Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Sünnet ve Hukuk

Yanıt
Old 30-08-2007, 17:22   #61
üye3578

 
Varsayılan sorumluluk doğar

Alıntı:
Yazan Dr. Mahmut Gürgan
Hukukçu arkadaşlara bir sorum var;
Bu durumda savcılığın babaya dava açması gerekir mi?

[/color][/size][/font]



Sayın Gürgan, Türk Ceza Kanununun Taksirle yaralama başlıklı 89. maddesindeki "taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ....bozulmasına neden olan kişi üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır" düzenleme karşısında baba ve ehil olmayan sünnetçi hakkında dava açılıp, cezalandırılmaları gerekir.
Old 09-09-2007, 13:44   #62
Tiocfaidh

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Dr. Mahmut Gürgan
29.8.2007 tarihli GÜNEş gazetesinden bir haber:
" Acemi sünnetçi tamamını kesti Bursa'nın Dikkaldırım Mahallesi'nde oturan 10 yaşındaki çocuğun sünnet töreni kabusa dönüştü. Akıllara durgunluk veren olay şöyle gelişti: Baba C.N, oğlunu sünnet ettirmek için sağlık ocağında çalıştığı öne sürülen 'ehil olmayan sünnetçi'' ile anlaştı. Sünnetçinin sitenin otoparkında yaptığı sünnet sırasında, çocuğun cinsel organının üçte biri kesilerek koptu. Acı içinde bağırmaya başlayan, bir anda kanlar içinde kalan çocuk, yakınları tarafından kopan parçayla birlikte hastaneye kaldırıldı.

KANLAR İÇİNDE KALDI
Talihsiz çocuğun cinsel organı yerine operasyonla yerine dikildi. Olayın şokunu atlatamayan baba C.N, dışarıda beklerken, 'koptu, çekilin'' diye bir ses duyduğunu, ardından da ağlayan oğlunun kanlar içinde odadan çıkarıldığını söyledi. C.N, ''Çevredekiler 'çok iyi sünnetçidir' dediler. Nerden bileyim böyle olacağını? Sünnetçi oğlumun pipisini koparmış'' dedi.(aa)"

Hukukçu arkadaşlara bir sorum var;
Bu durumda savcılığın babaya dava açması gerekir mi?

saygılar

Konu içinde fikir beyan eden tek tıpçı arkadaş siz olduğunuz için benim de size bir sorum var müsadeniz olursa;

Çalıştığınız hastanede başhekim ve dolayısıyla estetik amaçlı cilt gerdirme operasyonu geçiren bir bayanın derisinin yırtılmasına sebep olan bir hekimin amiri pozisyonunda olsaydınız, idari soruşturmayı derisi yırtılan bayan hakkında mı açardınız, yoksa astınız olan ve operasyonu üstlenen hekim hakkında mı?

Saygılar
Old 11-09-2007, 21:40   #63
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Tiocfaidh

Sorunun muhatabı Sn.Gürgan da olsa,merakmı hoşgörün,bu soruyu neden sordunuz?

Habere konu olan olayda ,sünnet olan çocuk hakkında dava açılması önerilmediğine göre sorunuzla nereye gitmek istediğinizi kavrayamadım.

Aydınlatmanızı rica edeceğim.
Old 25-09-2007, 12:35   #64
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Aşağıdaki mesaj THS Üyesi Sn.Veysel'e ait olup konu ile ilişkisi nedeni ile bu alana,yazanın izni ile taşınmıştır.



