Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Kamulaştırmasız El Atma Davaları Kılavuzu

Yanıt
Old 25-11-2010, 12:31   #31
Avukat2

 
Varsayılan

Arkadaşlar;
30 Haziran 2010 tarihli değişiklikle devam eden davalar için getirilen uzlaşma tutanağı için belirlenen 3 aylık başvuru süresi Hak düşürücü bir süremidir,3 ay içinde idareye başvuru yapılmamış olması ve bu süreden sonra ki duruşmada idareyle uzlaşmayı düşünmediğinizi beyan etmeniz durumu davanın reddine neden olabilirmi.Cevaplarınız bekliyorum.
Old 27-11-2010, 12:56   #32
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Avukat2
Arkadaşlar;
30 Haziran 2010 tarihli değişiklikle devam eden davalar için getirilen uzlaşma tutanağı için belirlenen 3 aylık başvuru süresi Hak düşürücü bir süremidir,3 ay içinde idareye başvuru yapılmamış olması ve bu süreden sonra ki duruşmada idareyle uzlaşmayı düşünmediğinizi beyan etmeniz durumu davanın reddine neden olabilirmi.Cevaplarınız bekliyorum.

Kanun yürürlüğe girmeden dava açmış olanlar için "mahkemeye ve idareye bildirebilirler" dediğine göre, burada bir zorunluluk yok... Yani bu durumda mahkeme genel esaslara göre davayı sonuçlandıracaktır. Ancak kanaatimce böyle bir hüküm çelişki yaratmaktadır.
Old 07-12-2010, 11:54   #33
Av.Sezer Yiğit

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım, benim merak ettiğim husus şu;
Göl koruma havzası içinde, mutlak koruma alanında kalan taşınmazlara, hem mahkemeler hem de yargıtay tarafından "kamulaştırmasız el atıldığı" kabul edildiğinden, kamulaştırmasız el atma davası açıldığında bu taşınmazların bedeli tazmin edilebiliyor. Oysa kısa koruma mesafesi içinde kalan yerlerle ilgili olarak Yargıtay el atma olmadığı yönünde kararlar vermiş durumda. Fakat kısa mesafe koruma alanında kalan yerlerde de ciddi kısıtlamalar var. Yer sahipleri hem yapı yapmaları hem de tarım amaçlı kullanım konusunda ciddi kısıtlamalarla sınırlandırılmışlar. Bu yerlerle ilgili getirilen kısıtlamalar sebebiyle idareye karşı haksız fiilden dolayı bir tazminat davası açılabilir mi?
Old 10-12-2010, 16:01   #34
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Sezer Yiğit
Sayın meslektaşlarım, benim merak ettiğim husus şu;
Göl koruma havzası içinde, mutlak koruma alanında kalan taşınmazlara, hem mahkemeler hem de yargıtay tarafından "kamulaştırmasız el atıldığı" kabul edildiğinden, kamulaştırmasız el atma davası açıldığında bu taşınmazların bedeli tazmin edilebiliyor. Oysa kısa koruma mesafesi içinde kalan yerlerle ilgili olarak Yargıtay el atma olmadığı yönünde kararlar vermiş durumda. Fakat kısa mesafe koruma alanında kalan yerlerde de ciddi kısıtlamalar var. Yer sahipleri hem yapı yapmaları hem de tarım amaçlı kullanım konusunda ciddi kısıtlamalarla sınırlandırılmışlar. Bu yerlerle ilgili getirilen kısıtlamalar sebebiyle idareye karşı haksız fiilden dolayı bir tazminat davası açılabilir mi?


Burada fiili el atma var mı? Yok mu? meselesidir. Yapı yapılması vs gibi konularda izin verilmemesi fiili el atma olarak görülemez. Bu nedenle kamulaştırmasız el atmadan bahsedemeyiz, düşüncesindeyim.
Old 13-12-2010, 09:46   #35
kvas

 
Varsayılan

Meslekte ilk yılını yaşayan bir meslektaşınız olarak kamulaştırmasız el atma konusunda karşıma çıkan davada bilgilgilerinizden ve tecrübelerinizden istifade ediyorum çok teşekkür ederim.
Benim olayımda idare 1977senesinde gayrimenkulle ilgili olarak tapuya istimlak şerhi işlemiş ancak tapuda malik hala müvekkillerimin mirasbırakanı görünmekte. Ve açıkçası babalarının böyle bir gayrimenkulü olduğunuda tesadüfen 2010 eylül ayında öğreniyorlar. gayrimenkulün bulunduğu alan çok karışık olduğu için şu an ki durumu hakkında tam olarak bilgili alamadım belediye yol geçirilecek çalışma başladı diyor başka bir kurumda kendi kampüsleri içerisinde bulunduğunu yol geçen kısmın 10 metre ilerde olduğunu söylüyor. bende vekilleri olarak idareye başvurdum bilgi için aynı zamanda kamulaştırmasız el atma davası açtım. istimlak şerhi işleyen kurum ilgili gayrimenkulün kamulaştırıldığını ve ilgili kararın 1975 senesinde gazetede yayınlandığını söylüyorlar ancak bahsi geçen gazete yerel gazete ve hak sahibi o şehirde yaşamıyor bunun dışında parayıda ziraat bankasına yatırmışlar ancak çeken olmadığı için hazineye geçmiş kamulaştırmasız el atma yolu ile gittiğim dava yolu doğrumudur yerel gazete ilanının yanında ulusal gazetede de ilan şart değil mi olayla ilgili görüşleriniz ve tavsiyelerinizi bekliyorum şimdiden çok teşekkür ederim
Old 14-12-2010, 09:19   #36
Av.Sezer Yiğit

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Burada fiili el atma var mı? Yok mu? meselesidir. Yapı yapılması vs gibi konularda izin verilmemesi fiili el atma olarak görülemez. Bu nedenle kamulaştırmasız el atmadan bahsedemeyiz, düşüncesindeyim.

