Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yabancı Hukuk Sistemleri Türk Hukuku dışında kalan hukuk sistemlerine yönelik sohbetler

‘Temel Hak ve Özgürlükler ve İletişim Teknolojisi’

Yanıt
Old 01-01-2009, 21:29   #1
Gemici

 
Varsayılan ‘Temel Hak ve Özgürlükler ve İletişim Teknolojisi’



Sayın Suat Ergin’in açtığı ‘Biri Bizi Gözetliyor’ THS’nin ilgi çeken forumlarından birisi. Neden peki? Başkalarının neler yaptıklarını merak etmek insanın uğraştıran konuların başında gelir çünkü. Bunun temel nedenlerinden birisi, insanın kendi kendisini diğerleri ile kıyaslamasında yatar. Bu kıyaslamanın nedeni ise kendimize olan gövensizliğimizdir bence. Diğerleri ne yapıyor acaba, benden daha mı iyiler, benden daha fazla malları mı var, benden daha mı yetenekliler, benden daha mı akıllılar, benden fazla mı biliyorlar, benden..., benden.... uzar gider.

Bu güvensizlik madalyonunun diğer yönü, diğerlerinin neler yaptığını bilmek ve öğrenmek istemenin tersi olan, kendimize ait olanı, şahsiyetimizi dışa vuran özelliklerimizi diğerlerinden saklamak çabasıdır. Diğerlerine ait olanı merak ederiz, bize ait olanı saklamaya çalışırız. Ne demiş atalarımız ‘kol kırılır yen içinde’. Kendi kırık kolumuzu yen içine saklamaya çalışırken, diğerlerinin yen içindeki kolları kırık mı, değil mi diye merak ederiz.

Bunun istisnaları yok mu peki, gösteriş meraklısı olan, sahibi olduğu yetenek ve malları, diğerlerini kıskandırmak ve onları etkilemek için veya kendisine olan güvensizliğini kamufle etmek için varını yoğunu ortaya koyup diğerlerine gösterenler? Bu türden olanları da var elbette.

Diğerlerinin neler yaptıklarını merak etmenin politik yönü, kendi idarelerine güvenleri olmayan sistemlerin, özellikle otoriter sistemlerin yönetilenleri gözetmelerinde, neler yaptıklarını bilmek istemelerinde yatar. Bunun tarihte birçok örneği var. Temel haklardan olan, kişiye bağlı özel hayatın gizliliğinin korunması prensibi, tarihten ders almanın bir sonucudur.

Esefle belirtmek gerekir ki özel hayatın gizliliği prensibi günümüzde, özel hayatın aleniliği prensibine dönüşmek üzeredir neredeyse. Bu gelişime en başta iletişim teknolojisinin gelişmesi yol açmaktadır. Büyük bir hızla gelişen ve insanlara büyük yararlar sağlayan iletişim teknolojisi kendine has tehlikeleride beraberinde getirmektedir, kişisel veriler ve buna bağlı olarak özel hayatın gizliliği konusunda.

Temel hak ve özgürlüklerin korunması konusundaki klasik hukuki ve politik yöntemler, iletişim teknolojisinin büyük bir hızla gelişmesi gelişmesi ve kişisel verilerin bu teknolojiye sahip olan kimseler tarafından neredeyse ortadan kadırılması karşısında etkisiz kalmaktadır.

İletişim teknolojisini kendi çıkarları için kullananlar sadece bu teknolojiyi geliştiren kimseler değil elbette ki, bu kervana hükumetler de katılmış durumda; Özellikle 11 Eylül 2001 tarihinden sonra.

Kişisel verilerin resmi ve sivil kişiler ve örgütler tarafından bertaraf edilmesinin karşısında bu hakkın savunulması ve içi boş bir çerçeveye dönüştürülmemesi konusunda, hukuk çevrelerinin kaygıları yanında, literatürde ve uygulamada azımsanmıyacak boyutta bir çalışma var.

Bu konudaki çalışma ve haberleri ‘Temel Hak ve Özgürlükler ve İletişim Teknolojisi’ başlığı altında tartışmaya açmak için bir çalışma grubu oluşturulmasını düşünüyordum. Vereceğim örnekler genelde Türkiye dışındaki ülkelerden olacağından bu fikrimden vazgeçtim. Bir çalışma grubu açmak yerine bu türden haberleri Yabancı Hukuk Sistemlerialanında tartışmaya açmayı düşünüyorum.
Old 04-01-2009, 00:41   #2
Gemici