Alıntı:
Sünnet’in çocuk sağlığı açısından gerekli olduğuna inananlardanım. Yüzyıllardır bizde uygulanmakta olan sünnet nedeni, sağlık ve estetik olmayıp, dini bir vecibedir. Dolayısıyla toplum bu konuda sorgulama gereği duymamıştır. Yaklaşımınız ne
olursa olsun kişisel fikrim, ben her iki taraftan da olması gerektiği kanısındayım. Konuya sağlık açısından yaklaşacak olursak; Bilhassa küçük yaşlarda sıkça görülen idrar yolları enfeksiyonlarında (bazı yerlerde infeksiyon geçer) uzmanlar hemen sünneti önerir. Ayrıca, küçük yaşlarda sık görülen ve tedavi edilmeyen/edilemeyen vakalar ileri yaşlarda çok daha ciddi hastalıklara yok açabilmektedir. Dinlediğim uzmanların görüşü bu yönde
Old 03-10-2007, 20:31   #65
Tiocfaidh

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Habibe Yılmaz Kayar
Sn.Tiocfaidh

Sorunun muhatabı Sn.Gürgan da olsa,merakmı hoşgörün,bu soruyu neden sordunuz?

Habere konu olan olayda ,sünnet olan çocuk hakkında dava açılması önerilmediğine göre sorunuzla nereye gitmek istediğinizi kavrayamadım.

Aydınlatmanızı rica edeceğim.

Sayın Kayar,

Ülke olarak bizim de tabi olduğumuz modern hukuk sistemlerinde; 'veli' ve 'vasi' denilen kurumlarla kendilerini temsil ve savunma yetilerine sahip olmayan kimselerin, hukukça yetkin görülen kişilerce gerekli görülen hallerde veya sürekli olarak idare edilmeleri ve yönetilmeleri mümkün kılınmıştır. Olası istisnai halleri bir tarafa bırakarak sünnet olma çağında olan ve ehil olmayan bir sünnetçi tarafından cinsel organı kesilen bir çocuğun yaş itibariyle veli kurumundan yararlanacağını ve babasının kendisi adına ilgili resmi ve gayriresmi işlemleri yürütebileceğini söyleyebiliriz. Sahip olduğu sıfat kapsamında velisi bulunduğu çocuğun mağdur olması halinde o'nun adına hareket etme ve ilgili mercilere başvurma hak ve yetkisini haiz olan kişinin aynı zamanda dolaylı olarak mağdur olduğunu ve bu kişi hakkında adli tahkikat yapılması gerektiğininin önerildiğini göz önünde bulundurursak, estetik amaçlı cilt gerdirme operasyonu sırasında yüz derisinde 3 santimetrelik bir yırtık oluşan mağdure hakkında Sağlık Bakanlığı'nın idari soruşturma başlatmasını da kendi içinde mantıklı görebiliriz. İkisi arasında kayda değer bir fark göremiyorum, aynı mantık veya mantıksızlık her ikisi için de geçerli kanımca.

Dipnot1: Verdiğim örnekte cildi yırtılan kişiyi bir yetişkin yerine henüz tam ehliyetli sıfatını kazanmamış bir çocuk olarak değiştirdiğimizde hekim arkadaşın(kendisi yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez gibi bir uslup kullandığı için aynı tonda karşılık veriyorum) sorusuna konu olan olayla aradaki bağlantı daha kolay kavranabilir.
Old 27-06-2012, 00:10   #66
Gemici

 
Varsayılan Sünnet ve Hukuk

Sünnet ve Hukuk konusunu bir hayli tartışmışız. Tartışılanlar konusunda herhangi bir yorumda bulunmak istemiyorum. Belirtmek istediğim tek konu bazı tartışmacıların konuya sübjektif olarak yaklaşmaları ve olayı kültürel, dinsel ve tıbbi bir konu olarak değerlendirip bu değerlendirme yönündeki düşüncelerini 'hukuki düşünce' olarak mesajlarında belirtmeleri. Sünnet iyi mi kötü mü, faydalı mı yararlı mı konuları olayın hukuki yönünü geri plana itmiş tartışmada.

Bundan birkaç yıl önce sürdürdüğmüz tartışmayı hatırlamama televizyonda duyduğum bir haber sebep oldu.

Olay:
Müslüman bir doktor dört yaşındaki bir çocuğu sünnet eder. Sünnetten iki gün sonra çocukta kanama olunca annesi çocuğu hastahaneye görürür. Olayı duyan savcılık, tıbbi bir zorunluluk yokken çocuğu sünnet ettiği için doktor hakkında soruşturma başlatır.

