Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hayat Kadını Hayatsız Kadın

Yanıt
Old 26-05-2009, 12:55   #1
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan Hayat Kadını Hayatsız Kadın

Değerli Kadın HÇG üyeleri ve okuyucuları,

THS - Meslektaşların Soruları bölümünde 2002 yılında açılmış "Hayat Kadınının Açtığı Babalık Davası" başlıklı mesajdan 2009 yılı itibariyle haberdar oldum.

Konu bana ilginç geldi. Ancak, bildiğiniz gibi Meslektaşların Soruları bölümü sadece mevzuat tartışmalarına ayrılmış bir bölüm. Fahişelik ve fuhuş ile ilgili politikaları o bölümde tartışmamız hem kategorik bütünlüğün dışına çıkmak olacağından hem de çok sık soru yazılan bu alanda kaybolup gideceğinden meseleyi buraya taşımak istedim.

Tartışmanın linki aşağıdadır:

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=1278

Bu konudaki görüşlerimizi paylaşmak dileğiyle.

Saygılar.
Old 06-07-2009, 16:05   #2
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Sayın müstakbel katılımcılar, yukarıdaki başlık çerçevesinde bazı soruları paylaşmak istiyorum:

1) Genelev açılmasına izin vermek doğru mudur?

2) Genelev açılması gereklilik midir?

3) Ruhsatlı genelevde çalışan vesikalı kadınlarla insan ticaretine konu edilen kadınlar arasında fark var mıdır?

4)Devletin genelev açılmasına izin vermesi fuhşu teşvik ile alakalı mıdır?

5) Devletin genelev kadınlarına "cinsel sağlığın kontrolü"nden başka sunduğu haklar/olanaklar nelerdir?

6) GENEL KADINLAR VE GENELEVLERİN TABİ OLACAKLARI HÜKÜMLER VE FUHUŞ YÜZÜNDEN BULAŞAN ZÜHREVİ HASTALIKLARLA MÜCADELE TÜZÜĞÜ'nde fahişelik neden bir "sanat" olarak tanımlanmıştır?

7) Fahişelik bir "sanat" ise,bu hususta kadın-erkek arasındaki ayrımcılığın temeli nedir? Neden erkek fahişeliği yasalarda düzenlenmemiştir?

Şimdilik bu kadar. Belki, birkaç görüş almak üzere vesile olur.

Saygılar.
Old 07-07-2009, 11:10   #3
Av.M.Telli

 
Varsayılan

Genelevlerin kurulması ve işleyişi, hayatkadınlarının vesikalanması, kontrol altında çalışması-çalıştırılması durumu sadece yasallaştırır; ahlakî boyutu ise son derece tartışmaya açıktır. Genelevlerin yerleşim yerlerinden, camilerden, okullardan belli bir uzaklıkta açılması gerektiği kuralı ise toplum ahlakını korumaya çalışan düzenlemerden olup bunun ne derece işe yaradığı da ortadadır. Herkes genelevlerin varlığını, ne işe yaradığını biliyorken böyle yerleri görmemek sadece huzursuzluk yaşanmasına engel oluyor diye düşünüyorum. Birçoğunuz hatırlarsınız, haber bültenlerine konu olan bir olay vardı: cami ve genelev karşılıklıydı. Genelevin karşısına cami inşaatı başlatmışlar ki genelevi kapatsınlar. İnşaat bitti mi, bittiyse işe yaradı mı haberim yok; ancak bu tür konular çoğumuzu rahatsız eder, çoğumuz genelevlerin ismini bile anmak istemeyiz.

Genelevler hakkında sizlerle paylaşabileceğim kişisel görüşüm, devletin genelev açması fuhuşa teşvik değildir. Bu işi gizli kapaklı, genelevde değil de otobanlarda, sokak aralarında, vesikalı değil de gayet hoş giyimli, gündüz sıradan bir kadından farkı olmayan binlerce kişi yapıyorken... Esra Ceyhan'ın müthiş(!) programında izlediğim röportajları da çok iyi hatırlıyorum. Bir hayat kadını bilmem nerdeki geneleve geçmek için yanıp tutuştuğunu; vesika alıp resmî olarak genelevde çalışmak için çabalayan kadınları... Bunlar teşvik olmuş kadınlar mı? Olabilir de...
Old 17-07-2009, 23:05   #4
Academic

 
Varsayılan

Sanat olarak tanımlanan (! ilginç, bunu bilmiyordum) bu mesleğin Kadın bedeninin sömürüsünden başka bir şey olmadığını düşünüyorum. Devletin eliyle genelev açılmasını ise tümüyle reddetmekten öte kafamda sorular oluşturduğu için ne evet ne hayır diyebiliyorum.