 
Varsayılan En Büyük BBG „Google“


İnternette herşey bedava neredeyse; Müzik dinle, film seyret, arkadaşlarınla sohbet et, haberleş, araba ara, buzdolabı ara, nezleni nasıl yenebileceğine dair ilaç veya tavsiye ara, oturduğun yerin satelitten çekilmiş resmine bak, tuttuğun takımın ne kadar tanındığını araştır, hangi köşe yazarı bugün na yazmış araştır, bilimsel bir makale ara, bedava hepsi. Bu bedava hizmetleri verenlerin başında Google geliyor 30 dan fazla programı ve hizmeti ile; En başta Google Arama Motoru var, arkasından Google Earth, Google Mail, Google Analytics, iGoogle, Google Takvimi, Google Picasa, Google Translata, Google Chrome, You Tube vs...geliyor

Bedava verildiğini zannettiğimiz bu hizmetlerin karşılığı olarak kişisel verilerimizi elde ediyor internet hizmeti veren Firmalar ve bu verilerle para kazanıyorlar. Google bugün dünyanın en pahalı markalarından sayılıyor; 2,4 milyar kullanıcısı olan Google’nin değeri 86 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Bu bilgileri aldığım ‘Computer Bild’ adlı dergi internet hizmeti veren firmaların nasıl para kazandıklarını şöyle bir örnekle açıklıyor: ‘Bugün hamilelik testi konusunda Google’de bir arama yapsanız, 9 ay sonra internet sayfalarında çocuk bezi reklamları ile karşılaşırsınız’

Farkında olarak veya olmayarak hangi verilerimizi bildiriyoruz peki Google?
Adımızı, yaşımızı, adresimizi, politik eğilimimizi, hobilerimizi, özel hayatımızı, hastalıklarımızı, iznimizi nerede geçirdiğimizi, borçlu olup olmadığımızı, arkadaş çevremizi, mesleğimizi.

Computer Bild bunlara dayanarak şöyle bir senaryo çiziyor:
13 Ocak 2016 senesindeki bir terörist saldırısından sonra USA teröre karşı yeni yasalar çıkarmak istiyor. Bu gaye ile internet firmalarının, özellikle Google’in ellerindeki verileri istiyor. Elde ettiği verilerle USA 2,4 milyar insanın profiline kavuşmuş olur. Kimin kim olduğunu ve nerede oturduğunu nasıl bilecek peki, daha doğrusu internert firmaları kimin kim olduğunu nasıl biliyor? En başta IP Adresi ile. Daha sonra cookiler ve mail kontoları ile.

Gerçekleşir mi böyle bir senaryo, yoksa saçma sapan bir düşünce mi? Evet veya hayır demeden önce tarihteki örneklere bir göz atmak gerekir. İletişim teknolojisinin bu kadar gelişmemiş olduğu zamanlara ve yapılan fişlemelere.

Totaliter bir rejim için en büyük silahtır bu veriler.

Büyük silah mı küçük silah mı üzerinde tartışılacak bir konu. Gerçek şu ki, dünya çapında faaliyet gösteren Google Avrupa’nın verileri koruma görevlileri ile ortak çalışmaya yanaşmıyor ve elde ettiği verileri nasıl kullandığına dair bir açıklık getirmiyor.

Saygılarımla
Old 31-01-2009, 00:58   #3
Gemici

 
Varsayılan Alman Demiryollari ve Temel Hak ve Özgürlükler

Bir devlet kuruluşu olan Alman Demir Yolları 173.000 çalışanını haberleri olmadan kontrol etmiş, basında çıkan haberlere göre. Harika bir şey, 173.000 kişinin ne yaptığını, kimlerle temasta bulunduğunu birkaç fare tıklaması ile öğrenebiliyorsun bilişim teknolojisi sayesinde. Bu fare tıklamasını demiryolları kendisi yapmamış elbette, bir dedektiflik bürosunu görevlendirmiş. Kontrol etmenin gerekçesi çalışanların herhangi bir rüşvet olayına karışıp karışmadığını öğrenmek. Bir devlet kuruluğunun, çalışanlarının rüşvet alıp almadıklarını veya rüşvet verip vermediklerini öğrenme hakkı yok mu? Bunu öğrenmek için, çalışanları haberleri olmadan kontrol edemez mi? Demiryolları yönetimi ve Demiryollarının rüşvet olaylarını önlemek ve ortaya çıkarmakla görevli olan elemanı olan eski savcı Schaupensteiner soruya evet cevabı veriyor. Demiryollarının yöneticisi yaptığı bir açıklamada bu tutumu savundu. Kişisel verileri korumakla görevli kişiler hayır diyor ve uygulamanın hukuka uygun olmadığını belirtiyor.

Savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş. İlgili bakan olayın bir an önce aydınlanmasını istiyor.

