Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Kiralık Kasanın Soyulmasında Bankanın Sorumluluğu

Yanıt
Old 19-06-2012, 14:20   #1
Av.Yasin Dedeli

 
Varsayılan Kiralık Kasanın Soyulmasında Bankanın Sorumluluğu

Tüm meslektaşlarıma iyi çalışmalar diliyorum. Müvekkilin bir bankada kiralık özel kasası bulunuyor. Banka ile kiralık kasa sözleşmesi imzalanmış. Daha sönra müvekkil muhtelif zamanlarda bankaya gelerek özel kasasına para ve çeşitli ziynet eşyaları koyuyor. Bir süre sonra cumartesiyi pazara bağlayan gece bankanın arka tarafında ve zemin katında bulunan bir duvar hırsızlar tarafından balyozla kırılarak banka soyuluyor. Soygunda bankanın ana kasası ile birlikte tüm özel kasalar da boşaltılıyor. Olay sonrasında basında çıkan haberlere göre hırsızların girmiş olduğu yere bakan bir güvenşik kamerası mevcut değil. Ayrıca olay sırasında İstanbul merkezli güvenlik şirketine uyarı sinyali ulaşıyor, güvenlik şirketi bankanın güvenlik görevlisine telefonla ulaşıyor ve durumu anlatarak kontrol etmesini istiyor. Bankanın güvenlik görevlisi de banka şubesinin önüne geliyor ve hiçbir anormal durum olmadığı gerekçesi ile geri dönüyor. Tabii bu arada hırsızlar rahat rahat bankayı soyuyor. Konu ile ilgili soruşturma başlatılmış durumda ancak savcılık gizlilik kararı vermiş durumda. Zor zahmet sadece müvekkilin ifade tutanağını alabildim. Müşteki/mağdur sıfatıyla müvekkilin de ifadesine başvurulmuş. Müvekkil savcılığa vermiş olduğu ifadede çalınan miktarı beyan etmiş. Haricen duyumlarımıza göre banka bazı müşterileri ile haricen anlaşmış ve zararlarını gidermiş. Ancak banka bizim zararımızı gidermek bir yana çektiğimiz ihtara cevap dahi vermedi. Şimdi sorum şu; Bankaya açacağımız dava ne tür bir dava olmalı, olayda bankanın sorumluluğu nedir, özel kasanın içindeki şeylerin yalnızca müvekkil tarafından bilindiği düşünüldüğünde açacağımız davada çalınan miktarı nasıl ispat edebilirim.
Old 19-06-2012, 15:17   #2
av.buğra

 
İnceleme

banka çalışanı tarafından yapılan soygun ile ilgili içtihat belki yardımcı olabilir.
ancak kasa muteviyatının ispatlanması sıkıntısı yaşanabilir. belki !... noter vasıtası ile tutanak dahilinde kasaya değerli eşya konulmuş ise ve soygundan sonra bu eşyalar yoksa, bankanın tazmin sorumluluğu her halukarda doğar,aşılması gereken kasa muhteviyatının ispatı ...iyi açlışmalar...
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E:2004/1586 - K:2004/11038