Eğer devlet bu konuda denetim yapmaz ise toplumda cinsel yollarla bulaşan hastalıklarda daha büyük bir artış söz konusu olacak. Ayrıca vergisiz kazanç nedeniyle gelir dağılımında çarpıklıkların olduğu kadar bu yolla kazanç sağlanmasında özendirici olacakmış gibi geliyor. Öte yandan bu yoldan kazanılmış bir paradan vergi almak ve onu eğitimde diyanette vs. kullanmak ise ne kadar etik açıkçası bunu da düşünmeden edemiyorum. Tam bir etik ikilem.

Bir başka konu cinselliğin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde yemek yemek uyumak kadar birincil ihtiyaçlardan sayılıyor olması. Dolayısıyla insanları yadırgayacağımız bir durum değil ve herkesi evli ya da bu ihtiyacını meşru saydığımız yollarla karşılaması konusunda sıkıntılar olduğu da bir gerçek. Bu durumda böyle bir sektör oluşmuş ve engellenmesi sanırım söz konusu değil. Kadınların neden para kazanmak için bu yolu seçtiği ya da seçtirildiği noktasında kişisel tercihleri mi yoksa gerçekten zorlamalarla mı ya da kader kurbanı mı olduğu konusunda tam bir genelleme yapmak da zordur.

Özellikle ekonomik kriz yaşanan dönemlerde fuhuşta artış olduğu ve fuhuşa yönelenlerin büyük bir kısmının mesleki yeterlikleri olmadığı (sosyolojik açıdan yapılan bir genellemedir) düşünüldüğünde sorunun kaynağı büyük ölçüde ekonomik gibi görünüyor. Ayrıca bu tür işlerde çalışan kadınların düzenli bir yaşantıları olmadığı ve ahlaken onaylanmayan bir meslekte çalışmalarının çocuklarına yansıması daha da olumsuzdur. Peki ne yapılmalı? Buna istinaden okuduğum bir haberde hayat kadınları ya da seks işçileri denilen grubun yaşadığı sorunlara yönelik gündeme getirilenlerin; yaşam standartlarının düşük olması, çocuklarının sık sık yer değiştirmek nedeniyle okula devamsızlık ya da okula gidememe nedeniyle okuma yazma bile öğrenememeleri ve bu çocukların annelerinin işi nedeniyle tecavüze ve cinsel istismara maruz kalmaları, madde bağımlılığının bu grupta daha yüksek olduğu, genellikle örgütlü suç kapsamnına girecek şekilde sektörde kadınların zorla çalıştırılmaları ve ellerinden paralarının alınması nedeniyle kısır döngü içinde olmaları ve bedenleri kadar emeklerinin sömürüldüğü belirtilmektedir. Çözüm? Bilmiyorum.. Dünyanın en eski mesleği denilen bu mesleğin ortadan kalkmayacağı açıktır en azından yaşam standartları düzeltilebilir ve o koşullarda doğmayı ve yaşamayı seçmemiş olan çocukları için önlemler alınabilir..
Old 19-07-2009, 11:41   #5
Nur Deniz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ISIL YILMAZ

1) Genelev açılmasına izin vermek doğru mudur?

Bana göre doğrudur.
Nedeni ise,kontrollerin ve denetimin sağlıklı koşullar altında yapılabilmesi.

Alıntı:
Yazan IŞIL YILMAZ
2) Genelev açılması gereklilik midir?

Çoğu kişinin, toplumsal bir gerçeği , bazı değer yargılarını öne sürerek bu konuyu desteklemediğini düşünsemde,cinsel hak ve özgürlükleri de destekleyen biri olarak bu durumun gerekliliğine inanıyorum.Cinsel hak ve özgürlükler varsa neden bir genelevde bu münasebetin kurulması engellensin ki?

Alıntı:
Yazan IŞIL YILMAZ
3) Ruhsatlı genelevde çalışan vesikalı kadınlarla insan ticaretine konu edilen kadınlar arasında fark var mıdır?

