Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Ailenin Korunmasına Dair Kanun(4320) Yargıtay Kararları

Yanıt
Old 19-06-2006, 20:10   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Ailenin Korunmasına Dair Kanun(4320) Yargıtay Kararları

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 1998/7229
K. 1998/8655
T. 9.7.1998

• AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN GEREĞİ VERİLEN KARARLAR ( Temyiz Edilemeyecekleri )

• TEMYİZ EDİLEMEYECEK KARARLAR ( Ailenin Korunmasına Dair Kanun Gereği Verilen Tedbir Kararları )

• GEÇİCİ TEDBİR NİTELİĞİNDEKİ KARARLAR ( Ailenin Korunmasına Dair Kanun Gereği Verilen Kararlar )

1086/m.105, 106, 107, 108, 109

ÖZET : 4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından re'sen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma amacı ile çıkarılmıştır. Bu kanuna dayanak alınan tedbirler kısa süreli tedbirler olup, kararların nihai nitelikte olmadığını, sürekli sonuç doğurmayacağını, hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve geçici tedbir niteliğindeki kararlar temyiz incelenmesine tabi değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.


KARAR : "Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir" ( HUMK. md. 427 ). Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.

Davacı 4320 sayılı Kanun uyarınca tedbir alınmasını istemiş, mahkemece taraflar arasında mürafaa icrası ile üç ay süreli olarak bazı tedbirlerin alınmasına karar verilmiştir.

4320 sayılı Kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından re'sen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta "Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır" açıklamaları yapılmıştır.
Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar kararın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.

Öte yandan kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda müzakeresi sırasında 1/2. maddeye "Bu karara karşı tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içinde aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edebilir. Asliye Hukuk Mahkemesi itirazı üç gün içinde sonuçlandırır. Bu karar kesindir. İtirazlar verilen tedbir kararının uygulanmasını tehir etmez" biçimindeki eklemeye genel kurul müzakerelerinde karşı çıkılmış ve bu ekleme kanun metninden çıkarılmıştır. Bu kanunun müzakereleri sırasında konuşmacılar kanunun ön gördüğü kararın tedbir niteliğinde olduğunu hemen uygulanarak aile içi şiddetin bıçakla keser gibi kesilmesi ve ortadan kaldırılması gereğine işaretle "onun için Sulh Hukuk Mahkemesi kararı kesin olmalıdır" demişlerdir. Bu görüşlere cevap veren ilgili Bakan Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ve ilavelerin taslaktan çıkarılmasını talep ediyoruz; çünkü bunlar taslakta yer aldığı müddetçe, kanunun ruhuna aykırı olacaktır..... Kusurlu eşin genel hüküme göre itiraz hakkı vardır; yani Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz hakkı sağlamak, kusurlu eşe ek bir itiraz hakkı sağlamak anlamını taşımakta, zaten şiddet mağduru olan kadın ve çocukların bu süre zarfında daha çok mağdur olmalarına sebep olmaktadır" demiştir. Bu açıklamalardan sonra tasarıya Adalet Komisyonunda yapılan itiraza ilişkin eklemeler çıkarılmış; kanun bu hali ile kesinleşmiştir.
Şu halde 4320 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 105,106,107 ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109.maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir. Temyiz isteğinin bu sebeplerle reddi gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin ( REDDİNE ), temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine 9.7.1998 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun amacı, aile içersindeki bireylerin birbirlerine yönelik fiziki, sözel ve duygusal kötü davranışları önlemektir. Yasanın hükümet gerekçesinde; Sulh Hukuk Hakiminin, mağdurun tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurunun hemen ardından, tanık yada karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan kararını verebileceğini, şiddete uğrayanın mahkemede şiddete uğrama ihtimalini kanıtlama yükümlülüğü altında da bulunmadığını belirtmiştir.. Nitekim, bu düşünce altında karara karşı itiraza ilişkin Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik meclis genel kurulunda kabul görmemiş ve metinden çıkartılmıştır. Hakimin bu şekilde derhal ( herhangi bir gecikmeye meydan vermeden ) tedbir alması sağlanmıştır.