Mahkemenin olayı değerlendirmesi:
Köln Asliye Mahkemesi verdiği kararda olayı hafif yaralama olarak değerlendiriyor. Doktora ceza verilmiyor haberlerde belirtildiği kadarı ile. Ceza verilmemesine gerekçe olarak, doktorun sünnetin cezayı gerektiren bir fiil olduğunu bilmemesini gösteriyor mahkeme. Hukukçular, doktorların bu karardan sonra, 'sünnetin yaralama olmadığını bilmiyordum' gerekçesinin arkasına saklanamıyacakları görüşünde.

Mahkemenin olayı değerlendirmesi ve gerekçesi buna rağmen ilginç. Mahkeme velayet sahibi anne ve babanın rızalarının, doktorun sünnet fiilini gerçkleştirmesi için yeterli olmadığı görüşünde. Anne ve babanın rızası gerçekleştirilen sünneti ve bu suretle çocuğun vücut bütünlüğüne halel getirmeyi haklı kılamaz mahkemenin görüşüne göre.

Çatışan haklar:
Mahkeme çocuğun vücut bütünlüğüne saygı duyulması hakkı ile anne ve babanın çocuk üzerindeki eğitim ve terbiye haklarını ve anne ve babanın din temel hakklarının bir karşılştırmasını yapıyor. Sonuçta çocuğun vücut bütünlüğü hakkının anne ve babanın eğitim ve dini özgürlük temel haklarından daha öncelikli olduğu kararına varıyor.

Hukukçular Köln Asliye Mahkemesi kararının diğer mahkemeler için bağlayıcı olmadığı, buna rağmen Almanya çapında bir önemi olduğu görüşünde; Hiçbir doktor sünnetin suç olduğunu bilmiyordum diyemiyecek bundan sonra.

Müslüman ve Yahudi Kuruluşlarının tepkisi:
Müslüman ve Yahudi Organisasyonları mahkeme kararını din özgürlüğüne bir yasak olarak değerlendiriyor. Görüşleri sorulan Türkler 'Biz de çocuğumuzu Türkiyede sünnet ettiririz' diyorlar. Türkiyedeki sünnetçilere faydası olacak gibi, olası bir yasağın.

Saygılarımla
Old 27-06-2012, 00:39   #67
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Sayın Gemici ayrıntılı olarak değinmiş, tam ben de haberi paylaşayım diye düşünürken. Kararda ebeveynin rızası olsa bile salt dini gerekçeyle sünnet etmenin bedensel yaralama suçunu oluşturduğu belirtiliyor. Tıbbi gerekçeyle sünnetin hukuka uygun olduğuna işaret ediliyor. Çok önemli bir karar, açıkçası çocuğun bedenine rızası dışında müdahale etmek savunulabilir bir eylem değil bana göre.

http://www.spiegel.de/panorama/justi...-a-841084.html
Old 06-07-2012, 18:06   #68
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Karar gerekçesini edindim bugün ve Türkçeye çevirmeye çalıştım. Bilgilerinize sunarım.