Elbette vardır, vesikalı genelevde çalışan bir kadının , sağlık sigortası yapılmakta, dışarıda tek başına mücadele etmesi gereken bir hayatı bir topluluk olarak çalıştığı yerde daha kolayca vermektedir.Yanlış biliyor olabilirim, düzeltilmsinde ise hiç sakınca görmediğim bir diğer konudur bu. İnsan ticareti bir diğer insanın özgürlüğü elinden alınarak bu yola sokulduğunu düşünerek, genelevler bu konuda bir nebze de olsa daha ferahtır diye düşünüyorum.Tek başına dış ortamda çalışmak yerine, kadınlar vesika almak için uğraşıyorlar.Benim gözlemleyebildiğim bu.

Alıntı:
Yazan IŞIL YILMAZ
4)Devletin genelev açılmasına izin vermesi fuhşu teşvik ile alakalı mıdır?

Değildir.Devletin sosyal düzeni kötü etkileyecek olayları teşvik edeceğine inanmıyorum. Ama ortada sosyal ve engellenemeyen bir olgu varsa elbette kontrolüne alması en olağan olgudur. Uzak doğu ülkelerindeki devlet politikasını bilmiyorum ama denetim olmadığı için fuhuşun adeta sektörleştirildiğini de gözlemliyorum.

Alıntı:
Yazan IŞIL YILMAZ
5) Devletin genelev kadınlarına "cinsel sağlığın kontrolü"nden başka sunduğu haklar/olanaklar nelerdir?

Genelev kadınları SSK çalışanları değil mi?Ve SSK çalışanlarının son SGK yapsamında olan emeklilik hakkı vb durumların tamamını devlet karşılamak zorundadır bu durumda.Sadece sağlık kontolü değil, emeklilik hakkını da devlet düzenlemeli diye düşünüyorum.

Alıntı:
Yazan IŞIL YILMAZ
6) GENEL KADINLAR VE GENELEVLERİN TABİ OLACAKLARI HÜKÜMLER VE FUHUŞ YÜZÜNDEN BULAŞAN ZÜHREVİ HASTALIKLARLA MÜCADELE TÜZÜĞÜ'nde fahişelik neden bir "sanat" olarak tanımlanmıştır?

Bu soru bana ağır gelir biraz. Her insanın bir kez yaşam hakkı vardır.Bir yaşamın, başka yaşamlar için yaşanılması ve toplumun başka şans tanımadığı insanların yaşam mücadelesi sanat değilde nedir? Bu durumda yaşayan, yaşayabilen her kadın bana göre hayat sanatçısıdır.

Alıntı:
Yazan IŞIL YILMAZ
7) Fahişelik bir "sanat" ise,bu hususta kadın-erkek arasındaki ayrımcılığın temeli nedir? Neden erkek fahişeliği yasalarda düzenlenmemiştir?

Normal sohbetlerde bile, fahişeliğin dünyanın en eski mesleği olduğu söylenir durur. Aslında bu kadınların çektiklerini herkes bilir de , kimse destek vermez.Erkeklerde de para karşılığında fuhuş vardır ama toplum bunu kabul etmez, edemez. Ya da şöyle de diyebiliriz erkeklerde bu durum henüz yeni yaygınlaşmakta,bir erkekten bu iş üzerine hizmet alan kadınlar demek ki, bu erkek sanatçıları hak mücadelesine gerek kalmayacak şekilde sosyal sorumluluğunu taşımaktadırlar.


Saygılarımla.
Old 19-07-2009, 14:23   #6
yeditepelişehir

 
Varsayılan

Herkesin kendince haklı olduğu noktaları barındıran bir husus genelevler yada fahişelik. Kaldıralım deseniz inanın ciddi ciddi korkarım yani anne baba olsam çocuğum için.Bu ülkede kız erkek demeden bebeklere sulanan insanlar var,hayvanlara da ha keza.Böylesi insanlar en azından para bulunca bu tür yerlere gidiyor bi süre dizginleniyo.Ha ordaki kadınlar insan değil mi onlar neden bu tür insanlarla muhatap olmak zorunda kalıyo? Bu da bir diğer haklı görüşün cümleleri olabilir.Çözüme dair neler yapılabilir inanın etkin bir şeyler bulmak çok zor.En başta güven meselesi var.Bu kadınların birçoğunu annesi babası abisi kardeşi kocası yani en güvendiği insanlar bu yola itiyor bi şekilde.Onlar neden yapıyor vs vs diye kurcalarsak iş eninde sonunda ekonomık nedenlere eğitim seviyesine vs vs uzayacak.Zor bir mevzu çok zor...
Old 21-07-2009, 21:32   #7
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Kadın ya da erkek bedeninin para karşılığı cinsel zevk/ihtiyaç için satılması, "beden"in algılanışını nasıl etkiler?