Sayın Koray, Yargıtay'da aynı şekilde düşünmekte zaten.. Yani kısa koruma mesafesinde kalan yerler için fiili el atma yok düşüncesini benimsemiştir. Fakat bu alan içinde kalan yerlerde, yapılan kısıtlamalar sebebiyle bir değer düşüklüğü olduğunu düşünmekteyim. Dolayısıyla bu değer düşüklüğünü tazmin etmek için kanuni sebeplere dayanarak (haksız fiil gibi) dava açsam, sonuca ulaşabilirmiyim diye merak etmekteyim. Zira yargımız bazı kısıtlamaları gayrimenkulün kullanım şekline yönelik düzenlemeler olarak görüyor. Dolayısıyla tazminat için açılan dava sonuç vermeyebiliyor. Sayın meslektaşlarımın elinde böyle bir karar varsa ve paylaşırlarsa memnun olrum.
Old 14-12-2010, 11:02   #37
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Sezer Yiğit
Sayın Koray, Yargıtay'da aynı şekilde düşünmekte zaten.. Yani kısa koruma mesafesinde kalan yerler için fiili el atma yok düşüncesini benimsemiştir. Fakat bu alan içinde kalan yerlerde, yapılan kısıtlamalar sebebiyle bir değer düşüklüğü olduğunu düşünmekteyim. Dolayısıyla bu değer düşüklüğünü tazmin etmek için kanuni sebeplere dayanarak (haksız fiil gibi) dava açsam, sonuca ulaşabilirmiyim diye merak etmekteyim. Zira yargımız bazı kısıtlamaları gayrimenkulün kullanım şekline yönelik düzenlemeler olarak görüyor. Dolayısıyla tazminat için açılan dava sonuç vermeyebiliyor. Sayın meslektaşlarımın elinde böyle bir karar varsa ve paylaşırlarsa memnun olrum.


Böyle durumda(Değer düşüklüğü nedeniyle), İdari yargıda tam yargı davası açabileceğini düşünüyorum. Ama sonuç ne olur bilemem.


T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas : 1999/5-280
Karar : 1999/283
Tarih : 12.05.1999

  • KAMULAŞTIRMASIZ ELATMA
  • BEDEL İSTEMİ
  • TAM YARGI DAVASI
Özet :Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için idarenin taşınmaza fiilen el atması, mal sahibinin tasarrufunu engellemesi gerekir. Davaya konu teşkil eden taşınmaz tarla niteliğindedir. Henüz imar düzenlemesi yapılıp, yapılaşma imkanı olan bir arsa niteliğine dönüşmemiştir. Bu durumda taşınmazın sadece arazi olarak kullanılabilme imkanı mevcuttur. Davalı idare taşınmaza fiilen el atarak davacıların taşınmazı arazi olarak kullanmalarına engel olmamıştır. Taşınmazın tapu kaydına "güvenlik bölgesi" içinde kaldığının şerh edilmesi fiili el atma niteliğinde değildir. Esasen bu şerhin davalı Milli Savunma Müsteşarlığı tarafından tapuya kayıt ettirilmesi de mümkün değildir. Davacının idarenin uygulaması ile mülkiyet hakkına getirilen sınırlamalar nedeniyle taşınmazın değerinin düştüğünden bahisle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla tam yargı davasını idari yargı yerinde açabilir.




Taraflar arasındaki "kamulaştırmasız elatma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18/12/1997 gün ve 1997/274-1997/593 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6/7/1998 gün ve 9893-11175 sayılı ilamı ile; (...Dava kamulaştırmasız elatmaya dayalı bedel istemine ilişkindir. Kamulaştırmasız elatmadan söz edebilmesi için idarenin taşınmaza fiilen elatması, mal sahibinin tasarrufunu engellemesi gerekir. Davaya konu teşkil eden taşınmaz tarla niteliğindedir. Henüz imar düzenlemesi yapılıp, yapılaşma imkanı olan bir arsa niteliğine dönüşmemiştir. Bu durum itibariyle taşınmazın sadece arazi olarak kullanılabilme imkanı mevcuttur. Davalı idare taşınmaza fiilen el atarak davacıların taşınmazı arazi olarak kullanmalarına engel olmamıştır. Taşınmazın tapu kaydına "güvenlik bölgesi" içinde kaldığının şerh edilmesi fiili elatma niteliğinde değildir. Esasen bu şerhin davalı Milli Savunma Müsteşarlığı tarafından tapuya kayıt ettirilmesi de mümkün değildir. Bu itibarla davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, sair nedenle bozma yapılması isabetli değildir. Davalı idarenin karar düzeltme isteminin açıklanan nedenle kabulüne; Dairemizin 30/4/1998 gün ve 3439-6554 sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmasına, bozma nedenlerine göre ve bozmanın tabii sonucu olarak, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin de REDDİNE...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı Savunma Sanayi Müsteşarlığı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6/7/1998 gün ve 9893-11175 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özelikle davcının idarenin uygulaması ile mülkiyet hakkına getirilen sınırlamalar nedeniyle taşınmazın değerinin düştüğünden bahisle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde tanımlanan tam yargı davasını idari yargı yerinde açabileceğine göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA 12/5/1999 gününde, oybirliği ile karar verildi.


