Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

muris muvazaası

Yanıt
Old 23-07-2009, 09:27   #1
Av.B.Demirci

 
Varsayılan muris muvazaası

muris muvazaası davasında davalı tarafız, muris ,oğlu ve gelini ile yaşadığı tek evini gelinine satmış.65bin liralık banka makbuzu elimizde ,keşfen evin değeri de o tarihte 50bin lira olarak tespit edilmiş.ancak bu para ortada yok.elimizdeki bu makbuza dayanarak davayı nasıl lehimize sonuçlandırabiliriz? bu konuda emsal yargıtay kararları bulabilen var mı?
Old 23-07-2009, 12:33   #2
Av.Şentürk DURSUN

 
Varsayılan

Sayın meslekdaşım,
Açacağınız tenkis davasında muris muvazaası her türlü delille kanıtlandığında miras hissenize kavuşursunuz. Bu konuda çok sayıda içtihat var. Selamalr, başarılar.23.07.2009,13.33
Old 23-07-2009, 15:14   #3
Emin Cihan UYSAL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.B.Demirci
muris muvazaası davasında davalı tarafız, muris ,oğlu ve gelini ile yaşadığı tek evini gelinine satmış.65bin liralık banka makbuzu elimizde ,keşfen evin değeri de o tarihte 50bin lira olarak tespit edilmiş.ancak bu para ortada yok.elimizdeki bu makbuza dayanarak davayı nasıl lehimize sonuçlandırabiliriz? bu konuda emsal yargıtay kararları bulabilen var mı?

Alıntı:
Yazan Av.Şentürk DURSUN
Sayın meslekdaşım,
Açacağınız tenkis davasında muris muvazaası her türlü delille kanıtlandığında miras hissenize kavuşursunuz. Bu konuda çok sayıda içtihat var. Selamalr, başarılar.23.07.2009,13.33

Sayın Dursun,
Sanıyorum bir yanlış anlaşılma var.

Sayın Demirci, banka makbuzu ile satış tarihleri aynı gün veya yakın günler olarak gözüküyorsa, satış işleminin tamamlandığını ispat açısından kolaylık sağlayacağı ve akit unsurlarının yerine getirilmesi bakımından işlemin ayakta kalacağı, ayrıca ödenmediğine dair ispat yükünün de sizde değil davacıda olacağı kanaatindeyim.

Konu ile ilgili ve yarar sağlacayacağını düşündüğüm bir yüksek mahkeme ilamı da aşağıda paylaşılmıştır.

Saygılar sunarım.

T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/1983

K. 2003/2729

T. 12.3.2003

- TAPUNUN İPTALİ VE TESCİL DAVASI ( Mal Kaçırma Kastıyla Yaşılan Taşınmaz Temlikinin Muvazaa Sayılması Tapu Kaydının İptal Edilmesi )

- MUVAZAA ( Yerel Mahkemenin Muvazaa Nedenine Dayanmasının Yasal Dayanağının Olmaması )

- SATIŞ AKTİNİN TEMEL UNSURU ( Borçlar Hukukuna Göre Semen ve Bedel Satış Aktinin Temel Unsuru Olması )

- İSPAT ( Resmi Akit Taplosunda Davalının Aldığı Pay Karşılığı Bedelini Ödediğinin Belli Olması ve Aksinin İspatlanamaması )

818/m.182

ÖZET : Borçlar Kanununun 182. maddesi hükmüne göre semen ve bedel satış akdinin temel unsurlarıdır. Eğer bir satış akdinde yasanın öngördüğü anlamda verilen şey karşılığında bedel alınmışsa o akdin tamam olduğu kabul edilir.Somut olayda, davalının miras bırakandan aldığı pay karşılığı bir milyar lirayı ödediği, resmi akit tablosuyla bellidir. Bu bedelin ödenmediği de iddia ve ispat edilmiş değildir. Bu durumda taraflar arasındaki satış aktinin geçerli bir akit olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle, 1.4.1974 tarih ½ sayılı İnançları Birleştirme Kararında tanımını bulan muvazaa olgusunun eldeki davada gerçekleştiğini söyleyebilmek mümkün değildir.
DAVA : Taraflar arasında görülen davada:
Davacılar, muris Ahmet Vural'ın kendilerinden mal kaçırmak amacıyla çekişmeli 3 parsel sayılı taşınmazdaki 193/1062 paydan 93/1062 payını satış gibi oğlu olan davalıya temlik ettiğini ileri sürerek, miras payları oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi A. Sevil Çalıkoğlu tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, işlemin muvazaalı olduğundan bahisle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, tarafların ortak miras bırakan Ahmet V.'ın dava konusu 3 parseldeki, 93/1062 payını bir milyar bedelle, davalı oğluna temlik ettiği, anlaşılmaktadır. Yerinde yapılan keşfte de çekişmeli pay bedelinin bir milyar lira olduğu belirlenmiştir.
Borçlar Kanununun 182. maddesi hükmüne göre semen ve bedel satış akdinin temel unsurlarıdır. Eğer bir satış akdinde yasanın öngördüğü anlamda verilen şey karşılığında bedel alınmışsa o akdin tamam olduğu kabul edilir.
Somut olayda, davalının miras bırakandan aldığı pay karşılığı bir milyar lirayı ödediği, resmi akit tablosuyla bellidir. Bu bedelin ödenmediği de iddia ve ispat edilmiş değildir. Bu durumda taraflar arasındaki satış aktinin geçerli bir akit olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle, 1.4.1974 tarih ½ sayılı İnançları Birleştirme Kararında tanımını bulan muvazaa olgusunun eldeki davada gerçekleştiğini söyleyebilmek mümkün değildir. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harrcın temyiz edene geri verilmesin 12.3.2003 tarihinde oylirliğiyle karar verildi.
Old 23-07-2009, 17:04   #4
Av.Şenol Saltık