Bir dönem ceza yasamızda fahişeye tecavüzün indirim sebebi olmasının bu algıyla ilgisi olabilir mi?
Old 21-07-2009, 22:11   #8
yeditepelişehir

 
Varsayılan

Bu memlekette kim bilir kaç kadına tecavüz edildi zaten fahişe! diye.Ne de olsa alışmıştır istememe gibi bir şansı yoktur gidip şikayet de edemez mantığıyla neler yaşanmıştır kim bilir.Bir çoğu şikayet de etmiyor edemiyor zaten.Ve fahişeye tecavüzün indirim sebebi olduğu yılları da yaşamışız demek ki-bilmiyordum böyle bir maddenin varlığını- Tecavüze uğrayan bir fahişe kime güvensin de şikayet etsin.Gazetelerde zaman zaman röportajlar çıkıyor bu konularda.Hayat kadını tecavüze uğradım diye karakola sığınıyor parada mı anlaşamadın diye dalga geçilmesini mi istersiniz,gel şöyle bir ifadeni alalım diyen başka bir ifadeyi ima eden bakışları mı.Netice olarak bence algıda şöyle bir sorun var.Nasıl ki insan diyemediğimiz bir çok varlık kediyi köpeği eziyetle çeşitli şekillerde öldürüyor,bundan zevk alıyor ve zerre kadar vicdanı sızlamıyor; ne de olsa bir hayvana bunu yaptı kime ne.Tıpkı bu zihniyetle hayat kadınlarına da benzer muameleleri rahatça yapabiliyorlar.
Old 27-07-2009, 20:47   #10
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Devlet izni altında ya da değil, satın alınan bir beden, bir nesne olmuş mudur?
Old 27-07-2009, 21:55   #11
Academic

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ISIL YILMAZ
Devlet izni altında ya da değil, satın alınan bir beden, bir nesne olmuş mudur?

Kesinlikle Hayır. Devlet izniyle ya da değil, aslında beden satın alınmıyor mantık olarak. Satın alınan geçirilen süre. Onaylasak da onaylamasak da birileri bu işi yapıyorsa ve bir şeyler satıyorsa satılan şeyin adını doğru koymak gerekiyor. Satılan kesinlikle kadının bedeni değil "ilgisi"dir.Bu da bu eylemin kadını bir nesne haline getirmeyeceğini gösterir. Bence.
Old 27-07-2009, 22:20   #13
Academic

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ISIL YILMAZ
Satın alana ne denir? Müşteri mi?

Bence Hayır. Aslına bakarsanız ekonominin kuralları burda da işliyor sanırım. Arz ve talep. Talep oldukça arz her zaman karşılanır. Bunu satılanın kadın bedeni olarak düşündüğüm algılanmasın. Düşüncemi yukarıda belirttim. İlgiyi parayla satın alanlara ne denildiği konusundaki düşüncem ise hoş karşılanmayabilir..
Old 28-07-2009, 09:44   #14
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Çok katmanlı bir konu bu. Üzerine konuşurken bile kimsenin rahat kelam edemeyeceği, sorularımızın bitmek bilmediği, bir bilimci soğukkanlılığıyla yaklaşamayacağımız bir konu.

Fahişelik “mesleğinin” varlığı beni rahatsız ediyor. Bir kadının ya da bir erkeğin seçme şansı olmadan, sadece seçilerek ve karşılığında para ödenerek “seks hizmeti”ne aracılık etmesini içime sindiremiyorum. Geçtim, yaşanan aşağılamayı, şiddeti...

Fahişe sözcüğünün kendisi bir aşağılama olarak kullanıldığından artık seks işçisi dememiz isteniyor. Ama seks işçisi deyince de sanki sıradan bir hizmet ilişkisi varmış gibi tınlamasından korkuyorum. Politik doğruculuk adına meselenin içini boşaltmak da çözüm değil. Çarpıcı, vurucu olan aynı şekilde bırakılmalı ki, rahatsızlık devam etsin. Sözcüğün kendisi var oldukça o sözcüğü bilenler rahat uyuyamasın!