(corpustan alınmıştır)
Old 14-12-2010, 11:10   #38
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan kvas
Meslekte ilk yılını yaşayan bir meslektaşınız olarak kamulaştırmasız el atma konusunda karşıma çıkan davada bilgilgilerinizden ve tecrübelerinizden istifade ediyorum çok teşekkür ederim.
Benim olayımda idare 1977senesinde gayrimenkulle ilgili olarak tapuya istimlak şerhi işlemiş ancak tapuda malik hala müvekkillerimin mirasbırakanı görünmekte. Ve açıkçası babalarının böyle bir gayrimenkulü olduğunuda tesadüfen 2010 eylül ayında öğreniyorlar. gayrimenkulün bulunduğu alan çok karışık olduğu için şu an ki durumu hakkında tam olarak bilgili alamadım belediye yol geçirilecek çalışma başladı diyor başka bir kurumda kendi kampüsleri içerisinde bulunduğunu yol geçen kısmın 10 metre ilerde olduğunu söylüyor. bende vekilleri olarak idareye başvurdum bilgi için aynı zamanda kamulaştırmasız el atma davası açtım. istimlak şerhi işleyen kurum ilgili gayrimenkulün kamulaştırıldığını ve ilgili kararın 1975 senesinde gazetede yayınlandığını söylüyorlar ancak bahsi geçen gazete yerel gazete ve hak sahibi o şehirde yaşamıyor bunun dışında parayıda ziraat bankasına yatırmışlar ancak çeken olmadığı için hazineye geçmiş kamulaştırmasız el atma yolu ile gittiğim dava yolu doğrumudur yerel gazete ilanının yanında ulusal gazetede de ilan şart değil mi olayla ilgili görüşleriniz ve tavsiyelerinizi bekliyorum şimdiden çok teşekkür ederim



Çok yeni tariihli şu karar işinize yarayacaktır:

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas : 2009/5-104
Karar : 2009/142
Tarih : 29.04.2009


  • KAMULAŞTIRMASIZ ELATMA
  • TAZMİNAT
  • TAŞINMAZ BEDELİNİN TAHSİLİ



Taraflar arasındaki "kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat" davasından dolayı bozma üzerine direnme yoluyla; Küçükçekmece Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.03.2008 gün ve 2007/95 E.-2008/100 K. sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 03.12.2008 gün, 2008/5-736 Esas, 2008/727 Karar sayılı ilamın, karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin kayden paylı malik bulunduğu İstanbul İkitelli Karaçalılık Mevkii 10 Pafta 156 Parsel sayılı taşınmaza davalı idarece 1990 yılında el atılarak konut inşaatına başlandığını, 25 yıldır yurtdışında yaşayan ve kamulaştırma belgeleri kendisine tebliğ edilmeyen müvekkilinin bu durumu Türkiye'ye döndüğünde haricen öğrendiğini ileri sürerek 150.000.00 YTL kamulaştırmasız el koyma karşılığının kamu alacakları için uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı idare vekili; 6830 sayılı İstimlak Kanununun 13. maddesinde öngörülen tüm mercilerden adres araştırması yapan müvekkilinin kamulaştırma işlemini davalıya ilanen tebliğ ettiğini, tebliğ tarihine göre 30 günlük hak düşürücü sürede bedel artırım davası açmayan davacının kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat istemiyle açtığı davanın dinlenemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.

Mahkemenin, "davalı idarece usulüne uygun adres araştırması yapılmadan kamulaştırma işleminin ilanen tebliğ edildiği, bu itibarla davacı yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi ve bedelinden söz edilemeyeceğinden, davacı tarafından kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat davası açılabileceği" gerekçesiyle ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunu benimsemek suretiyle "davanın kısmen kabulüne" dair verdiği karar, Özel Dairece "kamulaştırma işlemini gerçekleştiren davalı idare tarafından kamulaştırmaya ilişkin belgelerin davacı malike tebliğ edilebilmesi için 6830 sayılı İstimlak Kanununun 13. maddesinde belirtilen mercilerden adres araştırması yapıldığı, Tapu Sicil Müdürlüğünce bildirilen adrese kamulaştırma evraklarının tebliğe çıkarıldığı, 22.09.1981'de tanınmıyor diye bila tebliğ iade edildiği, haricen Zabıta marifetiyle de yapılan araştırma sonucunda davacının adresinin tesbit edilememesinden dolayı 13.11.1982 ve 27.11.1982 tarihlerinde gazete vasıtasıyla ilanen tebliğ yapıldığı, ilanen yapılan bu tebliğden itibaren 30 gün içerisinde davacı tarafından bedel artırım davasının açılmadığı anlaşıldığından yasal süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğine" işaretle bozulmuş; Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Davacının paydaşı bulunduğu 156 parsel numaralı taşınmazın Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü'nce 04.05.1979 tarihinde kamulaştırılmasından sonra, Kıymet Takdir Komisyonunca belirlenen bedelin davacı adına bankaya bloke edildiği, kamulaştırmayı yapan idare tarafından davacının adres araştırması için Bakırköy 4.Bölge Tapu Sicil Muhafızlığına, Kocasinan Emlak Vergi Dairesi Müdürlüğüne, Halkalı Belediye Başkanlığına, Bakırköy Jandarma Komutanlığına ve İkitelli Köyü Muhtarlığına 18.06.1979 tarihli yazıların yazıldığı, Tapu Sicil Muhafızlığı ile Mahalle Muhtarlığınca davacının adresinin "Laleli Ordu cad. Ceylan sok. No:8/3" olarak bildirildiği ve diğer mercilerce adres tespiti yapılamadığı çekişme dışıdır. Yine, kamulaştırma belgelerinin tebliği için, davacının Tapu Sicil Muhafızlığından bildirilen adresine idarece çıkarılan tebligatın, davacının tanınmadığından bahisle 22.09.1981 tarihinde bila tebliğ iade edildiği ve bunun üzerine idarece 13.11.1982 ve 27.11.1982 tarihlerinde ilan yoluyla tebliğ cihetine gidildiği, ilanen tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük hak düşürücü sürede bedel artırım davası açmayan davacının 19.10.2005 tarihinde kamulaştırmasız el koyma hükümlerine dayanarak eldeki davayı açtığı uyuşmazlık dışıdır.

Uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın kamulaştırma belgelerinin davacıya tebliğ işleminin usulüne uygun olup olmadığı, buna bağlı olarak görülmekte olan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının dinlenip dinlenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Kamulaştırma kararının alındığı 04.05.1979 tarihinde yürürlükte bulunan 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 25. maddesinde; kamulaştırma işleminin, aynı Kanununun 13. maddesi uyarınca yapılan tebligatla başlayacağı hükmü öngörülmüştür.

Diğer taraftan, taşınmaz mal sahibi yönünden, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda, takdir olunan bedele karşı adli yargıda dava açma süresi 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenmiş olup; anılan madde uyarınca taşınmazın malik, zilyet ve diğer ilgililerin, 13. madde gereğince ikametgahlarında tebligat yapılmış olanları tebliğ tarihinden itibaren 15 gün, bunlar haricindekiler son ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde adli ve idari yargıda dava açabileceklerdir.

Bu noktada, kamulaştırma kararı alınmış ve bedel bankaya bloke edilmiş olsa dahi; idarece tebligat yapılmadan, mal sahibinden taşınmaz malın teslimi istenemeyeceği gibi, mal sahibi yönünden de tamamlanmış bir kamulaştırma işleminden söz edilemeyeceği açıktır.

Böyle bir durumda idarece taşınmaza el konulmuş ise, Kamulaştırma Kanununa uygun hareket edilmediğinden ve kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı söz konusu olduğundan; mal sahibi, 16.05.1956 gün ve 1/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, idare aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, değer karşılığının verilmesini de isteyebilecektir.

Şu açıklamalardan anlaşıldığı üzere; idarece fiilen el atılan taşınmaza ilişkin olarak kamulaştırma kararı alınmış ve bedel bankaya bloke edilmiş olmasına karşın, 6830 Sayılı İstimlak Yasası'nın 13. maddesi uyarınca mal sahibine yapılmış tebligat bulunmadığı bir durumda, mal sahibi dilerse idare aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabilecek ya da taşınmaz bedelini talep edebilecektir.

Burada önemle vurgulanmalıdır ki; 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 7. maddesi, kamulaştırmayı yapan idareye, taşınmaz mal sahiplerinin adreslerinin tapu ve vergi kayıtları üzerinden veya haricen yaptıracağı araştırma ile belirlenmesi yükümlülüğünü getirmiş; kamulaştırma işleminin tebliğ usul ve şeklini düzenleyen 13. maddesinde ise, kamulaştırılması kararlaştırılan yerlerin tapu ve vergi kayıtları ve haricen yapılacak tahkikatla tespit edilecek mal sahibine noter vasıtasıyla tebliğ olunacağı öngörülmüştür.

6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 13. maddesine ait Geçici Encümen Mazbatasında açıklandığı üzere; ilke olarak doğrudan doğruya ve ikametgahta noter vasıtasıyla tebligat esası kabul edilmiş ise de, araştırmalara rağmen ikametgahı bulunmayanlara ilanen tebligat yolu da uygun görülmüştür.

O halde; kamulaştırma işlemini yapan idarenin, tapu kayıtlarını getirtip mal sahiplerinin adreslerini tapu ve vergi kayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgeye bağlamak suretiyle tespit ettirmek ve tüm bu araştırmalar sonucunda tebligat adresi tespit edilemediği takdirde ilanen tebligat yaptırmakla yetinebileceği ve başka yerlerden adres araştırma zorunluluğu bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.

Somut olayda; davalı idarece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye uygun olarak, davacının adresi tapu ve vergi kayıtları üzerinden ve ayrıca haricen zabıta marifetiyle araştırılmış; tapu sicil müdürlüğünce bildirilen adrese noter aracılığı ile tebliğe çıkarılan kamulaştırma belgeleri, davacının gösterilen adreste tanınmadığı meşruhatı ile bila tebliğ geri çevrilmesi nedeniyle 13.11.1982 ve 27.11.1982 tarihlerinde gazeteyle ilanen tebliğ edilmiştir.

Az yukarıda da açıklandığı üzere; 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin başlaması için, aynı Kanunun 13. maddesine uygun bir tebliğin bulunması zorunlu olup, anılan maddede tahdidi olarak sayılan tüm yükümlülüklerini yerine getiren davalı idarece yapılan ilanen tebligatın geçerli olduğu açıktır.

Sonuç olarak; 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca, 27.11.1982 son ilan tarihi itibariyle taşınmaz mal sahibi davacı yönünden başlamış bir kamulaştırma işlemi bulunduğu, ilanen tebliğ tarihinden itibaren davacı tarafından 14. maddede öngörülen 30 günlük hak düşürücü sürede bedel artırım davası açılmadığı; bu itibarla kesinleşmiş kamulaştırma bedeli ve işleminin varlığı karşısında, kamulaştırma kanununa uygun işlemle dava konusu taşınmaza fiilen el koyan idare aleyhine, haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini niteliğinde olan kamulaştırmasız el koyma hükümlerine dayanılarak taşınmaz bedelinin talep edilemeyeceği kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak, usulüne uygun tebligatın ve kesinleşmiş kamulaştırma bedelinin varlığının kabulü ile tebliğden itibaren 30 gün içerisinde bedel artırım davası açmayan davacının kamulaştırmasız el koyma nedeniyle açtığı eldeki tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne dair önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddi gerekir.

SONUÇ : Yukarıda ve düzeltilmesi istenen Hukuk Genel Kurulu ilamında gösterilen gerektirici nedenlere göre, davacı vekilinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde yazılı sebeplerden hiç birisine dayanmayan ve yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı kanunun değişik 442. maddesinin 3.fıkrası hükmüne göre takdiren (169.00) YTL. para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına, 29.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.