Büyük bir olasılıkla olayı incelemek için kurulacak bir parlamento komisyonu ve mahkemeler demiryolları yöneticileri ile aynı düşünceyi paylaşacaklar mı? Şimdilik meçhul, ama takip edip THS’ye taşıyacağım gelişmeleri.

Saygılarımla
Old 01-05-2009, 20:55   #4
fikirbay

 
Varsayılan haklar, özgürlükler ve iletişim...

Sayın Gemici'nin gündeme getirdiği, her zamanki gibi, ilgi çekici, konulardan biri de bu konu.

Başlıktaki üç sözcük, aslında, birbirleriyle iç içe geçmiş ve birbirinden ayrılmaz kavramları temsil ediyor.

Hak olmadan özgürlükler, özgürlük olmadan haklar ve iletişim olmadan bu ikisi birden ne işe yarar hiç düşündük mü?

Hele ki, internet ortamının iletişim, hak ve özgürlükler açısından getirdikleri ve vaadettiklerini düşündüğümüzde, inanılmaz imkanların önümüze serildiğini görüyoruz.

En basit örneği kendimden vermek istiyorum; Frankfurt'taki görevim sırasında, kira ödemelerim boşa gitmesin ve bu harcamayı geri kazanmak mümkün olsun diye, ev kiralamak yerine, kredili bir apartman dairesi satın almıştım. Frankfurt'taki görevim sona erdikten sonra, Koreli, Ukraynalı, Alman kiracılarım oldu. Almanya'daki Scout24 adlı bir gayrimenkul aracılık sitesi vasıtasıyla 20 Euro bedel karşılığı kiracı bulabildim ve yine o ülkedeki Hausmeister (bizdeki kapıcıya benzer ama, nitelikli insanların bizdekinden çok daha geniş kapsamlı sorumluluk aldığı bizdekine kıyasla çok daha itibarlı bir görev) sistemi sayesinde de diğer formaliteleri yürütebiliyor ve Türkiye'de kiracı bulmaktan/değiştirmekten çok daha kolay ve ucuz kiracı bulabiliyor/değiştirebiliyorum.

Kendim halen Kuala Lumpur'da bulunduğum halde, yine internet üzerinden, sağdan direksiyonlu bir Alman otomobilini, Tokyo'dan, getirtebildim.

Bütün bu bireysel hak, özgürlük ve iletişim güvencesinin arkasında HUKUK DEVLETİ ve HUKUK SİSTEMİ yatıyor. Örnek verdiğim Almanya ve Japonya, "hukukun üstünlüğü" yolunda epey mesafe katetmiş gelişkin ülkeler.

Bireylerin hukuk güvencesi altındaki hak ve özgürlükleri çerçevesinde dünya ile sağlıklı iletişim kurabiliyorum ve işler tıkır, tıkır yürüyor. Kuala Lumpur'da iken, Japon firmasına otomobilin bedelini Türkiye'deki İşbank hesabımdan gönderebildim. İnter-net'e bakar mısınız?

Türkiye, bütün bu medeni milletler seviyesinden ve bireysel hak, özgürlük ve iletişimden gerektiği gibi istifade etmeyi hak eden bir ülkedir. Ancak, ülkemizde hukukun üstünlüğü tesis edilemediği için, günlük hayatımız büyük bir telaş, boğuşma, debelenme ve mutsuzluk içinde geçmektedir.

Almanya ve Japonya'dan çok daha fazla koşuşturmaca içinde olmamıza rağmen, bu bir debelenme ve çamurda patinaj kıvamında olduğu için, istediğimiz oranda ileriye gidemiyoruz.

Adalet mülkün temelidir. Bunu anlamakta ve hayata geçirmekte neden bu kadar güçlük çekiyoruz? Yaklaşık 10.000 civarındaki hakim-savcı sayısını neden 20.000 yaparak kanın vücutta dolaşmasını sağlamıyoruz? Hukuk sistemi bozuk ve adalet de olmayınca hücrelere kan gitmiyor ve sosyal vücut kangren oluyor.

Nedenini galiba biliyorum...

Yerim dar ve vaktim yok. Yoksa, daha oynardım...
Old 12-11-2013, 18:51   #5
Gemici

 
Varsayılan 'Haredim' ve Beyt Şemeş

Yazacaklarım ne ölçüde hukukla ilgili, ne ölçüde sadece toplumsal ve kültürel olaylar, ne ölçüde basit veya karmaşık polisiye olaylar kategorisine girer bilemiyeceğim; bilmediğim ve bilemediğim için de bu alana yazıyorum. Yazacaklarımın kaynağı Peter Münch'ün yazdığı, 12 Kasım 2013 tarihli Süddeutsche Zeitung'daki, bir makale.

