bulunduğuna ilişkin hüküm olduğunu, müvekkilinin bu hüküm uyarınca işlem yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın kefili olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, kredi sözleşmesinde davacının bankada bulunan hesaplarına bloke konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, istirdat istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan şekilde uygulanan bloke işlemleri ile tahsil edilen miktarların da alacak aslının belli bir kısmına tekabül etmesi ve uygulanan kesinti miktarını düzenleyici mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabilecek nitelikte bulunması karşısında talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle istirdat isteminin reddine, davacının maaşından yapılan kesintinin, maaşının 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın isdirdadı istemine ilişkindir. İİK'nun 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım maaşın ¼'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Esasen bu hususlar mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Ancak, mahkemece davalının yaptığı kesintinin icraya yönelik olması, kredi alacağının tamamının tahsil edilmemiş bulunması, kesinti miktarını düzenleyen mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabileceği gerekçesiyle istirdat istemi reddedilmiştir. Yapılan bu değerlendirme dosya içeriği ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre davalının haksız biçimde tahsil ettiği parayı iade etmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 27.03.2015 gününde oybirliğiyle k
Old 30-10-2015, 08:48   #25
Av.Merve Şatır

 
Varsayılan

Merhabalar konu üzerine epey tartışılmış Benim elimde bankanın haksız uygulamasna ilişkin bir yargitay kararı ancak benim sormak istediğim bunu dayanak oluşturup bankaya maddi manevi tazminat davası açılabilir mi? Bunun ile ilgili eliniz de yargitay karari var mi? Şimdiden teşekkür ederim☺
Old 21-01-2016, 21:07   #26
mass

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO. 2013/11-1842, KARAR NO. 2015/1101, KARAR TARİHİ. 27.3.2015
>BANKANIN KREDİ ALACAĞI--MAAŞ HACZİ--MAAŞ HESABI ÜZERİNE BLOKE KONULMASI-- İSTİRDAT DAVASI

2004/m.83

ÖZET : Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın isdirdadı istemine ilişkindir. İİK'nun 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım maaşın 1/4'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız 1/4'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Esasen bu hususlar mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Ancak, mahkemece davalının yaptığı kesintinin icraya yönelik olması, kredi alacağının tamamının tahsil edilmemiş bulunması, kesinti miktarını düzenleyen mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabileceği gerekçesiyle istirdat istemi reddedilmiştir. Yapılan bu değerlendirme dosya içeriği ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre davalının haksız biçimde tahsil ettiği parayı iade etmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

YARGITAY 15. Ceza Dairesi

Esas: 2013/7628

Karar: 2015/1783

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir

şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında,

zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde

tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması

gerekmektedir.

Somut olayda; şikayetçinin eşi M...'ün öldüğü, kalan maaşı şikayetçinin aydan aya aldığı, suç tarihinde ...Bankasına

maaşını almaya gittiğinde bankadaki memurun borcunun olduğunu bu nedenle parasının kesildiğini söylediği,

kendisinin bir borcunun olmadığını söylemesi üzerine banka müdürü olan sanığa yönlendirildiği, ...Bankası şubesi

müdürü olan sanığın, şikayetçinin ölen eşinin daha önceden kefil olduğu bir kredi sözleşmesi gereğince şikayetçinin

banka hesabına bloke koyarak üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda; bilirkişi

raporlarında yapılan işlemin mevzuata uygun olmadığının belirtildiği ancak yapılan işlemin sadece hesaba bloke

koymaktan ibaret olduğu ve zilyetliğin devri amacı dışında herhangi bir tasarrufta bulunulmadığı, bilirkişi raporunda

da şikayetçinin herhangi bir zararının oluşmadığı ve işlemin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 61. maddesindeki suç

tipine de uymadığının belirtildiği, böylece sanığa isnat edilen suçun kanunda belirtilen unsurlarının oluşmadığından

sanığın beraatına ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak

oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcılarının yerinde görülmeyen temyiz

itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 03-10-2016, 21:10   #27
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Özet:
davacı sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaştan ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez.







T.C.
Yargıtay
13. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/20217
Karar No:2015/31674



Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, polis memuru olarak görev yapıp maaşını davalı bankanın Çanakkale Şubesinden aldığını, ayrıca davalı bankadan 2 ayrı tüketici kredisi kullandığını, kredi taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle bankaca kredi sözleşmesinin haksız şart içeren maddesi gereğince maaş hesabına bloke konulduğunu, bu nedenle maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı, kredi sözleşmesi ve ekine göre bankanın virman takas, mahsup hakkı bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı davalı bankadan aldığı maaşına, kullandığı kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle, konulan blokenin kaldırılması amacıyla eldeki davayı açmıştır. Davalı banka ise davacıya kullandırılan 23.05.2011 ve 16.07.2012 tarihli tüketici ve ihtiyaç kredisi sözleşmelerine istinaden maaş hesabı karşılığında tüketici kredisi kullandırıldığını, sözleşme ve ekindeki rehin sözleşmesi ve taahhütname ile takas mahsup haklarının olduğunu, yapılan işlemin sözleşmeye uygun olduğunu savunmuştur. Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmeleri ile davacının davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak sözleşmelerin 15 ve 16. maddeleri ile banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve bloke hesapları üzerinde hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya verdiği açıktır. Banka bu yetkiyi davacının borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemediği takdirde kullanacaktır. Davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerekir. Ödememesi halinde kredi borcunun teminatı olarak bankaya sözleşmelerin 15 ve 16. maddesi gereğince yetki vermesinin haksız şart olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira davacı sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaştan ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Aksinin kabulü halinde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı bankadan kredi alabilmek için davacının serbest iradesi ile kabul edip onayladığı söz konusu sözleşme hükmünün haksız şart olarak nitelendirilip, yanlış değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 03.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Banka ,temlikname gereği maaşın hepsini alabilir mi? parmex770 Meslektaşların Soruları 1 22-09-2010 14:17
Tedbir Konan Banka Hesabına İlişkin lethe Meslektaşların Soruları 5 25-03-2010 11:23
Rehin blokaj taahhütnamesi aygunonur Meslektaşların Soruları 1 21-08-2009 07:29
Banka hesaplarına konan tedbirmi hacizmi öncelikli Av.Gülsüm Öner Yetgin Meslektaşların Soruları 2 08-02-2008 14:44


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07265496 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.