(Corpustan alınmıştır)
Old 14-12-2010, 11:49   #39
srr drn

 
Varsayılan Uzlaşma müracaatında tazminat miktarı?

Selamlar,

Kanunun değişen maddesi "fiilen el konulan taşınmazın tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir." demekte.

Bu durumda uzlaşma için idareye başvururken talep edilen tazminat miktarı belirtilmeli midir?
Old 14-12-2010, 12:32   #40
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan srr drn
Selamlar,

Kanunun değişen maddesi "fiilen el konulan taşınmazın tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir." demekte.

Bu durumda uzlaşma için idareye başvururken talep edilen tazminat miktarı belirtilmeli midir?


8.maddeye atıf yaptığına göre kamulaştırmadaki usul uygulanacak demek. Komisyon bir bedel belirler, ona karşı da uzlaşma talebinde bulunan bir bedel söyler. (Kamulaştırmada, anlaşmazlık tutanakların üstüne malikin teklif ettiği bedeli yazıyorlar.Ama bu resmi bir işlemle olmuyor) Ve anlaşırlarsa, sorun yok demek..
Old 14-12-2010, 12:57   #41
kvas

 
Varsayılan

kamulaştırma kanununun 10 maddesi kamulaştırma bilgilerinin gayrimenkulün bulunduyu yerde bulunan yerel gazete ve türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede ilanı şart koşuyor ilanın sadece yerel gazetede yapılması ve hak sahibininde o yerde yaşamıyor olması usulsüz bildirim olmuyormu ?
Old 14-12-2010, 13:10   #42
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan kvas
kamulaştırma kanununun 10 maddesi kamulaştırma bilgilerinin gayrimenkulün bulunduyu yerde bulunan yerel gazete ve türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede ilanı şart koşuyor ilanın sadece yerel gazetede yapılması ve hak sahibininde o yerde yaşamıyor olması usulsüz bildirim olmuyormu ?

Kamulaştırma Kanunu öyle diyor. Ancak burada kamulaştırma işleminin yapıldığı zamanki mevzuata göre kamulaştırma işlemleri tamamlanmış mı tamamlanmamış mı? Mesele budur.
Old 14-12-2010, 15:09   #43
srr drn

 
Varsayılan

Alıntı:
Kamulaştırmada, anlaşmazlık tutanakların üstüne malikin teklif ettiği bedeli yazıyorlar

Nasıl yani

"Biz idare olarak şu miktarı verdik, ama uzlaşamadık" diyerek, malikin talep ettiği miktarı mı yazıyorlar?
Old 14-12-2010, 15:45   #44
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan srr drn
Nasıl yani

"Biz idare olarak şu miktarı verdik, ama uzlaşamadık" diyerek, malikin talep ettiği miktarı mı yazıyorlar?

Hayır, kıymet takdir raporundaki rakamı yazıyorlar; hiçbir resmi geçerliliği olmamasına rağmen malikin istediği rakamı tutanağın boş bir kısmına yazıyorlar... Yani resmi olarak malikin talep ettiği bir miktar yok.
Old 15-12-2010, 19:46   #45
kvas

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Kamulaştırma Kanunu öyle diyor. Ancak burada kamulaştırma işleminin yapıldığı zamanki mevzuata göre kamulaştırma işlemleri tamamlanmış mı tamamlanmamış mı? Mesele budur.

Adnan bey kamulaştırma işlemi başlamış şerh tapu siciline işlenmiş ancak 1975 senesinden beri kamulaştırma yapılan gayrimenkulün üzerine hiç birşey yapılmamış sene 2010a geldiğinde o boş duran arsanın üzerinden büyükşehir yol geçirmiş durum böyle iken sanırım ilgili kurumun kamulaştırma işlemini bitirdiğinden söz edemeyiz zaten gayrimenkul hala hak sahibi üzerine görünüyor sadece tapuda ilgili kamu kurumu lehine istimlak şerhi işlenmiş. peki bu durumda idarenin biz size miras bırakanın hesabına 1975 senesinde yerel gazetede ilan yaparak para yatırdık demesi durumu idare açısından haklı hale getirir mi bilgiliendirirseniz çok sevinirim
Old 18-12-2010, 17:22   #46
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan kvas
Adnan bey kamulaştırma işlemi başlamış şerh tapu siciline işlenmiş ancak 1975 senesinden beri kamulaştırma yapılan gayrimenkulün üzerine hiç birşey yapılmamış sene 2010a geldiğinde o boş duran arsanın üzerinden büyükşehir yol geçirmiş durum böyle iken sanırım ilgili kurumun kamulaştırma işlemini bitirdiğinden söz edemeyiz zaten gayrimenkul hala hak sahibi üzerine görünüyor sadece tapuda ilgili kamu kurumu lehine istimlak şerhi işlenmiş. peki bu durumda idarenin biz size miras bırakanın hesabına 1975 senesinde yerel gazetede ilan yaparak para yatırdık demesi durumu idare açısından haklı hale getirir mi bilgiliendirirseniz çok sevinirim


Sayın Kvas,

Arsa kamulaştırma işlemine rağmen boşsa(hiçbir şey yapılmamışsa); Malikin taşınmazını geri alma hakkı var. Sanırım bu hak doğduğun itibaren bir yıl içinde kullanılması gerekirdi. Bu hak kullanılmadığından hak kaybına yol açılmış...