Engel olamadığımızı ehlileştirelim, sistemin içine alalım, sağlık kontrolü ve emeklilik hakkından bu kişileri yararlandıralım mantığıyla da bu sorunun çözülemeyeceğini düşünüyorum.

Bir insanın bedenini satması fikrini, kendi kafamda bile telaffuz etmek istemiyorum. Adına ister ilginin satın alınması deyin, ister eser sözleşmesi deyin isterse sanat deyin, olan biten bellidir. Bugün, fahişeliğin en temel nedeni, bana öyle geliyor ki, yoksulluktur. Herşeyin alınıp satılabildiği sistemlerde, insanlar sırf aç kalmamak için kendilerini de satabilirler.

Zamanında, bir fahişeyle kısa bir ahbaplığım olmuştu. Benim yaşadığım apartmanda, depodan bozma bir yerde yaşıyormuş. Yaklaşık iki yıldır komşummuş, ama ben onun farkına bile varmamıştım, taa ki, bir gece “dostu” alkollü halde apartman kapısına dayanıp yanlışlıkla benim zilimi çalana kadar. Adam, bağırıp çağırıyor, tehditler savuruyordu. Polis çağırdım. Karakol çok yakındı, hemen geldiler. Ben aşağı inince, komşum da dışarı çıktı. Bana döndü, o bana geldi, dedi. Neden, nasıl derken mesele anlaşıldı. Komşuma, şikayetçiolmak isterse tanıklık edeceğimi, tüm tehditleri duyduğumu, şikayet etmezse benim şikayetçi olacağımı söyledim. Kadın, benimle karakola geldi ve benden de destek alarak şikayetçi oldu. Ahbaplığımız böyle başladı. Şikayetten sonra, o adam birkaç kez daha apartmana gelmiş ve diğer komşuları rahatsız etmiş. Komşular, en iyi çözümün kadını evden atmak olacağında hemfikir olmuşlar. Benim dışımdaki 5 daireyi ayrı ayrı dolaşıp kulis yapmak zorunda kaldım. Artık benim kulisimden mi, kadının o mezbeleye ödediği parayı hiç aksatmamasının apartman giderine olumlu yansımalarından mı bilmem, komşumu evden atmadılar. Bazen bana kahve içmeye gelirdi. Bir gün ona iş bulmamı istedi. Birkaç yerle konuşup çay, kahve,yemek işlerini yapabileceği bir iş ayarlamaya çalıştım, olmadı. Evlere temizliğe gider misin,dedim. İstemedi.

Bir fahişeyle tanıştığınızda, onu bir inceleme nesnesi olarak değil de, size kahve içmeye gelen bir komşunuz olarak kabul ettiğinizde, neyi, niye yaptığını yargılamak daha zor. O artık, sizin komşunuzdur. Mercimekli köfte yapıp götürdüğünüz tabağı, içi börekle dolu halde getiren bir komşu. 6 dairelik bir apartmanda, sadece 1 dairenin kendisini komşu olarak kabul ettiği bir “yaban.” İnsanların, 10 metrekarelik bir mezbelede sürgüne yolladığı bir başka insan. En çok içimi sıkan, başa çıkamadığım şey, ona eşitim olarak davrandığım için bana duyduğu minneti birkaç kez ifade etmesi oldu. Toplum, öyle bir “yaratıktır” ki, bir insana hakkı olan muameleyi yapıyor diye onu kendine minnettar eder. Ben o toplumun değerlerini paylaşmayı reddediyorum.

Bir fahişeyle arkadaş olun, en azından bir fahişeyi kendiniz için görünür kılın. Fahişe sözcüğünün yakıcılığını o zaman görebilirsiniz. Fahişeliğin kim tarafından desteklenirse desteklensin, kim bu “mesleğe” izin verirse versin, kabul edilemeyeceğini anlarsınız.
Old 28-07-2009, 10:38   #15
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Kendi sorularımı biraz da kendim düşüneyim,izninizle.

1) Genelev açılmasına izin vermek doğru mudur?

Değildir, insan bedeninin bu şekilde araçsallaştırılması etik olamaz.

2) Genelev açılması gereklilik midir?

Değildir, cinselliğin yaşanması için önce baskı yaratıp sonra bu “ihtiyacın” giderilmesini sağlamak için bir “gereklilik” bulunduğu yanılsamasını yaratmak tümüyle ideolojik bir seçimdir.