Beit Schemesch (Türkçeye Beyt Şemeş olarak çevirdim. Çeviri doğru mu bilemiyeceğim)güneş evi anlamına geliyor, diasporadan gelen Yahudileri yerleştirmek için 1950 yılında kurulmuş olan bir İsrail Şehri.

Avusturalya'dan İsraile göç eden bir kadın Beyt Şemeş'i şöyle tanımlıyor: 'Kendimi cennette hissettim buraya ilk geldiğimde, çocuk yetiştirmek için mükemmel bir yer diye düşündüm'

Eve Finkelstein isimli kadının anlattıklarına göre durum ve cennet hakkındaki düşünceleri bundan altı sene önce kendisine atılan taşlardan sonra değişmiş. 'Haredim (Tanrıdan korkan) diye adlandırılan bir grup, günahkarlara karşı düzenledikleri protesto gösterilerinden birisini yapıyormuş. Okul otobüsünü kaçıran oğlunu arabayla okula götüren kadın arabandan inince taş yağmuruna tutulmuş; sırf görünüşü protestocuları tahrik ettiği için.

Eve Finkelstein İsrailde kendi dünyasına paralel dünyalar olduğunu fark ediyor Peter Münch'in belirttiğine göre. 'Bu olaydan sonra bütün ülke hakkındaki hayallerim kırıldı' diyor kadın; 'İsraile geliyorsun ve herkesin Yahudi olduğu düşüncesindesin ama toplumun değişik kabilelere ayrılmış olduğunu görüyorsun'

İsrail 1948 yılında kurulurken Haredim = charedit (Ultra-Orthodx,aşırı ortodoks) sayısı 30.000 miş şimdiki sayıları 800.000i bulmuş. Haredim erkeklerinin yüzde 60-70 i çalışmaz, vaktini ayinle geçririr ve askerlikten muaftır. Geneld kadınlar çalışır. Kadınlar ortalama 7 çocuk sahibidirler. Beyt Şemeşte 90 lı yıllarda gelen Haredim'ler için özel bir yerleşim yeri oluşturulmuş. 100.000 kişilk şehrin nüfusunun yarısını şimdi bunlar oluşturduğu halde bu grupta okul yaşındaki çocuk sayısı bütün okul çocuklarının yüzde 75 ini oluşturuyor.

Beyt Şemeş'te Haredim'le diğer Yahudiler arasında bir kültür savaşı sürdürülüyor. Bu savaş aslında İsrail genelinde var ama Beyt Şemeşteki oranda değil.
Nedir bu Yahudi'nin Yahudi'ye karşı sürdürdüğü kültür savaşının özellikleri:
Eve Finkelstein 'din kişiseldir, diğerlerine nasıl hareket etmeleri gerektiğini dikte ettiremezsin' diyor.
Gerçek durum biraz değişik elbette. Haredim ve diğer Yahudilerin karşılaştıkları her yerde çatışma var: Otobüse binen kadınları arka sıralara otrutuyorlar, kadınların sokak kıyafetlerine karışıyorlar, örneğin.
Belirli binalara iPhone ile girişi yasaklıyorlar, bir sinagogun önünde 'kadınlar karşı taraftan yürüsün' diye bir levha asılmış, Haredimler mahallelerinin girişine 'kadınlar kapalı ve uzun kollu bluz, uzun manto giyinsin. Pantolon ve dar elbise giyinmesin' yazılı levhalar var.

Beyt Şemeş'in belediye başkanı bir Haredim. Diğer Yahudiler belediye başkanının seçime hile kattığı düşüncesinde ve böyle giderse kendilerine bu şehirde yer olmadığını düşünüyorlar ve seçimlerin yenilenmesini istiyorlar. Peter Münch'ın belirttiğine göre Knesset milletvekili Haham Dov Lipman Beyt Şemeş'in geleceğinin Haredim'in, içine çekildiği yalnızlıktan çıkarılıp topluma kazandırılmasında görüyor.

Eve Finkelstein gelecek hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getiriyor: 'Acı olan şehirde aşırı ortodox olmayan 50.000 kişinin yaşaması, ve bunlar şehri terk etmeyi düşünüyorlar. Biz buraya bu ülkeyi kurmak/geliştirmek için geldik. Gidersek, nereye gideceğiz ki?'

Saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İletişim Tespiti !!!!! ZÜMRE Meslektaşların Soruları 1 12-07-2008 21:07
İnternette hak ve özgürlükler bildirgesi Y£LİZ Hukuk Haberleri 0 21-01-2007 13:19
İnternet Ve Özgürlükler hukukcu Meslektaşların Soruları 0 11-03-2002 17:56


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05116796 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.