1975 yılında yapılan kamulaştırmadan bahsediyoruz. Eğer idare yerel gazetede ilanı yaptığını kanıtlarsa; kamulaştırma işleminin tamamlanmış saymamız gerekiyor...
Old 20-12-2010, 09:01   #47
Hüseyin Kılıç

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan kvas
Adnan bey kamulaştırma işlemi başlamış şerh tapu siciline işlenmiş ancak 1975 senesinden beri kamulaştırma yapılan gayrimenkulün üzerine hiç birşey yapılmamış sene 2010a geldiğinde o boş duran arsanın üzerinden büyükşehir yol geçirmiş durum böyle iken sanırım ilgili kurumun kamulaştırma işlemini bitirdiğinden söz edemeyiz zaten gayrimenkul hala hak sahibi üzerine görünüyor sadece tapuda ilgili kamu kurumu lehine istimlak şerhi işlenmiş. peki bu durumda idarenin biz size miras bırakanın hesabına 1975 senesinde yerel gazetede ilan yaparak para yatırdık demesi durumu idare açısından haklı hale getirir mi bilgiliendirirseniz çok sevinirim

Sayın meslektaşım,

İdare her ne kadar gazete ilanını yapmış olsa da ilan öncesi yapılması gerekli olan usullerde bazı hatalar olabiliyor ve ilanen tebligat usulsüz olduğundan iptal ediliyor. Bu durumda da kamulaştırmasız el atma davası söz konusu oluyor. Örnek vermek gerekirse; ilan öncesinde gerekli adres araştırmaları yapılmamış olabiliyor, yapılmış ancak ilgili araştırma yazılarına cevap verilmeden ilana çıkılmış olabiliyor. Gelen cevap olumsuz olsa bile ilan cevaptan önce olduğundan tebligat geçersiz olur. Ya da yeterli araştırma yapılmamış oluyor. Mesela erkek olan malikler için askerlik şubesine de adres sormak gerekirken sorulmuyor genel itibariyle. Bu bile tek başına ilanı geçersiz kılıyor. 1975 yuılında geçerli olan ilanen tebliğ usulleriyle birlikte dikkatlice irdelerseniz netice alacağınızı düşünüyorum.

Saygılarımla...
Old 15-03-2011, 20:28   #48
av.23

 
Varsayılan

Benim de bu konuyla ilgili bir sorunum var.İdare tarafından ağaçlandırma yapmak suretiyle taşınmaza fiilen el atılıyor.Bu durum beş yıl devam etmiş.Hatta bazı hak sahipleri bedel davası açarak kazanıyorlar.Karar kesinleşiyor.Diğer hak sahipleri de dava açmaya hazırlanırken,belediye ağaçları söküyor.Böyle bir durumda dava açmakta tereddüte düştüm.Fikirlerinizi paylaşabilirseniz sevinirim.Saygılar.
Old 16-03-2011, 11:03   #49
Hüseyin Kılıç

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.23
Benim de bu konuyla ilgili bir sorunum var.İdare tarafından ağaçlandırma yapmak suretiyle taşınmaza fiilen el atılıyor.Bu durum beş yıl devam etmiş.Hatta bazı hak sahipleri bedel davası açarak kazanıyorlar.Karar kesinleşiyor.Diğer hak sahipleri de dava açmaya hazırlanırken,belediye ağaçları söküyor.Böyle bir durumda dava açmakta tereddüte düştüm.Fikirlerinizi paylaşabilirseniz sevinirim.Saygılar.

Sayın Meslektaşım,
Bahse konu yer planlarda ağaçlandırılacak alan ise dava açmanız halinde kazanabileceğiniz kanaatindeyim. Zira, bu konudaki yargıtay kararlarına göre plandan da bu alan kalkmadığı sürece fiili el atmayı idarenin kaldırmasının el atmanın varlığını ortadan kaldırmadığı ifade ediliyor. Benim bir davamda da dava açıldıktan sonra ve fakat keşiftn önce belediye yolu kaldırmıştı ancak yine de karar lehimize çıktı. Burada sadece idarenin ağaç diktiğini ispat etmeniz gerekiyor. Önceki davalarda bu sabit durumda anladığım kadarıyla. Fotoğraf ve şahitler de bu konuda delili olarak değerlendirilecektir. Ya da ağaçların söküldüğü bellidir. Belediyeden iş emirlerini isteyebilirsiniz. Ağaçların dikildiğine ve söküldüğüne ilişkin. Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere dava açmanız mümkündür kanaatimce. Tedbiren, evvelde idareyle yazışma yaparak el atma yaptıklarını ve fakat sonra kaldırdıklarını belgelendirmek yerinde olacaktır. Saygılarımla.
Old 30-03-2011, 15:50   #50
av.23

 
Varsayılan

Bir sorum daha olacak.Malum torba yasa denilen 6111 sayılı yasanın geçici 2.maddesinin 5999 sayılı yasanın geçici 6.maddesine yapmış olduğu atıf nedeni ile artık 1983 tarihinden sonra ki el atmalar içinde uzlaşma yoluna başvurmak zorunlu hale geldi.Benim 5999 sayılı 6. maddesinde anlayamadığım bir husus var.Görüşlerinizi bildirebilirseniz sevinirim.Yasa diyor ki;uzlaşma sağlanamaması halinde hak sahibi 3 ay içerisinde dava açabilir.Yani dava için bir süre öngörülmüş, bu hak düşürücü bir süre mi? Yani 3 ay içinde dava açmazsam bir daha bedel için dava açamayacak mıyım?
Old 31-03-2011, 16:59   #51
avcetin