Çoğunluk gerekçesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 105. maddesinin uygulanabileceğine işaret olunmuştur. Sözü edilen madde duruşma açılması ile ilgilidir. Duruşma açılması demek, davanın taraflarına mürafaa gününün bildirilmesi demektir. Mürafaa günü taraflara çıkartılacak davetiye ile bildirilir. Masraflarının da dava açandan alınması zorunludur. Masrafların yatırılmaması talepten sarfınazar anlamına gelir. ( T.K. md.5, tebligat Tüzüğünün 6. maddesi ).
Yasanın birinci maddesinde, başvurudan herhangi bir harç alınmayacağını vurgulamıştır. Amacı başvuruda bulunan aile bireyine kolaylık sağlamaktır. Onu bir yük altına sokmamaktadır. Mürafaa açmak için gider istenilmesi caydırıcı unsur teşkil edecektir. Yasanın espirisi ile bağdaşmayacaktır.

Yine Tebligat Yasasının 9. ve Tüzüğün 8. ve 12. maddesi, tebligat evrakını gönderen meranın gönderilen yerin uzaklığını, mevsim şartlarını nakil vasıtalarının durumunu nazara alacağını, mürafaa gününün tebligatın belediye hudutları içersinde yapılacaksa üç günden köyde veya, vilayetin diğer bir kazasında yapılacaksa onbeş günden, diğer bir vilayet içinde yapılacaksa bir aydan az olamıyacağını vurgulamıştır. Tebligatın yurt dışında yapılması durumunda sürenin daha da uzayacağı tartışmasızdır. Bu şekilde, aradan çok uzun zaman geçtikten sonra alınan tedbirin, tedbir olma özelliği de ortadan kalkacaktır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 107. maddesi ise itirazla ilgilidir. İtiraz üzerine duruşma açılması zorunludur. Yukarıda mürafaa ile ilgili yapılan açıklamalar burada da tekrarlanacaktır. Kanun koyucunun kapattığı bir yol, dolaylı olarak gündeme gelecektir.
Tedbir kararı verilebilmesi için Sulh Hakiminin tam bir kanaate sahip olmasına da gerek yoktur. Şiddete uğrama ihtimalini sezinlemesi yeterlidir.
Bu açıklamalar karşısında hakimi evrak üzerinde, duruşma açmadan birinci maddede gösterilen tedbirlerden birini, bir kaçını yahut duruma uygun benzer önlemi almakla mükelleftir. Verilecek karar yasanın amacına, ailenin durumuna, somut olayın özelliğine uygun, objektif ve herkesçe kabul edilebilir olmalıdır. Kesindir. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun gerekçesine iştirak edilmemiştir.

Üye Hakkı Dinç MUHALEFET ŞERHİ

4320 sayılı yasa gereğince verilecek tedbir kararlarında Hakim duruşma yapma zorunluluğunda değildir. Yasa zaten bu hususu Hakimin takdirine bırakmıştır. Bu sebeple Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 105/1. maddesinin bu yasaya tabi işlerde uygulama olanağı yoktur. Bu sebeple sayın çoğunluğun kararının gerekçesine iştirak etmiyorum.

Üye Ferman Kıbrıscıklı

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.

www.kazanci.com.tr

Not:KANUN NO: 4787
AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN
Kabul Tarihi: 9 Ocak 2003
Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 18 Ocak 2003 - Sayı: 24997


MADDE 9.- 1) 14.1.1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasındaki "Sulh Hakimi" ibaresi "Aile Mahkemesi Hakimi" olarak değiştirilmiştir.
Old 19-06-2006, 20:16   #2
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/14276
K. 2003/344
T. 16.1.2003

• AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN ( Tedbirlerin Hakimin Tayin Ettiği Süre İle Geçerli ve Temyiz İncelenmesine Tabi Bulunmayan Geçici Tedbir Niteliğinde Kabul Edilmesi Gereği )

• TEMYİZ İNCELENMESİNE TABİ BULUNMAYAN KARARLAR ( Ailenin Korunmasına Dair Kanun - Tedbirlerin Hakimin Tayin Ettiği Süre İle Geçerli Geçici Tedbir Niteliğinde Kabul Edilmesi Gereği )

• AİLE İÇİ ŞİDDETİ DURDURMA TEDBİRLERİ ( Hakimin Tayin Ettiği Süre İle Geçerli ve Temyiz İncelenmesine Tabi Bulunmayan Geçici Tedbir Niteliğinde Kabul Edilmesi Gereği )

4320/m.1
1086/m.105, 106, 107, 108, 109, 427

ÖZET : 4320 sayılı kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 105, 106, 107, ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109. maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : "Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. " ( HUMK. md. 427 ). Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.

4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta "Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır" açıklamaları yapılmıştır.
Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar kararın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.