3) Ruhsatlı genelevde çalışan vesikalı kadınlarla insan ticaretine konu edilen kadınlar arasında fark var mıdır?

Meşru sayılmak ve sayılmamak dışında meselenin özüne ait bir fark olmadığı görüşündeyim.

4)Devletin genelev açılmasına izin vermesi fuhşu teşvik ile alakalı mıdır?

Teknik olarak değildir, ancak teknik gözlüğünü takmak olsa olsa gözyummaktır.

5) Devletin genelev kadınlarına "cinsel sağlığın kontrolü"nden başka sunduğu haklar/olanaklar nelerdir?

Sigortalılık dışında bir hak olduğunu göremedim.

6) GENEL KADINLAR VE GENELEVLERİN TABİ OLACAKLARI HÜKÜMLER VE FUHUŞ YÜZÜNDEN BULAŞAN ZÜHREVİ HASTALIKLARLA MÜCADELE TÜZÜĞÜ'nde fahişelik neden bir "sanat" olarak tanımlanmıştır?

Belki de fahişeliği “meslek” olarak kabul etmenin doğuracağı sonuçları engellemek amacı güdülmüştür. Bu ifadenin tarihsel bir kaynağının da olabileceği düşünülmelidir.

7) Fahişelik bir "sanat" ise,bu hususta kadın-erkek arasındaki ayrımcılığın temeli nedir? Neden erkek fahişeliği yasalarda düzenlenmemiştir?

Kadınlara özgü olduğu düşünülen alanlardan biri de fahişeliktir. Erkek fahişeliğin görünürlüğü ancak son on ya da yirmi yılda mümkün oldu. Jigololuk, fahişelikten sayılmamıştır. Erkek fahişeliğin kabulü, erkek müşterilerin varlığıyla açılanabilir hale geldiğinden olsa gerek.
Old 28-07-2009, 10:54   #16
uye8490

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ISIL YILMAZ
1) Genelev açılmasına izin vermek doğru mudur?

2) Genelev açılması gereklilik midir?

3) Ruhsatlı genelevde çalışan vesikalı kadınlarla insan ticaretine konu edilen kadınlar arasında fark var mıdır?

4)Devletin genelev açılmasına izin vermesi fuhşu teşvik ile alakalı mıdır?

5) Devletin genelev kadınlarına "cinsel sağlığın kontrolü"nden başka sunduğu haklar/olanaklar nelerdir?

6) GENEL KADINLAR VE GENELEVLERİN TABİ OLACAKLARI HÜKÜMLER VE FUHUŞ YÜZÜNDEN BULAŞAN ZÜHREVİ HASTALIKLARLA MÜCADELE TÜZÜĞÜ'nde fahişelik neden bir "sanat" olarak tanımlanmıştır?

7) Fahişelik bir "sanat" ise,bu hususta kadın-erkek arasındaki ayrımcılığın temeli nedir? Neden erkek fahişeliği yasalarda düzenlenmemiştir?

Şimdilik bu kadar. Belki, birkaç görüş almak üzere vesile olur.

Saygılar.

Genelev açmak,insan eti ticaretinin devlet eliyle yapılmasından başka birşey değildir.

Toplumu dönüştürme gibi bir işleve sahip ol(a)mayan sistemin toplumda var olan dejenerasyonu yasal bir zemine oturtmasından başka bir şey değildir bu.

Ortaçağda kaldığı konusunda korkunç bir yanılsama içerisinde olduğumuz "köle pazarlarının" çağa uyarlanmış bir modelinden başkaca bir şey değildir bu.

Her geçen gün kendine biraz daha yabancılaşan toplumun "sanat" tanımını yasa ve yönetmeliklerde görmekten başkaca bir şey değildir bu.

Devam edecektim ama bu konular beni olabildiğince geriyor.İnsan etinin devlet eliyle pazarlanmasını hiç bir zaman hazmedemedim.
Old 28-07-2009, 11:08   #17
uye8490

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.M.Telli
Genelevlerin yerleşim yerlerinden, camilerden, okullardan belli bir uzaklıkta açılması gerektiği kuralı ise toplum ahlakını korumaya çalışan düzenlemerden olup bunun ne derece işe yaradığı da ortadadır.


Bir toplumda genelev ihtiyacı hissediliyorsa öncelikle o toplumun ahlak anlayışını sorgulamamız gerekmez mi?