 
Varsayılan

Sayın av.23,
sizin de belirttiğiniz gibi 2942 sayılı kamulaştırma kanununun 5999 sayılı yasa ile değiştirilen geçici 6. maddesinde uzlaşmanın esas olduğu belirtilmiş, uzlaşma olmadığı takdirde 3 ay içinde dava açılmasını öngörmüştür.
Ancak uygulamada (ki 5999 sayılı yasanın yürürlük tarihi 30.06.2010'dur) ne uzlaşma ne de 3 aylık süre dikkate alınmamaktadır haklı olarak.
Aslında 6111 sayılı yasanın geçici 2. maddesi yeni bir uygulama getirmiyor, zira uzlaşma müessesesi zaten kamulaştırma kanununda vardı. Derdest bir el atma davasının da "önce uzlaşmaya gidilmeli" diye reddedildiğini ya da bu durumun bekletici mesele yapıldığını da duymadım.
Dava açılması için öngörülen 3 aylık süre ise zaten uygulanabilir değil. Zira, kamulaştırma kanununda öngörülen 20 yıllık süre bile iptal edilmişken bireyin mülkiyet hakkına dayanan bir davanın 3 aylık hak düşürücü süreye tabi tutulması hukuka aykırıdır.
Old 01-04-2011, 12:56   #52
av.23

 
Varsayılan

Bence de hak düşürücü süre olarak yorumlanmaması gerekir tabi ki.Ama o zaman ne ifade etmek istemiş kanun koyucu bu süre şartı ile onu tam olarak çözemedim.5999 sayılı yasanın gerekçesine de ulaşmadım.Yalnız torba yasanın yani 6111 sayılı yasanın yenilik getirmediğini söylemişsizniz ancak 5999 daki süre şartı olmadan tüm kamulaştırmasız el atmalar için öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi artık bir dava şartıdır diye düşünüyorum. Aşağıdaki karar 30.06.2010 tarihinden sonra verilmiş;

T.C.
YARGITAY
5. Hukuk Dairesi

E:2007/4817
K:2010/14916
T:19.07.2010

Kamulaştırmasız Elatma
Uzlaşma

Özet
04.11.1983 tarihinden önceki elatmalar nedeniyle açılan bedel davasında, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi gerekir.

2942 s. Yasa m. Geçici 6

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, 20 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden önce elatıldığı anlaşılmaktadır.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. madde ile;
"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak elkonulması sebebiyle, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce
tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılmaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir." hükmü getirilmiş olduğundan, bu düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre;
Karar verilmek üzere hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 19.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 01-04-2011, 15:59   #53
avcetin

 
Varsayılan

öncelikle bir önceki mesajım da bir yorum hatası yapmışım, bunun için de özür dilerim.
2942 sayılı kamulaştırma yasasının geçici 6. maddesinin 5999 sayılı yasa ile değiştirilmesinden sonra 1983 öncesi kamulaştırmasız el atmalar için uzlaşma öngörülmüş idi.
şimdi ise 6111 sayılı yasanın geçici 2. maddesi gereğince 1983 sonrası kamulaştırmasız el atmalar için de öncelikle uzlaşma zorunluluğu getirildi.
Ben kıyas yoluyla uygulamanın şu şekilde olması gerektiğini düşünüyorum:
1. 6111 sayılı yasanın yürülük tarihi olan 25.02.2010 tarihinden önce açılmış olan kamulaştırmasız el atma davaları ile ilgili olarak 25.02.2010 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde uzlaşıp isteyip istemediğimiz hususunun mahkemeye bildirilmesi gerekiyor. Zira, sizin de yukarıda belirttiğiniz yargıtay kararında bu hususlar eksik görülerek karar bozulmuştur.
2. 6111 sayılı yasanın yürülük tarihi olan 25.02.2010 tarihinden sonra açılacak davaların ise önce uzlaşmaya gidilmesi gerektiğinden bahisle reddedilmesi yada bu durumun bekletici mesele yapılması gerekir diye düşünüyorum.
Tabi burada bana göre iki sorun karşımıza çıkıyor: Birinci sizin de belirttiğiniz uzlaşamama halinde öngörülen 3 aylık süre (her ne kadar uygulanması mülkiyet hakkına aykırı olsa da); ikinci ise kamulaştırma kanununun geçici 6. maddesinde yalnızca fiili el atmalardan söz edilmesine istinaden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun hukuki el atmalara ilişkin kararı göz önüne alındığında geçici 6. maddenin hukuki el atmalarda uygulanıp uygulanmayacağı??
Ben bugün iki hakime uygulamayla ilgili fikir almak için gittim, torba yasadaki kamulaştırmasız el atma ile ilgili hükümden benim sayemde haberdar oldular
Old 04-04-2011, 13:41   #54
av.23

 
Varsayılan

Sayın meslaktaşım Hukuk Genel Kurulunun son kararı kamulaştırmasız el atma olgusu için fiili el atmaya gerek olmadığını belirtmiş sadece.İster fiili olsun ister olmasın eğer konu kamulaştırmasız el atma ise öncelikle uzlaşmaya gidilmesi gerekir bence. Torba yasaya bu hükmün konulmasının nedeninin bu HGK kararı olduğunu düşünüyorum.Yoksa daha 7 ay önce zaten konuyu düzenlemişti yasa koyucu.Bakalım 5.HD olayı nasıl yorumlayacak bundan sonra.Merakla bekliyoruz.
Old 06-04-2011, 12:00   #55
tbztrk

 
Varsayılan Sonuçlanmış davanıza dayanarak başlatılan takibin durdurulması talebi

arkadaşlar iyi çalışmalar

2009 yılında açmş olduğumuz kamulaştırmasız el atma davamız 2010 eylülünde bitmiş; buna dayanarak kasım ayında takibe geçtik. Ancak davalı belediye şuan 5999 sayılı yasanın geçici madde 6 ya dayanarak ve bizim elatma durumumuz 1983 sonrası için gerçekleştiği için 6111 sayılı yasanın geçici madde 2 ye dayandırıp haczin kaldırılmasını ve teminatlarının iadesini talep etmiştir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan başka meslektaşım var mıdır? Ayrıca şikayete konu dava sürecimiz başlamış bulunmaktadır ne gibi bir savunma öneririsiniz? Bilindiği üzere 5999 sayılı yasa 18.06.2009 tarihinde 6111sayılı yasa da 25 şubat 2011 de yürürlüğe girmiştir.
Old 11-04-2011, 16:23   #56
av.23