Landsgericht Köln Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi: 07.05.2012
Çeviren: Ar. Gör. Özge Yücel
Olayın Akışı
Savcılığın Köln Yerel Mahkemesinin 21.09.2011 tarihli kararına karşı ileri sürdüğü itirazı reddedilir. Hazine yargılama giderlerine ve sanığın yapmak zorunda kaldığı giderlere katlanır.
Nedenler
I.
1
Köln Savcılığı, sanığı, 04.11.2010’de sanığın Köln’de tehlikeli bir alet aracılığıyla başka bir kişinin bedensel bütünlüğünü ihlal ettiğini ve sağlığına zarar verdiğini ileri sürerek suçlamıştır (§§ 223 Abs. 1, 224 Abs. 1 Nr. 2, Alternative 2 StGB):
2
04.11.2010’da sanık Köln’de …’de mesleğini icra ederken lokal anestezi ile eylem sırasında 4 yaşındaki J’nin sünnetini bisturi yardımıyla anne babasının isteği üzerine gerçekleştirmiştir, operasyon için tıbbi bir endikasyon söz konusu olmaksızın. Çocuğun yarasını dört dikiş dikerek kapatmış ve aynı günün akşamında ev ziyareti sırasında ilgilenmeyi sürdürmüştür. 06.11.2010’da çocuk annesi tarafından Köln’deki üniversite hastanesinin çocuk aciline getirilmiştir, kanamalara karşı bir şey yapılabilmesi için. Kanamalar orada durdurulmuştur.
3
Köln Yerel Mahkemesi sanığı 21.09.2011 (528 Ds 30/11) kararıyla hazine aleyhine aklamıştır. Bu karara karşı olarak Köln Savcılığı usulüne uygun ve süresi içinde itirazda bulunmuştur. Bu yol sonuçta herhangi bir başarıya ulaşmamıştır.
II.
4
Savcılığın suçlaması eylemli olarak duruşmada onanmıştır. Sanık gerçekleşen olayları tümüyle kabul etmiştir. Mahkeme ek olarak çocuğun ailesinin İslami inançta olduğunu saptamıştır. Sanık sünnedi dinsel nedenlerle anne babanın isteği üzerine gerçekleştirmiştir. Mahkeme tarafından sağlanan bilirkişi raporuna göre sanık mesleki olarak kusursuz biçimde iş yapmıştır. Tıbbın kötü uygulaması olayda bulunmamaktadır. Bunun dışında –bilirkişi- her durumda Orta Avrupa’da sağlık açısından koruyucu olması amacıyla bu yola başvurma gerekliliği söz konusu değildir.
III.
5
Sanık yasal gerekçelerle aklandı.
6
Alman Ceza Yasası § 223 Fıkra 1’in koşulları yerine gelmiştir. Alman Ceza Yasası § 224 Fıkra 1 Nr. 2, Alternative 2’nin koşulları ise yerine gelmemiştir. Bisturi söz konusu hüküm anlamında tehlikeli bir alet değildir, -burada olduğu gibi- bir hekim tarafından amacına uygun olarak kullanıldığı takdirde (Karşılaştırınız BGH NJW 1978, 1206; NStZ 1987, 174).
7
Anne babanın dini gerekçelerle rızasına dayanarak bir hekim tarafından rıza vermeye ehil olmayan bir oğlanın uygun biçimde gerçekleştirilen sünneti “sosyal uygunluk” bakış açısıyla düzenlemenin dışında değildir. Exner’in karşı görüşü (Sozialadäquanz im Strafrecht - Zur Knabenbeschneidung, Berlin 2011, insbesondere Bl. 189 f.) ikna edici değildir. Anne baba ya da sünnet eden kişi buna göre Alman Ceza Yasası § 17 çerçevesinde sorumluluktan kurtulamaz. Sünnete anne babanın vesile olması da haklı çıkarıcı bir etki sağlayamaz, çünkü anne babanın çocuğun dinsel eğitimi hakkındaki hakkına çocuğun bedensel bütünlük ve kendi geleceğini belirleme hakkı karşısında bir üstünlük tanınmaz, öyle ki sünnete rızayla birlikte çocuk yararına karşıt bir durum olduğu ortaya konulabilir. Buna karşın çocuk yararını ihlal eden ve sorumluluktan kurtarmayan üstünlük toplumda dikkat çekmeyen, genel olarak onaylanmış ve tarihsel olarak olağan ve bu nedenle biçimsel cezalandırılabilirlik yargısının dışında tutulmuştur.