Hangi ahlak?

Alıntı:
Yazan Av.M.Telli
devletin genelev açması fuhuşa teşvik değildir. Bu işi gizli kapaklı, genelevde değil de otobanlarda, sokak aralarında, vesikalı değil de gayet hoş giyimli, gündüz sıradan bir kadından farkı olmayan binlerce kişi yapıyorken...


Devlet genelev açacağına toplumu dönüştürmeye çalışamaz mı?

"Bu işi gizli kapaklı, genelevde değil de otobanlarda, sokak aralarında, vesikalı değil de gayet hoş giyimli, gündüz sıradan bir kadından farkı olmayan binlerce kişi yapıyor" ise devletin "bu işi" yasal bir zemine oturtup insan eti ticaretine bir meşruiyet zemini kazandırması mı gerekiyor?
Old 30-07-2009, 11:00   #18
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
"Bu işi gizli kapaklı, genelevde değil de otobanlarda, sokak aralarında, vesikalı değil de gayet hoş giyimli, gündüz sıradan bir kadından farkı olmayan binlerce kişi yapıyor" ise devletin "bu işi" yasal bir zemine oturtup insan eti ticaretine bir meşruiyet zemini kazandırması mı gerekiyor?


Evet, durum böyle olunca, bizarur gerekiyor sanırım. Söz gelimi; "Zührevi hastalıklarla mücadele" edebilme, kontrol altına alabilme "gayreti" konusunda ne düşünüyorsunuz?

Fuhuş sektörü, ister amatörce, ister profesyonel olarak, sistemli, organize yahut bireysel, ama önemli bölümü kontrol altına alınmamış biçimde sürüp gidiyor. Anlı şanlı oteller, kiralanan hayat kadınlarıyla birlikte arkadaş-sevgili görüntüsünde gelen; hizmet bedeli ödeyenleri(!) konuk ediyor. Aslına bakarsanız gelinen "profesyonellik(!)" noktasında, Devletin genelev açmış yahut açmamış olmasıyla dahi artık çok ilgilenilmediğini düşünüyorum. Ekonomik yahut kültürel yeteneği az gelişmiş erkek gruplarının ilgi alanında kalmıştır olsa olsa...

Sorulacak sorular:

Fahişelik bir meslek midir? Bir hizmet sunuyor ve karşılığında ekonomik bir bedel kazanıldığına göre, yanıt evet.

Kolay kolay hiç bir kadının bu yolu seçeceğine inanmam. Az gelişmiş , kadına değer vermemiş, toplumun dışına elinden gelebildiğince itmiş, asosyalliği namusluluk, cehaleti masumiyet olarak belletmiş, okutmamış, beyin gücü ve bedeniyle çalışarak kazanma erkini kazandırmamış, konuşma yeteneğini kazanmasını erkekliği iğdiş edecek bir tehdit olarak algılamış bir toplumun kadınını, fahişelik yapıyor diye suçlamak gibi bir hakkın mevcut olmadığı da daima hatırda tutulmalı.

Yine unutulmamalı ki; 2002 yılı öncesine dek "Bekaret" kavramını, toplumu şekillendiren iki esaslı yasamızda (TCK, TMK) barındırmaya devam etmiş, kız çocuklarını toplumun dışına "Tehlikeler" listesi altında itmiş, salt sevdiğiyle birlikte oldu da sevdiği bilahare onu terketti diye intiharlara, yahut aile ocağını terkle yaşamla mücadeleye ve nihayetinde açlığın zaferiyle yine bir başka babanın ocağına; yani "Devletin" güvencesinde açılmış , hatta sağlık güvencesi sunulmuş ve maaşa bağlanmış "Evlere/Çatılara" terketmiş bir toplumun evlatlarıyız biz.

Toplum dönüşmedikçe, hatta dönüşse bile ekonomik dağılım adilane biçimde yerküre üzerinde yaşayanlar arasında paylaşılmadıkça (Ki bu hiç bir zaman gerçekleşmeyecek bir ütopya) fahişelik meslek olarak devam edecektir.

Varlığı yokedilemeyecek bir olguyu, hiç olmazsa sağlık ve sosyal güvencelerini temin ederek muhafaza etmekse, kaçınılmaz görünüyor.