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım,

Bu davada murisin terekesinin toplamı ve davacılara mal bırakıp bırakmadığı hususu da önemli. Ekteki Yargıtay kararı size faydalı olabilir. Murisin tek malvarlığı b gayrimenkul ise, satış işlemi banka havalesiyle yapıldığına göre, gerçek satış olduğu açıktır. Pararnın akıbetinin araştırılması biraz zorlama bir iş gibi geldi bana. Neticede muris o tarihten sonra parayı ihtiyaçları için harcamış da olabilir. Satış tarihi ile ölüm tarihi arasında uzun bir zaman geçmişse bunu da lehinize kullanabilirsiniz.

T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/9662
K. 2007/11350
T. 26.11.2007
• MURİS MUVAZAASI ( Tapu İptal ve Tescil - Miras Bırakandan Tüm Mirasçılarına İntikal Eden Taşınır Taşınmaz Mallar ve Haklar Araştırılarak Tapu Kayıtları ve Varsa Öteki Delil ve Belgelerin Mercilerinden Getirtilmesi Gerektiği )
• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Muris Muvazaası - Miras Bırakandan Tüm Mirasçılarına İntikal Eden Taşınır Taşınmaz Mallar ve Haklar Araştırılarak Tapu Kayıtları ve Varsa Öteki Delil ve Belgelerin Mercilerinden Getirtilmesi Gerektiği )
• MİRAS BIRAKANIN MAL VE HAKLARI ( Tüm Mirasçılarına İntikal Eden Taşınır Taşınmaz Mallar ve Haklar Araştırılarak Tapu Kayıtları ve Varsa Öteki Delil ve Belgelerin Mercilerinden Getirtilmesi Gerektiği - Muris Muvazaası/Tapu İptal ve Tescil )
818/m.18,213
4721/m.706
2644/m.26
1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı YİBK

ÖZET : Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, ortak miras bırakanı annesi E.K.’ın 104 ada 34 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı kızına temlik ettiğini ileri sürerek, payı oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi Selda Özer’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi,

Duruşma istemi reddedilerek, gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, kayden tarafların miras bırakanı E.K.’a ait 104 ada 34 parsel sayılı taşınmazın 15.09.1999 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı, miras bırakanının davalıya yapmış olduğu bu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı murisin davacıya da taşınmaz verdiğini bildirerek miras bırakanın gerçek amacının mallarını mirasçıları arasında paylaştırma olduğunu savunmuştur.

Ancak, mahkemece savunma doğrultusunda hükme elverişli olacak nitelikte bir araştırmanın yapıldığı söylenemez.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay inançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca, miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

O halde, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde gerekli araştırmanın yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması mirasbırakanın gerçek amacının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalımın temyiz itirazları yerindedir.

SONUÇ : Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.11.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old 23-07-2009, 17:20   #5
Av.B.Demirci

 
Varsayılan

Sayın Dursun cevabınız için teşekkürler ancak davalı taraf olduğumuzu belirtmiştim.

Sayın Ünsal eklediğiniz Yargıtay kararı benim de araştırdığım ve güvendiğim bir karar ancak paranın yatırıldığı ve satışın yapıldığı görülmekte ise de karşı tarafın 3 yıl gibi bir sürede bu paranın nereye gittiği murisin bu paraya ihtiyacı olmadığı ve dolayısıyla harcayamacağı bir meblağ olması gibi iddiaları söz konusu. Ancak ben de Sayın Saltık gibi düşünerek ortada bir satışın olduğu ve paranın akıbetinin araştırılmaması gerektiği kanaatindeyim.
yine de yargıtay araştırmalarıma devam ediyorum

Yardımlarınız için teşekkürler.

iyi çalışmalar.
Old 23-07-2009, 17:46   #6
Emin Cihan UYSAL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.B.Demirci
Sayın Dursun cevabınız için teşekkürler ancak davalı taraf olduğumuzu belirtmiştim.