Esas no: 2004/1586 Karar no: 2004/11038 Tarih: 09.11.2004
  • TAZMİNAT DAVASI ( Kiralık Kasa Sözleşmesine Dayalı Olarak Kiralanan Kasanın Haksız Olarak Boşaltılması Nedeniyle )
  • KİRALIK KASA SÖZLEŞMESİ ( Bankanın Kiraladığı Kasanın İçi Yine Banka Çalışanınca Haksız Olarak Boşaltıldığından Bankanın Yardımcı Şahsın Fiilinden Sorumluluk Hükümleri Çerçevesinde Sorumlu Olması )
  • KASANIN İÇİNİN BOŞALTILMASI ( Bankanın Kiralamış Olduğu Kasanın Banka Çalışanınca Haksız Olarak Boşaltılması Halinde Bankanın Yardımcı Şahsın Fiilinden Sorumluluk Hükümleri Çerçevesinde Sorumlu Olması )
  • KUSURSUZ SORUMLULUK ( Kiralık Kasa Sözleşmesine Dayalı Olarak Kasanın Banka Çalışanınca Boşaltılmasından Bankanın Yardımcı Şahsın Fiilinden Sorumluluk Hükümleri Çerçevesinde Sorumlu Olması )
  • YARDIMCI ŞAHSIN FİİLİNDEN SORUMLULUK ( Bankanın Kiralamış Olduğu Kasanın Banka Çalışanınca Boşaltılması Halinde Bankanın D. Zarardan Sorumlu Olması )
HAKSIZ FİİL SORUMLULUĞU ( Banka Çalışanının Bankanın Üçüncü Şahsa Kiraladığı Kasanın İçini Boşaltması Halinde Verilen Zarardan ÖZET :
Davalı hakkında açılan ve mahkemece celp edilen ceza davasına ilişkin dosyada toplanan kanıtlar, gerekse sözleşme kurulduktan sonra davacının iki yıl boyunca kiralık kasaya hiç uğramamış olması, anahtar tesliminde görevli veznedar olan bu davalının olayın ortaya çıkmasından kısa bir süre önce emekli olması, giderken de bankaya uydurma bir adres bildirmesi ve sonuçta üç yıla yakın sürece bulunamaması hep birlikte değerlendirildiğinde, davalıların sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Mahkemece, davalı bankanın yardımcı kişi çalıştırma hükümleri çerçevesinde ve diğer davalının haksız eylem sorumluluğu ilkelerince sorumlu olduklarının kabulü ile zarar miktarının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.12.2002 tarih ve 2002/33-2002/812 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R.Ö.tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka ile 23.08.1995 tarihinde kiralık kasa sözleşmesi yaptıklarını ve kıymetli eşyasını kiralık kasaya koyduğunu, sözleşme gereği kendisine 2 adet kasanın sağ kilidinin anahtarının verildiğini, 15.8.1997 tarihinde bankaya geldiğinde anahtarlarından birinin kasayı açmadığını, diğer sağ kilit anahtarı ile kasayı açtığında kasanın boş olduğunu gördüğünü, müvekkiline iki anahtardan birinin doğru, diğerinin bir başka kasanın anahtarı olarak verildiğini, diğer anahtarın da bankada alıkonulduğu ve bu anahtarla kasanın açılarak içinin boşaltıldığını, bankanın kiralayan sıfatıyla eşyanın korunmasında gereken özeni göstermediğini, diğer davalının ise veznedar ve kasa görevlisi sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek, 2.500.000.000.-TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, anahtarların usulüne uygun olarak denerek davacıya verildiğini, denemeden almış ise, kendisinin kusurlu olduğunu, sözleşme uyarınca sözleşmeyi imzaladığı anda kiralık kasanın anahtarını teslim aldığını beyan ettiğini, bu nedenle müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, yargılamaya katılmamıştır. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, kasanın davacıya teslim edilen anahtarlardan birisi ile kilitlendiğinin tartışmasız olduğu, anahtarlardan birinin işlevini yapmadığı davacı yanca iddia edilmiş ise de anahtarın işlevini yapıp yapmadığının sözleşme anında davacı tarafça kontrol edilmemiş olmasından sözleşmenin 5 nci maddesi uyarınca davalı bankanın sorumlu olmadığı, diğer anahtarın davalılarca alıkonulduğu ve davacıya işlevi olmayan anahtar verildiğini davacı iddia etmiş ise de bu iddianın kanıtlanamadığı, davacının kendisine düşen özeni göstermediğinden iyi niyetli sayılamayacağı, BK.nun 264 ncü maddesi karşısında davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiş, karar Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kiralık kasa sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle, davalıların sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa somut olayda, sözleşme yapıldıktan sonra, davalılardan banka görevlisi tarafından davacıya anahtar teslim edilirken, kendisine verilmesi gereken iki anahtardan birinin, farklı bir başka anahtar verilmek suretiyle, bu davalıda saklı tutulduğu iddia edilmektedir. Bu hususta gerek bu davalı hakkında açılan ve mahkemece celp edilen ceza davasına ilişkin dosyada toplanan kanıtlar, gerekse sözleşme kurulduktan sonra davacının iki yıl boyunca kiralık kasaya hiç uğramamış olması, anahtar tesliminde görevli veznedar olan bu davalının olayın ortaya çıkmasından kısa bir süre önce emekli olması, giderken de bankaya uydurma bir adres bildirmesi ve sonuçta üç yıla yakın sürece bulunamaması hep birlikte değerlendirildiğinde, davalıların sorumlu olduklarının kabulü gerekir. O halde mahkemece, davalı bankanın BK.nun 100 ncü maddesi hükmüne dayalı olarak ve diğer davalının haksız eylem sorumluluğu ilkelerince sorumlu olduklarının kabulü ile gerektiğinde BK.nun 42 vd. maddeleri çerçevesinde, zarar miktarının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 19-06-2012, 16:40   #3
Av.Yasin Dedeli