Öte yandan kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda müzakeresi sırasında 1/2. maddeye " Bu karara karşı tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içinde aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edebilir. Asliye Hukuk Mahkemesi itirazı üç gün içinde sonuçlandırır. Bu karar kesindir. İtirazlar verilen tedbir kararının uygulanmasını tehir etmez" biçimindeki eklemeye genel kurul müzakerelerinde karşı çıkılmış ve bu ekleme kanun metninden çıkarılmıştır. Bu konunun müzakereleri sırasında konuşmacılar kanunun ön gördüğü kararın tedbir niteliğinde olduğunu hemen uygulanarak aile içi şiddetin bıçakla keser gibi kesilmesi ve ortadan kaldırılması gereğine işaretle "onun için Sulh Hukuk Mahkemesi kararı kesin olmalıdır " demişlerdir. Bu görüşlere cevap veren ilgili Bakan "Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ve ilavelerin taslaktan çıkarılmasını talep ediyoruz; Çünkü bunlar taslakta yer aldığı müddetçe, kanunun ruhuna aykırı olacaktır.... Kusurlu eşin genel hükme göre itiraz hakkı vardır; yani Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz hakkı sağlamak, kusurlu eşe ek bir itiraz hakkı sağlamak anlamını taşımakta, zaten şiddet mağduru olan kadın ve çocukların bu süre zarfında daha çok mağdur olmalarına sebep olmaktadır" demiştir. Bu açıklamalardan sonra tasarıya Adalet Komisyonunda yapılan itiraza ilişkin eklemeler çıkarılmış; kanun bu hali ile kesinleşmiştir.

Şu halde 4320 sayılı kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 105, 106, 107, ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109. maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir.Temyiz isteğinin bu sebeplerle reddi gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin REDDİNE, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ


4320 sayılı Ailenin Korunmasına dair kanunun amacı, aile içerisindeki bireylerin birbirlerine yönelik fiziki, sözel ve duygusal kötü davranışları önlemektir. Yasanın hükümet gerekçesinde; Sulh Hukuk Hakiminin, mağdurun tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurunun hemen ardından, tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan kararını verebileceğini, şiddete uğrayanın mahkemede şiddete uğrama ihtimalini kanıtlama yükümlülüğü altında da bulunmadığını belirtmiştir. Nitekim bu düşünce altında karara karşı itiraza ilişkin Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik meclis genel kurulunda kabul görmemiş ve metinden çıkartılmıştır. Hakimin bu şekilde derhal ( herhangi bir gecikmeye meydan vermeden ) tedbir alması sağlanmıştır. Çoğunluk gerekçesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 105. maddesinin uygulanabileceğine işaret olunmuştur. Sözü edilen madde duruşma açılması ile ilgilidir. Duruşma açılması demek, davanın taraflarına mürafaa gününün bildirilmesi demektir. Mürafaa günü taraflara çıkartılacak davetiye ile bildirilir. Masraflarının da dava açandan alınması zorunludur. Masrafların yatırılmaması talepten sarfınazar anlamına gelir ( Tebligat. Kanunu. m.5, Tebligat Tüzüğünün 6. maddesi ).
Yasanın birinci maddesinde, başvurudan herhangi bir harç alınmayacağını vurgulamıştır. Amacı başvuruda bulunan aile bireyine kolaylık sağlamaktır. Onu bir yük altına sokmamaktadır. Mürafaa açmak için gider istenilmesi caydırıcı unsur teşkil edecektir. Yasanın esprisi ile bağdaşmayacaktır.

Yine Tebligat Yasasının 9. ve Tüzüğün 8. ve 12. maddesi, tebligat evrakını gönderen merciinin gönderilen yerin uzaklığını, mevsim şartlarını nakil vasıtalarının durumunu nazara alacağını, murafaa gününün tebligatın belediye hudutları içersinde yapılacaksa üç günden köyde veya, vilayetin diğer bir kazasında yapılacaksa on beş günden, diğer bir vilayet içinde yapılacaksa bir aydan az olamayacağını vurgulamıştır. Tebligatın yurt dışında yapılması durumunda sürenin daha da uzayacağı tartışmasızdır. Bu şekilde, aradan çok uzun zaman geçtikten sonra alınan tedbirin, tedbir olma özelliği de ortadan kalkacaktır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 107. maddesi ise itirazla ilgilidir. İtiraz üzerine duruşma açılması zorunludur. Yukarıda mürafaa ile ilgili yapılan açıklamalar burada da tekrarlanacaktır. Kanun koyucunun kapattığı bir yol, dolaylı olarak gündeme gelecektir.
Tedbir kararı verilebilmesi için Sulh Hakiminin tam bir kanaate sahip olmasına da gerek yoktur. Şiddete uğrama ihtimalini sezinlemesi yeterlidir.
Bu açıklamalar karşısında hakimi evrak üzerinde, duruşma açmadan birinci maddede gösterilen tedbirlerden birini, bir kaçını yahut duruma uygun benzer önlemi almakla mükelleftir. Verilecek karar yasanın amacına, ailenin durumuna, somut olayın özelliğine uygun, objektif ve herkesçe kabul edilebilir olmalıdır. Kesindir. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun gerekçesine iştirak edilmemiştir.

