Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

ANAYASA m. 38/ 7 son fıkra

Yanıt
Old 10-02-2002, 13:18   #1
Av. Hulusi METİN

 
Varsayılan ANAYASA m. 38/ 7 son fıkra

YORUM İLKELERİ IŞIĞINDA ANAYASAL İSTENÇ
KAPSAM : Anayasa hükmü üzerine düşünceler
İNCELENEN ANAYASA HÜKMÜ :
“Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” (AY. m. 85/ 7.fıkra/son).
BAŞLARKEN :
Yasa tasarı ve teklifleri yasalaştıktan sonra, gerekçelerinden soyutlanarak nesnel (objektif) bir kimlik kazanırlar.
“Yasalar yorumlanırken, o yasanın söylemi ve konuluş amacı ile sınırlı kalmak zorunluluğu vardır. ...yalnızca yasanın metnine bakmak veya yasa koyucunun iradesini bulmaya çalışmak tek başına bir yorum biçimi olarak kabul edilemez.” ... Yorum, hukuka kaynak oluşturan bir metnin anlamı ve kapsamını belirlemek amacıyla girişilen bir düşünsel işlem olduğuna göre, bu işlemde esas, yasa koyucunun metin ile öngördüğü iradenin gerçek ve asıl anlamının belirlenmesidir. Burada araştırılması gereken husus, uygulandığı zamanın sosyal koşullarına göre yasanın nesnel iradesidir. Bu yola baş vurulurken yorum araçları olarak yasa metninde kullanılan kelimelerin anlamları üzerinde durulacak, gramer ve mantık kuralları, yasanın yayınlanması hususundaki amaç nazara alınacak, yasanın genel sistemi, esas fikri değerlendirilecek, metin dışı olarak da hukukun genel ilkeleri ve yasanın hazırlık çalışmaları, göz önünde bulundurulacaktır ... yasanın TBMM.de görüşülmesi sırasında ileri sürülen fikirlerin de incelenmesi gerekir”.
(YCGK. E.2001/9-59, K.2001/68, T. 17.04.2001, Yargıtay Kararları Dergisi, CİLT:27, SAYI: 10, EKİM 2001, s.1576 vd.)
SÖZLEŞMEDEN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜK :
SÖZLEŞME :
Sözleşme; “Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin veya kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat” tır.
Sözleşmeler (Akitler), borç (vecibe) doğurmaları bakımından “Tek taraflı, iki taraflı, çok taraflı akitler” olmak üzere üçe ayrılırlar. Tek taraflı sözleşmeler, yalnız bir tarafa borç yükler (Kefalet). İki taraflı sözleşmeler, her iki tarafa da borç yükler. Böyle sözleşmelerde taraflardan her biri ötekine göre hem alacaklı, hem borçlu olur. Bu sözleşmeler de ikiye ayrılır : Tam karşılıklı sözleşmeler (Alım satım gibi) ve noksan karşılıklı sözleşmeler (vekalet gibi). Çok taraflı sözleşmeler, ikiden çok kimsenin tek bir sözleşme konusu üzerinde birleşmeleriyle meydana gelirler (Üç kişiden oluşan bir şirket çok taraflı sözleşme sayılır) (Türk Hukuk Lûgatı, 3. Baskı, 1991).
Borçlar Kanunumuza göre, “İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan ettikleri takdirde, akit tamam olur (BK.- m. 1). Akdin sıhhati, kanunda sarahat olunmadıkça, hiçbir şekle tabi değildir (BK. m. 11). Bir akdin mevzuu, kanunun gösterdiği hudut dairesinde, serbestçe tayin olunabilir. Kanunun kati surette emreylediği hukuki kaidelere veya kanuna muhalefet; ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müteallik haklara mugayir bulunmadıkça, iki tarafın yaptıkları mukaveleler muteberdir“ (BK. m. 19). Akit, dilimizde genellikle “sözleşme” sözcüğü ile karşılanmaktadır.
YÜKÜMLÜLÜK :
Her borç, sonuçta bir yükümlülüktür, ancak her yükümlülük; Borçlar Hukuku anlamında, bir borç içermeyebilir.
“Sözleşmeden doğan yükümlülük” içinde, “borçların” da var olduğu, Kanun Teklifinde mevcut iken sonradan çıkarılmıştır. Ancak “Yükümlülük” kavramının “Edim, Borç” kavramlarını karşılamak üzere kullanılmış olduğu Meclis Tutanaklarından anlaşılmaktadır {Dönem : 21 Cilt : 70 Yasama Yılı : 3 , TBMM. Tutanak Dergisi, 133 Üncü Birleşim (Olağanüstü) 26 . 09 . 2001 Çarşamba} .
“Yükümlülük” (mükellefiyet), genel olarak; bir kişiye yükletilen bir külfet, bir eda, bir görev (vazife) dir.
Yükümlülük (Görev, vazife);
Özel Hukuk alanında hukuksal işlem ve ilişkilerde yanların birbirine, ya da yanlardan yalnız birinin ötekine karşı yüklendiği “görev”dir.
Kamu Hukukunda ise, bir kişiye yasayla yükletilen bir hizmet (Askerlik görevi gibi), bir eda, bir iş ya da hakları sınırlayan kayıtlara uyması zorunluluğunun getirilmesidir
Yanlardan birisini ötekine karşı yerine getirmekle (eda, ifa) yükümlü kılan hukuksal ilişkiye “borç ilişkisi” denilmektedir. Borç ilişkisi; alacaklı bakımından bir alacak, borçlu bakımından ise bir borç ya da yükümlülüktür.
Borç (Obligation) sözcüğü iki ayrı anlamda kullanılabilmektedir. Dar anlamıyla bu kavram bir “alacak” ifade eder. Daha geniş anlamda, iki kişi arasında bir durum ve olaya dayanan ve bir ya da birden çok alacak doğuran bir ilişkiyi ifade eder.
Borçlunun bir şey “yapmak veya yapmamak” yükümlülüğü, borcun esasıdır.
YÜKÜMLÜLÜK VE BORÇ KAVRAMLARI :
Yasa koyucu “Yükümlülük” kavramını, yalnızca ve özelikle para borçları için kullanmamıştır. Öyle olsa idi, açıkça ve yalnızca “hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan borcunu ödeyememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” der idi.
“Sözleşmeden doğan yükümlülük” içinde, “borçların” da var olduğu Kanun Teklifinde belirtilmişken sonradan çıkarılmış olması; yasa koyucunun yükümlülük kavramının daha geniş olduğunu ve borçları da içerdiğini düşündüğü gösterir.
Hükme gerekçe gösterilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 4. Protokolün İngilizce metninin 1. Maddesinin başlığında “debt” (borç, belirli bir zamanda belirli bir meblağı ödeme vaadi); metinde ise “obligation” (Vecibe, yükümlülük, borç) kavramları kullanılmıştır.
İnceleme konumuz hükümde yasa koyucunun “Yükümlülük” kavramını seçip kullanmış olması, iradesinin en geniş yorumlanmasını istediğini göstermektedir.
MECLİSTEKİ ÇALIŞMALAR :
YASA KOYUCUNUN İRADESİ DEĞİL, YASANIN İRADESİ ...
Meclisteki yasama açıklamalarını incelemek ve hükme nasıl bir içerik verildiğini saptamak; Anayasanın filolojik ve sübjektif "öznel" yorumu için yararlıdır. Ancak yorumdan asıl beklenen, "Yasa koyucunun istenci (iradesi) değil, yasanın istenci karar verir" özdeyişine uygun olarak, nesnel "objektif" olanı araştırıp geliştirmektir.