Doğru olan anlayışa göre sosyal uygunluğa düzenlemeye özgü davranışın hukuka aykırılığı koşulu yanında bağımsız bir anlam yüklenmez. Bir davranışın sosyal uygunluğu daha ziyade sadece diğer yanını oluşturur, bununla hukuksal olarak aykırılık yargısına varılamaz. Buna mevcut bir aykırılık yargısını ortadan kaldıracak bir işlev yüklenmez (Karşılaştırınız Freund in: Münchener Kommentar zum StGB, 2. Aufl., vor §§ 13 ff. Rn. 159; aynı sonuca varan biçimde: Fischer, StGB, 59. Aufl., § 223 Rn. 6 c, anders noch bis zur 55. Aufl., § 223 Rnr. 6 b; buradaki gibi: Herzberg, JZ 2009, 332 ff.; aynı yazar Medizinrecht 2012, 169 ff.; Putzke NJW 2008, 1568 ff.; Jerouschek NStZ 2008, 313 ff.; a.A. auch: Rohe JZ 2007, 801, 802 und Schwarz JZ 2008, 1125 ff.).
9
Sanığın eylemi rızayla da haklı çıkarılamamıştır. O zaman dört yaşındaki çocuğun rızası bulunmamaktadır ve yeterli idrak olgunluğunun eksikliğinden dolayı dikkate de alınmamıştır. Anne babanın rızası bulunmaktadır, bu ise düzenlemede sözü edilen bedensel yaralamayı haklı çıkaramamıştır.
10
Alman Medeni Kanunu’nun § 1627 Cümle 1’ine göre bakım hakkı sadece çocuğun yararına hizmet eden eğitim önlemlerini kapsar. Yazındaki baskın görüşe (vgl. Schlehofer in: Münchener Kommentar zum StGB, 2. Aufl., vor §§ 32 ff. Rn. 43; Lenckner/Sternberg-Lieben in: Schönke/Schröder, StGB, 28. Aufl., vor §§ 32 ff. Rn. 41; Jerouschek NStZ 2008, 313, 319; wohl auch Exner a.a.O.; Herzberg a.a.O.; Putzke a.a.O.) göre rıza vermeye ehil olmayan oğlanın sünnet edilmesi ne içinde bulunulan dinsel çevrede dışlamayı önleme bakış açısıyla ne de ailenin eğitim hakkı bakış açısıyla çocuk yararına uygundur. Anne babanın Anayasanın 4/1, 6/2 hükümlerine dayanan temel hakları çocuğun Anayasanın 2/1, 2 Cümle 1’e göre bedensel bütünlüğüne ve kendi geleceğini belirlemeye ilişkin temel hakkıyla sınırlıdır. Sonuç muhtemelen Anayasanın 140.maddesiyla bağlantılı olarak Weimar Anayasasının 136/1 hükmünden kaynaklanır, buna göre yurttaşların hakları din özgürlüğünün yerine getirilmesiyle sınırlandırılmaz. (so: Herzberg JZ 2009, 332, 337; derselbe Medizinrecht 2012, 169, 173). Her durumda Anayasanın 2/2 Cümle 1 anne babanın temel haklarına anayasanın doğasında bulunan bir sınır getirir. İlgili temel hakların belirlenmesinde ölçülülük ilkesine uyulmalıdır. Dinsel eğitime dayanan sünnette söz konusu olan beden bütünlüğü ihlali, kaçınılmaz olduğunda, herhalde ölçüsüzdür. Bu BGB § 1631 Fıkra 2 Cümle 1’in değerlendirilmesine dayanır. Ayrıca çocuğun vücudu sünnetle sürekli ve onulamaz biçimde değiştirilmektedir. Bu değişiklik daha sonra çocuğun dinsel aidiyeti hakkında kendisinin karar verebilme çıkarına ters düşer. Diğer yandan anne babanın eğitim hakkı makul olmayan biçimde etkilenmektedir, oğlanın daha sonra, ergin olduğunda, kendisinin sünnet için İslam’a aidiyetin görünür biçimde işareti olarak karar verip vermeyeceğini beklemek zorunda oldukları takdirde (Ayrıntılar hakkında karşılaştırınız.: Schlehofer a.a.O.; a.A. im Ergebnis Fischer, 59. Aufl., § 223 Rn. 6 c; inzident wohl auch: OLG Frankfurt NJW 2007, 3580; OVG Lüneburg NJW 2003, 3290; LG Frankenthal Medizinrecht 2005, 243, 244; ferner Rohe JZ 2007, 801, 802 jeweils ohne nähere Erörterung der Frage). Schwarz (JZ 2008, 1125, 1128) rızayı anayasa hukuku ölçütlerini dikkate alarak haklı çıkarıcı nitelikte bulmaktadır, fakat sadece Anayasanın 4 ve 6.maddelerine dayanan ebeveyn hakları bakımından, buna karşılık çocuğun Anayasanın 2.maddesinden doğan kendi hakları bakımından değil. Schwarz’ın görüşü zaten bu nedenle ikna edici olamamaktadır.