 
Varsayılan

Üstadım karar için teşekkür ediyorum. Ancak bu konudaki tek karar bu sanırım. Çünkü ben içtihat programlarında bu konuyu araştırırken bu kararı bulmuştum. Kasa muhteviyatının ispatı buradaki ana sorunumuz. Zira para ve ziynet eşyaları kasaya peyder pey konulduğu için her defasında bankaya noter götürülmesi mümkün olmamıştır. Müvekkilin dediğine göre kasaya birşeyle konulurken herhangi bir tutanak da tutulmamış. Müvekkilin zararı yaklaşık 50.000-TL. Aklıma gelen şey,müvekkilin zararının 50.000-TL olduğunu belirterek şimdilik 10.000-TL'lik bir dava açmak. Ama bu konuda kararsızım maalesef.
Old 20-06-2012, 09:38   #4
av_yaseminceylan

 
Varsayılan

Faydalı olması dileğiyle...

T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/4858
K. 2006/4863
T. 1.5.2006
• BANKACILIK İŞLEMİNDEN KAYNAKLANAN ALACAĞIN TAHSİLİ ( Kiralık Kasada Bulunan Kişisel Mücevherin Bedelinin Tahsili İstemi - Kiralık Kasanın Anahtarı Davacının Elinde Olduğu Nazara Alınarak Anahtarın Kasaya Ait Orjinal Anahtar Olup Olmadığı Araştırılarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gereği )
• BANKADA BULUNAN KİRALIK KASADAKİ KİŞİSEL MÜCEVHER BEDELİNİN TAHSİLİ ( Bankacılık İşleminden Kaynaklanan Alacağın Tahsili - Bankadan Kiralanan Kasada Bulunduğu İddia Edilen Mücevher Kasada Bulunmadığına Göre Davacıda Bulunan Kasa Anahtarı Araştırılarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gereği )
ÖZET : Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Düzce Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.06.2004 tarih ve 2001/511-2004/421 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin bankada bulunan ( 177 ) no'lu kiralık kasasının 1995 yılında bir müşterinin yaptığı yanlışlık sonucu kırılarak açıldığını, içindekilerin müvekkiline ait olduğunun anlaşılması üzerine müvekkilinin çağrıldığını ve tüm eşyaları tamam olarak ( 117 ) no'lu kasanın müvekkiline tahsis edildiğini, 1999 Düzce depreminde davalı bankanın Düzce Şubesi'nin yıkılması üzerine diğer kasaların Bolu'ya taşındığı halde müvekkiline ( 177 ) no'lu kasanın kendisine ait ve boş olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin kasasının numarasının ( 117 ) olduğunu söylemesi üzerine bu kez ( 117 ) nolu kasanın kimse adına işlem görmediğinin bildirildiğini, oysa ( 117 ) no'lu kasa anahtarının halen müvekkilinde olduğunu ve bu kasada toplam ( 11.750.000.000 ) TL. değerinde kişisel mücevheri bulunduğunu ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı adına kayıtlı kasanın ( 117 ) no'lu değil, ( 177 ) no'lu kasa olup davacıya ait kasa içinde hiçbir kıymetli eşyanın bulunmadığını, kasaların depremden sonra yetkili makamlar huzuru ile açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, 12 Kasım 1999 depreminde Türk Ticaret Bankası Düzce Şubesi'nin yıkılarak enkaz haline geldiği, davacının 1992 yılında ( 177 ) no'lu kasayı kiraladığı, 1995 yılında yapılan yanlışlıkta bu kasanın kırıldığını, ancak davacıya ( 117 ) no'lu yeni bir kasa tahsis edildiğinin kanıtlanamadığı, bu durumda davacının 1995 yılında kasasında bulunan kıymetli eşyalarını aldığı ancak kasa kiralama işlemini sonlandırmadığından anahtarın davacıda kaldığı kanaatinin oluştuğu, enkazdan sonra kasalarla ilgili yapılan işlemler ve bu işlemlerin zapta geçirildiği dikkate alınırsa, davacının iddialarını ispatlayamadığının kabul edileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin önce davalı banka şubesinde bulunan ( 177 ) no'lu kasayı kiraladığını, sonra bir müşteri tarafından bu kasanın kendi kasası sanılarak, yanlışlıkla banka görevlileri nezaretinde kırılarak açıldığını, kasanın müvekkiline ait olduğunun anlaşılması üzerine içindeki eşyaların eksiksiz olarak müvekkiline teslim edildiğini ve bu kez ( 117 ) no'lu kasanın müvekkiline tahsisi edildiğini ve müvekkilinin 1995 yılından itibaren ( 117 ) no'lu kasayı kullandığını ileri sürerek iş bu davayı açmıştır. Davalı banka ise, bu değiştirme olayını inkar etmiştir. Ancak davalı tanıkları dahi bu olayı doğruladığından, kasaların değiştirildiğinin kabulü gerekir. Kaldı ki davacı, ( 117 ) no'lu kasanın anahtarının elinde olduğunu beyan etmektedir. Mahkemece bu husus üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle davacı elindeki kasa anahtarı incelenerek, bu anahtarın gerçekten ( 117 ) no'lu kasaya ait orijinal anahtar olup olmadığının belirlenmesi, orijinal ve ( 117 ) no'lu kasaya ait anahtar olduğunun belirlenmesi halinde, gerekirse bankacılık ve kiralık kasa işlemlerinde uzman bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış,