Üye
Hakkı Dinç
( NOT : 9.1.2003 tarih ve 4787 sayılı Kanun'un 9. Maddesi ile "Aile Mahkemesi Hakimi" görevli kılınmıştır. )

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.

www.kazanci.com.tr
Old 19-06-2006, 20:19   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/6474
K. 2002/7945
T. 13.6.2002

• AİLEYİ KORUYUCU TEDBİRLER ( Sulh Hukuk Hakimi Tarafından Resen Gözönünde Bulundurma )

• SULH HUKUK MAHKEMESİ ( Tarafın Dinlenmesine Gerek Olmadan Tedbir Kararı Vermesi )

• MAHKEMECE VERİLEN NİHAİ KARARLAR ( Temyiz Yoluna Başvurulabileceği - Şiddete Uğrama )

• AİLE İÇİ ŞİDDET ( Mahkeme Kararında 6 Ayı Geçmemek Üzere Verilen Tedbir )

• TEDBİRE AYKIRI DAVRANIŞ ( Tutuklanacağı Ve Hürriyeti Bağlayıcı Cezaya Mahkum Edileceği )

• KUSURLU EŞ ( Tedbir Kararının Nihai nitelikte Olmadığı Sürekli Sonuç Doğurmayacağı )

• TEDBİR KARARINA İTİRAZ ( Tefhim Veya Tebliğinden İtibaren Üç Gün - Asliye Hukuk Mahkemesine )
1086/m.105, 106, 107, 108, 109

ÖZET : 4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta " Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık yada karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm esas ve hakimin reddi yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : "Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir" ( HUMK. md. 427 ). Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.

4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta " Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık yada karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır " açıklamaları yapılmıştır.

Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar kararın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.

Öte yandan kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda müzakeresi sırasında 1/2. maddeye " Bu karara karşı tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içinde aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edebilir. Asliye Hukuk Mahkemesi itirazı üç gün içinde sonuçlandırır. Bu karar kesindir. İtirazlar verilen tedbir kararının uygulanmasını tehir etmez " biçimindeki eklemeye genel kurul müzakerelerinde karşı çıkılmış ve bu ekleme kanun metninden çıkarılmıştır. Bu konunun müzakereleri sırasında konuşmacılar kanunun ön gördüğü kararın tedbir niteliğinde olduğunu hemen uygulanarak aile içi şiddetin bıçakla keser gibi kesilmesi ve ortadan kaldırılması gereğine işaretle " onun için Sulh Hukuk Mahkemesi kararı kesin olmalıdır " demişlerdir. Bu görüşlere cevap veren ilgili Bakan " Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ve ilavelerin taslaktan çıkarılmasını talep ediyoruz; Çünkü bunlar taslakta yer aldığı müddetçe, kanunun ruhuna aykırı olacaktır.... Kusurlu eşin genel hüküme göre itiraz hakkı vardır; yani Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Asliye Hukuk Mahkemesine ittiraz hakkı sağlamak, kusurlu eşe ek bir itiraz hakkı sağlamak anlamını taşımakta, zaten şiddet mağduru olan kadın ve çocukların bu süre zarfında daha çok mağdur olmalarına sebep olmaktadır " demiştir. Bu açıklamalardan sonra tasarıya Adalet Komisyonunda yapılan itiraza ilişkin eklemeler çıkarılmış; kanun bu hali ile kesinleşmiştir.

Şu halde 4320 sayılı kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 105, 106, 107, ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109. maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir.

Temyiz isteğinin bu sebeplerle reddi gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin REDDİNE, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine 13.06.2002 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :
4320 sayılı yasa gereğince verilecek tedbir kararlarında Hakim duruşma yapma zorunluluğunda değildir. Yasa zaten bu hususu Hakimin takdirine bırakmıştır. Bu sebeple Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 105/1. maddesinin bu yasaya tabi işlerde uygulama olanağı yoktur. Açıklanan bu nedenle sayın çoğunluğun kararının gerekçesine iştirak etmiyorum.