11
Fakat sanık hukuka aykırılıkta kaçınılamaz bir hataya düşmüştür ve bu nedenle kusursuzdur (§ 17 Satz 1 StGB).
12
Sanık duruşmada inandırıcı biçimde açıkladığı öznel iyi bilgisini uygulamıştır. Dindar bir Müslüman ve alanında uzman bir hekim olarak oğlanın anne babanın dinsel nedenlerle isteği üzerine sünnet edilmesi konusunda yetkili olduğundan hareket etmiştir. Eylemini de hukuka uygun kabul etmiştir kuşkusuz.
13
Sanığın hukuka aykırılıkta hataya düşmesi kaçınılmaz olmuştur. Gerçi sanık hukuksal duruma göre kendisi aleyhine olabilecek bir şey sormamıştır. Yetkili mahkemenin edindiği bilgi onu açık bir sonuca götüremezdi. Hukuka aykırılıkta kaçınılmaz bir hata olduğu, aydınlatılamayan hukuksal meselelerde kabul edilir, yazında oybirliğiyle yanıtlandırılmayan, özellikle hukuksal durum bütün olarak bakıldığında çok belirsiz olduğunda (vgl. Joecks in: Münchener Kommentar zum StGB, 2. Aufl., § 17 Rn. 58; Vogel in: Leipziger Kommentar zum StGB, 12. Aufl., § 17 Rn. 75; BGH NJW 1976, 1949, 1950 zum gewohnheitsrechtlichen Züchtigungsrecht des Lehrers bezogen auf den Zeitraum 1971/1972). Olayda böyle bir durum söz konusudur. Oğlan çocuklarının sünnet edilmesinin anne babanın rızası nedeniyle hukuka uygunluğu meselesi içtihatta ve yazında farklı şekilerde yanıtlanmaktadır. Yukarıda açıklananlardan ortaya çıktığı gibi önemli meselelere eğilmeksizin, uzmanlığa uygun biçimde, bir hekim tarafından gerçekleştirilen sünnetlerin hukuka uygunluğundan yola çıkan mahkeme kararları bulunmaktadır, dahası kesinlikle savunulamaz biçimde mahkemeden farklı şekilde meseleyi sonuca bağlayan görüşler de bulunmaktadır yazında.
IV.
14
Giderlere ilişkin karar Alman Ceza Usulü Yasasının § 473/1 hükmüne dayanır.
Old 23-08-2012, 18:52   #69
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Alman Etik Komisyonu sünneti belli koşullarla olumlu bulduğunu açıkladı.
Bu koşullar
1-Anne babadan ikisinin de rızası olmalı
2-Acıyı anestesi yoluyla giderme olanağı
3-Olası risklerle ilgili kapsamlı aydınlatma
4-Alan uzmanı hekimler tarafından sünnetin yerine getirilmesi.

http://www.spiegel.de/politik/deutsc...-a-851742.html
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
selcuk üni.hukuk fakültesi ögrencisiyim: konyada hukuk bürosunda çalışmak istiyorum rabia. Adliye Duvarı 0 16-06-2007 23:56
sünnet için tedbir attorneytalay Meslektaşların Soruları 1 04-06-2007 11:02
Sünnet, sağlık güvencesi kapsamına alınıyor Seyda Hukuk Haberleri 9 13-04-2007 22:37
Hukuk ve Adalet Eleştirel Hukuk Dergisi Kış 2007 sayısı Makaleler Listesi Av. Ramazan Çakmakcı Ceza Hukuku Çalışma Grubu 0 09-02-2007 20:09


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05524993 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.