SONUÇ : bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 20-06-2012, 10:11   #5
tiryakim

 
Varsayılan Kiralık Kasa Soyulma - Yargıtay İlamı

Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
Esas : 2010/5265
Karar : 2010/8128
Tarih : 08.07.2010
- YARGITAY İLAMI -

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.07.2007 gün ve 2005/121 - 2007/170 sayılı kararı onayan Daire’nin 16.11.2009 gün ve 2009/13118 - 2009/11859 sayılı kararı aleyhinde davalı banka vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 1978 yılında kiralık kasa sözleşmesi ile davalı bankada kasa kiralayarak ziynet eşyaları ile kıymetli evrakını koyduğunu, şube personelinin müvekkilini iyi tanıdığını, müvekkilinin yanında bir süre çalışan yardımcısının kızı olan diğer davalının müvekkilinin kasası olduğunu öğrenince aynı bankada kasa kiraladığını, müvekkilinin çantasından kasanın anahtarını çalarak kasayı açıp, içerisindekileri çaldığını, banka personelinin olayda dikkatsiz davrandığını, kasa sorumlusu elemanın kimlik kartını görmeden kasayı açmaması gerektiğini, sahte imzanın da üstünün karalanmış olduğunu, diğer davalının ceza yargılamasında suçunu ikrar ettiğini, müvekkilinin hatıra olan ziynet eşyalarının çalınması nedeniyle büyük üzüntü yaşadığını, bankanın basiretli davranmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL maddi, 2.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah ile, yargılama sırasında zarar olarak tespit edilen 100 adet cumhuriyet altını ile 2 adet reşat altının aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Banka vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesi uyarınca müvekkilinin sorumlu olmadığını, kasanın iki anahtarından birinin vefat eden kardeşinde kalmasına rağmen bu anahtarın iade edilmediğini, davacının kasa anahtarını saklamakta gereken özeni göstermediğini, kendi kusuru ile zarara sebep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davalı bankanın tacir olması nedeniyle özel sorumluluğunun derecesinin ağırlaştırılmış olduğu, olayda 6/8 oranında kusurlu olduğu, davacının ise, güvenmediği kişiye kasası olduğunu söyleyerek müterafik kusurlu olduğu, davacının vücut tamlığına zarar verilmediği gibi, kişisel haklarına da saldırı olmadığı, manevi tazminat şartları bulunmadığı gerekçesiyle, davalı Kıymet Kaya hakkındaki davanın atiye bırakılmasına, davalı banka hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 75 adet cumhuriyet altını ile 1,5 adet reşat altınının aynen davalı bankadan tahsiline dair verilen kararın davacı vekili ile davalı banka tarafından temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/13118 E, 2009/11859 K sayılı onanmıştır.

Davalı banka vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı banka vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı banka vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 08.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak:Corpus Arşiv
Old 20-06-2012, 10:14   #6
tiryakim

 
Varsayılan Karar

Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
Esas : 2008/11922
Karar : 2010/2863
Tarih : 15.03.2010
- YARGITAY İLAMI -


Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapanan) Asliye 8. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.06.2008 tarih ve 2004/75-2008/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı Beyhan Demir mirasçısı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 06.04.2001 tarihinde davalı nezdinde kiraladığı kasasını 23.06.2003 tarihinde anahtar zayiinden dolayı açtırdığında kasadaki 100 milyar değerinde zümrütlü pırlantalı Rolex marka kol saati, 300 milyar değerinde pırlanta taşlı bir adet yüzük, 5 milyar değerinde 22 ayar altın kolye, 20 milyar değerinde Cartier marka 22 ayar bilezik, kolye ve zincir ile 70.000 ABD Doları’nın olmadığını gördüğünü, suç duyurusunda bulunduğunu, kasa ziyaret çizelgesindeki 11.03.2002 tarihli imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın kime ait olduğunu bankanın da bilmediğini, toplam 495.000.000.000 TL zararı doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000.000.000 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, kiralık kasa sözleşmesi uyarınca davacının kasa anahtarını kaybettikten sonra üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, davacının kiralık kasanın eşi tarafından kullanılabileceğine dair talimatı olduğunu, kasa içerisinde davacının iddia ettiği değerde eşya olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ile yaptığı sözleşme uyarınca kendisine teslim olunan anahtarların kaybolması halinde durumu bankaya bildirmek mecburiyetinde olduğu, davacı müteveffanın bu görevini yerine getirmediği, sözleşme şartlarına aykırı davrandığı, davacının kasaya ne koyduğuna ilişkin davalı bankanın kabulünde olan kanıtlayıcı bir belge bulunmadığı, bu konuda ispat yükünün davacıda olduğu, davalı banka çalışanları hakkında açılan davanın beraatle, davacının eşi hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı Beyhan Demir mirasçısı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kasa kira sözleşmesinden kaynaklanmakta olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı banka ile davacı mümeyyizin annesi arasında kasa kira sözleşmesi imzalandığı, kasanın son kez 11.03.2002 tarihinde açıldığı ihtilafsız olduğu gibi, son kez kasa açma tutanağındaki imzanın mümeyyiz davacının murisine ait olmadığı da çekişmesizdir. Yanlar arasında imzalanan sözleşme uyarınca hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan davalı banka kasanın başkalarınca açılmasını engellemekle yükümlü olup, davacının anahtarını iyi muhafaza etmemesi davacı taraf yönünden ancak müterafik kusur teşkil edebilir. Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı, davalı bankadan kasa kiraladığına göre ve kasanın da davacının izni dışında açıldığı sabit olduğuna göre, mahkemece sözleşmenin kendine özgü niteliği de nazara alınarak, davacının sosyal durumu itibariyle kasada iddia edilenler çerçevesinde nelerin bulunabileceği uzman bilirkişiden de yararlanılıp değerlendirilip tarafların kusur durumları da nazara alınarak buna göre bir hüküm kurulmak gerekirken, mahkemece “mümeyyiz davacının annesinin kasaya ne koyduğuna ilişkin bankanın kabulünde olan kanıtlayıcı bir belge bulunmadığı” şeklindeki sözleşmenin kendine özgü özelliğine ters düşen bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak:Corpus Arşiv
Old 21-06-2012, 11:54   #7
Av.Yasin Dedeli

 
Varsayılan

Sayın tiryakim, av.buğra ve av.yasemin ceylan'a ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum.Saygılar.
Old 08-11-2012, 08:44   #8
Av.Şevval

 
Varsayılan

bankalardaki kiralık kasaların kayıtları tutuluyor mu?
Tutuluyorsa nerede tutuluyor?
Bu kasalara haciz yazmak mümkün olur mu acaba?

İlginç bir konu oldu benim için bilgisi olan arkadaşım varsa sevinirim.
Old 08-11-2012, 09:53   #9
Av. r.erkan

 
Varsayılan

Banka şubelerinde hangi kasanın kime ait olduğu bilgileri elbette tutuluyor ,
ayrıca kasanın kullanım tarihleride ayrıca ayrı bir takip kartonundan kayıt altına alınır ,
iyi çalışmalar
Old 08-11-2012, 10:01   #10
av_yaseminceylan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şevval
bankalardaki kiralık kasaların kayıtları tutuluyor mu?
Tutuluyorsa nerede tutuluyor?
Bu kasalara haciz yazmak mümkün olur mu acaba?

İlginç bir konu oldu benim için bilgisi olan arkadaşım varsa sevinirim.

Av. r.erkan tarafından yanıtlanmayan sorunuza da ben yanıt vereyim. Evet, kiralık kasaların haczini isteyebilirsiniz.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Konut Kredİsİnde Bankanin SorumluluĞu İsmail Doğan TUNÇBİLEK Meslektaşların Soruları 13 16-08-2011 09:26
Bankanin Hacİzlİ Aracin Zİyaindakİ SorumluluĞu barisugan Meslektaşların Soruları 1 29-04-2011 15:46
Çek YapraĞinda Bankanin SorumluluĞu erkanc07 Meslektaşların Soruları 2 03-03-2010 12:35
Orman Kanununa Muhalefet-kİralik AraÇla İŞlenen SuÇta, Ruhsat Sahİbİnİn SorumluluĞu av.egemen Meslektaşların Soruları 3 04-03-2007 00:12


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04685903 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.