KARŞI OY :
Hakimin reddi isteği Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 35. maddesi uyarınca bizzat ret edilen hakim tarafından ret edilmiştir. Bu karar refık hakim tarafından da incelenmediğine göre denetimsiz kalmaması bakımından reddi hakim yönünden temyiz isteğinin incelenmesi gerekir. Öte yandan asıl hükme yönelik temyiz isteğinin ret edilmesi reddi hakim konusundaki temyizin incelenmeyeceği anlamınada gelmez. Çoğunluk görüşüne bu sebeple katılamıyorum.



Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.

www.kazanci.com.tr
Old 19-06-2006, 20:21   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/4114
K. 2003/5177
T. 10.4.2003

• EKSİK TAHKİKATLA HÜKÜM ( Eksik Araştırma ile Hüküm Kurulmasının Hukuka Aykırı Olması )

• BAŞKA AİLE NÜFUS KAYDI İLE HÜKÜM ( Taraflarla Alakası Olmayan Kişiye Ait Nüfus Kaydının Esas Alınarak Hüküm Kurulmasının Usul ve Yasaya Aykırı Olması )

• ŞAHİTLERİN DİNLENİLMEMİŞ OLMASI ( Davacının Bahsettiği Dava Dosyası ile Bildirilen Tanıkların Dinlenilmemesinin Bozma Sebebi Olması )

• HASTAHANE KAYITLARININ CELBİ ( Davacının Bahsettiği Dava Dosyası ile Adli Tıp Raporlarının Hastahane Kayıtlarının Getirilmemesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olması )

• TÜM DELİLLERİN TOPLANMASI ( Davacının Gösterdiği Delillerin Tamamı Toplanmadan ve Tüm Deliller Birlikte Değerlendirilmeden Eksik Tahkikatle Hüküm Kurulmasının Hukuka Aykırı Olması )

4721/m.166,184
1086/m.242,274

ÖZET : Eksik araştırma ile hüküm kurulamaz. Davacının bahsettiği dava dosyası ile adli tıp raporlarının hastahane kayıtları getirilmediği gibi, bildirilen tanıklarda dinlenilmemiştir. Keza, çocuksuz olan tarafın dört çocuğu varmış gibi başkasının nüfus kaydı ile hüküm kurulmuş olması da bozma sebebidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : 1-Davacı, süresi içinde verdiği delil listesinde; 4320 sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanuna göre Cumhuriyet Savcılığınca res’en tedbir talebinde bulunulduğunu bildirerek, bununla ilgili Sulh Hukuk Mahkemesinin dosyasını, 29.4.2002 tarihinde davalının dayağı sonucu Sursa Yüksek İhtisas Hastanesine başvurmak zorunda kaldığını bildirerek bu başvuruya ilişkin evrak ve kayıtları göstermiş, dava dilekçesi ekinde de 27.8.2002 adli tabip raporunu sunmuştur. Delil listesinde gösterdiği tek tanık dışında, yukarda sözü edilen diğer delilleri toplanmamıştır. Davacının, gösterdiği delillerin tamamı toplanmadan ve tüm deliller birlikte değerlendirilmeden eksik tahkikatle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

2-Dosyaya alınan nüfus kaydına göre tarafların 3.8.1990 tarihinde evlendikleri ve çocuklarının da bulunmadığı halde, kararın gerekçesinde tarafların 28.11.1948 tarihinde evlendiklerinin ve reşit 4 çocukları bulunduğunun kabul edilmesi, taraflarla alakası olmayan kişiye ait nüfus kaydının esas alınması usul ve yasaya aykırıdır.

3-Kabule göre de;
Davacının ismi Sefiye olduğu, dava dilekçesi ve nüfus kaydında da bu şekilde olduğu halde karar başlığında “Safiye” gösterilmesi de usul ve yasaya aykırıdır;

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda 1 ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.

www.kazanci.com.tr
Old 19-06-2006, 20:23   #5
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ

E. 2000/9477
K. 2000/12100
T. 2.10.2000

• 4320 SAYILI KANUNA MUHALEFET ( Kusurlu Eş Olan Sanığın Müşterek Şekilde Oturdukları Evden Üç Ay Süreyle Uzaklaştırma Biçiminde Tedbir Kararı Vermesi )

• MÜTESELSİL SUÇ ( Kusurlu Eş Olan Sanığın Müşterek Oturdukları Evden Uzaklaştırma Biçimindeki Tedbir Kararına Dörder Gün Arayla İki Defa Uyulmaması Nedeniyle Cezasının Artırılması )

4320/m.1
765/m.80

ÖZET : 4320 sayılı yasanın 1/b maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin kusurlu eş olan sanığı müşterek şekilde oturdukları evden 3 ay süreyle uzaklaştırma biçiminde verdiği tedbir kararına, dörder gün arayla iki defa uymayan sanığın eylemi bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olduğundan TCK. m. 80 uyarınca cezanın arttırılması gerekir.