Sayın Ünsal eklediğiniz Yargıtay kararı benim de araştırdığım ve güvendiğim bir karar ancak paranın yatırıldığı ve satışın yapıldığı görülmekte ise de karşı tarafın 3 yıl gibi bir sürede bu paranın nereye gittiği murisin bu paraya ihtiyacı olmadığı ve dolayısıyla harcayamacağı bir meblağ olması gibi iddiaları söz konusu. Ancak ben de Sayın Saltık gibi düşünerek ortada bir satışın olduğu ve paranın akıbetinin araştırılmaması gerektiği kanaatindeyim.
yine de yargıtay araştırmalarıma devam ediyorum

Yardımlarınız için teşekkürler.

iyi çalışmalar.

Sayın Demirci;

1. İlk yorumumda da belirttiğim üzere, bedelin ödenmediği iddiasının ispat yükümlüsü davacı taraftır.

2. Soyadım sehven yazdığınız üzere Ünsal değil, Uysal'dır.

Saygılar sunarım.
Old 23-07-2009, 18:09   #7
Av.Şentürk DURSUN

 
Varsayılan

Sayın Uysal,
Haklısınız. Özür dilerim. Davalı taraf olduğunu gözden kaçırmışım. Ancak, satıcı/baba, alıcıyla ikamet etmekte. Makbuz var, ama ortada para yok. Bu olgu, muvazaaya delil sayılabilir. O nedenle, emsal kararın ne ölçüde faydalı olacağı tartışılır. Sayın Demirci'nin moralini bozmak istemem, ama konumları kuvvetlideğil. Selamlar. 23.07.2009, 19.07
Old 23-07-2009, 19:59   #8
Av.B.Demirci

 
Varsayılan

Sizin de belirttiğiniz gibi sehven yazılmış Sayın Uysal
Old 23-07-2009, 20:23   #9
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Muris muvazaasında satış bedelinin gerçek bedel olduğu ve hatta emsaline göre daha fazla olduğu olgusu tek başına davayı çözümleyecek bir ölçü değildir. Kuşkusuz bedelin gerçek değerden fazla olması davalının lehine değerlendirilecektir. Banka makbuzu ve bu makbuzu teyit edecek banka kayıtları ödenen satım parasın ispatı için yeterli olacak ve dikkate alınacaktır.

Ne var ki, satıcıya gerçek bedelin üstünde satım parası ödenmesi tek başına muvazaanın olmadığını gösterecek bir delil değildir. Burada tanık beyanları da önem gösterir. Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki , diğer mirasçılara karşı düşmanlık duyup duymaması, miras bırakanın denkleştirme gayesiyle hareket edip etmediği gibi olgulardan da yararlanılarak durum hakim tarafından takdir edilir.


T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 1998/11497

K. 1998/12276

T. 5.11.1998

• MURİS MUVAZAASI ( Niteliği İtibariyle Mevsuf Olduğu )

• MURİSİN ASIL İRADE VE AMACININ TESPİTİ ( Taşınmaz Temlikinin Muvazaalı Olduğu İddiası Karşısında )

• TAŞINMAZ TEMLİKİ ( Murisin Asıl İrade ve Amacını Tespit Zorunluluğu )

818/m.213

743/m.634

2644/m.26

ÖZET : Muvazaaya dayalı uyuşmazlıklarda miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması gerekir. Bu irade ve maksadın tespiti için bu yöndeki tüm delillerin eksiksiz toplanıp değerlendirilmesi gerekir. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin olup olmadığının araştırılması, davalının alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
DAVA : Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde duruşmalı temyiz edilmiş ise de, dava değerine göre duruşma isteğinin reddiyle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf- vasıflı ) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatları'nda ve 1.4.1974 tarih, 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı'nda açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanun'un 634., Borçlar Kanunu'nun 213. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan, bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında, birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; dava konusu apartman dairesinin intifa hakkı miras bırakan üzerinde kalmak kaydı ile çıplak mülkiyetinin mirasçı olmayan davalıya temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan temlik nedeniyle davalı 500 milyon lirasını miras bırakan adına bankaya yatırdığını savunmuş; bu savunma banka kayıtları ile doğrulanmıştır. Çıplak mülkiyet temlikinden ötürü değerler arasında aşırı bir farkın bulunduğunu da söyleyebilme olanağı yoktur. Davalı tanıkları da satış olgusunun varlığını ifade etmişlerdir.
Açıklanan deliller karşısında davacı tanıklarının takdiri nitelikteki sözlerine üstünlük tanınmak suretiyle muvazaalı temlik yapıldığı söylenemez.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken; kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden dolayı HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.11.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
muris muvazaası av.tuğbabal Miras Hukuku Çalışma Grubu 50 09-09-2016 17:50
muris muvazaası idris sağlam Meslektaşların Soruları 1 20-02-2009 17:59
menkullerde muris muvazaası avukatım Meslektaşların Soruları 1 01-05-2008 10:56
Muris Muvazaası Sayılabilir mi? av.emel Meslektaşların Soruları 13 22-02-2007 09:39


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05574489 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.