Saygılarımla...
Old 30-07-2009, 11:11   #19
uye8490

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şehper Ferda DEMİREL
Evet, durum böyle olunca, bizarur gerekiyor sanırım. Söz gelimi; "Zührevi hastalıklarla mücadele" edebilme, kontrol altına alabilme "gayreti" konusunda ne düşünüyorsunuz?

Sayın Demirel,

Ben başta da söyledim.Devletin genelev açması insan eti ticaretinin devlet eliyle yapılmasından başka bir şey değildir.

Durum böyle olunca bu ticaretten doğan sakatlıkların (zührevi hastalıklar örneğin) giderilmeye çalışılmasını ben asla bir gayret olarak nitelendiremem.Bu "gayret" olsa olsa var olan ticaretin kesintisiz sürmesi amaçlı bir "gayrettir."

Toplumun dönüşmesi dedim.Evet, bence de toplumun dönüşmesi varolan ekonomik yapının da değişmesi sonucu olacaktır.Ama bu dönüşüme hiçbir zaman ütopya olarak da bakmadım.Dünya üzerinde değişmemiş ve değişmeyecek olan hiçbir toplumsal sistem yoktur çünkü.

Saygılar.
Old 04-08-2009, 10:50   #20
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

“Dinleyin beni, size soruyorum
Acılarıyla baş başa yaşayan
Çöplüğe atılmış o yalnız kadına
Gerçek sevgiyi hangimiz verecek”

"Bu sözler, şarkı olarak, Nükhet Duru tarafından hayat kadınları için seslendirilmektedir.Ve sanırım durumlarını özetliyor"
Old 04-08-2009, 11:43   #21
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şehper Ferda DEMİREL

Toplum dönüşmedikçe, hatta dönüşse bile ekonomik dağılım adilane biçimde yerküre üzerinde yaşayanlar arasında paylaşılmadıkça (Ki bu hiç bir zaman gerçekleşmeyecek bir ütopya) fahişelik meslek olarak devam edecektir.


Alıntı:
Yazan Özgür DİKTAŞ
Toplumun dönüşmesi dedim.Evet, bence de toplumun dönüşmesi varolan ekonomik yapının da değişmesi sonucu olacaktır.Ama bu dönüşüme hiçbir zaman ütopya olarak da bakmadım.Dünya üzerinde değişmemiş ve değişmeyecek olan hiçbir toplumsal sistem yoktur çünkü.

Ekonomi(Üretim ilişkileri yani altyapı) değişmedikçe; toplumun dönüşmesi(Ahlak, Hukuk, Siyaset yani üstyapı) mümkün değildir. İnsanlık tarihinde örneği de yoktur.

Sayın Diktaş'ın son cümlesine katılıyorum. MFÖ'nün şarkısını burada da mırıldanıyorum. "Benim hala umudum var."
Old 04-08-2009, 14:49   #22
Av.Özgür KARABULUT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Ekonomi(Üretim ilişkileri yani altyapı) değişmedikçe; toplumun dönüşmesi(Ahlak, Hukuk, Siyaset yani üstyapı) mümkün değildir. İnsanlık tarihinde örneği de yoktur.

Sayın Diktaş'ın son cümlesine katılıyorum. MFÖ'nün şarkısını burada da mırıldanıyorum. "Benim hala umudum var."

Sayın Ergin ve Sayın Diktaş da katılacaklardır (muhtemelen de sözü uzatmamak adına sözetmemişlerdir);

Bu topyekün değişim de büyülü bir değneğin değişi ya da bir kılıç darbesi gibi ani ve kökten olmayacaktır. Dünden başlayan değişim-dönüşüm bugünde sürer ve yarında da sürecektir. Top, ütopyaya atılmıyor aksine değişimi ve dönüşümü okumak ve yenisini yazmaya niyetlenmek bu umudu da hep varediyor.

Sayın Ergin; mırıldandığınız şarkıyı ben de mırıldanıyorum, o koro da ben de varım

Saygılarımla...
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hayat Kadının Açtığı Babalık Davası! Av.Mehmet Saim Dikici Meslektaşların Soruları 43 14-04-2014 13:46
Kiracının Açtığı Kira Tesbit Davası Admin Meslektaşların Soruları 32 22-02-2010 14:40
analık ve babalık davası ve ceza davası Av.arzu dundar Meslektaşların Soruları 1 17-01-2008 08:54
Eşimin Açtığı Boşanma Davası Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 20-05-2007 17:42


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07128692 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.