DAVA : 4320 sayılı kanuna muhalefetten sanık, Murat A. hakkında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüğüne ve erteli cezanın aynen infazına dair GERMENCİK Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 1.2.1999 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi, Mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 5.6.2000 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
4320 sayılı yasanın 1/b maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin kusurlu eş olan sanığı müşterek şekilde oturdukları evden 3 ay süreyle uzaklaştırma biçiminde verdiği tedbir kararına 14.8.1998 ve 18.8.1998 tarihleri itibarıyla dörder gün arayla iki defa riayet etmeyen sanığın eylemi bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak TCK.nun 80.maddesiyle arttırılması yerine iki ayrı suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, Mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.10.2000 günü oybirliğiyle karar verildi.

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.

www.kazanci.com
Old 19-06-2006, 20:25   #6
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ

E. 2001/8757
K. 2001/9614
T. 25.5.2001

• AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUNA AYKIRILIK ( Tedbir Kararının Sanığa Tebliğ Edilip Edilmediğinin

Araştırılması-Hazırlık Evrakının Onaysız Fotokopi Olması )
• HAZIRLIK EVRAKININ ONAYSIZ FOTOKOPİSİ ( Hüküm Tesisi )

4320/m.1

ÖZET : 1- Hükme esas teşkil eden hazırlık evrakının onaysız fotokopi oldugunun dikkate alınması;

2- Tedbir kararının sanığa tebliğ edilip edilmediği ya da tedbirden haberdar olup olmadığının araştırılması, gerekir.

DAVA : 4320 sayılı Kanuna muhalefetten sanık, Hasan hakkında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüğüne ve ertelemeye dair ( Ivrindi Sulh Ceza Mahkemesi )nden verilen 14.2.2000 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık ve Yerel Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 40651 sayılı tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Hükmü esas teşkil eden hazırlık evraklarının onaysız fotokopi olduğunun dikkate alınmaması,

2- Tedbir kararının sanığa tebliğ edilip edilmediği ya da sanığın tedbirden haberdar olup olmadığı araştırılıp tespit edilmeden eksik soruşturmaya dayalı olarak karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın ve Yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün istem gibi ( BOZULMASINA ), 25.5.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.

www.kazanci.com
Old 19-06-2006, 20:26   #7
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ

E. 2002/9910
K. 2002/10353
T. 28.6.2002

• AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUNA MUHALEFET ( Yargılama Usulü 3005 Sayılı Yasaya Tabi Bulunmayan Eşe Karşı Etkili Eylem Suçundan Ayrı Bir İddianame İle Dava Açılmasının Mümkün Olduğu )

• EŞE KARŞI MÜESSİR FİİL ( Yargılaması 3005 Sayılı Yasaya Tabi 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasanın 2/1 Son Maddesi Uyarınca Cezalandırılması İstemiyle Dava Açılması )

• MÜESSİR FİİL ( Eşe Karşı - Yargılaması 3005 Sayılı Yasaya Tabi 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasanın 2/1 Son Maddesi Uyarınca Cezalandırılması İstemiyle Dava Açılması )

3005/m.1
4320/m.2/1-son
765/m.51/1, 456/4, 457/1

ÖZET : Sanık hakkında Sulh Hukuk Mahkemesince koruma kararı verildiği halde, müştekiyi darp ettiğinden bahisle, yargılaması 3005 sayılı Yasaya tabi 4320 sayılı Ailenin Korunmasına dair Yasanın 2/1 son maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açıldığına göre, yargılamaya devamla bir hüküm tesisi gerekirken, birlikte görülmesi mümkün olmayan, eşe karşı etkili eylem suçundan, ayrı bir iddianame ile dava açılması mümkün olduğu gözetilmeden, ek savunma hakkı verilmesi, yasaya aykırıdır.