 
Varsayılan

5999 sayılı yasa ....Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göre evvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüz ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir....
demekte ve daha önce karara çıkmış olan dosyalar ile ilgili sadece bu kadarlık bir düzenleme yapmış.Ama yasanın en sonunda ...Bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatın tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.".... ifadesi var.Maalesef bu sizi de görüyor gibi.Ama bu tamamen şahsi bir yorum tabi ki.Uygulamanın ne şekilde olacağı belli değil.Sonuçtan siz bizi haberdar ederseniz seviniriz.
Old 14-04-2011, 09:13   #57
avcetin

 
Varsayılan

Bu konuda benim görüşüm hacizlerin kaldırılamayacağı yönünde. Zira, bilindiği gibi 6111 sayılı yasa gereği önce uzlaşmaya gitmek, uzlaşma sağlanamazsa dava açmak gerekiyor. İşte bu maddeye dayanarak uzlaşma sonucu veya dava sonucunda belediyeden alınacak tazminatlardan dolayı idarenin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyceği belirtilmiş. Halbuki siz, bu maddeye dayanarak dava açmamışsınız. Dolayısıyla sizin 6111 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce açmış olduğunuz davada, bu maddenin uygulanması mümkün değildir.
Old 22-04-2011, 16:47   #58
avcetin

 
Varsayılan

Değerli meslektaşlarım,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 tarih ve 2010/5-662E. - 2010/551 K. sayılı kararına paralel olarak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de hukuki el atmalarda görüşünü değiştirmiştir. Bu konuda elimde bulunan bir yargıtay kararını bilgilerinize sunuyorum. Saygılarımla..

T.C.
YARGITAY
5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17128
KARAR NO : 2011/5077

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın …. Belediye Başkanlığı yönünden reddine, diğer davalı … Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlatıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı …. Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın reddine, davalı … Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırılması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğru olduğu gibi dava konusu taşınmazın 01.05.1995 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamında, “park, yol, ve 2 katlı bağ ve sayfiye evleri alanında” kaldığı taşınmazın asfalt, yol ve kaldırım olarak el atılan ve ana arter niteliğinde niteliğindeki … caddesi üzerinde kalan bölümü ile el atılmayan ancak imar planında ana arter olan kısım bedelinin ….. Büyükşehir Belediye Başkanlığından tahsiline karar verilmesi ve konut alanında kalan ve el atılmayan kısmın bedeline hükmedilmemesi doğrudur. Ancak;
1. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşan parseller olup olmadığı araştırılmadan, emsal taşınmazın imar parseli, dava konusu taşınmazın ise kadastro parseli olduğu kabul edilerek, eksik inceleme ile emsal karşılaştırılması sonucu belirlenen bedelden düzenleme ortaklık payının indirilmesi,
2. …… Belediyesi sorumluluğunda olan ve Fen Bilirkişisi ……..’ın ….. tarihli kroki raporunda (D) harfi ile gösterilen ve imar planında 25 metrelik yol olan, (F) harfi ile gösterilen ve imar planında park olan kısımlara el atılmadığı anlaşılmış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun benzer konudaki 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetilerek imar planında yol ve park alanı gibi kamu hizmetine ayrılmış bulunan yerlere el atılmamış olsa dahi 3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içerisinde davalı belediyece, ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle taşınmaz bedeli ödenmelidir.
Açıklanan nedenlerle, el atmadan arta kalan bu nitelikteki kısımların bedelinin de davalı ….. Belediye Başkanlığından tahsiline karar verilmemesi,
3. Taşınmazın el atılmayan ve imar planında konut alanında kalan Fen Bilirkişisinin krokili raporunda (E) harfi ile gösterilen bölümün önceden de yolu bulunduğundan, değer artışı olmayacağı gözetilmeden değer artışının varlığının kabulü ile eksik bedele hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının hazineye irat kaydedilmesine 22.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
B.Yıldırım E. Buyurgan N.Kayıran S.Z.Piyale A.Z. Tepedelenlioğlu
Old 11-05-2011, 12:08   #59
Av.Sezer Yiğit

 
Varsayılan

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'ni bu kararına bakarak, 1/1000 ölçekli planların yapılması ve beş seneden beri burada kamu hizmetine tahsislenmiş özel kişilere ait yerlerin kamulaştırılmamış olması gerektiği, ancak bu durumun mevcut olması halinde Genel Kurul Kararı'na uygun bir daire kararı alabileceğimizi mi söylememiz gerekiyor ? 1/5000'lik planlarda okul alanı olarak gösterilen yerlerde veya 1/1000'lik yerlerde okul alanı olarak ayrılmasına rağmen 5 sene geçmediyse, kamulaştırmasız el atmadan bahsedebilirmiyiz ?
Old 11-05-2011, 12:35   #60
pallanco

 
Varsayılan

Bence karar çok açık... tam dediğiniz gibi... çok bariz bir içtihat değişikliği yapılmış... 180 derece dönmüşler... ki bu dönüş, vatandaş lehine bir dönüş... İyi ki varsın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi... ve iyi ki varsınız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda yanlışlarından (geç de olsa) dönen yargıçlar... ))
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kamulaştırmasız el atma Av.Tevfik TATAR Meslektaşların Soruları 17 02-11-2018 19:39
Kamulaştırmasız el atma hukukcu15 Meslektaşların Soruları 11 29-05-2013 09:36
kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda ödenen yargılama giderleri doğadan Meslektaşların Soruları 4 28-05-2010 15:50


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07471395 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.