YASANIN GENEL GEREKÇESİ – MADDE GEREKÇESİ
Yasa Teklifinin Genel ve madde gerekçeleri aşağıda sunulmuştur :
GENEL GEREKÇE :
“1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; uygulamada olduğu dönem içinde ortaya çıkan ihtiyaçlar, kamuoyunun beklentileri ve yeni siyasî açılımlar doğrultusunda yenilenmesi gereği doğmuştur. Ayrıca Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde, ekonomik ve siyasî kriterlerin karşılanmasının, bu alanda gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasının ön şartı olarak Anayasada bazı değişikliklerin yapılması da kaçınılmazdır. Bu teklif toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek çağdaş - demokratik standartlara ve evrensel normlara uygun, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü ön plana çıkaran bir Anayasa değişikliğini hedeflemektedir.
Teklif, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Grubu bulunan Siyasî Partilerin eşit şekilde temsil edildiği Partiler arası Uzlaşma Komisyonunca hazırlanmıştır ”.
MADDE GEREKÇESİ :
“Madde 15. – Ölüm cezasının sadece, savaş, yakın savaş ve terör suçlarında verilebileceği 6 nolu protokol hükümleri doğrultusunda bu maddede yer almıştır. Ayrıca 4 nolu protokol gereği sözleşmeden doğan bir yükümlülük nedeniyle hiç kimsenin özgürlüğünden alıkonulamayacağı hükmü eklenmiştir. Sözleşmeden doğan yükümlülük içinde borçlar da vardır”.
VE BİR SORU ...

ANAYASAL HÜKMÜN KAPSAMINDAKİ SÖZLEŞMELER :
Anayasal hükmün öngördüğü sözleşme nasıl bir sözleşmedir ki, o sözleşmeden doğan yükümlülüğün yaptırımı olarak özgürlükten alıkonulma (hapis) cezası öngörülmüşken, artık yükümlülüğe aykırılık suç oluşturmasın ?
(Karşılıksız çek keşide etmenin artık suç teşkil etmediğini Sayın Adalet Bakanı açıkladılar mesela ...)
Av. Hulusi METİN
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İş Kanunu m.74/son fıkra hakkında belgin Meslektaşların Soruları 9 15-12-2018 03:25
Fıkra Keyfi Admin Site Lokali 514 25-01-2013 17:06
Fıkra:) buketoz Site Lokali 4 21-03-2004 23:13
Fıkra - Çok Güldüm Batu Han Site Lokali 0 28-02-2003 18:45
Bir De Fıkra Cest la vie Site Lokali 0 24-03-2002 22:26


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03052902 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.