DAVA : Ailenin Korunmasına Dair Kanuna muhalefetten ( eşe karşı müessir fiil ) sanık, İlyas hakkında yapılan duruşma sonunda: Sanığın TCK.nun 456/4, 457/1 ve 51/1 maddeleri uyarınca hükümlülüğüne dair ( Sındırgı Sulh Ceza Mahkemesi )nden verilen 4.9.2001 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi, yerel Cumhuriyet Savcısı ve sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 14.5.2002 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sanık hakkında Sulh Hukuk Mahkemesince koruma kararı verildiği halde müştekiyi darp ettiğinden bahisle yargılaması 3005 sayılı Yasaya tabi 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 2/1-son maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmış olduğuna göre yargılamaya devamla bir hüküm tesisi gerekirken birlikte görülmesi mümkün olmayan takibi şikayete bağlı ve yargılama usulü 3005 sayılı Yasaya tabi bulunmayan eşe karşı etkili eylem suçundan ayrı bir iddianame ile dava açılması mümkün olduğu gözetilmeden ek savunma hakkı verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, Yerel Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün sonuçta isteme uygun olarak ( BOZULMASINA ), 26.6.2002 günü oybirliğiyle karar verildi.

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.
www.kazanci.com
Old 19-06-2006, 20:27   #8
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ

E. 2003/3566
K. 2003/9107
T. 23.10.2003

• AİLENİN KORUNMASI KANUNUNA AYKIRILIK ( Kusurlu Eşin Müşterek Eve Yaklaşmaması Tedbir Kararını Tebellüğ Eden Sanık Eşin Daha Sonra Müşterek Konuta Girmek Suretiyle Atılı Suçu İşlemesi )

• TEDBİR KARARI ( Kusurlu Eşin Müşterek Eve Yaklaşmaması Tedbir Kararını Tebellüğ Eden Sanık Eşin Daha Sonra Müşterek Konuta Girmek Suretiyle Atılı Suçu İşlemesi )

• MÜŞTEREK KONUT ( Kusurlu Eşin Müşterek Eve Yaklaşmaması Tedbir Kararını Tebellüğ Eden Sanık Eşin Daha Sonra Müşterek Konuta Girmek Suretiyle Atılı Suçu İşlemesi )

• HAKSIZ TAHRİK ( Sanığın Karısının Müşterek Konuta Ait Kapı Kilidini Değiştirmek İstemesinin ve Eve Çilingir Getirmesinin Sanığın İşlediği Suç Yönünden Haksız Tahrik Unsuru Olmaması )

765/m.51/1

ÖZET : Tedbir kararını tebellüğ eden sanığın daha sonra müşterek konuta girmek suretiyle atılı suçu işlediği ve suçun tamamlandığı bundan sonra karısının müşterek konuta ait kapı kilidini değiştirmek istemesinin ve buna yönelik olarak eve çilingir getirmesinin sanığın işlediği suç yönünden haksız tahrik unsuru olamayacağı ayrıca müştekinin eylemi koruma kararının uygulanmasının doğal bir sonucu olduğu düşünülmeden sanığa verilen cezadan TCK.nun 51/1 maddesi gereğince indirim yapılması yasaya aykırıdır.

DAVA : 4320 sayılı Kanuna muhalefetten sanık Cemal Süha hakkında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüğüne ve ertelemeye dair ( Denizli İkinci Sulh Ceza Mahkemesi )nden verilen 14.12.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 19.2.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 4320 sayılı Yasa uyarınca verilen koruma kararında kusurlu eşin müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin davacı eşe ve çocuklara tahsisine ve davalının müşterek eve yaklaşmaması tedbir olarak belirlendiğine göre, tedbir kararını tebellüğ eden sanığın daha sonra müşterek konuta girmek suretiyle atılı suçu işlediği ve suçun tamamlandığı, bundan sonra karısının müşterek konuta ait kapı kilidini değiştirmek istemesinin ve buna yönelik olarak eve çilingir getirmesinin sanığın işlediği suç yönünden haksız tahrik unsuru olamayacağı ayrıca müştekinin eylemi koruma kararının uygulanmasının doğal bir sonucu olduğu düşünülmeden sanığa verilen cezadan TCK.nun 51/1 maddesi gereğince indirim yapılması,

SONUÇ : Yasaya aykırı müdahil vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak ( BOZULMASINA ), 23.10.2003 günü oybirliğiyle karar verildi

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.
www.kazanci.com
Old 19-06-2006, 20:29   #9
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ

E. 2003/7455
K. 2004/5773
T. 27.4.2004

• AİLENİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNA MUHALEFET ( Duruşma Açılarak Yargılama Yapılması Gereği - Ceza Kararnamesiyle Davanın Sonuçlandırılamayacağı )

• CEZA KARARNAMESİYLE DAVANIN SONUÇLANDIRILAMAMASI ( 4320 Sayılı Kanuna Muhalefetten Dolayı Açılan Ceza Davasında Duruşma Açılması Gereği )

• DURUŞMA AÇILARAK YARGILAMA YAPILMASI GEREĞİ ( Ailenin Korunması Hakkında Kanun'a Muhalefetten Dolayı Açılan Davanın Ceza Kararnamesiyle Sonuçlandırılamaması )

4320/m.1,2
1412/m.386

ÖZET : 4320 sayılı Kanuna muhalefetten sanığın dava konusu edilen fiilinin gerektirdiği cezaya nazaran duruşma açılarak; sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken ceza kararnamesiyle davanın sonuçlandırılması yasaya aykırıdır.

DAVA : 4320 sayılı Kanuna muhalefetten sanık, Hasan hakkında dosya üzerinde ceza kararnamesiyle yapılan inceleme sonunda, hükümlülüğüne dair ( Devrek Sulh Ceza Mahkemesi )nden verilen 30.10.2001 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi, sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 14.4.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 4320 sayılı Yasanın 2. maddesinde hapis cezası öngörüldüğünden CMUK.nun 386. maddesine göre ceza kararnamesi ile sonuçlandırılmasının hukuken mümkün olmadığı ve davanın bu şekilde sonuçlandırılmasının kanun yolunu değiştirmeyeceğinden Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2001 gün ve 101 sayılı müt. kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanığın dava konusu edilen fiilinin gerektirdiği cezaya nazaran duruşma açılarak, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde ceza kararnamesiyle davanın sonuçlandırılması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, isteme uygun olarak ( BOZULMASINA ), 27.4.2004 günü oybirliğiyle karar verildi

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.
www.kazanci.com
Old 18-03-2008, 12:36   #10
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/7154
K. 2007/6992
T. 30.4.2007

• AİLE MAHKEMESİ ( 4320 Sayılı Kanun Hükümleri Çerçevesinde Verdikleri Kararlar Nihahi Hüküm Niteliğinde Olmayıp Temyizi Kabil Olmadığı )

• TEDBİR KARARININ NİTELİĞİ ( Aile Mahkemelerinin 4320 Sayılı Kanun Hükümleri Çerçevesinde Verdikleri Kararlar Nihahi Hüküm Niteliğinde Olmayıp Temyizi Kabil Olmadığı )

• NİHAİ HÜKÜM ( Aile Mahkemelerinin 4320 Sayılı Kanun Hükümleri Çerçevesinde Verdikleri Kararlar Bu Nitelikte Olmayıp Temyizi Kabil Olmadığı )

• TEMYİZ OLANAĞI ( Aile Mahkemelerinin 4320 Sayılı Kanun Hükümleri Çerçevesinde Verdikleri Kararlar Nihahi Hüküm Niteliğinde Olmayıp Temyizi Kabil Olmadığı )
4320/m.1
1086/m.105,106,107,108,427
4787/m.9/1

ÖZET : Aile Mahkemelerinin, 4320 Sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde verdikleri kararlar, ( nihahi hüküm ) niteliğinde olmayıp HUMK'un 105, 106, 107 ve 108. maddeleri hükümlerinde belirtilen usule tabi olduğundan, temyizi kabil değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : "Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." ( HUMK m. 427 ) Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.

4320 Sayılı Kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Aile Mahkemesi Hakimi tarafından ( 4787 SK m. 9/1 ) resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta "Aile Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır" açıklamaları yapılmıştır. Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar kararın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.
Geçici tedbir niteliğinde olan bu kararın itiraza tabi olmadığı da Kanunun Adalet Komisyonunda görüşülmesi sırasında kabul edilmiş, kanun bu hali ile kesinleşmiştir.

Şu halde 4320 Sayılı Kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 105, 106, 107, ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109. maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi "bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir. Temyiz isteğinin bu sebeplerle reddi gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin REDDİNE, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 30.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.
www.kazanci.com
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Aile İçi Şiddet ve 4320 Sayılı Kanun zeki erenler Aile Hukuku Çalışma Grubu 22 15-05-2009 23:28
Ailenin Korunması Kanunu (4320 )Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 7 22-09-2008 09:19
Noter Araç Satış Sözleşmesiyle Menkul Malın Alıcıya Geçtigine Dair Yargıtay Kararı av_metehan Meslektaşların Soruları 1 15-12-2006 15:00
yargıtay kararları sedaoner Hukuk Soruları Arşivi 0 17-03-2006 22:30
Yargıtay Kararları onur Hukuk Soruları Arşivi 6 27-02-2002 02:44


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05279803 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.